YUNUS EMRE
(Şiirleri)
<<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>>
C - Ç - D - E - F
CAN BİR ULU KİMSEDİR
Can bir ulu kimsedir,
Ten onun aletidir.
Her ne lokma yer isen,
Bedenin kuvvetidir.
Ne denli yer isen çok,
O denli yürüsen tok.
Cana hiç assı yoktur
Hep suret maslahattır.
Bu can nimeti kanı,
Gelin bulalım anı.
Asayiş kılan canı,
Evliya sohbetidir.
Sohbet canı semirtir,
Hem aşıkın ömrüdür.
Hakk Çalab’ın emriyle,
Erenin himmetidir.
Erenin yüzü suyu,
Himmeti Arş’tan ulu.
Kimi görsen bu hulu
Eren inayetidir.
İnayet onun işi,
Anlamaz değme kişi.
Bilgil bu hüma kuşu,
Âşıklar devletidir.
Yunus’un yanar içi,
Kamudan gönlü kiçi.
Soy saylamamak suçu,
Erenin himmetidir.
CAN OLGIL CAN İÇİNDE
Can olgıl can içinde, kalma güman içinde,
İstediğin bulasın yakın zaman içinde.
Rükü sücuda kalma, ameline dayanma,
İlm-ü amel gark olur naz u niyan içinde.
İkilği terk etgil, birlik makamın tutgıl,
Canlar canın bulasın iş bu mekân içinde.
Oruç namaz zekat hac, cürm ü cinayet durur,
Fakir bundan azaddır hass-ı havan içinde.
Şeriat korucudur, hakikat yorucudur,
Senin için korunur hasıl yoran içinde.
Canlar canın bulasın, sen dahi can olasın,
Aşk ile teferrücün ola miyan içinde.
Aynel-yakın görüptür, Yunus mecnun oluptur,
Bir ile bir olupdur Hakkal beyan içinde.
CAN Ü GÖNÜLDEN SEVERSEN
Can ü gönülden seversen,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
Maksuda ermek dilersen,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
Yalvar a kardeş yalvara,
Varmayasın yüzü kara.
Ümmet isen Peygambere,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
Geceler uykudan uyan,
Gizli sırlar olsun ayan.
Mahrum olmaz Allah diyen,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
Tanı sen kendini tanı,
Neden yarattı Hak seni?
N'olacağın anubeni,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
Yunus nuş eyle belayı,
Yürü maksudun dileği.
Hem inleyi, hem ağlayı,
Yalvar kul, Allah'a yalvar.
CANIM BEN ANDAN BUNA
Canım ben andan buna,
Ezeli eşip geldim,
Aşkı kılavuz tutup,
O yola düşüp geldim.
Değilim kal-ü kıylde,
Ya yetmiş iki dilde,
Yad yok bana bu ilde,
Anda bilişip geldim.
Geçtip hodbin elinden,
El çektim dükelinden.
Bu ikilik belinden,
Birliğe bitip geldim.
Dört kişidir yoldaşım,
Vefadardır razdaşım.
Üç ile hoştur başım,
Birine buşup geldim.
O dördün birisi can,
Biri din, biri iman.
Biri nefsimdir düşman,
Yolda savaşıp geldim.
Bir kılı kırk yardılar,
Birin yol gösterdiler.
Bu mülke gönderdiler,
O yola düşüp geldim.
Aşk şarabından içtim,
On sekiz ırmak geçtim.
Denizler bendin deştim,
Ummandan taşıp geldim.
Ben andan geldim bunda,
Yine varırım anda.
Ben ana varasımı,
Anda danışıp geldim.
Azrail ne kişidir,
Kasdedesi canıma.
Ben emanet ıssıla,
Anda bitrişip geldim.
Şimdi Yunus'a ne gam,
Âşık melamet bednam.
Küfrüm imana şol dem,
Anda değişip geldim.
CANIM ERENLER YOLU
Canım erenler yolu inceden inceyimiş,
Süleymân’a yol kesen şol bir karıncayımış.
Gönlüm der ki varayım, sana geri geleyim,
Gönlüm uyduğu bana dostu buluncayımış.
Götürmedi kimsene kimsenenin gücünü,
Güç götürürüm diyen eli erinceyimiş.
Âşıkın gözü yaşı gece gündüz hep akar,
Âşık kan ağladığı maşûk soruncayımış.
Demişler idi bana âşık âvâre olur,
Geldi başına gördüm o söz yerinceyimiş.
Dört kitabın manasın okudum hâsıl ettim,
Aşka gelince gördüm bir uzun heceyimiş.
Ben dervişim diyenler, harâmı yemeyenler,
Harâmın yenmediği ele girinceyimiş.
Derler ki filan öldü, mülkiyle malı kaldı,
O malın irkildiği ıssı ölünceyimiş.
İki kişi söyleşir Yunus’u görsem diye,
Biri der ki; ben gördüm, bir âşık kocayımış.
CANIM KURBAN OLSUN SENİN YOLUNA
Canım kurban olsun senin yoluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Şefaat eyle bu kemter kuluna,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Mumin olanların çoktur cefası,
Ahirette olur zevk ü sefası.
Onsekiz bin alemin Mustafa'sı,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Yedi gökleri seyran eyleyen,
Kürsi'nin üstünde cevlan eyleyen,
Mi'racda ümmetini dileyen,
Adı güzel kendi güzel Muhammed.
Dört caryar anun gökçek yaridur,
Anı seven günahlardan beridur.
On sekiz bin alemin sultanıdur,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
Aşık Yunus n'ider dünyayı sensiz,
Sen hak Peygambersin şeksiz şüphesiz.
Sana uymayanlar gider imansız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
CANINI AŞK YOLUNA VERMEYEN AŞIK MIDIR?
Canını aşk yoluna vermeyen aşık mıdır?
Cehd eyleyip o dosta ermeyen aşık mıdır?
Aşık butasından içip, nefs dileğinden geçip,
Hak yoluna er seçip, durmayan aşık mıdır?
Dost sevgisin gönülde can ile berkitmeyen,
Tul-i emel defterin dürmeyen aşık mıdır?
Daim rizayet çekip, halvetlere diz çöküp,
Hak didarı eserin görmeyen aşık mıdır?
Aşka tanışık sığmaz, değme can göge ağmaz,
Pervane oda değmez, yanmayan aşık mıdır?
Kişi dertli olıcak, derman isteyen olur,
Kendi derdin dermanın sormayan aşık mıdır?
Ey Yunus, sen dostunun cefasına katlangil?
Yüreğine aşk okun vurmayan aşık mıdır?
CANLAR CANINI BULDUM
Canlar canını buldum,
Bu canım yağma olsun.
Assı ziyandan geçtim,
Dükkânım yağma olsun.
Ben benliğimden geçtim,
Gözüm hicabın açtım,
Dost vaslına eriştim,
Gumanım yağma olsun.
Benden benliğim gitti,
Hep mülkümü dost yuttu.
La-mekâna kavm oldum,
Mekânım yağma olsun.
Taalluktan üzüştüm,
O dosttan yana uçtum.
Aşk divanına düştüm,
Divanım yağma olsun.
İkilikten usandım,
Birlik hanına kandım.
Derd-i şarabın içtim,
Dermanım yağma olsun.
Varlık cun sefer kıldı,
Dost andan bize geldi,
Viran gönül nur doldu,
Cihanım yağma olsun.
Geçtim bitmez sağınçtan,
Usandım yazdan, kıştan.
Bostanlar başın buldum,
Bostanım yağma olsun.
Yunus ne hoş demişsin,
Balla, şeker yemişsin.
Ballar balını buldum,
Kovanım yağma olsun.
CANLAR FEDA YOLUNA
Canlar feda yoluna,
Bu can kaygısı değil.
Sen can gereksin bana,
Cihan kaygısı değil.
Canlar içinde cansın,
Bize iki cihansın
Hem din ile imansın,
İman kaygısı değil.
Yaramı yuyup sildim,
Yaram kimdendir bildim.
Bendeki yâr kaygısı,
Yaram kaygısı değil.
Aşkın beni fâş etti,
Çün iyan gördüm seni.
Saklamam derdim veli,
Pinhan kaygısı değil.
Derman ola mı bana,
Derdim benim kim ola.
Dertli varayım sana,
Derman kaygısı değil.
Gelin âşık olalım,
Aşka cevlân kılalım.
Esrik dönüp duralım.
Dönmek kaygısı değil
Aşkın oku temreni
Dokunur yüreğime.
Aşk için ben öleyim,
Temren kaygısı değil.
Can ü gönülü n'ettim?
Aşkın oduna attım.
Sıdkı dahi unuttum,
Güman kaygısı değil.
Aşkın burcundan uçtum,
Ben dost ile buluştum.
Cevlân vuruban geçtim,
Cevlân kaygısı değil.
Bahr-ummana dalmışım,
Orda sedef bulmuşum.
Gevher olup gelmişim,
Umman kaygısı değil.
Durduğum yer Tûr ola,
Baktığım dîdâr ola.
Ne hacet Musa bana,
Sen ben kaygısı değil.
Bu Yunus’u andılar,
Kervan geçti sandılar.
Ben menzile eriştim,
Kervan kaygısı değil.
CÜMLE ALEM TERKİN VURUP
Cümle alem terkin vurup, dost ben terkin vuramazam,
Ondan ayrı buçuk zaman ben onsuzun duramazam
Ondan ayrı dirliğim yok, dirliğim bir durur benim,
Kadim odur görür beni, ben ölüyüm göremezem.
Huri gelip aydur ise, gönül bana vergi diye,
Dosttan artık kimseneye ben gönlümü veremezem.
Dost diye geçti bu ömrüm, başarmadım dost kulluğun,
Koyam başara o beni, ben hiç iş başaramazam.
Bir kezden o oldum ahi, benden umut yoktur bana,
Ben o isem pes o hani, ben bu sırra eremezem.
Dostlar öğüt verir bana, gitgil onun yakınından,
Daha yakın varam, meğer ordan ayrık varamazam.
Değmeler aydur Yunus'a, katlan bugün yarın diye,
Cehd edeyim bugünümü yarına irgöremezem.
ÇALABIMIN O AŞKI BAĞRIMI BAŞ EYLEDİ
Çalab’ımın o aşkı bağrımı baş eyledi,
Aldı benim gönlümü sırrımı faş eyledi.
Hergiz gitmez gönülden, hiç eksik olmaz dilden,
Çalap kendi nurunu gözüme tuş eyledi.
Can gözü onu gördü, dil ondan haber verdi,
Can içinde oturdu, gönlümü arş eyledi.
Bir kadeh sundu cana, can içti kana kana,
Dolu geldi peymâne, canım sarhoş eyledi.
Esrik oldu canımız, dür döker lisanımız,
Çalabı’mın o aşkı beni derviş eyledi.
Canda yanar çerağı, gönüllerde durağı,
Gönül dahi can dahi aşk ile cüş eyledi.
Ben nice derviş olam, tâ ki ona eş olam,
Yüz bin benim gibiyi aşk hırka pûş eyledi.
Yunus şimdi avunur, dostu görüp sevinir,
Erenler manfilinde aşka cümbüş eyledi.
ÇALAP ADEM CİSMİNİ TOPRAKTAN CAN EYLEDİ
Çalap, Adem cismini topraktan can eyledi,
Şeytan geldi Adem’e tapmağa ar eyledi.
Dedi ben oddan nurdan, o bir avuç topraktan,
Bilmedi ki kim Adem için gevher eyledi.
Zahir gördü Adem’in batınına bakmadı,
Bilmedi kim Adem’i halkı sever eyledi.
Kırk yıl kalıbı yattı, adı alemi tuttu,
Gör şeytan buğzundan ne fitneler eyledi.
Adem toprak yatmıştı, at alemi tutmuştu,
Fikrine bak İblis’in yani hüner eyledi.
O yürüyen atları sürdü Adem üstüne,
Adem’in mekr irgürüp yani zafer eyledi.
Adem’in göbeğinden Çalap yarattı onu,
Vaff diye durdu urdu kaçtı güzar eyledi.
Çün durdu Adem devri bu idi Musa kavli,
İş bu söz yavlak bana katı eser eyledi.
Musa gönüldü Tur’a Hakk’la münacat kılar,
Gördü kim bir su akar Musa nazar eyledi.
Musa dedi göreyim, bu su ne yerden gelir,
Ger böyle akar ise zır ü zeber eyledi.
İleri vardı Musa, lain oturmuş ağlar,
Gözünün yaşı imiş, o su pınar eyledi.
Musa dedi laine, ağladığın nedendir,
Nideyim ağlamadan der işim zar eyledi.
Mukarrebdim Musa, ben o Hakk’ın dergahında,
Götürdü vurdu yere işimi şer eyledi.
Sen bilmez misin Musa ben neden ayrıldığım,
Şunlar öğüme düştü beni humar eyledi.
Çalap’tan erdi nîdâ hani emânet dedi
Ol nîdâya canını Mûsâ nisâr eyledi
Vargıl değil ya Musa rahmet eylesin bana,
Tövbe kılıp işine hoş istiğfar eyledi.
Musa erdi hacete, Hakk ile münacata,
Unutdu emaneti söz muhtasar eyledi.
Mûsâ geldi laîne dedi Hakk’ın buyruğun
Secdeyi işitince döndü inkâr eyledi
Hakk Musa’ya ayıttı, unuttun emaneti,
O nidaya canını Musa nisar eyledi.
Vargıl degil Ya Musa, rahmet edeyim ona,
Secde etsin Adem’e çün istiğfar eyledi.
Ben ondan umar idim, derdime derman kıla,
Dahi artırdı derdim, yani tımar eyledi.
Ben eğer tapsam ona, o vaktin tapar idim,
Şimdi hod toprak olup zır ü zeber eyledi.
Adem İblis kim ola, işi işleten Çalap,
Ayı günü yaratıp leyl ü nehar eyledi.
Mana nedir İblis’den, cahillik kamu bizden,
Ne duydun iş bu sözden, sırrı esrar eyledi.
Çalap aydur şu kula, inayet benden ola,
Ne Şeytan azdırırsar, ne kime kâr eyledi.
Altı bin yedi yüz yıldan geçen Adem’i,
Dile getirdi Yunus, sözü tekrar eyledi.
ÇALAP NURDAN YARATMIŞ
Çalap nurdan yaratmış,
Canını Muhmmed’in.
Aleme rahmet saçmış,
Adını Muhammed’in.
Dostum demiş yaratmış,
Hem onun kaydın yemiş.
Ümmetten yana komuş,
Yönünü Muhammed’in.
Muhammed bir denizdir,
Âlemi tutup durur.
Yetmiş bindir peygamber,
Gölünde Muhammed’in.
Dünya malın tutmamış,
Hiç emanet artmamış.
Terzi biçip dikmemiş,
Donunu Muhammed’in.
Tanrı arslanı Ali,
Sağında Muhammed’in.
Hasan ile Hüseyin,
Solunda Muhammed’in.
Yılda yetmiş bin hacı,
Her biri niyet eder.
Varır ziyaret eder,
Nurunu Muhammed’in.
Yunus Emre’m aşıktır,
Eksiklidir, miskindir.
Her kim yemez mahrumdur,
Honını Muhammed’in.
ÇALAP VERİBİZE SANA
Çalap veribize sana,
Bir gün ecel serhengini.
Gele görüne gözüne,
Azdıra benzin rengini.
Ayda sana emâneti,
Issı diler tapşırayım.
Ala senden emâneti,
Ede seninle cengini.
Emâneti senden ala,
Gövdeni kuru boş sala.
Vebâller boynunda kala,
Nefsin ura külüngünü.
Malın ve varın ey paşa,
Hısımın kavmin üleşe.
İledeler seni haşa,
Göresin sinin tengini.
Seni sininde koyalar,
Menzil mübârek diyeler.
Üstüne tez tez yumalar,
Dünyânın hâk-ü sengini.
Karanı yerde olasın,
Amelin ile kalasın.
Çok âh edip söylesin,
Peşîmanlığın nengini.
Yunus şimdi tövbeye gel,
Can sendeyken eyle amel.
Aşk ile gel kuşanagör,
Bu dervişlik palhengini.
ÇARH-I FELEK YOK İDİ
Çarh-ı felek yok idi,
Canlarımız var iken,
Biz o vaktin dost idik,
Azrail ağyar iken.
Nice yıllar biz onda,
Cem idik can kanında.
Hakikat aleminde,
Marifet söyler iken.
Çalap aşkı candaydı,
Bu bilişik ondaydı.
Adem Havva kandaydı,
Biz onunla yâr iken.
Dün geldi safi Adem,
Dünyaya bastı kadem.
İblis aldadı o dem,
Uçmakta gezer iken.
O vakit biz uçardık,
Cevlan vurup göçerdik.
Nurdan şarap içerdik,
Hak bizi toylar iken.
Canlar onda bilişti,
O dem gönül alıştı.
Alem halkı karıştı,
Denizler kaynar iken.
Şükür bu deme geldik,
Dostları burda bulduk.
Tuz ekmek bile yedik,
Aşk demin oynar iken.
Ne oğul vardı, ne kız,
Vahid idik onda biz.
Komşu idik cümlemiz,
Nur dağın yaylar iken.
Ne gök var idi, ne yer,
Ne zeber ve ne de zir.
Yunus dosttan haber ver,
Aşk ile göyner iken.
ÇIKTIM ERİK DALINA
Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü,
Bostan ıssı kakıyıp der; ne yersin kozumu?
Uğruluk yaptı bana, bühtan eyledim ona,
Çerçi de geldi aydır hani aldın gözgünü.
Kerpiç koydum kazana, poyraz ile kaynattım,
Nedir diye sorana, bandım verdim özünü.
İplik verdim cullaha, sarıp yumak etmemiş,
Becid becid ısmarlar, gelsin alsın bezini.
Bir serçenin kanadın kırk katıra yüklettim,
Çift dahi çekemedi, şöyle kaldı kazını.
Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere,
Yalan değil gerçektir, ben de gördüm tozunu.
Bir küt ile güreştim, elsiz ayağım aldı,
Güreşip basamadım, gövündürdü özümü.
Kafdağı'ndan bir taşı şöyle attılar bana,
Öylelik yola düştü, bozayazdı yüzümü.
Balık kavağa çıkmış, zift turşusun yemeğe,
Leylek koduk doğurmuş, baka şunun sözünü.
Gözsüze fısıldadım, sağır sözüm işitmiş,
Dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü.
Bir öküz boğazladım, kakladım sere kodum,
Öküz ıssı geldi der, boğazladım kazımı.
Bundan da kurtulmadım, n'ideyim bilemedim?
Bir çerçi de geldi der: Kanı aldın gözgümü.
Tosbağaya sataştım, gözsüz sepek yoldaşı,
Sordum; sefer nereye? Kayseri'ye âzimi.
Yunus bir söz söylemiş, hiçbir söze benzemez,
Münafıklar elinden örter mana yüzünü.
ÇOK ÇOK ŞÜKÜR SEN ÇALABA
Çok çok şükür sen Çalab’a, maksûduma erdim bugün,
Müştak idim bunca zaman, pîrim yüzün gördüm bugün.
Kaygu beni almış idi, canım zebûn olmuş idi,
Gördüm pîrimin yüzünü, ol kayguyu sürdüm bugün.
Gelsin yardan ayrı düşen, gurbet ile bağrı pişen,
Dost bahçesi içindeki aşk tertibin kurdum bugün.
Yunus aydır yar kuluyum, dost bahçesi bülbülüyüm,
Söyleyin şimden geri, gülzârıma girdim bugün.
ÇÜN GÜNAH MURDARLARIN MURDARIDIR
Çün günâh murdarların murdârıdır,
Hazretinden yaramazlar kârıdır.
Sen gerçek lûtf ile onu örtesin,
Pes ne hâcet murdar'açıp tartarsın.
Sen temaşâ kılasın ben hoş yanam,
Hâşelillâh senden ey Rabbül-enâm.
Seb başirsin, hod bilirsin hâlimi,
Pes ne hâcet tartarsın a’mâlimi.
Geçmedi mi intikamın öldürüp,
Çürüdüp, gözüme toprak doldurup.
Bir avuç toprağa bunca kıyl ü kâl,
Neye gerek ey Kerim-i Zü’l-celâl.
Değmedi hiç Yunus'tan sâna ziyân,
Sen bilirsin âşikâra vu nihân.
DALAYIM AŞKIN BAHRİNE
Dalayım aşkın bahrine,
Gavvâs olayım bir zaman.
İsteyeyim daim seni,
Seyyâh olayım bir zaman.
Varayım her bir mahfile,
Tersa demeyem her kula.
Senden haber verenlere,
Mihmân olayım bir zaman.
Yolunda Mansur olayım,
"Ene’l-Hak" demin vurayım.
Asılıp vaslın dârına,
Berdâr olayım bir zaman.
Aşkın oduna yanayım,
Derdin suyuna kanayım.
Gördüğüm seni sanayım,
Hayrân olayım bir zaman.
Benliğim benden koyayım,
Senin kokunu duyayım.
Bunca zaman ben kul iken,
Sultân olayım bir zaman.
Akıdayım kanlı yaşım,
Artırayım bağrım başım.
Ta ki görünce nakkâşım,
Seyrân olayım bir zaman.
Leylâ ile Mecnûn olup,
Ferhat ile taşlar yonup,
Abdürrezzak gibi yanıp,
Giryân olayım bir zaman
O dost bana benden yakın,
Hikmet bilen bulur Hakk'ın.
Okuyup hikmet ilmini,
Lokmân olayım bir zaman.
Miskin Yunus aç gözünü,
Hazrete vargıl yüzünü.
Mürşid-i kâmil yoluna,
Kurban olayım bir zaman.
DAĞLAR İLE TAŞLAR İLE
Dağlar ile, taşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Seherlerde kuşlar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Su dibinde mahi ile,
Sahralarda ahu ile,
Abdal olup yahu ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Gökyüzünde İsa ile,
Tur dağında Musa ile,
Elimdeki asa ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Dertleri çok Eyüp ile,
Gözü yaşlı Yakup ile,
O Muhammed mahbub ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
Hamd ü şükrullah ile,
Vasf-ı Kulhüvallah ile,
Daima Zikrullah ile,
Çağırayım Mevlam seni.
Bilmişim dünya hâlini,
Terk ettim kıyl-ü kâlini,
Baş açık, ayak yalını,
Çağırayım Mevlâm seni.
Yunus okur diller ile,
O kumru bülbüller ile,
Hakk'ı seven kullar ile,
Çağırayım Mevlâm seni.
DENİZLER OLSA BİR KADEH
Denizler olsa bir kadeh,
Susuzluğum kanmaz benim.
İniltilerim kesilmez,
Gözüm yaşı dinmez benim.
Gel varalım bizim ile,
Ki giresin bahçelere.
Daim öter bülbülleri,
Gülistanım solmaz benim.
Bizim ilin bahçeleri,
Daim tazedir gülleri.
Mamure durur bostanım,
Ağyar gülüm üzmez benim.
Mansur kadehin nice kez,
Maşuka sundu elime.
Dört yanımda od vurdular,
Kimse hâlim bilmez benim.
Yana yana kül oluban,
Sen maşukanın yolunda.
Günde bin kez yanar isem,
Dosttan yüzüm dönmez benim.
Canım aşkın külüngüne,
Ferhat olup tuttum başım.
Daim dağları keserim,
Şirin'im hiç sormaz benim.
Yunus eydur: Ey sultanım,
Aşkın ile yandı canım.
Gel kılar isen dermanım,
Artık canım ölmez benim.
DERTLİ NE AĞLAYIP GEZERSİN BURDA
Dertli ne ağlayıp gezersin burda?
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
Nice dertli kondu göçtü burada,
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
Bu dert benim munisimdir, yârimdir,
Arşa çıkan benim ah ü zarımdır.
Seni ağlatan lutf ıssı kerimdir,
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
Daim Hakk'a cemalini diledur,
Zikr ile mevlayı dilden anadur.
Kahrı kime ise lütfu onadır,
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
Sevdaya salma şu garib başını,
Akıtır gözünden kanlı yaşını.
Kerimdir onarır kulun işini,
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
Yunus senin gözlerinde çok hal var,
Önünde uğrayıp geçecek yol var.
Gece gündüz dur da Mevlâ'ya yalvar,
Ağlatırsa Mevlâ'm yine güldürür.
DERVİŞ OLAN KİŞİLER ACEP NİCE DİRİLE
Derviş olan kişiler acep nice dirile,
Yok takazası budur bir ola her bir ile.
İkilik eylemeye, hiç yalan söylemeye,
Âlem bulanır ise, bulanmadan durula.
Acep öyle kim ola, bulanmadan durula,
Öylelik ister isen, yoldaş olgıl er ile.
Erile yoldaş olan key olası gönülden,
Âlem yoldaş olurdu olur ise dil ile.
Dilden nesne gelemez, su ile gönül yunmaz,
Gerçeğin gelenleri yederler bir kıl ile.
Dün-ü günün çekerler, o kıl üzülsün deyi,
Ömrün anda berkitmiş yedilir bir kıl ile.
İnce sanman o kılı, güzaf sanman bu yolu,
Erenler geçti geldi, her biri bir hal ile.
Her kim hali hallendi, o bey oldu kullandı,
Yunus sen kul olugör, bey söyleşir kul ile.
DERVİŞLİK DEDİKLERİ
Dervişlik dedikleri,
Hırka ile taç değil.
Gönlün derviş eyleyen,
Hırkaya muhtaç değil.
Hırkanın ne suçu var?
Sen yoluna varmazsan.
Var git yolunca yürü,
Er yolu kalmaç değil.
Dirsin şeyhin aşkına,
Yalın ayak, baş açık.
Er var dirlik dirlikmiş,
Yalın ayak aç değil.
Durmuş marifet söyler,
Erene Yunus Emre'm.
Yol eriyle yoldadır,
Yolsuza yoldaş değil.
DERVİŞLİK DEDİKLERİ BİR ACAYİP DURAKTIR
Dervişlik dedikleri bir acâyip duraktır,
Derviş olan kişiye evvel dirlik gerektir.
Çün erde dirlik ola, Hak ile birlik ola,
Varlığı elden koyup, ere kulluk gerektir.
Kulluk eyle erene, bakıp Hakk’ı görene,
Senden haber sorana, key miskinlik gerektir.
Hak ere benim dedi, varlığın erde kodu,
Erenlerin himmeti yerden göğe direktir.
Bu dervişlik berâtın okumadı müftiler,
Onlar ne bilsin onu, bu bir gizli varaktır.
Yunus sen ârif isen, anladım bildim deme,
Tut miskinlik eteğin, âhır sana gerektir.
DERVİŞLİK DER Kİ BANA
Dervişlik der ki bana;
Sen derviş olamazsın.
Gel ne diyeyim sana,
Sen derviş olamazsın.
Derviş bağrı taş gerek,
Gözü dolu yaş gerek.
Koyundan yavaş gerek,
Sen derviş olamazsın.
Döğene elsiz gerek,
Söğene dilsiz gerek.
Derviş gönülsüz gerek,
Sen derviş olamazsın.
Dilin ile şakırsın,
Çok maniler dokursun.
Vara, yoğa kakırsın,
Sen derviş olamazsın
Kakımak varmışsa ger,
Muhammed de kakırdı.
Bu kakımak sende var,
Sen derviş olamazsın.
Doğruya varmayınca,
Mürşide ermeyince.
Hak nasib etmeyince,
Sen derviş olamazsın.
Derviş Yunus gel imdi,
Ummanlara dal imdi.
Ummana dalmayınca,
Sen derviş olamazsın.
DERVİŞLİK MAKAMI HAL İÇİNDE HAL
Dervişlik makamı hâl içinde hâl,
Feragatlık makamı dervişe muhâl.
Derviş ayrılamaz evvelki demden,
Hiç fırkat olmadı nasiptir visâl.
Dervişler fitne kabın burda uşattı,
Hareket etti bunda olmadı battal.
Dervişlik dirliği Sırat üzredir,
Hesabı ettiler zerre-i miskal.
Derviş "Enel Hak" derse n'ola, acep mi,
Hep varlık Hakk'ındır alâ küll hâl.
Derviş ayırma gözün evvelki demden,
Yunus görüp durur hem âhir hem evvel.
DİLBER CEMALİN GÖRELİ
Dilber cemâlin göreli,
Dilde kararım kalmadı.
Kırıldı sabrım şişesi,
Namus-u arım kalmadı.
Benden benim benliğimi,
Yağmaladı hüsnün gülü.
Gözüm nazar kılmaklığa,
Özge nigârım kalmadı.
Kurudu gözümde yaşım,
Eridi bağrımda taşım.
Yokluğa yüz tuttu işim,
Ah ile zârım kalmadı.
Şeyhim senin mürşitliğin,
"Fena ender fena" kıldı.
Ölmezden evvel ölmeye,
Dahi kararım kalmadı.
Çünkü gönlümü Hazrete,
Her bir sıfatım bozula.
Döndür beni bu aradan,
Bir doğru yârim kalmadı.
Miskin Yunus, yüzün kara,
Hazretine nice vara.
Meğer senden ola çare,
Ayrık tımarım kalmadı.
DİLSİZLER HABERİNİ KULAKSIZ DİNLEYESİ
Dilsizler haberini kulaksız dinleyesi,
Dilsiz kulaksız sözü, can gerek anlayaşı.
Dinlemeden anladık, anlamadan eyledik,
Gerçek erin bu yolda yokluktur sermayesi.
Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk,
Her dem yeni dirlikte, bizden kim usanası.
Yetmiş iki dilceydi araya sınır düştü,
Ol bakışlı biz baktık, yermedik âm-u hâsı.
Miskin Yunus ol veli, yerde gökte dopdolu,
Her taş altında gizli, bin imran oğlu Musi.
DİN VE MİLLET SORAR İSEN
Din ve millet sorar isen, aşıklara din ne hacet,
Aşık kişi harap olur;bilmez ne din, ne diyanet.
Aşıkların gönlü, gözü, maşuk tepe gitmiş olur,
Ayrık surette ne kalır, nice kılısar zühd ü taat.
Taat kılan uçmak için, din tamu için,
O ikiden fariğ olur, neye benzer bu işaret.
Her kim dost sever ise, dosttan yana gitmek gerek,
İşi gücü dost olacak, cümle işten olur azat.
Onun gibi maşukanın haberin kim getirir,
Cebrail mürsel sığmaz, şöyle olundu işaret.
Soru hesap olmayısar dünya ahiret koyana,
Münker ü Nekir ne sorar, terk olacak cümle murat.
Havf ü reca gelmez onda, varlık yokluk bırakana
İlm ü amel sığmaz onda, ne terazi ne sırat.
O kıyamet pazarında, her kula başı kaygısı,
Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet.
DİNİN İMANIN VAR İSE
Dinin imanın varı ise,
Hor görmegil dervişleri.
Cümle âlem müştak durur,
Hor görmegil dervişleri.
Ay u Güneş müştak durur,
Dervişlerin sohbetine.
Ferişteler tesbih okur,
Zikir eder dervişleri.
Tersalar tövbeye gelir,
Taht ısları zebun olur.
Dağlar taşlar secde kılar,
Göriceğiz dervişleri.
Derviş oku ırak atar,
Hey demeden cana yeter.
Gafil olma yeter tutar,
Hor görmegil dervişleri.
Ol Fahr-ı Âlem Mustafa,
Sıdkı bütün aşka safâ.
İster isen ondan vefa,
İncitmegil dervişleri.
İncidesin âh ederler,
Ömrün günün kurutalar.
Gözsüz olasın yedeler,
Tâ bilesin dervişleri.
Yer gök eydür hırka hakı,
Himmetleri olsun bâki.
Çün Padişah oldu sâki,
Esrittiler dervişleri.
Gökten inen dört kitabı,
Bir günde bin kez okusan,
Vallah didâr görmeyesin,
Sevmez isen dervişleri.
Yunus aydur: Bu aşk geldi,
Ölmüş canım diri kıldı.
Sen ben demek benden kaldı,
Görüceğiz dervişleri.
DİN-Ü MİLLET KODURDU
Din-ü millet kodurdu o benim canım alan,
Onı duyan kişiye ne gönül, kalır ne can.
Duymayanlar halimi, dinin kodu der bana,
Neyile din beslesin cansız gönülsüz kalan.
Suretimde varlığım gönül ile can idi,
Cümlesin yağmaladı bana ışk bağışlayan.
Aşkın serhengi beni komadı hiç nesneden,
Ne İslamda ne dinde anılmaz küfr ü iman.
Şart u farz olmaz anda canı aşka kalanda,
Cevapsız dil söylenir nice bilsin bu lisan.
Elden iş bıraktırdı, niceliksiz baktırdı,
Dostluk ticaretinde unuttuk assı ziyan.
Beni benlikten kodu, varlık defterin yudu,
Havf u rica göstermez hayr u şer elden koyan.
Sorman Yunus'dan haber, dost kandasa anda var,
Yüz bin gevherden fariğ aşk denizine dalan.
DİRLİĞİM NE İDÜĞÜN
Dirliğim ne idüğün aydayım kıldan kıla,
Irak yakın işite, hass-u âm cümle bile.
Hass-u âm, mutî, âsî, dost, kuludur cümlesi,
Kullar yol vermeyince şahı kim görebile?
Dosta gidenin yolu gönül içinden gider,
Bir amel eylemedim, gireyidim gönüle.
Dosta giden kişiler unutur kendözünü,
Ben nereye varırsam beni ileten bile.
Senlik, benlik olıcak iş ikilikte kalır,
İkilik tutan kişi nice birike birle.
Bundan böyle dost ile bilmezem n'olasını,
Şimdiye değin ömrüm geçmiş yok sevda ile.
Bu kıssam uzundurur, nice tüketebilem,
Hangi bir eksikliğim getirebilem dile.
Yetmiş iki milletin ayağın öpmek gerek,
Onun için maşûka, cümle millete bile.
Âşık imişse Yunus, vuslat bulaydı bugün,
Âşk nice karar kılsın yarınki vade ile.
DİVANELER DİVANELER
Divaneler, divaneler,
Durun durun aşka sela.
Aşk esriği mestaneler,
Durun durun aşka sela.
Mest-i elestler kandaksız,
Mestane mestler kanatsız.
Saki duruptur çanaksız,
Durun durun aşka sela.
Merdaneler, merdaneler,
Erlik demi bu gündürür.
Baş verüben can terkini,
Vurun vurun aşka sela.
Ey nice hamle edelim,
İşbu fenadan gidelim.
Binin binin şevk atalım,
Sürün sürün aşka sela.
Muhabbet yoluna girip,
Aşktan dava kılan kişi.
Tan eylemiş aşıklara,
Görün görün aşka sela.
Akıl ne bilir aşkı kim
Mağrur oluptur aklına.
Aşkı bu gün bu Yunus'a,
Sorun sorun aşka sela.
DOLAP NİÇİN İNİLERSİN?
Dolap niçin inilersin?
Derdim vardır inilerim.
Ben Mevlâ'ya aşık oldum,
Onun için inilerim.
Benim adım dertli dolap,
Suyum akar yalap yalap.
Böyle emreylemiş Çalap,
Derdim vardır inilerim.
Beni bir dağda buldular,
Kolum kanadım kırdılar,
Dolaba lâyık gördüler,
Derdim vardır inilerim.
Ben bir dağın ağacıyım,
Ne tatlıyım, ne acıyım.
Ben Mevlâ'ya duacıyım,
Derdim vardır inilerim.
Dağdan kestiler hezenim,
Bozuldu türlü düzenim.
Ben bir usanmaz ozanım,
Derdim vardır inilerim.
Şu dülgerler beni yondu,
Her azam yerine kondu.
Bu iniltim Hak'tan geldi,
Derdim vardır inilerim.
Suyum alçaktan çekerim,
Dönüp yükseğe dökerim.
Gör beni neler çekerim,
Derdim vardır inilerim.
Yunus burda gelen gülmez,
Kişi muradına ermez.
Bu fanide kimse kalmaz,
Derdim vardır inilerim.
DOLDUR BİZE SUN KADEHİ
Doldur bize sun kadehi, aşk şarabından ey sâki,
Ol denizden içir bize, k'andan içer seyh-u faki.
Sohbetimiz ilâhîdir, sücümüz Kevser suyudur,
Şahımız şahlar şahıdır, çalgımızdır dost fırakı.
Kim ki bir dem sohbet ola, müftü müderris mat ola,
Bir ilâhî devlet ola, ondan içen oldu bâki.
Hırka ile taç yol vermez, fereciyle âlim olmaz,
Din diyanet olmayacak okusan yüz bin varakı.
Okudun yedi mushafı, ha taat gösterir safî,
Çünkü amel eylemedin, gerekse var yüz yıl oku.
Bin kez hacca vardın ise, bin kez gaza kıldın ise,
Bir kez gönül kırdın ise, gerekse var yollar doku.
Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ? Ayıt bana aklı eren,
Gönlü yeğ durur zira kim, gönüldedir dost durağı.
Gönüllerin komşuların ısmarladı Hak Resûl'e,
Miraç Gecesi dost ile bu keleci oldu dakı.
Yunus işin budur hemen, tutgıl gönüller eteğin,
Dilersen bâki olasın, gönüller oldular bâki.
DOST BAKALI YÜZÜME
Dost bakalı yüzüme,
Ben şahı görüp geldim.
O yüce yücesine,
Gümansız erip geldim.
Esrikliğime bakma,
Adım deliye takma.
Esrikliğim ezelden,
Sohbeti sürüp geldim.
Ezelden bile idim,
Elest'e bela dedim.
O kadimi denizden,
Sel olup geri geldim.
İşretine ermişim,
Sala deyip durmuşum.
Canı, dini, imanı,
Şükrane verip geldim.
Aşk bana İsa oldu,
Erenler dua kıldı.
Bir iki kez topraktan,
Ben ölüp dura geldim.
Mansur eydür Enel Hak,
Der suretin oda yak.
Deyin dara gelsinler,
Ben darı kurup geldim.
Sorman Yunus'tan haber,
Dost nerdeyse orda var.
Haberin gören verir,
Ben tenha görüp geldim.
DOST ELİNDEN ÖLÜR İSEM
Dost elinden ölür isem, hiç gümansız geri gelem,
Ganimet görün bu demi, can şükrane vere gelem.
Canın diri tutan kişi, dost katından ırağ düşer,
Feda kılam yüzbin canı, ıraklıktan beri gelem.
Cercis’leyin o dost beni yetmiş kez öldürür ise,
Bin kez dahi ölür isem, yüz bin kez ileri gelem.
Yüz bin kez doğam, dolunam, dost burcunda cevlan kılam,
Hem bunda olam, hem anda, bunda anda varı gelem.
Yavı kılındım ne çare, yürürüm dün gün avare,
Soranlara cevap budur, isteyüben sora gelem.
Bin yıl toprakta yatarsam ben komayam enel- Hakk’ı,
Ne vakt gerek olur ise, aşk nefesin vere gelem.
İnanmayan, gel sinime, dost adını ayıt çağır,
Kefen donun pare kılıp, toprağımdan duru gelem.
Bundan böyle n'olasını değme akıl şerh etmeye,
Yunus aydur aşıklara, dost haberin vere gelem.
DOST İLİNİN HABERİN
Dost ilinin haberin,
Desem işite misin?
Yoldaş olup o yola,
Sen bile gide misin?
O ilin bağı olur,
Şerbeti ağu olur.
Kadeh tutmaz o ağu,
Nuş edip yuda mısın?
O elin zevadesi,
Cefa tuta gidesi.
Şekeri ayrı sunup,
Sen ağu tada mısın?
O ilde ay gün olmaz,
Ay gün gidilip dolmaz.
Tertipler terk idüben,
Hesap unuda mısın?
Senlik benlik terk edip,
Yokluk eline gidip,
Aşktan içip esriyip,
Varlık terk ede misin?
İşbu tenin tertibi,
Ateş, yel, toprak, sudur,
Yunus sen gör özünü,
Suda, toprakta mısın?
DOST SENİN AŞKIN ODU
Dost senin aşkın oku,
Key katı taştan geçer.
Aşkına düşen kişi,
Can ile baştan geçer.
Dün ü gün hep zâr olur,
Aşkın ile dâr olur.
Endişesi sen olan,
Cümle teşvişten geçer
Aşkına düşenlerin,
Yüreği yanar olur.
Kendini sana veren,
Dügeli işten geçer.
Başında aklı olan,
Ücretle amel kılmaz.
Hurilere aldanmaz,
Göz ile kaştan geçer.
Bu dünyanın sevgisi,
Ağulu aşa benzer.
Sonunu sayan kişi,
Ağulu aştan geçer.
Gerçek aşık o ola,
Can vermiye ol ive.
Dost ile pazar için,
Nice bin baştan geçer.
Ariflere bu dünya,
Hayal ve düş gibidir.
Kendini sana veren,
Hayal ve düşten geçer.
Yunus'un gönlü gözü,
Doludur Hak sevgisi.
Sohbet ihtiyâr eden,
Yad u bilişten geçer.
DOST YÜZÜNE BAKMAYA
Dost yüzüne bakmaya,
Key safa nazar gerek.
Dost ile bilişmeye,
Can gözü bîdâr gerek.
İzz-ü nazdan geçüben,
Tertipler terkedüben.
Varlıklar tükedüben,
Yüz bin ol kadar gerek.
Varlıktır hicap katı,
Kim yıka bu hicabı?
Dost yüzünden nikabı,
Götürmeye er gerek.
Hicap oldun sen sana,
Ne bakarsın dört yana?
Kaykımaz öne sona,
Şuna ki dîdâr gerek.
Gel şimdi hicabın yık,
Hırs evinden taşra çık,
Hak bağışlaya tevfik,
Kasdıla hüner gerek.
Aşıka izzet-ü ar,
Vallah güzel bu haber.
Âşık isen cansız gel,
Ne ser-ü destar gerek.
Sen seni elden bırak,
Dost yüzüne sensiz bak.
Mansur'layın "Enel HAK",
Dahi sebükbâr gerek.
Kim dost ile bilişe,
Lacerem derde düşe.
Âşık canı hemişe,
Sermest-ü hımar gerek.
Dost ile bilişen can,
Oldur kendüye bakan.
Varlık leşkerin sıyan,
Dahi çabuk er gerek.
Terk eyle kıyl-ü kali,
Dosta vergil mecali.
Yokluktadır visali,
Kamudan geçmek gerek.
Akıl erdiği değil,
Bu göz gördüğü değil.
Dil söz verdiği değil,
Bî-lisan bî-ser gerek.
İşit işit key işit,
Dost katına sensiz git.
Dosta gidene önden,
Kendüsüz sefer gerek.
Boncuk değil sır sözü,
Gel gidelim ko sözü.
Dostu görmez baş gözü,
Ayrıksı basar gerek.
Yunus şimdi yavı var,
Bulamazsın il-ü şar.
Kim Hak desin kim batıl,
Derviş burdubâr gerek.
DOST YÜZÜNÜ GÖRECEĞİZ
Dost yüzünü göreceğiz, nice karar kılsın bu can,
Yağmaya verir o demde, yüz bin zahid din-ü iman.
Ta'na yoktur âşıklara her ne hale döner ise,
Ferman olamaz kendüye müşahedeye gark olan.
Can-u gönül fehm-ü akıl aşk mevcine gark olıcak,
Ne ile ansın o kişi, yazık müzd-ü assı ziyan.
Canında gözü yok kişi, görmeyesir dost yüzünü,
Gözsüz nice fehmeylesin ne rengedir işbu cihan.
Yüz bin melik-ü selatin dost yüzünü göreyidi,
Terk eyledi ten tertibin izzet-ü leşker hanüman.
Aşk nice bir harab ise velayeti arta durur,
Onun için ki dayima virandır genc-i nihan.
Aynel- yakıyn gören kişi ırmaz gözün dost yüzünden,
Nice görebilsin onu bu seviden taşra duran.
Yunus'a bu aşk kızgını komaz dilin tuta idi,
Âşıka maşuk razını dürüst diyemiye insan.
DOSTTAN HABER GELDİ BANA
Dosttan haber geldi bana,
Durayım andan varayım.
Kurbanlığa bu canımı,
Vereyim andan varayım.
Şu bir iki arşın bezin,
Ne yeni var, ne yakası.
Kaftan edeyim eğnime,
Sarayım andan varayım.
Can alıcı hod geliser,
Emâneti ver deyiser.
Ben emâneti ıssına,
Vereyim andan varayım.
Gitti canım, kaldım öyle,
Nâcâr olup girdim yola.
Dostlar şâd olduğun bile,
Göreyim andan varayım.
Münker'le Nekir geliser,
Yer gök ün ile dolısar.
Ben bunlara cevâbını,
Vereyim andan varayım.
Yazdığım çok, günah öküş,
Yürür idim dünyada hoş.
Ettiklerimin hesabın,
Sorayım andan varayım.
Beslediğim nâzik teni,
Terk etmeyim derdim onu.
Kara toprağa ben onu,
Karayım andan varayım.
Ben bu ömür harmanını,
Derdim devşirdim uş yine.
Yunus aydır bu dükkânı,
Dereyim andan varayım.
DOSTTAN HABER GELDİ YİNE
Dosttan haber geldi yine, dostlar yarak etsin demiş,
Dirgensinler meşâyihe, er eteğin tutsun demiş.
Ben severim şu kulumu, yoksul ola sabreyleye,
Benden ona yol eyledim, Mirâcıma ersin demiş.
Şu kahr ile kazananlar, güle güle yedirenler,
Götürdüm perdelerini, didârıma baksın demiş.
Her bir kişi dosta vara, armağanın dosta vere,
Orda bizi anmayanlar, burda da utansın demiş.
Fâni dünyadan geçeriz, bâki mülküne göçeriz,
Armağan gerektir dosta, yüklü yükün tutsun demiş.
Ayıdın Yunus'a dursun, yüzünü toprağa sürsün,
Öğüdün kendiye versin, okuduğun tutsun demiş.
DOSTTAN HABER KİM GETİRİR
Dosttan haber kim getirir?
Sorun seher yellerine.
Hak Çalab'ım bititmesin,
Ayrılığın kullarına.
Vay bu ayrılık firakı,
Dünya kime kaldı baki?
Hak Çalab'ım olmuş saki,
Kadeh sunar kullarına.
O kadehin içi dolu,
Onu içen olur deli.
O şeyhimin tâlibleri,
Bel bağlamış yollarına
Hocamın talibi çoktur,
Hiç bundan kemteri yoktur.
Her şeyin mürşidi Hak'tır,
Uymaz mısın allarına?
Nefse karşı olan kişi,
Durmaz akar gozü yaşı.
Burda nefse uyan kişi,
Dalmaz kevser sularına.
Kevser havzuna dalanlar,
Ölmezden öndün ölenler,
Nefsini düşman bilenter,
Konar Tûbâ dallarına.
Tûba dalından uçanlar,
Cennet kapısın açanlar,
Şarabun tahur içenler,
Banmaz dünya ballarına.
Bu manadan kimse almaz,
Anda varan yine gelmez.
Bu dünyaya kimse kalmaz,
Gelen göçer illerine.
Biçâre Yunus n'eylesin?
Derdini kime söylesin?
Bir dem tefekkür eylesin,
Bu dünyanın hallerine.
DOSTTAN HABER SORAR İSEN
Dosttan haber sorar isen,
Güzâf değildir dost işi,
Belli bilin hiç nesnedir,
Bu cihânda dostsuz kişi
Her kim ki dost yüzün göre,
Dost diye canını vere.
Ol vaktın ol dosta ere.
Unuta cümle teşvişi.
Kim yol bulısardır ona,
Ol kağırır ondan yana.
Devlet erdi ondan bana,
Hacet değil hümâ kuşu.
Dost işi aceb işdürür,
Can denize dalmışdurur.
Cansızlara bir düştürür.
Gel yorasın sen bu düşü
Dost aşkından âlem doldu,
Her bir âşık ondan oldu.
Aşksız biten çiçek soldu,
Aşk iledir dostluk hoşu.
Nice diyeyim ben onu
Kabûl etmez yüz bin canı
Ona layık kıymet hani
Yoktur onun deni tuşu
Aşkı süre âşık gerek
Ne olısar aşktan yeğrek
Aşktır yere göğe direk
Kalanı hep söz öküşü
Yunus imdi sen ben iken,
Âşıklara ne sen ne ben.
Yokluktamış dostu seven,
Komaz ayrıksı bakışı.
DÜN GİDER GÜNDÜZ GELİR
Dün gider gündüz gelir, gör nicesi uz gelir,
Padişah hükmü ile âlemde düpdüz gelir.
Karanlıklar sürülür, âlem münevver olur,
Işıdı nur kandili havaya az az gelir.
Bir bakgıl sağa sola, kayıkma değme yola,
Dinile kuş ününü, nice türlü saz gelir.
Kuş hod yumurta idi, yuvada yerde idi,
O hod kudret ünüdür bilmeyene kaz gelir.
Söz ıssı sözün alır, sûret toprakta kalır,
Her kim bu hâli bilir, kend'özünden vazgelir.
Aşk benliğim iletti, akıl dört yana gitti,
Yunus'a yükü yetti, bilmeyene az gelir.
DÜNYANIN MEKRİNE GÖNLÜNÜ VERME
Dünyanın mekrine gönlünü verme,
Sen de kurtulmazsın mevtin elinden.
Ben filanım diye göğsünü germe,
Sen de kurtulmazsın mevtin elinden.
Hani Meryem, hani ya oğlu İsa,
Ejderha olurdu elinde Asa.
Firavun' un kavmiyle cenk eder Musa,
O da kurtulmadı mevtin elinden.
Yunus balık ile deryada yüzdü,
İskender seyredip âlemi gezdi.
İndi Süleyman'ın tahtını bozdu,
Sen de kurtulmazsın mevtin elinden.
Nemrut İbrahim'le çok cenk eyledi,
Semaya çıkmaya hem kasdeyledi.
Son-ucu bir sinek helâk eyledi,
Sen de kurtulmazsın mevtin elinden.
Gökten Kur'an ayet ayet inerdi,
Dertli olanlara derman olurdu.
Dünyada kalsa Muhammed kalırdı,
Sen de kurtulmazsın mevtin elinden.
Yunus Emre ister dünyada iman,
Hani tahtın yel götüren süleyman.
Lokman da bulmadı derdine derman,
O da kurtulmadı mevtin elinden
DÜNYAYA GELEN KİŞİLER
Dünyaya gelen kisiler,
Yola bile gelmek gerek.
Ölümünü anubanı,
Dün-ü gün ağlamak gerek.
Bu dünya kahır evidir,
Hem bâki değil fânidir.
Aldanıp da kanma buna,
Tez tövbeye gelmek gerek.
Ne durur dünya çokluğu,
Eşkere durur yokluğu.
Varlık sarayın hakikat,
Ahireti bilmek gerek.
Gel imdi dur bu fâniden,
Mahrum kalmadan bâkiden.
Tâat kılıp bu dünyadan,
Kul nasibin almak gerek.
Korkar isen o tamudan,
Alcak olgil sen kamudan.
O günü ince Sırat'tan,
Kamularla geçmek gerek.
Geçip gitmek diler isen,
Ya düşmeyeyim der isen,
Su kazandığın malını,
Tanrı için vermek gerek.
Kazandığını verenler,
Yoksulları hos görenler,
Hak hazretine varanlar,
Oddan o kurtulmak gerek.
Kur'an aydur ki "vetteku"
Gine aydur ki "tazra'û"
Kâhil olup oturmagıl,
Tez tövbeye gelmek gerek.
Yunus'un sözü şiirden,
Amma aslıdır kitaptan.
Hadis ile dinine key,
Bilgil sadık olmak gerek.
DÜŞT'ÖNÜME HUBBÜL VATAN
Düşt'önüme hubbül- vatan,
Gidem hey dost deyi deyi.
Anda varan kalır heman,
Kalam hey dost deyi deyi.
Gele şu Azrâil tuta,
Assı kılmaz ana, ata.
Binem şu ağaçtan ata,
Gidem hey dost deyi deyi.
Halvetlerde meşgul olam,
Dâyim açılam gül olam.
Dost bağında bülbül olam,
Ötem hey dost deyi deyi.
Şol bir beş on arşın bezi,
Kefen edeler eğnime.
Dökem şu dünya donların,
Giyem hey dost deyi deyi.
Mecnun oluban yürüyem,
Yüce dağları bürüyem.
Mum olubanı eriyem,
Yanam hey dost deyi deyi.
Günler geçe yıl çevrile,
Üstüme taşım devrile.
Ten çürüye toprak ola,
Tozam hey dost deyi deyi.
Yunus Emre var yârına,
Münkirler girmez yoluna.
Bahri olup dost gölüne,
Dalam hey dost deyi deyi.
ECEL OKU ERDİ CANA
Ecel oku erdi cana,
Kafle göçtü dur diyeler.
Gafil olan yolda kalır,
Tez yarağı gör diyeler.
Anmaz idim o sultanı,
Ne işe gönderdi beni.
Emanet verilen canı,
Gel ıssına ver diyeler
Çün can bedenden çekile,
Şu elif kamet büküle.
Gözünden gevher döküle,
Gel merteben sor diyeler.
Şöyle yürürken naz ile,
Adın deftere yazıla.
Kara yerde ev düzile,
Gel günahkar gir diyeler.
Kabrin sual eder sana,
Kani armağının bana.
Armağansız gelen bunda,
Yılan çiyan yer diyeler.
Münafıkın aklı şaşa,
Rabbim bilmem diye haşa.
Kabir dar ola kavuşa,
Hak buyurdu kır diyeler.
Mümin olan gele dile,
Cevap vere güle güle.
Cennet'ten huriler gele,
Kabrin dolu nur diyeler.
Yunus sabret bu mihnete,
Bir gün eresin rahata.
Yine Hakkın lütfu yete,
Gel Cennet'e gir diyeler.
EĞER AŞKI SEVERSEN CAN OLASIN I
Eğer aşkı seversen cân olâsın,
Gönüller tahtına sultan olâsın.
Seversen dünyeyi mihnet bulâsın,
Erenler sırrını kaçan duyâsın.
Diken olma, gül ol erenler yolunda,
Diken olur isen oda yanâsın.
Niyâz için buyurdu Hak namâzı,
Niyazdan vay sanâ gâfil olâsın.
Erenler nefesin âsâ edin sen,
Eğer nefsine uyarsan fenâsın.
İbâdetler başıdar terk-i dünyâ,
Eğer mü’min isen ânâ uyâsın.
Atan anan hakkın yitürdün ise,
Yeşil donlar giyesin donanâsın.
Eğer konşu hakkı boynunda ise,
Cehennemde yarın bâki kalâsın.
Gönüle gireni gönendi derler,
Gönüle sen de gir ki gönenesin.
Yunus bu sözleri erenden aldı,
Sanâ dahî gerek ise alâsın.
EĞER AŞKI SEVERSEN CAN OLASIN II
Eğer aşkı seversen can olasın,
Kamu derdine hem derman olasın.
Eğer dünya seversen mübtelâsın,
Maânî sırrına nerde eresin.
Cihan köhne saraydır, sen beyisin,
Nice bir eskiye hasretlenensin.
Ağudur, bal değil dünya muradı,
Nice bir ağuya parmak banasın.
Kanatsız kuşlayın kaldın yabanda,
Kanatlı kuşlara nerde eresin.
Sana erden asa gerek bu yola,
Dayanırsan asaya dayanasın.
Yunus'un bu sözü gözlüleredir,
Eğer âşık olursan uyanasın.
EĞER GERÇEK AŞIK İSEN
Eğer gerçek âşık isen, boynundaki menşur nedir?
Hak yoluna sadık isen, yanlış sanı tezvir nedir?
Sımak gerek gönlün bütün fâsiddır kamû tâatın,
Gecmeyince ibâdetin, Hak’tan sana mazur nedir?
Çünkü adın oldu filân, hep dirliğin oldu yalan,
Gelsin bize mana bilen, hakîkatte mestur nedir?
Terkeylegil ten tertibin, gider senden benlik adın,
İçin imâret olmadan, dışındaki mamûr nedir?
Aydırsın kim gözüm görür, da’vîyi ma’nîye irür,
Gündüzün gün şule verir, bu gece yanan nûr nedir?
Günde yer gök gidedurur, komşun sefer ededurur,
Ecel bir bir yutadurur, bu dünyâya mağrur nedir?
Mümin isen gel gel beri, cebbâr ola burc u bârû,
Fahredelim erenleri, malûm olan münkür nedir?
Bunda belî diyen kişi, onda tamâm olur işi,
Bizden nişan isteyene, o Hallâc-ı Mansûr nedir?
Yunus şimdi söyle hakı, Allah oldu sana sâki,
Gider gönlündeki şeki, elindeki menkur nedir?
EĞRİLİĞİN KOYASIN, DOĞRU YOLA GELESİN
Eğriliğin koyasın, doğru yola gelesin,
Kibr ü kîni çıkargıl, erden nasîb alasın.
Ne versen elin ile, şol varır senin ile,
Ben desem inanmazsın, varıcağız görürsün.
Gönülde pas oturur, onda seni yitirir,
İçeri şah oturur, giremezsin göresin.
On ikidir hücresi, yedi dervâzesi var,
Anda iki dilber var, bilmezsin ki sorasın.
Var kardaşını öldür, dahî avretin boşa,
Anana kâbin kıydır, Hakk’ı ayan göresin.
Bîçâre miskin Yunus aşktan davî kılarsın,
Dosttan haber gelicek yüz sürüyü varasın.
ERENLER BİR DENİZDİR, AŞIK GEREK DALASI
Erenler bir denizdir, âşık gerek dalası,
Bahri gerek denizden girip gevher alası.
Yine biz bahri olduk, denizden gevher aldık,
Sarraf gerek gevherin kıymetini bilesi.
Yürü var epsem olgıl, ne simsarlık satarsın?
Ali gibi er gerek isbu sırra eresi
Muhammed Hakk’ı bildi, Hakk’ı kendinde gördü,
Cümle yerde Hak hazır, göz gerektir göresi.
Dile rızkını Hak’tan “Nahnu kasemnâ” pinhan,
Nefsin bilmiş ol gerek göz hicâbın silesi.
Dedim isbu nefesi asıklar hükmü ile,
Bahıllıksız er gerek bir karara durası.
Alimler kitap düzer, karayı aka yazar,
Gönüllerde yazılır bu kitabın süresi.
Yürü hey sofu zerrak, ne salusluk satarsın?
Hak’tan artık kim ola kula dilek veresi.
Hak durağı gönülde, ayeti var Kur’anda,
Arştan yukarı ancak ask burcudur kalesi.
Şöyle deli olmuşam, bilmezem dünden günü,
Yüregime isledi ask odunun yarası.
Gel şimdi miskin Yunus, tut erenler eteğin,
Cümlesi miskinlikmiş, yokluk imis çaresi.
ERENLERE MUHİB İKEN
Erenlere muhib iken,
Ya münkir olduğun neden?
Key sakıngil tatlı canın,
Okları çıkmadan yaydan.
Kahır erenler atıdır,
Gayret dahi hilatıdır.
Erenler yayı katıdır,
Okları geçer kayadan.
Bize muhip olanları,
Hak'tan dileriz onları.
Dönüp münkir olanları,
Tez çıkarırlar aradan.
Burda ayak el öpülür,
Görenin canı kapılır.
Garip misafir yapılır,
Zavya vü mescit-haneden.
Ağu içerse nuş olsun,
Sücü içerse hoş olsun.
Yunus ile yoldaş olsun,
Gelsin Allah'ına giden.
ERENLERİN GÖNLÜNDE
Erenlerin gönlünde ol sultan dükkan açtı,
Nice bizim gibiler anda konuban geçti.
Cümle erenler uçtu, dağlar, yazılar geçti,
Aşk kazanına düştü, kaynayıbanı pişti.
Bu dünyanın meseli, benzer murdar gövdeye,
İtler gövdeye düştü, Hak dostu kodu geçti.
Aşık mı diyem ona? Can terkini urmadı,
Aşık ona diyeler, kim melamete düştü?
Yine esridi Yunus, Taptuk yüzün görelden,
Meğer onun gölünden bir cur'a şerbet içti.
ERENLERİN HİMMETİNİ
Erenlerin himmetini ben sana yoldaş eyleyem,
Her nereye varır isem, cümle işim hoş eyleyem.
Koyam dünyayı gidem, çün ahirete sefer edem,
Cennetteki hurilerden ben bana yoldaş eyleyem.
Taze vü yumşak geymeyem, cümlesinden fariğ olam,
Ger döşeğim torak ise, yastığımı taş eyleyem.
Vuram yıkam nefs evini, oda yana hırs-u hava,
El götürem şimden geri, nefs ile savaş eyleyem.
Tenim dahi, canım dahi hiç bilmedi Enel Hakk'ı,
Şimdiye dek bilmediyse, şimden geri duş eyleyem.
Bugün gülen kişi bunda, yarın ağlar imiş onda,
Revan dökem gözyaşını, yastığımı yaş eyleyem.
Miskin Yunus çağırıp der, âşıkıyım miskinlerin,
İçim miskin değil ise, miskin dışım uş eyleyem.
EVVEL BAHAR OLMAYINCA
Evvel bahar olmayınca,
Kızıl gül açılmaz imiş.
Kızıl gül açılmayınca,
Bülbül zârı kılmaz imiş.
Bülbül hevestir ötmeye,
Güle sarmaşıp yatmaya,
Bağban kasdeyler satmaya,
Gül kadrini bilmez imiş.
Bre bağban satma gülü,
Haramdır akçesi, pulu.
İnletme âşık bülbülü,
Gözün yaşı dinmez imiş.
Yılda bir kez hayvanlara,
Aşk yeli eser bunlara.
Kimi âdem hayvan olur,
Hayvan âşık olmaz imiş.
Âşık olamıyan âdem,
Benzer imiş bir ağaca.
Ağaç yemiş vermeyince,
Budağı eğilmez imiş.
Yunus Emre'm, hey biçare,
Yârdan ayrıldın âvare.
Yârdan ayrılmayınca dost,
Yâr kadrini bilmez imiş.
EVVEL BENİM, AHİR BENİM
Evvel benim, ahir benim,
Canlara can olan benim.
Azıp yolda kalmışlara,
Hızır medet eden benim.
Bir karara tuttum karar,
Benim sırrıma kim erer?
Gözsüz beni nerde görer?
Gönüllere giren benim.
Kün deminde nazar eden,
Bir nazarda dünya düzen.
Kudretinden han döşeyip,
Aşka bünyad olan benim.
Düz döşedim bu yerleri,
Baskı kodum bu dağları.
Sayvan gerdim bu gökleri,
Yeri sonra düren benim.
Dahi acep âşıklara,
İkrar-u din, iman oldum.
Halkın gönlünde küfr ile,
İslam ile iman benim.
Halk içinde dirlik düzen,
Dört kitabı doğru yazan,
Ak üstüne kara dizen,
O yazılan Kur'an benim.
Dost ile birliğe yeten,
Buyruğu neyise tutan,
Mülk eyleyip dünya düzen,
O bahçıvan hemen benim.
Ben bu yere buyuracak,
Yeryüzüne gün vuracak,
Ulu deniz mevc urucak,
Gemiye yol bulan benim.
Diller, damaklar şaşıran,
Aşk kazanını taşıran,
Hamza'yı Kaf'tan aşıran,
O ağulu yılan benim.
Yunus değil bunu diyen,
Kendiliğidir söyleyen,
Mutlak kâfir inanmayan,
Evvel ahir heman benim.
EVVEL BİZE VACİP BUDUR
Evvel bize vacip budur,
İyi hulk-u amel gerek,
İslam adı konacağız,
Yoldaşımız iman gerek.
İsrafil sûrun vuracak,
Cümle mahluk uyanacak.
Soru hesap sorulacak,
Arap dili lisan gerek.
Gök perdelerin açalar,
İyi yavuzdan seçeler,
Ol dem nereye kaçalar,
Baş kurtarası yer gerek.
Terazi kurup oturalar,
Sermayemiz getireler,
O siyaset meydanında,
Bu tertipleri bil gerek.
Çağrışalar ana ata,
Kardeş kardeşten usana,
Yalvaralar ol Subhan'a,
Niyaz kılası yer gerek.
Dükelinden bu aşk yakın,
Yunus hata kılma sakın!
Aşktan nasip sorulacak,
Cevap veresi hal gerek.
EVVEL KADİM ÖNDEN SONA
Evvel kadim önden sona,
Zevali yok sultan benim.
Yedi iklime hükmedip,
Diri tutan sultan benim.
Ben bu yeri yaradıcak,
Yer üstüne gök duracak.
Ulu deniz mevc vuracak,
Nuh'a Tufan veren benim.
Dur dedim göklere durdu,
Gökler dahi karar kıldı.
Yüzbin türlü âdem geldi,
Getirip götüren benim.
Yusuf ile çaha inen,
Teraziye altın vuran,
Kefesini basaduran,
Mısr'ın ıssı sultan benim.
Ben abidim, ben mabudum,
Kamu yerlerde hazırım.
Zalimlerden dâd alıcı,
Miskinleri tutan benim.
Kaf'tan kaf'a hükmeyleyen,
Devleri hükmüne koyan.
Yele binip seyran kılan,
Bu mülke Süleyman benim.
Yunus değil bunu diyen,
Kudret dilidir söyleyen.
Kafir ola inanmayan,
Evvel ahir heman benim.
EY AŞIKLAR, EY AŞIKLAR
Ey âşıklar, ey âşıklar,
Aşk mezheb-ü dindir bana.
Gördü gözüm dost yüzünü,
Yas kamu düğündür bana.
Ey padişah, ey padişah,
Uş ben beni verdim sana.
Genc-ü hazinem kamusu,
Sensin benim önden sona.
Evvel dahi bu akl-u can,
Senin ile asl-ı mekân.
Âhir yine sensin mekân,
Uş vururam senden yana.
Senden sana varır yolum,
Senden seni söyler dilim.
İlle sana ermez elim,
Bu hikmete kaldım tana.
Artık bana ben demeyem,
Kimseneye sen demeyem.
Bu kul, o sultan demeyem,
Ben varurem senden yana.
Dost aşka ulaşılıdan,
Dünya ahiret bir oldu.
Ezel-ü ebed sorarsan,
Dün ile bugündür bana.
Artık bize yaş olmaya,
Gönlümüz hiç pas olmaya.
Zira Hak'tan gelen avaz,
Savulmaz düğündür bana.
Ben aşkından ayrılmayam,
Dergâhından ırımayam.
Eğer benden gider isem,
Senin ile varam bana.
Ol dost beni viribidi,
Var dünyayı bir gör dedi.
Geldim, gördüm hoş ârâyiş,
Seni seven kalmaz ana.
Kullarına vâdeyledi,
Yarın uçmak verem dedi.
Ol dostların sevindiği,
Yarınım bugündür bana.
Bu ah ile, bu zâr ile,
Bu hikmeti kim ne bile?
Bilse dahi gelmez dile,
Tuttum yüzüm senden yana.
Sensin bana can-u cihan,
Sensin bana genc-i nihan.
Sendendürür assı ziyan,
Ne iş gele benden bana?
Yunus sana tuttu yüzün,
Unuttu cümle kendözün.
Cümle sana söyler sözün,
Söz söyleten sensin bana.
EY AŞK DELİSİ OLAN
Ey aşk delisi olan, ne kaldın perâkende?
O seni deli kılan yine sendedir sende.
Dünya ahiret ol Hak, yer gök doludur mutlak,
Hiç gözlere görünmez, kim bilir ne nişanda?
Ger meyhaneye vardım, onsuz yer göremedim,
Yine ona sataştım, girdim ise külhanda.
Her kim aradı cismin, cisminde buldu hasmın,
Ne dünya ahret ona, ne assı ne ziyanda.
Bir nicesine kaç der, bir nicesine tut der,
Kaçanla bile kaçar, bile durur duranda.
Bir nice kullarını giriftar eden odur,
Medet edip erişen odur yine zindanda.
Derler ki: Miskin Yunus, niçin deli oldun sen?
Ne akl-u fehim kalsın işbu sırrı duyanda.
EY AŞK ERİ AÇ GÖZÜNÜ
Ey aşk eri aç gözünü,
Yer yüzüne eyle nazar.
Gör bu latif çiçekleri,
Bezenerek geldi geçer.
Bunlar böyle bezenirken,
Dost'tan yana uzanırken,
Bir sor ahi sen bunlara,
Kancerudur azm-i sefer.
Her bir çiçek bin naz ile,
Öğer Hakk'ı nazar ile.
Bu kuşlar hoş avaz ile,
O Padişahı zikr eder.
Öğer anın kadirliğin,
Her bir işe hazırlığın.
İlle ömrü kasırlığın,
Anacağız benzi solar.
Rengi döner günden güne,
Toprağa dökülür gene.
İbretdürür anlayana,
Bu ibreti arif duyar.
Ne bilmeğin bilmek olur,
Ne gülmeğin gülmek olur.
Son menzilin ölmek olur,
Duymadınsa aşktan eser.
Ger bu sırrı duyaydın,
Ya bu gamı yiyeydin.
Yerinde eriyeydin,
Gideydi senden kar-ü bar.
Bildik gelen geçer imiş,
Bildik konan göçer imiş.
Aşk şarabın içer imiş,
Bu manadan her kim duyar.
Yunus bu sözleri kogil,
Kend'özünden elin yugil
Senden ne gele bir degil,
Çün Hak'tan gelir hayr ü şer
EY BANA DERVİŞ DİYEN
Ey bana derviş diyen,
Nem ola derviş benim.
Ya bu adıma layık,
Yok elimde iş benim.
Derviş derler adıma,
Bakarlar suratıma.
Bilmezler ki dirliğim,
Külli sitayiş benim.
Dil ile şeyhim ulu,
Yolda aludan alu
Aklım evi kaygılı,
Nefsim asayiş benim.
Sureti güler halka,
Ya kani kulluk Hakk'a.
Bu dirliğime bak a,
Hem işim yanlış benim.
Kendi izimi bilirem,
Saluslanuben yürürem.
Buğz ü kibr ü adavet,
Gönlümü almış benim.
Suçumu örter hırkam,
Dirliğim cümlesi ham.
Bir gün yırtılısar perdem,
Zehi düşvar iş benim.
Derviş neye dolundum,
Ulu suçta bulundum.
Yunus umduğum Haktan,
O rahmet imiş benim.
EY BANA İYİ DİYEN I
Ey bana iyi diyen,
Adımı sofu koyan.
Acep sofu mu olur,
Hırka ile taç giyen.
Başıma taç giyindim,
Halka sofu göründüm.
Dışıma hırka giydim,
İçim bir kuru kovan.
Bu dilim zikir söyler,
Gönlüm fesad fikr eyler.
Hiç böyle mi zikr eyler,
Hakkı aşk ile seven.
Gözüm yolun gözetmez,
Kulük işidir tutmaz.
Dilim yerinde yatmaz,
Davalar kılar yalan.
Yunus gümansız bilir,
Yalancı yolda kalır.
Bir gün maksudun bulur,
Gerçeklik ile yalan.
EY BANA İYİ DİYEN II
Ey bana iyi diyen,
Benim kamudan kemter.
Şöyle mücrimim yolda,
Mücrimler benden server.
Benim gibi mücrim kul,
Gel iste bir dahi bul.
Dilimde ilm ü usûl,
Dileğim dünya sever.
Zâhirim iyi yerde,
Gönlüm fâsid haberde.
Bulunmaya Bağdad’da,
Bencileyin bir ayâr.
Dışım göynü içim ham,
Dirliğim budur müdam.
Yol varmadan bir kadem,
Arştan veririm haber.
Dışım biliş, içim yad,
Dilim hoş, gönlüm mürted.
İşim yavuz iyi ad,
Böyle fitne kanda var.
Kime ki öğüt verdim,
O Hakk’a erdi gördüm.
Bana benim öğüdüm,
Hiç eylemedi eser.
Takındım şeyhlik adın,
Kodum maşuk tâatın.
Verdim nefsin muradın,
Kanı Hakk ile Pazar.
Yayıldı Yunus adı,
Suçtur cümle tâatı.
Çalab’ım inâyeti,
Suçun geçire meğer.
EY BANA İYİ DİYEN III
Ey bana iyi diyen, benim kamuda yavuz,
Alnımı ay bilirim, bu gözlerimi yıldız.
Bu vücudum şehrinde buçuk pulluk assım yok,
Amelim mahalleri ser-be ser kalmış ıssız.
Hücrede ve bucakta Hakk’a lâyık amel yok,
Kimde derd ü firak var, kimlerde eserli söz.
Halk hep ayağın durur, ben seğirdim oturdum,
Geçtim sadır yerine, döşek kalın, yerim düz.
Bunun gibi sâlûsluk çünkim elime girdi,
Artık n’işime yarar âh u firak vâh u suz.
Ben bir kitap okudum, kalem onu yazmadı,
Mürekkep eyler isem, yetmeye yedi deniz.
Ben oruç namaz için süci içtim esridim,
Tesbîh u seccadeyçin dinledim çeşte kopuz.
Yunus'un bu sözünden sen mana anlar isen,
Konya minâresini göresin bir çuvaldız.
EY BENİ AYIPLAYAN
Ey beni ayıplayan, gel beni aşktan kurtar,
Elinden gelmez ise söyleme fâsid haber.
Hiç kimesne kendinden hâlden hâle gelmedi,
Cümlemizin hâlini maşuk eder mukarrer.
Âşıkların her hâli maşuk katında biter,
Sözün var ona söyle benim arada nem var.
Her kim aşk kadehinden içti ise bir cura,
Ona ne yad, ne biliş, ona n’esrik, ne humar.
Dost yüzünden nikabı her kim giderdi ise,
Hicab kalmadı ona artık ne hayr ü ne şer.
Şeriat edebinden korkarım söylemeğe,
Yok ise eydeyidim daha ayrıksı haber.
Dost kılıçından Yunus ölürse gam değil,
Dost göğünden uyanan, maşuk burcundan doğar.
EY BENİ DERVİŞ BİLEN
Ey beni derviş bilen,
Nem ola derviş benim.
Dervişlik yaylasında,
Hareketim kış benim.
Derviş adın edindim,
Derviş donun donandım.
Yola baktım utandım,
Hep işim yanlış benim.
Hırkam, tacım gözlerim,
Yalan yanlış sözlerim.
Her taraftan gizlerim,
Bin bir kötü iş benim.
Yoldan haber sorarlar,
Nedense inanırlar.
Kalbimi saf sanırlar,
Vay ne kötü iş benim.
İçerime bakarsan,
On paralık nesne yok,
Dışımın kavgasından,
Âlemler dolmuş benim.
Yunus der ki: Yarenler,
Ey gerçeğe erenler.
Bu yolda olan haller,
Allah'a kalmış benim.
EY BENİM İLE YAR OLAN
Ey benim ile yâr olan,
Dosta giden gelsin beri.
Varlıkların elden koyup,
Talan eden gelsin beri.
Terk edelim kıyl-ü kali,
İsteyelim doğru yolu.
Hem bulalım gevher kânı,
Gevher alan gelsin beri.
Gevher canın maksududur,
Can maksudun Mansur'dur.
Maksud için Mansur'layın,
Berdâr olan gelsin beri.
Emek dilersen maksuda,
Çok hizmet eyle mürşide.
Sen senliğinden ayrıl da,
Didar yakın, gelsin beri.
Pinhan edenler kend'özün,
Onlar görürler Hak yüzün.
Görmek dilersen bil sözün,
İkrar eden gelsin beri.
Yunus gel anlat halini,
Bildir nedir ahvalini.
Derde bırak gel kendini,
Derman eden beri gelsin.
EY CANIMA CANANIM
Ey canıma cananım,
Ey derdime dermanım.
Alemlere sultanım,
Medet Allah'ım medet.
Bu derdim onmaz gibi,
Azrail gülmez gibi.
Umduğum olmaz gibi,
Medet Allah'ım medet.
Dünyayı baki sandım,
Gaflet içinde kaldım.
Ölüm var imiş bildim,
Medet Allah'ım medet.
Gene zari kılayım,
Çalab'a yalvarayım.
Allah'a sığınayım,
Medet Allah'ım medet.
Aşık Yunus kıl zari,
Günahın yuğsun Bari.
Göresin Peygamberi,
Medet Allah'ım medet.
EY ÇOK KİTAPLAR OKUYAN
Ey çok kitaplar okuyan,
Sen ki tutarsın bana dak,
Ne bilesin sırrı ayan,
Gel aşktan oku bir sabak,
Ger sen seni bildin ise,
Sûret terkin vurdun ise.
Sıfat nedir bildin ise,
Ne ki edersen bana hak.
Bilmeyesin bed-nâm u nâm,
Bir ola sana has u âm.
Bildim ise ilmi tamam,
Gel aşkdan oku bir sabak.
Okumagıl ilmin yüzün,
İlme amel gerek güzin.
Aç gönülden bâtın gözün,
Âşık mâşuk hâline bak.
Bakgıl âşık ne iştedir?
Mâşuka o cünbüştedir.
İkisi bir teşviştedir,
İki sanıp bakma ırak.
İkilikten geçemedin,
Hâli hâlden seçemedin.
Dosttan yana uçamadın,
Fakılık oldu sana fak.
Cübbe ve hırka tâc ve taht,
Verse gerektir aşka bac.
Dört yüz mürit ve elli hac,
Terkeyledi Abdülrezzak.
Onun gibi din ulusu,
Hac öptü, çaldı nâkûsu.
Sen dahi bırak nâmusu,
Gel beri putun oda yak.
Âşık mâşuk birdir bile,
Aşktan gelir her söz dile
Bîçâre YÛNUS ne bile,
Ne kara okudu, ne ak.
EY DERVİŞLER, EY KARDAŞLAR
Ey dervişler, ey kardaşlar,
Ne acep derdim var benim.
Mecnun olmus der görenler,
Ne acep derdim var benim.
Dervis olan ar eylemez,
Âşık olan zâr eylemez.
Hekimler timar eylemez,
Ne acep derdim var benim.
Deryanın mevci cağladı,
Hasret yüreğim dağladı.
Halim görenler ağladı,
Ne acep derdim var benim.
Derdine düştüm Mevlâ'nın,
Avarasıyım sevdanın.
Mevci yenilmez deryanın,
Ne acep derdim var benim.
Âşık Yunus düştün gine,
Düştün hemen aşk derdine.
Girdin hakikat yurduna,
Ne acep derdim var benim.
EY DOST AŞKIN DENİZİNE
Ey dost aşkın denizine,
Girem gark olam yürüyem.
İki cihan meydân ola,
Devrânım sürem yürüyem.
Girem denize gark olam,
Ne elif, ne mim, dal olam.
Dost bağında bülbül olam,
Güllerin derem yürüyem.
Bülbül olubanı ötem,
Gönül olam ceset tutam.
Başımı elime alam,
Yoluna verem yürüyem.
Bülbül olubanı gidem,
Ey nice gönüller güdem.
Yüzüm aşk ile dem be dem,
Toprağa sürem yürüyem.
Şükür gördüm didârını,
İçtim visâlin yârını.
Bu benlik senlik şarını,
Terkini vuram yürüyem.
Yunus’tur aşk âvâresi,
Bîçareler bîçaresi.
Sendedir derdim çâresi,
Dermânım soram yürüyem.
EY DOST BUNCA KIYL Ü KAL
Ey dost bunca kıyl ü kal ne maksud hod bir haber durur,
Ya bunda cüst ü cu nedir, görene bir nazar-durur.
Dağlar aşıp berye geçip, ey uzak sefer edenler,
İstediğin sende iken, aceb bunca sefer durur.
Hiç kılmagıl ırak sefer, ömür geçer ecel erer,
Dost sendedir halvet sever, bu galebe haşer durur.
Gel ırak isteme onu, canından içeri canı,
Seninle bile duranı, görmeyen bî basar durur.
Sen uyursun ol uyanık, eksiğini kılar bayık,
Dahî nice bulam tanık, daim seninle yar durur.
Mescid ü medrese sende, sen dört yana perâkende,
Ne kaldın sen bu erkende, işin katı düşvar durur.
Bu tevhîd donunu giyen, varlığın yokluğa sayan,
İşbu yolda kâyim duran, belli bilin ol er durur.
Ol işler tamam olunca, ol dirliği dirilince,
Gözün hicâbın silince, yer gök dolu dîdar durur.
Miskin Yunus onu gördü, gönlü vü canı sevindi,
Kamusunu yere saldı, maşûka intizarıdır.
EY DOST SENİ SEVELDEN
Ey dost seni sevelden aklım gitti kaldım ben,
Irmakları seyredip denizlere daldım ben.
Bir zerre aşkın odu kaynatır denizleri,
Düştüm aşkın oduna tutuşuban yandım ben.
O canda ki aşk ola, anda gussa olmaya,
Bu aşk bana gelelden gussam gitti güldüm ben.
Bülbül de aşık olmuş kızıl gülün yüzüne,
Gördüm erenler yüzün hezar destan oldum ben.
Bu aşkı bana verdin, ben diderem kend'özüm,
İçim dışım nur doldu, dosta âşık oldum ben.
Bir kuru ağaç idim, yol üzre düşmüş idim,
Er bana nazar kıldı, tâze civan oldum ben.
Yunus gerçek âşıksan adını miskin kogıl,
Cümlesinden ihtiyar miskinliği buldum ben.
EY DOST SENİ SEVERİM
Ey dost seni severim, canımda yerin vardır,
Gece gündüz uyunmaz aceb ahvalim vardır.
Gülü göre dururken, dikene sunmaz elin,
Korkma düşmanlarından, çün doğru yerin vardır.
Düşmanlar der ki bana, söz demek nerden sana?
Söz demek nerden bana, illa üstadım vardır.
Ele getir dügeli harceyle miskinlere,
Dünyâyı kimse tutmaz, sonucu ölüm vardır.
Bundan kend'özün giden, oldurur yolda kalan,
Benim bir karıncaya vallah istâdım vardır.
Yunus miskin kend'özün, toprak eylegil yüzün,
Maşukaya yaraşır bir miskinliğim vardır.
EY DOST SENİN AŞKIN ODU
Ey dost senin aşkın odu,
Ciğerim pâre baş gelir.
Aşkından yanar yüreğim,
Yandığım bana hoş gelir.
Aşkın oduna yandığım,
Ağlamak oldu güldüğüm.
Dost sana zârı kıldığım,
Münkirlere savaş gelir.
Söyler isem sözüm savaş,
Söylemezsem ciğerim baş.
Cihan doludurur kallâş,
Her birinden bir taş gelir.
Gör nice taşlar atılır,
Dost için başlar tutulur.
Gelir gönüle batılır,
Hâlimize haldaş gelir.
Bizim hâlimizden bilen,
Kimdir aşka münkir olan?
Bizim sevdiğimiz Hak’tır,
Bu halka göz ü kaş gelir.
Nice nice salâtinler,
Zebûn olur aşk elinde.
Her kim bu yola düşerse,
O bu yola yavaş gelir.
Erenler buna kalmadı,
Vardı yoluna durmadı.
Hakk’ı gerçek sevenlere,
Cümle âlem kardaş gelir.
Miskin Yunus bil özünü,
Dosta açıp şu gözünü.
Hangi burçtan bakar isen,
O sultana güneş gelir.
EY DÜNÜ GÜN HAK İSTEYEN
Ey dünü gün Hak isteyen, bilmez misin Hak kandadır?
Her kandasam anda hazır, kanda bakarsam andadır.
İstemegil Hakk'kı ırak, gönüldedir Hakk’a durak,
Sen senliğin elden bırak, tenden içeri candadır.
Gir gönüle bul ordadır, benlik defterin dürdedir,
O has gevher bil ordadır, sanma ki o ummandadır.
O ummanda yüzbin gevher, bir zerreden oldu kemter,
O cana zevâl mi erer, zevâl canı hayvandadır.
Eylegil sûretin vîran, can sırrıdır ona eren,
Bâtın gözüdür dost gören, zâhir gözü yabandadır.
Kim ki gaflet içre geçer, canı zevâl suyun içer,
Derviş sırrı arştan uçar, çünkü mekânı ordadır.
Yunus Emre gözün aç bak, iki cihan doludur Hak,
Gümânı sıdkı oda yak, söyl’eşkere nihandadır.
EY DÜNYAYI SEVEN KİŞİ
Ey dünyayı seven kişi,
Bir gün koyup gitmek gerek.
Senin dileğinle değil,
Naçardır, ne etmek gerek?
Gözün ile gördüğünü,
Şu hasretin olanları.
Akil isen an bunları,
Her kimseyi anmak gerek.
Şu kahr ile kazandığın,
Bir gün kalısar körlüğe.
Şu mal ki körlüğe kalır,
Şaylığa harc etmek gerek.
Kudret kandilinden senin,
Destur ile indi canın.
Bir gün geri gel deniser,
Şu sözü işitmek gerek.
Ne hak buyruğun tutarsın,
Ne kul sözün işitirsin.
Hiç bilmezsin mana nedir?
Ne dilde çağırmak gerek?
Uydun bu nefsin sözüne,
Battın günah denizine.
Çirk getirdin can yüzüne,
Tövb'eteğin tutmak gerek.
Yunus, şimdi sen dil ile,
Ben Hakkı severim deme.
O padişah hazretine,
Görklü meta iltmek gerek.
EY GÖNLÜMÜN EĞLENCESİ
Ey gönlümün eğlencesi,
Ayıt bana n'eyleyeyim.
Aşkından oldum avare,
Derdim kime söyleyeyim.
Mülk-ü fenadan geçeyim,
O dost iline uçayım.
Dalayım aşk ummanına,
Denizlerin boylayayım.
Aşk odu vurdu canıma,
Dökeyim aşkın hanına.
Âşıklar gelsin yanıma,
Âşıkları toylayayım.
Girdim aşkının bağına,
Baktım sağıma soluma.
Türlü çiçekler derleyip,
Güllerini yıylayayım.
Âşık olayım o güle,
Düşsün âleme gulgule.
Hezar destan olayım ben,
Dost bağını yaylayayım.
Yırtam yakamı il-ü şar,
Dün günü kılam ah-u zar.
Değiben dertli başıma,
Zarılıklar eyleyeyim.
Yunus der ki: Erenlerin,
Dirliğini dirilmedin.
Gücüm yettiğince yârin,
Soylarını soylayayım.
EY GÖNÜL BİZE KEREM KIL
Ey gönül bize kerem kıl, bile seyran edelim,
Can-u tenden geçüben, gel azm-i canan edelim.
Ten nedir dost yolunda, ben onu terk etmeyim,
Dost cemalin görmeye, gel canı kurban edelim.
Bu fena ender, fenayı terk edelim dost için,
O beka ender, beka mülkünde seyran edelim.
Asitanın mürşidin gel, kıble-i can kılalım,
O şahım, şehler şehin gel bize mihman edelim.
Bu biçare Yunus'un uygıl sözüne bir nefes,
Ey gönül o sultanın arşında seyran edelim.
EY KOPUZ İLE ÇEŞTE
Ey kopuz ile çeşte aslın nedürür işte,
Sana sual sorarım eydiver bana uş de.
Eydür ki, aslım ağaç, koyun kirişi birkaç,
Gel irşetim dinle geç, aklı koma beleşte.
Eydirler bana haram, ben uğruluk değilim,
Çünkü aslım mısmıldır, ne varımış kirişte.
Bana kiriş dediler, aşka giriş dediler,
Benim adım aşk verdi, ben durmazam kolmaşta.
Şâdilik ile geldim, işbu âleme doldum,
Mürvetlere düzüldüm, kodular işbu düşde.
Ağaç deri derildi, kiriş ile bir oldu,
Aşk denizine daldı, bahane yok bu işte.
Mevlânâ sohbetinde saz ile işret oldu,
Arif manaya daldı, çün biledir ferişte.
Ferişteyi anmaktan bilesin murat nedir?
Gece gündüz biledir senin ile her işte.
Ol ferişteler adı Kiramen Katibin'dir,
Yazmaktan usanmazlar, ırmazlar yazda kışta.
Birisi sağ omzunda, birisi sol omzunda,
Birisi hayrın yazar, birisi şer cünbüşte.
Kâğıtları tükenmez, ne hot mürekkepleri,
Aşınmaz kalemleri, kayımlardır o işte.
Hem meyhaneye varır, hem puthaneye girer,
Bunlar saklarlar seni, sen gafilsin bu işte.
Yunus imdi Sübhân'ı vasfeylegil gönülde,
Ayrı değil ariften bu kopuz ile çeşte.
EY PADİŞAH, EY PADİŞAH
Ey pâdişah, ey pâdişah,
Her dem için düzedurur.
Dünyâ onun bustânıdır,
Sevdiğini üzedurur.
Yavuzluk eyleme sakın,
Ecel sana senden yakın.
Nicelerin aslın kökün,
Yurd eyleyip bozadurur.
Sen anda varasın anda,
Çok yarak eylegil bunda.
Canlar bâkî değil tende,
De birkaç gün gezedurur.
Sorucu gelip yer yırtıp,
Sorar Tanrı’n kimdir diye.
İşbu canım onu duyup,
Sünüklerim sızadurur.
Ey Tanrı'yı bir bilenler,
Can Hakk'a kurban kılanlar.
Ölü değildir bu canlar,
Aşk gönülde yüzedurur.
Ben gördüm erenler uçtu,
Aşk kadehin dolu içti.
Hak katında nazı geçti,
Şöyle yüzü yere durur.
Erenlerin kulu isen,
Ölümün anadur Yunus.
Nic’erenler geldi geçti,
Növbet şimdi bizedurur.
EY PADİŞAHI LEM YEZEL
Ey padişahı lem yezel,
Ey kadir-i hayyu ezel.
Ey lütfü çok, kahrı güzel,
Lütfün da hoş, kahrın da hoş.
Ağlatırsın zârı zârı,
Göstermezsin hiç didârı.
Layık görür isen nârı,
Nârın da hoş, nurun da hoş.
Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül, yahut diken.
Ya hıl’atü, yahut kefen,
Lütfün da hoş, kahrın da hoş.
İster ağlat, ister güldür
İster şad et, ister öldür
Miskin Yunus sana kuldur
Narın da hoş, nurun da hoş
EY SÖZLERİN ASLIN BİLEN
Ey sözlerin aslın bilen,
Gel, de bu söz nerden gelir?
Söz aslını anlamayan,
Sanır bu söz benden gelir.
Sözdür kılar kayguyu şad,
Sözdür kılar bilişi yad.
Eğer horluk, eğer izzet,
Her kişiye sözden gelir.
Söz karadan aktan değil,
Yazıp okumaktan değil.
Bu yürüyen halktan değil,
Hâlık avazından gelir.
Ne elif okudum, ne cim,
Varlığındadır kelecim.
Bilmeye yüz bin müneccim,
Tâallüm n’ıldızdan gelir.
Şule bize Ay’dan değil,
Aşk eri bu soydan değil.
Rızkımsa bu evden değil,
Deryâ-yı ummandan gelir.
Biz bir behâne arada,
Ayrık de elden ne gele.
Hak çün emir eyler cana,
Bu keleci ondan gelir.
Yunus bir derd ile âh et,
Kahr evinde n'eyler rahat.
Bu derde derman kefâret,
Bir âh ile suzdan gelir.
EY YA GÖNÜL AÇGIL GÖZÜN
Ey yâ gönül açgıl gözün, fikrin yavlak uzatmagıl,
Bakgıl kendi dirliğine, kimse aybın gözetmegil.
Şöyle dirilgil halk ile, ölüceğiz söyleşeler,
Bâki dirlik budur canım, yavuz ad ile gitmegil.
Diler isen bu dünyayı ahirete değşiresin,
Dün-ü gün kılgıl tâatı, ayak uzatıp yatmagıl.
Gördün ki bir derviş gelir, yüz vur onun kademine,
Senden şey'ullah edicek, kaşın karagın çatmagıl.
Söylediğin keleciyi işittiğin gibi söyle,
Kend'özünden zeyreklenip birkaç söz dahi katmagıl.
Dünya çerb-ü şirindürür, Âdem gerektir yiyesi,
Kem nesneye tamah edip kösüp kömürüp yutmagıl.
Nefse uyup beş parmağın bir kezden iltme ağzına,
Kes birisin ver miskine, gerek ola unutmagıl.
Yunus kim öldürür seni, veren alır yine canı,
Yarın göresin sen onu, er nazarından gitmegil.
EY YARENLER AYDAMAZAM
Ey yarenler aydamazam,
Canım neye daldığını.
Dil ile vasfedemezem,
Gönlümü kim aldığını.
Gönlüm dolu, sığmaz dile,
Âşıktır o kim hâl bile?
Aşk nicesi verdi yele,
Anlayamaz n'olduğunu.
Aşktan haber bilenlerin,
Aşk derdile dolanların,
Küfrü imân olanların,
Ayıplaman güldüğünü.
Ağlamak, gülmek âşıka,
Dirilmek, ölmek âşıka.
Kahr ile lütfu bir bilir,
Bilmez melûl olduğunu.
Aşk Yunus'u eyledi lâl,
Yunus kanı aşka helâl.
Koy varın etsin payımâl,
Görmesin ayrıldığını.
EY YARENLER, EY KARDAŞLAR I
Ey yarenlar ey kardaşlar,
Korkaram ben ölem deyü.
Öldüğümü kayırmazsam,
Ettiğimi bulam deyü.
Bir gün görünür gözüme,
Aybım uralar yüzüme.
Endişeden del'olmuşam,
N'idem ben ne kılam deyü.
Eğer gerçek kul imişsem,
Ona kulluk kılayıdım.
Ağlayaydım bu dünyada,
Yarın anda gülem deyü.
Hemin geldim bu dünyaya,
Nefsime kulluk eyleyü.
İyi amel işlemedim,
Azaptan kurtulam deyü.
Ey biçare miskin Yunus,
Günahın çok n'eyleyesin?
Sığındım o Allah'ıma,
Dedi hem af kılam deyü.
EY YARENLER, EY KARDAŞLAR II
Ey yarenler, ey kardaşlar, sorun bana kandayıdım,
Aşk denizine dalıban deryayı ummandayıdım.
O ki beni bekler idi, her kandasam saklar idi,
Aşk urganı ucundaki kandildeki candayıdım.
Yure bünyad vurulmadan, yer gök halayık olmadan,
Levn-ü kalem çalınmadan, mülkü yaradandayıdım.
Yüz yetmiş bin ferişteler, saf bağlayıp durucağız,
Cebrail'i gördüm onda, o ulu divandayıdım.
Dört kitabı okumadan, ayırıp seçmek olmadan,
Ben okudum sabakımı, Kur'anda hanendeyidim.
Kaygı eli bana ermez, gussa gergiz beni görmez,
Endişe şerrinden taşra bir ulu makamdayıdım.
Doksan bin Hak kelamınıeyleyicek Habib ile,
Otuz bini sır olıcak ol vaktin ben andayıdım.
Beni gibi miskin kulu yüz bin gelirse az ola,
Benim gelişim şimdidir, uçmakta Rıdvan'dayıdım.
Yıldız idim bunca zaman, gökte melayik arzuman,
Cebbar-ı âlem hükmeder ben o zaman ondayıdım.
Ben bu suretten ileri adım Yunus değil iken,
Ben o idim, o ben idi, bu aşkı sunandayıdım.
EY YARENLER, EY KARDAŞLAR III
Ey yarenler, ey kardaşlar,
Ecel ere ölem bir gün.
İşlerime pişman olup,
Kend'özüme gelem bir gün.
Yanlarıma kona elim,
Söz söylemez ola dilim.
Karşıma gele amelim,
N'ettim ise görem bir gün.
Oğlan gider danişmende,
Saladır dosta düşmana.
Şu dört tekbir namaz ile,
Vaktim tamam kılam bir gün.
Beş karış bezden kefenim,
Yılan, çiyan yiye tenim.
Yıl geçe obrula sinim,
Unutulup kalam bir gün.
Başıma dikeler hece,
Ne erte bilem, ne gece.
Âlemler ümidi Hoca,
Sana ferman olam bir gün.
Yunus Emre sen bu sözü,
Dahi tamam etmemişsin.
Tek yürüyeyim, n'eyleyim?
Üstadıma gelem bir gün.
EY YARENLER, EY KARDAŞLAR IV
Ey yârenler ey kardaşlar, görün beni n’ittim ahî,
Ere erdim, eri buldum, er eteğin tuttum ahî.
Canım bir gözsüz can idi, içi dolu sen ben idi,
Tuttum miskinlik eteğin, ben menzile yettim ahî.
Korkar oldum bir Tanrı’dan, bâzâr oldum yatlı hudan,
İşbu işim sağıncıla, ben yoluma gittim ahî.
Giderdim gönülden kîni, kin tutanın yoktur dîni,
Ey yârenler, ben bu sözü uludan işittim ahî.
Anladım kendi hâlimi, gözledim doğru yolumu,
Tuttum ulular eteğin, Hazret’e ben yettim ahî.
Âşık isen miskin Yunus, Hazret’e tutgıl yüzünü,
Anlayana gevherdürür, söz sarrafa sattım ahî.
EY YARENLER KİM İŞİTTİ
Ey yârenler kim işitti âşık tövbe ettiğini,
Ya kim işitti denize od düşüben tuttuğunu.
Şâhım senin aşkın odu düştü gönül deryâsına,
Aceblerler kaynayıban marifetler bittiğini.
Yüzbin İsâ ile Mûsâ aşkından ser-gerdan gezer,
Aceblerler beni dahî aşk nihengi yuttuğunu.
Yüzgeçlik öğrenmeyen kul ko girmesin bu denize,
Aşk deryâsı dipsizdürür aceblemen battığını.
Sarraflığı öğrenmeyen bu gevheri boncuk sanır,
Varır verir yok nesneye bilmez neye sattığını.
Her kim onun dîdârını bunda ayan görmez ise,
Yarın ol ser-gerdan geze hiç bilmeye nittiğini.
Yunus aydır er kuluyum, Taptuğ’umuz dost yüzüdür,
İşbu söze inanmayan edebilsin ettiğini.
EY YARENLER SÖYLEN BANA
Ey yarenler söylen bana,
Ben nicesi dolanayım?
Ne türlü tedbir edeyim?
Ya nice sağınç sanayım?
Canımda ol büt bitiptir,
Gönülümü ol alıptır,
Hey beni ol avutuptur,
Ayrık neye bağlanayım?
Öyle ediptir ol beni,
Seçemezem dünden günü,
Alsın teni, alsın canı,
Ko ben ona alınayım.
Ben gevheriyim, kânım o
Ben bir kulum sultânım o
Aklım-u canım gönlüm o
Ondan niçin usanayım?
Onsuzluğum bana haram,
Ondandurur nakdim tamam.
Buncılayın lûtf-u kerem,
Nerde bulup dinleyeyim?
Odur bana Yunus deyen
Odur benim bağrım delen
Odur beni bensiz koyan
Hem ben oyum bu ben neyim
Odur bana Yunus diyen,
Odur benim bağrım delen,
Odur beni bensiz koyan,
Hem ben olam, bu ben neyim?
EY YARENLER TINMAN BANA
Ey yarenler tınman bana,
Ben gene n'oldum bilmezem.
İlm ü amel sorman bana,
Divane oldum bilmezem.
Ayrıksı nesne tutmuşam,
Bildiklerim unutmuşam.
Canımı aşka atmışam,
Onda ne buldum bilmezem.
Aklım yavu vardı benim,
Dağıldı fikrim kamusu.
Boşaldım uş doldum veli,
Ne ile doldum bilmezem.
Aşkım beni yakıp durur,
Gönlüm dosta akıp durur.
Devşirimezem ben beni,
Dembeste kaldım bilmezem.
Ben aşksızın olamazam,
Aşk yoksa ben olamazam.
Aşktır canımın hasılı,
Aşka kul oldum bilmezem.
Sen beni şeyh oldu diye,
Benden nasihat isteme.
Ben sanırım ki bilirem,
Şimdi bildim ki bilmezem.
Aşık Yunus sen canını,
Dost yoluna eyle feda.
Bu şeyh ile buldum Hakk'ı,
Ben gayrı nesne bilmezem.
EYYUB'UM BEN MÜBTELAYIM
Eyyub'um ben mübtelâyım, derde derman isterim,
Aşıkım ben, hastayım ki cana canan isterim.
Yakub'um ben ağlarım, Yusuf için kıldım figan,
Yusuf'um zindan içinde, fazl-ı rahman isterim.
Musa'nın Tur'una vardım dost cemalin görmeye,
Gitti aklım nageh o dem, sırr-ı Suphan isterim.
Bir mekâna varmışım ki, o benim yurdum değil,
Zulmete erdim Hızır'la, âb-ı hayvan isterim.
Defter-i amelimi yüklendim, ettim azm-i rah,
Menzil-i maksuda Hak'tan emr-ü ferman isterim.
Yunus Emre'm, bilmedi halin senin hiç kimseler,
Halimi arzetmeye bir merd-i irfan isterim.
EZELİDEN VAR İDİ
Ezelîden var idi,
Canımda bu aşk odu.
Eşkere etmez idim,
Bildim ki o dost kodu.
Ben razıyam bu yolda,
Günde bin kez yanarsam.
Şekerden daha tatlı,
Şirindir aşkın tadı.
Dört kitabı okuyan,
Bulmadı aşka çâre.
Ne beyler, ne sultanlar,
Ne müderris, ne kadı.
Yer gök oynar ırılmaz,
Yeller eser deprenmez.
Âkıbet şol canın kim,
Aşkın ola bünyâdı.
Aşk anadan doğmadı,
Kimseye kul olmadı.
Hükmüne kıldı esir,
Cümle bilişi, yadı.
Aşka mecnun olanlar,
Assı ziyandan fârığ.
Korkmaz ıssı soğuktan,
Pes ne biliser odu.
Ezelde benim fikrim,
Enel Hak idi zikrim.
Henüz dahi doğmadan,
ol Mansûr-ı Bağdâdî.
Aşk çengine düşenin,
Melamet olur canı.
Onun için bed-namdır,
Miskin Yunus'un adı.
<<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>>