GÜLÜN BÜLBÜL İLE ŞÎVESİ

Gülistânda eder bülbüller âvâz
Sabâ gibi açarlar per-i pervâz


Görürler kudretin san‘atlarını
Bilürler Hâlik’ın hikmetlerini


Bu eşyâ mir’ât-ı vahdet ezelden
Zurûf-i hikmet olmuş Lem-ye zel’den


Okur bülbül gülün yapraklarında
Bu ilm-i tevhîdi varaklarında


Seherlerde sabâ feyz-i muhabbet
Dağıdur gül-gülistâne şerâfet


Seherlerde yağar emtâr-ı hikmet
Suvarır gülleri bu âb-ı rahmet


Dolar gözlerine nûr-i basîret
Okur bülbül seherde ders-i hikmet


Cenâb-ı Hakk’a yüzbin hamd ederler
Seherlerde gülistâne giderler


Gülistânda görürler bir tecellî
Tecelliyle olurlar mütesellî


Bütün evrâk-ı gül sırr-ı arefden
Okudur bülbüle ders her tarefden


Bu mir’ât-ı hidâyete bakarlar
Gülistân seyrine cânlar atarlar


Bilürler güllerin bir gülbünü var
Bu gülşenin nice bin bülbülü var


Görünür bülbül olan gül dalında
Nevâ-yı nây-ı aşkı var dilinde


Seherde nem olur güllerde incû
Fedâdır o güle bülbül-i dil-cû


Görür bülbül olan gülden cemâli
Cemâli seyreden bulur kemâli


Sabâ sünbüllere verir selâmı
Eder güller ile güzel kelâmı


Sabâ bülbüllere verir hayâtı
Eder gülşende bülbüller sebâtı


Bahâristân eder gülleri handân
Verir seyr ü safâ bülbüle devrân


Görür bülbül nûr-i dîdârı gülde
Bulur zevk-ı muhabbet mey ü mülde


Görünce dîdâr-ı dildârı bülbül
Eder devrân sabâ zevkıyle sünbül


Gülistân bülbül-i nâlâne cennet
Eder güllere dâimî o zînet


Alur vakt-i seher bûy-i nübüvvet
Seherlerde açılur verd-i hikmet


Sabâ verir gülistâne halâvet
Olur bülbüllere vakt-i seâdet