MEKTÛBÂT-I HAZRET

(MUHAMMED DİYAÜDDİN K.S.)

Düzenleyen: Dr. Necati Aksu


(77. ve 100. mektuplar eksik, ilâve edilecek)

[Sayfanın hazırlanmasında; Bitlis'in Güroymak (Norşin) İlçesi'nde bulunan Norşin Medresesi'nde Başmüderris olarak ilim ve irşâdla meşgul olan ve aynı zamanda Hazret Muhammed Diyaüddin Hz.nin (k.s) torunu olan Nakşibendî şeyhi Seyda Abdülkerim Çevik (k.s.) adıyla yayınlanan abdulkerimcevik.com sitesinden istifâde edilmiştir. Kendisi aynı zamanda Anadolu Üniversitesi'nde ilâhiyat ve sosyoloji eğitimi almıştır. Ocak 1920'de medresede ders verdiği sırada bir gurup hâin tarafından, silahlı saldırı sonucu  şehit edilmiştir.]

 
 

BİRİNCİ MEKTUP

Bazı vâkıaların, yüce manevi makamlara manevi seyri ile ona terettüb eden nübüvvetin, peygamberlik makamının kemâlâtı, kul cüz’i ihtiyari olduğu, kazâ ve kader hakkındaki son tetkik, bu konuda akâid imamlarına (Rahimehümullah) tâklid etmemiz (uymamız) lazım olduğu ve bu konu ile ilgili beyana ait validinin (Kuddise sirruh) halifesi ve kâtibi Bitlisli Molla Mustafa’ya yazılmıştır.


İKİNCİ MEKTUP

Bitlisli Mahmud Efendi’ye ( Rahmetullahi aleyh) rahmetli kızının vefatı dolaysıyla taziyesi, hayattakilerin vefat edenlerden ve vefat edenlerin hayatta bulunanlardan edindikleri hisseleri, bilhassa bu tarikat silsilenin mürşidleriden birisine mensub ve tabi oldukları davasında bulunanların üzerine, Allah’ın kazasında razı olmaları vacib olduğunun beyanındadır.


ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Birinci mektubda adı geçen pederinin halifesi Molla Mustafa’ya, ehlullahın (velilerin) şerefli nazar ve iltifatlarının ve hiçbir şey onlara denk gelmediğinin, muhabbet olayı, büyük zatların nisbetini celb ettiğinin ve Nakşibendi tarikatındaki kimselerin riyazetleri ancak mürşidlerin vefatından sonra olduğunun beyanı hakkındadır.


DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Bitlisli Molla Abdülaziz’e ( Rahmetullahi aleyh ), Allah’a yakın olan muhabbetin kısımları, tabiiyye ile akliyye olup akli muhabbetin yollarının, salikin üstadına olan muhabbeti, ancak üstadiyyet ve vasıtalık hakkı için lazım olduğunun, tarikattan maksad, Allah’ın zatını sevmekle rızası taleb edilmesinin, salik, kendisine arız olan manevi haletlere iltifatı layık olmayıp bütün himmetini, emr olunduğu şeylerin imtisaline hasr etmesi lazım olduğunun beyanı ile, haletlerden kendisine hasıl olanları büyük bir ni’met bilmesi vacib olduğunun beyanları hakkındadır.


BEŞİNCİ MEKTUP

Gavs-ı a’zam kutubların en büyüğü, El-Şeyh El-Seyyid Sıbğatullah El-Arvasi’nin (Kaddesallahü sirreh) torunu Şeyh Muhammed Reşid’edir. Gavsın merkadını ve ev halkını ziyaret etmediğine dair dilediği özürü hakkındadır.


ALTINCI MEKTUP

Bu mektub Hazret’in (Kaddesallahü sirreh) mektublarını derleyen, çekirdeklerin üzerindeki zardan daha zayıfı ve aciz olan, Alâeddin’e. Herhangi bir manevi faydanın elden kaçırılması üzerine, çekilen hasret, o manevi faidenin yerine geçmesinin, bazı zikir, rabıta, sohbetin adabının, kendisinin (Alaeddin’in) görmüş olduğu iki rü’ya tabirinin, müridde ayrılma arzusu galib bulunması layık olduğunun beyanı hakkındadır. Cenab-ı Hak, Resullerin en hayırlısı olan zatın (aleyhisselam) hürmetine, Alâuddin’i Hazret (Kuddise sirruh) un tabilerinin zümresine ilhak buyursun.


YEDİNCİ MEKTUP

Dünyanın şerefi, ahiretin mezrası için olduğu, yoksa hadd-i zatında dünya, çirkinlerin en çirkini olduğunun, çirkin ve değersizliği akli ve nakli delillerle sabit olduğunun beyanı ile bu konu ile ilgili şeylerin beyanı hakkında. Beşinci mektubda mezkûr Gavs-ı A’zam (Kaddesallahü sirreh) in torunu Seyyid Ali’ye yazılmıştır.


SEKİZİNCİ MEKTUP

Müride layık hatta lazım olan şey, halini mürşidine arz etmesi, veya yazması, cevabını onun yüce görüşüne bırakıp aklına cevabın talebi bile vaki olmaması, düşüncesini tarikattan maksud olan emrin imtisaline hasr ederek, manevi yükselme ve haletler, çocukların iknama sebeb olan ceviz ve üzüm mesabesinde olduklarından dolayı, onlara önem vermemesi, nefsini nakıs ve taksiratlı bilmekten daha üstün manevi bir yükselme olmayıp (Allah alasını bize nasib eylesin). Amelde çalışıp zat-ı Bariyi taleb etmek ni’metinden daha büyük bir ni’met olmadığı konular hakkında, Hınıs kalesinde mukim Molla İsmail’edir.


DOKUZUNCU MEKTUP

Salikin, Allah yolunu şiddetle taleb etmesine, hiçbir şey muadil olmadığı, kuldan ancak matlub bu olup, diğer şeyler, Allahü tealaya havale olunduğu, çok kamil olanların ölümlerinden sonra da, taleblerinin baki kaldığı ve talebin husulüne sebeb olan şey’in beyanı ile, mürid rüyasında mürşidi veya tabilerinden başka gördüğü rüyasının önemi olmadığı, rüyasında yüce manevi makamlara yükselme kabiliyetine delalet eden rüyayı görürken, ibadette cehd etmesi icab ettiğinden dolayı korkması lazım olduğu, hakkında, bu mektubları derleyen mübarek eşiğin köpekciği olan fakir Alauddin’e göndermiştir. Allah onu Hazret’in ışığı altında bulundurup, kıyamet gününde bayrağı altında haşr eylesin.


ONUNCU MEKTUP

Salik, Mevlasına teslim olup dünyevi ve uhrevi olan bütün nefsani arzuları terk etmesine teşviki, hizmet edip, emr olunan şeylerin yapılmasına devam etmesi, kendisine daha faydalı olduğu, dünya ve ondaki şeyler, mürşidlerin nazar ve iltifatlarına müsavi olmayacakları, yapılacak her bir amelde, mutabeat kasdı lazım oluduğu konuların beyanı ile onlarla ilgili meseleler hakkında, Gavs-ı A’zam (Radıyallahü anh) tekkesinde müderris olan Nurs’lu Molla Abdullah’a yazılmıştır.


ON BİRİNCİ MEKTUP

Şiddetli talebin fazileti ve ona teşviki, tasavvuftaki fena makamı, bu çeşit talebden ibaret olduğu, mürid, bütün gayesini üstadın nazarına hasr etmesi, maneviyat için hiçbir şey, o nazara müsavi olmadığı, mürşidlerden müride hasıl olan himmetleri, hamdetmeye mucib olduğu, hasıl olmadığı takdirde, müriddeki nefsinin, kusurundan ileri geldiğinden, dolayı hemen istiğfar edip, Allah’a yalvarması icab ettiği, rabıtadan maksad, dünyadaki bütün şeylerden düşüncesini sıyırıp, Allah’ın huzurunda bulunması lazım olduğu bilinmesinin beyanı ile, sohbetin bazı adab ve şartları, her şey’in bir vakti olduğuna göre, yapılan ibadetten hemen istifade edilmediği takdirde, ye’se (ümidsizliğe) kapılmaması, konuların beyanı ve o mevzularla ilgili mes’eleler hakkındaki mektubları derleyen fakir Muhammed Alauddin’e gönderilmiştir. Allah, onu (Alauddin’i) Şeyh Muhammed Ziyauddin’in kapı eşiğinde bulunan köpeklerinden ad eyleyip, kendisine zümresinden ayrılmamasını nasib eylesin.


ON İKİNCİ MEKTUP

Sâdât-ı kirâmı (Radıyallahü anhüm) sevmeye teşviki, o sevginin şerefi, alçak dünyanın zemmi ile kötülüğünün beyanı hakkında Zirkîli Kulihan bey’edir.


ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Nakşibendî tarikatına mensub olanların arasında malûm teveccühün âdâbı ve onda en mühim olan şey; mürşid, nefsinin hiçbir şey’e lâyık olmadığını bilmesi, feyizlerin, ancak şeyhinden geldiği ve bu konu ile ilgili şeylerin beyanı hakkında bundan daha evvelki mektûblarda def’alarla bahsi geçen Bitlisli Molla Mustafa’ya yazılmıştır.


ON DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Pederinin halifesi, zamanında eşi bulunmayan tek âlimi, ilimleri deryâ gibi olan selef âlimlerin bakîyyesi, muteahhirden ehl-i cezbenin reisi, Siirtli Molla Halil’in torunu El- Şeyh Abdülkahhar’a, Hazretden (Kuddise sirruh) vâki olan bâzı hareketinden dolayı, mezkûr şeyhin (Kuddise sirruh) halifelerine sığınması ve onlara karşı itaatkâr olduğunun beyanı hakkında yazılmıştır.


ON BEŞİNCİ MEKTUP

Halkı Allah yoluna irşad etmekle me’mur olunan kimse, kendisinde, tam bir şevk hâleti veya halkın kitleler hâlinde, tarikata dahil olduklarını görünce, gurur ve neş’eye kapılmadan, işinde gevşek olmadan, devamlı olarak şükr etmesi, Allah’tan rica ve mağfiret dileyip nefsinden teberri ederek, Allah’a fakirliğini arz etmesi, vacib olduğu ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanı hakkında, açıkça muhabbet ve kahır, cezbe sahibi olan halifesi Tili köyünden Şeyh Şihâbüddin’e yazılmıştır.


ON ALTINCI MEKTUP

Şeyh Muhammed Reşid’in şeriat ve tarikatın icrâsına çalıştığına sevindiği, onu o hususlara teşvik etmesi ile, Gavs-ı A’zam’ın (Kuddise sirruh) torunları, Seyyid Ali ile mezkûr Şeyh Muhammed Reşid’e gönderilmiştir.


ON YEDİNCİ MEKTUP

Talâk kadın boşamanın sârih olan kelimelerine dair beyanı ile, sârih ve kinâye olan lâfızların, zevc tarafından yekdiğerinin arkasında söylenmesi, onu bulunduğu hükümden çıkarması hakkında, Horuslu Molla Ahmed’e gönderilmiştir.


ON SEKİZİNCİ MEKTUP

Evvelâ irâde Allahü teâlâdan, muhabbet, aşk, ilkin mürşidlerden sonra her ikisi de tâliblerden hâsıl olduğunun ve pederinin (Kuddise sirruh) türbe-i şerifinin bâzı faziletlerinin, türbenin görünmesinin faydaları ve arkadaşlarının bâzı hâllerinin beyanları hakkında şerefli vâlidinin halifesi Bitlisli Molla Mustafa’yadır.


ON DOKUZUNCU MEKTUP

Bâzı nasihatlar, dünyanın zemmi ve bu âlemin yaratılışının hikmeti ile, dünya denilen şeyden maksad, insanı Allah’tan uzaklaştırmaya sebeb olan şey olduğunun beyanları hakkında Şeyh Süleyman El-Abirî’yedir.


YİRMİNCİ MEKTUP

Memani köyünden Şeyh Abdülkerim efendiye. Müride hasıl olan halet, ancak ve ancak Allah’tan ve yüce şeyhlerin nazarlarından olur, irşad ile memur olunan mürşid için, o hususta bir şey olmadığının, şeriata mutabık olan ahvalden başka haletlere itibar edilmediğinin, Resul’ün ( Peygamberi’n), onun alinin üzerine salat ü selam olsun. Mütabeatındaki kemâldan başka hiçbir kemâliyet, olmadığının beyanı hakkındadır.


YİRMİ BİRİNCİ MEKTUP

Gavs-ı A’zam’ın (Kaddesallahü sirreh) türbesi ile ev halkının ziyaretinden geri kaldığına dair özür dilemesi ve bazı nasihatları hakkında, Gavs-ı A’zam’ın (Kuddise sirruh) torunu Seyid Ali’ye gönderilmiştir.


YİRMİ İKİNCİ MEKTUP

Çoğreşi köyünden Muhammed Emin ile ev halkına, alim, amil, faziletli ve kâmil olan kardeşi Molla Esad’ın vefatı dolayısıyle, taziyelerine ve Nakşibendi tarikatının nisbeti, ev halkından kesilmediği hususunda müjdelenmesine dair gönderilmiştir.


YİRMİ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Eziyet ile in’am, mahbub-i hakiki olan Allah’tan sadır olduğundan her ikisi de talibin nezdinde müsavi olmaları hatta eziyet Allah’a yaklaşmanın sebebi olduğundan, nezdinde daha sevimli olması gerektiği konusu ile, onunla ilgili mes’elenin, beyanı hakkında halifesi Tillolu, sonra Tekmanlı Molla Yusuf’a yazılmıştır.


YİRMİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Gavs-ı A’zam’ın (Radıyallahu anh) torunu olan Şeyh Muhammed Reşid ile Seyyid Ali’ye, dünya ahiretin mezrası olduğu, ekinin güzelliği ile tohumun güzelliğinden olduğunun, güzel ekin (sevab) kazanması için, tohumun (ibadetin) güzelleştirilmesine teşvikleri ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanı hakkında göndermiştir.


YİRMİ BEŞİNCİ MEKTUP

Bu yüce tarikatın esası sohbet yapılması üzere kurulduğunun, sohbetsiz geçecek vaktin zayi ve sahibi aldanmış olduğunun beyanı hakkında, mektublarını derleyen hakir ve fakir Muhammed Alauddin’e gönderilmiştir. Allah onu (Muhammed Alauddin’i) Hazret (Kuddise sirruh) sırlarıyla kutlayıp, deryalar gibi nurlarından aydınlatarak, onu ve insanları ömrünü uzatmasıyla faydalandırsın!


YİRMİ ALTINCI MEKTUP

Sıkıntı zamanında sabır etmeye teşviki, tâat etmeksizin, şeyhlere olan, akrabalığın faydası olmadığı, hatta insana bela celb ettiği, şeriate muhalefet ettikten sonra, şahsın başına gelen günahların cezaları Hak Teâlâ sübhanehu ve ehli olan zatlar, ondan yüz çevirmediklerinin ve onun için istidraç, muakabe olmadığının alameti olduğu hakkında Tirçonkli Hacı Yusuf ile kardeşlerinedir.


YİRMİ YEDİNCİ MEKTUP

Birisi karısına mahallî lisan ile: " Talâkak, dü talâk, se talâk, tü berdâ-i bî) ( bir talâk, iki talâk, üç talâk sen boş olasın ) demesiyle, ancak o kadın, kocasının söylediği bu son (tü berdâ-i bî) (boş olasın) sözünden başka talâkı vâki olmadığı, kadından, talâktan, veyahut rabt (bağlaç) edâtından bahis edilmediği ve bu üç şey’e delâlet edecek bir karineve karinenin mülâhazası da, olmadığı takdirde, adamın niyeti, yalnız talâkın vukûna kâfi gelmediği hakkındaki fetva için, Ölekli Molla Tahir’e yazılmıştır.


YİRMİ SEKİZİNCİ MEKTUP

İnsanın aklına gelen bazı küfür vesveseleri gayrı ihtiyarî hatıralarının menşei ve onları düşünceden def etmenin çaresi, nefsin kabzı halinde, onu zorlayıp yapılan ibadetler, daha sabit ve yararlı olduğu konular ve onlarla ilgili olan mes’eleler hakkında Vanlı Ahmed Bey oğlu Muhammed Sıddık efendiye yazılmıştır. Esasında bu mektûb türkçe olup, diğer bütün mektûblar gibi bir tarz üzere olması için Arapçaya çevirdik.


YİRMİ DOKUZUNCU MEKTUP

Bu hakir Muhammed Alâuddin’e, Allah, onu Hazret’in mütâbet ettiği yoluna hidayet edip, hazretin nazar ve şefkatinin yerini eylesin. Mektûb, bazı maslahatlar ile, sâlik tasavvufta karşılaştığı sıkıntı ve üzüntü, manevî yükselmesinin artmasına yardımcı olduklarının bilinmesi lâzım olduğu hakkında yazılmıştır.


OTUZUNCU MEKTUP

İlkin Allah, irade, sıfatıyla kulun kalbine tecelli etmezse, kul onu taleb etmeyeceği, öyle ise, mürid, murad (istenilen) hakikatta muhib (âşık) mâsuk (sevgili) olduğunun beyanı ile, bu konu ile ilgili mes’ele hakkında,pederinin halifesi, riyaset ve tekadüm ile zâhir ve bâtın ilimlerini derleyen, Taşkesenli Molla Ahmed’edir (kudduse sirruh)


OTUZ BİRİNCİ MEKTUP

Sâlike, bir hal peydâ olmaması da ona manevî bir hâlet olduğu, Allah’ın muhabbeti artmasına sebeb olacak şekilde sâlik, kendi nefsinin kusurunu görmesi, kendisinde hâletin mevcûd olup olmadığını düşünmesi, bütün varlığıyla Allah’a yönelip, yüce Allah’ın (Celle ve alâ) fazîletini düşünmesinin, lâzım olduğunun beyânı hakkında halifesi olan Tilli köyünden şeyh Şihabuddin’edir.


OTUZ İKİNCİ MEKTUP

Allah’a hakikî şükür etmek, insan bütün organlarıyla ona itâat etmekten ibaret olduğu zât-ı bârîsi için olmadan veya mürşidlere mütâbeat edilmeden yalnız şeyhlere intisab ve sığınmanın fayda vermediği ve dünya işleri din işlerine tâbi olup, aksi ise, muteber olmadığı hakkında Hınıs kalesinde mukîm Nasreddin Bey’edir.


OTUZ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Bu yüce tarikatın esası, ondan maksad, istikamet, doğruluk olduğu, mürid amel etmeye çalışması gerektiği, Nakşibendî sâdâtının (Kuddise sirruhüm) maksadları, sırf zât-ı Bârî’ye (Celle zatühü) hasr olunduğu, mürid için faydalı olan şey, kendisine hâletlerin zuhurunda bile, işlerini mürşidine havale edip mürşidi isterse o hâletleri kendisine açıklar, isterse onları gizleyeceği konuların beyanı ile, tarikatın bâzı âdâbı, bütün bu konularla ilgili mes’eleler ve Hınıs kalesindeki müridlere eylediği bâzı nasihatları hakkında, Hınıs kalesi mescidinin müezzini olan Molla İsmail’edir.


OTUZ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Birisi zevcesine mahallî lisan ile: be se telâkı be fetvâ tü jimin berdâ-i bi "Fetvâsı olmayan üç telâk ile sen benden boş olasın." dediği bu sözü ile, velev ki boşanmayı niyet etmediyse de, mahallî lisânı olan "tu berdayibi" sen boş olasın kelimeleri talâkın sarihi ve (se) = (üç) kelimesi de, talâkın sayısı için, sarih olduğuna binâen, adamın üç talâkı mı veya boşanmaya niyet ettiği taktirde, bulâfzın delâlet ettiği talâk sayısının en azına hamlederek tek bir talâkı mı vâki olduğu, (se) kelimesi de, arkasından gelen talâk kelimesi gibi talâktan kinaye olduğu ve ikinci şıkkın yani tek bir talâkı vâki olduğunun tercih edildiği ve o konu ile ilgili mes’elenin beyanı hakkında Dignöklü Molla Ali’ye gönderilmiştir.


OTUZ BEŞİNCİ MEKTUP

Arvaslı Molla Abdülhakim’e. Nikâh hakkında Şâfiî olan bir kimse, Ebû hanife, Allah ona rahmet eylesin! Mezhebini taklid etmesi (uyması) câiz olup olmadığı, nikâh akdi hüküm ve ifta verme kabilinden olup olmadığı, bir kimse hüküm ve iftade taklit eylediği imamın mezhebinden başka bir mezheb imamını taklit etmesinin, taklit etmeden her dört mezheb ile amel etmesinin câiz olup olmadığı konular ve bunlarla ilgili mes’elelerin beyanı hakkındadır.


OTUZ ALTINCI MEKTUP

Kadırî seyyidlerinden Şeyh Necmüddin ile Şeyh Tayyibe, Dervişü’n-Nebî (peygamberin dervişi) diye lâkablandırılmıştır. Tilanlı Şeyh Kasım oğlu ve mezkûr iki şeyhin şerefli babaları, Şeyh Habib’in vefatı dolayısıyla taziyeleri (baş sağlığı) içindir. Allahü Teâlâ onlara rahmet eyleyip bereketlerinden bir nebze üzerimize de nâzil eylesin!


OTUZ YEDİNCİ MEKTUP

Şerefli babasının halifesi Şeyh A.Hakim (Rahimehullah) evinde ikâmet eden kayın birâderi Molla Ubeydullah ile ev halkınadır. Molla Ubeydullah’ın oğlu Muhammed Mazhar’ın (Rahmetullahi aleyh) vefatı dolayısıyla taziyeleri baş sağlığı için, dünyada, Allah’ın (Celle ve alâ) muhabbetine dalmış kimseden başka hiçbir kimseye esenlik olmadığı, musîbetler ânında, bütün ümmetinin musîbetine nisbeten en büyük musîbet olan Peygamber’in (Sallâllahü aleyhi ve sellem) vefatı dolayısıyla, bu ümmetin fertleri, birbirlerini taziye etmeleri ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanı hakkındadır.


OTUZ SEKİZİNCİ MEKTUP

Zirkili Kulihan bey ile kardeşlerinin oğullarına, akrabasına baş sağlıkları ve sabr etmelerine teşviki ile fitnenin vuku bulmasından fitneyi alevlendirmekten korkutması hakkındadır.


OTUZ DOKUZUNCU MEKTUP

Tili köyünden halifesi olan Şeyh Şihabüddin’e, Allah’ın kazasına razı olmasına teşviki ve eşinin vefatı dolayısıyla baş sağlığı, ahiret alemine göç etmeye hazırlanmasının teşviki, vefat edenlerin hayatta kalanlardan, hayattakilerin de vefat edenlerden payları ve o konu ile ilgili mes’elenin beyanı hakkındadır.


KIRKINCI MEKTUP

Şeyh Abdülkahhar’ın (Kaddesallahü sirreh) oğlu, halifesi, Molla Mahmud’a. Muhabbetin galebesinden müride peyda olan halet, hata da olsa, dolaysiyle yerilmediği, manevi teveccühün bazı adabı ve umumi olarak hatta kadınlar için de teveccüh olduğu, tarikattan maksad, kalb tasfiyesi, tasfiyenin hakikatının ne olduğu, velev ki hayır amel de işlese, bütün amellerde nefsini kötülükle ittiham etmesi, mübah şeylerde de daima ona muhalefette bulunması, insanı Allah’a yaklaştıran şeylerde kendi nefsini başkalarının üzerine tercih etmesi ve bu yüce tarikat bütün tarikatlardan daha üstün, daha iyi olduğunun beyanı ile, bu konularla ilgili mes’eleler hakkındadır.


KIRK BİRİNCİ MEKTUP

Norsli Molla Abdullah’a, mürid, Allah’ın emrine imtisal ve sadatı kiramı taklid etmek suretiyle amel etmesi gerektiği, kendisene bu sıfatın galebe ettiği faziletiyle, bu şekilde yapılan amelin fazileti, yaptığı tâate karşı herhangi bir fayda, sevab ve kerametlerin kendisine zuhurunu düşünmemesi ve zamanın imamı kadılarını, davasını on beş sene geciktirmiş kimsenin davasına bakmaktan men ederse de yine davacının dava hakkı sakıt olmadığının ve bu konu ile ilgili mes’elelerin beyanı hakkındadır.


KIRK İKİNCİ MEKTUP

Gavs-ı Azam’ın, (Allahü teala bizi onun sırlarıyla kutlasın.) torunu, Şeyh Celalüddin’in (Rahimehullah) oğlu Seyyid Ali’ye, ev halkının ıslahı, insanların ıslahına sebeb olduğu, Mevla’ya (Celle ve ala) ahirete yönelmesine teşviki, aşağı olan dünya ve fani olan şeylerinden yüz çevirmesi ve bu konu ile ilgili şeylerin beyanı hakkındadır.


KIRK ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Billikili Ahmet ağanın evlâdına, fitne ve fitnecilere karışmaktan korkutmaları ve fitneye sebeb olacak kimsenin zemmi ve onunla ilgili mes’eleninin beyanı hakkındadır.


KIRK DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Şerefli pederinin (Allah, bizi onların sırlarıyla kutlasın.) halifesi Şeyh Abdülkahhar, oğlu ve halifesi olan âlim ve fazîletli Şeyh Mahmud’a, Allah yolundaki talebin fazîleti ve ona hiçbir şey müsavi olmadığı, insanların bu dünyada yaratıldıklarının hikmeti, râbıta ve tarikat âdâbından olan virdler ve daha başka mes’ele ile ilgili bâzı konular hakkındadır.


KIRK BEŞİNCİ MEKTUP

Molla Kâmil ile zirkılı Kulihan beye, islâm dininin kurallarına mütabeat edilmesi hakkındaki teşviki ve dünya iki itibarla yerildiği ve medh edildiği, Molla Kâmil’in bir oğlunun vefatı dolayısıyla taziyesi ve onunla ilgili mes’elenin beyanındadır.


KIRK ALTINCI MEKTUP

Bu mektûbları toplayan fakir ve hurma çekirdeğinin üzerindeki beyaz çizgiden daha kıymetsiz, kıtmirden (Ashâb-ı kehf köpeği) daha aşağı olan Muhammed Alâüddin’edir. Allah, onu (Hazretin) sırlarıyla kutlasın! Onu derya gibi nûrlardan doyursun! Onu ve insanları, yaşantısının uzamasıyla faydalandırsın! Muhabbetin fazileti, husûsen muhabbetle birlikte mürşidden ayrılık üzüntüsünün fazileti ve bazı vakitte müridin cismine ârız olan ağırlığın, vaaz ile sohbetin arasındaki farkın ve râbıtanın, bâhusus devamlı râbıtanın fazileti, tarikatta râbıta en büyük temel, birçok faydaların mukaddimesi olduğunun beyanı ve onunla ilgili mes’elelerin beyanı hakkındadır.


KIRK YEDİNCİ MEKTUP

Halifesi Şeyh Mahmud B. Şeyh Abdülkahhar’a, (Kuddise sirruh) bu yüce tarikatın medarı, tâleb üzere olduğu, başkası da şayet tâlebin artmasına sebeb olursa iyi, eğer tâlebin fütûruna (gevşemesine) te’hirine sebeb olursa onda tehlike olduğu, yapılan bütün amel ve tâatlara karşı bir cihetten şükretme, diğer cihetten de korkuyu icab ettiği ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanındadır.


KIRK SEKİZİNCİ MEKTUP

Bu mektûbları derleyen fakir, nâciz Muhammed Alâüddin’e, Mürid manevî ilerlemesi hâsıl olmadığı için, çektiği faziletli hasretinin, Allah’ın manevî huzurundan uzak kaldığını bilerek hasret edip tedarikine arzûsu, kendisine cezbe gibi bir hâletin husûlüne sevinmesinden daha evlâ olduğunun, ne şekilde olursa olsun, rüyada sâdât-ı kirâmı (Kaddesallahü esrârehüm) görmek, rüyayı görene, onların iltifat ve himmetlerine işaret olduğunun, sâliki külliyetiyle mevlâsına yönelmesine, dünyadan yüzünü çevirmesine dair, teşvikinin, bütün bu kâinat Bârî’nin (Celle ve alâ) varlığıyla mevcud olduğunu düşünmek için emirlerinin ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanındadır.


KIRK DOKUZUNCU MEKTUP

Yine lâ şey (hakikatte mevcut olmayan) bu mektubların derleyicisi Allaüddin’e. Halkın hidayeti ve Allah’ a olan muhabbetleri, şevkleri, hatta bütün ni’metler, mürşide zahir olması, bir cihetten şükür, diğer cihetten istiğfarına (mağfiret dilemesine) mucib olduğunun ve bir mazerete binaen, tarikata dahil olan bazı kimselere teveccüh yapılmasının te’hirinde hiçbir zararı olmadığının, teveccüh ve sohbet esnasında, beyitlerin okunması, tarikat harici olan şeylerden olup, lakin tarikat mürşidleri bir şartla azına müsamaha ettiklerinin ve bu konu ile ilgili mes’elenin beyanındadır.


ELLİNCİ MEKTUP

Bazı alimler, zevcesine mahalli lisan ile "isa Se telakı bi fetva Gevri kızı Ahmed jimin berdayi bi "Fetvası olmayan üç talak Mehmet kızı Gevri benden boş olsun" diyen kimsenin, tek bir talakı düştüğü fetvasının ve telaffuzda, sayıya delalet eden kelimeyi talaka delalet eden kelimeye rabt edecek, bağlıyacak bir edat olması lazım olduğunun, sayıya değil, o sayının temizine (ondan sonra telaffuz edilen kelimeye) bakılır. Temiz kelimesi talak babında, sarih ise, sayı da sarih, kinaye ise, sayısı da kinaye olduğunun, talakın sarih ve kinaye kelimeleri beraber söylenmeleri, yekdiğerini delalet ettiği asıl manasından çıkarmadığının ve bu konu ile ilgili meselenin beyanındadır.


ELLİ BİRİNCİ MEKTUP

Pederinin hem halifesi hem kâtibi olan Bitlisli Molla Mustafa’ya, (Rahimehullah) insan, bazı evliyanın aklına gelmesinin faziletine hiçbir şey müsavi olmadığının, Müslümanların aralarına ihtilaf sokmak isiteyen muhaliflerin teşebbüsleri kökünden kesmesi için Müslümanların birlik ve beraberliğini tahsil etmeye çalışmak lazım olduğunun beyanıdır.


ELLİ İKİNCİ MEKTUP

Nursli Molla Abdullah’a, telaffuzdaki gitmek manasını ifade edecek kelime, velev ki halk dilinde talak için çok kullanılırsa da cümlede talak kelimesine isnad edilirken, talakın kinayesi olduğu, ister içinde talak kelimesi bulunsun veya bulunmasın. Şöhret, cümledeki talaktan kinaye olan kelimeyi, sarih talakı ifade eden kelimenin hükmüne geçirmediği ve bu konu ile ilgili meselenin tahkiki hakkındadır.


ELLİ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Şerefli, en yüce âlim, en kâmil olan ârif, ilimde mahir, Hazretin (Kaddesallahü sirreh) validi (El-Şeyh Abdurrahman’ın Kuddise sirruh) halifesi, Taşkesanlı sonra Erzurumlu olan mevlâmız El-Şeyh Ahmed, (Kuddise sirruh) içinde bulunduğu zamandan şikâyeti ile, mezkûr şeyhin kalbini teselli etmesi ve buna benzer mes’elenin beyanındadır.


ELLİ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Pederinin halifesi Bitlisli Molla Mustafa’ya (Kuddise sirruh) perverdenin ona karşı muhabbeti zayıf olduğunu düşündüğünden dolayı, kendisinden özür dilemesi ve sohbetin bâzı âdâbının ve yine mezkûr zatın bâzı vâkıa halleriyle gördüğü rüyaların, velevki en azda mümkün olsa, evliyâlardan sâdır olan şeylere uyulmasının lâzım olduğu beyanındadır.


ELLİ BEŞİNCİ MEKTUP

Kendi halifesi ve şerefli validinin halifesi olan El-Şeyh Tahir El-Abirinin oğlu Şeyh İbrahime, (Kuddise Sirruhüm) insan bütün fiillerinde iyi niyet ve ihlas sahibi olması, akıbetini (ilerde ne ile karışılacağını) tefekkür etmesi, bütün hallerde her şeyden teberri edip Allahü Teâlâ’ya sığınmasına teşviki hakkındadır.


ELLİ ALTINCI MEKTUP

Üstün faziletli, alim kayın biraderi, Tağili Molla Abdullah oğlu Molla Emin’e, alçak olan dünya ve dünya ile ilgilenmenin zemmi, Allah Sübhanehü Teâlâ’ya yönelme, bu yüce tarikatın bazı adabına devam edilmesine dair emrin beyanındadır.


ELLİ YEDİNCİ MEKTUP

Bulanık Müftüsü Vanlı Ömer efendiye. Bir talak fetvasının talak ile telaffuz eden kimse, boşanmaya niyet edip etmediğinde, nasıl niyet ettiğinin, telaffuz ettiği sözünün sonu evveline ekleyip eklemediği davası hususunda, şeriatça, yemin ile musaddak (doğrulanır) olduğunun beyanındadır.


ELLİ SEKİZİNCİ MEKTUB

Şerefli pederinin halifesi Çohresili Molla İbrahim oğlu ve kendi halifesi olan, Molla Abdurrahman’a (Kuddise sirruh) müridlerde zahir olan şevk ve cezbe, Allah’u Teâlâ’nın himmeti ve sadatı kiramında himmetiyle olduklarının bilinmesi, bu durum karşısında Allah’a şükr ve istiğfar edilmesinin gerektiği, Nakşibendi tarikatında asla bencillik, riyakârlığın yeri olmadığı ve en güzel şekilde namazın hakikati ve bu konu ile ilgili şeyler hakkındadır.


ELLİ DOKUZUNCU MEKTUB

Hasani veya Biliki aşiret ağası Hüseyin’e, parlak İslam şeriatına mütabeat edilmesinin ve mümkün olan kimseye de icrasına çalışması, düğünlerde kadınlarla erkeklerin, beraber oynayıp birbirlerine karışmasının kınanmasının ve en te’kidli ve belağatlı bir şekilde ondan nefret ettirilmesinin, bu hareketin çirkinliği, namus ve gayrete aykırı olduğunun beyanı hakkındadır.


ALTMIŞINCI MEKTUB

Uspayit emirlerinden olan Şeref Han beye, adı geçenin kardeşinin ölümü dolayısıyla taziyesi, dünyanın kınaması, ahirete yönelmek için, teşvik ile onunla ilgili şeyler hakkındadır.


ALTMIŞ BİRİNCİ MEKTUB

Lice kazasına bağlı Hezan köyünde şerefli pederinin halifesi (Kuddise sirruh) olan Şeyh Abdülkadir’in ev halkına, sadatı kiram ile parlak İslam şeriatına mütabeat edilmesinin teşviki ve halifesi olan mezkûr Şeyh Abdülkadir’in büyük oğlu, (Hazret ‘in) halifesi (Muhammed Selim) Hazretin yanına gelmesi dolayısıyla yalnız kaldıkları için kalplerine teselli eylediği şeyler hakkındadır.


ALTMIŞ İKİNCİ MEKTUP

Erzincan evkaf komisyonuna. Oradaki şerefli pederinin halifesi olan Muhammed Sami efendinin evlatlarından birsi, babasının yerinde irşad makamı için tekkesinde oturması dolayısıyla, aralarında vaki olan münakaşanın izalesi ve mezkûr münakaşaları üzerine komisyona müracaatta bulundukları irşad makama layık olmanın, Şeyh Sami efendiye evlatlık suretiyle değil, belki o şartlarla muttasıf olmanın muteber olduğunun beyanı ile, bu her iki şeylere karşı ihtiyatlı davranmaya dair, emri ve onunla ilgili mesele hakkındadır.


ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Yine Erzincanlı mezkûr halife Muhammed Sami efendinin oğlu Salahaddin’e Nakşibendi tarikatından hatta diğer tarikatlardan maksad olan şey’in ve o maksada insanı ulaştıran tarikatların en alası Nakşibendi tarikatı olduğunun beyanı ile, Nakşibendi tarikatının bazı şartlarından olan muhabbet, ihlas, mürşide teslim olmanın beyanı, dünyayı, helak ve Allah ile kul arasında bir perde değil, belki onu ahirete bir mezra ve vesile edinmesinin teşviki ve insan, kendi ecdadının tarikattaki makamlarına, gönül bağlaması münasib olmadığı belki imkanı dahilinde, çalışmasına temessük etmesinin layık olduğu hakkındadır.


ALTMIŞ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Bu mektubları derleyen fakir Alauddin’e, Allah onu onun sırlarıyla kutlayıp onun derya gibi nurlarından Alauddin’in üzerine nazil eylesin! Bir talak meselesinin fetvası, talak da Hanefi alimleri nezdinde talak hususunda öfke talaktan önce karı kocasından talakın düşürmesini talep etmesi de talaka niyet etmenin yerine kaim oldukları, Şafii alimlerinin nezdinde, zihab [gitmek] tabiri talaka isnadı, talakın kinayesi olduğu ve talak ile telaffuz eden kimse, talakının düşmesine niyyet etmediği davasında bulunan bir kimse şafii alimlerince, içeceği yeminiyle musaddak (doğruluğuna karar verilir) olduğu hakkındadır.


ALTMIŞ BEŞİNCİ MEKTUP

Anteb’e bağlı Mirza köyünden Molla Ali, Molla zâde, Molla Abdülmecid’e tasavvufun hakikati, parlak şeriatın mutabaatından başka bir şey olmadığı, İslami akide namazdaki Fatiha ile teşehhüdün tashihleri namaz ve cemaatle kılınan namazlara teşviki, Cuma namazının terkinden ve kılınmasından gevşeklik etmekten menetmesi ve onunla ilgili şeylerin beyanındadır.


ALTMIŞ ALTINCI MEKTUP

En şerefli mürşidinin halifesi Karaköylü, Molla Ahmed’e (Kuddise sirruh). Bu tarikat, kalbde Allah’ın muhabbetinden başka, bir muhabbetin ortaklığını kabul etmediği, bu tarikatın tahsili gençlik çağında daha uygun ve münasib olduğu, evlad sahibi olan babalara, çocuklarının ahiretlerinin seâdetlerini temin edecek işlerde çalışmaları lazım olduğu, onlarda bu tarikata intisab etmek kabiliyeti mevcut olduğunu anladıklarında, başka bir şey ile meşgul ettirmemeleri ve bu konu ile ilgili şeyin beyanı hakkındadır.


ALTMIŞ YEDİNCİ MEKTUP

Farkin da mukim Medineli El-Şeyh Muhammed Sadaka’ya, kendisinin (Hazretin (Radıyallahü anh) ona karşı olan muhabbetini açıklamasının, evliyanın nazar ve iltifatına hiçbir şey denk gelmediğinin Allah aşkı, kalbte olan masivanın düşüncesini yakıp, insanı en şerefli ve en ala manevi makam olan ubudiyyet makamına ulaştırdığının beyanı ve o konu ile ilgili şeyler hakkındadır.


ALTMIŞ SEKİZİNCİ MEKTUP

Bu mektubları toplayan fakir Muhammed Alaüddin’e, Allah onu, onun zümresi arasında haşr edip, nisbetini bu fakire nazil eylesin! İmam-ı Şafii’nin (Rahmetullahi aleyh) mezhebine göre, meyyitin terekesine varis olmayan veya ne velisi ne de varisi olmayıp meyyitin varisinden veya meyyitten izin almamış ecnebi kimse, müstakil olarak kendi malından veya meyyitin terekesinden, meyyitin fidyesini çıkarması caiz olup olmadığının beyanındadır.


ALTMIŞ DOKUZUNCU MEKTUP

Farkın (Silvan) müftüsü Siirtli Şeyh Abdurrahman’a, tarikatın bazı esaslarından olan sünneti seniyyeye mutabeat edilmesi meziyetleri, çirkin bidatlardan uzaklaşılması, salik, iktida eylediği mürşidine karşı, muhabbeti, ihlası ve teslimiyeti, nefisten kaçıp Allah’a yalvarması, nefsini bütün fazilet ve kemalattan ari ve kusurlu, bütün şer ve rezaletin kaynağı olduğunu bilmesi ve bununla ilgili şeyler hakkındadır.


YETMİŞİNCİ MEKTUP

En yüce halifesi Zokaytli El-Şeyh Abdülkahhar oğlu Şeyh Mahmud’a, muhabbet ve şiddetli talebin fazileti, bazı haletlerinin tefsiri, en kâmil ve en tam bir şekilde Vahdetü’l-Vücud makamının iki kısmı olan şühudiyye ile ilmiyyenin beyanı ve insan kendi nefsinin kusurunu bilmesinin fazileti ile bütün bu konularla ilgili şeylerin hakkındadır.


YETMİŞ BİRİNCİ MEKTUP

Kullarda cüzi ihtiyari olduğu meselenin en mükemmel bir şekilde tahkiki ve beyanı, Eşariye ile Matüridiye’ye göre, kesb ile irade-i cüziyyenin arasındaki farkı hakkında şerefli pederinin halifesi Bitlisli Molla Mustafa’yadır.


YETMİŞ İKİNCİ MEKTUP

Kocası belli veya kendisi belirtmiş olan bir kadın, eşinin ölümü veya hayatta olup da kendisini boşadığı ve iddeti de tam olduğu dolayısıyla şer’an ondan ayrıldığına dair, davasını isbat etmedikçe, hâkim, davasını tasdik edip de başka bir kimseye evlendirmesi caiz olmadığı, mutlaka (ister kocası muayyen olsun veya olmasın) onu başkasına evlendirmesi caiz olduğunun ve tevliyyet ile tahkimin bazı şartlarının beyanı hakkında bazı alimlere yazılmıştır.


YETMİŞ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Faziletli, bilgin, ilmiyle amel eden Hazret’in (Kuddise sirruh) kız kardeşinin oğlu ve şerefli pederinin halifesi, El-Fani Fillah El-Baki Billah Norşinli Molla Abdullah oğlu Molla Muhammed Baki’ye, Allah, bizi onların sırlarıyla kutlayıp, derya gibi nurlarından faydalandırsın. Bazı vakıa ve rüyaların tabirinin, mürşid ve onunla ilgili rüyalardan başka rüyalar, muteber olmadığının, onu rüyada görmesi, müridin kendisiyle irtibatına delalet ettiğinin, ancak taat ve ibadetinin devamına itibar edildiğinin beyanındadır.


YETMİŞ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Bazı tabilerine, Allah’a talib olan kimse, ibadete çalışıp manevi tecelliyatın zuhuruna, manevi rütbelerin husulüne iltifat etmemesi, gayesi sırf zatı Bari’den başka bir şey olmaması lazım olduğunun beyanı hakkındadır.


YETMİŞ BEŞİNCİ MEKTUP

Şeyhanlı Molla Abdülkerim bin El-Şeyh İbrahim’e Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduğu: "Allah’ı Rab, İslam’ı din, Muhammed’i (Sallallahu aleyhi ve sellem) resul olarak kabul eden kimse, imanın tadını almıştır." Diye buyurduğu hadisin en güzel bir şekilde tefsiri ve o konu ile ilgili meselenin beyanındadır.


YETMİŞ ALTINCI MEKTUP

Muhabbetin bazı meyvesi, Allah’a ulaştırıcı amellere nefsinin payı için değil, belki şanı yüce olan Allah onlardan razı olduğu için yapılması lazım olduğunun beyanı ve Allah’ın aşkı, mürşidin muhabbeti üzerine galebesi veya bunun aksine denilen sözün tefsiri hakkında, Gülpikli Molla Kasım’adır.


YETMİŞ SEKİZİNCİ MEKTUP

Siirtli şeyh Mustafa’ya, Nakşi tarikatının şerefli matlubu, mürid kendisine zahir olan manevi haletlere iltifat etmemesi, mağrur olmaması ve mezkûr zatın bazı haletlerinin tefsiri, o haletler parlak şeriatla ölçülmesinin lazım olduğu, rabıtanın fazileti ve ona faziletçe herhangi bir şey eşit olmadığı ve bu konu ile ilgili şeylerin beyanı hakkındadır.


YETMİŞ DOKUZUNCU MEKTUP

Molla Zahir’e şükrün beyanı ve bazı rüyaların tabiri. Rabıtanın fazileti ve ona devam edilmesi, tevbe guslünü yapmadığı bilinen kimseyi hatmesine iştirak etmekten men edilmesi, nisbet kapılarının kapanmasına sebeb olduğu için, sadatın adabının değiştirilmesinden korkutması ve bu konu ile ilgili şeyler hakkındadır.


SEKSENİNCİ MEKTUP

Halifesi, şeyh Abdülkahhar oğlu Şeyh Mahmud’a, insanın sol tarafı kalb yeri olduğu için, musalli, iki elini sol tarafına meyilli olarak göğsünün altına bağlanması, dinde seleflerin adetlerine muhalif olan bir şey bir kitabta yazıldığı görülünce, onunla amel etmeye cesaret edilmemesi hakkındadır.


SEKSEN BİRİNCİ MEKTUP

Hayderan aşiretinden Hüseyin Paşa’nın müderrisi, Bitlisli Molla Abdülkerim oğlu Molla Abdülaziz’e insanın yaratılışındaki hikmetinin, yapılan amellerin niyeti için ihlasa teşvikinin tedrisat gibi dini vazifeler karşılığında ücret alarak alınan şey, o vazifeyi ifa etmek ve ondan başkasıyla meşgul olmamak gayesiyle alınması lazım olduğunu beyanındadır.


SEKSEN İKİNCİ MEKTUP

Şerefli pederinin halifesi olan Taşkesanlı sonra Erzurumlu Şeyh Ahmed’e Üstadı azamın ev halkının ahvali ile mürşidi üstadı azamın postneşini hazreti Ömer’in sülalesinden Verkanıslı Şeyh Fethullah’ın ahvalinin beyanı hakkındadır. Allah, bizi onların sırlarıyla kutlayıp derya gibi nurlarını bize nazil eylesin!


SEKSEN ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Şeyhanlı Şeyh İbrahim oğlu Molla Abdülkerim’e, hastalığının şifası için duası, hastalıktaki hikmetin beyanı ile, diğer hususlar hakkındadır.


SEKSEN DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Yine mezkûr Molla Abdülkerim’e bu dünyada Allah’a karşı tam bir muhabbetin tahsiline çalışmak lazım olduğu ve hasıl olması için sebeblerinin beyanı hakkındadır.


SEKSEN BEŞİNCİ MEKTUP

Yine mezkûr Molla Abdülkerim’e, Manevi kalb hastalıklarının giderilmesi vacib olmasının ve Nakşibendi tarikatı bu hususta, yolların en uygunu olduğunu ve bu tarikat, nefsini bir varlık, olarak bilmeyen ve ilk yaratılışını, menşei yokluk olup, yokluk ise bütün şerlerin kaynağı olduğunu düşünüp kendini bütün halktan aşağı ve muhtaç bilip, herkesten istimdad ettiği bir kimsenin alanıdır. İşte bu vasıflar, sünneti seniyyeye mütabeat ettikten sonra, mürşidine karşı ihlas ve muhabbette olup kendisine teslim olmakla hasıl olduğu konularını ve onlarla ilgili meselelerin beyanındadır.


SEKSEN ALTINCI MEKTUP

Norsli Molla Abdullah’a (Rahmetullahi aleyh) bu dünya çalışma ve amel etme evi olduğu, onda sevab ve mükafat verilecek bir ev olmadığı, dünyada ilkin çalışma, amel etme, matlub olup, sevab ve mükafatın yeri ancak ahiret olduğunu beyan hakkındadır.


SEKSEN YEDİNCİ MEKTUP

Bazı tabilerine, Nakşibendi tarikatının medarı, ihlas, muhabbet, mürşide teslim olmak olduğu, bu üç şeylerin mertebelerinin ve tamamlayıcıları olan adabın en kâmil ve en tamam bir şekilde onları kolaylaştırıcı adabın beyanı ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


SEKSEN SEKİZİNCİ MEKTUP

En yüce alim, en kâmil faziletli, ammelerin muktedası, havassın kendisini ziyaret maksadıyla kasd ettiği, yüksek ahlak sahibi, halifesi (Hazretin halifesi) efendimiz Hiznalı Şeyh Ahmet’edir. Allah’u Teâlâ ona uzun ömür verip hakkın üzerine himmetini ve iyiliğini nazil eylesin! Tarikatta rabıtası caiz olan kimsenin, rabıta yalnız bazı şeyhlere tahsis olunmadığının, virdler çekilirken, ölümün hatırlanmasının, hacegânların hatmelerinin, bu tarikatta taylasan giyilmesinin, çile çekmesinin hükümlerinin, mürşidin emrine imtisal ederken, mürid için hasıl olan gevşekliğin bir zararı olmadığının, hatme gibi, teveccühte de halkın muayyen sayısı muteber olmadığının, halk bu tarikata dahil olmaktan iğrendiklerine ve tarikat hakkındaki dedikodularına iltifat edilmesinin beyanları ile bu konularla ilgili meseleler hakkındadır.


SEKSEN DOKUZUNCU MEKTUP

Yine mezkûr halifesine, mürşide mütabeatın faziletlerinin ve mütabeat ise, tasavvufun gıdası olduğunun, bu tarikatın fazileti mütabeat üzere kurulduğundan, muhabbetten mütabeat lazım geldiğinin, sofuların bahs ettikleri bütün ahvalden maksud, mütabeat olup, lakin bir çok yüce hikmetlerden dolayı, onu başak tabirlerle açıklandıklarının, rüyalar muteber olmayıp ancak, onlarda, mürşide mensub olan bazı şeylerin görüldüğü rüyalar, muhabbetinden haber verici oldukları için, muteber olduğunun muhabbetinden haber verici oldukları için, muteber olduğunun ve o konu ile ilgili şeylerin beyanı hakkındadır.


DOKSANINCI MEKTUP

Yine mezkûr halifesine "dünya ahiretin mezrası olduğunu", teveccühün bazı adabının, halka ilmi öğretenlerin bazı şartlarının ve uzaktakilere iletim tarzlarının beyanı hakkındadır.


DOKSAN BİRİNCİ MEKTUP

Yine mezkûr halifesine (Molla Ahmed’e). Onu şeytanın hilesinden korkutması, müridlerle şevk ve muhabbetin zuhuru zamanında mağrur olmaktan korkutması, çünkü o işin hakiki faili Allah (Celle ve ala) olup, vasıta ise, sadatı kiramın (Kuddise sirruh) himmetleri olduğu hakkındadır.


DOKSAN İKİNCİ MEKTUB

Yine mezkûr halifesine (Molla Ahmed’e). Sünnete tabi olmak, ruhsatlardan sakınmak, mahbubun (Allah’ın) muradı olan cezbe ve muhabbetle birlikte olmaları lazım olduklarının beyanındadır.


DOKSAN ÜÇÜNCÜ MEKTUB

Yine mezkûr halifesi olan Şeyh Ahmed’e. Gördüğü bazı rüyalar ile vâkıların tabirleri ve o rüyalar manevi ilerleme kabiliyetinin mevcudiyetine delalet ettiklerinden dolayı, Allah’ın (Celle ve ala) ihsanına sadat ı kiramın (Kuddise sirruhüm) himmetine itimat etmekle bilfiil, mezkûr kabiliyet hasıl oluncaya kadar, taat ve ibadete çalışmak lazım olduğu hakkındadır.


DOKSAN DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Mezkûr halifesinin (Şeyh Ahmed)in köyü reisi İbrahim Ağa’ya Şeyh Ahmed’e yardım etmesi ve diğer çeşitli hayır işlere sebeb olmasına dair teşviki bahsinde olup, çünkü hayır işlere yardım etmeye sebeb olan kimse, sevab bakımından onu bilfiil yapan kimse gibi olduğu ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


DOKSAN BEŞİNCİ MEKTUP

Yine mezkûr halifesini, taat, takva ve Allah’ın emir ve nehiylerini halka tebliğ etmeye teşviki, nefsi emmare ile çok hilekâr olan dünyadan korkutması, bunların bazı hallerinin beyanı, bazı haletlerin zuhurundan mağrur olmaktan ve haletlerden ucb hasıl olmasından, nefs ve şeytanın tuzağı olduğu için, kâinatın havadislerine dalmasından korkutması, belki o havadisten, imanın artmasına sebeb olmaları layık olduğu ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


DOKSAN ALTINCI MEKTUP

Yine mezkûr halifesine, Allah ile kendi arasının ıslahı ve parlak İslam şeriatına mütabeatı hakkındadır. Allah o şeriatı kıyamete kadar devam ettirsin.


DOKSAN YEDİNCİ MEKTUP

Bundan evvelki mektubda adı geçen halifesinin kardeşi Molla Mehmed Emin’e. Dünya, ahiretin mezraası olup, ondan bihakkın çalışmayan kimse, öyle bir vakitte pişman olacak ki, pişmanlığı fayda vermeyeceği, Nakşibendi tarikatının bazı faziletleri dolayısıyla bazı adabiyle meşgul olmasının layık olduğu, şükr etmek, Allahü Teâlâ’nın nimetine ayak kösteği olduğu için ona teşviki ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


DOKSAN SEKİZİNCİ MEKTUP

Aslen Medineli olup, sonra Farkin’de mukim El-Şeyh Muhammed Sadaka’yadır. Ona karşı kendisinden vaki olan bazı hareketden dolayı özür dilediği, Peygamber’in ehli beyti büyük hürmete layık oldukları, onun ehli beytinin üzerine salat ü selamın ve senanın efdali olsun hakkındadır.


DOKSAN DOKUZUNCU MEKTUP

Bulanık ilçesi kaymakamı Hüseyin Faik beye, ona bazı nasihatlar etmekte, Allah ve Resulünü (Sallallahu aleyhi ve sellem) sevmeye, emir ve nehiylerine itaat etmesine ve yüce devlete sadakatle çalışmasına, vatandaşlara karşı şefkatli olmasına dair teşviki, mübarek ramazanı şerif ayının ve onda yapılan taatin faziletinin beyanı ile o civarda bulunan bazı tabilerinin işlerini yapmasına dair teşviki hakkındadır.


YÜZ BİRİNCİ MEKTUP

Şam vilayetinin Salihiyye mahallesinde mukim, şeyhinin halifesi olan El Hac Hasan’ın kardeşinin oğlu Abdülkudüs efendiye. Dünya ve dünya sevgisinin kınanması, Allah’a ulaştırıcı yollar, canlı mahlukatın alıp verdikleri nefesler kadar olduklarının, Nakşi tarikatın esası, sünnetin mütabeati, hatta azimetle amel edilip ruhsat ve bidatlardan korunmak üzere olduğundan, yollardan Allah’a en doğru ve yakın yol Nakşibendi tarikatı olduğunun beyanı ve tarikatın icmalen izahı, onda en önemli olan şey, mürid, kendi mürşidine olan rabıtası, rabıtanın nevileri ve faydası, rabıta hakka, doğruya muhalif olduğu tevehhüm edilip bazı kısır fikirli kimseler müşkül kalmış olan bazı ekâbirin dedikleri sözlerinin tefsiri ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


YÜZ İKİNCİ MEKTUP

Şeyh Abdülkahhar oğlu, halifesi Şeyh Mahmud’a, Allah’ın muhabbetine teşviki, muhabbetin bazı meyvesi ve faidesi, dünya ve dünyadaki şeylerin yaratılışından maksad muhabbet olduğu ve sadatın adetleri, adetlerin büyüğü olduğundan, – Allah, bizi onların sırlarıyla kutlayıp derya gibi nurlarından üzerimize bir nebze nazil eylesin – adetlerine muvafık olan bazı maslahatların ve konu ile ilgili meselelerin beyanı hakkındadır.


YÜZ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Yine mezkûr halifesi Şeyh Mahmud’a, bazı dostlardan sadır olan kusurları, insanın gaflet uykusundan uyanmasına sebeb olup Allah’a karşı sevgi ve yakınlığın artmasına ve Allah’a sığınmanın kemaliyetini ve insan varlığının ortadan manen mahv olmasına sebeb olduğunun, bütün işlerde, insan, ağır başlılıktan, temkinden ayrılmadan dedikoduya dalmaması gerektiğinin beyanı ve bu konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


YÜZ DÖRDÜNCÜ MEKTUP

Yine mezkûr halifesine: Dünya gerçi, bütün zahiri istirahat sebebleri, bir kimseye hazırlamışsa da onun için istirahat yeri olmadığı, ancak kalbin Allah’a (Celle ve ala) rabt edilmesinde esenlik olduğunun beyanı ve bu konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


YÜZ BEŞİNCİ MEKTUP

Yine mezkûr halifesi olan Şeyh Mahmud’a: Bu zamanda Allah’ın rızasına çalışmak, şeriat yolunda yürümek ve ne şekilde mümkünse onun halk arasında icrasına çalışmak gerektiğinin beyanı ile bazı nasihatler hakkındadır.


YÜZ ALTINCI MEKTUP

Yine mezkûr halifesine, bütün işlerde ve şerlerin def edilmesi hususunda, safi bir kalble zahir ve batın olarak, işi Allah’u Teâlâ’ya havale edip, sadatı kiramlara (Kuddise sirruhüm) sığınmasının lazım olduğu beyanı ve o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


YÜZ YEDİNCİ MEKTUP

Pencinara aşireti reisi olan Cemil ağaya. Onu Allahlık kimselerin ve sadatı kirama mensub olanların kalblerini kırmasından, sadatı kiramın (Kuddise sirruh) mensublarına karşı olan gayretlerinden korkutmasının beyanı, o konu ile ilgili meseleler hakkındadır.


YÜZ SEKİZİNCİ MEKTUP

Mezkûr halifesi Şeyh Mahmud’a iki talebesinin vefatı için taziyesi ve bazı maslahatlar hakkındadır.


YÜZ DOKUZUNCU MEKTUP

Aziz oğlu Molla Fethullah’a, İslam şeriatının meselelerini halk arasında mümkün olduğu kadar icra etmek herkesin üzerine vacip olduğu hakkındadır.


YÜZ ONUNCU MEKTUP

Molla Hasan’a. Allah ‘a muhabbet ile sünneti seniyyeye mütabeat, insanı matlubuna ulaştıranlardan olduğun, bu yüce tarikat da salike şu iki şeyden, birisi: ya kabul veya visal lazım olduğu, mürşidden sureten uzaklaşma, feyz ve diğer manevi şeylerin istifadesine, mâni olmadığının beyanı hakkındadır.


YÜZ ON BİRİNCİ MEKTUP

Bilvanis ve diğer Garzan kazasının dağ köyleri ahalisine, Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) "Dünya ile ahiret, iki kumadırlar. Biri razı olsa, diğeri kızar!" buyurduğu hadisi şerifin beyanı ve dünyada insanın ömründen daha aziz bir şey olmadığından onu Mevla’nın muhabbetinde sarf edilmesi ile, diğer bazı nasihatlar hakkındadır.


YÜZ ON İKİNCİ MEKTUP

Babasının halifesi olan Cohreş köyünden, Şeyh Halil oğlu Molla Abdülkerim’e, Allah’ın ve sadatı kiramın (Kuddise sirruhüm) muhabbetine teşviki hakkındadır.


YÜZ ON ÜÇÜNCÜ MEKTUP

Bu mektub, kendisi birinci Cihan Harbinde, bizzat savaş bölgesinde düşmana karşı bulunduğu zaman, halifesi Molla Mehmed Emin’e, bazı durumların bahsi hakkındadır.


Allah’ın inayetiyle 1393 H. Zilhicce 8,11,1973 Perşembe günü ikindi vaktinde bu mektubatın tercümesi sona erdi. Allah bizi efendimiz Muhammed (Sallallahu aleyhi ve sellem)in alinin ashabının şefaatinden mahrum eylemeyip, bizi atalarımızı, evladımızı, akrabamızı ve bütün Müslümanları sadatı kiramın nisbetinden dünya ve ahirette yaralanıp, afet ve belalardan bizi ve vatanımızı muhafaza eylesin! Âmin.

Sözümün sonu: elhamdü lillahi rabbil alemin. Bütün hamdler Allah’a olsun. Salat ü selam Resulü Muhammed Mustafa’nın alinin ve ashabının üzerine olsun!

Nusaybin Müftüsü

Hasip Seven


 
  Mustafa Kemal'in Muhammed Diyauddin Hazretlerine yazdığı mektup