|
ERZURUM SANAL ANSİKLOPEDİK SÖZLÜĞÜ (www.erzurumluyum.net)
Hazık, 1688 (H.1102)'da doğdu. Asıl adı
Mehmet'dir. Hz. peygamber'in (SAV) soyundan geldiğinden seyyid Mehmet adıyla
da anılır. Şiirlerinde "hazakatli, işinin ehli, usta" anlamına gelen "Hazık"
mahlasını kullanmıştır.
|
|
|
Muzaffer Taşyürek |
|
|
ÖMER NASUHİ BİLMENİN BÜYÜK TEFSİR
TARİHİ HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME (Yeni Ümit
Dergisi)
Muasır Hadiseler İstemem ben Fatiha, tek kırmasınlar taşımı. [s.726-727]
|
|
| Prof. Dr. Suat YILDIRIM | |
|
ERZURUM ÇARŞI PAZAR (www.erzurumgazetesi.com.tr)
Pervizoğlu Camisi 1710 yılında
Pervizoğlu Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış, vakfiyesi de 1715'de
tesis edilmiş.
Caminin üç tarafını kuşatan İhlasiye
ve Muhammediye Medreseleri de aynı şahsa ait. Prof.Dr. İ. Hakkı Konyalı
Pervizoğlu Hacı Mehmet Efendi'nin ihlasiye Medresesi Müderrisleğine damadı
Ömer Efendi'yi; Muhammediye Medresesi Müderrisliğine de oğlu Ebubekir
Efendiyi tayin ettiğini yazmaktadır. Birinde kelam
diğerinde de hadis ilminin okutulduğu medreselerin rasgele bir şekilde bu
semtte yer aldığını söylemek mümkün değildir. Bu semt, Caferiye mahallesinden
sonra Erzurum'da ilmin, sanatın ifade bulduğu ikinci merkezdir. Kitabesi Erzurum
Müftüsü ve büyük şair Hazık Efendi tarafından yazılan Zeynel Camisi 18.
asır eseri. Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi tarafından yaptırılmış olan
camide Yazıcızade İbrahim Paşa tarafından vakfedilen iki tunç şamdan da
caminin tarihi önemini artırıyor. Caminin
kitabesinde bugün para, şöhret ve makamın mağrurluğuna kapılıp herşeyi
unutan yöneticilere ders veren bir ibare var: "Değildir devlet
u para rikab-ı dehrile mağrur Heman ancak duadır maksadı ala vü ednadan"
diyor Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi için
şair. Bugünkü Türkçeyle
şunları söylüyor: "Para ve makam ile zamanın şöhretiyle perdelenmemiştir
gözü Namıkzade Hacı Zeynelabidin Efendi'nin ve o mağrur olmamıştır. Bütün
hayatının ve eserlerinin maksadı zengin olsun fakir olsun herkesin hayır
duasını almaktır." Bu yükseklik karşısında ne demeli?.. |
|
HAZIK EFENDİ BAHSİ (www.yesilyurtlular.org)
Dünyada asayişe ancak müdaradır sebeb"
diyor Hazık Muhammed Efendi. "Erzurum'un ab-ı tabı nevbahar olsun da gör Çeşme sâr çeşme pinhân aşikar olsun da gör"
beyitleriyle Erzurum sevgisini benzersiz bir mana ve biçimde ifadeye muktedir bir gönül adamı. Hem mevlevi, hem Kadiri dergahlarında nefisini terbiye etmiş çok küçük yaşlarında.
Bu manayı bilürken
ahiret baki, cihan fani.
Cihanda kalmadı bir masiyet kim
ettim anı Sezadır olsa şermende benimle nevi insani"
beyitleriyle anlatmış bu makamdaki haletini. Kargapazarı dağlarında çileye girmiş günlerce. Nefsi emmare, nefsi levvame
makamlarından geçmek için.
Ahvalini anlatmış şöylece: "İhtilat nas şimdi çün yasag oldi bana
Guşeyi gam hanemiz cay-i firag oldu
bana
Nağme-yi bülbül sada-yi zişt-zağ
oldu bana"
Kargapazarı'nın gül bahçelerinden, karga seslerinin bülbül sadasından evla
olduğunu dile getirmiş yükseldiği makamda. İlahi aşk yandırmış özünü. "Hasretinle rişte-yi gamda ruz-u şeb ağlarken Sen yine ağyar ile nuşu şerab ettin yeter"
yollu feryatlar etmiş. Halini anlamayanlara:
"Aşk-ı mutlakdır eden divaneyi sahra nevred Gerdiş-i mecnuna sanma sevk-i Leyladır sebep"
beytinde, Allah aşkı, aşıkı sahralara
düşürür, mecnunun aklı başından gitmiş olarak gezinmesi de leyla yüzünden
değil, Allah aşkı sebebiyledir, manasında izahda bulunmuş.
"Aşkınla gönlüm nurdur, Her bir demi bir surdur Mey nuş-u cam hurdur
Geh mes ü geh mahmurdur Herkes bana mahrem değil Mahrem olan adem değil Küstah olursam gam değil Divaneler mazurdur
Sırr-ı enel hak'dan haber Dünyaya baksan ser-te-ser Her zerre bir mansurdur
Beyhude gerdiştir işi Kendüsüni bilmez kişi
Lütf-u hudadan dur'dur Bak bülbüle gülzarı gör, Güllerde mürg-ü zarı gör Esma içinde yâri gör, Biganeden mesturdur
Erenlere derler deli Viranedir gönlüm veli, Amma yine ma'murdur
Aşkımda amma sadıkım Tarh-ı gazelde HAZIK'ım, Tab'ım bana mezburdur"
gazeliyle ilahi aşkın ateşine tutulanlarca dünyanın nasıl
göründüğünü resmetmiş. Kinden, nemimeden, garezden ve hasedden kaçınmaya
davet etmiş insanları. "Zahida eyleme germiyyet rindana hased Yada gelmez mi neler eyledi şeytana hased"
berceste mısrasıyla bu daveti nakşetmiş sevenlerinin gönlüne. Vaz-ü nasihatlerini şu gazeliyle ne güzel ifade etmiştir O.
Derd-i dile derman ara Ser çeşme-yi heyvani bul,
Dünyada baki can ara Alem habib olmuş sana, Nefsin rakib olmuş sana Derdün tabib olmuş sana
Fehmetmeye lokman ara Beyhûde gerdiş eyleme, Efgân-ü naliş eyleme Dâ'vayı dâniş eyleme
Var
mektebe irfan ara Bu yolda ko canı seri, Beyhude gezme serseri Vadi-yi aşka düş yürü
Var sen
de bir sultan ara Aşıkları sarhoş ider, Akilleri bihûş ider Her gamzesi medhûş ider,
Bir
afet-i devran ara Hakkeyle yollarda yüzün, Belürmesün izin tozun Sür giceler yere yüzün,
Matlubuni pinhan ara HAZIK cihanda ser te ser, Eyle heman güş-ü güzar Senden seni agah ider, Kamili cud insan ara."
Taze vâdi gösterir eş'arda Hazık mıdır?"
diyerek, bir manada bu duruma da atıfta bulunan Hazık Efendi,
ayarında olduğu Nef'i kadar şöhret bulmamıştır memleketimizde.
"Haddeden geçmiş nezaket yal ü bal olmuş sana Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı al olmuş sana"
gazeline:
Hun süzülmüş çeşm-i giryandan
şerab olmuş sana" ... şeklinde cevap verecek kadar büyük şair ve emsalsiz bir kalem
erbabıdır aslında.
Mekr dedikleri halkın kerem bozuntusudur"
"Nihâli mâsiyetimizin meyvesi melamet imiş Bu gülistanımızın hasılı nedâmet imiş"
diyecek kadar da dünyayı
sevmeyen birisidir." |