|
MÂNİLER
Âşık der âhû gözler
Avcılar âhû gözler
Beni sahrâya saldı
Gördüğüm âhû gözler
Âşık der ala gözler
Güzeldir ala gözler
Bir kanlı sevdiğim var
Cânımı ala gözler
Âşık der kara gözler
Güzeldir kara gözler
Bilmem dûçâr olduğum
Kan eder kara gözler
Âşık der güzel gözler
Güzeli güzel gözler
Çirkini ejder yutsun
Mâşûku âşık gözler
Âşık der âşık gözler
Gözlerim güzel gözler
Rakîb gözü kör olsun
Bilmez ne âşık gözler
Âşık der dağlı derûn
Ağlıyor dağlı derûn
Derdimi ol bilür ki
Olmuşdur dağlı derûn
Kan yaşım revânedir
Âşıklar dîvânedir
Yârimi yâr eyleyen
Bilmezem sevdâ nedir
Âşık der kara bağlar
Irakdır kara bağlar
Yârini küstürenler
Elbette kara bağlar
Değme benim yâreme
Yâre urma yâreme
Dost eli değmedikçe
Merhem olmaz yâreme
Bu gönlümüz yâreli
Yâr elinden yâreli
Gayri elden eylenmez
Olmayınca yâr eli
Âşık der sâzendeler
Saz çalar sâzendeler
Mürde diller ne bilür
Ne çalar sâzendeler
Âşık der güller açar
Gönül var güller açar
Zâğ-ı siyeh ne bilsün
Gülistân güller açar
Âşık der tâze güller
Tâzedir tâze güller
Seher bülbülü bilür
Nicedir tâze güller
Derdim derdime dermân
Vermiş elime fermân
Derdsizlik büyük derddir
Derdlidir ehl-i îmân
Derdim derde dermândır
Kabûlüme fermândır
Derdsizler hayvân imiş
Derdli ehl-i îmândır
Yârimden yârem menem
Yârime yârem menem
Yâresizler ne bilür
Yârimden yârem menem
Âşık der yârasızlar
Yâra var yârasızlar
Yârasızlar ne bilsün
Yâra var yârasızlar
Bülbül gülü ağladır
Derûnunu dağladır
Bülbülsüz güle benzer
Bahtım kara bağladır
Âşık der cânım yandı
Yâr urdu cânım yandı
Kınamayın ağalar
Ağlaram cânım yandı
Âşık der dağlar beni
Ağlasun dağlar beni
Ben dilbere n’etmişem
Dâimâ dağlar beni
Âşık der derd ucundan
Dutmuşam derd ucundan
Bu âteşe yandığım
Yine bu derd ucundan
Âşık der ki gülüm men
Gülistânda gülüm men
Hâristânı seyreden
Tasdîk eder gülüm men
Âşık der güzelleri
Severim güzelleri
Kül ola ol başa ki
Görmemiş güzelleri
Âşık der gül elleri
Gül dutar gül elleri
Katlime fermân yazar
Güzelin gül elleri
Âşık der cân ağladı
Ciğerde cân ağladı
Güzellerin boynunda
İncû mercân ağladı
Âşık der vîrânede
Hazne var vîrânede
Mâmûrda hüner olmaz
Hüner var vîrânede
Âşık der irfân gerek
İslâm’a irfân gerek
İrfânsız dil mürdedir
Hayâta irfân gerek
Âşık der gayret gerek
Yiğide gayret gerek
Gayreti olmayanın
Katline gayret gerek
Âşık der yâre yandım
Ben gördüm yâre yandım
Görenler anlar bunu
Aceb bir zâre yandım
Gözlerimdir şeh-dâne
Kan döker dâne dâne
Beni urucu urdu
Dayanır mı merdâne
Âşık der kara gözler
Kan döker kara gözler
Deryâlara gark olan
Elbette kara gözler
Âşık der incidenden
İncinme incidenden
Kemâlde noksân imiş
İncinen incidenden
Bugün akıl belâdır
Âkıller mübtelâdır
Hayvân olan râhatda
Ne büyük ibtilâdır
Olmaz mı birgün gülsem
Zevk-ı derûnla dolsam
Sohbet etmek isterem
Kulak vereni bulsam
Âşık der cânım yandı
El urdu cânım yandı
Kınamayın ağalar
Ağlaram cânım yandı
Bu deryâlar sökülmüş
Girdâbına dökülmüş
Derdimin dengi yokdur
İşte kaddim bükülmüş
Kāftan kāfa sökülsün
Girdâbına dökülsün
El kaldırın duâya
Çarhın beli bükülsün
Âşık der yâre yandım
Ben gördüm yâre yandım
Güzel görmeyen kördür
Ne bilür yâre yandım
***
Derd-mendân gedâlar
Etmekde ilticâlar
Bu dergâhde kabûldür
Yâ Rabbenâ recâlar
Perîşândır fakîrler
Boynu buruk hakîrler
Elbette merhamet eder
Sağîrlere kebîrler
Âşüfte nev-civânlar
Râh-i derde revânlar
Ağlayanı güldürür
Olan âlî-dîvânlar
Sahrâlarda âhûlar
Hayretde-bâd âhûlar
Elbet susuz kalanı
Bir merhametli sular
Bu bağda bağbân ağlar
Ciğerlerini dağlar
Birgün bir dermân eder
Haste olana sağlar
Güzeller dürdânedir
Âşıklar vîrânedir
Vîrâneyi tâmîre
Gelen bir merdânedir
***
Seâdet kubbesinde mâh-i tâbân
Hidâyet eflâkinde hurşîd-i şân
Gurûb etdi cihân zulmetde kaldı
Yerine nasb ola evlâd-ı zî-şân
|