|
MEVLÎDÜ’N- NEBÎ
(Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm)
Hamdü bî-had zâtına yâ Müsteân
Varlığındır mihr ü mâhdan müstebân
Hamde
şâyân âlemi var eyleyen
Akla
sığmaz kudret ızhâr eyleyen
Kudret
ü irâdetin ki etdi cûd
“Emr-i
kün”den buldu mahlûkāt vücûd
Kādir
u Kayyûm olan Perverdigâr
Hak’dan ayân nesne yokdur âşikâr
Yokları var eyleyen Kādir odur
Mahlûkuna Râhim ü Kāhir odur
İsm-i
Zât’ı zikredelim evvelâ
Merhamet eder Hudâ zâkir kula
Zâkirini zikreder Bârî Hudâ
Dillerine doldurur nûr-i hüdâ
Hâlik
u Vâhid’e mahlûku delîl
Zî-basîret
ol amân olma alîl
Bir
Kerîm’dir bir Rahîm’dir bir Hakîm
Birliğin tasdîk eder kalb-i selîm
Kudretini gösterir bu kâinât
Birliğini bildirir bu mümkinât
Sebkat
etmiş rahm-i Rahmân kahrine
Ehl-i
İslâm düşe rahmet bahrine
Rahmet-i Rahmân’ı seyreyle güzel
Mahlûkuna nice Râhim Lem-yezel
Kullarına ettiği ihsâna bak
Kullarının ettiği isyâna bak
Rahmetini âşık etmiş abdine
Kabûl eder kim dönerse kendine
İlticâlar edelim dergâhına
Gidelim emr eylediği râhına
Kerîm’in dergâhına varsa gedâ
Reddeder mi tehî-dest Bârî Hudâ
Sadâkatdir abdine Mevlâ’ya yol
Sıdk ile her ne desen eyler kabûl
Derde dermândır Muhammed sohbeti
Nûr-i îmândır Muhammed ülfeti
Mevlid-i pâk-i Muhammed Mustafâ
Âşıkı olan ricâl-i bâ-safâ
Rahmet-i Rahmân dilersen ey kirâm
Ver Muhammed Mustafâ’ya çok selâm
Maksadımızdan mukaddem zî-kerem
Ol recâmı kıl kabûl ey muhterem
Rahmet-i Rahmân olan nûr-i hüdâ
Ahmed ü Mahmûd Muhammed Mustafâ
Dâreyinde Hak sizi mansûr ede
Afv edüp ısyânımız mağfûr ede
Her dü-âlem Hak ola size muîn
Rahmetullahi aleyküm ecmâîn
İlticâmız okuna bir Fâtihâ
Ehl-i îmâne Muhammed nâsihâ
Kādir u Kayyûm olan Perverdigâr
Kenz-i mahfî idi Zât-ı Girdigâr
Murâd-ı zâtı idi ilm-i ezel
Halk ede kendi nûrundan bir güzel
Kendini evvelâ tevhîd eyleye
Nûr-i tevhîd anı te’yîd eyleye
Sebeb-i hilkat-i eşyâ ola ol
Hilkat-i eşyâya da asl-ı usûl
Kendi nûrun kabz edüp emr eyledi
Sen Habîb’im Ahmed ol yâ nûr dedi
İsm-i pâkindir Muhammed muhterem
Emr-i evvelde sana edem kerem
“Rahmeten li’l-âlemîn” kıldım seni
Evvelâ tevhîd eden sensin beni
Nûr-i zâtın enbiyâya rûh ola
Hem vücûdun hikmet-i fütûh ola
Vuslatıma senin iledir vüsûl
Ne dilersen anı eylerem kabûl
Şöhret ü şânın Habîb-i Kibriyâ
Nûr-i pâkin âleme verir zıyâ
Her dü-âlem enbiyâlar serveri
Nûr-i Hak âhir zemân peygamberi
Hikmet-i iktizâ-yı sırr-ı kader
Pişrev ola zâtına ebu’l-beşer
Âdem’i ademden îcâd eyledi
İlm-i esmâ sırr-ı vahdet söyledi
Hazret-i Âdem’i halk etdi Hudâ
Nesl-i pâkinden gele nûr-i hüdâ
Cedd-i pâki ola Zât-ı Ahmed’in
Hâmil ola nûrunu Muhammed’in
Hâmil-i nûr-i Muhammed habbezâ
Şânına alleme’l-esmâdır sezâ
Nûr-i Ahmed ki erişdi Âdem’e
Hep melekler secde etdi Âdem’e
Nûr-i Ahmed Âdem’i gör n’eyledi
Mele-i a‘lâda sultân eyledi
Bu şerâfet Hazret-i Muhammed’in
Bu kerâmet Zât-ı Pâk-i Ahmed’in
Âdem’i Hak gönderip cennetlere
Nâil etdi nice bin nîmetlere
Cennet-i a‘lâyı seyrân eyledi
Kim bene yoldaş ola yâ Rab dedi
Arar idi kendisine bir refîk
Tab-‘ı beşeriyyetine müttefik
Ol zemân Havvâ’yı halk etdi Hudâ
Havvâ ise kandîl-i nûr-i hüdâ
Havvâ’yı görünce Âdem nâ-gehân
Âşık oldu cân u dilden der-zemân
Âdem’e emr etdi Cibrîl-i Celîl
Vuslat-ı Havvâ’ya yok sana sebîl
Âdem’i hayretde koydu bu kelâm
Dedi ne olsa gerek âhir merâm
Dedi Cebrâîl eyâ ey bahtiyâr
Zevcenin zevc üzerinde mehri var
Ver salâtı Zât-ı Pâk-i Ahmed’e
Kıl muhabbet Hazret-i Muhammed’e
Yoksa sekiz cenneti versen eğer
Sanma Havvâ mehrine ola değer
Hûrî gılmân düşdü Havvâ seyrine
Kimse bakmaz oldu Havvâ gayrine
Cedde-i pâk-i Muhammed Mustafâ
Havvâ ana cennete şems-i safâ
Âdem ü Havvâ ki oldu müşteher
Cennet-i a‘lâ içinde mûteber
Cennet-i a‘lâyı seyrân etdiler
Zevk u safâ ile devrân etdiler
Emir kıldı Âdem’e Rabb-i muîn
Şecere-i hıntaya olman yakîn
Cümle nîmetler size olsun helâl
Görmeyesiz cennet içinde melâl
Şecere-i hıntayı ki gördüler
Husn ü elvânına hayrân durdular
Ne güzeldir bu şecere dediler
Emrden gaflet ederek yediler
Hakîkatde şecerenin hikmeti
Dünyâya gele Muhammed Hazreti
Cilve-ger olup meğer gafletleri
Âkıbeti yücele devletleri
Emr-i Mevlâ Âdem’e oldu şedîd
Cennet-i a‘lâdan olun siz baîd
Hikmet-i sırr-ı kader gör n’eyledi
Anları dünyaya irsâl eyledi
Dünyaya indirdi Cibrîl anları
Dâim istiğfâr ederdi dilleri
Nice yıllar âh u feryâd etdiler
Tarîk-ı tevbeye doğru gitdiler
Yâd ederek Hazret-i Muhammed’i
Dutdular şefî‘ Cenâb-ı Ahmed’i
Hak kabûl etdi Muhammed hurmeti
Buldular ind-i Hudâ’da kıymeti
Havvâ ile Cidde’de cem oldular
Merhamet-i Kerîm ile doldular
Havvâ ana Şît’e oldu hâmile
Nûr-i Muhammed ile de kâmile
Şît vücûda geldi nûr-i Ahmed’i
Gösterirdi cemâl-i Muhammed’i
Nevbet ile Nûh’a geldi nûr-i pâk
Görse Yûsuf der idi rûhî fedâk
Tâ ki İbrâhîm’e erişdi bu nûr
Kâinâta doğdu bir şems-i sürûr
İsmâîl düşünce rahm-i mâdere
Nûr nüzûl etdi o demde Hâcer’e
İsmâîl Arş-ı berîn bir nûr idi
Nûr-i Muhtâr-i Hudâ’ya tûr idi
Ced-be-ced nakl etdi nûru Ahmed’in
Eşref idi ecdâdı Muhammed’in
Her kime uğradı ise işbu nûr
Her kemâlât etdi anlardan zuhûr
Âkıbet Abd-i Menâf’dan Hâşim’e
Kıldı Abdülmuttalib’de hâtime
Rahmet-i Rahmân dilersen ey kirâm
Ver Muhammed Mustafâ’ya çok selâm
Hazret-i Abdullah’a gelince nûr
Mekke oldu ol zemân dârü’s-sürûr
Ol zemân mihr-i münevver Âmine
Ana olacak Muhammed Emîn’e
Âmine Abdullah’ın âilesi
Oldu âhir Hazretin hâmilesi
Hâmil oldu nûr-i Muhammed’i ol
Sâhibine nûrunu ede vüsûl
Hâmil olduğu zemân Muhammed’i
Şehr-i Receb’de ki Zât-ı Ahmed’i
Şehr-i Şevvâl’e gelince müddeti
Görür idi dürlü dürlü hikmeti
Emr ederdi hamlinin esrârını
Vasf ederdi enbiyâ envârını
Hurmetiyle enbiyâ eyler tavâf
Haml-i pâkimi giceler saff u saf
Kâbetullah’dan erişdi bir nidâ
Gûş-i câna geldi bir güzel sadâ
Hamlin ise enbiyâ merdânesi
Ey Habîb-i Kibriyâ’nın ânesi
Bu gelen şem-‘i hüdâ pervânesi
Deryâ-yı risâletin dürdânesi
Bu gelen Muhtâr-ı Mevlâ’dır güzel
Anı muhtâr eylemiş ilm-i ezel
Bu şerâfet sana şâyân Âmine
Ana ki oldun Muhammed Emîn’e
Çün karîb oldu bu hamlin müddeti
Seyrede âlem bu şems-i rahmeti
Ol Rebîu’l-evvel ayında hemân
On ikinci gice idi ol zemân
Matla-‘i mâh-i hidâyet Âmine
Meşrık-ı şems-i seâdet Âmine
Ol zemân esrâr-ı hikmet masdarı
Mâder-i âhir zemân peygamberi
Gözlerimden dedi ref‘ oldu hicâb
Doğdu sandım hâneme bir âfitâb
Gûş-i câne gelir idi bu sadâ
Bu gelendir âleme nûr-i hüdâ
Bu gelen hatm-i risâletdir bilin
Bu gelen şems-i seâdetdir bilin
Bu gelen Muhtâr-ı Mevlâ’dır bilin
Bu gelen mihr-i tecellâdır bilin
Bu gelendir enbiyâlar serveri
Nûr-i Hak âhir zemân peygamberi
Mevlid-i pâk-i Muhammed Mustafâ
Âşıkı olan ricâl-i bâ-safâ
Derde dermândır Muhammed sohbeti
Nûr-i îmândır Muhammed ülfeti
Rahmet-i Rahmân dilersen ey Kirâm
Ver Habîb-i Kibriyâ’ya çok selâm
Bu beşâretler anı şâd eyledi
Mûcizâtlar böyle irşâd eyledi
Söyler idi gördüğü hikmetleri
Vasf ederdi bulduğu hurmetleri
Nûra gark oldu o dem arz u semâ
Oldu beytim âleme cihân-nümâ
Âlem-i hayretde kaldım bir zemân
Cilve-i hamlim bana vermez emân
İlticâlar eyler idim bî-aded
Hazret-i Hak’dan diler idim meded
Yâd u tezkâr eylerem Rabb’im seni
Aldın Abdullah’ı n’eylersin beni
Çâr-etrâfıma kıldıkda nazar
Öyle bî-kes kalmış idim pür-keder
Gör kerem-i Rabbü’l-âlemîn’i sen
Kabûl eder sıdk ile Allah desen
Bâb-ı gāibden zuhûr etdi hemân
Dört aded nûr-i mücessem ol zemân
Cennet-i Firdevs-i a‘lâ gülleri
Zevk u safâ bahş ederdi dilleri
Cennet-i cândan selâmlar verdiler
Nazlı nâzlı hâtırımı sordular
Biri Havvâ biri Meryem biri Hûr
Âsiye’dir birisi de zarf-ı nûr
Her biri bin arz-ı hurmet etdiler
Cân u dilden bana hizmet etdiler
Havvâ ider hâmil-i Hayru’l-verâ
Nûr-i vahdet hurşîd-i her dü-serâ
Meryem ider “Rahmeten li’l-âlemîn”
Mâderisin ism-i Muhammed Emîn
Âsiye der dürr-i vahdet masdarı
Mâder-i âhir zemân peygamberi
Cân u dilden hizmet etdiler bana
Dediler ki hâdimeyiz biz sana
Biz bu hizmete yüz üs te gelmişiz
Fahr-i âlem kurbine yol bulmuşuz
Çünki nazar etdiler bu hâlime
Vâkıf oldular o dem ahvâlime
İkisi iki tarafdan dutdular
Hurmet ile hizmete el atdılar
Müftehirâne belimden diğeri
Dutdu gözler oldu ol nûr-peykeri
Dîde-i dil buldu ol dem kuvveti
Kâinâtda seyrederdim hikmeti
Saldı bir nûr-i nübüvvet pertevi
Âleme âhir zemân peygamberi
Âlet-i küfr-i kebâir putları
Hep yere düşdü küfür âletleri
Göklere gördüm döşenmiş ergavân
Tâze güllerden güzel döşek revân
Sündüs istebrak münevver bir serîr
Ne serîrdir kudret-i Rabb-i Kadîr
Öyle tezyîn eyledi eflâki Hak
Bahr-i nûra döndü bu emlâk-i Hak
Bir münâdî emrederdi ol zemân
Bu gece gelse gerek dâru’l-emân
Bu gelen hatm-i risâletdir bu şeb
Bu doğan mâh-i hidâyetdir bu şeb
Bu gelen Muhtâr-i Mevlâ’dır bu şeb
Bu doğan şems-i tecellâdır bu şeb
Bu gelen Sâhib-Livâdır Mustafâ
Bu doğan mihr-i vefâdır pür-safâ
Emr-i Hak üç livâ geldi nâ-gehân
Âlem-i melekût oldu bu cihân
Cennet-i a‘lâdan a‘lâ bir zemân
Bahr-i nûra döndü bu kevn ü mekân
Emr olundu biri olsun meşrıka
Birini de tezce alın mağribe
Birini Beytullah’a emr-i Hudâ
Muntazır olun gelür nûr-i hüdâ
Rahmet-i Rahmân dilersen ey kirâm
Ver Muhammed Mustafâ’ya çok selâm
Gönderip istikbâle Rabbü’l-enâm
Ehl-i semâvâtı ol dem Lâ-yenâm
Nûr-i Rahmân ile doldu Arş ü ferş
Kudûmiyle iftihâr eyleye Arş
Feyz-i Feyyâz âleme verdi safâ
Âlemi gark etdi nûr-i Mustafâ
Çün karîb oldu gele Hayru’l-verâ
Kâinâtın serveri her dü-serâ
Bir harâret ârız oldu cânıma
Bir su arzûsuyle bakdım yanıma
Öyle gördüm ber-hevâdır çok melek
Kâse-i kevser gibi çarh-ı felek
Câm-ı hikmet ile şerbet verdiler
Âşıkāne bârekâllah dediler
Feyz-i Rabbânî erişdi rûhuma
Reşk eder Arş ile ferş fütûhuma
Ol zemân bürüdü beni bir gamâm
Eyledi vücûdumu mestûr tamâm
Emr-i Hak’la ki kuruldu bârgâh
Teşrîf ede tahtını ol pâdişâh
Mahall-i Kıyâm
(Bu bölüm ayakta okunur)
Geldi bir mürg-i seâdet nâ-gehân
Şehperiyle sığadı zahrim hemân
Zevk ile “nasrun minallah” okudu
Şevk ile “fethun karîbün” dür dedi
Nûr-i Mevlâ kâinât gözler seni
Kadr-i vâlâ mûcizât gözler seni
Ey kerem-şân Arş u ferş gözler seni
Leyle-i Esrâ’da Arş gözler seni
Ey vücûdu âlemin mevcûduna
Sebeb-i hikmet Hudâ’nın cûduna
Kenz-i feyzullah vücûdundur senin
Kâinât hep gark-ı cûdundur senin
Doldu beytim nûr-i nübüvvet ile
Neşr olup zevk u safâ dilden dile
Havvâ Meryem öyle şâdân oldular
Nûr içinde gül-i handân oldular
Doğdu ol sâ‘at Habîb-i Kibriyâ
Arş u ferş oldu o dem bahr-i zıyâ
Nûru dutdu kâinâtı ser-te-ser
Âleme hikmetle erdi bu haber
Doğdu ol şems-i seâdet bu gece
Doğdu ol mâh-i hidâyet bu gece
Doğdu ol şân-ı şefâ‘at bu gece
Doğdu ol hurşîd-i vahdet bu gece
Yek cihet eşyâ bütün verdi selâm
Merhabâ eyledi sandım Lâ-yenâm
Arş u ferşe ferş ü Arş’a tebşîrât
Âlem-i melekût aldı tekbîrât
Tekbîr eyle sen dahî Allah içün
Tâzîm eyle Hak Resûlullah içün
“Sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ
Hattâ tenâlû cenneten ve ne‘îmâ”
Rahmet-i Rahmân dilersen ey kirâm
Ver Muhammed Mustafâ’ya çok selâm
Merhabâlar
Teşrîfinle yâ Muhammed Arş u ferş dârü’s-selâm
Mele-i melekût okur es-salâtü ve’s-selâm
Merhabâlar yâ Muhammed Arş u ferş dârü’s-sürûr
Kâinâtın her tarafı teşrîfinle doldu nûr
Merhabâ Hayru’l-verâ fâzıl-terîn-i enbiyâ
Zât-ı Pâkindir mukaddes şem-‘i cem-‘i evliyâ
Merhabâ ey mihr-i rahmet hurşîd-i her dü-serâ
Âfitâb-ı mevc-i izzet nûr-i Hak Hayru’l-verâ
Hâzin-i esrâr-ı “mâ evhâ” hidâyet perveri
“Rahmeten li’l-âlemîn” âhir zemân peygamberi
Merhabâ cûd-i vücûdundur dü-kevneyn hil ka ti
Sana giydirdi Hudâ “levlâke levlâk” hil‘ati
Hilkat-i âleme ancak Zât-ı Pâkindir sebeb
Sen Habîb-i Kibriyâ’sın her dü-âlem müntehab
Merhabâ Muhtâr-ı Mevlâ âleme asl-ı usûl
Yâ Resûlallah kerem kıl sen bizi eyle kabûl
Hâmil-i tevhîd olan gözler seni yevmü’l-kıyâm
Ey şefâ‘at mâdeni mansûr-i Hak Hayru’l-enâm
Dergehinde dîde-bândır dâimâ bây u gedâ
Her tarafdan LUTFÎ-tek yüz bin gedâ eyler nidâ
Ehl-i îmân gözleri gözler seni her dü-serâ
Dest-gîr ol sen bize rûz-i cezâ Hayru’l-verâ
Derde dermândır Muhammed sohbeti
Nûr-i îmândır Muhammed ülfeti
Rahmet-i Rahmân dilersen ey kirâm
Ver Habîb-i Kibriyâ’ya çok selâm
Salâtullah selâmullah erişe rûh-i pâkine
Bizi bahş eyleye Mevlâ anın dergâhı hâkine
Salâtullah selâmullah Habîb-i Kibriyâ’sına
Bizi bahş eyleye Allah Muhammed Mustafâ’sına
Salâtullah selâmullah anın nûr-i dîdârına
Bizi bahş eyleye Mevlâ Habîb’in Çâr-i yâr’ına
Salâtullah selâmullah ola Hayru’l-verâ’sına
Bizi bahş eyleye Allah Aliyyü’l-Mürtezâ’sına
Salâtullah selâmullah anın evlâd ü âline
Bizi bahş eyleye Mevlâ sahâbenin hisâline
Salâtullah selâmullah cemî-‘i enbiyâsına
Bizi bahş eyleye Allah gürûh-i evliyâsına
Salâtullah selâmullah anın ümmetine ol sun
Bizi bahş eyleye Mevlâ anın hurmetine olsun
Salâtullah selâmullah bu ümmet-i Muhammed’e
Bizi bahş eyleye Allah bu mevlid-i Muhammed’e
Hurmet eden rahmet bulur
Mevlidine Muhammed’in
Rahmet-i Hak nâzil olur
Mevlidine Muhammed’in
Rahmet-i Hak Arş’dan iner
Cibrîller pervâne döner
Zevk ile kudsîler konar
Mevlidine Muhammed’in
Deryâ-yı rahmet açılır
Bâde-i vahdet içilir
Ehl-i hidâyet seçilir
Mevlidine Muhammed’in
Meclis-i mevlid güllenir
Mey-i muhabbet allanır
Nûr-i seâdet dallanır
Mevlidine Muhammed’in
Her kimde var nûr-i îmân
Îmân ile bulur emân
Müştâk olur ol bî-gümân
Mevlidine Muhammed’in
Nice belâlar def‘ olur
Dereceleri ref‘ olur
Hizmet edenler afv olur
Mevlidine Muhammed’in
Diler isen şefâ‘ati
İki cihanda devleti
Dâimâ eyle rağbeti
Mevlidine Muhammed’in
Gülzâr-ı din güller açar
Mey-i muhabbetler içer
İslâm’lar kuş gibi uçar
Mevlidine Muhammed’in
Enbiyâlar hep şâd olur
Evliyâlar dilşâd olur
Ümmet olan irşâd olur
Mevlidine Muhammed’in
Kimde nûr-i irfân olur
Mal ile cân kurbân olur
Dest-gîri Rahmân olur
Mevlidine Muhammed’in
Mevlidini kim gûş eder
Bâde-i aşkı nûş eder
Ummân-ı rahmet cûş eder
Mevlidine Muhammed’in
LUTFÎ bu gafletden uyan
Merhamet-i Hakk’a dayan
Ol rahmet-i Hakk’a şâyân
Mevlidine Muhammed’in
|