Düzenleyen: Dr. Necati Aksu

 
 

 

EŞREFOĞLU RUMİ DİVANI

 

EŞREFOĞLU RUMİ'nin HAYATI

Eşrefoğlu Rumi, Türk-İslam dünyasının mutasavvıf şairlerinin en büyüklerindendir.

Menakıb kitaplarına göre soyu Hz. Ali’ye kadar uzanır. Asıl adı Abdullah olan Eşrefoğlu babasının adına izafeten Eşrefoğlu, İbn ül Eşref, Eşrefzâde, doğduğu yere izafeten İznikî, şöhretine izafeten de Eşref-i Rumi diye anılmaktadır.

Babası gençliğinde Mısır’dan Anadolu’ya göç etmiş, daha sonra da İznik’e yerleşmiş bir zattır. Babasının adı “Seyyid Ahmed ül Mısri” veya “Seyyid Ahmed Eşref bin Seyyid Muhammed Süyufi” dir. Buradaki Seyyid kelimeleri bu sülalenin Hz.Peygamberin (S.A.V) sülalesine kadar dayandığına işaret etmektedir. Eskiden Anadolu’ya Diyar-ı Rum denildiği için Rumi, Anadolu’lu veya Anadolu’da yetişmiş anlamına gelmektedir. Nasıl ki Mevlana Hazretlerine Mevlana Celaleddin-i Rumi denildiği gibi, Eşrefoğlu’nun Mısır’da bulunan ve bir mutasavvıf olduğu tahmin edilen büyük babası ile Mısır’dan kalkarak önce Suriye’nin Hama şehrine, oradan da Manisa’ya giden, daha sonra da İznik’e yerleşen babası hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Eşrefoğlu’nun iki kardeşinden birinin Hama’da, diğerinin de Manisa’da medfun bulunduğunu Asaf Halet Çelebi “Eşrefoğlu Divanı”nda kaydetmektedir. Bu iki kardeş ya babaları orada bulunduğu sırada vefat etmişler veya daha sonra oralara giderek oralarda kalmışlardır.

Eşrefoğlu’nun dedesinin ve babasının mutasavvıf olması, o çağlarda tasavvuf’un en yaygın yerlerinden biri olan Anadolu’ya göç etmeleri için bir sebeb teşkil edeceği tahmin edilebilir. Çünkü o sıralarda Anadolu’dan Mısır’a; Taşkent, Semerkand ve Buhara gibi Orta Asya şehirlerine tahsil için gidenler bulunduğu gibi, o taraflardan da Anadolu’ya kendilerini irşad edecek, tasavvuf’un aşkını ve zevkini aşılayacak olgun mürşidler, şeyhler aramak için gelenler de bulunuyordu. Eşrefoğlu’nun babası olan zat da bunlardan biri olabilir. Babasının Anadolu’ya geliş ve İznik’e yerleşiş tarihi hakkında malumat sahibi olmamakla beraber bunun Miladi 14. Asrın sonlarına doğru olduğunu tahmin etmek mümkündür.

Babası hakkında çok az da olsa bir bilgi sahibi olmamıza mukabil annesi hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Eşrefoğlu’nun babasının İznik’te evlendiği ve annesinin de İznikli olabileceği tahmin edilmektedir.

Şurasını önemle belirtmek lazımdır ki, Eşrefoğlu, ırken Türk olmamış olsa bile, tamamen Türkleşmiş, en güzel Türkçesiyle eserler yazmış ve Türk kültürüne büyük hizmetleri dokunmuş bir şahsiyettir. Türkçeyi, bulunduğu zamana göre en saf bir şekilde ifade eden bu zat, tamamen Türk kültürünü benimsemiş, Türk cemiyetine tesir etmiş ve Türk Tasavvuf Edebiyatı’nın en kuvvetli mümessilleri arasına girerek daha sonraki mutasavvıf şairlere tesir etmiştir.

İlk tahsilini İznik’te yapan Eşrefoğlu, daha sonra Bursa’ya gitmiş ve orada Çelebi Sultan Medresesi’nde tahsiline devam etmiştir. Danişmentliği (talebeliği) zamanında her ilim ve fende arkadaş ve akranlarından daha fazla muvaffak olmuş ve onların arasında seçkin bir sima olarak tanınmıştır. Tahsilini bitirdikten sonra o devrin büyük âlimlerinden fıkıh üstadı “Kara Hoca” namıyla maruf Afyon Karahisar’lı Alaüddin Ali’ye asistan olmuştur. İlim ve fende çok ileri gitmesine rağmen Eşrefoğlu’nun tasavvufa karşı zaten mevcut olan meyli de gittikçe artmaktaydı. Asistanlığı, hatta talebeliği zamanında derslerden başka tasavvufla da geniş bir şekilde ilgileniyor ve tasavvufi eserleri okuyordu. İlmi artıp, fikirleri olgunlaştıkça seçmesi icap eden yolun tasavvuf olduğuna kanaat getiriyor ve kendisini bu yola sokacak hakiki bir mürşid arıyordu. İşte bu sıralarda, Bursa’da yaşayan Abdal Mehmet adındaki bir meczub veli ile tanışması ve aralarında geçen bir olay Eşrefoğlu’nun zahir ilimlerden ayrılıp tasavvuf yoluna girmesine ve o yolun yıldızları arasına yükselmesine sebeb ve vesile teşkil etmiştir.

Eşrefoğlu, bir sabah vakti erkenden medrese civarında Abdal Mehmet Hazretlerine rastlar. Abdal Mehmet perişan kıyafetli, bazı garip hal ve tavırları olan meczub bir zattır. Zamanın velilerindendir. Eşrefoğlu içinden gelen bir cezbenin tesiriyle ona doğru yürümeye başlar. Bir taraftan da içinden şöyle geçirir: “Tarikat yolundan bana nasib var ise bazı alametler görünsün” Abdal Mehmet’in karşısına gelince durur. Meczub ona bir bakar ve şöyle der:

Danişmend, var bize köfteli çorba getir.

Bu söz üzerine Eşrefoğlu hemen çarşıya gider. Köfteli çorba aramaya başlar. Fakat ne gariptir ki bütün aşçı dükkânlarını, hatta Bursa çarşısını dolaştığı halde köfteli çorba bulamaz. Eli boş dönmek de istemez. Bir aşçı dükkânından köftesiz çorba satın alır ve doğru meczubun bulunduğu yere koşa koşa gelir. Çorbayı Abdal Mehmet’e verir. Meczub çorbayı karıştırır karıştırır, fakat bir türlü içinde köfteye rastlamayınca Eşrefoğlu’na dönüp:

Danişmend, hani bunun köftesi?

Diye sorar. Yoldaki çamurdan bir parça alarak bunu köfte şeklinde birkaç yuvarlak haline getirir, çorbanın içine atar. Daha sonra çorbayı iyice karıştırır ve Eşrefoğlu’na uzatarak:

“Ye bunu”, diye emreder.

Eşrefoğlu, büyük bir teslimiyetle ve hiç tereddüt etmeden çorbayı alır ve yer. Bunu gören Meczub da:

“Ya sen olmayıp da kim olsa gerek.”

Şeklinde anlaşılmaz bir söz söyleyip oradan uzaklaşır. Eşrefoğlu bu sözlerden bir mana çıkaramamakla beraber tasavvuf yoluna girmesi için bir işaret olduğuna inanır. Hücresine gelir. Nesi var, nesi yoksa fıkaraya dağıtır. Düşüncelere dalar. Kime gidecek ve tasavvufa kimin delaletiyle girecektir. Artık zahiri ilimlerden vazgeçerek batıni ilme yönelme zamanı gelmiştir. Sonunda zamanın manevi ulularından ve Bursa’da şöhret sahibi olan büyük veli Emir Sultan (vefatı 1429) hazretlerine intisap etmeyi düşünür.

Emir Sultan miladi 1368’de doğmuş, tahsilini ikmal ettikten sonra Bursa’ya gelmiş, Yıldırım Bayazıt’a damat olmuş bir zattır. Timur ordularının Bursa’yı zaptından sonra Timur, Emir Sultan’a pek çok iltifat ve hürmet ederek, onu Semerkand’a götürmeyi arzulamışsa da Emir Sultan Bursa’da kalmayı tercih ederek Timur’un teklifini kabul etmemiştir.

Emir Sultan, o sıralarda, Ömer Ekmel üd Din isminde bir zat tarafından Hicri 7.asırda kurulan Halveti tarikatına mensup bulunuyordu. Gerek halk arasında, gerek yüksek tabakada çok tanınıyor ve çok hürmet görüyordu. Malını mülkünü fakirlere dağıtıp, kitaplarını da arkadaşlarına hediye eden Eşrefoğlu, Emir Sultan’a giderek:

“Bizi bendeliğe kabul edip irşad buyurun” der.

Emir Sultan Eşrefoğlu’nu şöyle bir süzer. Ve daha sonra ona:

“Siz varın Ankara’ya, Hacı Bayram Veli’ye gidin” der.

Emir Sultan, Eşrefoğlu’nun halinden ve tavrından ondaki istidadı anlamış ve onu daha iyi yetiştireceğine inandığı Hacı Bayram Veli’ye göndermiştir.

Eşrefoğlu ve Hacı Bayram Veli

Eşrefoğlu Hacı Bayram Veli dergâhına tam bir teslimiyetle gitti. H.Bayram Veli Hazretleri ilk önce işe Eşrefoğlu’nun nefsini terbiye etmek, onu benlik ve gururdan tamamen temizlemekle başladı. Eşrefoğlu’nu en aşağılık bir işle vazifelendirdi. Bu iş dergâhın helasının temizliği işi idi. Aşağı yukarı kendisiyle aynı yaşlarda bulunan Hacı Bayram Veli’nin bu emrine Eşrefoğlu hiç itiraz etmedi. “Baş üstüne” deyip eline ibrik, kürek ve süpürge alıp işe başladı. Bu imtihanı başarı ile veren Eşrefoğlu daha sonra Hacı Bayram’ın en ileri gelen müridlerinden biri oldu ve tekkenin tam 11 sene imamlığını yaptı.

Şeyhine sadakatle hizmet eden, onun has müridleri arasına giren ve tekkenin 11 sene imamlığını yapan Eşrefoğlu:

 “Ben şeyhime 11 sene hizmet ettim. Bu on bir senede bir defa dünya kelamı ettim.”

Şeyh Efendi:

“Meşayih katında çok söylemek küstahlıktır, çok söyleme” buyurdu.

Eşrefoğlu:

“Ben de bir daha konuşmadım. Meğerki vakıam (rüya, düş) olaydı. Onu bile edeble söyleyip ta’bir ettirir idim” demektedir.

Eşrefoğlu’nun hal ve hareketini çok beğenen ve diğer müridlere olan faikıyetini gören Hacı Bayram Veli, onu, kızı Hayrünnisa ile evlendirerek damatlığa kabul etmiştir. Eşrefoğlu’nun bu evlilikten Züleyha adlı bir kızı olur. Evlendikten kısa bir süre sonra, henüz daha yegâne çocuğu Züleyha doğmadan önce, Hacı Bayram Veli onu İznik’e gönderir. Veya Eşrefoğlu şeyhinden izin alarak oraya döner. İznik’e dönerken Hacı Bayram Veli’nin halifeliğini alan Eşrefoğlu’na, şeyhi tarikatın sembolü olan bir sancakla bir seccade vermiş ve İznik’te halkı irşad ederek tarikatı yaymağa memur etmişti. Orada münzeviyane bir hayat yaşayan Eşrefoğlu, kendisinin henüz halkı irşad edecek olgunluğa erişmediğini düşünüyordu. Onun için İznik’te kısa bir müddet kaldıktan sonra Ankara’ya, Hacı Bayram Veli’ye döner. Sohbet esnasında Eşrefoğlu bir gün şeyhine şöyle sorar:

“Sultanım, seyr ü sülukun tamamı şimdiki makamımız mıdır yoksa daha var mıdır?”

Hacı Bayram Veli:

“Bir velinin bin sene ömrü olsa envai mücahedat ve riyazat eylese henüz enbiyadan birisinin kademi (ayağı) vardığı yere velinin başı varmak muhaldir” dedi.

Buna karşılık Eşrefoğlu:

“Efendim, bendenize kanaat gelmedi. Seyr ilallah’da tayaran arzusu vardır. Daha ziyadesini isterim” diyerek ısrar etti.

Bu söz üzerine H.Bayram Veli ona, Hama’da bulunan, Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin soyundan olup aynı zamanda da kadiri tarikatının temsilcisi bulunan Şeyh Hüsyn-i Hamevi’ye göndereceğini ve onun yanında daha yüksek makamlara yükselebileceğini söyledi. Yalnız Hama’ya gitmeden önce İznik’e dönmesini, orada 40 günlük sıkı bir riyazat devresini geçirmesini, bu riyazat ve ibadet devresinde de göreceği rüyaları yazmasını bildirdi.

Bu söz üzerine Eşrefoğlu İznik’e dönerek şeyhinin emirlerini tamamen yerine getirdi. Bu riyazet devresindeki rüyalarını uygun bulan Hacı Bayram Veli, nihayet hem müridi, hem de damadı olan Eşrefoğlu’nun Hama’ya gitmesine izin verir.

Şeyhinden müsaadeyi alan Abdullah, ailesi ve henüz çok küçük olan kızı Züleyha için bir merkep bularak yorucu ve meşakkatli bir yolculuğa çıkar.

Kendisi yayan olarak gitmektedir. İznik’ten Hama’ya kadar bu şekilde giderler. Nihayet bir gün uzaktan Hama şehri görünür. Çöllerin kızgın güneşi altında ilerleyen Eşrefoğlu şehir görününce büyük bir iştiyakla hızını arttırır. Hüseyn-i Hamevi, Eşrefoğlu’nun geleceğinden haberdardır. Bir rivayete göre o gün hacdan dönmüştür. Eşrefoğlu’nun o gün Hama’ya gireceği kendisine malum olmuştur ve müridlerine şöyle demiştir:

“Bugün Diyar-ı Rum’dan (Anadolu’dan) bir er geliyor. Gidip onu karşılayınız ve buraya getiriniz.”

Bunun üzerine müridlerinden büyük bir gurup onun şehre gireceği yöne doğru giderler. Eşrefoğlu ise o sırada merkepte ailesi ve küçük kızı olduğu halde yanlarında geçip gider. Onlar ise bu perişan kıyafetli kimsenin Rum’dan gelecek büyük zat olduğunu anlamamışlardır. Rivayete göre Eşrefoğlu’nun hırkası sökük durur ve onu dikmeyip öyle gezermiş. Müridler Diyar-ı Rum’dan gelecek zatın meşale ve cemaatle geleceğini zannetmektedirler. Eşrefoğlu bu sırada şehre girer ve doğruca Hüseyn-i Hamevi’nin evine gider. Şeyh efendi kendisini gayet güzel karşılar. Yanına alır. Bu sırada kapıda bekleyen karısı ve kızı da Hüseyn-i Hamevi’nin ailesi tarafından alınarak kendileri için ayrılan odaya götürülür. Şeyh efendi henüz yorgunluğu bile çıkmamış olan Eşrefoğlu’nun erbaine (küçük bir hücrede yapılan ibadet ve oruç) sokar. Erbainde pek sıkı bir ibadete dalan, uykuyu, hatta yiyeceği bile terk eden Eşrefoğlu maneviyyat âleminin tam manasıyla deryasına dalar. Zevk ve cezbe içinde tamamen kendinden geçer. Adeta bu dünyada yaşadığını unutur. Yemek ve uyku gibi dünya ihtiyaçlarından geçer.

Bür gün bir hizmetçi hücresine yemek götürmüş, fakat Eşrefoğlu’yu hiç kıpırdamaz bir şekilde adeta ölmüş gibi bulmuştur. Telaşla durumu şeyhe bildirir. Fakat şeyh efendi buna hiç aldırış etmez. Çünkü kırk günlük devre tamamlanmadan hücreden çıkarmamakta kararlıdır. Nihayet bu devre tamamlanır ve Eşrefoğlu’nun hücreden çıkacağı gün gelir.

Hüseyn-i Hamevi:

“Vakit tamam oldu. Rumi’yi erbainden çıkarma zamanıdır” der.

Eşrefoğlu kendini o derece ibadet ve taata vermiştir ki, ne kırk günden haberi vardır, hatta ne de yaşadığından. İlahi aşk içinde kaybolup gitmiştir. Zikirlerle hücresinin bulunduğu yere giderler. Kapıyı açarlar. Eşrefoğlu kendinden geçmiş bir halde adeta ölü gibi durmaktadır. Rengi sapsarı olmuş, gözleri kapanmış ve nefesi kesilmiştir. Şeyh yanına yaklaşır ve kulağına eğilerek birkaç defa:

“Rumi, kalk” der.

Daldığı manevi âlemden pek güçlükle uyanabilen Eşrefoğlu, gayet hafif bir sesle ve pek üzüntülü bir şekilde:

“Sultanım, bize kıydınız.”

Der ve oturabilir. Çünkü o ilahi âlemden ayrılmak kendisine çok zor gelmiştir. Şeyh efendi, Eşrefoğlu’nun ne derece bir insan, nasıl bir Hak aşığı olduğunu iyice anlar. Onun artık yolunu tam olarak bulduğuna ve bir mürşid olarak halkı irşad etmesi icab ettiğine kani olur.

Eşrefoğlu’nu hücreden çıkarır. Kendisinin mürşid sıfatıyla İznik’e dönüp halkı irşadla meşgul olmasını söyler. Daha sonra şöyle hitap eder:

“Halk senin zahirine de bakar. Onun için kıyafetini biraz düzmen lazımdır. Şu hırkayı ve pabuçları al, giy.”

Eşrefoğlu hırkayı giyer ve Pabucu da başına geçirerek:

“Şeyhimin verdiği pabuç ayağımda değil, başımda gerektir” der.

Rivayete göre Eşrefoğlu pabucu başına geçirince pabuç yedi yerinden çatlar. Eşrefiye tacının yedi terk (dilimli) olmasını bu olaya bağlayanlar çoktur.

Eşrefoğlu Hama’dan, şeyhinin yanından ayrıldıktan sonra İznik’e döner. Fakat halkı irşad edecek yerde silik ve münzeviyane bir hayat yaşamaya başlamıştır. Şandan ve şöhretten hiç hoşlanmayan Eşrefoğlu, kimsenin dikkatini çekmeden fakirane bir ömür sürmekte, elinden geldiği kadar halkla temas etmemektedir. Eşrefoğlu’nun bu şekildeki hayatı kısa bir süre devam ettikten sonra, Eşrefoğlu’nu tanıyan ve onun şöhretini işiten birisinin Hama’dan İznik’e gelmesiyle değişir. Bu şahıs İznik’te herkese Eşrefoğlu’nun Hama’daki hayatını, Hüseyn-i Hamevi’nin yanında seçkin durumunu, menkıbelerini anlatmaya başlar. Bundan sonra da halkın nazarları Eşrefoğlu’nun üzerinde toplanmaya başlamıştır. İznik halkı artık O’na hürmet ve itibar göstermekte ve peşini bırakmamaktadır. O, halkın bu büyük alakasından rahatsız olmuş ve izini kaybetmek istemiştir. Şehirden uzaklaşıp dağlara çekilir ve tekrar uzlet hayatına başlar. Fakat bu şekilde yaşayışı da uzun sürmez.

Onun dağlarda dolaşması bir köylünün dikkatini çeker. Onu bir suçlu sanarak yakalayıp evine getirir. Gayesi onu teslim edip mükâfat almaktır. Fakat daha sonra, Eşrefoğlu’nun şöhretini duyan köylünün annesi tarafından mesele anlaşılmış, köylü de, annesi de ona mürid olmuşlardır. O yeniden şehre döner ve asıl vazifesi olan halkı irşada tam manasıyla başlar. İlk müridi olan köylü, Eşrefoğlu’ya Pınarbaşı denilen yerde bir tekke inşa eder. İşte bu tekkede, Kadiriliğin bir kolu olan ve kendisiyle başlayan Eşrefiliği yayarak müridlerini yetiştirmektedir. Ünü, İznik’ten başka Bursa’yı ve civar şehirleri de kaplar. Saray çevresinde de tanınan ve hürmet gösterilen bir kimse olur. Sadrazam Mahmut Paşa onun müridleri arasına girer. Ömrünün sonuna kadar Pınarbaşı’daki tekkeden ayrılmaz. Muhtemelen Hicri 874 (Miladi 1469) yılının Hac mevsiminde 120 yaşına yakın olduğu halde vefat eder. Tekkesinin yanında bulunan türbesine defnedilir. Eşrefoğlu’nun türbesi daha sonra Sultan 4.Murat tarafından yeniden yaptırılmış ve kıymetli çinilerle süslenmişse de, Yunan işgali sırasında Yunanlılar tarafından yıkılmıştır. Tekke ve türbesinin yanında bulunan Eşrefoğlu Camii ise halen mevcuttur.


 

CANIMI URYAN EDÜP

Canımı uryan edüp saldım bu aşk deryasına

Nagehan aşkın sataştım dürr-i bi hemtasına

 

Can u baş u din ü dünya verdim aldım derd-i yar

Merhem ol derd oldu ancak yüreğim yarasına

 

İlm ü akl ü zühd ü takva çün hicab oldu bana

Külli sevdadan geçüp düştünm anın sevdasına

 

Masivadan göz yumup gördüm anın didarını

Kendüzümden el yudum girdim fena sahrasına

 

Ol fenadan bir fenaya bir fenadan key fena

Key fenadan sonra eriştim anın bekasına

 

Bir bekadır ol beka hergiz fena irmez ana

Aklını ko gel eresin bu sırrın manasına

 

Akl ile aşka girilmez aşk aklı mahv eder

Akl aşkın ol sebebden gelemez yurasına

 

Akil ister cennet ü hur ü kusur gılman ola

Aşıkın hiç meyli yoktur cennet ü ni'masına

 

Aşık ol kim göresin Dost yüzünü bunda bugün

Mağrur olma zahidin ol va'de-i ferdasına

 

Va'de-i ferdaya göymez âşık-ı şurideler

Göz karar derd ü şer erer zülfünün karasına

 

Eşrefoğlu Rumi aşkdan hoş haber verdi yine

Müddeinin hiç kulak urmaz kuru da'vasına

 

Müddeinin her sözünde vardurur niçe garaz

Talib isen girme zinhar müddei arasına

 

AŞK BENİ

Aşk beni yağma kıluptur sen beni sorma bana

Ben beni bulımazım nite haber verem sana

 

Nuş ideliden ol harabat-ı muganın camını

Aklım esrük canım esrük ne sorarsan sır ana

 

Ol şarabı kim ben içtim farig-i peymaneyem

Sakisi ol baki nurdur cehd edüp eriş ana

 

Bu vücudum katresin bahre irürdüm mest olup

Bu kamu mevc-i deryadur direm önden sona

 

Suretim âşık veli içim dolu maşuk benim

Âşık u maşuk birdir hemen kalma tana

 

Gel bu birlik şerbetinden bir kadeh nuş eylegil

Bir bakıp bir göresin dağılmayasın dört yana

 

Ben bu birlik dediğim yokluktur anlarsan sözüm

İkilik bu varlığın komaz varasın aslına

 

Sen bu yokluktan kaçarsın bir işit yokluk nedir

Bir mücellâ âyinedir Dost yüzün görmekliğe

 

Eşrefoğlu Rumî ikilik defterin yaktı oda

Bir olup birlik bulup birikti birle birliğe

 

EY ALLAHIM

Ey Allahım beni senden ayırma

Beni senin didarından ayırma

 

Seni sevmek benim dinim imanım

İlahi dini imandan ayırma

 

Sararıben solup döndüm hazana

İlahi hazanımı daldan ayırma

 

Şeyhim güldür ben anın yaprağıyam

İlahi yaprağım gülden ayırma

 

Ben ol Dost bahçesinin bülbülüyem

İlahi bülbülüm gülden ayırma

 

Balığın canını suda dediler

İlahi balığım gölden ayırma

 

Eşrefoğlu senin kemter kulundur

İlahi kulu sultandan ayırma

 

ELVEDA

Elveda ey mah-i taban elveda

Elveda ey mihr-i Yezdan elveda

 

Elveda ey afitab-ı şer'i din

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Gündüzün bayram idi saimlere

Her geçen bir kadr idi kaimlere

 

Nurdan bir tac idin âlemlere

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Leylet ül kadr ü berat idin bize

Hem dahi savm ü salat idin bize

 

Nar-ı duzehten necat idin bize

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Yılda bir gez şehri seyran eyledin

Kendüzin bu halka mihman eyledir

 

Sonra tavus gibi cevlan eyledin

Elveda ey mah-i taban elveda

 

Hazrete bizden şikâyet eyleme

Aybımız çoktur hakaret eyleme

 

Eşrefoğlu'na melamet eyleme

Elveda ey mah-i taban elveda

 

BU GÖNÜL

Bu gönül deriçesinde yine bir nur oldu peyda

Aklımı başımdan aldı beni kıldı delü şeyda

 

Temamet gönül cihanın o nurun şu'lesi tutdu

Yer ü gök tecelli doldu dağ u taş u ku u sahra

 

Ne ki var cemi eşya nikabın götürdü yüzden

Kamusunu gördüm ol Dost ma'şuk oldu her ca

 

Nereye kim bakar isem gözüm anı görür ancak

Görünen oldur hem gören kanı gelsün imdi bina

 

Ne vücud var, ne âdem, ne zaman var, ne mekân

Ne piş ü pes, ne fevk u taht, ne yesar hod yümma

 

Kamu vahdet oldu kesret, götürüldü nur u zulmet

Dolu arş u ferş tamamet oldu anı görmez ama

 

Meğer Eşrefoğlu Rumi gene kendüden varuptur

Halka bir edna kalıptır pes anındur işbu gavga

 

BENİM İŞBU

Benim işbu garib canım aceb düşdü bu sahraya

Yolunu Dost'a varmağa bunu edindi sermaye

 

Meğer bu can bu sevdayı ezelden tuta geldiydi

Yine ol Dost'a varmağa bunu edindi sermaye

 

Bu sevda bir aceb sevda götürür başına gavga

Nicenin tac ü tahtını bu sevda verdi yağmaya

 

Bu sevda dediğin aşktır bu sahra dediğim dünya

Bu sahrada bı esfelden bu aşkdur ilten alaya

 

Niceler işbu sahrada yolun yabana bırakmış

Vatanından cüda düşmüş dolaşmış, bu harabaya

 

Veli her sevda aşk olmaz âşıklar diridir ölmez

Ölen şol kimselerdir kim gönül verdi şu dünyaya

 

Bu aşkı Hak bu canlara delil olmağa gönderdi

Bulan aşk odun aşk ile hakikat erdi Mevla'ya

 

Gel imdi bul aşkı ki bunda göresin Dost'u

Görenler muntazır olmaz bugün ol Dost'u ferdaya

 

Sen ey gönlü kara münkir gider inkârı içinden

Didarım görmeyiser der Hak ol münkir-i âmâya

 

Eğer dersen ki aşıkım bu aşk yolunda sadıkım

Budur bu da'viye mana koyasın canı ortaya

 

Eşrefoğlu Rumi sen bu aşkdan her giz ayrılma

Bu aşk cuşiyledir katre taşup varduğu deryaya

 

Bu aşk bir derd ahıdır gidenin Hakk'a rahıdır

Bu aşka berk yapış zinhar kayıkma dünya ve ukbaya

 

ERİLMEZ YÂRE

Erilmez yâre biyar olmayınca

Cihanın halkı ağyar olmayınca

 

Hakikat âlemine yol varılmaz

Bu mülkten külli bizar olmayınca

 

O vahdet bahrine kimse ulaşmaz

Akup gözyaşı pınar olmayınca

 

Müyesser olmaz ol yârin visali

Yolunda varı isar olmayınca

 

Bu dünya cifesin nefs iti komaz

Gönülde azm-i didar olmayınca

 

Gönül cem' oluben Dost'a yönelmez

Bu dünya karı tarmar olmayınca

 

Gönül Dost'a özenmez derdlü olmaz

Bir ehl-i derde uyar olmayınca

 

Gönüle dolmaz ol yârin hayali

Hayal-i gayri yuyar olmayınca

 

Gönül ayinesi pasdan silinmez

Dilinde Dost tekrar olmayınca

 

Gönül bu aşka her giz mahrem olmaz

Tamam derde giriftar olmayınca

 

Cihanda kimse aşkdan haz etmez

Koyup namusu biar olmayınca

 

Kişi bu aşk içinde gerçek olmaz

Vefa koyup cefakâr olmayınca

 

Cefasız kimse ermedi vefaya

Gül olmaz bellidir har olmayınca

 

Visal-i şerbetine kimse kanmaz

Yürek derd ile yanar olmayınca

 

Kime kim zerre derdi yaver oldu

Komaz aşkdan haberdar olmayınca

 

Ko gitsin dertsizi hayvandır ol kim

Yedilmez ana yular olmayınca

 

Var evvel derdli ol andan em iste

Timar yok sana bimar olmayınca

 

Sözünü ehl-i derdin etme inkâr

Yolu bulmazsın ikrar olmayınca

 

Var Eşrefoğlu Rumi gibi sen de

Dolanma vasl-ı dildar olmayınca

 

AŞK İLE VİRAN

Aşk ile viran olan imaret ta ebed

Hardır ol her dü cihan oldu selamet ta ebed

 

Aşk ile aşka uyanlar göre ma'şuk yüzünü

Nef ile nefse uyan oldu melamet ta ebed

 

Âşık isen teni terk et canı ko canana git

Tene cana kalanın işi hacalet ta ebed

 

Sen vücudun safhasından yu gider benlik adın

İki cihan devletinden ol feragat ta ebed

 

Var riyaset bütin uşat yire sal namusunu

Halk içinde nefsi hor et bul saadet ta ebed

 

Çek mezellet darına kibr ü kine verme aman

Şöhreti ko külli şöhret oldu afet ta ebed

 

Kim ki şöhret bendine bunda giriftar olduysa

Akıbet toprak olup kıldı nedamet ta ebed

 

Yürü var dünya ile fahr eyleme Firavn gibi

Bitmez illa ol tefahürden şakavet ta ebed

 

Fakr ile fakreyle çün "Elfakrı fahri"der Resul

Mala mülke mağrur olma dime heyhat ta ebed

 

Cifedir dünya anın talibi itler der Nebi

Cife kovan kişinin işi hasret ta ebed

 

Cid eliyle can gözüne çek mücahit milini

Nefs ile hiç dostluk etme kıl adavet ta ebed

 

Meskenet ayinesinde bak cemal-i Dost'u gör

Hep hevalardan beri ol Hakk'a yüz tut ta ebed

 

Kes enaniyet peşini meskenet sikkiniyle

Kaz çıkar benlik kökünü ardına at ta ebed

 

İşbu yolda günde bin kez ger seni öldüreler

Teslim ol yüzün çevirme vir iradet ta ebed

 

Aşıka bu yolda can virmek gerek elbette kim

Şöyledir bu aşk içinde örf ü adet ta ebed

 

Kim ki can virmedi bunda sa'yi oldu hep heba

Gitmedi nefsinden anın hiç habaset ta ebed

 

Eşrefoğlu Rumi her kim pendini tutar ise

Görmeye iki cihanda ol melamet ta ebed

 

YİNE CANIM

Yine canım dimağına erişti ol lezzet-i Dost

İki cihan gerekmez çün ele girmez fırsat-ı Dost

 

Bana işbu müddeiler nice ta'n ederse etsin

Hele şimdi hâsıl oldu bana bunda vuslat-ı Dost

 

Ne yerekim bakar isem gözüme görünen oldur

Gelsin ol diyen ki yoktur bugün bunda rüyet-i Dost

 

Basiret gözünü açsın hakikat nazarla baksın

Görsün ol ki nice dolmuş cihana delalet-i Dost

 

Eşrefoğlu Rumi sana inayet erişti Hak'dan

Yedi iklimine doldu temamet muhabbet-i Dost

 

EY HEVASINA TAPAN

Ey hevasına tapan

Tevbeye gel tevbeye

Hakk'a tap Hak'tan utan

Tevbeya gel tevbeye

 

Nice nefse uyasın

Nice dünya koğasın

Vakt ola usanasın

Tevbeye gel tevbeye

 

Nice beslersin teni

Yılan çiyan yer anı

Ko teni besle canı

Tevbeye gel tevbeye

 

Sen teni sandın seni

Bilmedin senden teni

Odlara yaktın canı

Tevbeye gel tevbeye

 

Sen dünya-perest oldun

Nefsin ile dost oldun

Sanma dirisin öldün

Tevbeye gel tevbeye

 

Gör bu müekkilleri

Yazarlar hayr u şerri

Günahdan olgıl beri

Tevbeye gel tevbeye

 

Ey miskin âdemoğlu

Usan tutma âlemi

Esmeden ölüm yeli

Tevbeye gel tevbeye

 

Ölüm gelicek naçar

Dilin tanını şaşar

Erken işini başar

Tevbeye gel tevbeye

 

Göçer bu dünya kalmaz

Ömür payidar olmaz

Son pişmaz assı kılmaz

Tevbeye gel tevbeye

 

Tevbe suyuyla arın

Dimegil bugün yarın

Göresin Hak didarın

Tevbeye gel tevbeye

 

Eşrefoğlu Rumi sen

Tevbe kıl erken uyan

Olma yolunda yalan

Tevbeye gel tevbeye

 

HEP FESAD

Hep fesad işlerime

Estağfirullah tevbe

Yaman teşvişlerime

Estağfirullah tevbe

 

Gözümün baktığına

Gönlümün aktığına

Kulağım çaktığına

Estağfirullah tevbe

 

Dilimin gıybetine

Nefsimin lezzetine

Hep azam lezzetine

Estağfirullah tevbe

 

Bildim suçumu bildim

Döndüm Çalabım tuttum

Geldim kapına geldim

Estağfirullah tevbe

 

Benden suçumu sorma

Ayıbım yüzüme urma

Mahrum beni döndürme

Estağfirullah tevbe

 

Settarül'uyub sensin

Gaffar üz zünub sensin

Fettah ül kulub sensin

Estağfirullah tevbe

 

Gerçi kim günahım çok

Rahmetin dahi artuk

Asine kapun açık

Estağfirullah tevbe

 

Nefs bendine tutuldum

Şeytana esir oldum

Her hata kim ben kıldım

Estağfirullah tevbe

 

Eşrefoğlu Rumi'nin

Şol çok günahlarının

Kefaretidir anın

Estağfirullah tevbe

 

Tevbeyi tacil edin

Gelin cennete gidin

Ey müminler siz edin

Estağfirullah tevbe

 

Arzu yılanlarının

Canları soktuğunun

Tiryaki ol ağunun

Estağfirullah tevbe

 

NE OLAYIM

Ne olayım derviş olsam

Hoş yürüsem dervişane

Terk eylesem kibr ü kini

Yüz sürüsem irişene

 

Kande baksam Dost'u görsem

Daim Dost'tan haber versem

Dost Dost deyu Dost'a ersem

Gelip Dost'u soruşane

 

Döksem gözlerin yaşını

Artırsam bağrım başını

Bıraksam dünya işini

Azm etsem ol binişane

 

Kosam nefsin çirkin huyun

Hiç vermesem nefse boyun

Aşk içinde erkân ayın

Budur Dost'a gidişene

 

Şeyh elinden giysem kisvet

Nefs elinden kılsam feryat

Aşk elinden versem şerbet

Yanubanı tutuşane

 

Eşrefoğlu Rumi söyler

İle şara haber eyler

Kim ki dost'u görmek diler

Varsın Dost'a bilişene

 

YİNE DOST'UN

Yine Dost'un kokusu geldi cane

Yine can mest olup oldu revane

 

Erüp aşk leşkeri taraş edüben

Yıkıp gönlüm evin kıldı virane

 

Beni benden giderdi kendi geldi

Kamu mülkümü aşk tuttu şehane

 

Verip bu akl ü canı aşkı aldını

Gözün assı erer mi bu ziyane

 

Din ü dünya kamusun Dost yoluna

Virem aldanmayam küfre imane

 

Diseler aşkı ko al ne dilersen

Diyem aşksız cihan değmez samane

 

Bu aşk ağır bahalı gevher olur

Ele girmedi aşk iki cihane

 

Bu aşkın kıymeti yokluk olur bil

Beha yetürmediler yok olane

 

Çü aşkın misli yok sen dahi yok ol

Ki sana aşk ola genc-i nihane

 

Gözüm açtı bu aşk gösterdi yolum

Bana aşk oldu mürşid-i yegâne

 

Nikabın götürdüm gördüm cemalin

Vücud imiş nikab olan hemane

 

Çü aşk oduna varlık yandı külli

Dahi kalmadı ayruk hiç bahane

 

Deme bu razı Eşrefoğlu Rumi

Bu sırra mahrem bigâne

 

Bulunmaz bu cihanda doğru bir yar

Aceb olmuşdürur şimdi zemane

 

ZAHİDA

Zahida gel aşka uy ar eyleme

Tevhidini aşkın inkâr eyleme

 

Zerk ü hubbün evlerin eyle viran

Gönlünü ol mülke mimar eyleme

 

Masiva rengin gönülden sil gider

Bir gönülde hubbü tekrar eyleme

 

Aşk değişdür tesbih ü seccadeyi

Bundan özge dahi bazar eyleme

 

Derd-i yar ile yüreğin yara kıl

Derdi artur derde timar eyleme

 

Sırr-ı aşkı bilmez illa aşk girü

Sana aşk besdir dahi yar eyleme

 

Eşrefoğlu Rumi aşka yar isen

Dilde aşktan özge ezkar eyleme

 

BENİM ŞEYHİM

Benim şeyhim seni Hakk'a yetürür

Nice müşkülleri onda bitirür

Muhammed'in sancağına götürür

Abdülkadir Sultan derler şeyhime

 

Giderler gazaya çalarlar satır

Daima yaparlar hoş gönül hatır

Bağdat'ta türbesi nur olmuş yatır

Abdülkadir Sultan derler şeyhime

 

Aşığın yüreği yanar tutuşur

Çiğlerin var ise var onda pişir

Her kanda çağırsan gelip yetişir

Abdülkadir Sultan derler şeyhime

 

Daim Allah ile şeyhimin işi

Dost deyince akar gözünün yaşı

Eşrefoğlu Rumi anın dervişi

Abdülkadir Rumi derler şeyhime

 

ESKİ YAREM

Eski yarem var idi yürekte açıldı yine

Yeryüzüne kanlı yaşım yine saçıldı yine

 

Yüreğimin şerha şerha yareleri bitmedi

Noldu yine noldu yine yâre açıldı yine

 

Yine ayın yenisidir deliliğim depreşir

Akl u fikrim konağından yine içildi yine

 

Tevbe vermiş idi zahid aşk şarabın içmeyem

Sındı tevbem dolu dolu yine içildi yine

 

Dediler idi bana kim aşk kitabın okuma

Fala bakayım dedim ol sayfa açıldı yine

 

Terziye ısmarladım Rumi'ye zahid donu biç

Tutmadı sözümü âşık donu biçildi yine

 

DEVŞİR AKLIN

Devşir aklın alli ala eyleme

Sil gözün yaşın gavga eyleme

Demedim mi sana benden özgeye

Gözün açuban temaşa eyleme

 

Daima görmek diler isen beni

Eşiğimden özge me'va eyleme

Gâhi vasl ü gâhi mahcub oluben

Gâh nevha vü gâh telala eyleme

 

Özge yârin var imiş var imdi var

Dahi vaslımı temenna eyleme

Âşık isen sen de âşıklar gibi

Rumi'ye gönlünü herca eyleme

 

DÜŞELİ AŞKIN

Düşeli aşkın bu canım iline

Beni bıraktı bu halkın diline

 

Gözlerimden yaş ile kan akıtır

İlle yaşım dilemezem siline

 

Zira aktıkça gözümden kanlı yaş

Hoş tesellir gelir ben kuluna

 

Hoş yaraşır aşıka gözü yaşı

Kim ki âşıksa gözünden biline

 

Ben bu aşktan bir nefes ayrılmazam

Ger yüreğim şerha şerha diline

 

0Aşk ile ben bir demimi vermezem

Aşksızın olan ömrün bin yılına

 

İsmi resmi Eşrefoğlu Rumi'nin

Kül olup savruldu aşkın yeline

 

Kalmadı nam u nişanı zerrece

Garka varup gitti aşkın seline

 

HAKTAN UTAN

Haktan utan olma asi

Gel ikrar eylegil ere

Er dediğim Tanrı hası

Gel ikrar eylegil ere

 

Zinhar erden olma ırak

Sekiz uçmak ere durak

Etmeyesin yarın firak

Gel ikrar eylegil ere

 

Er gönlü dolu Hak nuru

Ere müştak uçmak huri

Ko ol münkir-i tekbiri

Gel ikrar eylegil ere

 

Erdir ol Hazret'e varan

Didarını şeksiz gören

Yüklülere meded iren

Gel ikrar eylegil ere

 

Erenleri kim sevmeye

Tamu dibinde kaynaya

Kimse şefaat kılmaya

Gel ikrar eylegil ere

 

Er ilter seni cennete

Hem ulaştırır rahmete

Uğramayasın mihnete

Gel ikrar eylegil ere

 

Aldınsa erenler elin

Doğru vardın ise yolun

Gir uçmak içine salın

Gel ikrar eylegil ere

 

Eşrefoğlu Rumi nola

Erenler yolunda ola

Kan bahası didar ola

Gel ikrar eylegil ere

 

Gerçeklere budur nişan

Gerçek anmaz can ü cihan

Hak'tan ister isen iman

Gel ikrar eylegil ere

 

NEFSİ ZİNDAN EYLEGİL

Nefsi zindan eylegil daim riyazethanede

Kim halas olup gidesin sen dahi ol hanade

 

Tak riyazet zencirin boynuna nefsin aşk ile

Ta ki nefsin devlerin getiresin imane de

 

Bend edip nefsi bırak açlık susuzluk çahına

Zikr kılıcın ele al gir yola merdane de

 

Evliya vü enbiya Hak yola böyle girdiler

Nefslerin kahrettiler kıydılar hem cane de

 

Çünkü cane kıydılar külli hevesden geçtiler

La mekândan da ileri gittiler seyrane de

 

Bend edip salmaz isen nefsi raiyazet çahına

Sen anın bendindesin hiç düşmegil gümane de

 

Kim ki nefsi bağlayıp kılmadı kendüye muti

Nefse firkatte giriftar oldu ol şeytane de

 

Nefs-i emmare diler emrinde daim olasın

Hiç itaat etmeyesin ol yüce Sultan'e de

 

Eşrefoğlu Rumi kim nefsi müselman ettiyse

Mürşid-i hadi olur cinne hem insane de

 

ŞEYHSİZ

Şeyhsiz varamazsın yolu

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

Şeyhin himmetidir ali

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Bir şeyh edim yola rehber

İşbu yola şeyh ile var

Budur sana doğru haber

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Gör ol şeyhsiz gidenleri

Kimi mülhid kimi dehri

Olma sen cebri ya kaderi

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Hak habibi iken Resul

Şeyhsiz Hakk'a varmadı yol

Kim şeyhi yok şeytandır ol

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

Talibiysen Hak yolunun

Var elin tut bir ulunun

Tut pendin Eşrefoğlu'nun

Zinhar şeyhe eriş şeyhe

 

KOYUP AĞYARI

Koyup ağyarı sen gel yarı gözle

Gönül verme fenaya varı gözle

 

Cihanda lokma için gussa çekme

Yedirme nefsine murdarı gözle

 

Kanaat zenciriyle nefsin itin

Ki bağla yırtmasın deyyarı gözle

Gurab-ı nefse uyup cife koma

 

Bulup can bülbülün gülzarı gözle

Bu taşra halk ile pazarı terk et

Gönül şehrine gir esrarı gözle

 

Sakın Bağdad'ını uğrulamasın

Heva ile bu nefs ayyarı gözle

 

Ezelden Hak ile vade edüp sen

Hakk'a tap gayrı ko ikrarı gözle

 

Derip devşirme koyup gideceksin

Ne aldı gitti gidenleri gözle

 

Be derbendi geç Eşrefoğlu Rumi

Eriş kafileye saları gözle

 

Durugel karüban göçtü uyuma

Yabanda kaldı usanları gözle

 

ANIN DERDİ İLE

Anın derdi ile daim yine bu yüreğim yane

Kodu canımda aşk odun ezelden ta ebed yane

 

Beşarettir bana yanmak yolunda baş u can vermek

Bu bezirgânlık özgedir erişmez sud u husrane

 

Bu aşk oldu beni yaksın tütünüm göklere çıksın

Eğer bu yüz bin canım varsa feda olsun o canane

 

Bu aşkın âdeti yakmak ölür âşıkları daim

Şu kim aşk oduna yanmaz yazıldı adı hayvane

 

Anın aşkı bana yardır dilimde adı tekrardır

Gönül kevnine vermezler nazar kıl ehl-i irfane

 

Anın aşkı kime düştü dağıldı tadbiri şaştı

Mekânı lamekan oldu kılur kendini virane

 

Sefer kılur vücudunda bu aşkın taciri daim

Erer pazarına aşkın verir bin canı bir cane

 

Hayatın ruh ile sanman bu uşşakın eya gafil

Tecellisine ma'şukun bular can verdi şükrane

 

Gerkse zahid ü abid ol Eşrefoğlu Rumi sen

Çü vasıl olmadın Hakk'a yazılmaz adın insane

 

Ey âşıklar ey sadıklar ey esrükler ey ayıklar

Kayurmaz can u başından girenler işbu meydane

 

EYA GAFİL

Eya gafil aç gözünü bir bak bu dünya haline

Hiç kimse geldi mi bunda düşmedi ecel eline

 

Niceleri Sultan edip tahta çıkardı bir zaman

Ahır yere vurdu anı irgürmedi visaline

 

Bu dünyayı benim sanup zinhar buna verme gönül

Nice senin gibilerin gülüp geçti sakalına

 

Bu fenaya aldanmagıl ol bekanın kaydı görgil

İşbu geçer dünya için girme halkın vebaline

 

Gör gör bunu fenasını çekme zinhar belasını

Tiz tiz nice noksan erer bir bak bunun kemaline

 

An şol günü yer devrile gökler çatlayıp yarıla

Mahlûk bir yere derile İsrafil suru çalına

 

Atan anan kardaşların yad olup senden ayrıla

Şol ettiğin zulumlerin hep dadı senden alına

 

Şol dünyaya benim diyen atlar binip harir giyen

Kara toprak olup yatır kimse bilmez ki hali ne

 

Arif olan baktı gördü bunun mekr ü hilelerin

Bir parmağın da banmadı bunun ağulu balına

 

Buna gönül verenlerin ahır mağbunluktur işi

Akil olan aldanmadı bunun yalnış hayaline

 

Eşrefoğlu Rumi sen de ahir toprak olısarsın

Toprak olmadan toprak ol aldanma anın aline

 

Seni yavuz sananlara sen hayır dualar eyle

Kim kime ne sanır ise ahır geliser yoluna

 

GÖZÜN AÇ

Gözün aç imdi uyan

Tevbeye gel tevbeye

Gaflet uykusuna kan

Tevbeye gel tevbeye

 

Nice bir nefs arzusu

Nice dünya kaygusu

Ya nice nice isyan

Tevbeye gel tevbeye

 

Ey dünyayı cem'eden

Sonra koyuban giden

Olmadın sen peşiman

Tevbeye gel tevbeye

 

Verme dünyaya gönül

Nefsi ko Hakk'a ol kul

Tab ziyanı assı sen

Tevbeye gel tevbeye

 

Ne yatarsın tururu

Korku çoktur ilerü

Nagah göçer karüban

Tevbeye gel tevbeye

 

Gelenler kamu gitti

Sevdiğini terk itti

Girdiler kabre uryan

Tevbeye gel tevbeye

 

Dervişliğin yoluna

Aşk ile geldin ise

Geç bitmez endişeden

Tevbeye gel tevbeye

 

Eşrefoğlu Rumi sen

Nefsine ver tevbeyi

Nefsin eyle müslüman

Tevbeye gel tevbeye

 

HER KİM

Her kim der ise daim

La ilahe illallah

Gönlünde dura kaim

La ilahe illallah

 

Endişesi Hak ola

Gönlü nur ile dola

Mahşeredek dey'gele

La ilahe illallah

 

Şu dem ki göçe canı

La havfı ola şanı

Çürütmeye hiç teni

La ilahe illallah

 

Aldatamaya şeytan

Munisi ola Rahman

Hem kurterıser iman

La ilahe illallah

 

Ol gün ki kare yüzler

Hem söylemeye sözler

Hoş hüccet olup söyler

La ilahe illallah

 

Var Eşrefoğlu Rumi

Terk etme bu kelamı

Değil aleddevamı

La ilahe illallah

 

Cehd eyle masivayı

Tarih edergör gönülden

Tevhide can u dilden

La ilahe illallah

 

BANA DERDİN

Bana derdin gerek derdin

Niderem mal ü ni'mayı

Bana aşkın gerek aşkın

Gerekmez özge gavgayı

 

Yeter bu başta bu sevda

Gerekmez bir dahi gavga

Muhammed Mustafa'dandır

Süre geldim bu sevdayı

 

Zehi gözler ki görürler

Cemali gülşenin Dost'un

Zehi tuti ve bülbüller

Ederler hoş temaşayı

 

Melamet yolunu tuttum

Selamet mülküne yetdim

Bu âşıklar makamıdır

Komazlar buna ra'nayı

 

Beni kodum ana gittim

Anın ile ana yetdim

Bu Rumi kuludur anın

Kim bile bu muammayı

 

ZEHİ BAHTLU

Zehi bahtlu şu canlar kim

Bulur anın visalini

Zehi devketlu gözler kim

Görür anın cemalini

 

Zehi baht u saadetler

Zehi lutf u inayetler

Zehi şad u beşaretler

Ki işitir kelamını

 

Zehi tuti vü kumriler

Ki vasl-ı sükkerin yirler

Didara karşu dururlar

İçip kevser şarabını

 

Zehi bülbüller öterler

Anın didarına karşu

Zehi âşıklar okurlar

Anın hüsn-i kitabını

 

İlahi sen müyesser kıl

Bu Eşrefoğlu Rumi'ye

Ki ol meclis-i alide

Dura kavşura elini

 

SAFA İSTER

Safa ister isen terk et safayı

Vefa ister isen ko bi vefayı

 

Mahabbet şerbetin bir zerre içir

Ki hasta gönlüne bula şifayı

 

Bugün bu nefs muradın terk edersen

Yarın görmeyesin hergiz cefayı

 

Kuru ekmeğe doyurmadı nefsin

İşittin Hak habibi Mustafa'yı

 

Doyurma nefsini türlü taamla

Muhammed yer idi yavan gücayı

 

Tenini bezeme türlü don ile

Resul giydi müdam eski abayı

Sen ümmetsin uyuma gaflet ile

 

Ol ihya eder idi her geceyi

Sözün sanadır Eşrefoğlu Rumi

Sakın dünyaya uydurma hevayı

 

İde gör nefsine zecri kayurma

Ölümden öndin ölüp bul bekayı

 

ANIN AŞKI

Anın aşkı gerek bana

Gerekmez dünya ukbayı

Ki aşktır maksudum ancak

Kodum cümle temennayı

 

Mahabbet tadın evvelde

Kodu canım dimağında

Kamudan el çekip bu can

Anıp ister bu Mevlayı

 

Muhib mahbub mahabbet bil

Hakikatte bular birdir

Anınçün anı sevenler

Kodular külli sevdayı

 

Anın derdini bilmeyen

Cihanda nesne bilmedi

Gerekse varsın ol yüz yıl

Okusun ağ u karayı

 

Anın aşkı kitabından

Şular kim okudu bir harf

Hep ismi resmi mahvoldu

Unuttu hep masivayı

 

Ben ol şahbaz-ı kudsiyem

Kolundan uçtum ol şahın

Şikârım sürüp götürdüm

Kim avladım bu sahrayı

 

Avın aldım yine döndüm

Varıp şah koluna kondum

Cemaline bakıp her dem

Ederim hoş temaşayı

 

Ben ol serbaz-ı ünsiyem

Yolunda can u baş verdim

Bu gün gördüm ayan anı

Kodum va'de-i ferdayı

 

Şerab-ı layezaliden

İçip hayran u mest geldim

Sözüm mestane anınçün

İder nükte-i garrayı

 

Niderim şol dili ben kim

Anın söylemeye razın

Niderim şol gözü ben kim

Ki görmeye dilarayı

 

Var Eşrefoğlu Rumi sen

Bu razı arife söyle

Ki her bir bihaber ami

Ne bilür bu muammayı

 

ŞULAR KİM

Şular kim Dost elinden içti camı

Olar bilmedi hergiz has u ammı

 

Olar esrükdürür daim ayılmaz

Olar fehmeylemezler subh u şamı

 

Olarda din ü dünya tadbiri yok

Oların fikri Hakdır vesselami

 

Olar varlıkların Hakk'a verüptür

Oların Hak ile daim kıyamı

 

Olar bilmez yecuz u la yecuzü

Olar mezheb edinmez bir imamı

 

Oların gönlüne Hak şöyle dolmuş

Unutulmuş iki cihan tamamı

 

Oların varlığın Hak şöyle almış

Hemen kalmış buların halka namı

 

Olara kaorku yok iki cihanda

Olar görmeyiser dar-ı melamı

 

Olar iki cihandan geçtiğiyçin

Bulara verdi Hak Dar üs selam'ı

 

Olar Arşı ve Kürsü bir nefeste

Gezüp seyran ederler Rum u Şam'ı

 

Sebeb bunlar bu yer gök durduğuna

Bu mahlûkun bularınla nizamı

 

Buların şanına geldi Resul'e

Ki "la havfün aleyhim" Hak kelamı

 

Buları Eşrefoğlu Rumi'ye sor

Buları sana göstere temamı

 

ARİF OL

Arif ol kim bilesin esrarını

Bu gözünle göresin envarını

 

Heşt Bihişt'den fariğ ol can terkin ur

Bunda bul yâri bugün ko yarını

 

Kim ki bunda bulmak ister yârini

Varsın ol hep yâre versin varını

 

Yârini yarına koyan kimseler

Bellidir terk idemez ağyarını

 

Her kim ağyara uyup yâri kodu

Ta ebed görmeye ol dildarını

 

Yâre yar olmak gerek yar isteyen

Yar içün komak gerektir arını

 

Bunda bugün yâre sen yar ol dahi

Fariğ ol var kim bulur yar yarını

 

Gayrıyı terk et ki ayne eresin

Yuyasın ayniyle gayrın barını

 

Yardan ayrı bir nefes olmayasın

Çün veresin yara gönül şarını

 

Kande baksan yarı göresin heman

Görmeyesin bir dahi deyyarını

 

Arif anladı vü gafil tanladı

Eşrefoğlu Rumi'nin sözlerini

 

BİR BEN

Bir ben seni seven değil

Cümle âlemdir sevici

Yüz bin ola her köşede

Yoluna canlar verici

 

Ben kim olam seni sevem

Ya yoluna canım verem

Sevenleri göriceğiz

Ben de bir boynun eğici

 

Varın sorun mürşitlere

Varmıdır bu derde çare

Hiç olur mu Dost'a ere

Düşman ile dost olucu

 

Düşman dediğim nefsindir

Şol tama' ile hırsındır

Keser tama' tamarını

Dost'a aşıkım deyici

 

Âşık nefsine uymadı

Canını verdi doymadı

Kim ki canına kıymadı

Oldur ol yalan da'vici

 

Âşık kendüden el yudu

Dünya vü ahreti kodu

Hiç anmaz bilişi yadı

Kendüzün yoğa sayıcı

 

Durmaz akar gözü yaşı

Hiç onulmaz bağrı başı

Ah ile zar olur işi

Kimse yok halin sorucu

 

Eşrefoğlu Rumi gibi

Şöyle mücrim eksikli kul

Arasalar bulunmaya

Nefsi hevasın koyucu

 

Yani ol da aşıkım der

Doyunca yer yatar uyur

Nefsine dileğin verir

Zi utanmaz laf urucu

 

AŞK İLE

Aşk ile ol aşıkı

Sıdk ile ol sıdıkı

Mahbubudur Halıkı

Sultan Abdülkadiri

 

Âşık olan ülfete

Irak demez Bağdat'a

Kadrin bilir ziyade

Sultan Abdülkadiri

 

Devlet dilersen devlet

İzzet dilersen izzet

Eşiğinde kıl hizmet

Sultan Abdülkadiri

 

Eşrefoğlu Rumi

Dervişlerin mahremi

Evliyalar hemdemi

Sultan Abdülkadiri

 

EY ACEB

Ey aceb bilsem nedir Yarab bu derdin çaresi

Gün gün artar hiç onulmaz yüreğinin yaresi

 

Yüreğimin yaresine hiç tabib kılmaz ilaç

Ey aceb var mı dahi benim gibi biçaresi

 

Çaresi biçareliktir yine bu derdin heman

Çün bela burcundadır âşıkların seyyaresi

 

Gözü yaşlı bağrı başlı yüreği delik delik

Olmuşam âlem içinde aşkının avaresi

 

Her kim inler bu beladan varsın ol âşık değil

Görsün ana neyleyiser nefsinin mekkâresi

 

Dünyayı mekkâreye her kim dolaştı ta ebed

Gitmedi gitmeyiser anın yüzünün karası

 

Her kimin gönlünde zerre denli dünya hubbü var

Anı mahrum etti bilsin nefsinin emmaresi

 

Dost yolunda aşıkı ger kılsalar yüz bin pare

Dönmeye Dost Dost deyü çağıra her bir paresi

 

Eşrefoğlu Rumi bu derde giriftar olalı

Düştü bu deryaya kim yoktur anın kenaresi

 

BENCİLEYİN

Bencileyin yüzü kara

Gelmemiştir hiç bir dahi

Ben ettiğim yazukları

İtmemiştir hiç bir dahi

 

Daim işim nefs arzusu

Silinmedi gönlüm pası

Bencileyin Hakk'a asi

Olmamıştır hiç bir dahi

 

Geydim dervişler donunu

İlla varmadım yolunu

Yolu ben azduğumlayın

Azmamıştır hiç bir dahi

 

Ömrüm erişti ahire

Dürüşmedim hiç bir hayra

Bencileyin gönlü kara

Gelmemiştir hiç bir dahi

 

Her amelim dolu riya

Layık işim yok Tanrı'ya

Bu ben düştüğüm korkuya

Düşmemiştir hiç bir dahi

 

Âdem donun donanmışam

hayvanleyin dirilimişem

Öyle kim nefse uymuşam

Uymamıştır hiç bir dahi

 

Bezirgânlığa gelmişem

Geçmez metai almışam

Öyle kim ben aldanmışam

Aldanmadı hiç bir dahi

 

Eşrefoğlu Rumi nide

İşbu derdi ile gide

Öyle kim ah u zar ide

İtmemiştir hiç bir dahi

 

YİNE AŞK

Yine aşk elçisi geldi erişti

Yine aşk kadehin can dolu içti

 

Yine cuş eyledi canımda aşkın

Yine mevc urdu dürler taşra saçtı

 

Yine Mansur'layın hayran u mestiz

"Enel Hak" sırrını bu halka açtı

 

Yine ismim tılısımın bozdu aşkın

Yine canım kuşu pervaze uçtu

 

Yine canım hüması şahin var

Şikârın lamekana sürdü geçti

 

Mekânsız lamekanda seyrederken

Nişansız binişan saydına düştü

 

Yine bu Eşrefoğlu Rumi yine

Buluştu dost'a canın saç u saçtı

 

ARİFE SORGIL

Arife sorgıl eğer sorar isen bu haberi

Sana arif verir ol senden içeru haberi

 

Haberi ister isen kim vereler can ile sor

Ki tene zahir olup gele belire eseri

 

Eseri can ile gönle erişip eyledi mest

Ol esreden yitirür Hallac-ı Mansur bu seri

 

Seyr ile bitmeye işin bu yola bakma güzaf

Mürg-ı ruhun döküser bunda nice bal u peri

 

Per-i akl ile uruc eyleyüp irmeye beşer

Kim anın nuruna doymaz ne melek ne beşeri

 

Beşeri sıfatı yak aşk oduna zerre koma

Gerü kendi gözün ile yüzüne kıl nazarı

 

Nazaro olalı ol binazarın Rumi sana

Gözetir oldu gözün daima Şam u seheri

 

Seheri gözler isen Eşrefoğlu ile bile

Ten ü candan geçüben Dost'a idesin seferi

 

CEMİ'-İ ENBİYALARDAN

Cemi'i enbiyalardan

Muhammed cümlenin şahı

Yüzü nurundan almışalar

Felekler şems ile mahı

 

Yedi kat gökleri geçti

Kadem arş üstüne bastı

Erişti kabekavseyn'e

Tavaf eyledi dergâhı

 

Anın seyri sülukundan

Melekler aciz olmuşalar

Ki bin yılda varamazlar

O dir demde varıp rahı

 

Vereydim canımı kurban

Senin yoluna ey Ahmed

Aceb bir kez yüzün görsem

Seher vakti sehergahı

 

Bu Eşrefoğlu Rumi'nin

Günahı çokdürür gayet

Şefaat kıl ya Muhammed

Yüzün şems ü kamer mahı

 

DÜN Ü GÜN

Dün ü gün durma zikr et ol Hüda'yı

Ki anın zikri verir cana safayı

 

Bu fani ömrü Dost yoluna harc et

Dilersen bulasın ömr-i bekayı

 

Belasını anın baş üzre çek kim

Diye Dost dahi sana "dost biyayi"

 

Sözün işitme değme bir habisin

Refik edinme her bir binevayı

 

Nice bir nice bu tenperver olmak

Nice kılmak bu nefse merhabayı

 

Meğer gergessin avın oldu murdar

Hemin sayd idemezsin sen hümayı

 

Cihan yüzüne geldiğine bakma

Döner yüzü eder bir gün cefayı

 

Dilersen Hak kıla sende tecelli

Gönülde koma hergiz masivayı

 

Meleklerden öte seyran gerekse

Bu cismin sıkletine kıl devayı

 

Gözünden sil enaniyet sebalin

Dolu Hak göresin arz u semayı

 

Bu aşk bahrinde Eşrefoğlu Rumi

Çıkardı dürri ol giran behayı

 

Bu deryanın kenarın bekle zinhar

Ko bir türlü dahi tedbir ü rayi

 

Bu gevher eline düşe gümansız

Edesin Hakk'a hamd ile senayı

 

SENİ SEN

Seni sen yavı kıl kulli

Dilersen bulasın anı

Muhal olur anı bulmak

Tetirmeyince sen seni

 

Bikülli varını terk et

Gedersen ana sensiz gir

Bu yolun pasbanı çok

Geçirmez sen ben olanı

 

Ana ermeğe can vermek

Gerek iki cihan olmaz

Ezelden böyle kalmıştır

Bu yolun ayin erkânı

 

Anı bulmak dilersen var

Öligör ölmeden zinhar

Ecelsiz ölmeyince bil

Kimesne bulmaz ol hanı

 

Harab et yık makamını

Değiş adını sanını

Sana bir göz açıla kim

Göresin şah u sultanı

 

Eğerçi senden ol ali

Anın senden gider yolu

Seni bil sen seni bil ta

Bilesin ol yüce canı

 

Seni sen ten ü can sanma

Ya akl u nefs gönül sanma

Ya âdemdir deme değme

Beşer surette hayvanı

 

Var Eşrefoğlu Rumi sen

Seni ko Dost'a git Dost'a

Bu varlıktan fena olgıl

Dilersen bulasın anı

 

HAKK'I SEV

Hakk'ı sev Hak sevenlerden tolundurmaz cemalini

Veli sevmeyene hergiz tadırmaz vasl-ı balını

 

Budur bil adet-i Mevla sevmez sevmeyeni asla

Kovar kurb-imcivarından eder buğ'd u azabını

 

Tamu odundan artuktur anın ayrılığı odu

Yanmasın kimesne oda bu ayrılık firakını

 

Bana ansız gerekmez cen bana ansız ne din iman

Cemal-i kabesin buldum iden hoş bir tavafını

 

Bana iman ü din oldur sevem hem ben anı kâmil

Ki kıble edinem daim anın zülf-i siyahını

 

Bu akl u bu gönül bu can bu mal u mülk bu hanüman

Kamusunu verdim aldım anın aşkı belasını

 

Bana ne ilm ü ne fetva bana ne zühd ü ne takva

Beni şüride vü şeyda içirdi aşkı camını

 

İçip camını mest oldum "Enelhak" demini urdum

Ne beni ne anı bildim veremezem nişanını

 

Ki ondan yine bir camı dolu sundu ve içirdi

Beni bir sahva çıkardı ki aldan seçtim alını

 

Şarab-ı safi içildi alından alı seçildi

Yüzünden burka açıldı ayan eyledi razını

 

Bu razı ol bilir kim aşk anı mahv u fena kıldı

Fenasız ömre erişti bulup Dost'un bekasını

 

Bu Eşrefoğlu Rumi'nin sözün arif bilür arif

Ne bilsün değme bir nadan bu uşşakın kelamını

 

AŞKIN GAMIN

Aşkın gamın bile çekmeğe bana bir yar bulunmadı

Avare olup yürürüm uş bir karar bulunmadı

 

Düşdüm gamın denizine mevcileri aştı başımdan

Heyhat ümidim gemisine bir kenar bulunmadı

 

Sırrımı can u gönül ki dilerdi taşra bıraka

İlla ki mahrem olmağa razıma deyyar bulunmadı

 

Vaslın şikar idem deyu düşdüm aşkın hevasına

Aşkın içinden beladan özge şikâr bulunmadı

 

Ol gün ki bu aşkın ile doldu canım hasta mecruh

Günden güne artar dahi derdine timar bulunmadı

 

Derd ü firak u firkat içinde kaldım ey dirig

Ey vay intizarım gicelerine bir seher bulunmadı

 

Doymadı bu can hicrine diler kim bir sefer kıla

Çünki ikamet içinde vaslına zafer bulunmadı

 

YİNE BU

Yine bu dertli gönül

Kaynadı taşa geldi

Aşk denizinin mevci

Başımdan aşa geldi

 

Sabrım kararım gitti

Aşk sırrımı faş etti

Ben dahi diyem şunu

Kim garib başa geldi

 

Ol benim gönlüm alan

Canıma canan olan

Hem beni deli kılan

Önüme düşe geldi

 

Ansızın olımazam

Buldum ayrılamazam

Ansız bu aklım bilmem

Tedbirim şaşa geldi

 

Siz şöyle sanmanuz kim

Ben şimdi âşık oldum

Canım ezel gününde

Aşka ulaşa geldi

 

"Kalü bela" denmeden

"Elest"den ileriden

Türlü mihnete âşık

Anda dolaşa geldi

 

Şol ben aşıkım diyen

Ol yalan dava kılan

Nefse dileğin veren

Bana temaşa geldi

 

Âşık hu nefse yagı

Nefsin kovarın sağı

Nefs ile âşık canı

Bunda savaşa geldi

 

Derd ü bela gözgüsün

Gözlerken dünün günün

Dost yüzüne can gözü

Ansızın tuşa geldi

 

Gerçi kim nihan geldi

Can gözü iyan gördü

Münkir münafık sandı

Ta'birli düşe geldi

 

Eşrefoğlu Rumi'nin

Varlığı hepsi senin

Her ne kim senden geldi

Canıma hoşa geldi

 

CİHANI HİÇE SATMAKTIR

Cihanı hiçe satmaktır adı aşk

Döküp varlığı gitmektir adı aşk

 

Elinde sükkeri ayruğa sunup

Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk

 

Bela yağmur gibi gökten yağarsa

Başını ona tutmaktır adı aşk

 

Bu âlem sanki oddan bir denizdir

Ana kendini atmaktır adı aşk

 

Var eşrefoğlu Rumi bil hakikat

Vücudu fani etmektir adı aşk

 

YÜREĞİME ŞERHA ŞERHA

Yüreğime şerha şerha yareler urdu bu aşk

Garet etti gönlüm ilin yağmaya urdu bu aşk

 

Şimdi hâkim gönlümün iklimine aşktır benim

Akla nefse tene cana hükmünü sürdü bu aşk

 

Her sıfat kim nefsin ü aklın ruhun var idi

Tartdı Seyfullah yürüdü kamusun kırdı bu aşk

 

Bu gönül hücrelerini tahliye kıldı kamu

Ademiyyet noktasından sildi süpürdü bu aşk

 

Kendi varlığıyla külli varlığım mahv eyledi

Dost gözüyle baktı ol Dost yüzünü gördü bu aşk

 

Çün fena darında menlik Mansur'u berdar eyledi

Dost eşiğinde "Enelhak" nevbetin urdu bu aşk

 

Dün gün Eşrefoğlu Rumi derdin artar pes neden

Zahmine hod Dost elinden merhem irgördü bu aşk

 

CEFA VÜ RENC

Cefa vü renc ü ihnettir adı aşk

Firak'ı derd-i firkattır adı aşk

 

Verüp rahatları mihnetle alıp

Dün ü gün ah u hasrettir adı aşk

 

Bir oddur kim cana düşmüş yanadur

Yürek oldu hararettir adı aşk

 

Kararı yok bu aşkın bi karardır

Ki dürlü dürlü halettir adı aşk

 

Münezzehtir gehi iki cihandan

Dükaliden ferağattir adı aşk

 

Gönülde derd-i yar ancak hemindir

Bu halktan kamu uzlettir adı aşk

 

Bu aşkı kimse vasfetmez dil ile

Gam u gussa vü hayrettir adı aşk

 

Sıfattır ma'şuka bu aşk-ı âşık

Ki aşk u maşuk bir zattır adı aşk

 

Bu aşkı ol bilirkim âşık oldu

Nice tevhid-i vahdettir adı aşk

 

Sorarsan aşkı Eşrefoğlu Rumi

Tamam, Dost ile vuslattır adı aşk

 

HER KİME KİM

Her kime kim şule bıraktı bu aşk

Âleme düpdüz anı çaktı aşk

 

Atlası çıkardı giydirdi palas

Tahtlarından şahları yıktı bu aşk

 

İki âlemde gönül bağlamadı

Her kimin kim gönlüne aktı bu aşk

 

Yazılarda Mecnun'u hayran kodu

Leyli'ye çün bir nazar kıldı bu aşk

 

Hem de oldu bir nefes Mansur ile

Boynuna urganını taktı bu aşk

 

Harut'u Marut'u indirdi yere

Zühreyi aldı göğe çıktı bu aşk

 

Nicelere bağladı zünnarını

Zühd harmanını oda yaktı bu aşk

 

Eşrefoğlu Rumi aşka pek yapış

Çün sana da geldi yolaktı bu aşk

 

OL ZAMAN KİM

Ol zaman kim ben ol Dost'tan ayrı düştüm oldum ırak

Hasret ü derd ü ah ile çok ağladım tuttum firak

 

İstedim yedi iklimi ne Rum'u kodum ne Şam'ı

Gezdim yürüdüm temamı başım açık yalın ayak

 

Yer mi kodum istemedik âdem mi kodum sormaduk

Aç ve susuz halvetlede zari kılur idim yavlak

 

Kimse halim bilmez idi derde derman kılmaz idi

Derdim kime söyler isem der idi bana ahmak

 

Derdim benim ol yar idi âlem bana ağyar idi

Gözüm yaşı revan olup akardı sanki bir ırmak

 

Derdim bulam mı ben anı komuştum ortaya canı

Her kim görür ise beni delidür der idi mutlak

 

Ne uslu ne delü idim ne diri ne ölü idim

Dost fikriyle dolu idim endişem Dost idi ancak

 

Dost Dost deyu gider idim Dost kandedir sorar idim

Dost haberin verenlere iderdim yüzümü toprak

 

İsteyürek buldum eri gerçek ere sordum yâri

Didi yeter ettin zari Dost sendedir sen sana bak

 

Yürü halvet eyle seni senden zerre koma seni

Senden gidericek seni Dost sende edüben durak

 

Tutdum ol erin sözünü çevirdim benden yüzümü

İzledim kendi özümü benden bana göründü Hak

 

Gördüm âlem Dost'tan dolu geldi bana der ol ulu

Var imdü sen şimden gerü sen ben defterin oda yak

 

Yaktım oda defterleri terk ettim ol tertipleri

Gördüm ki key hicap imiş âşıklara bu kara ak

 

Geçtim bu akdan karadan ikiliği sürdüm aradan

Birliğe yetdüm Dost ile birlikte okudum sebak

 

Eşrefoğlu Rumi gibi bu yola gerçek isen

Ta âşıklar arasında sana da dirler sadak

 

Bilesin bu muammayı yermeyesin yoksul bayı

Bir bakasın hass'a amma'a tutmayasın kimseye tak

 

DOST YOLUNA

Dost yoluna gidenlere eyidem nice gitmek gerek

Kimin ile yoldsş olup kimleri terk etmek gerek

 

Evvel mürşid elin tuta kalmaya dünya ahrete

Hiç demeye halim nite bildiğin unutmak gerek

 

Çeke bu yolun zahmetin rahat bile her mihnetin

İki cihan saadetin cümle hiçe satmak gerek

 

Nefsine zecr ide kati hiç anmaya akıbeti

Dost'a bulmağa vuslatı dünü güne katmak gerek

 

Meşgul ola riyazete bel bağlaya ibadete

Müştak olan hazrete ne uzanıp yatmak gerek

 

Şol kim geçe kendisinden ne canın ana ne hod ten

Cansız gider Dost'a giden dahi diyem nitmek gerek

 

Canlular varamaz yola canum diyen yolda kala

Can terk edip Dost'u bula candan sefer etmek gerek

 

Eşrefoğlu Rumi yarfı sevenlerin budur karı

Ol dost için ağuları sükker gibi yutmak gerek

 

BEN DOST

Ben Dost hevasına düştüm

Özge heva neme gerek

Başımda Dost sevdası var

Dahi sevda neme gerek

 

Ey zahid-i dünya perest

Var zühdünü arz eyleme

Ben âşık-ı şurideyem

Zerk u riya neme gerek

 

Ben Dost yolunda nakdümü

Hep oynayıp öldürmüşem

Çün gitti külli varlığım

Havf u reca neme gerek

 

Ben laubali giderim

İki cihanı niderim

Meylim yok sekiz uçmağ'a

Pes masiva neme gerek

 

Ben uykumu fikretmezem

Düş görüp tabir etmezem

Ben gelmezem ben gitmezem

Beka fena neme gerek

 

Ben mest-i ezel gelmişem

Ben ta ebed mest giderim

Hiç ayılmaz esrüklüğüm

Zühd ü takva neme gerek

 

Ben Dost ile peymanımı

Elest'den ön berkitmişem

Ben Dost'u ıyan görmüşem

Hayal u rüya neme gerek

 

Gerçi suretde insanım

Ben sultan-ı ins ü canım

Ben fariğ-i dü cihanım

İşbu gavga neme gerek

 

Ben Eşrefoğlu Rumi'yem

Ben bakiyem ben kadimem

Ben ol mür-i lahutiyem

Arz u sema neme gerek

 

GER KADİMİ

Ger kadimi Dost gerekse ol kadimi iste bul

Andan özgesinden arın var anın derdiyle dol

 

Andan ayrı hep fenadır baki oldur layezel

Dün üzgün sen hizmet eyle var ana gerçek kul ol

 

Kim ana gerçek kul olsa ta ebed azad olur

Hiç zeval ermez ana çün Dost anı kıldı kabul

 

Dünyanın lezzetine aldanma kim tizcek geçer

Heşt behişt'ten fariğ ol kim bulasım Hazret'e yol

 

Var götür külli hevesten gönlünü ey yol eri

Varlığın yokluğa değşür ölümünden öndin öl

 

Ölümünden öndin ölendir bugün Dost'u gören

Bu sözüm hakdır inan öyle buyurdu Resul

 

Bundan içeru dahi sözüm var diyem anlar isen

Var seni külli yitir ta sen gidesin kala ol

 

Andan anın gözi ile bak her neye bakar isen

Hak görüne sana külli fevk u taht u sağ u sol

 

Eşrefoğlu Rumi'nin tut pendini talip isen

Hak nuru ta gönlüne senin dahi ide nüzul

 

BU DÜNYAYA

Bu dünyaya verme gönül

Dünya sana kalır değil

Dünya seven dost katına

Yüz akıyla varur değil

 

Bu dünyanın mahabbeti

Şol ağulu bal gibidir

Ağusun bilen ol bala

Parmağını banar değil

 

Bu dünyanın zehri katı

Cana erer mazarratı

Zehrini bilmeyen bunun

Kenduyü sakınur değil

 

Bu dünyayı derip yığma

Ahır koyup gitsen gerek

Koyup gideceğin sanan

Dünyayı devşürür değil

 

Âşıkların gönlü kuşu

Düşmez dünya tuzağına

Gerçek eren bu dünyayı

Hiç muhale alur değil

 

Ol Hak habibi Mustafa

Bu dünyaya cife dedi

Ol kim ussu olan kişi

Cifeye aldanur değil

 

Pes yine mahrem olmağa

Şaha bir şahbaz gerek

Yoksa değme kuş avlayan

Ulu şaha varur değil

 

Eşrefoğlu Rumi sen de

Eğer şaha mahrem isen

Himmetin gözüne kevneyn

Zerre denlu gelür değil

 

GEL BU AŞKIN

Gel bu aşkın şerbetinden bir kadeh nuş eylegil

Gel bu aşk ile başını ta ebed hoş eylegil

 

Gel beru gel aşk elinde dolu peymane getür

Gel bu mecliste bu gün sen canı sarhoş eylegil

 

Gel bu âşıklar önünde yere sal namusunu

Gel bu zühdü aşka değiş aklı medhuş eylegil

 

Gel bu aşk pazarına gir yoğa sat hep varını

Gel beru külli hevesden gönlünü hoş eylegil

 

Gel bikülli masivadan yüz çevir yum gözünü

Gel bugün can gözün aç Dost yüzüne duş eylegil

 

Gel bu aşk ile bugün katreni deryaya ilet

Gel beru derya ile derya olup cuş eylegil

 

Gel bu aşk deryasının dermek dilersen dürlerin

Gel bu Eşrefoğlu Rumi sözlerin guş eylegil

 

CANLAR CANIN

Canlar canın ister isen bu cism u candan fariğ ol

Gerçek Hakk'a âşık isen iki cihandan fariğ ol

 

Bu meydana girdin ise nefsin boynun urdun ise

Kibr u kini sürdün ise dost u düşmandan fariğ ol

 

Aşk şerbetin içtin ise can gözünü açtın ise

Dost ile buluştun ise assı ziyandan fariğ ol

 

Gafletten ayıldın ise kendözüne geldin ise

Fesad işetn döndün ise tertip düzenden fariğ ol

 

Ölmezden evvel öldün ise ger sen sni bildin ise

Yola boyun verdin ise bu ad u sandan fariğ ol

 

Mürşid elin tuttun ise dünyayı terk ettin ise

Hak sözün işittin ise veren elinden fariğ ol

 

Eşrefoğlu rumi sen de eğer gerçeklerden isen

Fariğ ol bu cümlesinden kevn ü mekândan fariğ ol

 

KARARI KALMADI

Kararı kalmadı canın

Nidem pes azm-i yar idem

Yıkam bünyadını nefsin

Dağıtam tar u mar idem

 

Düşem derdine ol yârin

Uram terkine ağyarın

Visaline bu hicranın

Ola bin can isar idem

 

Tasarrufdan elim çekem

Varam bir kuşede çökem

Dün ü gün gözyaşı dökem

İşim ah ile zar idem

 

Bana aşk oldu çün hadi

Gönülde urdu bünyadı

Koyam bu ehl ü evladı

Beni aşka uyar idem

 

Nice gurbet nice firkat

Nice bu halk ile ülfet

Bulamadım beni halvet

Ki bu derde timar idem

 

Uram aşk odunu cana

Nite ki yane pervane

Olam şöyle ki divane

Melamet ihtiyar idem

 

Belasın nuş idem aşkın

Sadasın guş idem Dost'un

İrem şahin varam Şahın

Cemalini şikâr idem

 

Teallük katidem benden

Geçem bu can ile tenden

Tevelli çün gele andan

Benim nem var ki var idem

 

Var Eşrefoğlu Rumi var

Öligör ölmeden zinhar

Bu derde bu olur timar

Ki daim derd-i yar idem

 

YÜZÜNÜ GÖRELİ

Yüzünü göreli hayran olmuşam

Bilmezem ben ben mi ya sen olmuşam

 

Düşmüşem aşk bahrine gavvas olup

Bahr içinde gevhere kan olmuşam

 

Zahirde gerçi fakirem natüvan

Batında kevneyne Sultan olmuşam

 

Kaf ber kaf hakimem hükmeylerem

Mühr elimdedir Süleyman olmuşam

 

Gulgulemle yerler gökler doludur

Ben hemin dillerde destan olmuşam

 

Mümine ikrarı sıdk ile safa

Münkire inkâr u tuğyan olmuşam

 

Eydün ol dertlilere gelsün beri

Kim bugün her derde derman olmuşam

 

Sırrımı bilmez benim ins ü melek

Sırr içinde kim ne pinhan olmuşam

 

Gerçi kim ben Eşrefoğlu Rumi'yem

Cümlenin isteği ben olmuşam

 

BUGÜN İŞBU YOLA

Bugün işbu yola merdane geldim

Visali şem'ine pervane geldim

 

Elime aşk çevkanını aldım

Top edip başımı meydane geldim

 

Ezel nuş etmişem aşkın şarabın

Ebed ayılmazam mestane geldim

 

Susamış canları kandırmak için

Elimde dop dolu peymane geldim

 

Kayırmazam hezaran müddeiden

Anın aşkıyla çin bigâne geldim

 

Namusum şişesini taşa çaldım

Niderim arı çün divane geldim

 

Ol meclis mestiyem hem sakisiyem

Sürerim devrimi devrane geldim

 

Seladur dertli gönüller seladur

Tabib ü haceyem dermane geldim

 

Ben ol şahinem uçdum şah kolundan

Şikâr eğlemeğecevlane geldim

 

Seladur kim gelirse şaha iletem

Delil olmağa her insane geldim

 

İman donun Muhammed meclisinde

Giyip tavusleyin cevlane geldim

 

Âşıklar darını gördüm diklimiş

Kararı kalmadı meydane geldim

 

Benim bu Eşrefoğlu Rumi mücrim

Ki âşıklara ihsane geldim

 

EZELDEN AŞK

Ezelden aşk oduna yane geldim

İçdim aşkın şarabın kane geldim

 

Cüda düşmüş yârinden bir garibim

Visalin isteyü hicrane geldim

 

Şu bülbülüm ki gülden ayrı düşdüm

Firakıyle bu haristane geldim

 

Kararım yok cihandan tiz giderim

Bu suret mülküne mihmane geldim

 

Benim Yusuf bugün Ken'aneli'nde

Beden mısrındaki zindane geldim

 

Bana düzehtir ansız kamu cennet

Anın gayrına çün bigâne geldim

 

Ben nefsin leşkerin kırmağa daim

Bahadır oluben meydane geldim

 

Gaza etmekliğe bu nefs'i şoma

O Dost yoluna can kurbane geldim

 

Şikârım süre bu sahraya çıktım

Adam iletmeğe Sultan'e geldim

 

Hakk'ı bilmeğe geldim bunda bellü

Ne cennet hur u ne rıdvane geldim

 

Hakka bildim ki âdem doğru yoldur

Anınçün azm edüp insane geldim

 

Bugün bil Dost'u Eşrefoğlu Rumi

Yarın deme ki vah pişmane geldim

 

RAZIYEM DERDİNE

Razıyem derdine yârin men şikâyeti itmezem

Kendi halim söylerem gayri hikayet itmezem

 

Derd ü mihnet yoldaşımdır bu yola azm ideli

Dost belasından başım bir dem selamet itmezem

 

Her ne kim Dost'tan gelir sabir ü şakir durmuşam

Aşıkam derdim yeter özge feraset itmezem

 

Niceler yârin visaline irişmeğe iver

Çün iradet Dost elinde ben acalet itmezem

 

Aşk ile bilişeli illetle kılmadum amel

Cennet ü hur u kusur için ibadet itmezem

 

Her ne kim işledüm ise bigaraz işlemişem

Bendeyem tacir değilem ben ticaret itmezem

 

Geçüben assı ziyandan laubali giderem

Dost'a gider çün gönül gayra delalet itmezem

 

Dost önünde nefs ile dün ü günü cenk iderem

Nefsim ile dost olup Dost'a adavet itmezem

 

Dost bana nefsini kahreyle berü gel didi çün

Nefsimi kahreylerem hergiz inayet itmezem

 

Dost yolun göstermedin bildim ki benlikmiş bana

Benlik evin yıktım u yaktım imaret itmezem

 

Korku kaygu ar u namus olmaya âşıklara

Dost için baş oynaram vehm ü hayalet itmezem

 

Aydurem âşıklara aşktan haber şimden geru

Aşikâre gün gibi gizli işaret itmezem

 

Söyle Eşrefoğlu Rumi derdini âşıklara

Dime kim ben gizlerem aşkı melamet itmezem

 

EY DOST

Ey Dost senin yoluna

Canım vereyim canım

Aşkını koymayayım

Oda gireyim canım

 

Bu dünya aşılara

Bir aldangaç olurmuş

Bu yalan aldangaçın

Terkin urayım canım

 

Çün ömür göçer imiş

Can kuşu uçar imiş

Yoluna cism ü canı

Harca süreyim canım

 

Beni sana vereyim

Sensiz beni nideyim

Ben senin huzuruna

Bensiz varayım canım

 

Vahdetin şarabından

Bir cura nuş ideyim

Enelhak çağırayın

Feryad urayım canım

 

Halka gavga salayım

Ben dahi Mansur'layın

Zülfünde asılayım

Dara varayım canım

 

Ger beni senin için

Yetmiş kez öldüreler

Bin kez dahi ölmeğe

Boyun vereyim canım

 

Meşayıhın himmeti

Kılıcını alayım

Kendi nefsim boynunu

Kendim urayım canım

 

Benden bana yakınsın

Canımdan sevgilisin

Ya ben seni isteyü

Kanda varayım canım

 

Sen canımın canısın

Gevherimin kanısın

Vaslın haberin girü

Sana sorayım canım

 

Eşrefoğlu Rumi'yi

Aradan tarh ideyin

Senin ile bakayım

Seni göreyim canım

 

DUYMASIN BU CAN

Duymasın bu can gönül ben Dost'a pinhan giderim

Akl ü can bigânedir bidil ü bican giderim

 

Masiva rengin döküp aşk ile hemreng oldum uş

Kodum insan varlığım şöyle uryan giderim

 

Bana ne ilm ü amel ne küfr ü iman nisbeti

Kamusundan el yudum aşka uyuben giderim

 

Elveda olsun sana ey zühd ü takva elveda

Cezb edüb çekti beni ol bahr-ı umman giderim

 

Yedi tamu sekiz uçmak bir dem anlamaz beni

Lutfedip "ircii" tablın urdu Sultan giderim

 

Bu harabatın niçin mimarı olam çünkü ben

Dost'la kıldım ezelde ahd ü peyman giderim

 

Eşrefoğlu Rumi'yem aşkı şarabından anın

Ta ebed şuride mest ü hayran giderim

 

Ol şarabın curasına vermişim kevneyni ben

Vasl iydine irüp canımı kurban giderim

 

ŞÖYLE KİM

Şöyle kim bi dil ü bi can olmuşam

Kendü ahvalime hayran olmuşam

 

Gâh beni ben bilmezem kim kandeyem

Gâh cem ü gâh perişan olmuşam

 

Gâh oldum binişan ü gâh banişan

Gâh nişansız mülke Sultan olmuşam

 

Gâh ferişteh olmuşam gâhi peri

Gâh div ü geh Süleyman olmuşam

 

Gâh oldum Şeyh Sanan-ı zeman

Gâh tersa geh müslüman olmuşam

 

Gâh bulut olup hevaya ağmışam

Gâh katre gâh umman olmuşam

 

Gâh hevadan yağmur olup yağmışam

Gâh nebat ü gâh hayvan olmuşam

 

Gâh od u su yel ü toprak fert fert

Gâh tıyn gâh tıynda pinhan olmuşam

 

Gâh ısı geh soğuk gâhi i'tidal

Gâh damarlarda girip kan olmuşam

 

Söyleyen hem söyleten her natıkı

Tenlere can cana canan olmuşam

 

Gâh mescid gâh sacid gâh sücud

Gâh deyr ü gâh ruhban olmuşam

 

Gâh saki gâh sagar gâh mey

Gâh esrük gâh mestan olmuşam

 

Gâh Türk ü gâh Arap gâhi Acem

Gâh Hindu gâh Yunan olmuşam

 

Gâh kış u gâh yaz u gâhi bahar

Gâh bülbül gâh gülistan olmuşam

 

Gâh cism ü gâh cevher geh araz

Gâh maadine girip kan olmuşam

 

Gâh berr ü gâh bahr ü geh serab

Gâh imaret gâh viran olmuşam

 

Gâh zemin ü geh zaman gâh asüman

Geh zemanı döndüren ben olmuşam

 

Gâh Tur u gâh münacat gâh musa

Gâh Firavn gâhi Haman olmuşam

 

Gâh irad gâh mürid ü gâhi murad

Gâh küfr ü gâh iman olmuşam

 

Gâh düzeh gâh muazzeb geh azab

Gâh cennet gâh rıdvan olmuşam

 

Gâh renc ü gâh renclü geh tabib

Gâh nale gâh efgan olmuşam

 

Gâh bu cümlesinden oluram beri

Ne melek ne cin ne insan olmuşam

 

Eşrefoğlu Rumi'yem ben kim bugün

Kesret ü vahdette yeksan olmuşam

 

Ben Süleyman-ı zemanım kuşdilim

Söylerem âlemde destan olmuşam

 

Nisbetim yok masivallaha benim

Bir beş on gün bunda mihman olmuşam

 

Şahinem şahım şikare gelmişem

Bu bişede gör ne arslan olmuşam

 

Saydımı aldım yine döndüm şaha

Varuben Şehbaz-ı şahan olmuşam

 

VATAN ARZULADIM

Vatan arzuladım bundan giderim

Koyup bu varlığı andan giderim

 

Yuvamı özledim şuride oldum

Uşadup bu kafes tenden giderim

 

Dilerim sabr idem bir dem firaka

Alur şevk sabrımı benden giderim

 

Sefer kılmak için ol Dost iline

Yıkup işbu beden mısrın giderim

 

Bozarım bendini işbu tılsımın

Bu cism ayrılmadan candan giderim

 

Ezel vaslı şarabın içmiş idim

Ayılmadan humarından giderim

 

O meclis zevki zail olmadı hiç

Safa bulmadım ağyardan giderim

 

"Elest" savtın henüz dinler kulağım

Temamet doldum ol ünden giderim

 

Hayali şöyle doldu gönlüme kim

Beni bensiz kodu benden giderim

 

Yürek kaynar bu can oynar bedende

Gönül cuşi geçer hadden giderim

 

Visali önüme düştü Habib'in

Nice ayro olam Dost'tan giderim

 

Dime bu sözü Eşrefoğlu Rumi

Şulara kim dimez bundan giderim

 

GÂH KENDÜME

Gâh kendüme gelürem gâh yavi kılınuram

Gâh yok ile yok oluram gâh varlıkta bulunuram

 

Gâh denizlere düşerem mevc urup taşra taşaram

Gâh nadan eline düşerem kem behaya alunuram

 

Gâh çıkaram bu göklere dönerem çarh ile bile

Gâh ay ile bedr oluram gâh gün ile dolanuram

 

Gâh nebar olup biterem gâh toprak olup yataram

Gâh et gah kan sünük olup hep tenlerde çalkanuram

 

Gâh Arafat'a çıkaram "lebbeyk" urup baş açaram

Gâh kurban yerine gelüp koç olup boğazlanuram

 

Gâh hanigahta sofiyem gâh meyhanede fasikem

Gâh raksa girüp dönerem gâh saz olup çalunuram

 

Gâh onaram gâh azaram bu halk içinde gezerem

Gâh şah olup şahbaz olup şikâr edüp avlanuram

 

Gâh çevgan elüme alup girerim aşk meydanına

Gâh top olup Dost önünde şarktan garba yuvarlanuram

 

Gâh hassül has oluram gâh Hızır İlyas oluram

Yürürem yaşta kuruda yüklülere bölünürem

 

Gâh deniz gâh göl oluram gâh Sultan gâh kul oluram

Gâh bahar u gül oluram elden ele yulanuram

 

Gâh şakird ü gâh üstadem gâh dadsitan u geh Âdem

Gâh Şirin gâh Ferhadem kaya kesüp eğlenürem

 

Gâh av geh avcı oluram gâh yol geh yolcu oluram

Gâh yürürem gâh araram menzil menzil dinlenürem

 

Gâh ne menzil var ne makam ve ne vücud var ne a'dem

Hak'tan gayrı yok vesselam ya ben kande dolanuram

 

Gâh muti' gâh asiyem gâh âlim gâh amiyem

Gâh Eşrefoğlu Rumi'yem bu dillerde söylenürem

 

AŞK SAYRUSU

Aşk sayrusu olanlara gelsünler timar eyleyem

İçürem aşk şerbetini Dost'tan haberdar eyleyem

 

Açam batın gözünü göresün kendü kendünü

Dost'a döndüren yüzünü âlemden bizar eyleyem

 

Söyündürem nefsi odın bozam tılsımının bendin

Götürem benliği seddin ol Dost'a yular eyleyem

 

Ol taş olmuş gönüllere uram aşkın külüngünü

Ab-ı hayatı akıtam gönlünde pınar eyleyem

 

Hak bu gönüller kıflının miftahını verdi bana

Açam gönlü kilidini gencini izhar eyleyem

 

Ben dalmışam aşk bahrine sataşmışam gevherine

Ol gevherden âşıklara gelsünler isar eyleyem

 

Ben Dost'u görüp gelmişem devranım sürüp gelmişem

Dost dostlara gelsün dedi geldim ki haber eyleyem

 

Kılavuzuyam ol yolun dilin bilürem ol ilin

Cem' eyledüm kafilemi pes Dost'a sefer eyleyem

 

Varam ol canlara canını ol madenlerin kanını

Ol iki cihan fahrini kafile-salar eyleyem

 

Gel bu kafileye katıl olmasun amelin batıl

Gelsün âlim gelsün cahil Cafer-i Tayyar eyleyem

 

Hakikat bahrine daldım marifet gevherin buldum

Tarikatte satam alam şer' ile pazar eyleyem

 

Tuttum Muhammed şer'ini hem görklü sünnetini

Dün ü gün salavatını dilimde tekrar eyleyem

 

Eşrefoğlu Rumi ile gel Dost'a bile git bile

Pek yapışgıl eteğine demegil kim ar eyleyem

 

[Yer gök benim seyrangahım, dembedem seyran eyleyem

Yüzbin Süleyman gibisin, seyrimde hayran eyleyem

 

Gâh arş üzre uram kadem, gâh lamekanda dembedem

Yerden göğe şarkdan garba bir demde cevlan eyleyem]

 

EY DİRİGA

Ey diriga geçti ömrün kendü özüne gelmedin

Bir gün ansızın göçersün yol yerağın kılmadın

 

Dünyayı ma'mur edersin dini eyledin harab

Şöyle gafilsin bu yolda bir içim su almadın

 

Nefse uydun aklı kodun Hakk'a olmadın muti'

Bu delalet içre kaldın hiç hidayet bulmadın

 

Hak yoluna bir kadem ihlas ile yürümedin

Din ü iman terkin urdun nefs yolundan kalmadın

 

Ol Hüda nefsini düşman kıldı sana aklı dost

Düşmanını dost edindin ey hayf kim bilmedin

 

Hakk'ı koydun sen hevana uydun oldun putperest

Bende oldun nefsine bir dem Hakk'a kul olmadın

 

Kanı Hak ile ezelde ettiğin kavl ü karar

Ahdi sıydün gayri sevdün doğru yola gelmedün

 

Eşrefoğlu Rumi ezel ikrarına durdun ise

Masiva rengin gönülden pes ne içün silmedin

 

EY GÖNÜL

Ey gönül var kim bu derdden sen haberdar olmadın

Anın içindir bu yolda sen çeker dar olmadın

 

Ey gönül var kim benimle Dost'a karşı yetmedin

Çok cefalar eyledin bana vefadar olmadın

 

Her gice fikrinde ben bir lahza haba varmadım

Sen benimle yar olup bir gece bidar olmadın

 

Ben doladım Dost zülfün boynuna kılmak kement

Sen perişanlık idüp ol dara berdar olmadın

 

Ben ki ol şahin cemali şem'ine pervaneyim

Var gönül var kim düşüp ol şem'a yanar olmadım

 

Pes senin gibi gönül varsın bana mahrem değil

Çünkü bu aşk zehrini benimle tadar olmadın

 

Eşrefoğlu Rumi ile yoldaş oluben gönül

Geçüben assı ziyandan Dost'a gider olmadın

 

BU GÖNLÜM

Bu gönlüm derdine düştü Hüda'nın

Unuttu sevkini iki cihanın

 

Feragat cübbesine çekti başın

Bıraktı kaydını bu cism ü canın

 

Kamu sevdiklerinden yüz çevirdi

Özünden yuydu nakşın masivanın

 

Boşaldı doldu Dost'un derdi ile

Yudu defterlerin çun u çeranın

 

Taşa çaldı şişesin nam u nengin

Oda yaktı yuvasın ad u sanın

 

Kamu rahatların mihnete verdi

Dolu dolu içer zehrin belanın

 

Bu yokluk yazusunda çok seğirtti

Bekasın ta bulunca ol bekanın

 

Ne âşıktır bu gönül Allah Allah

Ne urdu terkini göre mekânın

 

Gel Eşrefoğlu Rumi sen dahi gel

Dağıt leşkerlerin kibr ü riyanın

 

Diriyken kendini var ölmüşe say

Geçir ol Dost ile devr-i zemanın

 

CEM OLMUŞ

Cem' olmuş dervişleri

Pirim Abdülkadir'in

Yolunda sadıkları

Pirim Abdülkadir'in

 

Elim verdim eline

Kurban olam diline

Canlar feda yoluna

Pirim Abdülkadir'in

 

Arısının balıyım

Bahçesinin gülüyüm

Bağının bülbülüyüm

Pirim Abdülkadir'in

 

İnkâr eden ol eri

Mürşit eder şeytanı

Aslıdürür Geylani

Pirim Abdülkadir'in

 

Sana direm hey kişi

Kalpten çıkar teşvişi

Oda yanmaz derivişi

Pirim Abdülkadir'in

 

Evliyalar rehberi

Hakkın sırra mazharı

Başında kudret gülü

Pirim Abdülkadir'in

 

Hak katında uludur

İki cihan doludur

Eşrefoğlu kuludur

Pirim Abdülkadir'in

 

GEL BU NEFSİN

Gel bu nefsin zulmetini tozunu sür aradan

Kande baksan gözlerine görüne ol Yaradan

 

Cümle eşyada tecellisi Hakk'ın zahir veli

Görmez anı nefsini kurtarmayan emareden

 

Nefsini emmareden kurtarmağa key er gerek

Yoksa gevher kıymetin isteme seng-i hareden

 

Masivanın nakşını külli gönülden yürü gider

Ta ebed yüzün çevir bu dünya-yı mekkâreden

 

Ayin erkân aşk yolunda böyledir bellü beyan

Can verüp baş oynayanlar isteyeler çareden

 

Gözsüze bak kör dimekten assı yoktur zerrece

Çün enaniyyet sebali gitmez ol biçareden

 

Nice bir elfaz-ı ma'ni bahs idersin ey fakih

Var utan ki Hak münezzehtir bu ağ u kareden

 

Geç bu suret âleminden gir maani mülküne

Seyr edüp sırlar duyasın seb'a-i seyyareden

 

Âdemin sırrıdır ol nur-i İlahi bil yakın

Sureti gerçi kim olmuştur anın dört pareden

 

Eşrefoğlu Rumi sözlerin senin mermuzdur

Arif olanlar bu remzi fehm eder işareden

 

CİDDİ TAM ET

Ciddi tam et kıl amel fırsat sakın fevt olmasın

Hep hevalardan kesil şeytan sana yol bulmasın

 

Nefs ü heva arzuları seni yoldan atmasın

Zerk u riya kavgası gelüp gönlüne dolmasın

 

Berk yapış şer'in ipine iresin menziline

Kibr ü kin buhl ü hased seni yabane salmasın

 

Var eriş mürşid katına hizmet et hazretine

Saykal urdur kalbine pasıyla şöyle kalmasın

 

Gönlünün ayinesin gayrın hayalinden arıt

Yek cihet kıl kalbini hem bir yana dağılmasın

 

Geç bu sevda-yı sivadan kim yeter sevda-yı Dost

Kıble birdir Dost birdir ikilik anılmasın

 

Eşrefoğlu rumi gerçek ol Bir'i sevdin ise

Gönlüne ol Bir'den özgenin hayali gelmesin

 

KANAAT GENCİNE

Kanaat gencine elin meğer erişmedi senin

Anınçün nefsin ucundan bıraktın mihnete canın

 

Gel öüzün mihnete salma bu fani zevke aldanma

Serabı su sanup kalma sözün işitme şeytanın

 

Yemek içmek ve ni'metler dün ü gün dünya komaklar

Bu zevkler bu buzmaklar kati mihnettir canın

 

Bu dünya damına düşme varıp şeytana baş koşma

Bahil nakes yolundan çık yürüsün hayr u ihsanın

 

Bu mal ü mülk hanüman senin nendir eya miskin

Gör ne kıyıldı malına vü mülküne Süleyman'ın

 

Senin oldur kim elinle anı sen miskine verdin

Senin değil senin değil senin ardında kalanın

 

Sen anı varise korsun döker saçar vü yer içer

Senin hasret ü derd ile karılır toprağa tenin

 

Elinde fırsatın varken malına malik ol zinhar

Hiç assı kalmayıserdir sana sonraki pişmanın

 

Tama' hırs u hased iti elin gönlün dilin bağlar

Cidal ü kibr ü buhl ü mekr bulardır alan imanın

 

Sana çün verdi Hak varlık dedi Ku'ran ile "enfık"

Sakın sen etme bahillik cehennem etme cinanın

 

Var ol nefsin itin kör et kanaat ile elbir et

Yerin cennet eşin hur et gel uy hükmüne Ku'ran'ın

 

Ayır nefsini şeytandan ki sırlar duyasın candan

A'talar ere Sultan'dan yakine ere gümanın

 

Eğer hep varlığın versen bu varlıktan seni yursan

Ana yokluk ile varsan didarın göresin anın

 

Zira didar yolu yokluk varır cennete cömertlik

Gider tamuya nakeslik bulardır yolu insanın

 

Veli yokluk yolun tutsan ne hoştur ol Şah'a yetsen

Fena bahrinde mahvetsen dükali ayin erkânın

 

Kalaydın Dost ile baki olaydın âleme saki

Felek atlasın üstünde kuraydın cisr-i sayvanın

 

Bu Eşrefoğlu Rumi'nin tutarsan pendin ey derviş

Olasın âlem içinde muradı cümle eşyanın

 

GEL GEL BERU

Gel gel beru dertli isen

Dermanı iste bul bugün

Gel imdi ey avare kul

Sultan'ı iste bul bugün

 

Da'vayı batıl eyleme

Beyhude sözler söyleme

Gerçek isen can terkin ur

Cananı iste bul bugün

 

Terkeyle bu kıyl u kali

Hiç kimseye bakma âli

Zaif ol karınca gibi

Ol canı iste bul bugün

 

Yık sureti yıklımadan

Boz nakşını bozulmadan

Su gibi alçağa yürü

Ummanı iste bul gugün

 

Toprak ol düş ayaklara

Toz ol kalkasın göklere

Zerre gibi avare ol

Tabanı iste bul bugün

 

Baştan bu gavgayı gider

Dost'a giden halvet gider

Gel gir gönül hücresine

Pinhanı iste bul bugün

 

Alet esbab elde iken

Yoldan ayır benlik seddin

Gir bu insan kalıbına

İnsanı iste bul bugün

 

Sendedir ol genc-i nihan

Sendedir ol tutma güman

Senden sana veren alan

Mihmanı iste bul bugün

 

Uslu isen yabanı ko

Sen sana gel sendedir o

Senden ana yoldur ulu

Sen seni iste bul bugün

 

Ayruğu ko sana dolaş

Senden kesil sana ulaş

Senden içerisünde ol

Nihanı iste bul bugün

 

Bundan dahi diyem haber

Âlem sana ayinedir

Taklidi ko gel bu tahkik

İmanı iste bul bugün

 

Âşık isen sen ol yüze

Göyme yarınki va'deye

Cehd eyle gel bunda iken

Sen anı iste bul bugün

 

Kim bunda görmese anı

Anda dahi görmeyiser

İşbu sözüme sen delil

Kur'an'ı iste bul bugün

 

Arif anı bunda görür

Yarınki va'deyi nider

Gel arif ol gör sen dahi

Var canı iste bul bugün

 

Eşrefoğlu Rumi gibi

Senden seni elden bırak

İki cihanı isteme

Sübhan'ı iste bul bugün

 

HABİR OLMAK

Habir olmak dilersen bu haberden

Ur aşk odun öte geçsin ciğerden

Ciğer kanın gözünden yaş yerine

Akıt kim duya canın bu esreden

 

Cemi'i varını hiçten hiçe ver

Feragat ol yürü nef' ü zarardan

Yüzünü toprağa ur kibri terk et

İniltini geçir Şam u seherden

 

Öfüt şöhret bütin yandır oda hem

Gel öğren âşık isen bu hünerden

Şeker yemek dilersen tuti olgıl

Ki karganın nasibi yok şekerden

 

Aşkı inkâr eder münkir münafık

Ki kalbi halidir bu derd-i serden

Ko ol münkiri inkârında dursun

Ki gönlü katıdır anın hacerden

 

Gel Eşrefoğlu Rumi'yle bile git

Ki emin olasın türlü hatardan

Kuşangıl aşk ile Dost eşiğinde

Beline hizmet için bu kemerden

 

EY DERVİŞİM

Ey dervişim diyen kişi gayre gönül verme sakın

Canını aşk odu sanıp nefs oduna urma sakın

 

Aşkın odu âşıkların canın yakar ol Dost için

At bu canı aşk oduna iki sanıp durma sakın

 

Aşk deryası derim olur yüz bin yüzgeçler boğulur

Kenarı yok bu deryanın çıkam deyu çıkma sakın

 

Bu deryanın yüzgeçleri cansız olur bahrileri

Can terkini urmayınca bu deryaya girme sakın

 

Bahrisisin bu deryanın Eşrefoğlun Rumi sen de

Az az çıkar aşk güherin kendözünü yorma sakın

 

ARŞDAN YÜCE

Arşdan yüce kurulmuş sayvanı dervişlerin

Arş u kürs levh u kalem hayranı dervişlerin

 

Dolu dolu kadehi içerler Dost elinden

Nişansız bînişanda cevlanı dervişlerin

 

Dervişler Dost'a gider iki cihanı nider

Mekânsız lâmekânda seyranı dervişlerin

 

Neliksiz niteliksiz bakarlar Dost yüzüne

Payansız devr içinde devranı dervişlerin

 

Dervişleri Hak sever Kur'an içinde över

Hazret eşiğindedir divanı dervişlerin

 

Âdem yaratılmazdan "elest"den ileriden

Ahdleri var Dost ile pinhanı dervişlerin

 

Dervişlerin sözünü feriştehler anlamaz

Dört kitabı cem'eder lisanı dervişlerin

 

Cümle yaratılmışın dervişler dilin bilir

Süleyman neden bilmez zebanı dervişlerin

 

Dervişler işbu mülke teferrüce geldiler

İki cihandan öte cihanı dervişlerin

 

Bu Eşrefoğlu Rumi dervişlerin mahremi

Abdülkadir Sultan'dır sultanı dervişlerin

 

SENİN AŞKIN

Senin aşkın kime kim düştü ey can

Ne mezhep kodu ne din ne iman

Ne dünya ahiret ne zühd ü takva

Ne gayret-i ar ü namus ne ad u san

 

Ne ilm ü ne amel ne akl u tedbir

Ne havf ü ne reca ne şer'i erkân

Kamu yağmaladı aşkın ey Dost hay

Suret mülkün yıkup eyledi viran

 

Fakir eyledi halk içinde anı

Ana ta'n ider oldu dost u düşman

Bıraktı halk diline anı yavuz

Temamet âleme eyledi destan

 

Bu aşkın oynına hiç kimse doymaz

Kapularda kul oldu nice Sultan

Bu aşk zencirine çünkim çekildi

Koyundan dahi yavaş oldu arslan

 

İşittin aşk oldu şah Edhem

Giyüp bir çul cihanda etti seyran

Şunun kim aşk aluptur kamu varın

Oladır deyr ü ka'be ana yeksan

 

Ezelden kim ki içti aşk şarabın

Ebed şöyle gider ol mest ü hayran

Kimin kim canına aşk odu düştü

Ol dem kaynadı taştı hem çü umman

 

Bu aşk güherlerin taşra bıraktı

Eğer talip isen dir anı raygan

Bu güheri ne bilsün değme sarraf

Ne anlasın bu remzi değme nadan

 

Bu hikmete ne Eflatun erişti

Bunu ne Calinus bildi ne Lokman

Bu dili canlılar bilmedi hergiz

O bildi bu dili ki oldu bican

 

Bu aşk esrarın Eşrefoğlu Rûmi

Ko söyleme ki bilmez bunu insan

Bu ab u kil libasından çıkarsan

Ola bu ma'niler sana da asan

 

BU DERVİŞLİK

Bu dervişlik yoluna

Sıdk ile gelen gelsin

Hak'tan özge ne ki var

Gönlünden silen gelsin

 

Dervişlik dedikleri

Nihayetsiz denizdir

Bu payansız denizin

Mevcini duyan gelsin

 

Dervişlik dedikleri

Bir tükenmez kan olur

Has u am kul u sultan

Bu kandan alan gelsin

 

Derviş dolu nur doğar

Her lahza göğe ağar

Ben diyem doğru haber

Canına kıyan gelsin

 

Dervişin gözü açık

Dün ü güni uyanık

Bu söze Tanrım tanık

Bakmadan gören gelsin

 

Dervişin kulağı sak

Hak'tan alır ol sebak

Deprenmeden dil dudak

Sözü işiten gelsin

 

Dervişin kolu uzun

Çıkarır münkir gözün

Şarktan garba düpdüzün

Sonmadık iren gelsin

 

Dervişler Hakk'ın dostu

Canları ezel mesti

Aşk şem'ini yaktılar

Pervane olan gelsin

 

Bu Eşrefoğlu Rumi

Dervişliğe geleli

Nefsindendir çektiği

Nefsin öldüren gelsin

 

KARBAN GİTTİ

Karban gitti ne yatarsın eya gafil uyan

Yol uzak menzil öküş çoktur haramiler inan

 

Hubb-i dünyayı refik edinmeye eyle key hazer

Ki ağudur öldürür kalbi iricek bigüman

 

Hubb-i Hakk'ı edin kim diri tuta kalbi

Hubb-i Hak ab-ı hayattır kalb-i mevte vere can

 

Nefsine uyma ki nefsin diriliği hayvandır

Diri gönüldür bulan hur ü kusur ile cinan

 

Yol yerağın kılmadın geldi erişti uş ecel

ansızın tutar boğazını serür vermez aman

 

Ömrünü olmaz yere harc eyledin bilmedin

Bunda sen assı dediğin anda ebediser ziyan

 

Geceler uyku ile gaflette geçti duymadın

Gündüzün nefsin muradıdır işin bil bi güman

 

Hak seni bu dünyaya saldı ziraat edesin

Sen ne ektin ne biçesin hâsılın yok bir saman

 

Vah eğer bundan bu hal ile eğer gider isen

Varıcak onda idisersin nice zar ü figan

 

Verme Eşrefoğlu Rumi gönlünü dünyaya sen

Nice malı çoğu gördün giydi gitti bir kefen

 

TUTARSAN HAK SÖZÜ

Tutarsan Hak sözü Hakk'ı göresin

Uyarsan nefse hergiz görmeyesin

 

Anın sevdasına düş gayrı terk et

Nice bihude sevdalar kovasın

 

Gönül kim hassa Dost'un halvetidir

Niçün sen an düşmanlar koyasın

 

Gider hubbini mahlûkun gönülden

Gönülden Halik'a ta yol bulasın

 

Cenabettir gönüle gayrı koymak

Taharet oldur kim Hakk'ı sevesin

 

Gel anın derdine düş gayrı hep ko

Gülmansız ayn ile gayrı yuyasın

 

Kuşangıl kendine himmet kuşağın

Binip cidd atına menzil alasın

 

Sana senden eğer olmazsa himmet

Kaçan maksuduna vasıl olasın

 

Sen ey can varlığın nurun söğündür

Ki bu ism ü resimden kurtulasın

 

Gidersen sen vücudun zulmetini

Bulup ab-ı hayat içip kanasın

 

Senim gönlün o şahın gözgüsüdür

Dürüş cehd eyle gözgüyü silesin

 

Göresin anda aks urmuş cemali

Şoluk dem kim sen anı sen sanasın

 

Eğer kalırsan işbu sanuda sen

Bu menzilde henüz bir binevasın

 

Gerek varlığın anda mahv edesin

Anın ile anı görüp bilesin

 

Bu dediğim cemali pertevinden

Dahi bir noktadır ki anlayasın

 

Acep remz eyler Eşrefoğlu rumi

Seni kogıl ki bu remzi duyasın

 

Bu remzi kim bilirse oldur insan

Bunu bilmeyene hayvan diyesin

 

TECELLİ

Tecelli şevki didarın

Beni mest eyledi hayran

"Enelhak" sırrını canım

Anınçün kılmazam pinhan

 

Acep hayran u mestem kim

Bilişten bilmezem yâri

Gözüm her kanda kim baksa

Görünen suret-i Rahman

 

Benim her dertlü dermanı

Benim her ma'denin kanı

Benim ol durr-i bi hemta

Benim ol bahr-i bi payan

 

Semada sırr eder sırrım

Cihanı tuttu envarım

Mukaddesler cemiisi

Benim sırrımda sergerdan

 

Bu ay u gün bu yıldızlar

Bu giceler bu gündüzler

Bu yazlar kışlar u güzler

Benim emrimdedir yeksan

 

Çürümüş tenlere bir kez

Eğer dirsem "bi izni kum"

Yalın ayak u baş açık

Duralar kamusu uryan

 

Benim ilm-i ledünnümde

Hezaran hızr olur aciz

Benim her bir tecellimde

Nice bin Musa'lar hayran

 

Cihan tılsımının bendi

Benim elimdedir şimdi

Benim bugün bu meydanda

Benimdir top ile çevgan

 

Benim şahı bu meydanım

Benim devri bu devranın

Benim canı bu canların

Benimle diridir her can

 

Benim Mansur'u dar iden

Benim ağyarı yar iden

Benim her varı var iden

Benim hem giden hem duran

 

Değilim oddan u sudan

Veya toprak veya yilden

Ben irden var idüm irden

Henüz yoğidi bu ezman

 

Zamansız bi zamanım ben

Nişansız bi nişanım ben

Dü âlemde hemanım ben

Benim görünen hem gören

 

Görürsün sureta âdem

Benim emrimdedir âlem

Feleklerle melekler hep

Bana mahkûmdur ins ü can

 

Sanırsın Eşrefoğlu'yam

Ne Rumi'yem ne İzniki

Benem ol daim ü baki

Göründüm sureta insan

 

UYARDIM SİZİ

Uyardım sizi bu yolda

Dek benimle gele görün

Arkun arkun bu dünyanın

Ardından kesile görün

 

Koyun bu dünya halini

Terk edin kıyl u kalini

Varın erenler yolunu

Bir yere cem' olugörün

 

Dağılmayın değme yola

Gelin bile gidelim bile

Bugün yarın deyip koman

Bu nefsden ayrılıgörün

 

Bu nefsin vadesi çoktur

Âşıklara vade yotur

Güvenme yarınki va'de

Bugün Dost'u bilen görün

 

Nefs hayr nicedir harcı

İde görün nefse gücü

aki dirlik isterseniz

Dost derdiyle öligörün

 

Gerçek âşıksanız gelin

Bu yolda diriyken ölün

Ölmezden ön ölenlerin

Bekasını bulıgörün

 

Fenasızdır bekaları

Key yücedir makamları

Verüben bu fani ömrü

Baki ömrü alıgörün

 

Bozun bu dünya tertibin

Koman gönülde kibr ü kin

Bu gerçekler katarına

Siz dahi diziligörün

 

Usan olup kalman geru

Menzil uzaktur ileru

İşbu uzak yollar içün

Yerağınız kılıgörün

 

Usanlar bu yolda battı

Kafile menzile yetti

Yürün yürün tiz irişin

Kafleye katılıgörün

 

Dünyaya gönül bağlaman

Sonra ah edip ağlaman

Her kıssadan emin olun

Şad u hurrem güligörün

 

Eşrefoğlu Rumi ile

Gelin dostlar Dost'a bile

İki cihan muradından

Cehd edip üzüligörün

 

Nice nice nefs arzusu

Nice nice Hakk'a asi

Geldi uş ölüm elçisi

Derip devşiriligörün

 

SENİN AŞKIN

Senin aşkın bana mezhep ü dindir

Seni her kimse kim sevmez bidindir

Seni seven nider hur u kusuru

Âşıklara senin aşkın hemindir

 

Sekiz uçmak bana sensiz cehennem

Yedi tamu seninle reyahindir

Şeker yirsem bana sensiz acı öd

Seninle zehr-i katl key şirindir

 

İki cihan içinde her ne kim var

Dükaliden senin aşkın güzindir

Nedir dünya yolunda can verenler

Ki her bir kuşede binin binindir

 

Benim fikrim hayalim endişem sen

Anınçün gözlerim her dem nemindir

Senin âşıkların çokdur dükelden

Bu Eşrefoğlu Rûmi kemterindir

 

GÖNÜL DOST'UN

Gönül Dost'un cemal ayinesidir

Gönül kim pas ola Dost'un nesidir

Hayatıdır kulubun zikr-i mahbub

Hayal-i Dost gönüller münisidir

 

Hayal-i gayrdan gönlün safa kıl

Ki safi gönüle Dost konasıdır

Gönüldedir gönülde pertev-i Dost

Bu gönüller anın genchanesidir

 

Gönülde buldu dost'u aşinalar

O taşra isteyen bigânesidir

Gönül Arşdan uludur nice bin Arş

Gönül zerresinin bir danesidir

 

Gönül esrarı dersem akla sığmaz

Hass ül has tevhidin hazanesidir

Yu kemter Eşrefoğlu Rûmi gönlü

Sınık mecruh u hem viranesidir

 

AŞK İLE AVARE

Aşk ile avare olan dünyada kârı nider

Gönlünü ol yâre veren bir dahi yâri nider

 

Talib olan can u gönülden anın didarına

Kal u kıyl ü ilm ü mansıb cübbe destarı nider

 

Dost visali şerbetinin cürasına kasd eden

Fani lezzetten geçer ol şehd ü sükkarı nider

 

Dost yolunda terk ü tecrid olan ol azadedir

Sanular sanup yürümez hayrı ya şerri nider

 

Dost hevasına düşen külli hevalardan geçer

Başını gavgaya vermez yoğu ya varı nider

 

Aşıkın yoldaşı derd-i ah ile gözyaşıdır

Derd-i yar çün ele girdi dahi timarı nider

 

Aşinay-ı Dost olanlar masivayı terk ider

Zikri fikri Dost'dur ancak özge güftarı nider

 

Her bela Dost'tan ki gelür hiç dimez çun u çira

Kahrı lütfü bir bilür ol nuru ya narı nider

 

Evliya yoluna sıdk ile gelen gerçek mürid

Mal ü mülki can u başı namus u arı nider

 

Halıkı bulan kişi halktan bikülli kesilir

Muamelesi Dost iledir satu pazarı nider

 

Eşrefoğlu Rumi Dost bahçesinin bülbülüdür

Dost'a karşu daim öter gül ü gülzarı nider

 

HALKI KODU

Halkı kodu Hakk'a tuttu yüzünü dervişler

Halka bakmaz Hak'tan ayırmaz gözünü dervişler

 

Çünkü yokluk şerbetinden bir kadeh nu ettiler

Hiçe sattılar bu izz ü nazını dervişler

 

Dünyanın bir çöp kadarca katlarında kadri yok

Gözlemezler çoğunu ya azını dervişler

 

Bildirler bu dünya hiçtir hiçe aldanmadılar

Dün ü gün arturdular ah u suzunu dervişler

 

Sıdk u ihlas ile ol Dost'un yoluna koştular

Düzdüler Dost Dost deyu ney avazın dervişler

 

Kendilerin Dost yolunda şöyle kim hak ettiler

Kimseye göstermediler tozunu dervişler

 

Aşk şarabın İçtiler iki cihandan geçtiler

Dinlemediler bu halkın sözünü dervişler

 

Öldüler ölmezden öndin baki dirlik buldular

Lamekanda kıldılar pervazını dervişler

 

Kosalar bu Eşrefoğlu Rûmi dilini tuta

İhtiyarsız söylediler razını dervişler

 

ÂŞIKLAR

Âşıklar iki cihanda nefs muradın almayalar

Ağlayalar dün ü güni şad oluben gülmeyeler

 

İlm ü amel terk ideler Dost ile ahdi berk ideler

Yüz tutub Dost'a gideler aldanup kalmayalar

 

Sekiz uçmak bezeklerin hur u kusur köşklerin

Arz ideler âşıklara hergiz nazar kılmayalar

 

Âşıkların maşuk ile vcandan öte esrarını

Şol sır içinde sırrını feriştehler bilmeyeler

 

Âşıklar Dost didarını kanda baksalar göreler

Musa gibi munacata Tur'u tayin etmeyeler

 

Tur ne hacet âşıklara çün her yerde maşuk bile

Daim münacat edeler bir dem ayrı olmayalar

 

Vahdet-i sırfa erenler ol Dost ile dost olanlar

Ol denizde gark olanlar ad ü sana gelmeyeler

 

Eşrefoğlu Rûmi sende aşk içinde mahvola gör

Ta ki sende senliğinden zerre gübar bulmayalar

 

KİM Kİ DOST

Kim ki Dost yolunda terk-i can ider

Dost ana didarını ihsan ider

 

Kim bu fani dünyayı terk eylese

Dost ebed mülke anı sultan ider

 

Dost için nefse murad vermeyene

Dost sekiz uçmağını erzan ider

 

Dost elinden cam-ı aşkı nuş iden

Sırr-ı maşuku nite pinhan ider

 

Akıbet Mansurleyin esrük delü

Ol "Enelhak" darını seyran ider

 

Can verenler kan baha didar alur

Sanma bu pazarı her bican ider

 

Eşrefoğlu Rumi can terk ideli

Her nefes Dost iline cevlan ider

 

KENDİ TATLI CANINA

Kendi tatlı canına

Nefsin yavuz yoldaştır

Nefsine uyma şahım

Aldar seni kallaştır

 

Hayr der şere iletür

Doğru tamuya çeker

Küfrü iman gösterir

Yol urucu kalmaştır

 

Nefis şeytanla birdir

Çokları nefse esir

Nicenin nefs elinden

Ciğeri dolu yaştır

 

Kim ki nefsine uydu

Kendini oda koydu

Ol nefsine uymayan

Bil ki devletlü başdır

 

Nefs kadim Hakk'a asi

Yoktur oddan korkusu

İşi benlik davası

Emmaredir serkeştir

 

Nefsin hacca vardığı

Mescidlere girdiği

Aç yalın yürüdüğü

Maksudu bir sapaştır

 

Hak rızasında kaçar

Heva yolunda uçar

Kibr ü kin buhl ü hased

Bunlar nefse yoldaştır

 

Nefs ölümünü anmaz

İşin sonunu sanmaz

Öğüt vermez hem almaz

Sanki bir katı taştır

 

Riyadır hep taati

Hod benliktir âdeti

Terk ettir âdetini

Evliyaya ulaştır

 

Kanaat kılıcıyla

Kes nefsinin başını

Nefse uyup canını

Tab mihnete ulaştır

 

Uyma nefsin itine

İriş mürşid katına

Nefsine uyar isen

Var it gibi dolaş dur

 

Nefsi kogıl aşka uy

Devişlikten doy hem doy

Devişlikten doyanın

Varı yolda taraştır

 

Bağla nefsin itini

Yemesin halk etini

Emin olma nefsinden

Deme nefsim yavaştır

 

Keser tama' damarın

Urur nefsin boynunu

Gör âşıklar nefs ile

Dün gün nice yavaştır

 

Bu eşrefoğlu Rûmi

Nefsini öldüreli

Kanda başka Dost yüzü

Gözlerine tutaştır

 

AŞIKIN GÖNLÜ

Aşıkın gönlü hemişe aşk ile pürnurdur

Ol gönül nite öle çün aşk ile ma'murdur

 

Aşıka herbir makam Tur her nefes mi'rac olur

Aşkı olmayan gönüller ta ebed mehcurdur

 

Aşıkın her kanda baksa gördüğü Dost yüzüdür

Canı mest anın içindür gözleri mahmurdur

 

Kâfirin aşkıyle küfrü akıbet iman olur

Zahidin sa'yi kamu aşksız heba mensurdur

 

Aşk kitabın aşktan okuyan kamu ilmi bilir

Evvel ahir aşk kitabında yazar mesturdur

 

Aşk gözüne dolanur iki cihanda nesne yok

Aşk gözüdür Dost yüzün gören dahi meşhurdur

 

Gel bu aşka mahrem ol ta bulasın ömr-i ebed

Baki devran sürmeye âşıklara desturdur

 

Şah-ı kevneyn olmak istersen bu aşka ol esir

Nice yüz bin Süleyman aşk elinde murdur

 

Eşrefoğlu Rumi gerçek sen eğer âşık isen

Sana ne korku ne gam çün sevdiğin gayurdur

 

Akıle bu söz aceb gelür acebdir hem aceb

Aşk makamına akıl ermedi ermez durur

 

GÖNLÜM OLANIN

Gönlüm olanın sözünü daim söyleyesim gelür

Derd-i hun ile âşıkları her dem toylayasım gelür

 

Dünya nedir Dost yoluna âşık anı terk itmeye

Bir canım var ol Dost için kurban eyleyesim gelür

 

Bu od su ile toprak libasın çıkarıp döküp

Anın vahdet deryasına girip boylayasım gelür

 

Mansurleyin hayran u mest "Enelhak" demini urup

Aşk meydanına girüp can baş oynayasım gelür

 

Pervane gibi bikarar şahın cemali şem'ine

Düşüp tutuşuben her dem yanıp parlayasım gelür

 

Aceb şuride bülbülem dün üzgün kıluram zari

Dost bahçesinin güllerin müdam toplayasım gelür

 

Eşrefoğlu rumi eydür maksudum anın derdidir

Bir dem dertsiz olur isem can ısmarlayasım gelür

 

BE FENAYA

Bu fenaya sen neden böyle gönül verdin ey can

Ey aceb düşmez mi hergiz önüne ol baki dar

 

İşbu mal ü mülk oğul kız bağ u bahçe ton u tay

Bunda kalur sen gidersin sinliğe çar naçar

 

Buna gönül bağlayup mağrur olup kalmak neden

Çünkü bir köprüdür ol gelen geçer kılmaz karar

 

Niceler bu köprüde yaptı imaretler daim

Ahir ecel seli geldi kıldı anı tarumar

 

Ger nebidir ger veli ger padişah u ger geda

Gör bu köprüden gelüp kamu nice geçti geçer

 

Uslu isen sen de geç hergiz imaret eyleme

Usan olma gafil olma geldiğin işi başar

 

Seni Hak niçün yarattı niye geldin bunda sen

Anı bil kim bilmeğe getirdi seni Girdigar

 

Geç bu benlik davisinden yokluğu eyle kabul

Hazrete varırsan ahir bari yokluk ile var

 

Hazrete yokluk ile varan kişi key şad olur

Binüben cennet burakma göriserdir didar

 

Şöhreti ko şöhret afettir didi Hayr ül beşer

Seni koymaz oda illa işbu namus ile ar

 

Eşrefoğlu Rumi bu pendi yürü sen sana ver

Ver kanaat cübbesin gey uzlet eyle ihtiyar

 

NAKKAŞIMIZ

Nakkaşımız bizi ezel bi levn ü renk yazupdurur

Levh-i gönülden gayrının nakşını hep bozupdurur

 

Kullab urup canımıza dün gün çeker kendüzüne

Külli cihandan serteser meylümüzü üzüpdürür

 

Yer gök dahi olunmadan "Kalu Bela" söylenmeden

Kendü cemalin görmeğe gözgü bizi düzüpdürür

 

Ol gözgüye her dem bakar âşıkları oda yakar

Niceler ol Mansurlayın kül oluban tozupdurur

 

Gör aşık nider ten ü canı dün ü gün anı ister anı

Gel gör anı sevenleri dü cihandan bezüpdürür

 

Gör aşıkı avaredür azmi heman ol yaredür

Düşübeni ile şara alemi ol gezüpdurur

 

Bu Eşrefoğlu Rumi'yi aşk deryasının mevcleri

Taştan taşa çala çala mahveyleyüp ezüpdürür

 

GER OLA ÖMRÜM

Ger ol ömrüm cihanda sad hezar

Sanmanız benden gide bu derd-i yar

 

Ger ölem toprak ola sünüklerim

Toprağımda buluna aşktan eser

 

Ger kıyamet ola topraktan duram

Çağıram Dost Dost deyu virem haber

 

Yoğudu bu yer ü gök ins ü melek

Aşık idim anda ben ruy-i nigar

 

Ben anınla aşık u maşuk iken

Dahi ne deyyar var idi ne diyar

 

Deprenür dil yoğidi henüz dahi

Ben anı zikr eder idim bi karar

 

Şimdi bu aşktan nite ayru olam

Çün ezelden gelmişem mest-i humar

 

Mal ü mülk ü hanümanım aşkdürür

Niderem kevneyni ben aşksız ey yar

 

Gösteren aşkdır bana ol Dost yüzün

Dost'a varur kim ki bu aşka uyar

 

Kim ki andan bunda âşık gelmedi

Oldur ol kim yürüyüp dünya kovar

 

Eşrefoğlu Rumi ezelden ta ebed

Şöyle âşık geldi hem aşık gider

 

Anınçün sözleri hep mestanedir

Mest olanlar hemişe cana kıyar

 

Âşık-ı şuride dil mest ü harab

Aşk oduna tutuşup daim yanar

 

AŞKIN OLDU

Aşkın odu şol cana kim eser kılur

Her dem bela oklarına anı tutup siper kılur

 

İksir-i hakiki dedikleri beladır ey püser

Kim nuş ederse meyini safi zer kılur

 

Aşkın belasını kim baş üzre çeker olsa

Ol devletlü başa Dost her dem nazar kılur

 

Aşk güheri bela bahrinin dibindedir ey aziz

Pes güher isteyen kişi belayı ihtiyar kılur

 

Rahat-ı nefs isteyen kıl ucu duymaya aşktan

Bi derd olan beladan gör kim nice hazer kılur

 

Eşrefoğlu Rumi âşık isen belakeş ol

Gör sadefi bela ile katre-i güher kılur

 

Eyyub gibi sabr eyle beladan inleme zinhar

Aşk eri bela zehrini sabr ile şeker kılur

 

ŞOL Kİ CAN

Şol ki can vermez bu yolda pes niçin canan diler

Müddeidir ko anı kim Dost'u ol yalan diler

 

Dost yolunda aşıka önce can vermek gerek

Zira ol Dost aşıkını bi dil ü bican diler

 

Varını ver Dost derdinden alıgör zerrece

Ta kim sana da diyeler derdi var derman diler

 

Her kimin gönlünde kim Dost derdi yok âdem değil

Düşmüş ol hayvan ıyşe dün ü gün husran diler

 

Aşıkın aşkta nişanı vardürür belli beyan

Fariğ-i kevneyn olur ne assı ne ziyan diler

 

Kibr ü kin olduğu yerde aşk gelüp kılmaz karar

Aşk harablıklar sever mamurları viran diler

 

Eşrefoğlu Rumi diler aşka vereli hep varını

Bi murad olup yürür ne vasl ü ne hicran diler

 

HER KİMİN

Her kimin kim aşkı yok hayvandürür

Gerçi kim surette ol insandürür

 

Sureta insan veli hayvan sıfat

Ma'nide ol "belhüm edal"dendürür

 

Aşkı olmayan kişinin canı yok

Samiri gavi gibi bicandürür

 

Bu mişede her kişi şir olmaya

Kimi tilki kimisi aslandürür

 

Her hacer la'l olmaya ey bi basar

Kimi yakut kimisi mercandürür

 

Aşıkın mihr ü vefa sıdk u safa

İşi daim lutfile ihsandürür

 

Aşıkın işi tevazu' meskenet

Gözleri yaş müdam seylandürür

 

Aşksı gör kim bahıl ü nakes ü şum

Nefsi itin yicerür sekbandürür

 

Aşıkın kalbi selim keffi kerim

Dost yolunda canı da kurbandürür

 

Aşksızın gönlü daracık söyleme

Zemheri şiveli bir nadandürür

 

Aşıkın gönlü müdam kaynar taşar

Taşra atar dürlerin ummandürür

 

Aşksızın her bir sözü bir ok gibi

Dokunur sanki katı yaydandürür

 

Aşıkın cünbüşleri tatlı şirin

Her duası dertlere dermandürür

 

Aşksızın her taati olur heba

Aşıkın küfrü dahi imandürür

 

Aşıkın varı yol içinde sebil

Nesine hükm idesin fermandürür

 

Aşksızın yeri cehennem esfeli

Sekiz uçmak aşıka meydandürür

 

Gerçi aşık sureta miskin fakir

İlle manada ulu sultandürür

 

Her kimin kim aşkı var cahil değil

Zira her müşkil ana asandürür

 

Eşrefoğlu Rumi'nin her bir sözü

Aşk ile bir bahr-i bi payandürür

 

GÖNLÜMÜN

Gönlümün bir köşesinde Arş-ı Rahman gizlidir

Katremin bir kartesinde bahr-ı umman gizlidir

 

Zerremin bir zerresinde nice bin şems ü kamer

Arife bu söz ıyan ille avamdan gizlidir

 

Bu vücudumda benim bir kuş vardır ol kuşun

Avcı içinde temamet iki cihan gizlidir

 

Lamekan u binişandır ol kuşun yaylakları

Ol kuşun havlasından sırr-ı Sultan gizlidir

 

Ol kuşun Şah ile ahdi var ezelden ileru

Bir melek bilmez nedir ol ahd ü peyman gizlidir

 

Ol kuşun avı şikârı Dost vaslıdır hemin

Anınçün dost ana munis ü mihman gizlidir

 

Ey aceb böyle iken Ya Rab nedendir bu kuşun

Hiç iniltisi tükenmez yüreği kan gizlidir

 

Derde düşmüştür yanar zari kılur ol dün ü gün

Zarisi ol Dost firakı bağrı püryan gizlidir

 

Ol kuşun vasfı öküşdür diyedim illa nidem

Müddeiden korkarım gönlünde güman gizlidir

 

Suret-i insanda gel insanı bil insan isen

Suret-i insanda bu manay-ı insan gizlidir

 

Manay-ı insan bil kim bilesin Hakkı ayan

Manay-ı insanda ol sıfat-ı Subhan gizlidir

 

Eşrefoğlu Rumi bu remzi yine arif bilir

Bilmedi bilmeye her ami vü nadan gizlidir

 

EY GÖNÜL BİR

Ey gönül hiç derde düş kim anda derman gizlidir

Gel karış bir katreye kim anda umman gizlidir

 

Terk edip canı cihanı gey feragat cübbesin

Bu feragat cübbesinde sırr-ı Sultan gizlidir

 

Değme bir derviş hakire hor görüp hor bakma kim

Gönlümün her köşesinde Arş-ı Rahman gizlidir

 

Muhib ise can u dil bulur hayat-ı cavidan

Dervişin herbir sözünde ab-ı hayvan gizlidir

 

Gör bu Eşrefoğlu Rumi bahr-ı aşkta neyledi

Can u başı terk edip can u cihanda gizlidir

 

NOLİSERSE

Noliserse ko ki olsun oliser

Tek gönül Mevlayı bulsun noliser

 

Akıbet şu göze toprak doliser

Bir gün evvel ko ki olsun noliser

 

Aşk bağında taze güller açılır

Ömür bağı ko ki solsun noliser

 

Aşk deryası cuşa gelmiş kan akar

Âşık-ı biçare dolsun noliser

 

Bu deryaya düşen âşık öliser

Ölür ise âşık ölsün noliser

 

Dünyanın mansıblarını lezzeti

Eşrefoğlu alan alsın noliser

 

YÜREĞİME

Yüreğime Dost derdi urdu türlü yareler

Kim tabibler ana bulmaz ne deva ne çareler

 

İlla olur Dost vaslı ana derman ü tabib

Andan özge her ne kılsam yüreğimi pareler

 

Kim ezel günde Şah'a mahrem-i esrar ise

Haldaşımdır razdaşımdır gelsin ol avareler

 

El tutuşup gidelim Dost'tan yana ive ive

Bizi bunda aldamasun işbu aklar kareler

 

İlmine mağrur olanlar kaldı aşktan bi nasip

Aşıkın bir lem'asına irmez ol biçareler

 

Alidir aşk meclisi biderd olanlar eremez

Gönlü biderdin katıdır sanki seng-i hareler

 

Âşık-ı şurideler şuride şeyda oluben

Taş gibi gönülleri yumşak muma döndüreler

 

Dost derdiyle hemişe teşne dil olanları

Dost vaslı şerbetiyle daima suvareler

 

Eşrefoğlu rumi'ye sorar isen Dost kandedir

Diye yir gök Arş u Kürs dopdoludur hep areler

 

İlla görmez anı bu ten gözü can gözü gerek

Can gözün açmağa bir mürşid katına vareler

 

BAHR-İ UMMAN

Bahr-ı umman kuşuyem yerim mekânım andadır

Bunda adım süregeldim dü cihanım andadır

 

Mevc urup ol bahr-i umman bunda bıraktı beni

Dürr-i bi hemta benim ma'den-i kanım andadır

 

Çağa çaylak baş açık yalın ayak geldim garib

Tac u tahtım mal u mülküm hanümanım andadır

 

Bunda tuzağa tutldum ben de düştüm nagehan

Bülbülüm zariliğim ol gülistanım andadır

 

Bunda geldim Eşrefoğlu Rmui dediler bana

Dahi bundan özge benim ad u sanım andadır

 

GÖNÜL DERDİ

Gönül derdi ile yarın

Aceb şuride şeydadır

Bu aşk içinde sankim ol

Bugün Mecnun-i Kaysa'dır

 

Ben eydürem ki ey gönül

O baki Şah sen de bir kul

Bu aşk senin haddin değil

Bu bir olur temennadır

 

Gönül hiç sözüm işitmez

Gelüp kendüyi cem itmez

Beni bıraguben gitti

Durağı kuh u sahradır

 

Nasihatten direm bir söz

Bana hüccet kılur yüz söz

Direm bunu koyup gitme

Bana dir bu ne gavgadır

 

Ben eydürem bu yol uzak

Bu yola çok gerek yarak

Dedi bu yolda yok olmak

Hep esbab-ı müheyyadır

 

Dedim bu yol belalıdır

Cefa mihnetle doludur

Dedi kahrı nuru anın

Benim gözüme tutyadır

 

Dedim gönül bu yolda bil

Gerektir ağular yutmak

Dedi aşk ile zehr içmek

Bana sükkar u helvadır

 

Dedim gönül bu yolda sen

Gerek bin kez veresin can

Dedi bir günde bin kez can

Verirsem dahi sezadır

 

Dedim nola gönül gelsen

Benim bir halimi sorsan

Dedi bu yolda ben ü sen

Demeklik külli hatadır

 

Yine dedim ki hey gönül

Bu sevda key uludur key

Dedi sen beni yoğa say

Bu aşkın işi böyledir

 

Dedim gönül ki kendüden

Kimesne bu yola varmaz

Dedi benim bu varmağım

Girü anınla anadır

 

Bıraktı halkı gözünden

Geçüben kış u yazından

Elini yudu özünden

Hemen maksudu Mevla'dır

 

Bu Eşrefoğlu Rumi'nin

Ulaştı gönlü çün Dost'a

Temam kevneyni unuttu

Gönül dost ile tenhadır

 

Dahi gönül sözü çoktur

Eğer dersem anı olmaz

Ne hacet söylemek a'mma

Bilir arif ki ol nedir

 

BENİM DERDİM

Benim derdim emi yârin gamıdır

Bu cismim merhemi gözün nemidir

 

Ahımdan zarlığımdan iniltimden

Feleklerde melekler hep semi'dir

 

Kimin gönlünde kim bu derd odu yok

Kamu hayvanların kemden kemidir

 

Bu derd oduna kim yandı göyündü

Bilin anı kim kâmil âdemidir

 

Yedi tamu odu bu derd odunun

Katında sanki bir kıvılcımıdır

 

Bugün bu derd oduna yanmayanın

Yarın düzehte yanmak lazımıdır

 

Saadet gencinin kilidi dilin

Sorarsan ehl-i derdin bir demidir

 

Saladur gelsin ol pervane âşık

Bu derd oduna yansın kim demidir

 

Bu derdten Eşrefoğlu Rumi ölse

Elem değil düğünü bayramıdır

 

NİDEYİM

Nideyim sabr edebilsem kavn ü mekân oda yanar

Veli ah eyler isem kevn ü mekân oda yanar

 

Boyadı her yüzünü ah ile zarım tütünü

Bu iniltim işiten cümle cihan oda yanar

 

Firkatin oduna ya Rabbi yanar yedi tamu

Yine hicran oduna kevn ü mekân oda yanar

 

Eşrefoğlu Rumi yanagör kuy-ı kenarında anın

Ko desinler Rumi'ye ibn-i filan oda yanar

 

SENİ BUNDA

Seni bunda komazlar gönlünü bundan götür

Terk eyle ikbr ü kini bir gönül ele götür

 

Buna gönül bağlayıp nefsine uyar isen

Ol nefsin alır seni doğru tamuya iletür

 

Bunda kimesne kalmaz gelen gider eğlenmez

Yol düşvar korku kati işini bunda bitür

 

Bunda bitmeyen işler anda da bitmeyiser

Gafletten uyar canım aklın başına yetür

 

Kanı bunda gelenler mülk benimdir diyenler

Şimdi görünce anlar toprak oluben yatur

 

Mülkün ıssı bellidür ya bu davalar nedür

Var utan davayı ko tab yüz karasun artur

 

İşte bul Tanrı hasın sildir gönlümün pasın

Gir evliya yoluna canın rahmete yatur

 

Fırsatın elde iken düşmenzile eriş gör

Bu derbendi geç dahi var şad oluben otur

 

Eşrefoğlu Rumi var iken öğüdünü sen al

Kevneyni ardına at yüzün Hazret'e götür

 

BİR DEM DİLİM

Bir dem dilim tuta idim

Aşk komaz beni söyletir

Aceblemen söylediğim

Aşkın âdeti böyledir

 

Bu aşk beni deli kıldı

Aklımı başımdan aldı

Mecnun gibi dün ü günü

Zari kıluban inletir

 

Aşktır beni benden alan

Sevdiklerimden ayıran

Kimdir aşka karşı duran

Şahları baştan aladır

 

Aşk kime kim saldı saye

Başını verdi gavgaya

Mansurlayın esrük deli

"Enelhak" davi eyletir

 

Acebdir bu aşkın işi

Gönülden sürer teşvişi

Gözlerden akıtır yaşı

Yürekte odu biledir

 

Her kimin aşkı var ise

İçinde od yanar ise

Zehi bahtlı anın canı

Sohbeti şol Dost iledir

 

Aktır gönülde nur olan

Aşktır Musa'ya Tur olan

Aşktır ki İsa deminde

Ölüler diri kıladır

 

Gel âşık ol şad olasın

Gussadan azad olasın

Dürr-i yetimi bulasın

Bu aşk bahrine daladır

 

Eşrefoğlu Rûmi söyler

İle şara haber eyler

Kim ki âşık olmak diler

Gelsin beri ol saladır

 

SEN EZEL

Sen ezel Sultan idin şimdi niye oldun esir

Eksiğin yok bay idin böyle neden oldun fakir

 

On sekiz bin âlemin halkı sana müştak idi

Yerde gökte hep melekler sana olmazdı nazir

 

Bakar idin dost yüzüne işitirdin Dost sözünü

Ey aceb noldu sana şimdi kör oldun hem sağır

 

Lamekan kafında kayme kuruben yaylar idin

Şimdi haristan içinde kaldın uş hor u hakir

 

Şahbaz-ı kuds idin hem mahrem-i Sultan idin

Şimdi şöyle sen neden bigâne düşmüşsün debir

 

Şah ile kıldığın ol ahdi meğer beklemedin

Getürüp sen şah katında yüzüne key ulu gir

 

Habs içinde sen bu can Yusuf'un evkar eyledin

Bu beden Mısrı'na nefsin divini kıldın emir

 

Bu harabatın hayalatı tamam aldı seni

Hiç demezsin ki serencamım ne olıser ahir

 

Ol uzak yollara sen bir gün gidersen nagehan

Azığın yok yalın ayak hem yayan yolun ağır

 

Ne şehre uğrar yolun ne hod pazara hazır ol

Bundan al erzak binit yükünü bugün devşir

 

Gel beru tevbeye gel gayret demidir gayret et

Gayrı terk et kim sana ol ola gir ü destgir

 

Yoksa toprak olıcak hiç tevbeye ermez elin

Nice bin yıllar edersin zar u feryad u nefir

 

Her ki tevbe kıldı birkaç gün ölümden ileru

İşitenler anın adın "Rahmetenlillah" okur

 

Eşrefoğlu Rumi bu sözün sanadır key işit

Can kuşun uçurmadan gözün aç aklını dir

 

Nakşa aldanmaya gör kim cüda düşmeyesin

Dost yüzünden gözün ayırma canı başına dir

 

CEMALİN SEYR EDİP

Cemalin seyr edip ismin andığım

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

Aşkın ile gönlüm pasın açtığım

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

 

Senin sözün hem vücudun mutlaktır

Ol gül yüzün iki cihanda aktır

Yeryüzünde halifelerin çoktur

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

 

Müridleri hatalardan saklarsın

Münkirleri sır okuyla oklarsın

Kutbüzzeman dört köşeyi beklersin

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

 

Nakiblerin sancağını götürür

Nice münkirleri yola getirir

Halifelerin yanında oturur

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

 

Eşrefoğlu eydür aşkın elinden

Kimse mahrum kalmaz senin yolundan

Gerek bunda gerek Bağdat ilinde

Bize himmet eyle Şeyh Abdülkadir

 

BU DERDİMDEN

Bu derdimden inler idim derdim bana derman imiş

Biderd olan kimselerin de adı müslüman imiş

 

Biderd olan insan değil hiç ameli olmaz kabul

Derdsiz kişi bu âlemde bir yularsız hayvan imiş

 

Hayvan demem insan deme hergiz yaramaz bir eme

Çün ermedi aşka deme varsın kim ol bican imiş

 

Ko gitdin o derdsiz ebter bu derd bize derman yeter

Kim bundan anda derd ilter yardımcısı Sübhan imiş

 

Derdlilerin ah u suzu hoş cuşa getirir bizi

Derdsizlerin serd serd sözü kati zemheriden imiş

 

Derdsizleri görür gözüm yanar içim göner özüm

Ki ol biçare görsüzün kılavuzu şeytan imiş

 

Maksud bu ilm ü amelden bir derd-i ah ü suz imiş

Çün derd ü ah ü suzun yok bu ad sana buhtan imiş

 

Gel Dost derdine düş yürü biderd olandan gen yürü

Biderd olanların yeri cehennemde katran imiş

 

Kim ki bu derde düşmedi bir mürşide erişmedi

Çiğdir ol dahi pişmedi pes süstliği andan imiş

 

Gelsin derdli âşık kanı versin canı alsın ayrı

Dost yoluna olmak fani âşıklara erkan imiş

 

Eşrefoğlu Rûmi senin gün gün artsın derdin hemin

Çün katında bu dünyanın varı yoğu yeksan imiş

 

Bunun fani lezzetine aldanmagıl şöhretine

Mağrur olma devletine hilesi çok fettan imiş

 

SENİ SEVEN

Seni seven âşıkların

Gözyaşı dinmez imiş

Hem seni maksud edenler

Dünya ahret anmaz imiş

 

Ölmez imiş âşık canı

Hiç dağılmaz imiş teni

Aşk kimi kim kıldı fani

Ana zeval ermez imiş

 

Gönlün sana verenlerin

Eli sana erenlerin

Gözü seni görenlerin

Devranlaru dönmez imiş

 

Aşkına düşen canların

Yoluna baş verenlerin

Aşk bülbülü olanların

Kimse dilin bilmez imiş

 

Kim ki gerçek sever seni

Yoluna kor teni canı

İster seni dün ü günü

Huri'ye aldanmaz imiş

 

Aşkın ile bilişenler

Senin ile buluşanlar

Sen Sultan'a ulaşanlar

Ebedi ayrılmaz imiş

 

Yok yoluna gelenlerin

Hakk'ı gerçek sevenlerin

Nişanı budur anların

Mala cana kalmaz imiş

 

Sen Leyli'yi görenlerin

Mecnun olup kalanların

Kendüzünden varanların

Kimse halın bilmez imiş

 

Eşrefoğlu Rûmi senin

Yansın aşk oduna canın

Aşk oduna yanmayanın

Kalbi safi olmaz imiş

 

CANA CEFA

Cana cefa kıl ya vefa

Senden hem ol hoş hem bu hoş

Ya derdin gönder ya deva

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

Hoştur bana senden gelen

Ya hil'attır yahut kefen

Ya taze gül yahut diken

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

Halimi bir dem soragel

Diler isen bağrımı del

Ey lutfu hem kahrı güzel

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

Ya bağ u ya bostan ola

Ya ben ü ya zindan ola

Ya vaslu ya hicran ola

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

Gelse celalinden cefa

Yahut cemalinden vefa

İkisi de cana safa

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

Gâhi nuş u gahi nişdir

Gâhi merhem gahi rişdir

Eşrefzade hem dervişdir

Senden hem ol hoş hem bu hoş

 

OL DOST'U

Ol Dost'u ben sevdiğim

Bu canımdan ilerü

Ol Dost'u ben gördüğüm

Bu gözümden ilerü

 

Ezel ebed olmadan

Sohbet anınla idi

İşitirdim sözünü

Bu guşumdan ilerü

 

Ben kul idim ol Sultan

Olmamıştı ins ü can

Okur idim medhini

Bu dilimden ilerü

 

İlk ol mu sevdi beni

Ya ben mi sevdim anı

Ol beni sevmiş idi

Bu sevgiden ilerü

 

Sevdi beni yarattı

Aşkın oduna yandı

Aldı bu gönlü gitti

Şol gönlümden ilerü

 

Ben oradan âşıktım

Aşka evvel eriştim

Sevişirdik anınla

İlerümden ilerü

 

"Levh u kalem" yoğ idi

Ben anda pinhan idim

Key onla kande idim

Benliğimden ilerü

 

Andan kaynadım taştım

Geldim gürbete düştüm

Nice gözyaşı saçtım

Bu yaşımdan ilerü

 

Halim dilim bilinmez

Derde derman bulunmaz

Âlemde bir derd yoktur

Bu derdimden ilerü

 

Derdim dinmes dil ile

Ahım iniltim ile

Kimseler ah etmedi

Bu ahımdan ilerü

 

Her bir âşık bu aşktan

Bir türlü nişan dedi

Biri nişan demedi

Nişanımdan ilerü

 

Eşrefoğlu Rumi'yem

Söylerem Dost haberin

Bir haber veren yoktur

Haberimden ilerü

 

GÖRELDEN

Görelden yüzünü yârin

Bela bana şikâr oldu

İniltim arttı gün günden

Gözüm yaşı pınar oldu

 

Gözüm dünyayı hiç görmez

Akar kanlı yaşım durmaz

Bu derd ü bu firak ile

İçim dışım yanar oldu

 

Aceb ya Rab ne derddir bu

Getirmez gözüme uyku

İçimdeki yanan od hod

Yarelerim yakar oldu

 

Gönül fikrindedir hayran

Bu can avare sergerdan

Bu sevdaya düşeliden

Dü âlem bana dar oldu

 

İniltim âleme doldu

Gören eydür buna noldu

Esirgeyüp bu halk derdim

Geri bana sorar oldu

 

Benim derdim hemen ol yar

Bana ne il gerek ne şar

Bu can ancak anı ister

Kamusundan bizar oldu

 

Yüreğim yaresine hem

Gözüm yaşı yeter merhem

Geceler subhedek bu gam

Bana munis ü yar oldu

 

Gamı yarın heman vardır

Saadet kimde gam vardır

Şular kim gerçek erlerdir

Gamı bugün çeker oldu

 

Var Eşrefoğlu Rumi var

Bu derdi kılma aşikâr

Sana çün dürd-i zehrin yar

Dolu dolu sunar oldu

 

ZEHİ ÂŞIK

Zehi âşık ki maşuku Hak oldu

Zehi kulah ki Hak söze sak oldu

 

Zehi göz kim gözetir daim anı

Zehi dil zikr-i Hak anda çok oldu

 

Zehi gönül ki Hak aşkıyla doldu

Cihanın zehri ana tiryak oldu

 

Zehi nefs Hak'tan özgesin unuttu

Ana "ircii" erdi mülhak oldu

 

Ne can kim tenha geldi bu cihana

Nazar kılmadı ferd-i mutlak oldu

 

Zehi kim dün ü gün kıldı taat

Varıcak Hazret'e yüzü ak oldu

 

Bu varlıktan geçen erişti vara

Yok olmadan ol âşık kim yok oldu

 

Beka bulmak dilersen var fena ol

Bekaya yol fenaya varmak oldu

 

Toz oldu kalktı yerden götürüldü

Ayaklara şular kim toprak oldu

 

Cihanda ölmedn şunlar kim öldü

Ölümsüz dirliğe ol elyak oldu

 

Bu şöhretten geç Eşrefoğlu Rumi

Ki âşıklara şöhret tuzak oldu

 

Elin çek fariğ ol cümle cihandan

Sana çün bu cihan bir uğrak oldu

 

MÜFLİSİZ

Müflisiz iki cihanda aşka verdik varımız

Pişemizdir Dost sevmek koduk özge kârımız

 

Nideriz biz dü cihanı çünkü bulmuşuz anı

Andan artuk can u dilde yokdürür tekrarımız

 

Bu safanın safisin içdik safadır kalbimiz

Masivadan aynamızda zerre yoktur barımız

 

Biz teni canı anın yolunda isar etmişiz

Akl ü fehm ü ilm ü zühdden kalmadı deyyarımız

 

Münkir olma sen bu aşka sıdk ile gel bul safa

Kargadır münkir anın tatmaz bizim sükkarımız

 

Siz bizim bizden bize gittiğimiz kılman aceb

Bir nefeste iki iyd eder bizim tüccarımız

 

Zahida var var ki bu aşkdan duyarın yok senin

Bilmedi bilmeyiser biderd bizim esrarımız

 

Kimyay-ı aşkı bulduk misi altun ederiz

Ortadan çıksın zagal kim safdır pazarımız

 

Biz fena olup fenadan key fenaya yetmişuz

Şöyle kim navh olmuşuz hiç kalmadı asarımız

 

Aşk ile olduksa fani Dost ile bulduk beka

Çün bekay-ı asl oldu bakidir envarımız

 

Levnimiz bi levn ü renktir niteliksiz nurumuz

Ruhumuzda daim esrük yokdürür huşyarımız

 

Sen bu Eşrefoğlu Rumi'nin sözün tanlama kim

Dahi bundan özgedir âşıklara ihbarımız

 

BİÂR OLUGÖR

Biar olugör kim âr ile yar ele girmez

Dek durmağ ile rü'yet-i didar ele girmez

 

Bülbül gibi kıl tabeseher her gice efgan

Yatma ki gül vakti geçer gülzar ele girmez

 

Ko ikiliği birliğe gel bir ile bir ol

İnkârını ver alıgör ikrar ele girmez

 

Nefs putlarını hurdedüben sen de Halil ol

Gir aşıkın esrarına kim esrar ele girmez

 

Hep varlığın dost yoluna külli fena kıl

Yok ol yürü bu varlık ile var ele girmez

 

Sen senliği Dost'a verüben Dost'u alıgör

Kaçırma bu pazarı bu pazar ele girmez

 

Baş terkin ur iste anı etme tevakkuf

İki sanuben durma geçer gırsat-ı didar ele girmez

 

Eyyub gibi sabr eyle derde kılma şikâyet

Aşk avcısına beladan özge şikâr ele girmez

Tut pendini bu Eşrefoğlu Rûmi'nin kim

Dost haberin doğru verir her yâr ele girmez

 

BU AŞK DÜŞTÜ

Bu aşk düştü canımıza bahar eyledü kışımız

Kaygu bulutların sürdü komadı hiç teşvişimiz

 

Dilimizde ol Dost adı canımızda ol Dost tadı

Gönlümüzü ol Dost aldı unuttuk yâd bilişimiz

 

Dost'tur heman endişemiz Dost'u sevmekdir pişemiz

Ol Dost sevmekten özge bir dahi yoktur işimiz

 

Ol sultandır bizi ana kul her dem yeni yeni nuzül

Andadır bu cümle usul andadır her bahşişimiz

 

Her dem bakarız ol yüze her gün bayram kadir bize

Biz dost'u ayan görürüz düş değil bu görüşümüz

 

Kande baksam Dost görünür sanma Dost doğar tolunur

Yer ü gök dopdolu Dosttur bu sözde yok yanlışımız

 

Biz ol Dost ile diriyiz Dost'suz olursak ölüyüz

Dost'tur bize ten can olan Dost ile her cünbüşümüz

 

Eşrefoğlu Rûmi eydür Dost bizi şöyle alıptır

Mahlûktan hep kesiliptir alışımız verişimiz

 

BİR NİCE DERTTİR

Bir nice derttir ki düştü cana derman istemez

Arttırır günden güne derdine noksan istemez

 

Aşıka derdi anın besdir gerekmez dü cihan

Bülbülün maksudu güldür bağ u bustan istemez

 

Neylesün nitsün sarayı padişahı isteyen

Huriye kılmaz nazar cennat-ı rıdvan istemez

 

Kangı başta kim anın sevdası yoktur ko anı

Zağdır ol murdara gitsin sükkeristan istemez

 

Kangı canda kim anın aşkı odu yanar müdam

Ta ebed cansızdır ol bican ki canan istemez

 

Şol gönül ki aşkı nur ile münevver olmadı

Kaldı nefsi zulmetinde ab-ı hayvan istemez

 

Derdin artır sen ey eşrefoğlu rumi arı ko

Derd ile rüsvay olan âlemde pinhan istemez

 

BANA SEN CAN

Bana sen can yetersin can gerekmez

Seni gerek seni kevneyn gerekmez

 

Senin fikrin ile doldum temamet

Yeter derdin dahi derman gerekmez

 

Muradım sensin ey Dost senden özge

Sekiz uçmak ü hür ü gılman gerekmez

 

Yönü sana vü kıblem ma'budum sen

Iyan gördüm seni güman gerekmez

 

Beni külli yitürdüm seni buldum

Be ben sensin ben öldüm ben gerekmez

 

"Enelhak" sırrını faş eylerim faş

Melamet olurum pinhan gerkmez

 

Sana Dost aşkı Eşrefoğlu rumi

Yeter iman dahi iman gerkmez

 

CAN VERİR ÂŞIK

Can verir âşık bu yolda kasd-ı canan eylemez

Küfr ile kılmaz adavet meyl-i iman eylemez

 

Dünya ahret küfr ü iman nisbeti yok aşıkın

Korhu duzehden ümidi hur ü cinan eylemez

 

Yaz u kış u leyl ü nehar cümle bahar olur ana

Her çiçek gül yok diken azm-i gülistan eylemez

 

Mescidi büthaneden fark eylemez âşık olan

Kande olsa Dost iledir vasl-ı hicran eylemez

 

Baktığı yerde görür Dost yüzünü bi levn ü renk

İlla bu sırra melek mahrem ye insan eylemez

 

Binişan olur nişanın kimse bilmez aşıkın

Niteliği hiç belirmez reng ü elvan eylemez

 

Şems olur zerre iken hem katreyken derya olur

Cuş eder taşra atar ol dürri pinhan eylemez

 

Tut dilin söyleme Eşrefoğlu Rumi kıl sükût

Arifin sözlerini çün fehm-i nadan eylemez

 

BU BEN BİMARA

Bu ben bimara yok timar hergiz

Bu resme olmaya bimar hergiz

 

Ezeldendir bana bu derd ezelden

Velakin kılmadım izhar hergiz

 

Bu derdi sakladım candan dahi ben

Bunu bilmedi nefs-i gaddar hergiz

 

Cihan içinde derdini demeğe

Aradım bulmadım bir yar hergiz

 

Bu can u bu gönül bigânedir çün

Bulara açmadım esrar hergiz

 

Ebed gününe iletem ben bu derdi

Çü mahrem olmadı deyyar hergiz

 

Garibim aşıkım hasta vü mecruh

Diyemez derdini diller hergiz

 

Dünüm günüm inilti ile geçti

Ünümü duymadı ağyar hergiz

 

Tütünüm tütmedi yandım kül oldum

Külümden kalmadı asar hergiz

 

Ne şirin tatlu derddir işbı derd kim

Buna öykünmedi sükkar hergiz

 

Sükût et eşrefoğlu Rumi tınma

Bu remzi alnamaz huşyar hergiz

 

Bu derdden mest olup mestanelik kıl

Başından gitmesin humar hergiz

 

BU AKL Ü FİKR İLE

Bu akl ü fikr ile ol can bulunmaz

Nice yıl oldu sergerdan bulunmaz

 

Denizler içerim susuz geçerim

Beni kandurası umman bulunmaz

 

Yitürdüm Yusuf'u Ken'an içinde

Yusuf bulundu Ken'an bulunmaz

 

Bu derde nice yanarsın ey derviş

Gerek göyün gerekse yan bulunmaz

 

Bu derde mübtela olmuş cihanda

Bu Rumi gibi bir insan bulunmaz

 

BAŞ KO TEVHİDİ

Baş ko tevhidi koma zinhar

Can verip tevhidden ayrılma ey can

 

Tevhid olur zira sermayen senin

Can içindeki asıl mayen senin

 

Tevhidi terk etme zinhar ey aziz

Tevhid için gönlüne eyle temiz

 

Her kimin kim tevhidi yok canımı yok

Can mıdır ol can kim anın imanı yok

 

Tevhid eden dildir ol yanılmayan

Tevhid edendir tamuda kalmayan

 

Tevhid eden dile Hak tanık ola

Tevhid eden gözler uyanık ola

 

Tevhid edeni oda yakmayalar

Boynuna zencirleri takmayalar

 

Tevhid edenden kaçar şeytan-ı lain

Tevhid eden mekr-i şeytandan emin

 

Tevhid ehlidir Hakk'a doğru giden

Tevhidi koyandır ol eğri giden

 

Her amel kim kılasın tevhid ile

Zerresiyle tamam yer ü gök dola

 

Tevhid olmazsa kamu olur zagal

Yer ü gök ehli kadar kılsan amel

 

Tevhidi sen gaflat ile demegil

Gönül canı ile tevhidi söylegil

 

Müminin tevhidi kaç yerde gerek

Canda vü gönülde hem dilde gerek

 

Candan öte tevhide vardır makam

Has bilür anı veli bilmez avam

 

Tevhidini muhkem eyle canda sen

Dimegil tevhidi ancak dilde sen

 

Muhkem olmak diler isen tevhidin

Tevhidi can u gönülde berk edin

 

Tevhidi muhkemdir ol azad olur

Tevhidi muhkemdir anda şad olur

 

Tevhidin muhkem ise buldun Hakk'ı

Tevhidin yok ise sen oldun şaki

 

Şunların kim dili söyler tevhidi

Canı bilmez nicedir tevhid tadı

 

Ol behayimden dahi azgundurur

Cife öğer sanki bir kuzgundurur

 

Olur ol hak değil gafil kişi

Zihi kim düşvar olur anın işi

 

Variddir Kur'an'da ayet bu söze

Hak Çalap "Belhüm edal" dedi size

 

Eşrefoğlu Rumi'nin sen ey Gani

Can içinde muhkem et tevhidini

 

Dili zakir, gönlü âşık, canı mest

Tevhidin iderdi olmadın "elest"

 

Kamu yerde tevhidini söylesin

Canı tevhidinden ayrı olmasın

 

ARİFİ GÖR

Arifi gör değme sözü söylemez

Değme bin söze cevabı bir dilmez

 

Ger yürüye gerine ger uyuya

Her nefes haşa ki bihude vire

 

Uykusundan uyanur Allah der

Her nefes kim vire yar Billah der

 

Gicelerin ekserisin uyumaz

Gahi tesbih gah namaz u gah niyaz

 

Kimseyi ya medh ü ya zem eylemez

Ya bu yavuz ya bu iyü olsa dimez

 

Tınmayup tutar Hakk'ın fermanını

Hak yoluna teslim eder canını

 

Zayi itmez bir demi bir saati

Zikr ü tesbihtir dilinde âdeti

 

Çün dilin tuttu bular söylemedi

Âlem içre söylenur hem adları

 

Bunda işlerun bitirüp gittiler

Vardılar ol ulu Şaha yettiler

 

İşte nefs elinde biz kaldık zebun

Canlarımıza bu nefs urdu düğün

 

Ya İlahi sen medet kılgıl bize

Sen sabırlık ver bizim dilimize

 

Eşrefoğlu Rumi sen tut dilini

Gazrete arz eyle her dem halini

 

Her kula "kadiyyulhacat" oldürür

"Âlim ül sırr ül hafiyyat" oldürür

 

UZLET EHLİ

Uzlet ehli doğru gider cennete

Uzlet ehli uğramaz hiç mihnete

 

Uzlet ehlinin riyasız taati

Uzlet ehlinin Hakk'adır himmeti

 

Uzlet ehlidir Çalap sevdiği kul

Uzlet ehlidir ata verdiği kul

 

Uzlet ehli bilişir Allah ile

Uzlet ehli buluşur ol Şah ile

 

Uzlet ehlidir sevip hem sevilen

Sen bu uzletten kaçarsın pes neden

 

Uzlet idüp oturan insan olur

Hergelede yürüyen hayvan olur

 

Kim halktan kesilir Hakk'a ulaşır

Hakk'ı koyandır ki hakla dolaşır

 

Çık bu halktan Hakk'ı halvet istegil

Hakk'ı halvette bulursun belli bil

 

Dost'u bulan cümle halvet buldular

Her kim ki Dost diler halvet diler

 

Eşrefoğlu Rumi halktan yüz çevir

Ol ulu dergâha var yüz yere vur

 

Oldürür ol cümle derdlere deva

Andan artuğu kamu nefs ü heva

 

ÇOK YİYENLERDİR

Çok yiyenlerdir ibadet etmeyen

Çok yiyendir doğru yola gitmeyen

 

Çok yiyendir bu işi başarmayan

Çok yiyendir hak cemalin görmeyen

 

Çok yiyendir nefs arzusunu kovan

Çok yiyenlerdir bu dünyayı seven

 

Çok yiyenlerin teni olur ağır

Çok yiyenlerin kulakları sağır

 

Çok yiyenler gaflate dalmışdürür

Çok yiyenler dünyaya dalmışdürür

 

Çok yemekliktir kâfirler hasleti

Çok yiyenler göre yarın mihneti

 

Çok yiyenlerin gözü görmez yolu

Çok yiyenlerin zikir etmez dili

 

Çok yemeklik key ulu mihnetdürür

Az yemeklik bil büyük devletdürür

 

Az yemektir enbiyalar hasleti

Az yiyenlere Hakk'ın inâyeti

 

Az yiyenlerdir Hakk'a gönül veren

Az yiyendir Hak didarını gören

 

Az yemekten evliya olur kişi

Az yiyenlerin Hakdürür teşvişi

 

Az yiyendir cennete doğru giden

Az yiyendir dün ü gün ta'at iden

 

Az yiyenlerin olur nefsi halim

Az yiyenlerin olur kalbi selim

 

Az yiyenler söylese hikmetdürür

Az yiyenin baktığı ibretdürür

 

Az yiyenlerin Hak ile sohbeti

Az yiyenlerin alidir himmeti

 

Kim ki azı yir az söyler az uyur

İyiliğe yavuzluğu devşrülür

 

Eşrefoğlu Rûmi çok yimeği ko

Az yimeği idegör kendine hu

 

VAR KANAAT

Var kanaat ihtiyar et sabr ile

Kim kanaat etse gizli genc bula

 

Sabr eden kullarını Allah sever

Sabr edenleri Çalap kendi öğer

 

Sabr edenlerdir muradına eren

Sabr edenlerdir behişte ön giren

 

Sabr edenler bulur ecr-i bîhisap

Sabr edenlere ağu sükker çulap

 

Sabr edenler evliya oldu kamu

Uçmak oldu sabredenlere tamu

 

Kim ki sabr ede belasına Hakk'ın

"Rahmet ullahi âleyh" adın okun

 

Kim ki sabr ede günah işlemeye

Anı şeytan-ı lain taşlamaya

 

Kim ki taat zahmetine sabr ede

Sorusuz dosdoğru uçmağa gide

 

Kim ki kakıduğı dem sabr eyleye

Hak anı rahmet hanıyla toylaya

 

Kim ki yoğa sabr ede varın vere

Şeksizin ol Hak didarını göre

 

Sabr ile malum olur esrâr-ı Hak

Sabr ile bilindi her müşkil sebak

 

Sabr ile toprağı altun ettiler

Sabr ile gökteki kuşu tuttular

 

Sabr ile düşmana buldular zafer

Sabır ile derman her derde erer

 

Ya İlahi Eşrefoğlu Rumi'ye

Sen sabırlık ver ki aşkına doya

 

Aşkına dağlar ü taşlar doymadı

İlla sabırlar bu aşkı daymadı

 

BU UYKU

Bu uyku rahatına olma mağrur

Sakın kim itmesün Hak'dan seni dur

 

Ömür sermayesini yele verme

Bidaatını kamu seyle verme

 

Bu uyku bil ki şeytan tuzağıdır

Cami' a'zanın ol uyku bağıdır

 

Uyuma gaflet ile her giceler

İşittin hiç uyumadı niceler

 

Eğerçi uykuya Hak dedi rahat

Velâkin demedi subha değin yat

 

Şular kim uyudu durmadı dünle

Tut anı öldü evi ana sinle

 

Bil andan yeğ öten kümeste bednus

Çağırup Zikrullah ider o horos

 

Geçer uykuda bu dünler seherler

Uyanıp kılmadın derd ile ahlar

 

Bu uyku gaflet ile seni yıktı

Ki aklın nefsin elinden sınıktı

 

Nice gaflet nice uyku uyana

Zehi mağbunluk uykuya uyana

 

Ne yatursun ey Eşrefoğlu Rumi

Göre âşıkları yatur uyur mu?

 

İLAHİ SEYYİDİ

İlahi seyiddi settar Mevla

Teveccüh dergâhına geldim Hüda'ya

 

Benim hacat ile gönlüm doludur

Veli nidem bu nefs bedhuludur

 

Günah yükümü arkama uruben

Acz toprağına yüzüm sürüben

 

Tevazu birle el sana götürdüm

Tapuna yüz karasını getirdim

 

Bilürem Padişah-ı bîniyazsın

Sana yalvaranı mahrum komazsın

 

Verirsin kullarına istedüğin

Bilirsin her kulunun ne didüğin

 

Yer ü gök ehli hep senden umarlar

Kamusu Hazretine yalvarurlar

 

Benim dahi günahım çok elim dar

Kapına geldim ey Settar ü Gaffar

 

Getürürem şefi olMustafa'yı

Nebi- i server-i kan ü vefayı

 

Senin anınla dostluğun hakkıyçün

O dostukla olan muştluk hakkıyçün

 

Dilerim Hazret'ine ere ahım

İşitip afvedesin hep günahım

 

İnayet gözüyle bir kez bakasın

Beni haşa kim odlara yakasın

 

Bu iman hil'atın ahir nefste

Çıkarıp kılmayasın beni hasta

 

Beni uryan u rüsvay itmeyesün

Götürüp beni oda atmayasın

 

Zebaniler eline vermeyesin

Kapından horluğula sürmeyesin

 

Şuna kim sen iman ihsan edesin

Anı andan girü nite alasın

 

Göçicek canımız işbu bedenden

Ayırmagıl bizi ey Hak imandan

 

Bu eşrefoğlu mücrim Rumi miskin

Kapına geldi aç u yalın ilkin

 

Seni senden diler ol "Şeyenlillah"

Ayırma anı didarından Allah

 

Ki sendedir sana ermeğe çare

Senin derdinden oldu uş avare

 

Visalin lengeriyle doyur anı

Didarın şerbetiyle kandır anı

 

Ümidi sen iki âlemde ancak

Bilir kim sensin ol ma'bud-ı mutlak

 

Duamı kıl kabul eyle beni şad

Behakki ahmed ü Mahmud ü Muhammed

________________________________

 

Ki nadan eline düşmeye gevher

Sanur nadan anı bir kuru mermer

Ya alur kem bahaya satar anı

Ya olur bıragakor kalur ebter

________________________________

 

Gel imdi Hakk'a talibsen karındaş

Var evvel iste bir yahşı yoldaş

Anı mürşid edin pek tut elini

Seni menzile ilete kurtara baş

________________________________

 

Kılavuzsuz bu yola varamazsın

Bu müşkül işi sen başaramazsın

Seni cem etmeğe bir kimse gerek

Dağılmışsın seni devşiremezsin

________________________________

 

Biz bu aşkı candan önden bulmuşuz

Aşıkı aşk u maşuk bir bilmişiz

Medresesinde bu aşkın bir ezel

Okuyup her ilmi hâsıl kılmışız

________________________________

 

Hak müderrisdi bize ol medresede

Yoğıdı müşkülümüz her nesnede

Bunda ol ilmi nite unudavuz

Ya nite aldaya bizi müfside

________________________________

 

Her gelen bu âleme biri abad etmede

Sırrı zahir olmadı gittikçe viran olmada

Geldiği yollar bilinmez gittiği rah aşikâr

Kendüzin gitmez sanur amma ki âlem gitmede

________________________________

 

Bu yolda bekçiler var hiç uyumaz

Bu yoldan nam ü nişan kimse bilmez

Bu yolda iz ü toz her giz belirmez

Gerü döndürür ol hiç kimse komaz

________________________________

 

Nice bin evliyalar geldi geçti

Nice yüz evliya bunda seğirtti

Birisi kılavuzsuz varmadı yola

Bu yola bunları mürşid iletti

________________________________

 

Muhammed kim Habib-i Hazret idi

Dükali mahlûka ol devlet idi

Yer ü gök tamu uçmak gice gündüz

Bular olmaklığa sebeb ol idi

________________________________

 

Bu yola ol delil ile yürüdü

Delil olan Cebrail idi

Getürdi Cebrail çekti Burak'ı

Resul Mirac'a gitti ana bindi

________________________________

 

Gerekmiş talibe elbette mürşid

Olur pes mürşide uyan muvahhid

Eğer mürşide uymazsan ey talib

Olursun sen ya dehri veya mülhid

________________________________

 

Bu yola kim girer ise delilsiz

Anı şeytan kodu dinsiz imansız

Gerektir bil gerektir bir kılavuz

Varamazsın bu yola kılavuzsuz

________________________________

 

Bu razı eşrefoğlu Rumi açma

Sınırı bekle zinhar öte geçme

Bu aşk deryasının gevherlerini

Çıkarıp olur olmaz yere saçma

________________________________

 

Bilir aşık niçin geldi cihana

İnanır akl ile düşmez gümana

Ne işe geldiyse anı bitirir

Yemez içmez uyumaz kana kana

________________________________

 

Bu ten dükkânını var eyle yağma

Başından ta ki gide külli kavga

Kamu sevdaları hep ardına at

Gönlünü dost ile ko şöyle tenha

________________________________

 

Beray-ı maslahat bir el ucuyla

Bakar isen dahi bir göz ucuyla

Zira senden bunu yine alırlar

Birine dahi verirler güç ile

________________________________

 

Bu dünya kmseye mülk olmadı mülk

Sana denilmedi mi "Limen il mülk"

Buna benim diyen key biedeptir

Pes evvel ahir oldu Malik el Mülk

________________________________

 

Bu Eşrefoğlu Rumi gördü âlem

Örümcek ağına benzer dahi kem

Buna rağbet gözüyle bakmadı hiç

Taleb kılmadı buna oldu ebsem

________________________________

 

Ne denlü bunda nefsin şad idesün

Yarın pişman olup feryad idesün

Uralar makraa diyeler "üsküt"

O vakt ey nefsine uyan nidesin

________________________________

 

Gelin insafa ey nefse uyanlar

Demidir kim uyana uyuyanlar

Döneler Hakk'a b-nefsi terk ideler

Bağışlanır bugün tevbe idenler

________________________________

 

Tiz idin tevbeyi kon va'deyi siz

Ecel olayı yürür tutar ansız

Düşürür damına elbette bir gün

Bozulur işbu düzgünler gümansız

________________________________

 

Bu dünya zevki nefsanilerindir

Bu nefs için cehennem key derindir

Bu nefsin işreti zevki temamet

Cehennemde nedir kandır irindir

________________________________

 

Murad-ı nefs için her iş kim ola

Ol iş murdar ü mühmel şöyle kala

Yarın Hak Hazret'ine kağrılacak

Seninle Hazret'e ol bile gele

________________________________

 

Seni Hak red ide aybın ola faş

San ol mühmel iş çün oldu yoldaş

Beze senden nebiler hep veliler

Üşe sana zebeniler ura taş

________________________________

 

Gel uy bu aşka kim bu aşk bekadur

Bu aşkın daima meyli Hakk'adur

Dilersen kim göresin Hak cemalin

Bu aşk gözgüsüne her dem bekadur

________________________________

 

Bu yolda can ü baş hergiz anılmaz

Bu dünya ahiret sağışa gelmez

Veli bican olanın kadri artuk

Anınçündür ki âşık cana kalmaz

________________________________

 

Nitekim sende senlik ola mevcud

Kalasın senliğinde şöyle merdud

Musa didi ki "Erni ya İlahi"

Musa'ya "Len terani" didi Ma'bud

________________________________

 

Çü Musa kendüden mahv oldu gitti

Musa'ya Hak tecelli andan etti

Anınçündür ki âşık varını hep

Getirdi tiz pazara yoğa satdı

________________________________

 

Bu aşk yolunda yokluk oldu izzet

Bulunmadı yoğ olmayınca vuslat

Visalin isteyü yoktan yoğa git

Zira yoklukta zerre illet

________________________________

 

Bu yolda gerçek isen cane kalma

Cihan varlığını bir çöpe alma

Bu kımıltı bu cünbüş verme alma

Kamu bir düş gibi bu gitme gelme

________________________________

 

Bu varlığın sana yavlak tuzaktır

Tuzaktan kaçmağa key er gerekdir

Gel imdi bendini merdane kes kim

Tuzağa tutulan Dost'tan uzakdır

________________________________

 

Zahidin yolu dolamaçtır ırak

Abidin yolu teabi ile firak

Aşıkın yolu yakın hem doğrudur

Vasl-ı maşuk olur durak

________________________________

 

Ol ezel bağında biz bir gül gibi

Dost'a karşı söylenir gulgul idik

Bunda nitedek dura bu dilimiz

Çünkü anda şuride bülbül idik

________________________________

 

Sözüm anladın ise ey karındaş

Bu sırrı keşf edip uş eyledim faş

Eğer âşık isen al bu sözümden

Kamu sermayeyi var eyle taraş

________________________________

 

Bu dünya maksudu ahret muradı

Bulardır aldayan biliş ü yâdı

Aşıklar yolu bu yoldan dahi dur

Aşık Dost'a gider açıp kanadı

________________________________

 

Budur yokluk ki sen senden geçesin

Fena suyunu sakiden içesin

Temamet varlığından el yuyasın

Seni bunda koyup Dost'a kaçasın

________________________________

 

Bu düşe pes için aldana akil

Gönül vermez buna illaki gafil

Bu gafil kişiler hayvan gibidir

Olur hayvan dahi hep ayşe mail

________________________________

 

Buna ey gözlü kişi anlayu bak

Buna gönül virenlerdürür ahmak

Bihude yerlere ömrü çürütme

Fenadır bu fena gerçek muhakkak

________________________________

 

Pes öyle olsa labüddür kılavuz

Kılavuz da gerek kim ola key uz

Bu sarp yolları asan ide sana

İnişi yokuşu göstere düpdüz

________________________________

 

Gönül iklimin Dost'a bağışla

Gönülsüz bir yola sen dahi başla

Vücudun oyna bu meydan içinde

Varılmaz bu yola can ile başla

________________________________

 

Bu mekkâreye igen de yakışma

Tama idüp buna berk berk yapışma

Bu ömre izze caha tekye urma

Bugün meydan benim deyu çapışma

________________________________

 

Bu fettane gönül gözüyle bakma

Benim deyu buna gönül bırakma

Bunun sihri tuzağına tutulup

Bunu yapıp varacak yeri yıkma

________________________________

 

Cehennem korkusun uçmak ümidin

Âşık anmaz buların hiç birisin

Gözün yumdu çün evvel Dost yüzünden

Kamu kırdı geçirdi nefs çerisin

________________________________

 

Adüv bil kim seni Hak'tan ayırsa

Zebani'n bil hur ü gılman olursa

Tama kılma sekiz uçmağa zinhar

Bezenüben sana karşu gelirse

________________________________

 

AŞK

İçmeğe aşkın şarabın şir gerek

Basmağa bu nefsini diler gerek

Konmaya şahın koluna hiç külah

Pes harif olmağa mire mir gerek

 

AŞK

Var ey zahid var ki aşk yolun değil

Söyleyem sanma ki aşk dilin değil

Bunda ki şahin gerek şahbaz ola

Yoksa karganın evi seklik değil

 

AŞK

Sanmagıl bu aşkı sen kâğıttadır

Aşkı kâğıtta diyenler mürdedir

Aşkı yazmadı kalem ve aray-ı fakih

Aşk ezelde can ile perverdedir

 

AŞK

Yoğ idi levh u kalem aşk var idi

Âşık u maşuk u aşk bir yar idi

Aşk u âşık u maşuk bir iken

Cebrail ol arada ağyar idi

 

AŞK

Aşk dilini yine âşıklar bilir

Ol ezel aşka ulaşıklar bilir

Aşk dilinden söylese aşk mestleri

Ol dili sanma ki ayıklar bilir

 

AŞK

Biz ezelden aşkı tuta gelmişiz

Ta ebed Dost vaslın uta gelmişiz

Dost ile peymanı berk eylemişiz

Bunda aşk dürrini sata gelmişiz

 

AŞK

İki âlemden ötedür aşk eli

La mekân kaftan işler aşkın yolu

Her tasavvurdan münezzehtir bu aşk

Söylenür bi harf ü bi savt aşk dili

 

AŞK

Aşkı isteme kitapta ey faki

Bu kitapta aşk yoktur Dost hakkı

Bulmayasın aşkı kıylu kal ile

Var gerek âlem yüzün yüz yıl oku

 

AŞK

Bu aşkın gözgüsü yokluktur ey can

Bu gözgüde görünür ruy-i Sultan

Bu gözgünün kılıfıdır dü âlem

Bu gözgüde ne küfr var ne iman

 

AŞK

Münezzehtir bu gözgü dü cihandan

Feragattir kamu assı ziyandan

Anınçün değmeler vasf idemezler

Nihandır aşk nihan ender nihandır

 

AŞK

Aşık bir sözden anlar bin cevabı

Çün açtı ma'ni yüzünden nikabı

Bular aşk şerbetini içti akndı

Gafil su sanuben kovar serabı

________________________________

 

Ta gün yüzünü görelden ey şem tıraz

Ne iş oruc ve ne vird ü tesbih u namaz

Vaslında muharrem oldu ser cümle hicaz

Hicrinde namazım oldu ser cümle mecaz

________________________________

 

MURADIMDAN ÖTE

Muradımdan öte yok sana menzil

Muradın maksudundur Ma'bud'un bil

Kamudan el çekip fariğ gereksen

Muraddır key murad olursa bir kıl

 

Seni Hak'tan cüda iden o bir kıl

O bir kıldan dahi sen key hazer kıl

Hicabdır ender hicabdır

Gerkse ol kılı boz kovla var dil

 

BU HALKDIR

Bu halktır talibi yoldan ileden

Bu mahlûktur kesilir Hakk'a giden

Neye meşgul isen oldur muradın

Muradındır seni her yana yiden

 

Eğer talib isen iş böyle gerek

Eğer kazib isen ko çekme emek

Odur talib Hakk'ı isteye dün gün

Gerkmez halk ile almak u vermek

________________________________

 

İLAHİ

İlahi talibi mürşide duş it

Anın mürşid ile vaktini hoş it

İlahi talibine derd bağışla

Pişir derdin od ile perveriş it

 

İlahi talibine ver kanaat

Kanaat eyliye bula hararet

Cefaya sabr ide göre vefayı

Kanaat sabr ile muhkem iradet

 

Bu aşk yolunda seni tar ü mar it

Bu maristanda sen seni bimar it

Bitir bu aşk ile aklı temamet

Yeter varlık sana aşk aşkı yar it

________________________________

 

Suk u pazarı muvakkat idiğin çü bilegör

Yürü dağılmadan erbab-ı ticaret idegör

Zad-ı rah elinde nen var ise ver olma hasis

Bu sahavet yoludur durma sahavet idegör

________________________________

 

Üzüldü killi sebebten nesebten

Rıza verdi kazaya her taraftan

Bu böyledir şu şöyle olsa dimez

Ve ger kahr u ve ger lutf olsa Hak'tan

________________________________

 

Kimin zatında kim gevheri vardır

Murad maksudundur bir sözden anlar

Bu sözü Eşrefoğlu Rumi söyler

Hakk'ın taliblerini tenbih eyler

________________________________

 

Cehennem esfeli ola sana yurt

Ne deyvere o vakt işbu savul yort

Karıncadan zaif olasın anda

Zira bunda işitmedindi öğüt

 

BU DÜNYA

Bu dünya bir ejderhadır bilesin

Bu ejderhayı sen niçin seversin

 

Bu dünya ağulu bir yılandır

Cefası çok, sefası hep yalandır

 

Bunun ağusunu çeker sanırlar

Anın içün buna hep aldanırlar

 

Kime kim parmağıyla ağu verdi

Ana sonra tasıyla ağu verdi

 

Kimin kim yüzüne şu'le bıraktı

Anı sihrile sonra oda yaktı

 

Kime kim bir saat yoldaşlık etti

Anı gör kim sonra bir nice yuttu

 

Buna gönül verenler oldu mahzul

Bunu terk eyleyenler oldu makbul

 

Buna hem çün demişti Fahr-i âlem

Nuna niçün aldana akil âdem

 

Bu dünya cifedir çirkin kokulu

Hezeran mekruhiyle içi dolu

 

Bunun kokusunu burnun duyaydı

Damağında dimağın söküleydi

 

Lakin mezkum olduğundan duymazsın

Anın içün dünyaya sen doymazsın

 

Getir at dünyayı dünya itine

Ne aldandın bunun sen lezzetine

 

Mademki derdin var, dermanın iste

Ki dünya sevgisi canın kaldı hasta

 

Eğer hasta değil ise bu canın

İşiteydi bu sözleri kulağın

 

ÇÜ GİTTİ YARIN

Çü gitti yarın yoldaşın, bil gidersin sen dahi

Anın kim terketti bunlar, terk edersin sen dahi

 

Bu çarh elinde nicesi ağular tattılar bular

Kaçan ki peymanen şek yok tadarsın sen dahi

 

Sermayeyi verme yele, bir faide getir ele

Bir göç ki Azrail’e, bir gün edersin sen dahi

 

Eya gafil eya miskin, uyan gafletten bak uyan

Yağmaya vardı can u ten, nefsini güdersin sen dahi

 

Batıl yola günden güne cüst oldu sen dahi

ayağını Hak yoluna süst edersin sen dahi

 

Dünya benimdir diyeni, gözünle gördün sen anı

Ne etti ettirdiğini verip ne edersin sen dahi

 

Eşref, dürüş getir şeref, yeter ömrün geçer telef

Yoksa bir gün hur-ı harf nagah görürsün sen dahi

 

EY LEZZET ALAN

Ey lezzet alan iyş-i cihandan hazer et kim

Nuşundan anın nişi ne zevkinde belası

 

Devlet evi divarına yaslanmayıp gör kim

Muhkem değil ey şah bu bünyadan esası

 

Bu kubbeye kim girdi kim çıkmadı kabadan

Bu suffaya kim geldi kim gitmedi safası

 

Uryan şol emir oldu kim atlastan eder fahr

Sultan şol gedadır kim libas etti palası

 

ŞEKER YER İSEN

Şeker yer isen şehrini Mısır eyle temamet

Lale hevesin varsa bedehşan eteğin tut

 

Ger ins ü melek div ü peri sana kıl olsun

Sen senliği terk eyle Süleyman eteğin tut

 

Tut bağban yolunu bağdan sapıtınca

Bağlarda müsellem yürü, bağban eteğin tut

 

BİR AŞIKI

Bir aşıkı sözünden

Gitmez nemi gözünden

Gözü yaşı yüzünden

Seylan olur hemişe

 

Aşk erinin nişanı

Bilmek dilersen anı

Ana bu mülk-i fani

Zindan olur hemişe

 

SEN ANI İSTERİM

Sen anı isterim sanırsın ey dun

O seni istese otur dün ü gün

 

O sana gel dese yol geniş olur

Uçarsın kuş gibi ırak az olur

 

Sana kim gel demedi istemedi

Muradı bulmadı hem namuradı

_______________________________

 

Dediğim iş bu beşarettir sana

Kim risalet tacın giydin başına

Gördüğün namus-u ekber Cebrail

Kim kamu peygambere oldu delil

_______________________________

 

Gelin zikredelim ol Zülcelali

Ki gönülden süren oldur melali

Veli zikrin haramından sakın kim

Safa vere anın sana helali

_______________________________

 

Ger dur etsen beni sen ey perveri sıfat

Sanma kim bu tenim ruh ile bula hayat

Aşkla diri bil beni ruhla değil

Zira ruhları göreli şah oldu mat

_______________________________

 

Müddei sorma ki sana yoktur rü'yetten haber

Bihaber olanlara haber denilse eder bir zarar

Görmek dilersen ol Sultan'ın cemal-i şem'ini

Var enaniyet vebalini gözünden sil gider

_______________________________

 

Niceleri "benim" dedi ve gitti

Birisi kılmadı sözünü isbat

Toprak içinde zerre zerre yatar

Muntazır ne vakit ola arasat

_______________________________

 

Ger yürek yansa etse bir kerre ah

Nice başlardan gider altın külah

Bir nice sultanları tahtından yıka

Taht u tahtalarını oda yaka

_______________________________

 

Dost'a gidenin yolu gönüller içinden gider

Sen hemen hulk idegör, giregör gönüllere

_______________________________

 

Sumt eyle ağzını bağla, göresin Hakk'ı ayan

Göz bağı bu cihan halkının ağzıdır heman

_______________________________

 

Ey mürai ko riyayı sıdk ile ihlasa gel

Kır riya leşkerlerini ihlas kılıcın ele al

_______________________________

 

Ey hüda rahmettiğin hergiz melamet görmedi

Kakıyıp hışm ettiğin âlemde rahat bulmadı

_______________________________

 

Can u gönülden gerektir Halık'ı zikreylemek

Yoksa Allah demeklik sakız olur her dile

_______________________________

 

Şular kendilerin sultan sanırlar

Ölüp toprak olunca utanırlar

_______________________________

 

Seni Hak'tan ırak eden zebani tut yahut gılman

Geri koyan adüvdür eğer küfr ü eğer iman

_______________________________

 

Rabbini bilmek nefsini bilmeye mevkuftur

Bu tılsım-ı genc-i mahfi aşıka maruftur

_______________________________

 

Kimya istersen gel sohbeti dervişilerin

Saltanat mayasıdır bil himmeti dervişlerin

_______________________________

 

Âlim midir ol ilmine layık ameli yok

Cahil midir ol aşka satar iki cihanı

_______________________________

 

Cahil ermez bu hikmete, cahili koyma sohbete

Yiye de muşlaya yata, ahır dolu saman gerek