MÎRÂCÜ’N- NEBÎ

(Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm)


Eşref-i ezmân olan leyle-i şân

Şeb-i Mîrâc-ı Nebî feyz-feşân

 

Ne seâdetli zemândır o gice

Keremin nehri revândır o gice

 

Leyle-i Kadri gibi mîr-i zemân

Arş-ı a‘zam gibi bir dâru’l-emân

 

O gece âleme rahmet güneşi

Çıkacak eflâke vahdet güneşi

 

Ya‘ni Habîb-i Hudâ nûr-i hüdâ

Yoluna ola n’ola rûhî fedâ

 

Dergehe da‘vet edüp anı

Ehad Oldığiçün Habîb-i Zât-ı

 

Samed İntihâb etdi anı ilm-i ezel

Hilkat-i halka sebeb nûr-i güzel

 

Tâc-ı levlâk lâbisi mîr-i rusül

Taht-ı rahmet câlisi şem-‘i sübül

 

Mefhar-i kevn ü mekân her dü-cihân

Anı vasf etmeğe kādir mi dehân

 

Kubbe-i Arş-ı risâlet kameri

Âleme mihr-i seâdet kemeri

 

Sadrıdır defter-i ilm-i ezelin

Hâfızıdır kütüb-i münzelenin

 

Ya‘ni Ahmed ü Muhammed o resûl

Vücûdu nûr-i hüdâ asl-ı usûl
 

Zâtıdır şems-i hidâyet ebedî
O gece Ümmühân evinde idi


Matla-‘i mihr-i “mâ evhâ” şafakı
Kütüb-i münzelenin müttefakı


Enbiyâ serveri Muhtâr-i Hudâ
İntihâb-ı ezelî nûr-i hüdâ


Cibrîl’e emr eder Allah o gece
Da‘vet et Habîb’imi var bu gece


Dost dostun da‘vet etmek bir usûl
Bârgâh-ı hareme ede vüsûl


Hurmet ile zâir ol Ahmed’imi
Vâsıl eyle bize Muhammed’imi


Azm eder Mevlâ’ya fermân-ber olan
Cebrâîl enbiyâya rehber olan


Sidre’den indi beşâret güheri
Vere med‘uvv-i Hudâ’ya haberi


Mekke’ye indi bi-fermân-ı Hudâ
Kıldı râh-ı yârine rûhî fedâ


Buldu Ümmühân evinde o zemân
Gördü uykuda uyur dâru’l-emân


Hâbgâhında olan nûr-i mübîn
Nûruna hayrân ola Arş-ı berîn


Huzûr-ı Hazret’e varmak diledi
Pervâne şem‘aya yanmak diledi


Gözü uyur idi kalbi uyumaz
Kalbi bîdâr ola nice duyamaz


Zevk ile bîdâr olup Hayru’l-enâm
Mazhar-ı esrâr-ı ilm-i Lâ-yenâm


İstîzân eyledi Cibrîl-i Emîn
Beni gönderdi sana Rabb-i muîn


Cebrâîl edeb ile verdi selâm
Hurmet ü tâzîm ile etdi kelâm


Selâmın aldı Resûlü’s-sekaleyn
Aynı tâzîm ile ceddü’l-haseneyn


mr-i Mevlâ ile geldim bu gece
Sürûrum oldu bu şeb bin derece


Selâm eyler sana Rabb’in yâ Resûl
Huzûr-i Hazretine eyle vüsûl


Hurmet ü tâzîm ile aldı selâm
Hamd ü senâ ile eyledi kıyâm


Okucıyam sana ben müjde-resân
Bu gece Hakk’a misâfir olasan


Dedi mahbûb-i Hudâ nûr-i hüdâ
Kulunu mihmân eder Zât-ı Hudâ


Kerem eyler dâimâ şân-ı kerem
O Kerîm’in keremini dilerem


Ne inâyet bize kıldı o Ganî
Kabul etdi der-i dergâhe beni


Kerîm’in şânı budur dedi Resûl
Beni hem ümmetimi ede kabûl


Cebrâîl dedi ki ey nûr-i basar
Bârgâh-ı hareme eyle sefer


Hurmetinle dü-serâ buldu nemâ
Seni gözler bu gece ehl-i semâ


Kudûmun muntazırı cümle melek
Cemâlin müştâkıdır Arş u felek


Bu şerâfet sana şâyân bu gece
Zât-ı pâkin şerâb-ı vuslat içe


Göreler sendeki nûr-i Ehad’i
Bulalar sendeki feyz-i Samed’i


Hâmil-i aşkın idi iş bu Burâk
Ciğerin yakmış idi nâr-ı firāk


Gözler idi bu zemânı yâ Resûl
Hizmetinde edesin anı kabûl


İncû mercân sîm ü zerdir eğeri
Sana hizmet edecek var değeri


Şehsüvâr oldu Burâk’ına Resûl
Dergeh-i cânânına ede vüsûl


Ân-ı vâhidede Kuds-i Şerîf’e
İndi evvelce o arz-ı zarîfe


Mescid-i Aksâ’ya erişdi Resûl
Kuds’ü teşrîf buyurup asl-ı usûl


Burak’ı halkaya bağladı Emîn
Nûra gark oldu o dem rûy-i zemîn


yâ ervâhı hâzırlar imiş
Mescid-i Aksâ’da nâzırlar imiş


İstikbâl eyledi rusul-i kirâm
Şeref-i teşrîfine vefk-ı merâm


Kemâl-i hurmet ile verdi selâm
Enbiyâ ervâhı eyledi kıyâm


Eflâk-i encüme kudret kameri
Mele-i a‘lâya hikmet kemeri


Cedd-i pâki Hazret-i Âdem anı
Sadr-ı mihrâba geçirdi o cânı


Hurşîd-i vahdet idi nûr-i Cemîl
Muktedâ-yı ezelî feyz-i Celîl


Her biri merhabâ takdîm ederek
Kadr ü kıymetine tâzîm ederek


Mîrâc’ına bârekâllah dediler
Nûr-i dîdârına müştâk idiler


Şeb-i Mîrâc’da olan şevketini
Selefi görmedi bu devletini


Arş’dan ferşe kadar gör şerefi
Tenvîr etdi o gece her tarefi


Enbiyâ mecmûuna emr-i Hudâ
Habîb’imdir size imâm-i hüdâ


Muktedâ-yı ezelîsin dediler
İmâmetini kabûl eylediler


Es-salâh enbiyâ eyledi kıyâm
İktidâ eylediler oldu imâm


Enbiyâlar imâmı nûr-i hüdâ
İki rek‘at namazı etdi edâ


Çün Resûlü’s-sekaleyn verdi selâm
Hayr duâlar ile etdi temam


Himem-i enbiyâyı kıldı taleb
Ola himmetleri vuslata sebeb


Bârekâllah kün meallah dediler
Cümlesi hayr duâ eylediler


Enbiyâ ervâhına verdi selâm
İsm-i Mevlâ ile eyledi kelâm


Dedi Cibrîl kerem et kân-ı kerem
Perim üzerine almak dilerem


Râkib oldu per-i Cibrîl’e hemân
Cebrâîl aldı anı oldu revân


Yedi eflâki uçûben giderek
Mîkâîl İsrâfîl hizmet ederek


Enbiyâları mâkāmında güzel
Seyr edüp cümlesini nûr-i ezel


Âlem-i eflâki bir bir görerek
Herbir etrâfile bir bir bilerek


Âsumân oldu müzeyyen o gece
Melekût buldu şeref bin derece


Sidre-i müntehâ’ya oldu karîb
Cibrîl’in konağına indi Habîb


Sidre’ye verdi Muhammed şerefi
Nûr-i vahdet nûr edüp her tarefi


Kudsîler ravza-i Sidre’de beyân
Göricek nûr-i Muhammed’i ayân


Gördüler nûr-i hüdâ heybetini
Bildiler ne derece kıymetini


Emr eder Cibrîl’e Sidre’n ne güzel
Ne güzelsin güzel-i nûr-i ezel


Emreder Cibrîl’e yola düşelim
Bârgâh-ı Kerîm’e ulaşalım


Dedi Cebrâîl eyâ kân-ı kerem
Bir kadem ileri bassam yanaram


Buyurup Cibrîl’e ey nûr-i basar
Sensiz âsân ola mı râh-ı sefer


Cebrâîl bakdı Habîb’in yüzüne
Âb-ı firkat dolup iki gözüne


Yâr-i gār’ın senin eltâf-ı Hudâ
Muînin Mevlâ olur nûr-i hüdâ


Kerîm’in sana yetişir keremi
Refref olur Zât-ı Pâkin hi de mi


Ol zemân Refref’i gönderdi Hudâ
Refref’e râkib ola nûr-i hüdâ


Emr eder Cibrîl’e ey nûr-i basar
Bu firâkımıza sen kılma keder


Kande varsam beraberdir rûhumuz
Himmetin ile olur fütûhumuz


Dedi Cebrâîl eyâ kân-ı kerem
İlticâm var sana med‘uvv-i harem


İlticâmı kabûl eyleye Hudâ
Seferin hurmetine nûr-i hüdâ


Dilerim ki olıcak yevm-i kıyâm
Vücûdumu sırât üstüne koyam


Ehl-i îmân basalar perlerime
Bir keder olmaya dilberlerime


Sırât’ı cümle selâmet geçeler
Cennet-i a‘lâda Kevser içeler


Himmet-i Cebrâîl’i gördü Nebî
Dedi ey Hazret-i Hak müntehabi


Cibrîl’e tahsîn edüp nûr-i hüdâ
Dedi nâsırın ola Zât-ı Hudâ


Emr eder Refref’e pervâz edegör
Avn-i Mevlâ ile dâim gidegör


Aldı Refref Resûl’ü yâre gider
Azm edüp dergeh-i dildâre gider


Per-i himmet ile pervâz ederek
Zevk u şevk ile yoluna giderek


Görünüp kubbe-i Arş’ın kameri
Açılup mâh-ı hidâyet kemeri


Feyz-i Feyyâz bürüdü Ah med’ini
Nûra gark eyledi Muhammed’ini


Kerîm’in keremine mazhar olan
Eltâf-ı Kadîm’e müyesser olan


Dâimâ nusreti minallah olur
Her zemân sülûki ilâllah olur


Nûr-i vahdet güneşi doğdu o dem
Arş u ferş levh ü kalem oldu adem


Sâye-i “ellezî esrâ” serine
Feyz-i Feyyâz dökülüp gülberine


Kıymet-i nûr-i Muhammed ebedî
Gösterir âleme feyz-i Samedî

Bahr-i Diğer
Girdi Refref bir azîm nûr bahrine
Daldı o dem nûr-i vahdet nehrine


Her tarafdan bin nehir çağlar gider
Şeş cihetden Refref’i bağlar gider


Ol Resûl-i Kibriyâ emr eyledi
Kerem-i Zât-ı Kadîm’i söyledi


Heybetullah hayrete saldı beni
Kudretullah kuvveti aldı beni


Şems-i vahdet doğdu cân gözlerime
Nûr-i Rahmân doldu nûr yüzlerime


Kühl-i “mâ-zâğal” çekildi gözüme
İlm-i hikmet nâzil oldu sözüme


Kādir u Kayyûm olan Ferd ü Ehad
Zâtı ile kāim Allahu’s-Samed


Bir tecellî nûruna gark eyledi
Gûş-i câna “üdnü minnî” söyledi


Ref‘ olundu nâ-gehân yüz bin hicâb
Arş u ferş levh u kalem oldu hubâb


Ol tecellî rûhumu şâd eyledi
Ravza-i kalbimi irşâd eyledi


Kevser-i mânâ-yı vahdet verdi dâd
Dil dimâğı buldu lezzet-i güşâd


Rahmet-i Rahmân erişdi dem-be-dem
Mâsivallah oldu o demde adem


Kudret-i Mevlâ’dan aldık kuvveti
Kādir u Kayyûm’dan aldık kudreti


“Kābe kavseyni ev ednâ”dan nişân
“Üdnü minnî” emr ederdi âlî-şân


Ol zemân cân gözlerimden perdeyi
Kaldırup cânân yüzünden ferdeyi


Mazhar oldum “lîmeallah” sırrına
Ol dem erişdim kemâl-i birrine


Kerîm isminden tecellî eyledi
Selâm ism-i şerîfinden söyledi


Hurmet ü merhamet etdi kuluna
Bülbül etdi merhametin gülüne


Emr edüp Rabb’im bana sensin Habîb
Bârgâh-ı izzete ol sen karîb


Bârgâh-ı izzetim gözler seni
Sarf edesin rahmetim gözler seni


Hil‘at-i levlâki sana vermişem
Huzûr-i hâssıma lâyık görmüşem


Enbiyâlar serverisin Müctebâ
Evliyâlar rehberisin merhabâ


Âlemi halk eyleyen Kādir benem
Ru’yetimle sana ikrâm eylerem


Seyr-i dîdârıma fer verdim gözen
Yed-i kudretimle nûr verdim yüzen


Sana müştâkdır “ev ednâ” gülleri
Sana âşık melekût bülbülleri


Kendi nûrumdan seni halk eyledim
Münzelâtımda seni medh eyledim


“Rahmeten li’l-âlemîn” kıldım seni
Evvelâ tevhîd eden sensin beni


Bârgâh-ı izzetim sadrındasın
Yâ Muhammed rahmetim bahrindesin


Nîmet-i uzmâ cemâlimdir sana
Bu kerâmât hep kemâlimdir sana


Her ne murâdın var ise kıl beyân
Avn-i ilhâmım ile eyle ayân


Sen hidâyet bahrine dürdânesin
Enbiyâ meydânına merdânesin


Her ne diler isen eylerem kabûl
Her murâdın kabûl edem yâ Resûl


Beni benimle görürsün Ahmed’im
Seni sevdim sen benim Muhammed’im


Öyle gark oldum tecellî nûruna
Çün erişdim nûr-i vahdet tûruna


Bu vücûd-i kâinât oldu adem
“Lâ vücûde illâ hû” dur dem-be-dem


Seyr kıldı kendi nûru nûrunu
Kendi nûru tenvîr etdi tûrunu


Emr ederdi Habîb’im eyle kelâm
Dost dostuna verir dâim selâm


Selâm ism-i şerîfine mazhar ol
Selâm ile rahmete müyesser ol


Rabbenâ ente’s-selâm minke’s-selâm
Es-selâm li’l-mü’minîn hayru’l-kelâm


İlticâm budur hemân yâ Rabbenâ
Ümmetimi dilerem yâ Rabbenâ


Bana Kerîm’in keremi yâ Ganî
Ümmetim mesrûr eder ancak beni


Ümmetim kaydı ciğerim dağlamış
Kayd-ı ümmet şeş cihetim bağlamış


Ümmetimin derdini verdin bana
Merhametin nevbeti geldi sana


Kādir u Kayyûm olan Perverdigâr
Erhamü’r-râhim olan Âmürzigâr


Kudretin âsârıdır bu Arş u ferş
Rahmetin bahrinde hubâb olmuş Arş


Huzûr-i izzetde sâil eyledin
Bu keremgâhe ki nâil eyledin


Dilerem şân-ı kereminden senin
Gözlerem kân-ı kereminden senin


Bir avuç toprak olan bu ümmetim
Sen Azîmü’ş-şân’e budur minnetim


Merhamet enhârına kıldım nazar
Katre ile ne olur bahre keder


Sen Ganiyyü’l-âlemîn’sin yâ Ganî
Keremin mesrûr eder ancak beni


Âl ü evlâdım fedâ-yı ümmetim
Ümmetime merhametdir himmetim


Yüz yere koydum ezelden tâ ebed
Ümmetime merhamet et yâ Samed


Rahmet-i Rahmân erişe dâdıma
Kerem-i Kerîm gele imdâdıma


Merhamet kıldı yine Rabbü’l-enâm
Tebşîr etdi beni ol dem Lâ-yenâm


Kendi nûrumdan seni halk eyledim
“Üdnü minnî” izzetimle söyledim


Bu kadar nazlı niyâzın ne kadar
Kerîm’e karşu münâcât bu kadar


Kerîm’in dergâhına varsa gedâ
Red eder mi tehî-dest anı Hudâ


Sen Habîb’im hem misâfir olasın
Da‘vetimle dergehime gelesin


Misâfire ihtirâm etmek gerek
Arzûsuyla yoluna gitmek gerek


Seni râzî eylerem emr eyledim
Sûre-i Duhâ’da evvel söyledim


“Rahmeten li’l-âlemîn” kıldım seni
Habîbiyyete lâyık buldum seni


Yevm-i mahşer’de Livâü’l-hamd ile
Ümmetin olsun beraberce bile


Bahr-i rahmet hâzini kıldım seni
Va‘dime sâdık bulursun sen beni


Nazar-ı rahmet ile kıldım nazar
Ümmetine Habîb’im çekme keder

Bahr-i Diğer
Götür bizden selâmımı Habîb’im
İki âlemde derdlere tabîbim


Selâmım ümmeten versün beşâret
Göreler cennet içinde kerâmet


Beni tevhîd seni tasdîk edenler
Yarın Firdevs-i a‘la’ya gidenler


Gerek bir armağan bizden Habîb’im
Götüresin bu ümmete tabîbim


Bu beş vakit namaz yâdiger olsun
Tarafımdan size bergüzer olsun


Namazda mü’minin mîrâcı vardır
Râki‘ u sâcidin minhâcı vardır


Benim farzım senin sünnetin ile
Tutarlarsa bu ikisini bile


Kitâbım Hazret-i Kur’ân delîldir
Reh-i müstakîme emr-i Celîl’dir


Beyân eder size emr-i Hudâ’yı
Ayân eder size râh-i hüdâyı


Müyesser olalar merhametime
Olalar vâsıl ulu rahmetime


Risâlet hizmetine var Habîb’im
Hidâyet fermânın söyle tabîbim


Huzûrum zevkıne yokdur nihâyet
Nihâyetsize olur mu bidâyet


Visâlim zevkıdir gönlünde sâbit
Cemâlim şevkıdir kalbinde nâbit


Bu bezm-i vahdet ise her zemân var
Muhabbet-i İlâhî dilde dildâr


Hüve’l-Evvel hüve’l-Âhir ki zâtım
Hüve’z-Zâhir hüve’l-Bâtın sıfâtım


Hemân var kullarımı da‘vet eyle
Kemâl-i merhametle himmet eyle


Huzûr-i izzete verdim selâmı
Selâm ile temâm etdim kelâmı


Cenâb-ı Kādir u Kayyûm bir Allah
Yine kudret ile gönderdi vallah


O dem Cibrîl’e emreyledi Mevlâ
Kerîm ü Kādir u Kayyûm Teâlâ


Getirdi merhametle bu cihâne
Yetiştirdi o beyt-i Ümmühân’e

Evsâf-ı Diğer
Eğer doğsa dile hubb-i Muhammed
O kalbi gark eder envâr-ı Ahmed


Eğer bahs olsa evsâf-ı Muhammed
Erişir halka eltâf-ı Muhammed


Ne mir’ât-ı hüdâdır nûr-i Ahmed
Ne rahmet-i Hudâ’dır bu Muhammed


Muhabbet-i Muhammed nûr-i Hak’dır
Muhabbet ehline cennet durakdır


Okunursa eğer Mîrâc-ı Ahmed
Görünür göze sertâc-ı Muhammed


Bu sırr-ı Mîrâc’ı fehmeden âdem
Olur ind-i İlâhî’de mükerrem


Câne cânân olan nûr-i İlâhî
Muhammed’dir iki âlem-penâhi


Seâdet-i ebedî kimde varsa
Bu Mîrâc-ı Muhammed’i duyarsa


Alur anı füyûzât-ı Muhammed
Bulur anı seâdât-ı Muhammed


Dilersen Yâr-i gār’ın Ahmed olsun
Dilinde dâimâ Muhammed olsun