GERİ

  

   DİNLE NEY'DEN 

 

 

بشنو اين نى چون حكايت مى‏كند

از جدايى‏ها شكايت مى‏كند

 

Bişnev in ney çün hikâyet mîküned

Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned

 

Dinle, bu ney neler hikâyet eder,

Ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.

 

Listen to the reed how it narrates a tale
A tale of all the separations of which it complains.

 

 

كز نيستان تا مرا ببريده‏اند

از نفيرم مرد و زن ناليده‏اند

 

Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend

Ez nefîrem merd ü  zen nâlîdeend

 

Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan

Erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.

 

Ever since they cut me from the reed-bed,
My lament has caused man and women to moan

 

سينه خواهم شرحه شرحه از فراق

 تا بگويم شرح درد اشتياق‏

 

Sîne hâhem şerha şerha ez firâk

Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk

 

İştiyâk derdini şerhedebilmem için,

Ayrılık acılarıyle şerha şerhâ olmuş bir kalb isterim.

 

I want a bosom torn by separations,
So I can utter to it the description of the pain of longing.

 

 

هر كسى كاو دور ماند از اصل خويش

باز جويد روزگار وصل خويش

 

Herkesî kû dûr mand ez asl-ı hiş

Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-ı hîş

 

Aslından vatanından uzaklaşmış olan kimse,

Orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.

 

Whoever becomes distanced from his roots,
Seeks to return to the days of his union.

 

 

من به هر جمعيتى نالان شدم

جفت بد حالان و خوش حالان شدم

 

Men beher cem’iyyetî nâlân şüdem

Cüft-i bedhâlân ü hoşhâlân şüdem

 

Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Bedhâl (kötü huylu)

 Olanlarla da, hoşhâl (iyi huylu) olanlarla da düşüp kalktım.

 

I joined every gathering uttering my lament,
Consorting with the joyous and the sorrowful.

 

 

هر كسى از ظن خود شد يار من

از درون من نجست اسرار من

 

Herkesî ez zann-i hod şüd yâr-i men

Vez derûn-i men necüst esrâr-i men

 

 Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu.

İçimdeki esrârı araştırmadı.

 

Everyone befriended me following his own opinion,
No one sought the secrets from within me.

 

 

سر من از ناله‏ى من دور نيست

 ليك چشم و گوش را آن نور نيست

 

Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist

Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst

 

Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir.

Lâkin her gözde onu görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur.

 

My secret is not far away from my lament,
Yet, eye and ear do not possess that light.

 

 

تن ز جان و جان ز تن مستور نيست

ليك كس را ديد جان دستور نيست

 

Ten zi cân ü cân zi ten mestûr nîst

Lîk kes râ dîd-i cân destûr nîst

 

Beden ruhtan, ruh bedenden gizli değildir.

Lâkin herkesin rûhu görmesine ruhsat yoktur.

 

Body is not hidden from soul, nor soul from body,
Yet, none has the license to see the soul.

 

 

آتش است اين بانگ ناى و نيست باد

هر كه اين آتش ندارد نيست باد

 

Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd

Her ki în âteş nedâred nîst bâd

 

Şu neyin sesi âteşdir; havâ değildir.

Her kimde bu âteş yoksa, o kimse yok olsun.

 

The cry of the reed is fire, not wind,
Whoso does not possess this fire may he be naught.

 

 

آتش عشق است كاندر نى فتاد

 جوشش عشق است كاندر مى‏فتاد

 

Âteş-i ıskest ke’nder ney fütâd

Cûşiş-i ışkest ke’nder mey fütâd

 

Neydeki âteş ile meydeki kabarış,

Hep aşk eseridir.

 

It is the fire of love that is in the reed,
It is the fervour of Love that is in the wine.

 

 

نى حريف هر كه از يارى بريد

پرده‏هايش پرده‏هاى ما دريد

 

Ney harîf-i herki ez yârî bürîd

Perdehâyeş perdehây-i mâ dirîd

 

Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri,

Bizim nûrânî ve zulmânî perdelerimizi -yânî, vuslata mânî olan perdelerimizi- yırtmıştır.

 

The reed is the comrade of everyone who has parted from a friend
Its strains have rent asunder our hearts.

 

 

همچو نى زهرى و ترياقى كه ديد

همچو نى دمساز و مشتاقى كه ديد

 

Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd

Hem çü ney dem sâz ü müştâkî ki dîd

 

Ney gibi hem zehir, hem panzehir;

Hem demsâz, hem müştâk bir şeyi kim görmüştür.

 

Who has seen a poison and a remedy like the reed?
Who has seen a harmonious companion and a yearning friend like the reed?

 

 

نى حديث راه پر خون مى‏كند

 قصه‏هاى عشق مجنون مى‏كند

 

Ney hadîs-i râh-i pür mîküned

Kıssahây-i ışk-ı mecnûn mîküned

 

Ney, kanlı bir yoldan bahseder,

Mecnûnâne aşkları hikâye eder.

 

The reed is telling the story of the path full of blood;
It is telling the stories of Majnoon’s love.

 

 

محرم اين هوش جز بى‏هوش نيست

مر زبان را مشترى جز گوش نيست‏

 

Mahrem-î în hûş cüz bîhûş nist

Mer zebânrâ müşterî cüz gûş nîst

 

Dile kulakdan başka müşteri olmadığı gibi,

Mâneviyâtı idrâk etmeye de bîhûş olandan başka mahrem yoktur.

 

The confident of this consciousness is none other than the unconscious.
For the tongue has no client save the ear.

 

 

در غم ما روزها بى‏گاه شد

روزها با سوزها همراه شد

 

Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şüd

Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şüd

 

Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve

Ayrılıktan hâssıl olan ateşlerle arkadaş oldu –yânî, ateşlerle, yanmalarla geçti – .

 

In our sorrow the days of our life become unseasonable,
The days have become fellow travelers of burning grief.

 

 

روزها گر رفت گو رو باك نيست

تو بمان اى آن كه چون تو پاك نيست

 

Rûzhâ ger reft gû rev bâk nîst

Tû bimân ey ânki çün tû pâk nist

 

Günler geçip gittiyse varsın geçsin.

Ey pâk ve mübârek olan insân-ı kâmil; hemen sen vâr ol!..

 

If our days are gone, let them go it matters not,
For you remain, and none as holy as you are.

 

 

هر كه جز ماهى ز آبش سير شد

هر كه بى‏روزى است روزش دير شد

 

Herki cüz mâhî zi âbeş sîr şüd

Herki bîrûzîst rûzeş dîr şüd

 

Balıktan başkası onun suyuna kandı.

Nasibsiz olanın da rızkı gecikti.

 

Whoever is not a fish becomes sated with His water.
Whoever has no daily bread, finds the day long.

 

 

درنيابد حال پخته هيچ خام

 پس سخن كوتاه بايد و السلام

 

Der neyâbed hâl-i puhte hîç hâm

Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm

 

Ham ervâh olanlar, pişkin ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar. 

O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm. 

 

None that is raw understands the state of the ripe,
Hence my words must be brief. Farewell.