|
|
HÂCE EBU’L-HASAN HARAKÂNÎ’NİN HATME-İ ŞERİFLERİ
(Hatme-i Hâcegan)
Ey saadet yolunun âşıkı!
Hatme-i Hâcegan iki türlü yapılır. Birine hatme-i kebir (büyük hatme), diğerine hatme-i sağir (küçük hatme) denir. Hatme-i kebir'in isimlendirilmesi üç nedenden dolayıdır, her birinde bir sır vardır.
Nağamât ve Semerâtu'l-Fuâd adlı eserlerin aktardığına göre Bâyezîd-i Bistami Hazretleri, kâmil velilerden olan Ca'fer-i Sâdık Hazretlerinin vefatından kırk sene sonra dünyaya gelmiş ve onun ruhaniyetinden feyz almıştır. Sahih olan budur.
Bu hatme-i Hâcegan, Ca'fer-i Sâdık Hazretlerinden Bistâmî Hazretlerine, oradan Ebu'l-Hasan Harakânî Hazretlerine, ondan Hoca Ebû Ya'kûb Yûsuf Hemedanî Hazretlerine, ondan da Hoca Bahâeddin-i Nakşibend Hazretlerine intikal etmiş günümüze kadar gelmiştir.
Tefsir ve hadis ilminde yetkin olan yüce imam Ca'fer-i Sâdık, Bâyezid-i Bistâmî, Ebu'l-Hasan Harakânî ve sonradan gelen imamlar, Şah Nakşbend'e kadar hepsi de, hacetlerinin yerine gelmesinde, muratlarının gerçekleşmesinde, belaların definde, düşmanların yenilmesinde, hasetçilerin perişan olmasında, mânevî yetkinlik düzeylerinin yükselmesinde, Allah'a yakınlığın mânevî zevkine erişmede ve ilahi tecellilerin belirmesinde hatmenin bu sırlarına dalmışlardır:
Yedi defa istiğfar (Silsile Abdulhâlık Gocdüvânî Efendimiz'e gelince istiğfarı, emirle yirmi beşe çıkarmıştır.) Yedi defa Fâtiha-yı Şerife, Yüz defa Salavât-ı Şerife, Yetmiş dokuz defa İnşirah sûresi, Bin bir defa İhlas sûresi, Yedi defa Fâtiha-yı Şerife okunur.
Bunlar tamamlandıktan sonra tekrar Efendimiz'e (s.a.v) salavât-ı şerife getirilir. Sonra hacet ne ise o istenir ve murat ne ise o arzu edilir.
Allah'ın izniyle arzu ve istek gerçekleşir. Bu faydalı virde her gün devam edilir. Birçok kimse bunu tecrübe etmiş ve manen faydalı neticelere erişmiştir. Fakat bu sırrın herkese açılmaması tavsiye edilmiştir. Bu tertip, Resûllulah Efendimiz (s.a.v) den Sıddîk-i Ekber Efendimiz ve Ca'fer-i Sâdık Hazretlerinden itibaren devam ede gelen bir ibadettir.
|