ÂŞIK RUHSATÎ

(Şiirleri)

 

 
     
 

                  

Unutma Ha!

 

Bir gün başın son yastığa,

Koyacaklar unutma ha.

İki komşu gelir bir bir,

Soyacaklar unutma ha.

 

Gezer ölüm pazarında,

Gelir bugün de yarın da,

Bir tahtanın üzerinde,

Yuyacaklar unutma ha.

 

Bağlanır kanadın kolun,

Nutka kadir olmaz dilin,

Mirasçılar bütün malın,

Yiyecekler unutma ha.

 

Kan dolar gözün içine,

Söz katma sözün içine,

Yarım top bezin içine,

Saracaklar unutma ha.

 

Felek dinlemez nazını,

Kabul etmez niyazını,

Beş on kişi namazını,

Kılacaklar unutma ha.

 

İndirirler kara yere,

Karanlık ıssız bir dere,

Ne bir mum ne de bir çıra,

Koyacaklar unutma ha.    

 

Yalınız kalırsın bikes,

Evden barktan ümidi kes,

Kayıptan işittin bir ses,

Soracaklar unutma ha.

 

Eğer yok ise imanın,

Cehenneme varır canın,

Semâya çıkar figanın,

Yakacaklar unutma ha.

 

Ruhsati ölüm korkusu,

San ıslah eder herkesi,

Kaldır dünyadan hevesi,

Görecekler unutma ha.

 
     
 

                  

Merhaba

 

Gönlüm darlandı da çıktım dağlara,

Gönlüm eğlencesi dağlar merhaba,

Aktı çeşmim yaşı döndü çaylara,

Çeşmim eğlencesi çaylar merhaba.

 

Kırlangıcın kanadında temaşa,

Orda biter nergis gibi menekşe,

Benden selam söylen Sultan Bektaş’a,

Orda yatan gazilere merhaba.

 

Yürüyen duvara dur dedi durdu,

Nişan kalsın deyu belini verdi,

Kara taşı hamur gibi yuğurdu,

Mucizatın belli Bektaş merhaba.

 

Ruhsati söylüyor dili dolaşık,

Dostunu görünce şad olur aşık,

Dünü günü yüz sürdüğüm ak ışık,

Ab-ı zemzem şifahane merhaba.

 
     
 

             

Olmayınca

 

Gönül eğlenir mi gurbet ellerde,

On dokuz bölüklü kız olmayınca,

Garip bülbül gibi öter dillerde,

Açılıp gülleri yaz olmayınca.

 

Ne müşküldür karlı dağı devirmek,

Yönün sevdiğine doğru çevirmek,

Aşıka şayeste türkü çağırmak,

Onun da tadı yok saz olmayınca.

 

Sevda dolu Ruhsati'nin meyinde,

Ah ü zarım kaldı kaşı yayında,

Sevdiğim Hafik'in Gulam köyünde,

Bu yıl da gidemem yaz olmayınca.

 
     
 

              

Aman Ha!

 

Seher yeli yar köyüne uğrarsan,

Dikkat eyle yollarına aman ha,

Bazı bazı ansın ahd ü peymânım,

Yavaş dokun tellerine aman ha.

 

Gece gündüz yanıyorum narına,

Benden gayri meyletmesin birine,

Can fedadır güzel yârin yoluna,

Sardırmasın bellerine aman ha.

 

Gelsin demiş bugün yine sultanım,

Kara kaş üstüne kaşı kemanım,

Bugün yârin hanesine mihmanım,

Kına yaksın ellerine aman ha.

 

Bakamazken nazlı yârin yüzüne,

Sürme çekmiş kirpiğine gözüne,

Benden gayri biri yatıp dizine,

El değmesin ellerine aman ha.

 

Seher yeli dertli dertli esende,

Aramızı boz dumanlar kesende,

El sözüne uyup bana küsende,

Dikkat eyle dillerine aman ha.

 

Bazı bazı yüreğini yoklasın,

Ruhsati’nin yollarını beklesin,

Gayri emaneti hoşça saklasın,

Kuş konmasın güllerine aman ha.

 
     
 

             

Gitti

 

Bugün benim gamım vardır,

Uzun boylu yârim gitti,

Yüreğimde ahım vardır,

Dört köşeye zarım gitti.

 

İsmim ezberdir dillerde,

Gözlerim kaldı yollarda,

Meskenim gurbet illerde,

Tutmaz dizim, ferim gitti.

 

Sabah güneş doğar m'ola,

Acep eşim duyar m'ola,

Ruhsatı'yi anar m'ola,

Güzelce şikârım gitti.

 
     
 

              

Kim Verdi?

 

Hele bir düşün ki gözümün nuru,

Bu kadar parayı sana kim verdi,

Bazı fukaraya bulma kusuru,

Mesti kundurayı sana kim verdi.

 

Anadan doğunca kürkün var mıydı?

Üryan gelmedin mi börkün var mıydı?

Torba torba mecidiyen var mıydı?

Tükenmez parayı sana kim verdi.

 

Kuş tüyü döşekte yattın uzandın,

Haftada bir çeşit geydin özendin,

Aferin aklına sen mi kazandın?

Şu tompu tarlayı sana kim verdi?

 

Dinle Ruhsati'yi ne diyom sana,

İyi bir öğüttür sanma ki çene,

Çalışmayla verse verirdi bana,

Bu köşkü sarayı sana kim verdi?

 
     
 

                

Seher Yeli

 

Her sabah her sabah dertli esersin,

Bilmem ki muradın ne seher yeli,

Kerem eyle dost köyüne gidersen,

Benim de halimi de seher yeli.

 

Hasret kıyamete kalıyor deyu,

Yaralar vücudum alıyor deyu,

Derd ü firkat ile ölüyor deyu,

İsmimi deftere ko seher yeli.

 

Bozuk dünya sefasına erilmez,

Adûlar içinde bir gün görülmez,

Bizim bu işimiz burda görülmez,

Çekelim ah ile hu seher yeli.

 

Ne acayip dumanlıdır başımız,

Kırk yediye yüz döndürdü yaşımız,

Kerbelâ çengine döndü işimiz,

El-aman bir damla su seher yeli.

 

Kerem eyle Medine'ye varasın,

Arz-ı hâlim doğru dosta sunasın,

Varsın Ruhsatî'yi eller kınasın,

Akıyor gözümden su seher yeli.

 
     
 

                   

Yok

 

Efendim nazar kıl arzuhalime,

Açlıktan madde bir diyeceğim yok,

İane buyurmuş devletli beyim,

Akşamdan sabaha yiyeceğim yok.

 

Derdi olan elbet gelir sızılar,

Lokman deyu geldim beyler gaziler,

Herle deyu ağlaşıyor kuzular,

Kazana bir avuç koyacağım yok.

 

Ben her zaman huzuruna gelemem,

Ne havada gezdiğimi bilemem,

Yol üstünde durup kervan alamam,

Efendimden başka soyacağım yok.

 

Başımda kalmadı zerrece akıl,

Ağnıya komşular oldular dâhil,

Paşamdan isterim beş kile tahıl,

Üç ile dört ile doyacağım yok.

 

Kimini ne güzel sevmiş kayırmış,

Kimini ne güzel vermiş doyurmuş,

Kimini ne güzel vermiş buyurmuş,

İmanım muhkemdir sayacağım yok.

 

Murat kapusunda bir tûl-i emel,

Yazılmaz mahfuza bozulmaz ezel,

Günde nida eder cellad-ı ecel,

Kapanmış kulağım duyacağım yok.

 

Biraz ahvalimden yazdım varaka,

Verirsen Ruhsati atmaz ırağa,

Bir top bez isterim biraz nafaka,

Ölürsem mezarda giyeceğim yok.

 
     
 

               

Kör Mıstık

 

Silah sağ omuzda bir yiğit çıktı,

Dediler ki gelen ünlü Kör Mıstık,

Dedim Köroğlu mu yoksa Çullu mu?

Dediler ki yok yok şanlı Kör Mıstık.

 

Dedim atı var mı dediler yayan,

Dedim kara kuş mu dediler şahan,

Dedim yüzü nasıl dediler yaman,

Her rast geldiğine kinli Kör Mıstık.

 

Dedim boyu nasıl dediler selvi,

Dedim aklı nasıl dediler sivri,

Dedim izi nasıl dediler eğri,

Çatal yürek yarım canlı Kör Mıstık.

 

Dedim zoru nasıl dediler metin,

Güleşte nesi var dediler çetin,

Dedim hizmetini almalı satın,

Henüz sinni yirmi beştir Kör Mıstık.

 

Ruhsati metheder böyle aslanı,

Nefsi Deliktaş'ın keçi çobanı,

Şimdi zamanının miri miranı,

Yüreği tunç demir donlu Kör Mıstık.

 
     
 

              

Belli Değil

 

Bir vakte erdi ki bizim günümüz,

Yiğit belli değil mert belli değil,

Herkes yarasına derman arıyor,

Deva belli değil dert belli değil.

 

Fark eyledik ahır vaktin yiğittin,

Merhamet çekilip göğe gittiğin,

Gücü yeten soyar gücü yettiğin,

Papak belli değil börk belli değil.

 

Adalet kalmadı hep zulüm doldu,

Geçti şu baharın gülleri soldu,

Dünyanın gidişi acayip oldu,

Koyun belli değil kurt belli değil.

 

Başım ayık değil kederden yastan,

Ah ettikçe duman çıkıyor festen,

Harabe yüz tuttu bezm-i gülistan,

Yayla belli değil yurt belli değil.

 

Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor,

Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor,

Ruhsati de dediğini bilmiyor,

Yazı belli değil hat belli değil.

 
     
 

                

Deli Gönül

 

Şu fâni dünyadan umudunu yüz,

İnanmazsan var kitaba yüzbeyüz,

Evin mezaristan malın bir top bez,

Daha duymadınsa duy deli gönül.

 

Gördüm iki kişi mezar eşiyor,

Gam kasavet gelmiş baştan aşıyor,

Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor,

Gel de bu rüyayı yor deli gönül.

 

Günde bir yol duman çöker serime,

Elim ermez gidem kisb ü kârıma,

Kendi bildiğine doğrudur deme,

Var iki kâmile sor deli gönül.

 

Mevlâm kanat vermiş uçamıyorsun,

Bu nefsin elinden kaçamıyorsun,

Ruhsatî dünyadan geçemiyorsun,

Topraklar başına vay deli gönül.

 
     
 

             

Bülbül

 

Seher vakti garip garip,

Ötme bülbül ötme bülbül,

Yakışmaz şanına senin,

Ötme bülbül ötme bülbül.

 

Akıtma gözün yaşını,

Koyverme yazın peşini,

Terkedip gülün başını,

Gitme büİbül gitme bülbül.

 

Seher vakti et virdini,

Münevver eyle yurdunu,

Benim derdime derdini,

Katma bülbül katma bülbül.

 

Bihamdillâh geldi bahar,

Bak bir oldu leyl ü nehâr,

Bencileyin vakt-i seher,

Yatma bülbül yatma bülbül.

 

Çilen tamam olmadıkça,

Gülün sana gülmedikçe,

Müşterisin bulmadıkça,

Satma bülbül satma bülbül.

 

Kül olmuşum yana yana,

Nûş etmişim kana kana,

Ruhsatî'yi pek yabana,

Atma bülbül atma bülbül.

 
     
 

                 

Geri Al

 

Ya ilâhi görünmezden bir devlet,

Zekâtını vermez isem geri al,

Helâlinden dört öküz ver yarabbi,

Koşup çifte süremezsem geri al.

 

Yoksulluğu ezberledim n'ideyim,

Verin aşkın badesini yudayım,

Biraz altın ver ki hacca gideyim,

Bu kavl üzre duramazsam geri al.

 

Çok verirsin beynamaza hayına,

Saldın beni züğürtlüğün yayına,

Köprüler yaptıram Tecer suyuna,

Kâgir bina kuramazsam geri al.

 

Bir söz ver yarabbi göreyim şimdi,

Yoksulluk elinden ciğerim yandı,

Üryana bir gömlek yetime hindi,

Rızan için saramazsam geri al.

 

Ne mümkün yarabbim yolundan sapam,

Ruhsatın terk edip dünyaya tapam,

Senin rızan için bir oda yapam,

İki minder seremezsem geri al.

 
     
 

      

Sabreyledim

 

Bela babından nasibim,

Bal eyledim sabreyledim,

Otuz yıl el kapısında,

Kul eyledin sabreyledim.

 

Zehir mihnet için saldın,

Çekeceğim iyi bildin,

Peder maderimi aldın,

Lal eyledin sabreyledim.

 

Tufanlar esti başımda,

Halâvet yoktur aşımda,

Şu yirmi sekiz yaşımda,

Dul eyledin sabreyledim.

 

Aşkın zincirini kırdın,

Yusuf gibi dara soktun,

Kerem gibi nara yaktın,

Kül eyledin sabreyledim.

 

Ne devlet verdin ne de mal,

Ne ziynet verdin ne de al,

Tekrar gösterdin bir cemal,

Del'eyledin sabreyledim.

 

Sevda verdin mecaz deyu,

Mecaziden gel vaz deyu,

Didem yaşı Hicaz deyu,

Sel eyledin sabreyledim.

 

Uzak eyledin dostumu,

Ateşe yaktın üstümü,

Bilmeden soydun postumu,

Şal eyledin sabreyledim.

 

Tanıtmadın da haddimi,

Pul ettin altın adımı,

Büküp de elif kaddimi,

Dal eyledin sabreyledim.

 

Say edip belimi büktün,

Gözümün güherin döktün,

Nice bin haddeden çektin,

Tel eyledin sabreyledim.

 

Kendimi sanırdım dostun,

Taaccüp ki bana küstün,

Nâstan itibarım kestin,

Çul eyledin sabreyledim.

 

Ruhsat seni sever candan,

Ne candan derun-u dilden,

Bari ayırma imandan,

Yol eyledin sabreyledim.

 
     
 

               

Kurbanım

 

Bölük bölük olmuş gelir güzeller,

Önce giden boz mayaya kurbanım,

Benim gelin ile çoktur amanım,

Şu salınan kız mayaya kurbanım.

 

Yine nerden geldi böyle durarak,

Sağına soluna gerdan kırarak,

Seher vakti her makamdan çalarak,

Zülüfleri saz mayaya kurbanım.

 

Ben de Ruhsati'yim sanda cananım,

Mevlanı seversen incitme tenim,

Şimdi Kerem gibi yanacak tenim,

Düğmelerim çöz mayaya kurbanım.

 
     
 

                  

Bilmem

 

Dedim dilber gel bir pazar edelim,

Dedi ben alışı verişi bilmem,

Dedim muhabbetten kuralım çarşı,

Dedi ben tenhada görüşü bilmem.

 

Dedim işittin mi Ferhat-Şirin'i,

Dedi aşk yoluna vermiş varını,

Dedim Ferhat vermedi mi serini,

Dedi düşmanım çok, şer işi bilmem.

 

Dedim Kerem yanmış Aslı yoluna,

Dedi Aslı düşmüş elin diline,

Dedim Kamber ölmüş Arzu yoluna,

Dedi ben inkisar, kargışı bilmem.

 

Dedim Ruhsat sana olmuş mülâzim,

Dedi bir ruhsat da olsun ne lazım,

Dedim eğer kabul olsa niyazım,

Dedi ben oraya varışı bilmem.

 
     
 

              

Sevdiğim

 

Keklik gibi taştan taşa sekerek,

Gerdan açıp gelişini sevdiğim,

Sağa sola taksim etmiş örgüsün,

Onar onar bölüşünü sevdiğim.

 

Onaltıya karar verdim yaşını,

Yenice sevdaya salmış başını,

El yanında yıkar gider kaşını,

Tenhalarda gülüşünü sevdiğim.

 

Sarardı gül benzim soldu diyerek,

Hasret kıyamete kaldı diyerek,

Hani Ruhsati de n'oldu diyerek,

Arayıp da buluşunu sevdiğim.

 
     
 

         

Ama Varamam

 

Vardım nazlı yarin ziyaretine,

Dedim kalk gidelim dedi varamam,

Dedim bu kadar mı vazgeldin benden,

Dedi vazgelmedim ama varamam.

 

Dedim kuzulara nasıl dayandın,

Dedi evvel Allah sana güvendim,

Dedim aşkın ile odlara yandım,

Dedi biliyorum ama varamam.

 

Dedim senin ile ahdim var idi,

Dedi ki dünyada bahtım yar idi,

Dedim benden gönlün ne tez farıdı,

Dedi farımadı ama varamam.

 

Dedim Ruhsat mıdır elde irâdın,

Dedi ki mahşere kaldı murâdın,

Dedim beni kabirde mi aradın,

Dedi arıyorum ama varamam.

 
     
 

                  

Yaylalar

 

Yine bahar geldi bülbül sesinden,

Sadâ verip seslendi mi yaylalar,

Çevre yanın lale sümbül bürümüş,

Gelin olup süslendi mi yaylalar.

 

Sefil bülbül boyun eğmiş bakıyor,

Sarıçiçek amber olmuş kokuyor,

Senin ruyin kaddin beni yakıyor,

Al giyinip feslendin mi yaylalar.

 

Gül açılmış koku katıyor yelden,

Okusam da anlamıyor bin dilden,

Çekeyim derdimi ne gelir elden,

Eğip boynun uslandı mı yaylalar.

 

Ben de senin gibi ersem murada,

Ah nideyim elimde yok irada,

Ruhsati'yim gam yüklerim kirada,

Beni görüp yaslandın mı yaylalar.

 
     
 

           

Kime Düzüyon?

 

Mevlâ’yı seversen gel doğru söyle,

Bu yeşili alı kime düzüyon,

Tavus kuşu gibi her yanın uygun,

Bu zülüfü teli kime düzüyon.

 

Gönlünden kim geçer kime âşıksın,

Sırrına ser yetmez ne dolaşıksın,

Karanlık gecede sen bir ışıksın,

Bu çiçeği gülü kime düzüyon.

 

Bu hilâl kaşları kara gözleri,

Bu şirin dilleri böyle nazları,

Böyle dertli dertli güzel sözleri,

Bülbül gibi dili kime düzüyon.

 

Böyle Ruhsat alıp ruhsat vermeyi,

Böyle erkân ile eve girmeyi,

Böyle kâkül kesip zülüf burmayı,

İnce bele şalı kime düzüyon.

 
     
 

          

Değer Gözlerin

 

Nasıl vasfedeyim güzelim seni,

Rumeli Bosna'yı değer gözlerin,

Dünyaya gelmemiş eşin akranın,

İzmir'i Konya'yı değer gözlerin.

 

Kimsede görmedim sendeki nazı,

Tunus’u Tırablus Mısır Hicaz'ı,

Kars'ı Kağızman'ı Acem Şiraz'ı,

Girid'i Yanya'yı değer gözlerin.

 

Yüzünde görünür Yusuf nişanı,

Yüzünü görenler çeker efgânı,

Büsbütün Gürcistan Erzurum Van'ı,

Belh-i Buhara'yı değer gözlerin.

 

Ruhsatı'm eyledim senin de medhin,

Al yanaktan bir bûse ver himmetin,

Yüzbin sarraf gelse bilmez kıymetin,

Ahiri dünyayı değer gözlerin.

 
     
 

            

Öldürür Beni

 

Senin bu saçların senin bu buyun,

Senin bu benlerin öldürür beni,

Senin bu leblerin senin bu sözün,

Senin bu dillerin öldürür beni.

 

Senin bu harçların senin bu huyun,

Senin bu kaşların senin bu yayın,

Senin bu duruşun senin bu boyun,

Senin bu kolların öldürür beni.

 

Senin sallanışın senin gezişin,

Senin kirpiklerin senin süzüşün,

Senin bu esrarın senin sezişin,

Senin bu yolların öldürür beni.

 

Senin bu yanağın senin bu dilin,

Senin zülüflerin senin bu telin,

Senin yaz baharın senin sümbülün,

Senin bu güllerin öldürür beni.

 

Senin hayır işin senin şer işin,

Senin arayışın senin soruşun,

Senin Acem şalın senin sarışın,

Senin bu bellerin öldürür beni.

 

Senin bu Ruhsati'n senin kardaşın,

Senin benim için böyle telaşın,

Senin bu feryadın senin göz yaşın,

Senin bûselerin öldürür beni.

 
     
 

        

Deyu Korkmasın

 

Siyah sürme çeksin ela gözüne,

Eller beni kınar deyu korkmasın,

Aldanmasın rakiplerin sözüne,

Eski sözden döner deyu korkmasın,

 

Bahar seli gibi dolup taşıp da,

Bilmediğim karlı dağlar aşıp da,

Minhaç gibi bir soysuza düşüp de,

Kerem gibi yanar deyu korkmasın.

 

Serbest salsın gemisini engine,

Sakın keder getirmesin rengine,

Ortalığın düzenine dengine,

İnanır da kovar deyu korkmasın.

 

Arzu edip baharını selini,

Yetirmeyip sümbülünü gülünü,

Duman çöküp yitirip de yolunu,

Eski yurda konar deyu korkmasın.

 

El yanında kara etmem yüzümü,

Karda gezer belli etmem izimi,

Hemen özü gibi bilsin sözümü,

Ruhsati'yi sınar deyu korkmasın.

 
     
 

              

Turnalar

 

Acep sizler hangi ilden gelirsiz,

Bir haber sorayım durun turnalar,

Sılada yârimden neler bilirsiz,

Bana bir teselli verin turnalar.

 

Gönüller perişan telleri eğri,

Dayanmaz cevrine aşıkın bağrı,

Yolunuz uğrarsa o yâre doğru,

Üstüne kanadı gerin turnalar.

 

Eski sözlerinde yârim durursa,

Gözlerimin yaşı bir gün kurursa,

Yolunuz o yana doğru varırsa,

Ayrılık nicedir sorun turnalar.

 

Ruhsat’ı sorarsa yanıyor bağrı,

Gamınla bulandı gönülde ağrı,

Haydi, varın gidin o yere doğru,

Önüne derdimi serin turnalar.

 
     
 

              

Mezartaşı

 

Azrail dolanır Ruhsat kastine,

Hakkım helal olsun cümle dostuma,

Bir belli taş dikin kabrim üstüne,

Bir gün devran döner belirsiz olur.