DİVAN-I HAZRETİ ÜFTADE

 

1328

 

Yayına Hazırlayan Faruk Yücel

 

 

[(Docplayer sitesinden alınarak; hatalar düzeltilmiş, eksikler giderilmiş ve Bursa ve Mihrişah nüshaları ile karşılaştırılarak web için düzenlenmiştir. Semerkand Yayınevi baskısından yararlanılmıştır. Dr. N. AKSU)]

 

 (Rakamlara tıklayarak, ilgili bölümün Osmanlı Alfabesiyle yazılmış metnine ulaşabilirsiniz.)

 

HAZRETİ ÜFTADE’NİN KISACA TERCÜME-İ HALLERİ (1)

 

Celvetiye Tarikatının pirlerinden bir büyük mürşittir. 

İrfanlarının büyüklüğünün gerçekliğine hakikat yolunda yürüyüş ve tarikat hâllerine dair söyledikleri, irşatta halifesi olan Hazreti Hüdai tarafından toplanıp düzenlenen (Vakıat) ismindeki büyük eser adil bir şahittir.

 

Arapça ibareli büyük bir ciltten ibaret olan bu büyük eserin bir nüshası âcizane tarafımdan Bursa’daki Camii Kebir Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı tercüme olunmuştur. Bir nüshası da (Beyazıt) Camii Şerifi içindeki kütüphanede vardır.

   

Bir Hutbe mecmuasıyla tasavvufa dair ilahilerini ihtiva eden Divançeleri de vardır. Vefatları (Nurullah Madacaa) terkibinin ebcet hesabıyla delaleti olan (988) tarihindedir. Mübarek mezarları Hisar dâhilinde Yerkapı (Bab-ı zemin) mahallesinde camii şerif yanındaki türbelerindedir. Mürşitleri olup Bursa da Üç Kuzular altında metfun olan Hızır Dedenin vefatından sonra Şeyh-i Ekber Hazretlerinin ruhaniyetlerinden istifade ettikleri (Vakıat) (2) isimli eserin muhtevasından anlaşılmaktadır.

 

Camii Kebir hakkında inşad buyurdukları:

 

[Ya Camiul Kebir ve ya Mecmu-ul Kibar / Tuba limen yazuruke filleyli vennehar]

 

manidar beyit hat sanatı cihetiyle de adı geçen mabedi süsleyen levhalar arasında müşahede olunmaktadır. Yüce hâlleri Hûsameddin Bursevî’nin tertibi olan Menakibname ile diğer bir başka Menakibnamede ve İsmail Hakkı merhumun (Silsile Name-i Celveti) isimli eserde zikredilmektedir.

------------------------------------------------------ 

(2) Arabiyyü’l-ibare büyük bir ciltten ibaret olan bu eser-i âliyenin bir nüshası taraf-ı âcizanemden Bursa’daki Camii Kebir Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı cüz-iyesi tercüme olunmuştur, bir nüshası da (Beyazıt)Camii Şerifi derunundaki kütüphanede vardır. 

 

Arifane ilahilerinden; (3)
 

[Yine düş gönül yârin cemali şem’ine]

ve

[Aslını bilen kişi etmez bu ellerde karar]

 

mısralarıyla başlayan iki ilahileri ve tercüme-i hali, Melami Şeyhlerinden Selanikli Ali Örfî Efendi tarafından şerh edilmiştir. 

(Müstakim zade)nin;

 

[Düştü dile kalmadan Tarihi irtihal-i Üftade]

 

ile mübarek türbelerinin duvarında kazılı olan;

 

[Düştü ıskat ya ile tarih / Geçti Bursa’nın kutbu]

 

mısraları ölüm tarihlerini işaret etmektedir. 

Hazreti Üftade’nin sanduka-i şeriflerinde yazılı olan Hazreti Aziz Mahmut Hüdayi’e ait olan methiye: 

 

 

Bağı aşkın andelîbi Hazreti Üftadedir

Dertli âşıkların tabibi Hazreti Üftadedir

 

Vasıl-ı kâmil odur tevhidi zata şüphesiz

Gösteren rah-ı hüdayı Hazreti Üftadedir

 

Eyleyen ruhundan istimdad erişir matluba

Halleden her müşkülatı Hazreti Üftade’dir

 

Mürşidi-i âli dilersen damen-i pâkini tut

Dost ilinin rehnüması Hazreti Üftade’dir.

 

Sıdk ile kul ol Hüdayî eşiğinde daima 

Bil hakikat kutbu’l-aktab Hazreti Üftadedir 

  

 

Celvetiye Tarikatı âliye pirlerinden Muhammed Muhyiddin Efendi hazretlerinin İlahiler Divanıdır (4)

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Hakk'a âşık olanlar

Zikrullahdan kaçar mı

Ârif olan gevherin

Yok yerlere saçar mı

 

Gelsin mârifet alan

Yokdur sözümde yalan

Emmâreye kul olan

Hayrı şerri seçer mi

 

Gerçek bu söz yârenler

Gördüm demez görenler

Kerâmete erenler

Gizli sırrın açar mı

 

Sen bir kuru servisin

Hemân şöyle durursun

Sen bir palaz yavrusun

Kuş kanatsız uçar mı

 

Üftâde yanıp tüter

Bülbüller gibi öter

Dervişlere taş atan

İman ile göçer mi

 

***

 

‘Hû’ durur kuvvetleri taliplerin

Refrefidir her zaman âşıkların

 

Dost yolunun menzilin kat’ etmeye

Kuvvetidir daima ariflerin

 

Can u dilden Hû demeklik her zaman

Derdinin dermanıdır sadıkların

 

Hû dese bir kere hem ehl-i safa

Debreşur hep canları vâsılların

 

Ka’r-ı kalbe erişince zikri Hû

Mahvolur varlıkları sairlerin

 

Hû demek ile hakikat keşfolur

Seyri budur her zaman rasihlerin

 

Zikr-i Hû’yu vird edin Üftade sen

Tâ bilesin sırrını sairlerin

 

***

 

Hû’durur cezbeleri dervişlerin

Hû’durur izzetleri dervişlerin

 

Hû’durur sermayesi dervişlerin

Hû demek evradıdır dervişlerin

 

Hû ile cümle merâtib kat’ olur

Rehberidir Hû demek dervişlerin

 

Görünür dost yolunun kapıları

Çevre yanı nur olur dervişlerin

 

Masivaya bakmadan olur halâs

Gönlü gözü açılır dervişlerin

 

Dost cemalin görmeye kabil olur

Vasıl olur sırları dervişlerin

 

Derdine derman dilersen Üfdade sen 

Hizmetin et Hû diyen dervişlerin

 

***

 

Diler isen gönül yâri 

Ki daim eyle gel zârı

Fena’ya irgürüp vârı 

Degil "ya Hû ve ya men Hû"

 

Ki kanlı yaş akıt gözden  (5)

Hararetler çıka sözden

Deme sizdendürür bizden 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Gele aşk sana yar ola 

Dağıklarını hep dere

Seni dost yoluna süre 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Seni ilte feleklere 

Buluşasın meleklere

Erişesin dileklere 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Geçesin âlem-i ferşi 

Dahi kürsi ile arşı

Gele muştucular karşı 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Ala senliğini senden 

Geçesin can ile tenden

Tecelliler gele andan 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Geçesin eğri bakmaktan 

Gönül gayriye akmaktan

İçesin safî ırmaktan 

Degil "ya Hû ve ya men Hû" 

 

Dilersen vuslatın yârin 

Ey Üftade bula canın

Gözüne görne cananın

Degil "ya Hû ve ya men Hû"            

 

***

 

Saladur ümmete Hakk'ın habibi 

Kamu dertlilerin her dem tabibi

Bu ümmetin kıyamette şefi’i 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Cihanı nûr ile etti münevver 

Kamu canlar anın ile muattar

Ki Allah’ın habibi ol mutahhar

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Nebiler serveri şahı Muhammed 

Velayet şehrinin mahı Muhammed

Maarif kânının dürrü Muhammed 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Şeriat tahtının sultanı Ahmed 

Tarikat bahrinin ummanı Ahmed

Hakikat dürrünün sarrafı Ahmed 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Hakk'ın sevdiği abd’ı Mustafa’dır (6) 

Vücudu âleme ayn-ı safadır

Hakk'ın lûtfundan ümmete atâdır 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Ebu Bekr u Ömer Osman u Haydar 

Eden müminlere bunları rehber

Ki miraç sahibi mihrab u minber 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Dü âlem halkının zevk u sefası 

Habibidir Hakk'ın hem Mustafa’sı

Gönül âleminin nuru ziyası 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Demiştir hak ona "lev lake lev lak

Sen olmasan yaratmaz idim eflak

Ki söyleşen anun ile taş u hâk 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Delil olan gazalarda guzata 

Şefi’ olan kıyamette usâta

Sebep olan gönüllerde hayata 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Edin ona salât ile selamı 

Okutun mevlidin her subh u şamı

Nebiler ruhûnun kudsi imamı 

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

Garip Üftade’nin canı dayağı 

Hakk'ın vuslatıdır daim durağı

Ki İslam şehrinin yanmış çerağı

Onun doğduğu ay geldi beşaret

 

***  

 

Erden Hakk'a ermek gerek 

Erenleri bulmak gerek

Bulmaz isen sen onları 

Can u dilden sevmek gerek

 

Sevenler buldu anları 

Erişti Hakk'a canları

Bütün oldu imanları 

Can u dilden sevmek gerek

 

İzle daim izlerini 

İşit güzel sözlerini

Gördüm dersen yüzlerini 

Can u dilden sevmek gerek

 

Yüzlerini her kim gördü

Gönül iklimine erdi

Maksudunu anda buldu

Can u dilden sevmek gerek

 

Derviş ü derdmend Üftade 

Hak yolunda olmuş geda

Muradını vere Huda 

Can u dilden sevmek gerek

 

***

 

Ver canını dost yoluna (7) 

Vermeyüben n’etsen gerek

Ger canını verir isen 

Sırrın ile gitsen gerek

 

Can u tenin yüktür sana 

Her zerresi dağdan büyük

Ger bu yükü atmaz isen 

Çok çok bela çeksen gerek

 

Gayet yakındır dediler 

Dost yolunu bunda bu gün

Ger yarına kalır isen 

Çok intizar çeksen gerek

 

Âşıkların bil âdetin 

Kendilerin yok eylemek

Ger yok edersen sen seni 

Baki hayat bulsan gerek

 

Söyle büyüklük yolunu 

Ey derdmend Üftade sen

Her kim tutarsa bu yolu 

Tizden Hakk'a ermek gerek

 

***

 

Saladur dostlara tevhide gelsin 

Hakk'ın lûtfunu tevhidinde bulsun

Gönül âlemleri nur ile dolsun 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Ki ehlidir olar Hakk'ı görenler 

Menazilde kemaline erenler

Dahi saliklere rehber olanlar 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Gelin bahrine tevhidin girelim 

Ne yollar var durur anda görelim

Hakk'ın rızasını anda bulalım 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Bilenlerin budur daim kelamı 

Erişir zakire Hakk'ın selamı

Anar zakirleri Allah müdami

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Bulıcak tevhidin nurunu zâkir

Olur can u gönülden Hakk'a şâkir

Cemalini gösterir Allah kâdir 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Erer vuslat makamına şühûdu

Kılar zatına Hakk'ın çok sücudu

Dalar nur bahrine anın vücudu 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

Garip Üftade’nin budur muradı (8) 

Kılavuz ola Hakk'ın görklü adı

Ki dost ola Hakk'a biliş ü yâdı 

Saladur mümine tevhide gelsin

 

***

 

Seherde bülbülü gördüm iniler 

Kamu dertlilerin derdin yeniler

İşitenler esirgeyip dediler 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Meğer dimağına irmiş hevası 

Erişmiş canına gülün sefası 

Ki sanmış derdinin oldur devası 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Firak odu erişmiş idicân

Gazeller okur iken yane yane 

Kokusundan erişti gülistana 

Zihi şuride vü biçare bülbül   

 

Yitirmiş aklını bûy’undan anın 

Mecali kalmamış cisminde canın 

Ki urmuş terkini cümle cihanın 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Araştırdı gezip bahçe bucağın 

Bulamadı gülün kızıl ve ağın

Yitirmiş vuslatın bilmez ne çağın 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Bu dert ile gülün geçti zamanı 

Firak od’una bu kez yandı canı

Alındı mestliği dindi figanı

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

İşit Üftade’nin bülbül sözünü 

Ki izle ehl-i irfanın izini

Dilersen kim göresin dost yüzünü 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

***

 

Seherde bülbülün gördüm durağın 

Gülün tekkesine dikmiş çerağın

Güle can vermeye etmiş merağın

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Yitirmiş aklını kendini bilmez  

Gülün devri geçince aklı gelmez

Hakk'a âşık olanlar hergiz ölmez

Zihi şuride vü biçare bülbül              

 

Gülün benzi sarardı gülmez oldu (9) 

Kokusu bülbüle erişmez oldu

Gülistana kimesne gelmez oldu 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Ki bülbülün başına geldi aklı 

Göremeyip gülü etrafa baktı 

Firak oduna yanıp taşra çıktı 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Bu derd ile gezerken berr ü bahri 

Çeker iken bela vü derd ü kahrı

Gülün bûyu idi gönlünde fikri 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Dedi bir ehl-i Hak geç fani gülden 

Fenasın bilmedin mi sen ezelden

Vefa gelmez imiş fani güzelden 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Garip Üftade’nin budur duası 

Erişe cennette Hakk'ın atâsı 

Gönüllere dola nur u ziyası 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

***   

 

Seherde bülbülün gördüm figanın 

Gülün mest eylemiş kokusu canın

Yitirmiş kendini bilmez mekânın 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Akar gözlerinin yaşıyla kanı 

Ki gark olmuş gülün bûyine canı

Unutmuş zâhir ü bâtın cihanı 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Görenler der yazık bu derdmende

Uçar iken havada zinde zinde

Giriftar eylemiş canını bende 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Meğer canı erişmiş vasl-ı yâre 

Bulunmuş derdine bin türlü çare

Gelemez ayruk ol can bu diyara 

Zihi şuride vü biçare bülbül   

 

Gülün bûyunda mahvolmuş vücudu 

Geçip gülden Hakk'a kılmış sücudu

Budur âşıkların daim şuhûdu

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Gül olmuş bülbüle bu kere âşık (10) 

Demiş ey bülbül-i şuride sadık

Cemalin eylesin hak sana layık 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Sözü Üftade’nin can bülbülüdür 

Gülistan dediği vuslat ilidir

Süren âşıkları kudret elidir 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

***

 

Seherde bülbülün gördüm yatağın 

Gülün sâyesine kurmuş otağın

Umar yâre vere cânı metâın 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Kokusundan gülün mestane düşmüş  

Firak ü hasret odu başdan aşmış

Ki cûş edip gönül deryası taşmış 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Gehi ağlar gehi ebyata başlar 

Gehi mecnun olup başını taşlar

Gehi dağlar gezip sahrada kışlar 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Gehî hâmûş olup gayrıya bakmaz

Ki gülden gayrıya hiç gönlü akmaz

Giruben halvete taşraya çıkmaz 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Atar dürlü belaya kendüzünü 

Bilemez nedürür kend'özünü

Muradı bu ki göre dost yüzünü 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Sanır bu resm ile erer visale 

Yüreğin eyleyüben pare pare

Buluşmamış meğer bir ehl-i hale 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

İşit Üftade’nin bülbül sözünü 

Gülün bûyinde mahveyler özünü

Dilersen kim göresin dost yüzünü 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

***

 

Seherde bülbülü gördüm iniler 

Gazeller okuyup kendiyi eğler

İşiten âşıkın canını dağlar 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Dedim ey bülbül-i şuride hayran (11) 

Neçe bir çağırıp eylersin efgan

Bu hal ile visale olmaz imkân 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Bu nağmelerini koy-gil aradan 

İşit nedir hadisi Mustafa’dan

Yitir varlığını ağ u karadan 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Fena iklimine sür-gil Burak’ı 

Dilersen kalmaya canda firakı

Odurur ehl-i tevhidin durağı 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

O menzilde görünmez cism ile can 

Ne derya görünür anda ne umman

Olur âşıkların derdine derman 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Ne müddei kalır anda ne da'va

Ne arzu bulunur anda ne sevda

Ne suğra denilir anda ne Kübra

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Garip Üftade’nin budur kelamı 

Göremez hiç kimesne ol makamı

Erişmeyince Allah’ın selamı 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

***

 

Seherde bülbülü gördüm gecede

Uçar vuslat makamında yücede

Açılmış maniler okur hecede

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Dedim ey bülbül-i şuride âşık 

Bu menzile erişmek sana layık

Yolunda maşukun oldundu sadık 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Cevaba kalmamış asla mecali 

Ne firkat bilir anda ne visali

Budur âşıkların ahir meali 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Erişti bülbüle yokluk fenadan 

Görünmez masiva ağu karadan

Heman halin bilir ancak Yaradan 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Hakikat bahrine dalmış vücudu 

Kemaline eriştirmiş sücudu

Budur âşıkların daim şühûdu

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

Hakikat canıdır bülbül havada (12) 

Ne dağlardadır onlar ne ovada

Ne gül vardır ne diken ol arada 

Zihi şuride vü biçare bülbül 

 

Garip Üftade’ye düşmez bu sözler 

Meğer ariflerin izini izler

Bunu görmeye Allah vere gözler 

Zihi şuride vü biçare bülbül

 

***

 

Seherde başladı temcide bülbül 

Muradı bu işide medhini gül

 

Güle sabaha değin etti senayı 

Ki gark oldu gülün bûyine canı

 

Güle dedi visalin eyle ihsan 

Edeyim yoluna canımı kurban

 

Dedi yok yere etme yakanı çâk

Gider bûy’um solar rengim olur hâk

 

Halas et masivadan kalbini pâk

Hicab olmaya sana hergiz eflâk

 

Geçesin rengu bûy’a iltifattan 

Giyesin hilati hoş meskenetten

 

Garip Üftade’nin budur duası 

Gönül gayra bakıp olmaya asi

 

***

 

Ey yarenler haber verin bana ol Rabbi a'lâdan

Kerem edip haber verin bana ol âli Mevla’dan

 

Ki zirâ bir zaman idi onunla aşina idim 

Hitap ermiş idi cana dahi ol yüce Mevlâ’dan

 

Ki şimdi firkate düştüm gelip bu âlemi cisme 

Gece gündüz yanarım kim çıkam bu hâl-i ednadan

 

Varam bir hal-i alaya erişem anda Mevla’ya 

Tekarrüb buluban ey dost çıkam bu dâr-ı dünyadan

 

Bulam Hakk'ın rızasını cemalinin ziyasını 

Vücûdum nura gark olup geçe esmâ-i hüsnâdan

 

Erişe birliğe fikrim ki dâim ol ola zikrim 

Yitirem kendimi her dem geçem suğrâ vü kübrâdan

 

Erişe Hakk'ın ihsanı açıla sırrı Sübhanî

Ere Üftade’nin cânı haber duya müsemmâdan

 

***

 

Ey yarenler ilim andım  

Ne yerden geldiğim bildim

Gönüldenmiş benim yolum 

Hidâyet eyleye Allah

 

Gönüldür kapısı onun 

Açılsa şâd olur canın 

Ki toprak olmadan tenin 

Hidayet eyleye Allah

 

Gidevüz ol yolu tutup 

Sülûk edenlere yetip 

Kamu varlıkları satıp 

Hidayet eyleye Allah

 

Erişevüz erenlere 

Hakikate varanlara 

Hakk'a gönül verenlere 

Hidayet eyleye Allah

 

Kanatlar bite uçmağa 

Yedi deryayı geçmeğe 

Eyü yavuzu seçmeğe 

Hidayet eyleye Allah

 

Gelip gitmek tamam ola 

Gönül maksudunu bula 

Kamu dostlar ile bile 

Hidayet eyleye Allah 

 

Garip Üftade bîçâre 

Ki hicr ile yürek yâre 

Cihanda şöyle âvâre  

Hidayet eyleye Allah

 

***

 

Gece gündüz edelim zâr u efgân 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

Kılavuzdur bize hem ehli irfan 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Gönülden olalım Allah’a âşık 

Tarikatta olalım Hakk'a sadık

Cemalin görmeğe eyleye layık 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Keremden ilete dârü'l-Celâle (14) 

Meratib erişe cümle kemale

Ede gözlerimiz layık cemale 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Nebilerle velilerle buluşup 

Ki ellerin öpüp anda görüşüp

Cemali keşfine cümle erişüp 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Cemâli seyrinin ere safâsı 

Ziyâde erişe Allah atâsı

Tecelli eyleye Hakk'ın bekâsı 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Rızâsıyla ede bize ziyafet 

Ki firkatler olup cümle selamet

Diye razı mısız benden tamâmet 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

Garip Üftade’ye Hakk'ın habibi 

Şefi’ olmak ola haktan nasibi

Ki oldur firkatin canda tabibi 

Hidayet eyleye Allah u Rahmân

 

***

 

Diler isen gönül yâri

Ki dâim eylegil zârî

Fenâya irgürüp varı

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Anın aşkı gele ere

Dağıklarını hep dere

Seni dost iline süre

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Seni ilte feleklere

Buluşasın meleklere

Erişesin dileklere

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Geçesin âlem-i ferşi

Dahi Kürsi ile Arş’ı

Gele muştucular karşı

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Geçesin eğri bakmaktan

Gönül gayriye akmaktan

İçesin sâfi ırmaktan

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Ala senliğini senden

Geçesin cân ile  tenden

Tecelliler gele andan

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Aradan mahvola varlık

Gönülde kalmaya darlık

Ola ma’şuk ile dostluk

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Maârifle gönül dola

Geri bu illere gele

Kamu yârenlerle bile

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

Ey Üftâde seni sende

O yâre eylegil bende

Demegil bundadur anda

Degil “yâ hû ve yâ men hû”

 

***

 

Firakın odunı duyalı canım

Bela vü dert ile geçti zamanım

Kerem edüp eyâ mürvetli hânım

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Ezelden zevkin ermiş idi câna

Ki gelmeden dahi biz bu cihâna

Yitirdik zevkimiz erdi ziyâna

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Nebilerden işitmiştim kelâmın

Erişmiştir bize Senin selamın

Velilerden işittik yine nâmın

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Keremden eyledin va’de cemalin

Umar âşıkların geri selamın

Gönül yapmağ imiş senin kemalin

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Açıver gözlerimizden hicabı

Okuyalım cemalinden kitabı

Budur âşıkların daim hitabı

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Cemalin şevki tutmuştur cihanı

Düşenler derdine bulurlar anı

Budur saliklerin daim figanı

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

Dilersen derdmend Üftade yarin

Şuhûd ede cemalini bu cânın

Gece gündüz bunu desin lisanın

Bizi bu dert ile firkatte koma

 

***

 

Tutalım Hakk'ın emrini 

Edelim dilde zikrini 

Dahi gönülde fikrini

Cemalin eyleye ihsan

 

Ki daim diyelim Allah

Gönülden eyleyelim âh 

Keremler eyleye Allah

Cemalin eyleye ihsan

 

Gönül sahrası açıla

Hakikât nuru seçile 

Şarab-ı aşkın içile

Cemalin eyleye ihsan

 

Görünmez ola gayriler

Ki sıhhat bula sayrılar 

Açıla cümle ma’niler

Cemalin eyleye ihsan

 

Bekâ bağışlana daim

Temaşada olup kaim 

Belalardan olup salim 

Cemalin eyleye ihsan

 

Hakikat bahrine dalıp (15) 

Cevahir gencini bulup 

Gönül visaline erip 

Cemalin eyleye ihsan

 

Garip Üftade’nin fikri 

Ki daim budurur zikri 

Ki cümle erişe şükrü 

Cemalin eyleye ihsan

 

***

 

Gelin yaran bu gün bunda bulalım zevk-i imanı 

Ere rahmeti Allah’ın bulavuz şekl-i insanı

 

Tarikata dürüşelim gece gündüz olup kaim 

Kabul eyleye ol Settar idüben bize ikramı

 

Sevelim can ile Hakk'ı ki yolunda olup kaim 

Tulû' eyleye canlarda erişe bize irfanı

 

Gönülden sürelim gayrı inayet eyleye Allah 

Selamet bula gayriden erişe Hakk'ın ihsanı

 

Ere canımıza irfan hakikate olup arif  (13)

Vara vuslat makamına geçüben cümle ekvânı

 

Hakikat bahrine dalıp vücudun anda mahvedip 

Fenafillâh makamında tamam eyleye seyranı

 

Garip Üftade’nin şevki cemali görmeden zevki 

Kamu âşıklara Mevla keremden ede ihsanı

 

***

 

Ey dostlarım dürüşelim bugün Allah’ı anmağa 

İnayet eyleye ol dost bizi komaya yanmağa

 

Tabiata ede meyli muhabbet erişe nefse 

Ere ruhumuza aşkı kerem yağmuru yağmaya

 

Ere canlar gülistana ki yani vasl-ı canana 

Ki bahr-ı nura gark olup kenar olmaya çıkmaya

 

Görüne ruh-i enbiya o deryanın yücesinde 

Ki nurdan tahtlar üstünde cemâl-i dosta bakmaya

 

Göyer âşıklara anlar bulalar cümle sadıklar 

Göreler dost cemalini ebed ol halde kalmağa

 

İzin verile bakmağa gönül başlaya akmağa 

Gide nurani perdeler yol ola Hakk'ı bulmağa

 

Adın Üftade ey derviş dürüş Allah’a yaz u kış 

İnayet eyleye Allah düşen elleri almağa

 

***

 

Ey dostlarım tanman bana aslımdan ayrı düşmüşem 

Vatanımı terk eyleyip aslımdan ayrı düşmüşem

 

Dostlar ile zevkte iken uşşâk ile şevkte iken 

Gönderdiler bu âleme aslımdan ayrı düşmüşüm

 

"Hubbu’l-vatan minel iman" dedi Resul-i Müstean

Bunadurur işareti aslımdan ayrı düşmüşem

 

Yolun dahi gösterdiler buyurdular geri gidem

Kuvvet bulamadım n'idem aslımdan ayrı düşmüşem

 

Gaflet bürüdü canımı bulamadım sultanımı 

Sultanım ala elimi aslımdan ayrı düşmüşem 

 

Geri umarım aslımı terk eyleyip hep varımı 

Hak'tan umarım lûtfunu aslımdan ayrı düşmüşüm

 

Üftade miskin derdmend gurbette kalmışam medet 

Rahmeyle ya Ferd ü Samed aslımdan ayrı düşmüşüm

 

***

 

Ey acep bilsem nedir bu derdime derman olan 

On sekiz bin âleme hükmeyleyip sultan olan

 

Ol bana benden yakın iken beni mahcup eden 

Hasret oduna yakıp görünmeyip pinhan olan

 

Gönlümü yağmalayıp aklım alıp mecnun eden 

Sırrıma te'sir edip bu canıma canan olan

 

Benliğimdir beni bu derde giriftar eyleyen 

Kapıları bağlayıp yol vermeyip zindan olan

 

Her kim ölmezden önidin öldü ise tâ ebed 

Oldurur Hak yoluna canın verip kurban olan

 

Gördü ol matlubunu erişüben maksuduna (16) 

Ayrılıktan kurtulup içi dışı insan olan

 

Ben demekten fariğ ol ey derdmend Üftade sen 

Ben diyendir ayrılıkta kaluben hayvan olan

 

***

 

Ey acep bir gün ola görem mi ki mabudumu 

Zari zari inleyüp bulam mı ki maksudumu

 

Firkat odu baştan aştı vaslını eyle medet 

Her zamanda isteyip bulam mı ki mevdudumu

 

Derdime derman olan valsındurur heman senin 

Yâreme merhem olup bulam mı ki mahbubumu

 

Bir gün ola mı ki erip hûb cemâlini görem

Nura mustağrak olup görem mi ki ma'şûkumu

 

Gece gündüz hasretinden âh u efgân eyleyip 

Vasıl olam mı acep bulubeni matlubumu

 

N’olur ol kuldan ki göremez ol sultanını 

Perdelerden kurtulup görem mi ki mezkûrumu

 

Derdmend Üftade’nin bakma yüzü karasına 

Gece gündüz yâd eder görem mi ki mabudumu

 

***

 

Ey acep bir gün erişem mi cemalin nuruna 

Can kelamın işitip varam mı vuslat Tur’una

 

Hub cemalini görüp ol şem’a pervane gibi 

Bâl ü per yakubeni düşem mi aşkın narına

 

Gece gündüz can u dil hasrette kaldı bîkarar 

Cism ile can bir olup erişe mi dildârına

 

Kim cemalin temâşâsına müstağrak olup 

Hem hakikat keşfolup erem mi ben esrarına

 

Bu vücudum mülkünü ölmezden ögden yok edip 

Haşrolup canlar ile varam mı vuslat kânına

 

Yedi deryayı geçip nûşedüben ab-ı hayat 

Vuslatı meydanının varam mı bir hânına

 

Bu garip Üftade n'eylesin bu za'fiyyet ile

Nûr-ı Ahmet yardım ede ol zaîfin cânına

 

***

 

Hak yolunun talipleri (17) 

Cemalinin sadıkları 

Visalinin râgıpları

Dost iline iltin bizi

 

Gönderdiler bunda beni 

İnilerim dünü günü 

Bulduğuma soram anı 

Dost iline iltin bizi

 

Ey enbiya ey evliya 

Ey etkiya ey asfiya

Ey dervişân ehl-i safâ 

Dost iline iltin bizi

 

Yerler dahi gökler dahi 

Dağlar dahi taşlar dahi

Sular dahi yeller dahi 

Dost iline iltin bizi

 

Cennet dahi ni'met dahi 

Hûri dahi ğılman dahi 

Varlığına olan delil 

Dost iline iltin bizi

 

Ey ulema-i âmilan

Ey suleha-i sâlihan

Ey fukara-i kânian

Dost iline iltin bizi

 

Cümle cihan yoldur ana 

Geçmek gerek andan sona

Yollar çıkınca bir yana 

Dost iline iltin bizi

 

Üftade miskin derdmend

Ya Vahid ü Ferd ü Ehad

Erişe lütfûnden meded 

Dost iline iltin bizi

 

*** 

 

Ey hakikat erenleri 

Dost elinin serverleri

Taliplerin rehberleri 

Dosttan haber verin bana

 

Düştü yüreğime firak 

Dostumdan oldum ben ırak

Edemedim hergiz yarak

Dosttan haber verin bana

 

Hicran içinde kalmışam

Derd ü gam ile dolmuşam

Çok gussalara dalmışam

Dosttan haber verin bana

 

Bulamayan bunda anı (18) 

Şâd olmaz anın hiç canı

Benlikten alsın ol beni 

Dosttan haber verin bana

 

Anın ile bulam anı 

Terk eylerim cân u teni 

Yol açıvere ol Ganî 

Dosttan haber verin bana

 

Varam visaline erem 

Güzel cemalini görem

Dağıklarımı hep derem 

Dosttan haber verin bana

 

Miskin fakîr Üftade’yi 

İçi dışı pür-yâreyi

Terk etmeyin biçâreyi 

Dosttan haber verin bana

 

***

 

Dost elinin âşıkları hak yolunun sadıkları 

Dertlilerin hâzıkları dost eline yol kandedir

 

Derdi yüreğim dağladı bu gözlerim kan ağladı 

Nefsim yolumu bağladı dost eline yol kandedir

 

Sabr u kararım kalmadı canım visalim bulmadı 

Gözüm cemalin görmedi dost eline yol kandedir

 

Bir menzile vardı yolum hiç nesneye ermez elim 

Ayıruban geldi ölüm dost eline yol kandedir

 

Bir kâmile bir gün erem dost ilini ondan soram

Sadâkatle yolun görem dost eline yol kandedir

 

Miskin fakir Üftade’yi zevkinle eylegil diri 

Ölünce söyleye dili dost eline yol kandedir  

 

***

 

Firkatin dermanı vuslattır hemin 

Ermeyenler vuslata olmaz emin

 

Ya ilahi vuslatın eyle atâ 

Gönlümüzde vuslatın olsun mekin

 

Cümle âlem türlü türlü lûtf umar 

Aşıkın arzusu vuslattır hemin

 

Ayrılıktan âşıkın gönlü melûl

Şâd et anı vaslın ile ya muin

 

Vuslatındır kîmyâsı firkatin 

Firkati vuslata döndür ey Metin

 

Bu tenezzül perdesin gözden gider 

Mahvolup gitsin aradan ey Mübîn

 

Bu garip Üftade’yi lütfü kereminden şâd et 

Rahm edip irgür visale ey Muîn

 

***  

 

Firkatin dermânı vuslattır hemân

Ermeyenler vuslata bulmaz emân

 

Ya ilahi vuslatın eyle atâ

Gönlümüzü sevgin eylesin mekân

 

Cümle âlem türlü türlü lütf umar 

Âşıkın arzusu sensin bi-gümân

 

Firkatinle âşıkın gönlü melûl

Şâd et anı vaslın ile fi'l-cinan

 

Vuslatındır kimyası firkatin 

Fırsatı vuslata döndür bir zaman

 

Mahvolup gitsin aradan masiva

Ne tenim kalsın ara yerde ne can

 

Derdmend Üftade’nin aç kalbini 

Lûtf edip imanına vergil ayan

 

***

 

Âşıklara edin salâ (19) 

Oruç ayı geldi yine 

Rahmet denizi cûş edip 

Âlemlere doldu yine

 

Kur'ân'da Allah övdüğü

Cümle nebîler sevdiği 

Ümmete Allah verdiği 

Oruç ayı geldi yine

 

Cümle aya sultân olan 

Dertlilere dermân olan

Hak'tan bize ihsân olan 

Oruç ayı geldi yine

 

Hakk'ın atâsın getiren 

Zulmetleri hep götüren

Cânlarda irfân bitiren 

Oruç ayı geldi yine

 

Saliklere kuvvet olan 

Âriflere izzet olan

Mü'minlere cennet olan 

Oruç ayı geldi yine

 

Aydın eden gönülleri 

Mesrûr edin mü'minleri

Ma'mur edin mescitleri  

Oruç ayı geldi yine

 

Üftade’nin cânı sever 

Oruç ayın dâim över

Dost eline edin sefer 

Oruç ayı geldi yine

 

***

 

Şükür Allah’a ey dostlar 

Eriştik oruç ayına 

Ki mü'mine hidayettir 

Eriştik oruç ayına

 

Günahlarını hep silker 

Anadan doğma olursun

Seni dost iline ilter 

Eriştik oruç ayına

 

Latif eyler vücûdunu

Gönül âyinesin açar

Şeyâtîn yanına gelmez

Eriştik oruç ayına 

 

Güzel hilâlini gördük 

Sevindiler kudûmüne

Şükürler ettiler Hakk'a 

Eriştik oruç ayına

 

Umarız ol Ganî Allah 

Cemalin göstere bize

Senâlar idevüz Hakk'a 

Eriştik oruç ayına

 

Habibi hürmetine Hak (20) 

Bize verdi oruç ayın

Gördük lûtfunu Allahın

Eriştik oruç ayına

 

Garip Üftade’ye yâ Râb

Cemi’ ehl-i iman ile

Orucun nurunu vergil

Eriştik oruç ayına. 

 

***

 

Salâdur mü'mine gelsin 

Teravih sünnetin kılsın

Orucun kadrini bilsin 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Dürüşüp tâate daim 

Gecelerde olup kâim

Olup gündüzlerin sâim 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Cemalidir murat olan 

Ki Kur’an da müfâd olan

Bu âşıklar ki şâd olan 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Oruç yoldur cemaline 

Erişince kemaline

Nazar eyle meâline 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Gözet adabını savmın

Bağışlana kamu cürmün

Geçir tesbih ile yevmin 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Oruç rahmetdürür Hak'tan

Verilmiştir bize çoktan

Yakın gel bakma ıraktan

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

Garip Üftade’nin derdi 

Cemalin istemek virdi

Bu yolda muntazır durdu 

Cemâlin isteyip Hak'tan

 

*** 

 

Ey dostlarım ağlaşalım 

Oruç ayı gitti yine

Hasret ile inleşelim

Oruç ayı gitti yine

 

Bir nur idi Hak'tan gelip 

Gönüllere nuru dolup

Sadıkların elin alıp 

Oruç ayı gitti yine

 

Zalimlerin yollarını (21) 

Kesmiş idi ellerini 

Yıkmış idi illerini 

Oruç ayı gitti yine

 

Vermiş idi cana safa 

Etmiş idi ahde vefa 

Olmuş idi derde şifa 

Oruç ayı gitti yine

 

Lezzet veren teravihe 

İşrak eden mesabihe

İzzet veren mesacide

Oruç ayı gitti yine

 

Te'sirdürür Hak'tan gelen 

Âşıklara zahir olan 

Gönlümüze nuru dolan 

Oruç ayı gitti yine

 

Üftade’yi şâd eyleyen 

Mü'minleri yâd eyleyen

Kaygudan azad eyleyen 

Oruç ayı gitti yine

 

***

 

Ey aşıkan ey sadıkan

Gel gidelim dosttan yana 

Dostun cemalin görmeye

Bir gün ola bizi ana

 

Cümle resul ü enbiya

Hem âşık u sahib-liva 

Dertlilere ere deva

Bir gün ola bizi ana

 

Destur ola ol illere

Sevgi düşe gönüllere 

Dostun cemalin görmeğe

Bir gün ola bizi ana

 

Kur’an'ında va’d eyledi

Âşıkları hep toyladı  

Cemaline yol eyledi

Bir gün ola bizi ana

 

Âşıklara vuslat olan

Mü'minlere kurbet olan 

Sadıklara izzet olan

Bir gün ola bizi ana

 

Dost ilinin erenleri

Zikrile dolu dilleri 

Hak'tandurur haberleri

Bir gün ola bizi ana

 

Üftade düşmüş firkate

İrgüre Allah vuslata 

Mü'minler ile izzete

Bir gün ola bizi ana

 

***

 

Ey aşıkan ey sadıkan

İsterseniz düşten haber

Bak kim vücudun şehrine 

Gayriye kılmagil nazar

 

Ta kim acayip göresin 

Maksudu sende bulasın 

Bir ulu bahre dalasın 

Bulmayasın anda kenar

 

Bir olasın ol bir ile 

Var olasın ol var ile

Kalmayasın ağyar ile (22)  

Bulmayasın andan eser

 

Her yanadan gele nida 

"Ya tâlibi" menem Hudâ

Bakgil cemalinden yana 

Yoktur sana ayruk sefer

 

Ey Üftade matlup sana 

Hâsıldurur önden sona

Vasıldurur cümle ana 

Budur hakikatten haber

 

***

 

Gönül ayrı değilsin sen 

O yarın sen visalinden

Nice bir zarı kılarsın 

Anın her dem firakından

 

Meğer sever senin yarın 

İşitip ah ile zarın

Anın içün inilersin daim 

Budur anın rızasından

 

Hicabım kalmadı her giz 

Bikülli ref' olup benlik 

Bu gün mestâneveş geldim 

İçip vahdet şarâbından

 

İçenler vahdetin hamrin

Salâdır anlara gelsin

Girip sahrâ-yı vahdetde 

İçip dostun zülâlinden

 

Ne gam Üftade sana bes

Erişti vuslat-ı mahbûb

Sunuldu cür’a-yı vahdet 

Anın lûtfu atâsından

 

***

 

Yuyalı gönlümü aşkın girü nam u nişanımdan

Taşar taşra düşer oldu haber sırr-ı nihanımdan

 

Ol aldı çün beni benden götürdü perdeyi candan

Hemân divân-ı aşk oldu okunan cism-i canımdan

 

Bana istediğim benden yakın imiş bu hod zahir

Nedendir nale vü zarım benim ol mihribanımdan

 

Şunu kim görmedi gözler beyan eylemedi sözler

Gönülden geçmeyen yüzler göründü gülistanımdan (23) 

 

Olaydın vâlih ü hayrân vicdan kalaydın mest ü ser-gerdân

Ne ad koya idin ne şan bilip esma-i hüsnadan

 

Benim gibi kamu âşık olaydı yoluna sadık

Eğer zahid eğer fasık duyaydı bu lisanımdan

 

Ben ol sarraf-ı miskem kim cevahir gencini buldum

Hakikat bahrine daldım alan alsın dükânımdan

 

Ne gam Üftade ya sana erişti vuslat-ı mahbub

Sunuldu cur’a-i vahdet anın lütf u atâsından

 

***

 

İlahi dilerim senden visalin 

Kerem edip bize göster cemalin

Yakubdur bizi nâr-ı firakın 

Kerîmâ Rahîmâ 

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

Firakın oduna nisbet behey can 

Ki bir zerredürür bu nâr-ı nirân

Döyemez ki ki zaiftür buna insan 

Kerîmâ Rahîmâ 

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

Etibbâ bulmadı bu derde derman 

Ki sendendir bunun derdine derman

Kerem edip ayâ sultan u Sübhan

Kerîmâ Rahîmâ 

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

Garibim gurbete düştüm ilimdenden 

Zaifim nesne gelmez hiç elimden

Meğer bu söz gele dâim dilden 

Kerîmâ Rahîmâ 

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

Ey Üftade dilersen vasl-ı yâri 

Yere çal şîşe-i nâmusu u ârı

Firak oduna derman eyle Bârî 

Kerîmâ Rahîmâ 

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

***

 

Bilmek istersen gönül sırrı nihanından haber (24) 

Götürüp yüzden hicabı gayriye kılma nazar

 

Feyz-i Rabbanî erişip nur-ı Yezdânî gele 

Görüne ma'şuk cemâli buluben andan eser

 

Erişesin bir hayata ki içip ab-ı hayat 

Denile olgil müebbed "leyse min mevtin hazer"

 

Nûr-ı ma'şuk ol kadar vüs’at vere sana gönül 

Cümle mahlûkat edineler seni daim makar

 

Kalmaya gönlünde ey Üftade hergiz ızdırap

Zira maksûd hâsıl ola duyuben andan eser

 

***

 

Yine düş oldu gönül yârin cemali şem’ine

Götürüp yüzden nikabı gark olup envarına

 

Nice yıllar muntazır olmuş iken görem deyu

Nagehan kıldı tecelli vasıl oldu yârine

 

İçüben mahbûb elinden cam-ı vahdetten şarap 

Vakıf oldu çün "ene'l-hak" sırrının esrarına

 

"Kâb-e kavseyn" ma'nisin anlayuben fehmeyledi

Kâni' olmadı anınla erdi "ev ednâ"sına

 

Kalmadı Üftade'nin gönlünde asla ızdırap 

Zira matlubu buluban erdi ol Mevla'sına

 

***

 

Görmez isem cemalini 

Güzel adın işideyim

Ermez isem visâline 

Güzel adın işideyim

 

Bir gün görem cemalini  

Seyreyleyim kemalini 

Kesb eyleyem visâlini 

Güzel adın işideyim

 

Erem visâle şevk ile 

Görem cemalin zevk ile 

Cümle âşıklarla bile 

Güzel adın işideyim

 

Güzel adın rehber bize 

Aşkın dahi server bize 

Cümle adın ezber bize 

Güzel adın işideyim

 

Ne dilde kim ola zikrin (25) 

Erişe gönle fikrin

Ede daim senin şükrün 

Güzel adın işideyim

 

Gönül bulur cilâsını 

Dahi Hakk'ın rızâsını

Cemalinin safâsını 

Güzel adın işideyim

 

Üftade’nin budur yolu 

Hak yoluna dedi belî

Zikr eyleye dâim dili 

Güzel adın işiteyim

 

***

 

Ey dost seni nice bulam

Güzel cemalini görem

Visaline bir gün erem 

Reddetme kapından bizi

 

Derdin beni yakıpdurur 

Gönlüm sana akıpdurur

Varlık beni yıkıpdurur 

Reddetme kapından bizi

 

Aşkın erişe canıma 

Kuvvet vere imanıma

Ere hayat bu tenime 

Reddetme kapından beni

 

Kudretten algil elimiz 

Zikr eylesin bu dilimiz

Irzâna varsın yolumuz 

Reddetme kapından bizi

 

Seyrim erişe zatına  

Kuvvet ola imanıma

İhsan ola seyranıma 

Reddetme kapından bizi

 

Bâtında bulmuştuk seni 

Terk eyleyip can u teni

Lûtf edüben eyâ Gani 

Reddetme kapından bizi

 

Derdi budur Üftade’nin

Mahvola nurundan senin

Budur safâsı çün canın 

Reddetme kapından bizi

 

***

 

Gel beri ey gönlümün şehrinde seyran eyleyen 

Daima âşıkları ser-mest u hayran eyleyen

 

Kurbetinden dûr edip bu ellere salan beni 

Çâr unsurdan mürekkep şekl-i insan eyleyen

 

İsteyin daim beni deyü haberler gönderen (26)  

Bu hevada gezdirip üryan ü püryan eyleyen

 

Sen zamanlardan münezzehsin sana yoktur mekân 

Kande bulsunlar seni kendüyi pinhân eyleyen

 

Derdinin te'siridir bu gönlümün görmek seni 

Yoksa kim görür seni bu derdi ihsan eyleyen

 

Yanuben kül olmasın âşıklara rahm eyleyip

Perde-i envarla bunları handan eyleyen

 

Ger dilersen vasıl olmak derdmend Üftade sen 

Kendini yoğ eylegil kalsun hemân var eyleyen

 

***

 

Gel beru ey gönlümün sahnında seyran eyleyen 

Zerrece bir katreyi aşk ile umman eyleyen

 

On sekiz bin âleme sığmaz iken bu aşk ile 

Bir haber birle ana dünyayı zindan eyleyen

 

Canıma vermiş iken bir kez hitabın zevkini 

Düşürüp bu âleme hem zar u giryan eyleyen

 

Varlığımdır zerre zerre sed olan yolun bana 

Al elim kurtar bu sedden lûtf u ihsan eyleyen

 

Ehl-i irfan dediler sen çıkmayınca aradan 

Bilemezsin kimdürür kendüyi pinhan eyleyen

 

Varmayınca şehr-i kalbe anda halvet eyleyip 

Göremezsin kimdürür sırrında seyran eyleyen

 

Bilmek istersen nazar kıl sırrına Üftade sen 

Ta bilesin kimdürür be derde tîmâr eyleyen

 

***

 

Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen 

On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen

 

Kurbetinden dûr edip bu ellere salan beni 

Va'de-i ferdâ ile bu gönlümü şad eyleyen

 

Gönlümü yağmalayıp aklım alıp Mecnun eden 

Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen

 

Zahir iken gün gibi âşıklara sırrın senin 

Perde-i envar ile bunları irşad eyleyen

 

Ta cemalin görmeye layık ola âşıkların 

Can gözün açmağ ile âşıkları yâd eyleyen

 

Firkatin te'sirini âşıklara zindan edip 

Vuslatın ihsan edip bunları azad eyleyen

 

Gönlünü Üftade’nin sevginle irşad eylegil 

Sevgini âşıkların canlarına zâd eyleyen

 

***

 

Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen 

On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen

 

Gece gündüz aşk oduna ciğerim püryan olup 

Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen  

 

Hasret odu yüreğimi yakuben kül eyledi 

Daima zevki ile gönlümü abad eyleyen

 

Aşıkın bu gözleri giryan olup yandı tamam 

Cümlesin hayran edip aşkında bünyad eyleyen

 

Geceler ta subha dek zari kılıp eylerdi ah 

Ta nasip ola deyü gönlünü irşad eyleyen 

 

Dembedem ferya edip âşıklara edip salâ 

Va'desidir bunları şevk ile abad eyleyen

 

Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed

Göstere ol hûb cemalin gönlümüz şadeyleyen

 

***

                 

Gel beri ey gönlümün derdine tımar eyleyen 

Ta ezelden canımı aşk ile bimar eyleyen

 

Vuslatındır derdine derman olan âşıkların 

Ey cemalin görmeyi uşşaka ikrar eyleyen

 

Olmasa idi cemalin va'desi âşıklara 

Kim karar ederdi bunda âşıkı zar eyleyen

 

Canlarını inleten bunda senin zikrindürür 

Zikr içinde canlarını gark-ı envar eyleyen

 

Gördüler âyinede bunlar cemalin nurunu 

Anladılar kimdürür yoğ eyleyip var eyleyen

 

Bağrı başlı gözü yaşlı ciğeri delik delik 

On sekiz bin âlemi âşıklara dar eyleyen

 

Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed (27)

Gönlünü uyaruben eşyayı izhar eyleyen

 

***

 

N’oldun inlersin gönül bir bi-bedel yârin mi var 

On sekiz bin âleme hükmedici hânın mı var

 

Ölmeyince ârife keşfetmez hergiz cemali

Hem-çü İsmail kurban etmeye canın mı var

 

Gece gündüz kendini atmak dilersin ateşe 

Od’a yanmaz hem-çü İbrahim acep tenin mi var

 

Bir nazarda yoğ eder cümle cihanın varını 

Ol cemale döyücü bir sırrı pinhanın mı var

 

Aşiyan-ı asla varmak mı dilersin ey gönül 

Ruh-i Kutsi'den erişmiş per ile bâlin mi var

 

Anda varmaktan nedir bilsem muradın ben senin 

"Len terânî"de dokunmuş bağrına yârin mi var 

 

Ne acep remz eyledin ey derdmend Üftade sen 

Nur-ı Hakk'a vâsıl olmuş zerrece halin mi var

 

***

 

N’oldun ağlarsın gönül bir bî-bedel yarin mi var 

Zari zari inlemekten özge hiç kârın mı var 

 

Nar-ı aşka kendüyi atmak dilersin her nefes 

Od’a yanmaz kim Halilullah gibi tenin mi var

 

Canımı verem deyi arzu edersin daima 

Ruh-ı İsmail’e benzer kim acep canın mı var

 

Gözü yaşlı bağrı başlı ciğeri delik delik 

Kim belaya döyücü Eyyûb gibi sabrın mı var

 

Masivadan geçüben dost iline azmetmeğe 

Ruh-ı Kutsiden erişmiş per ile bâlin mi var

 

Râz ı şeb arzu edersin dost cemalin görmeğe 

Sırr-ı Ahmed’den erişmiş çeşmine nûrun mu var

 

Ne acep cür'et edersin sözlere Üftade sen 

Nûr-ı Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var

 

***

 

N’oldun inlersin gönül aslını mı yâd eyledin 

Ayrılığın zikr edüp dert ile feryat eyledin

 

Ehl-i irfandan haber mi duydu canın bir nefes 

Ol sebepten gece gündüz işini zâr eyledin

 

Dost elinden yohsa bir bûy mu erişti canına 

Har-ı dünyadan geçip arzû-yı gülzar eyledin

 

Bir nazar mı vaki' oldu sırrına ol yardan 

Can u baş terkini urup kendini yoğ eyledin

 

Ya cemali pertevinden bir şua m'erdi sana 

Sırrını faş edübeni yerini dâr eyledin

 

Nur-ı vahdetinden eğer bir nur olursa aşikâr 

Bilmiş ol ey derdmend işlerini sağ eyledin

 

Demegil bu sözleri ey derdmend Üftade sen 

Ehl-i hali kendüzünden cümle bizâr eyledin

 

***

 

Remz-i uşşakı duyalı kalmadı sabr u karar 

Masivadan göz yumup bu canım eyledi firar 

 

Firkatini sezeli arzu-yi vuslat eyledim 

Elim ermez n'ideyim  eyleyeyim çok âh-uzâr

 

Bir gün ola rahm edip da'vet ede ben kulunu (28) 

Gel beru ey derdmend cananı eylegil nisar

 

Vermeyince canını görmeye yokdurur mecâl 

Ta ezelden âşıka böyle sunuldu ihtiyar

 

Verir isen canını sen gözlerin açıverem

Perdelerden geçesin derdine edeler tımar

 

Yok der isen da'viyi ko bulamazsın vaslımı

Kuru ârzâ eyleme sen sana etdik i'tibâr

 

Diler isen yârini ey derdmend Üftade sen 

Kendini mahveylegil yokluğu eyle aşikâr

 

***

 

Aslını bilen kişi etmez bu yerlerde karar 

Anın içün masivadan bu gönül eyler firar

 

Şol gönül kim yâd ede bunda iken o aslını 

Tiz erişür menzile olubeni aşka süvar

 

Bulur ol maksudunu erişip ma'buduna 

Ayrılıktan kurtulur vaslını edüben aşikâr

 

Yok eder kendüzüni komaz vücudundan nişan 

Zira varlık perde olur vuslat olmaz aşikâr

 

Her ki bu menzile ilter ise kendi özünü 

Bulmaz ol kendüyi ararsa dahi leylü nehar

 

Gark olup deryâsına tevhidin ol sahib-kemal 

Çok cevahir çıkarıp taliplere eyler nisar

 

Katreni deryaya atgıl derdmend Üftade sen 

Ta ki umman oluban dertler buluna bî-şümar

 

***

 

Ya ilahi zikrin ile ver gönüllere cila 

Görüne tevhid içinde Hub cemalin ey Huda

 

Rehber eyle zikrini olsun vesile zatına 

Zikr içinde erdiler cümle erenler hep sana

 

Canımıza zikrin ile ver hayat-ı câvidân

Kim fenadan kurtulup zikrin ile bulsun beka

 

Götürüp gözden cemali açıla envar-ı zat 

Nuruna gark eylegil âşıklarını ey Huda

 

Kim cemalin va'desidir bunlara veren sükût 

Anın içün daima hamd ile ederler sena

 

Muntazırdırlar bu gün güzel cemalin görmeye 

Bundan özge yokdurur arzuları önden sana

 

Derdmend Üftade’nin gönlünü kurtar gayriden

Tâ cemalin nuruna vasıl olup bula safa

 

***

 

Derdimin dermanı sensin gayriden yoktur deva 

Âşık olan kimseler gayriye bakmaklık hata

 

Ne bakarlar dertlerine ne umar bunlar devâ 

Bunların maksudu sensin ey Kerim Zü'l-atâ

 

İstemezler ağyar gelmek hatırına bunların 

Çün cemalin görmek oldu yârelerine şifa

 

On sekiz bin âleme ger malik olsalar bular 

Zerrece gelmez olurlarsa cemalinden cüda

 

Gönlünü kes gayriden ey derdmend Üftade sen 

Can kulağına erişe âlemi gaybdan nida

 

***

 

Derdimin dermanı sensin yüce sultanım meded 

Canımın cananı sensin yüce sultanım meded

 

Gurbete düştüm ilimden firkat odu yaktı âh 

Vaslını eyle müyesser yüce sultanım meded

 

Elim ermez bir kadem varmağa yoluna senin 

Al elim kurtar bu derdden yüce sultanım meded

 

Firkat oduyla ciğer büryan olup yandı tamam 

Yanmağa kalmadı takat yüce sultanım meded

 

Enbiyanın izzetine evliyanın hürmetine (29) 

Cümle âşıklar dilinden yüce sultanım meded

 

On sekiz bin âleme bir kerre kılursan nazar 

Cümle maksûda erişür yüce sultanım meded

 

Derdmend Üftade’nin budur muradı dâimâ 

Hûb cemalin görmek ister yüce sultanım meded

 

***

 

Dost cemalin görmeğe müştak olan zikr eylesin

Canını pervâne-veş şem’a uran zikr eylesin

 

Dost cemâlinin yolu zâkirlerin zikridürür

Ol cemâlin nûruna ersem diyen zikr eylesin

 

Hak yoluna sâdık olan cânını vermek gerek 

Cânını vermekliğe lâyık olan zikr eylesin

 

Cân u dilden zâkir olan erer ol mezkûruna 

Zikr içinde kendüyi yoğ eyleyen zikr eylesin

 

Zâkir olan zikr ederse Hak da anı zikr eder

Her ki diler Hak anı zikr eyleye zikr eylesin

 

Her ki diler zikr eder Allahu Kudûsü's-Selâm

Şeksiz ol sultânı buldu şevk eden zikr eylesin

 

Derdmend Üftade’nin budur murâdı dâimâ 

Gayriyi terk eyleyip dosta bakan zikr eylesin

 

***

 

Sevenler zâtın Allah’ın 

Gelin zikredelim Hakk'ı 

Erişe göklere âhın 

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Gülistanına varalım 

Hakk'ın zikrini sürelim 

Ne var gönülde görelim 

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Gönülden yollar açıla 

Hakk'ın rahmeti saçıla 

Şarab-ı Kevser içile 

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Hakk'ın zikrindedir yolu 

Bezen zikri ile dili 

Budur âşıkların hali 

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Cemalinin delilidir 

Nebilerin sebilidir 

Velilerin halilidir

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Demiştir beni ananı 

Anarım ben dahi anı 

Erişip vaslıma canı 

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

Garip Üftade’nin derdi 

Ki daim zikr ola virdi 

Erenler zikr ile erdi  

Gelin zikredelim Hakk'ı

 

***

 

Şükür Allah’a ey dostlar (30)

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

Ki birledik anın zâtın

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Güzel güzel dedik Allah 

Dilimize kolay geldi

Kabul eyleye ol sultan 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Elimizden gelen oldur 

Ki tevhid idevüz daim

Gönülden adını anıp 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Edenler Hâlik’ın zikrin 

Ki anları sever Allah

Melekler de bile eder 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Dileriz daim Allah’tan 

Gire kalbimize nuru

Gönül levhine yazıla 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Gönüllerde bozulmayıp

Ölür iken ola sabit

Delil ola cemaline 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

Dürüş cehd eyle Üftade 

Açıla bağlı kapılar

Seçile cümle ma'nalar 

Bugün zikr eyledik Hakk'ı

 

***

 

Göster cemalin nurunu

Şevk eylesin âşıkların

Kes gayriden gönüllerin 

Zevk eylesin âşıkların

 

Aç gözlerinin perdesin 

Gark eylegil envarına

Göster cemalin yolunu 

Azmeylesin âşıkların

 

Bahr-i muhite gark olup 

Ummana sal canlarını

Umman içinde kendüyi 

Yoğ eylesin âşıkların

 

Görmeye kim kâdirdurur 

Senin cemalin nûrunu

Sensin yine seni bilen 

Sabr eylesin âşıkların

 

Döymedi dağlar nuruna 

Yanubanı mahvoldular 

Yanubanı kül olmağı

Daim diler âşıkların

 

Olan cemaline hicap 

Varlığıdır dervişlerin

Bunların al varlığını (31) 

Bulsun fena âşıkların

 

Her kes diler senden seni 

Üftade’nin umar canı

Lütf edübeni yâ Gâni 

Görsün yüzün âşıkların

 

***

 

Yürür iken sağ u salim

Yarağun eylegil daim

Hakk'ın zikrine ol kaim 

Dilersen Hak cemalini

 

Çalış beş vakt namâzına 

Ki bakma kış u yazına

Erişesin niyâzına  

Dilersen Hak cemalini

 

Gözet yılda orucunu 

Ki pâk eyle vücûdunu

Hakk'a eyle sücûdunu 

Dilersen Hak cemalini

 

Var ise kudretin hacc et 

Beriyye yolunu geç git

Gönülde niyyetin berk et 

Dilersen Hak cemalini

 

Medine şehrini özle 

Resul'ün nûrunu gözle

Anın sünnetini izle 

Dilersen Hak cemalini

 

Gözet Üftade yolunu 

Ki öğret zikre dilini

Duaya kaldır elini  

Dilersen Hak cemalini

 

*** 

 

Yürürken kendi halimde

Onulmaz derde düş oldum

Gezerken il ü şarımda 

Onulmaz derde düş oldum

 

Kamu bildiklerim şaştı 

Visalim firkate düştü

Cemi'-i dostlarım kaçtı 

Onulmaz derde düş oldum

 

Yolum arşa erişmişken 

Ululara yetişmişken

Meleklere karışmışken 

Onulmaz derde düş oldum

 

Çok ettim ah ile zarı 

Ki yok ettim kamu varı

Umar edem görem yârı 

Onulmaz derde düş oldum

 

Tedarik etmeye aklım (32) 

Erişmez oldu hiç fikrim 

Dilimde budurur zikrim 

Onulmaz derde düş oldum

 

Kamu ariflere sordum 

Bilir var mı benim derdim 

Cevap vermediler gördüm 

Onulmaz derde düş oldum

 

Garip Üftade bu derdi 

Gönülde saklasan yeğdi

Sana senden cevap değdi 

Onulmaz derde düş oldum 

 

*** 

 

İlahi yari kıl bana ki senden gayri yarım yok 

Ne yüzle varayım sana günahtan gayrı kârım yok

 

Gönül yâd etti Sübhan'ı gözüm yaşı ile kanı 

Komuşam baş ile canı bu yolda ihtiyarım yok

 

Yine bir menzile erdim nedamet bahrine daldım 

Hayal-i aşka düş oldum saba gibi kararım yok

 

Ne dervişem feragatte ne tac u taht-ı devletde

Bu fani dar-ı gurbette garip oldum anarım yok

 

Benim âsi yüzü kara garip Üftade bîçâre 

Tutuşmuşam ki bir nara yanımca bir yanarım yok

 

***  

 

Ya ilahi düştüğüm yerde koma kaldır beni 

Nice demdir ağlarım bir demde de güldür beni

 

Vaslının sevdasına verdim bütün ben varımı 

Müflis ü biçareyem nûrun ile doldur beni

 

Padişahım şol zamanki da'vet edersin beni 

Zatın ile kıl tecelli ba'dehû öldür beni

 

Bir kerem kâni Hudâ'sın ya Kerim ü ya Rahim 

Rahmet ü gufranının deryasına daldır beni

 

Bahr-ı hayrette gezer Üftade'yem yar ol bana 

Rüzgârım kıl muvafık vaslına irgür beni

 

*** 

 

Hayf benim bunca geçen ömrüme 

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

Hû deyince safâ verir gönlüme

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

Derviş olan giyer hırka tâc ile 

Bahsim yoktur kimse ile öc ile

Gel derviş ol demem sana güc ile 

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

Dervişler bulunca abâ biçerler 

Aşk şarâbın kana kana içerler 

Ebu Bekir Ali böyle geçerler 

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

Derviş giyer ayağına na'lîni 

Yürür cennette salını salını

Allah bilir her dervişin halini 

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

Dervişlerin kadrini biz bileydik 

Gece gündüz dervişlerle olurduk

Arayıp da Mevla'mızı bulurdu

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

Dervişin biri Bayezîd-i Bist3am

Dervişlikle buldu derdine derman

Tâc u tahtın kodu İbrahim Edhem

Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş

 

 

TEMMET Bİ AVNİLLAH   

 

 

 

LÜGATÇE

 

-A-

 

abâ : ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise

âbad : mâmur, şen, bayındır

abd : kul, köle

âb-ı hayât : (hayat suyu) içene ebedî hayat bağışlayan efsânevî su

acâib : Şaşırtacak ve hayret verici şeyler

ağ :  beyaz, ak

ağyâr : yabancılar, başkalar, eller

ahad : (ehad) tek, bir

andelîb : bülbül

arabiyyü’l-ibare : arapça

asfiyâ  : samîmî, saf, içi temiz, tuttuğu yol doğru olanlar

aşiyan : Kuş yuvası; ikâmetgâh, ev, mesken

atâ : bağışlama, bahşiş

âyâ : ey ! (şüphe ve tereddüt bildiren edât; hayret ve taaccüb, soru ile beraber ümid ifâde eder) acabâ ?

âyine : ayna ayn-ı

sefa : göz sefası, göz zevki

ayruk : başka, gayri

 

-B-

 

ba'dehû : (badehu) ondan sonra

bahr : deniz; büyük göl veya nehir

bâl ü per : kol ve kanat

bâtın : iç, dâhilî; gizli, içyüz; sır, esrar; aslı ve zâtı itibarı ile gizli

belî (belâ ) : evet

berr ü bahr : kara ve deniz

bes : kâfi, yeter, yetişir

beşaret  : müjde, sevindirici haber, hayırlı haber

bezen : bezeyin, süsleyin

bîçare : çaresiz, zavallı, şaşkın

bî-güman : şeksiz, şüphesiz

bihî : iyilik, üstünlük

bile : beraber

bîmâr : hasta

bî-şümar : hadsiz, sayısız, pek çok; hesapsız, sayısız

bîzar : bıkmış, usanmış, fütur getirmiş

bû (bûy) : koku

bulucak : bulunca

bünyad : temel, esas; yapı, binâ

 

-C-

 

can u dilden : can ve gönülden

cavidan : daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi

cemal : yüz güzelliği, fertteki güzellik

cinan :cennetler

cur’a : tek yudum, bir içimlik, bir yudumluk

cûş : coşmak, kaynamak, taşmak

cüda : ayrı, ayrı düşmüş, ayrılmış

 

-Ç-

 

çâk  :  yarık, çatlak, yırtmaç

çâr : dört (cihâr)

çerağ : Yağ kandili, lamba, mum

çün : gibi, zira, çünki, madem ki

 

-D-

 

dâmen : etek, kenar, taraf, zeyl; elbise veya dağ eteği

dâr-ı dünya : bu dünya memleketi, dünya; dâr-ı fenâ

dâr-ül-celâl : yücelik yeri

dayak : dayanak, destek

debreşur : depreşir; titrer

derdmend  : tasalı, kaygılı, dertli.

dildar : kalbi hükmü altında tutan; sevgili, mâşuk

dûçar : yakalanmış, çatmış, mübtelâ

dûr : uzak, ırak

âlem : iki âlem ( dünya ve ahiret )

dürr : inci

dürüşmek : beraberce dürülmek, katlanmak; gayret sarfetmek

düş oldu : düştü

düş olmak : uğrama, düşme, rastlama 

 

-E-

 

ebed : sonu olmayan gelecek zaman

ebyat : beyitler, şiir ednâ : pek aşağı, en alçak.

edna : pek aşağı, en alçak; pek az, pek cüz'i efgan : ıztırap ile haykırma, bağırıp çağırma; inleme, bağırışma efham  : (Fahim. den) Çok büyük, pek büyük.

eflâk : felekler, kâinat ehl-i hâl : hâlden anlayıp, duruma göre idâre eden; ilâhi tecellilere ve mânevi feyze mazhar olan ekvan : âlemler, mahluklar; varlıklar, oluşlar envar : nurlar erden : erkenden erişevüz : erişiriz erşed : Doğru yola diğerlerinden daha yakın olan.

esma-ül hüsna : Allah'ın isimleri; Cenab-ı Hakk'ın güzel isim ve sıfatları etibba : tabibler, tıb ilmini bilenler, doktorlar etkıya  : çok takvâ sâhibi olanlar, takiler eyu : iyi

 

-F-               

 

fariğ  : vazgeçmiş, çekilmiş; rahat, asude

fâsık : Allah'ın emirlerine aykırı hareket eden, günahkâr

faş : meydana çıkma, duyulma, açığa vurma, dile verme

fena : (beka'nın zıddı) yokluk, yok olma

fena : erime, yok olma

ferd : tek, bir, yekta; eşi, benzeri olmayan

ferda : yarın

ferş : yer, yeryüzü

firak : ayrılık, ayrılmak; hicran

fukarai kanian : kanaat sahibi fakirler

 

-G-              

 

gâni : zengin, kimseye muhtaç olmayan

gark : batmak, suda boğulmak

geçüben : geçerek

geda : fakir, kimsesiz, dilenci

genc : hazine, define

ger : eğer, şayet

gidevüz  : gideriz

gılman : Cennet'te hizmet gören delikanlılar

giriftar : tutulmuş, yakalanmış, esir; düşkün, uğramış, tutkun

giruben : girerek

giryan : gözyaşı döken, ağlayan

görklü : güzel, gösterişli, mübarek, mukaddes; temiz, iyi

gussa : keder, tasa; gam.

guzat : gaziler

 

-H-              

 

hâk : toprak

halâs : kurtulma, kurtuluş

halık : yaratan

halil : samimi dost, sâdık dost

halvet : yalnızlık, tek başına kalmak, tenhaya çekilme

hamr : ekşi, şarap; içki olup sarhoşluk veren şey

hâzık  : mehâretli, işinin ehli, mütehassıs (hekim)

hem-çü : onun gibi.

hergiz : aslâ, kat'iyyen; hiçbir suretle

hidayet : doğruluk, İslâmlık; Hakk'ı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek

hil'at : makam sahiplerinin beğendiği ve takdir ettiği zevata giydirdiği kıymetli, süslü elbise; kaftan

hod : kendi, bizzat, özü; hattâ, zâten

hûb : (hub) hoş, güzel, iyi

hubbu’l- vatan minel iman : Vatan sevgisi imandandır

hûri : Cennet kızı

 

 -İ-

 

ihtiyar : seçme, tercih etme; istediği gibi hareket edebilme, hür irade

ikrar : açıktan söylemek; kabul ve tasdik etmek

ilâhiyat : ilâhiler, dinî ve İlâhî fikirleri havi şiirler.

inşad : şiir okuma; şiiri kaidesine uygun ahenk ile okuma

irfan : bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal

irmiş : ermiş, ulaşmış

irşad : doğru yolu göstermek; gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek

irtihal : dünyadan âhirete göç, vefat, ölüm

istimdad : medet ve yardım istemek

işrak : güneş doğmak; ışıklandırmak, parlatmak.

izhar : açığa vurma, meydana çıkarma, göstermek

izzet : değer, kıymet; yücelik, ululuk; kuvvet, kudret; hürmet, saygı; ikram, îzâz

 

-K-

 

kab-ı kavseyn : imkân ve vücub ortasında bir makam; iki yay uzaklığı mesafesi

kâdir : gücü yeten

kâim : ayakta duran, vaktini ibadetle geçiren

kamu : hep, bütün, tamamen

kân  : Bir şeyin menbaı, kaynak.

kande : nerde

ka'r : derinlik, dip

kat' : kesme, ayırma; geçme, yol alma

kevn  : varlık, var olmak, vücud, âlem, kâinat, mevcudiyet.

kim dürür : kimdir

kimesne : hiç kimse

kurbet : yakınlık

kutbu’l-aktab : kutupların kutbu

kübra  : büyük, daha büyük, en büyük

 

-L-

 

lâmekân : yeri ve mekânı olmayan, mekândan münezzeh (Allah)

leyl ü nehar : gece ve gündüz

liva : bayrak, sancak; Hz. Peygambere (A.S.M.) âit sancak

 

-M-

 

mahbûb : (mahbub) muhabbet edilen, sevilen

mahcub : utanan, utangaç; perdeli, örtülü, kapalı

mahkûk  : halkolunmuş, sert bir şey üzerine kazılmış.

makarr : karar edilen, durulan yer, karargâh; oturulan yer

ma'mur : (mamur) harab olmayan, sağlam ve bakımlı, bayındır, abadan

masivâ  : Allahtan başka bütün varlıklar;  dünyâ ile ilgili olan şeyler

matlub : (matlab) istek, istenilen şey

meded : (medet) inayet, yardım, imdad, eman.

medfun : defnedilmiş, gömülmüş

mefad  : fayda vermek

mekîn  : temkinli; nüfuz ve iktidar sahibi; yerleşmiş, oturmuş, sâkin, muhkem.

mekr : hile, düzen, aldatma

melamiyye : sofiye mesleklerinden biri

melûl: usanmış, bıkmış, bezmiş, mahzun

menakıp : (menkıbe) meşhur kimselerin ahvâline dair hayat hikâyesi; kıssa, hikâye

menazil : menziller, inecek yollar, duraklar, konak yerleri

menem : benim merâtib  : mertebeler, basamaklar, kademeler, dereceler

merkad : uyku yeri, yatacak yer; mezar, kabir

mesabih : lâmbalar, fenerler, siraclar

mesacid : mescidler, namazgâhlar

mesrur  : Sevinçli, sürurlu, meserretli

meşayih : şeyhler

mev'ud : söz verilmiş, vaadedilmiş; vâdeli

mezkûr : zikri geçen, zikredilmiş

mihriban : (mihrban) merhamet ve şefkat sahibi; muhabbetli, sevimli, yumuşak huylu ve güler yüzlü

muallâk  : asılmış, asılı.

muattar  : Itırlı, güzel kokulu.

muîn  : yardımcı, iane eden

muntazır: bekleyen,  gözleyen; birisinin gelmesini bekleyen

mutahhar  : Temiz, pâk, kudsi, pâklanmış.

mübîn : açık, vâzıh, âşikâr; ayân kılan, beyan ve izah eden; dilediğine doğru yolu gösteren

müdâmî : dâimî.

müebbed : (müebbet) ebedî, dâimî; sonsuz; ömrün sonuna kadar

müflis: iflas etmiş, parasız kalmış

münkad : inkiyad eden, boyun eğen, muti olan, itaat eden

müsemma : isimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan

müstağrak  : gark olmuş, dalmış, batmış, kendinden geçmiş.

müstean  : (Avn. dan) Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen.

müsteban  : vâzıh, âşikâr, beyanı açık olarak anlaşılan, açıklanmış.

müşkilat : (müşkülat) zorluklar, güçlükler, çetinlikler

müştak : şevkli, arzulu, özleyen

müteallik : alâkalı, bir yere bağlı, bir şeye mensub

müyesser : kolaylıkla olan, kolay gelen, âsân olan, nasib

 

-N-              

 

nâgehan : ansızın, birdenbire

nâle : inleme, inleyiş, inilti, feryat, figan

nâr : ateş, cehennem

nihan : gizli, saklı; bulunmayan, mevcut olmayan; sır.

nik : iyi, hoş, güzel

nikab : yüz örtüsü, peçe, perde

nirân : ateşler, nârlar

nisar : saçmak, dağıtmak; i'ta etmek, vermek

nûş : içen, içici

 

-O-              

 

od : ateş

oldukta : olunca

 

-Ö-

 

ögden : önden, önceden

 

-P-               

 

pâk : temiz, saf, katıksız; hep, tamam, mübarek, kudsi

per ile bal : kanat ile kol

pertev : (Pertav) ziya, ışık

pinhan : gizli , saklı, hafi, mahfi

püryan : tandırda susuz pişirilen kebap

 

-R-               

 

ragıb : isteyen, rağbet eden.

rah : (Reh) yol, tarz, usûl, meslek

râsih : sağlam, temeli kuvvetli; bilgisi (din bilgisi) çok geniş olan

refref : manevi binek

rehnümâ : yol gösteren, kılavuz

remz : işaret, işaretle anlatmak; güç anlaşılır; gizli ve kapalı söyleme

rihlet : geçmek, göç etmek, göçmek, ölmek

ruz u şeb : gündüz ve gece

 

-S-               

 

safâ' : gönül şenliği, eğlence; duru olmak, itmi'nan ve meserret üzere olmak

sâim  : oruç tutan, oruçlu

saladur : haber sal (emir)

salmak : (haber) göndermek, yollamak, sevk etmek, ulaştırmak

samed : her şey kendine muhtaç olup, kendisi hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan

sarraf : sarf eden; para işleri ile uğraşan; cevherci, kuyumcu

avm : oruç

sâye : gölge; himaye, sahip çıkma, koruma; muavenet, yardım

sena : medihle tarif; medhetmek, övmek

ser : baş, kafa

sergerdan : başı dönmüş, şaşkın; hayran.

server : reis, baş; seyyid

settar : Allah'ın sıfatlarından: kullarının kusurlarını, ayıplarını setreden, örten

sîret  : iç, hâl, tavır, gidiş, ahlâk

subh u şâm : sabah ve akşam

suğra : daha küçük, en küçük.

suleha-i salihan : salihlerin salihleri

suzî  :  yanma ile, tutuşma ile ilgili

sücud : secdeler, secde edenler

sülûk : bir gruba girme, bir yolu takib etme, bir tarikata bağlanma

süvar : ata binmiş, binici

 

-Ş-

 

şad : sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar

şahbaz : iri ve beyaz doğan kuşu; çevik ve becerikli; yiğit, şanlı, kahraman

şâkir : şükreden

şar : şehir

şefi'  : şefaatçı, suçların affı için yardım eden

şek : şüphe, tereddüt

şem' : mum, ışık

şûrîde : karışık, perişan; âşık, tutkun,

şühud : şâhidler, görme, şahid olma, müşahede etme, var olma, görünme, görünür olma

 

-T-

 

taat : ibadet etmek, Allah'ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek, itaat etmek.

takarrüb : yakınlaşmak, yaklaşmak; zamanı gelmek

tâlib : isteyen, istekli; talebe, öğrenci

temaşa : hoşlanarak bakmak, seyretmek; seyre çıkmak, gezmek; ibretle bakmak

temcid : Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğünü bildirmek, tazim ve sena etmek

tenezzül : inme, düşme

tevhid : (vahdet'ten) birleme; Allah'ın bir tek olduğunu, ondan başka ilâh olmadığını kabul etme

tımar : tedavi

tınmak : önem vermek, ilgilenmek, dikkate almak

 

-U-              

 

ulema-i âmilîn : ilmine ve bilgisine göre amel eden, ilmini tatbik eden âlimler

umar : umulan, beklenen

usât : âsîler, itaatsizler, zorbalar, günahkârlar

 

-Ü-

 

üryan : çıplak

 

-V-               

 

vahid : yalnız, tek

vâle : nâle, inilti, feryad

vâsıl : erişmiş, muradına ermiş

vasl : bir şeyi başka bir şeye ulaştırma, birleştirme; ulaşma, birleşme; kavuşma

vefâ : ahdinde, sözünde durma; sevgi ve dostlukta sebat ve devam

veş (-) : gibi mânâsına teşbih edatı, sonek;

Mah-veş : ay gibi

vird : günlük zikir, sık sık ve devamlı okunan dua; Kur'an-ı Kerim'den her gün okunması vazife bilinen kısım, bir cüz

vüs’at : genişlik, bolluk

 

-Y-

 

ya men hu : yâ hu

yeğ : daha iyi, üstün, müreccah

yezdan : Cenab-ı Hak

 

-Z-

 

za'f : (zaaf) zayıflık, kuvvetsizlik.

zahid : borç olan ibadetlerden, aslî vazifelerden başka dünya süs ve makamlarından feragat eden, sofi; müttaki

zâhir : görünen, âşikâr olan; açık, belli, meydanda olan

zâif : güçsüz, kuvveti az, kuvvetsiz, tâkatsız; gevşek, tembel

zâkir : zikreden

zâri : ağlayıp sızlama

zehi (zihi) : şu, bu

zü-l atâ : bağış ve ikram sahibi

zülal : saf, berrak, tatlı, hafif, güzel, soğuk su  

 

 


 

 

 

 

 

DİVAN-I HAZRETİ ÜFTADE

 

TABİİ

BURSALI MEHMET TAHİR

 

 

 

İSTANBUL-NECM-İ İSTİKBAL MATBAASI

 

1328

 

 

 

 

HÛLASAEN TERCÜME-İ HALLERİ

 

 

Piran-ı tarikat-ı Celvetiyeden bir mürşid-i efham olup Bursalıdır. Tahkik-i irfanlarına sülûk-i hakikat ve ahvali tarikata müteallik kelimat-ı Aliyelerini cami olan ve halife i erşedleri Hazreti Hüdaî tarafından cem ve tertip olunan (Vakıat) (2) ismindeki eser-i âli şahid-i adildir. Bir Hûtbe mecmuasıyla mutasavvıfane ilahiyatını cami Divançeleri de vardır. Rihletleri (Nurullah Madacaa) terkibinin delaleti olan (988) tarihinde merkad- ı mübarekleri Hisar dâhilinde Yerkapı(Bab-ı zemin) mahallesinde camii şerifleri yanındaki türbelerindedir. Mürşitleri olup Bursa da Üç Kuzular altında medfun olan Hızır Dedenin vefatından sonra Şeyh-i Ekber Hazretlerinin ruhaniyetlerinden istifade buyurdukları (Vakıat) münderecatından müstebandır. Camii Kebir hakkında inşad buyurdukları:

 

Ya Camiul Kebir ve ya Mecmu-ul Kibar/Tuba limen yazuruke filleyli vennehar

 

beyt-i manidarları sanat-ı hat cihetiyle de mabed-i mezkûru tezyin eden levhalar meyanında müşahede olunmaktadır. Ahvali Aliyeleri Hûsameddin Bursevinin tertibi olan Menakibname ile diğer bir Menakibname-i Mahsusda ve İsmail Hakkı merhûmun (Silsile Name-i Celveti) lerinde mezkûrdur.

------------------------------------------------------ 

(2) Arabiyyü’l-ibare büyük bir ciltten ibaret olan bu eser-i âliyenin bir nüshası taraf-ı âcizanemden Bursa’daki Camii Kebir Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı cüz-iyesi tercüme olunmuştur, bir nüshası da (Beyazıt)Camii Şerifi derunundaki kütüphanede vardır. 

 

 

 

 

 

(3)

 

İlahiyat-ı arifanelerinden:

Yine düş gönül yârin cemali şem’ine

ve

Aslını bilen kişi etmez bu ellerde karar

 

mısralarıyla başlayan iki ilahileri tercüme-i hali meşayih-i melamiyyeden Selanikli Ali Örfî Efendi tarafından şerh olunmuştur.

 

Düştü dile kalmadan Tarihi irtihal-i Üftade

                                         (Müstakim zade) 

Türbe-i mübarekeleri duvarında mahkûk tarih:

 

Düştü ıskat ya ile tarih / Geçti Bursa’nın kutbu

 

“Hazreti Üftade’nin sanduka-i şeriflerinde muallâk olan” “Hazreti Aziz Mahmut Hüdayi’nin methiyeleridir”

 

 

Bağı aşkın andelîbi Hazreti Üftadedir

Dertli âşıkların tabibi Hazreti Üftadedir

 

Vasıl-ı kâmil odur tevhidi zata şüphesiz

Gösteren rah-ı hüdayı Hazreti Üftadedir

 

Eyleyen ruHûndanistimdad erişir matluba

Halleden her müşkülatı Hazreti Üftade’dir.

 

Mürşidi-i âli dilersen damen-i pâkinitut

Dost ilinin rehnüması Hazreti Üftade’dir.

 

Sıdk ile kul ol Hüdayî eşiğinde daima 

Bil hakikat kutbu’l-aktab Hazreti Üftadedir

Piran-ı tarikatı âliye-i celvetiyeden Muhammed Muhyiddin Efendi hazretlerinin divan-ı ilahiyatıdır.

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

‘Hû’ dur kuvvetleri taliplerin / Refrefidir her zaman âşıkların

Dost yolunun menzilin kat’ etmeye / Kuvvetidir daima ariflerin

Can u dilden Hûdemeklik her zaman / Derdinin dermanıdır sadıkların

Hû dese bir kere hem eh-li safa / Debreşur hep canları vâsılların

Ka’r-ı kalbe erişince zikri Hû/ Mahvolur varlıkları sairlerin

Hû demekle hakikat keşfolur / Sırrı budur her zaman rasihlerin

Zikr-i Hû’yu vird edin Üftade sen / Tâ bilesin sırrını sairlerin

 

-----------

 

Hû’durur cezbeleri dervişlerin / Hû’durur izzetleri dervişlerin

Hû’durur sermayesi dervişlerin / Hû demek evradıdır dervişlerin

Hû ile cümle merâtib kat’ olur / Rehberidir Hû demek dervişlerin

Görünür dost yolunun kapıları / Çevre yanı nur olur dervişlerin

Masivaya bakmadan olur halâs / Gönlü gözü açılır dervişlerin

Dost cemalin görmeye kabil olur / Vasıl olur sırları dervişlerin

Derdine derman dilersen derd-mend-i Üfdade sen / Hizmetin et Hû diyen dervişlerin

 

------------

 

Diler isen gönül yari / Ki daim eyle gel zârı

Fena’ya er görüp vârı /  De gel ya Hû ve ya men Hû

 

 

 

(5)

 

Ki kanlı yaşı akıt gözden / Hararetle çıka sûzdan

Deme sizdendir bizden / De gel ya Hû ya men Hû

Gele aşk sana yar ola / Dağlarını hep dere

Seni dost yoluna süre / De gel ya Hû ya men Hû

Seni ilete feleklere / Buluşasın meleklere

Erişesin dileklere / De gel ya Hû ya men Hû

Geçesin âlem-i ferşi / Dahi kürsiile arşı

Gele muştucular karşı / De gel ya Hû ve ya men Hû

Ala senliğini senden / Geçesin can ile tenden

Tecelliler gele andan / De gel ya Hû ve ya men Hû

Geçesin eğri bakmaktan / Gönül gayriye akmaktan

İçesin saf ırmaktan / De gel ya Hû ve ya men Hû

Dilersen vuslatın yârin / Ey Üftade bula canın Gözüne görüne canın / De gel ya Hû ve ya men Hû

 

                ……….

 

Saladur ümmete Hakk'ın habibi / Kamu dertlilerin her dem tabibi

Bu ümmetin kıyamette şefi’i / Onun doğduğu ay geldi beşaret

Cihanı nûr ile etti münevver / Kamu canlar anın ile muattar

Ki Allah’ın habibi ol mutahhar/ Onun doğduğu ay geldi beşaret

Nebiler serverişahı Muhammed / Velayet şehrinin mahı Muhammed

Maarif kânının dürrü Muhammed / Velayet şehrinin mahı Muhammed

Şeriat tahtının sultanı Ahmed / Tarikat bahrinin ummanı Ahmed

Hakikat-ı dürrünün sarrafı Ahmed / Tarikat bahrinin ummanı Ahmed

 

(6)

 

Hakk'ın sevdiği abd’ı Mustafa’dır / Vücudu âleme ayn-ısefadır

Hakk'ın lûtfundan ümmete atâdır / Şeriat tahtının sultanı Ahmed

Ebu Bekr u Ömer Osman ve Haydar / Eden müminlere bunları rehber

Ki miraç sahibi mihrap u minber / Nebiler serveri şahı Muhammed

Dü âlem halkının zevk u sefası / Habibidir Hakk'ın hem Mustafa’sı

Gönül âleminin nuru ziyası / Maarif kânının dürrü Muhammed

Demiştir hak ona levlakelevlak / Sen olmasan yaratmaz idim eflak

Ki söyleşin onunla taş hem hâk / Velayet şehrinin mahı Muhammed

Delil olan gazalarda guzata / Şefi’ olan kıyamette usâta

Sebep olan gönüllerde hayata / Şeriat tahtının sultanı Ahmed

Edin ona salâtıyla selamı / Okutun mevlidin her subhu şamı

Nebiler ruhûnun kudsi imamı / Hakikat-ı dürrünün sarrafı Ahmed

Garip Üftade’nin canı dayağı / Hakk'ın vuslatıdır daim durağı

Ki İslam şehrinin yanmış çerağı/ Tarikat bahrinin ummanı Ahmed

*

Erden Hakk'a ermek gerek / Erenleri bulmak gerek

Bulmaz isen sen onları / Can u dilden sevmek gerek

Sevenler buldu anları / Erişti Hakk'a canları

Bütün oldu imanları / Can u dilden sevmek gerek

İzle daim izlerini / İşit güzel sözlerini

Gördüm dersen yüzlerini / Can u dilden sevmek gerek

Derviş ve derdmend Üftade / Hak yolunda olmuş geda

Muradını vere Huda / Can u dilden sevmek gerek

*

 

(7)

 

Ver canını dost yoluna / Vermeyen n’etsin gerek

Ger canını verir isen / Sırrın ile gitsen gerek

Can u tenin yüktür sana / Her zerresi dağdan büyük

Ger bu yükü atmaz isen / Çok çok bela çeksen gerek

Gayet yakındır dediler / Dost yolunu bunda bu gün

Ger yarına kalır isen / Çok intizar çeksen gerek

Âşıkların bil âdetin / Kendilerin yok eylemek

Ger yok edersen sen seni / Baki hayat bulsan gerek

Söyle büyüklük yolunu / Ey derdmend Üftade sen

Her kim tutarsa bu yolu / Tez Hakk'a ermek gerek

-------------

Saladur dostlara tevhide gelsin / Hak lûtfunu tevhidinde bulsun

Gönül âlemleri nur ile dolsun / Saladur mümine tevhide gelsin

Ki ehlidir Hakk'ı görenler / Menazilde kemaline erenler

Dahi saliklere rehber olanlar / Saladur mümine tevhide gelsin

Gelin bahrine tevhidin girelim / Ne yollar vardır anda görelim

Hakk'ın rızasında anda bulalım / Saladur mümine tevhide gelsin

Bilenlerin budur daim kelamı / Erişir zakire Hakk'ın selamı

Anar zakirleri Allah müdami/ Saladur mümine tevhide gelsin

Bulucak tevhid nurunu zâkir/ Olur can u gönülden Hakk'a şâkir

Cemalin gösterir Allah kâdir / Saladur mümine tevhide gelsin

Erer vuslat makamına şühûdu/ Kılar zatına Hakk'ın çok sücudu

Dalar nur bahrine anın vücudu / Saladur mümine tevhide gelsin

 

 

 

(8)      

 

Garip Üftade’nin budur muradı / Kılavuz ola Hakk'ın görklü adı

Ki dost ola Hakk'a biliş ve yâdı / Saladur mümine tevhide gelsin

*

Seherde bülbül gördüm iniler / Kamu dertlilerin derdin yeniler

İşitenler esirgeyip dediler / Zehişuridevü biçare bülbül 

Meğer dimağına irmiş hevası / Erişmiş canına gülün sefası 

Ki sanmış derdinin oldur devası / Zehişuridevü biçare bülbül 

Firak odu erişmişti cana / Gazeller okur iken yana yana 

Kokusundan erişti gülistana / Zehişuridevü biçare bülbül 

Yitirmiş aklını bûy’undananın / Mecali kalmamış cisminde canın 

Ki urmuş terkini cümle cihanın / Zehişuridevü biçare bülbül

Araştırdı gezip bahçe bucağın / Bulamadı gülün kızıl ve ağın

Yitirmiş vuslatın bilmez ne çağın / Zehişuridevü biçare bülbül

Bu dert ile gülün geçti zamanı / Firak od’unabu kez yandı canı

Alındı mestliği döktü figanı / Zehişuridevü biçare bülbül

İşit Üftade’nin bülbül sözünü / Ki izle ehli irfanın izini

Dilersen kim görmesin dost yüzünü / Zehişuridevü biçare bülbül

*

Seherde bülbülün gördüm durağın / Gülün tekkesine dikmiş çerağın

Güle can vermeye etmiş merağın/ Zehişuridevü biçare bülbül

Yitirmiş aklını kendini bilmez  / Gülün derdi geçince aklı gelmez

Hakk'a âşık olanlar hergiz ölmez / Zehişuridevü biçare bülbül   

  

(9)

 

Gülün benzi sarardı gülmez oldu / Kokusu bülbüle erişmez oldu

Gülistana kimesne gelmez oldu / Zehişuridevü biçare bülbül

Ki bülbülün başına geldi aklı / Göremeyip gülü etrafa baktı 

Firak oduna yanıp taşra çıktı / Zehişuridevü biçare bülbül

Bu derd ile gezerken berrü bahri / Çeker iken bela vüderdü kahrı

Gülün bu idi gönlünde fikri / Zehişuridevü biçare bülbül

Dedi bir ehli Hak geç fani gülden / Fenasın bilmedin mi sen ezelden

Vefa gelmez imiş fani güzelden / Zehişuridevü biçare bülbül

Garip Üftade’nin budur duası / Erişe cennette Hakk'ın atâsı 

Gönüllere dola nur u ziyası / Zehişuridevü biçare bülbül

*

Seherde bülbülün gördüm figanın / Gülün mest eylemiş kokusu canın

Yitirmiş kendini bilmez mekânın / Zehişuridevü biçare bülbül

Akar gözlerinin yaşıyla kanı / Ki gark olmuş gülün bûyine canı

Unutmuş zâhir ü bâtın cihanı / Zehişuridevü biçare bülbül

Görenler der yazık bu derdmende/ Uçar iken havada zinde zinde

Giriftar eylemiş canını bende / Zehişuridevü biçare bülbül

Meğer canı erişmiş vas-ıl yâre / Bulunmuş derdine bin türlü çare

Gelemez ayrık ol can bu diyara / Zehişuridevü biçare bülbül

Gülün bûyunda mahvolmuş vücudu / Geçip gülden Hakk'a kılmış sücudu

Budur âşıkların daim şuhûdu/ Zehişuridevü biçare bülbül  

 

(10)

 

Gül olmuş bülbüle bu kere âşık / Demiş ey bülbül-işuride sadık

Cemalin eylesin hak sana layık / Zehişuridevü biçare bülbül

Sözü Üftade’nin can bülbülüdür / Gülistan dediği vuslat ilidir

Süren âşıkları kudret elidir / Zehişuridevü biçare bülbül

*

Seherde bülbülün gördüm yatağın / Gülün sâyesine kurmuş otağın

Umarım ki vere canı metaın / Zehişuridevü biçare bülbül

Kokusundan gülün mestane düşmüş  / Firak odu başından öte aşmış

Ki cûş edip gönül deryası taşmış / Zehişuridevü biçare bülbül

Gehi ağlar gehi ebyata başlar / Gehi mecnun olup başını taşlar

Gehi dağlar gezip sahrada kışlar / Zehişuridevü biçare bülbül

Giruben halvete taşraya çıkmaz / Zehişuridevü biçare bülbül

Atar derd ü belaya kendisini / Bilemez nedir kendi özünü

Muradı bu ki göre dost yüzünü / Zehişuridevü biçare bülbül

Sanır bu resimle erer visale / Yüreğin eyleyüben pare pare

Bulaşmamış meğer bir ehl-i hale / Zehişuridevü biçare bülbül

İşit Üftade’nin bülbül sözünü / Gülün bûyinde mahveyler özünü

Dilersen kim görmesin dost yüzünü / Zehişuridevü biçare bülbül

*

Seherde bülbülü gördüm iniler / Gazeller okuyup kendiyi eğler

İşiten âşıkın canını dağlar / Zehişuridevü biçare bülbül

 

(11 )

 

Dedim ey bülbül-i şuride vü hayran / Nice bir çağırıp eylersin efgan

Bu hal ile visale olmaz imkân / Zehişuridevü biçare bülbül

Bu nağmelerini koy-gil aradan / İşit nedir hadisi Mustafa’dan

Yetür varlığını ağ u karadan / Zehişuridevü biçare bülbül

Fena iklimine sür-gil Burak’ı / Dilersen canda kalmaya firakı

Ki olur ehl-i tevhidin durağı / Zehişuridevü biçare bülbül

O menzilde görünmez cismü can / Ne derya görünür anda ne umman

Olur, âşıkların derdine derman / Zehişuridevü biçare bülbül

Ne müddei kalır anda ne dava/ Ne arzu bulunur anda ne sevda

Ne suğra denilir anda ne kübra/ Zehişuridevü biçare bülbül

Garip Üftade’nin budur kelamı / Göremez hiç kimesne ol makamı

Erişmeyince Allah’ın selamı / Zehişuridevü biçare bülbül

*

Seher bülbülünü gördüm gecede / Uçar vuslat makamında yücede 

Açılmış maniler okur hecede / Zehişuridevü biçare bülbül

Dedim ey bülbüli şuride âşık / Bu menzile erişmek sana ki layık

Yolunda maşukun oldukta sadık / Zehişuridevü biçare bülbül

Cevaba kalmamış asla mecali / Ne firkat bilir anda ne visali

Budur âşıkların ahir meali / Zehişuridevü biçare bülbül

Erişti bülbüle yokluk fenadan / Görünmez masiva ağu karadan

Heman halin bilir ancak Yaradan / Zehişuridevü biçare bülbül

Hakikat bahrine dalmış vücudu / Kemaline eriştirmiş sücudu

Budur âşıkların daim şühûdu/ Zehişuridevü biçare bülbül

 

(12)

 

 

Hakikat canıdır bülbül havada / Ne dağlardadır onlar ne ovada

Ne taş vardır ne diken ol arada / Zehişuridevü biçare bülbül

Garip Üftade’ye düşmez bu sözler / Meğer ariflerin izini izler

Bunu görmeye Allah vere gözler / Zehi dost elinin şahbazı bülbül

--------

Seherde başladı temcide bülbül / Muradı bu işte medh-i gül

Güle sabaha değin etti senayı / Ki gark oldu gülün bûyine canı

Güle dedi visalin eyle ihsan / Edeyim yoluna canımı kurban

Dedi yok yere etme yakanı çâk/ Gider bûy’um solar rengim olur hâk

Halas et masivadan kalbinipâk/ Hicab olmaya sana her giz eflâk

Geçesin rengu bûy’a iltifattan / Giyesin hilati hoş miskininden

Garip Üftade’nin budur duası / Gönül gayra bakıp olmaya asi

--------

Ey yarenler haber verin bana ol rabbi alâdan/ Kerem edip haber verin bana ol âli Mevla’dan

Ki bir zaman idi onunla aşina idim / Hitap ermişti cana dahi yüce Mevla’dan

Ki şimdi firkate düştüm gelip bu âlemi cisme / Gece gündüz yanarım kim çıkam bu hali ednadan

Varam bir hali alaya erişem anda Mevla’ya / Takarrüp bularak ey dost çıkam bu dar-ıdünyadan

Bulam Hakk'ın rızasını cemalinin ziyasını / Vücudum nura gark olup geçe esma-i hüsnadan

Erişe birliğe fikrim ki daim ol ola zikrim / Yetürem kendimi her dem geçem suğra vü kübradan

Erişe Hakk'ın ihsanı açıla sırrı sübhanı/ Ere Üftade’nin canı haber duya müsemmadan

Gelin yaran bu gün bunda bulam zevk-i imanı / Ere rahmeti Allah’ın buluruz şekli insanı

Tarikatta dürüşelim gece gündüz olup kaim / Kabul eyleye ol Settaridüben bize ikramı

Sevelim can ile Hakk'ı yolunda olup kaim / Tulû eyleye canlarda erişe bize irfanı

Gönülden soralım gayrı inayet eyleye Allah / Selamet bula gayriden erişe Hakk'ın ihsanı

 

                -

(13)

 

Ere canımıza irfan hakikate olup arif / Vara vuslat makamına geçüben cümle ekvanı

Hakikat bahrine dalıp vücudum anda mahvedip / Fenafillâh makamında tamam eyleye seyranı

Garip Üftade’nin şevk-i cemali görmeden zevki / Kamu âşıklara Mevla keremden  ede ihsanı

*

Ey yarenler ilim andım  / Nerden geldiğimi bildim

Gönüldenmiş benim yolum / Hidayet eyleye Allah

Gönüldür kapısı onun / Açılsa şad olur canın 

Ki toprak olmadan tenin / Hidayet eyleye Allah

Gidevüz ol yolu tutup / Sülûk edenlere yetip 

Kamu varlıkları satıp / Hidayet eyleye Allah

Erişevüz erenlere / Hakikate varanlara 

Hakk'a gönül verenlere / Hidayet eyleye Allah

Kanatlar bite uçmağa / Yedi deryayı geçmeğe 

Eyu yavuzu seçmeğe / Hidayet eyleye Allah

Gelip gitmek tamam ola / Gönül maksudunu bula 

Kamu dostlar ile bile / Hidayet eyleye Allah 

Garip Üftade biçâre / Ki hicriyle yürek yara 

Cihanda şöyle avare  / Hidayet eyleye Allah

*

Gece ve gündüz edelim zar u efgan / Hidayet eyleye Allah gufran

Kılavuzdur bize hem ehli irfan / Hidayet eyleye Allah gufran

 

Gönülden olalım Allah’a âşık / Tarikatta olam Hakk'a sadık

Cemalin görmeğe eyleye layık / Hidayet eyleye Allah gufran

 

(14)

 

Keremden ilete dar-ul celale / Meratip erişe cümle kemale

Ede gözlerimiz layık cemale / Hidayet eyleye Allah gufran

Nebilerle velilerle buluşup / Ki ellerin öpüp anda görüşüp

Cemali keşfine cümle erişip / Hidayet eyleye Allah gufran

Cemali sîretin ere sefası / Ziyade erişe Hakk'ın atâsı

Tecelli eyleye Hakk'ın bekası / Hidayet eyleye Allah gufran

Rızasıyla ede bize ziyafet / Ki firkatler gide cümle selamet

Diye razı mısız benden tamamet / Hidayet eyleye Allah gufran

Garip Üftade’ye Hakk'ın habibi / Şefi’ olmak ola haktan nasibi

Ki oldur firkatin canda tabibi / Hidayet eyleye Allah gufran

 *  

Tutalım Hakk'ın emrini / Edelim dilde zikrini 

Dahi gönülde fikrini/ Cemalin eyleye ihsan

Ki daim diyelim Allah/ Gönülden eyleyelim ah 

Keremler eyleye Allah/ Cemalin eyleye ihsan

Gönül sahrası açıla/Hakk'ın nuru saçıla 

Şarab-ı aşkın içile/ Cemalin eyleye ihsan

Görünmez ola gayriler/ Ki sıhhat bula sızılar 

Açıla cümle ma’niler/ Cemalin eyleye ihsan

Beka bağışlana daim/ Temaşada olup kaim 

Belalardan olup salim / Cemalin eyleye ihsan

 

 

(15)

 

Hakikat bahrine dalıp / Cevahir gencini bulup 

Gönül visaline erip / Cemalin eyleye ihsan

Garip Üftade’nin fikri / Ki daim budur zikri 

Ki cümle erişe şükre / Cemalin eyleye ihsan

*

Ey dostlarım dürüşelim bugün Allah’ı anmağa / İnayet eyleye Allah bizi komaya yanmağa

Tabiata ede meyli erişse nefse / Ede ruhumuza aşkı kerem yağmuru yağmaya

Ere canlar gülistana ki yani vasl-ı canana / Ki bahr-ı nura gark olup kenar olmaya çıkmaya

Görüne ruhu enbiya o deryanın yücesinde / Ki nurdan tahtlar üstünde heman düşe bakmaya

O dem âşıkları anlar bulalar cümle sadıklar / Göreler dost cemalini ebed ol halde kalmağa

İzin verile bakmağa gönül başlaya akmağa / Gide nurani terlerde (?)  yol ola Hakk'ı bulmağa

Adın Üftade ey derviş duruş Allah’a Yaz ve kış / İnayet eyleye Allah düşün elleri almağa *

Ey dostlarım tınman  bana aslımdan ayrı düşmüşüm / Vatanımı terk eyleyip aslımdan ayrı düşmüşüm

Dostlar ile zevkte iken uşşak ile şevkte iken / Gönderdiler bu âleme aslımdan ayrı düşmüşüm

Hubbu’l- vatan minel iman dedi resul-i müstean/ Bunadır işareti aslımdan ayrı düşmüşüm

Yolun dahi gösterdiler buyurdular neye gidem/ Kuvvet bulamadım nidem aslımdan ayrı düşmüşüm

Gaflet bürüdü canımı bulamadım sultanımı / Sultanım aslımdan ayrı düşmüşüm 

Geri umarım aslımı terk eyleyip hep varımı / Haktan umarım lûtfunu aslımdan ayrı düşmüşüm

Üftade miskin derdmend gurbette kalmışım medet / Rahmeyle ya ferdu samed aslımdan ayrı düşmüşüm

*

Ey acep bilsem nedir budur derdime derman olan / On sekiz bin âleme hükmeyleyip sultan olan

Ol bana benden yakın iken beni bu yola mahcup eden / Hasret oduna yakıp görünmeyip nihan olan

Gönlümü yağmalayıp aklım alıp mecnun eden / Sırrıma tesir edip bu canıma canan olan

Tembelliktir şüphesiz bu dertlere dûçar eden / Kapıları bağlayıp yol vermeyip zindan olan

Her kim ölmezden evvel öldü ise bir nefes / Oldurur Hak yoluna canan verip kurban olan

 

 

(16)

 

Gör evvel matlubunu erişuben maksuduna / Ayrılıktan kurtulur içi dışı insan olan

Ben demekten fariğ ol ey derdmend Üftadesen / Ben diyendir ayrılıkta kaluben hayvan olan

 

----------

 

Ey acep bir gün ola göremmi ki mabudumu / Zarizari inleyip bulam mı ki maksudumu

Firkat odu baştan aşar vaslın ile / Her zamanda isteyip bulam mı ki mev’udumu

Derdime derman olan vaslındır heman senin / Yarama merhem olup bulam mı ki mahbubumu

Bir gün ol lâmekâne erip Hakk' cihanını görem/ Nura mustağrak olup görem mi ki maşukumu

Gece gündüz hasretinden âh-u efgan eyleyip / Vasıl olammı acep buluben matlubumu

N’olur ol kuldan ki göremez olsultanını / Perdelerden kurtulup görem mi ki mezkûrumu

Derdmend Üftade’nin bakma yüzü karasına / Gece gündüz yâd ede görem mi ki mabudumu

 

--------

 

Ey acep bir gün erişem mi cemalin nuruna / Can kelamın işitip varam mı vuslat Tur’una

Hub cemalini görüp ol şem’e pervane gibi / Bâlüper yakuben düşem mi aşkın narına

Gece gündüz can u dil hakta kaldı bi-karar / Cümle can bir olup erişem mi dildarıma

Kim cemalin seyrine müstağrak olup bu gönül / Hem hakikat keşfolup erem mi ki esrarına

Bu vücudum mülkünü ölmezden ögden yok edip / Haşrolup canlar ile varam mı vuslat kânına

Yedi deryayı geçip nûş eduben ab-ı hayat / Vuslatı meydanının varam mı ber havanına (???)

Bu garip Üftade ne’tsin bu zaafla / Nur-ı Ahmet yardım ede ol zaifin canına

 

--------

 

Dost elinin âşıkları hak yolunun sadıkları / Dertlilerin hazıkları dost eline yol kandedir

Derdi yüreğim dağladı bu gözlerim kan ağladı / Nefsim yolumu bağladı dost eline yol kandedir

Sabır u kararım kalmadı canım visalim bulmadı / Gözüm cemalin görmedi dost eline yol kandedir

Bir menzile vardı yolum hiç nesneye ermez elim ayuruben geldi ölüm dost eline yol kandedir

Bir kâmile bir gün erem dost ilini ondan soram sadakatle yuvan(???) güdem dost eline yol kandedir

Miskin fakir Üftade’yi zevkinle kıla diri ölünce söyleye dili dost eline yol kandedir

 

 

 

 

(17) 

 

Hak yolunun talipleri / Cemalinin sadıkları 

Visalinin ragıpları/ Dosttan haber verin bana

Gönderdiler bunda beni / İnilerim dünü günü 

Bulduğuma soram anı / Dosttan haber verin bana

Ey enbiya ey evliya / Ey etkiya ey asfiya

Ey derviş-i ehl-i fena / Dosttan haber verin bana

Yerler dahi gökler dahi / Dağlar dahi taşlar dahi

Sular dahi yeller dahi / Dosttan haber verin bana

Cennet dahi nimet dahi / Hûri dahi ğılman dahi 

Varlığına olan delil / Dosttan haber verin bana

Ey ulema-i âmilan/ Ey suleha-i salihan

Ey fukara-i kanian/ Dosttan haber verin bana

Cümle cihan yoldur ana / Geçmek gerek andan sona

Yollar çıkınca bir yana / Dosttan haber verin bana

Üftade miskin derdmend/ Ya vahid-u ferdi ahad

Erişe lûtfunden medet / Dosttan haber verin bana

Ey hakikat erenleri / Dost elinin serverleri

Taliplerin rehberleri / Dosttan haber verin bana

Düştü yüreğime firak / Dosttan oldum ben ırak

Edemedim hergizerzak/ Dosttan haber verin bana

Hicran içinde kalmışam/ Derdu gam ile dolmuşam

Çok gussalara dalmışam/ Dosttan haber verin bana

 

 

(18)

 

Bulamayan bunda anı / Şad olmaz anın hiç canı

Benlikten alsın ol beni / Dosttan haber verin bana

Anınla bulam anı / Terk eylerim canı u teni 

Yol açıvere ol gani / Dosttan haber verin bana

Varam visaline erem / Güzel cemalini görem

Tağıklarımı(?) hep derem / Dosttan haber verin bana

Miskin garip Üftade’yi / İçi dışı pür yareyi

Terk etmeyin biçareyi / Dosttan haber verin bana

*

Firkatin dermanı vuslattır hemin/ Ermeyenler vuslata olmaz emin

Ya ilahi vuslatın eyle atâ/ Gönlümde vuslatın olsun mekin

Cümle âlem türlü türlü lûtf umar / Aşıkın arzusu vuslattır hemin

Ayrılıktan âşıkın gönlü melûl/ Şâd et anı vuslatınla ol muin

Vuslatındır kimyası firkatin / Firkati vuslata döndür ey metin

Bu tenezzül perdesin gözden gider / Mahvolup gitsin aradan ey mübin

Bu garip Üftade’yi lütfü keremden şad et / Rahmedip erdir visale ey muin

*

Firkatin dermanı vuslattır heman/ Ermeyenler vuslata bulmaz emân

Ya ilahi vuslatın eyle atâ/ Gönlümüzü sevgin eylesin mekân

Cümle âlem türlü türlü lütf umar / Aşıkın arzusu sensin bi-güman

Firkatinle aşıkın gönlü melûl/ Şad et anı vaslın ile fi-l cinan

Vuslatındır kimyası firkatin / Fırsatı vuslata döndür bir zaman

Mahvolup gitsin aradan masiva/ Ne tenim kalsın ara yerde ne can

Derdmend Üftade’nin aç kalbini / Lûtfedip imanına ver-gil ayan

   

(19) 

 

Âşıklara edin salât / Oruç ayı geldi yine 

Rahmet denizi cûş edip / Âlemlere doldu yine

Kuranda Allah andığı / Cümle neyler sevdiği 

Ümmete Allah verdiği / Oruç ayı geldi yine

Cümle aya sultan olan / Dertlilere derman olan

Haktan bize ihsan olan / Oruç ayı geldi yine

Dosttan atâsın getiren / Zulmetleri hep götüren

Canlarda irfan bitiren / Oruç ayı geldi yine

Saliklere kuvvet olan / Ariflere izzet olan

Müminlere cennet olan / Oruç ayı geldi yine

Aydın edin gönülleri / Mesrur edin müminleri

Mamur edin mescitleri / Oruç ayı geldi yine

Üftade’nin canı sever / Oruç ayın daim okur

Dost eline edin sefer / Oruç ayı geldi yine

*

Şükür Allah’a dostlar / Eriştik oruç ayına 

Ki mümine hidayettir / Eriştik oruç ayına

Günahların hep silinir / Anadan doğma olursun

Seni dost eline verir / Eriştik oruç ayına

Güzel helalini gördük / Sevindiler kudümüne

Şükürler ettiler Hakk'a / Eriştik oruç ayına

Umarız ol gani Allah / Cemalin göstere bize

Senalar ederiz Hakk'a / Eriştik oruç ayına

 

 

(20) 

 

Habibi hürmetine Hak / Bize verdi oruç ayın

Gördük lûtfunu Allahın/ Eriştik oruç ayına

Garip Üftade’yeYarab/ Cemi’ ehli iman ile

Orucun nurunu ver gil/Eriştik oruç ayına. 

*

Saladur mümine gelsin / Teravih sünnetin kılsın

Orucun kadrini bilsin / Cemalin isteyip haktan

Duruşup taate daim / Gecelerde olup kâim

Olup gündüzleri sâim/ Cemalin isteyip haktan

Cemalidir murat olan / Ki Kur’an da mefad olan

Bu âşıklar ki şad olan / Cemalin isteyip haktan

Oruç yoldur cemaline / Erişince kemaline

Nazar eyle mealine / Cemalin isteyip haktan

Gözet adabını savmın/ Bağışlana kamu cürmün

Geçer tesbihle yevmin / Cemalin isteyip haktan

Garip Üftade’nin derdi / Cemalin istemek virdi

Bu yolda muntazır derdi /  Cemalin isteyip haktan

*

Ey dostlarım ağlaşalım / Oruç ayı gitti yine

Hasret edip inleşelim/ Oruç ayı gitti yine

Bir nur ede haktan gelip / Göklere nuru dolup

Sadıkların elin alıp / Oruç ayı gitti yine

 

 

 

(21)

 

Zalimlerin yollarını / Kesmiş idi ellerini 

Yıkmış idi illerini / Oruç ayı gitti yine

Vermişti cana safa / Etmiş idi ahde vefa 

Olmuş idi derde şifa / Oruç ayı gitti yine

Lezzet veren teravihe / İşrak eden mesabihe

İzzet veren mesacide/ Oruç ayı gitti yine

Tesir dürür haktan gelen / Âşıklara zahir olan 

Gönlünde nuru dolan / Oruç ayı gitti yine

Üftade’yi şad eyleyin / Müminleri yâd eyleyin

Kaygudan azad eyleyin / Oruç ayı gitti yine

*

Ey aşıkan ey sadıkan gel gidelim dosttan yana / Dostun cemalin görmeye bir gün ola bizi ana

Cümle resul ü enbiya hem âşık ve sahib-iliva / Dertlilere ire deva bir gün ola bizi ana

Destur ola illere sevgi düşe gönüllere / Dostun cemalin görmeğe bir gün ola bizi ana

Kur’anda va’d eyledi âşıklara müjdeledi  / Cemaline yol eyledi bir gün ola bizi ana

Âşıklara vuslat olan müminlere kurbet olan / Sadıklara izzet olan bir gün ola bizi ana

Dost ilinin erenleri zikrile dolu dilleri / Haktandürür haberleri bir gün ola bizi ana

Üftade düşmüş firkate ir görür Allah vaslına / Müminler ile izzete bir gün ola bizi ana

*

Ey aşıkan ey sadıkan/ İsterseniz düşten haber

Bak kim vücudun şehrine / Gayriyekılmagil nazar

Ta kim acayip göresin / Maksudu sende bulasın

Bir ulu bahre dalasın / Bulmayasın anda kenar

Bir olasın ol bir ile / Var olasın ol var ile

 

 

 

 

(22)

 

Kalmayasın ağyar ile  / Bulmayasın andan eser

Her yandan gele nida / Ya tâbimenem Huda

Bak gil cemalden yana / Yoktur sana ayruk sefer

Ey Üftade matlup sana / Hâsıldır önden sona

Vasıldır cümle ana / Budur hakikatten haber

*

Gönül ayrı değilsin sen / O yarın sen visalinden

Nice bir zarı kılarsın / Anın her dem firakından

Kimi sever senin yarın / İşitip ah ile zarın

Anınçün inlesen daim / Budur anın rızasından

Hicabım kalmadı her giz / Begli(benden ?) ref olup benlik 

Bu gün mestane-veş geldim / İçip vahdet şarabından

İçenler vahdetin hamrin/ Saladır anlara gelsin

Girip sahra vahdetinde / İçip dostun zülâlinden

Ne gam Üftade sana bes/ Erişti vuslat mahcup

Sonuldu cur’ayı vahdet / Anın lûtfu atâsından

Boyalı (Yuvalı ?) gönlümü aşkın / Geri nam ü nişanımdan

Taşar taşra düşer oldu / Haber sırr-ı nihanımdan

Ol aldı çün beni benden / Götürdü perdeyi candan

Hemen divan-ı aşk oldu / Okunan cismü candan

Bana istediğim benden / Yakın imiş bu hod zahir

Nedendir nalevü zarım / Benim ol mihribanımdan

Şunu kim görmedi gözler / Beyan eylemedi sözler

 

 

  

(23)

 

Gönülden geçmeyen yüzler / Göründü gülistanımdan

Olaydın vale vicdan / Kalaydın mest ü sergerdan

Ne ad koyaydın ne nişan / Bilip esma-i hüsnadan

Benim gibi kamu âşık / Olaydı yoluna sadık

Eğer zahid eğer fasık/ Duyaydı bu lisanımdan

Ben ol sarraf-ı misk’im kim / Cevahir gencini buldum

Hakikat bahrine daldım / Alan alsın dükkânımdan

Ne gam Üftade ya sana / Erişti vuslata mahbub

Sunuldu cur’a-i vahdet / Ânın lütfu atâsından

*

İlahi dilerim senden visalin / Kerem edip bize göster cemalin

Yakubdur bizi nâr-ı firakın / Kerimen ya rahima

Medet bu derde derman eyle Mevla 

Firakın oduna nisbet behey can / Ki bir zerredür rübu nâr-ı nirân

Doyamaz ki zayıftır buna insan / Kerimen ya rahima

Medet bu derde derman eyle Mevla 

Etibba bulmadı bu derde derman / Ki sendendir bunun derdine derman

Kerem edip ayâ sultan u sübhan/ Kerimen ya rahima

Medet bu derde derman eyle Mevla 

Garibim gurbete düştüm ölmeden / Zayıfım nesne gelmez hiç elimden

Meğer bu sözünle daim dilden / Kerimen ya rahima

Medet bu derde derman eyle Mevla 

Ey Üftade dilersen vasl-ı yar’i / Yere çal şişe-i namusu u ar’ı

Firak od’una derman eyle yâr’i / Keriman ya rahima

Medet bu derde derman eyle Mevla

 

 

(24)

 

Bilmek istersen gönül sırrı pinhanından haber / Götürüp yüzden hicabı gayriye kılma nazar

Feyzi rabbani erişip nur-ı Yezdanı gele / Görüne maşuk hicabı buluben andan eser

Erişesin bir hayata ki içip ab-ı hayat / Denile ol-gil müebbed leyse min mevtihazer

Nur-u maşuk ol kadar vüs’at vere sana gönül / Cümle mahlûkat edinmişler anı daim makarr

Kalmaya gönülde ey Üftade hiçbir ızdırap/ Zira maksut hâsıl ola duyuben andan eser

 

--------

          

Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen / On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen

Gece gündüz aşk oduna ciğerim büryan olup / Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen  

Hasret odu yüreğim yakuben kül eyledi / Daima zevki ile gönlümde abad eyleyen

Aşıkın bu gözleri giryan olup yandı tamam / Cümlesin hayran edip aşkın bünyad eyleyen

Geceler ta subha dek zari kılıp eylerdi ah / Ta nasip ola deyi gönlümü irşad eyleyen 

Dem bu dem feryat edip âşıklara edip sala / Vadesidir bunları şevkiyle abad eyleyen

Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed/ Göstere ol Hub cemalin gönlümüz şad eyleyen

 

--------

 

Yine düş oldu gönül yârin cemali şem’ine/ Götürüp yüzden nikabı gark olup envarına

Nice yıllar muntazır olmuşken görem deyu/ Nagehan kıldı tecelli vasıl oldu yârine

İçip mahbup elinden cam-ı vahdetten şarap / Vakıf oldu çün enelhak sırrının esrarına

Kab-ı kavseyn manisin anlayuben fehmeyledi/ Kani olmadı anınla erdi ev ednasına

Kalmadı gönülde Üftade asla ızdırap / Zira matlubu buluben erdi ol mevlasına

 

---------

 

Görmez isem cemalini / Güzel adın işideyim

Ermez isem vaslına / Güzel adın işideyim

Bir gün görem cemalini  / Seyreyleyim kemalini 

Kesp eyleyeyim visalini / Güzel adın işideyim

Erem visale şevk ile / Görem cemalin zevk ile 

Cümle âşıklarla bile / Güzel adın işideyim

Güzel adın rehber bize / Aşkın dahi server bize 

Cümle adın ezber bize / Güzel adın işideyim

 

(25)

 

Ne dilde kim ola zikrin / Erişe gönle fikrin

Ede daim senin fikrin / Güzel adın işideyim

Gönül bulur cilasını / Dahi Hakk'ın rızasını

Cemalinin sefasını / Güzel adın işideyim

Üftade’nin budur yolu / Hak yoluna dedi belî

Zikr eyleye daim dili / Güzel adın işiteyim

 

-------

 

Ey dost seni nice bulam/ Güzel cemalini görem

Visale bir gün erem / Reddetme kapından bizi

Derdin beni yakıp durur / Gönlüm sana akıp durur

Varlık beni yıkıp durur / Reddetme kapından bizi

Aşkın erişe canıma / Kuvvet vere imanıma

Ere hayat bu tenime / Reddetme kapından beni

Kudretten al-gil elimiz / Zikreylesin bu dilimiz

Rızana varsın yolumuz / Reddetme kapından bizi

Seyrim erişe zatına  / Kuvvet ola imanıma

İhsan ola seyranıma / Reddetme kapından bizi

Bâtında bulmuştuk seni / Terk eyleyip can u teni

Lûtfeduben ya Gani / Reddetme kapından bizi

Derdi budur Üftade’nin/ Mahvola nurunda senin

Budur sefası çün canın / Reddetme kapından bizi

 

--------

 

Gel beri ey gönlümün şehrinde seyran eyleyen / Daima âşıkları sermest u hayran eyleyen

Firkatten dûr edip bu ellere salan beni / Çar unsurdan mürekkep şekli insan eyleyen

 

 

(26)

 

İsteyen daim beni haberler gönderen / Bu havada gezdirip üryan ü püryan eyleyen

Sen mekânlardan münezzehsin sana yoktur mekân / Kande bulsunlar seni kendini pinhan eyleyen

Derdinin teessürüdür bu gönlümün görmek seni / Yoksa kim görür seni bu derdi ihsan eyleyen

Yakut gül olmasın âşıklara rahmeyleyip/ Perde-i envarla bunları handan eyleyen

Ger dilersen vasıl olmak derdmend Üftade sen / Kendini mahveyle gel baki heman var eyleyen

 

-----------

 

Gel beru ey gönlümün sahnında seyran eyleyen / Zerrece bir katreyi aşkınla umman eyleyen

On sekiz bin âleme sığmaz iken bu aşkla / Bir haberi berr ile (haber verile ?) ana dünyayı zindan eyleyen

Canıma vermişken bir kez hitabın zevkini / Düşürüp bu âleme hem zar u giryan eyleyen

Varlığımdır zerre zerre seddolan yolun bana / Al elim kurtar bu sedden lûtfu ihsan eyleyen

Ehli irfan dediler sen çıkmayınca aradan / Bilemezsin kimdürür kendini pinhan eyleyen

Varmayınca şehr-i kıble anda halvet eyleyip / Görürsün kimdürür sırrını seyran eyleyen

Bilmek istersen nazar kıl sır ile Üftade sen / Ta bilesin kimdürür sırrını seyran eyleyen

 

----------

 

Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen / Onsekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen

Kurbetindendûr edip bu ellere salan beni / Vade-i ferda ile bu gönlümü şad eyleyen

Gönlümü yağmalayıp aklım alıp mecnun eden / Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen

Zahir iken gün gibi âşıklara sırrın senin / Perde-i envarla bunları irşad eyleyen

Firkatin teessürünü âşıklara zindan edip / Vuslatın ihsan edip bunları azad eyleyen

Ta cemalin görmeye layık ola âşıkların / Can gözün açmağıyla âşıkları yâd eyleyen

Gönlünü Üftade’nin sevginle irşad eyle kıl / Sevgini âşıkların canlarına zad eyleyen

 

----------

 

Gel beri ey gönlümün derdine tımar eyleyen / Ta ezelden canımı aşkla bimar eyleyen

Vuslatındır derdine derman olan âşıkların / Ey cemalin görmeyi uşşaka ikrar eyleyen

Olmasa idi cemalin vadesi âşıklara / Kim karar ederdi bunda âşıkı zar eyleyen

Canlarını inleten bunda senin zikrindürür / Zikr içinde canlarını gark-ı envar eyleyen

Gördüler âyinede bunlar cemalin nurunu / Anladılar kimdir yok eyleyip var eyleyen

Bağrı yanık gözü yaşlı ciğeri delik delik / On sekiz bin âlemi âşıklara dar eyleyen

 

 

(27) 

 

Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed/ Gönlünü oyâre ver eşyayı izhar eyleyen

 

---------

 

N’oldun inlersin gönül bir bi-bedel yârın mı var / On sekiz bin âleme hükmedici hanın mı var

Ölmeyince âşıka keşfetmez hergiz cemali / Hem-çü İsmail kurban etmeye canın mı var

Gece gündüz kendini atmak dilersin ateşe / Od’a yanmaz hem-çü İbrahim acep tenin mi var

Bir nazarda yok eder cümle cihanın varını / Ol cemale doyucu bir sırrı pinhanın mı var

Aşiyan-ı asla varmağa dilersin ey gönül / Ruh-u kutsiden yetişmiş perile balın mı var

Anda varmaktan nedir bilsem muradın ben senin / Ten türabından dokunmuş bağrına yarın mı var 

Ne acep remz eyledin ey derdmend Üftade sen / Nur-u Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var

 

---------

 

N’oldun inlersin gönül bir bî-bedel yarın mı var / Zari zari inlemekten gayri hiç kârın mı var 

Nar-ı aşka kendini atmak dilersen her nefes / Od’a yanmaz kim Halilullah gibi tenin mi var

Canımı verem deyi arzu edersin daima / Ruh-u İsmail’e benzer kim acep canın mı var

Gözü yaşlı bağrı yaşlı ciğeri delik delik / Hem belaya doyucu Eyüp gibi sabrın mı var

Masivadan geçüben dost iline azmetmeğe / Ruh-u kutsiden erişmiş çeşmine nurun mu var

Ruzuşeb arzu edersen dost cemalin görmeğe / Sırr-ı Ahmed’den erişmiş çeşmine nurun mu var

Ne acep cüret edersin sözlere Üftade sen / Nur-u Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var

 

----------

 

N’oldun inlersin gönül aslın mı yâd eyledin / Ayrılığın zikredip dert ile feryat eyledin

Ehl-i irfandan haber mi duydu canın bir nefes / Ol sebepten gece gündüz işini zar eyledin

Dost elinden yoksa bir bûmu erişti canına / Har-ı dünyadan geçip arzuyu gülzar eyledin

Bir nazar mı vaki oldu sırrına ol yardan / Can u baş terkini urup kendini yoğ eyledin

Ya cemali pertevinden bir şua mı erdi sana / Sırrını faş edüben hem yerini dar eyledin

Nur-u vahdetinden eğer bir nur olursa aşikâr / Bilmiş ol ey derdmend işlerini sağ eyledin

Deme bu sözleri ey derdmend Üftade sen / Ehl-i hali ta gönülden cümle bizar eyledin

 

 ---------

 

Remz-iuşşakıduyalıdan kalmadı sabru karar / Masivadan göz yumup bu canım eyledi firar 

Firkatini sezeli arzu-i vuslat eyledim / Elim ermez nideyim çok âh-uzâr

 

 

 

(28)

 

Bir gün olur himmet edip davet eduben kulu / Gel beru ey derdmend cananı eyle gel nisar

Vermeyince can ki görmeye yoktur mecal / Ta ezelden aşıka böyle sunuldu ihtiyar

İrir isen canını sen gözlerin açıverem/ Perdelerden geçesin derdine ireler tımar

Diler isen yârini ey derdmend Üftade sen / Kendini mahveylegil yokluğu eyle aşikâr

 

 --------

 

Aslını bilen kişi etmez bu yerlerde karar / Onun çün masivadan bu gönül eyler firar

Şol gönül ki yâd ede bunda iken o aslını / Tiz erişir menzile olup aşka süvar

Bulur ol maksudunu erişip mabuduna / Ayrılıktan kurtulur vaslını eyler aşikâr

Yok eder kendisini komaz vücudunda nişan / Zira varlık perde olur vuslat olmaz aşikar

Herki bu menzile ile yitirse kendi özünü / Bulmaz ol kendiyi ararsa dahi leylü nehar

Gark olup envarına tevhidin ol sahib-i kemal / Çok cevahir çıkarıp taliplere eyler nisar

Katre ki deryaya atkıl derdmend Üftade sen / Ta ki umman olu ben dertler buluna bî-şümar

 

---------

 

Ya ilahi zikrinle ver gönüllere cila / Görüne tevhid  içindeHub cemalin ey Huda

Rehber eyle zikrini olsun vesile zatına / Zikr içinde erdiler cümle erenler hep sana

Canımıza zikrin ile ver hayat-ı cavidan/ Kim fenadan kurtulup zikrinle bulsun beka

Görünüp gözden cemali açıla envar-ı zat / Nuruyla gark eyle kıl âşıklarını ey Huda

Kim cemalin vadesidir bunlara veren sükût / Anın için daima hamd ile ederler sena

Muntazırdırlar bu günü güzel cemalin görmeye / Bundan özge yoktur arzuları önden sana

Derdmend Üftade’nin kurtar gayriden/ Ta cemalin nuruna vasıl olup bula sefa

 

--------

 

Derdimin dermanı sensin gayriden yoktur deva / Âşık olan kimselere gayra bakmalık hata

Ne bakarlar dertlerine ne umar bulur şifa / Bunların maksudu sensin ey kerim zü-l atâ

İstemez ağyar gelmek hatırına bunların / Çün cemalin görmek oldu yaralarına şifa

On sekiz bin âleme ger malik olsalar bunlar / Zerrece gelmez olurlarsa cemalinden cüda

Gönlünü bu gayriden ey derdmend Üftade sen / Can kulağına erişe âlemi gaybdan nida

 

--------

 

Derdimin dermanı sensin yüce sultanım medet / Canımın cananı sensin yüce sultanım medet

Gurbete düştü elinden firkat odu yaktı ah / Vaslını eyle müyesser yüce sultanım medet

Elim ermez bir kadem varmağa yoluna senin / Al elim kurtar bu dertten yüce sultanım medet

Firkat oduyla ciğer püryan olup yandı tamam / Yanmağa kalmadı takat yüce sultanım medet

 

 

 

 

(29)

 

Enbiyanın gurbetine evliyanın hürmetine / Cümle âşıklar dilinden yüce sultanım medet

On sekiz bin âleme bir kez kılar isen nazar / Cümle maksuda erişir yüce sultanım medet

Derdmend Üftade’nin muradı daima / Hub cemalin görmek ister yüce sultanım medet

 

*

 

Dost cemalin görmeğe müştak olan zikreylesin/ Canını pervane-veşşem’e uran zikreylesin

Hak yoluna sadık olan canını vermek gerek / Canını vermekliğe layık olan zikreylesin

Can u dilden zakir olan erer ol mezkûruna / Zikr içinde kendini yok eyleyen zikreylesin

Her ki diler zikr-i Huda ola her demde gıda / Şeksiz ol sultanı buldu şevk eden zikreylesin

Derdmend Üftade’nin budur muradı daima / Gayriyi terk eyleyip dosta bakan zikreylesin

 

*

 

Sevenler zatını Allah’ın / Gelin zikredelim Hakk'ı 

Erişe gönüllere ahın / Gelin zikredelim Hakk'ı

Gülistana varalım /  Hakk'ın zikrini soralım 

Ne var gönülde görelim / Gelin zikredelim Hakk'ı

Gönülden yollar açıla /  Hakk'ın rahmeti saçıla 

Şarabı Kevser içile / Gelin zikredelim Hakk'ı

Hakk'ın zikrindedir yolu / Bezen zikr ile dili 

Budur âşıkların hali / Gelin zikredelim Hakk'ı

Cemalinin delilidir /  Nebilerin sebilidir 

Velilerin halilidir/ Gelin zikredelim Hakk'ı

Demiştir beni ananı /  Anarım ben dahi anı 

Erişip vaslıma canı /  Gelin zikredelim Hakk'ı

Garip Üftade’nin derdi /  Ger daim zikr ola virdi 

Erenler zikirle erdi  /  Gelin zikir eldim Hakk'ı

 

 

 

 

(30)

 

Şükür Allah’a ey dostlar/ Bugün zikredelim Hakk'ı

Güzel güzel dedik Allah / Dilimize kolay geldi

Kabul eyleye ol sultan / Bugün zikredelim Hakk'ı

Elimizden gelen oldur /  Ki tevhid ederiz daim

Gönülden adını alıp / Bugün zikredelim Hakk'ı

Edenler Halık’ın zikrin / Ki anları sever Allah

Melekler de bile erer / Bugün zikredelim Hakk'ı

Dileriz daim Allah’tan / Gire kalbimize nuru

Gönüllerden bozulmaya / Olur iken ola sabit

Delil ola cemaline / Bugün zikredelim Hakk'ı

Eya derviş Üftade / Açıla yağlı kapılar

Seçile cümle muinler / Bugün zikredelim Hakk'ı

*

Göster cemalin nurunu / Şevk eylesin âşıkların

Kes gayriden gönüllerin / Zevk eylesin âşıkların

Aç gözlerinin perdesin / Gark eyle gel envarına

Göster cemalin yolunu / Azmeylesin âşıkların

Bahri muhite gark olup / Ummana sal canlarını

Umman içinde kendini / Bûy eylesin âşıkların

Acep görmeye kim kadir / Senin cemalini

Sensin yine seni bilen / Sabreylesin âşıkların

Doymadı dağlar nuruna / Yanuben mahvoldular 

Yanuben kül olmağı/ Daim diler âşıkların

Olan cemaline hicap / Varlığıdır dervişlerin

 

 

 

 

 

 

(31)

 

Bunların al varlığın / Bulsun fena âşıkların

Her kes diler senden seni / Üftade’nin umar canı

Lütfedip ayağını / Görsün yüzünü âşıkların

*

Yürürken sağ ve salim / Tedbirin eyle-gel daim

Hakk'ın zikrine ol kaim / Dilersen hak cemalini

Çalış beş vakit namazına / Ki bakma kış ve yazına

Erişesin niyazına  / Dilersen dost cemalini

Gözet dilde orucunu / Ki pak eyle vücudunu

Hakk'a eyle sücudunu / Dilersen dost cemalini

Var ise kudretin haccet / Beriye yolunu geç git

Gönülden niyetin terk et / Dilersen dost cemalini

Medine şehrini özle / Resulün yolunu gözle

Anın sünnetini izle / Dilersen dost cemalini

Gözet Üftade yolunu / Ki o gün zikre dilini

Duaya kaldır elini  / Dilersen hak cemalini

*

Yürürken kendi halimde / Onulmaz derde düş oldum

Gezerken il ü şarımda / Onulmaz derde düş oldum

Kamu bildiklerim şaştı / Visalim firkatine düştü

Cemi dostlarım kaçtı / Onulmaz derde düş oldum

Yolum arşa erişmişken / Ululara yetişmişken

Meleklere katışmışken / Onulmaz derde düş oldum

Çok ettim ahla zarı / Ki yok edem kamu varı

Umar edem görem yâri / Onulmaz derde düş oldum

 

 

 

 

 

 

(32)

 

Tedarik etmeye aklım / Erişmez oldu hiç fikrim 

Dilimde budur zikrim / Onulmaz derde düş oldum

Kamu ariflere sordum / Bilir var mı benim derdim 

Cevap verme diye gördüm / Onulmaz derde düş oldum

Garip Üftade bu derdi / Gönülde saklasan yeğdi

Sana senden cevap değdi / Onulmaz derde düş oldum

 

-----------

 

İlahi yari kıl bana ki senden gayri yarım yok / Ne yüzle varayım sana günahtan gayrı kârım yok

Ki gül yâd etti sübhanı gözüm yaş ile kanı / Komuş baş ile canı bu yolda ihtiyarım yok

Yine bir menzile erdim nedamet bahrine daldım / Hayal-i aşka düş oldum saba gibi kararım yok

Ne dervişim feragatte ne taç u taht-ı devletde/ Bu fani dar-ı gurbette garip oldum anarım yok

Benim asi yüzü kara garip Üftade biçare / Tutuşmuşum ki bir nara yanmaca bir niyazım yok

 

-----------

 

Ya ilahi düştüğüm yerde koma kaldır beni / Nice demdir ağlarım bir demde de güldür beni

Vuslatın sevdasına verdim bütün ben varımı / Müflis ve biçareyim nurun ile doldur beni

Padişahım şol zamanki davet edersin beni / Zatın ile kıl tecelli badehû öldür beni

Bir kerem-i kân-i Hudasın ya kerim ü ya rahim / Rahmet ü gufranının deryasına daldır beni

Bahr-ı hayrette gezer Üftadeyim yar bana / Rüzgârım kıl muvafık vaslına er gör beni

 

-----------

 

Hayf benim bunca geçen ömrüme / Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

Derviş olan giyer hırka taçla / Bahsim yoktur kimse ile öc ile

Gel derviş ol demem güçle / Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

Dervişler bulunca aba biçerler / Aşk şarabın kana kana içerler 

Ebu Bekir Ali böyle geçerler / Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

Derviş giyer ayağına nalını / Yürür cennette salını salını

Allah bilir her dervişin halını / Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

Dervişlerin kadrini bir bileydin / Gece gündüz dervişlerle olurdun

Arayıp Mevlamızı bulurdun / Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

Dervişin biri Bayezid Bestam/ Dervişlikle buldu derdine derman

Tacu tahtın kodu İbrahim Edhem/ Dervişlik ne güzel sultanlıkmış

 

 

 

TEMMET Bİ AVNİLLAH