I, İ (Ye) KĀFİYESİ

İslâm’da şeref emn ü emân kalmadı gitdi

 İylik umulur devr-i zemân kalmadı gitdi

 Câhil ü cefâkâr eline verdik umûru

 Erbâb-ı kemâl kesdi gümân kalmadı gitdi

 Ref‘ oldu ilim rûy-i zemîn doldu zulümât

 Herkesde kemâl ile îmân kalmadı gitdi

 Îmân ile İslâm umulur zât-ı kerem-şân

 Mülk-i ademe oldu revân kalmadı gitdi

 5 Envâ-ı rezâletde olan etdi teşehhür

 Ashâb-ı nâmûs pîr ü civân kalmadı gitdi

 N’oldu n’oliser ehline meydânda hüveydâ

 LUTFİYÂ bugün Hakk’ı soran kalmadı gitdi

 Mef ‘û lü / Me fâ ‘î lü / Me fâ ‘î lü / Fe ‘û lün

 599

 1 İftirâkın dilberâ ehl-i niyâz eyler beni

 Bu niyâz cângâhıma bir çâre-sâz eyler beni

 Ey kamer-tâb-ı zemân bu nâz-nümâyiş cilveler

 Od salar dilhâneme âh-ı dirâz eyler beni

 Hasretiyle korkaram devr-i zemân devrân ede

 Gi de gide kitâb-ı derde şîrâz eyler beni

 Ger erişmezse eğer üftâdesine rahm-i yâr

 Kays-veş âh-ı derûnum keşf-i râz eyler beni

 5 Bir nazar-endâz ile cânân ederse merhamet

 Bahş eder hayât-ı bâkî ser-firâz eyler beni

 477

LUTFİYÂ dilberlerin cemâli cennetden güzel

 Gösterirse gül yüzünü nâz-bâz eyler beni

 Fa ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 600

 1 Ka‘r-i derûnumda deryâ-yı derdim

 Nice bin sefîne gark oldu gitdi

 Gülistân-ı dilden döküldü derdim

 Hâl-i perîşânım fark oldu gitdi

 Bu zulm ü zillete dağlar dayanmaz

 Ehl-i gaflet bu gafletden uyanmaz

 Gayretsiz milletin çerâğı yanmaz

 Cihân baştan başa hark oldu gitdi

 Seyf-i izzet düşdü erler elinden

 Himmetin kemeri düşdü belinden

 Bülbüller ayrıldı seher gülünden

 Seâdet güneşi berk oldu gitdi

 Ner-arslanlar yer-be-yerîn kurudu

 Erenler kolları yerde çürüdü

 Şarkı garbı bütün zulmet bürüdü

 Ehl-i imân olan mahvoldu gitdi

 5 Kerem-i Kerîm’den ümîd kesilmez

 Îmân İslâm gālib olur basılmaz

 LUTFİYÂ cündullah mutlak bozulmaz

 Adüvvullah olan şak oldu gitdi

 11’li hece vezni

 601

 1 Nehr-i hûn etdi bugün bu dîde-i giryân beni

 Çâr-taraf seylâba verdi aldı âhir kān beni

 Tîğ-ı tîz bir mîr-i kallâş katlimi kasd eyledi

 Bir kerem-şân isterem ki eyleye pünhân beni

 Özge bir mahbûb-i manzûr etmeğe yokdur mecâl

 Öyle etmiş gül-ruhinde güllere hayrân beni

 478

Kâkül-i gülbârı kıykâc zer-külâhdır sevdiğim

 Kays-veş etdi bu sevdâ dillere destân beni

 5 Cismimi setr eylemiş dâğ-ı derûnum penbesi

 Dîde-i ağyâr hergiz görmeye uryân beni

 Âteş-endâz dillere bir şûh u şeng bendindeyim

 LUTFİYÂ seyret ne yapdı çarh-ı sergerdân beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 602

 1 Gözlerim göreyim cânân ilini

 Hayıf ki dağları duman bürüdü

 Koparmağa yâr bâğının gülünü

 Daldan gül koparan kollar çürüdü

 Çâr-taraf rakîbler gözler yolumu

 Bend etmişler ayağımı elimi

 Devr-i felek bugün kesmiş dilimi

 Hayat bahş eyleyen sular kurudu

 Bir emengâh arar idim cânıma

 Bir mihribân gözler idim yanıma

 Tîğ-ı ağyâr susamışdır kanıma

 Yüreğimde olan yağlar eridi

 Sarf olsa cihâna derd-i derûnum

 Kāfları dağıdır âh-ı füzûnum

 Pârelendi bu seyf ile berûnum

 Gam leşkeri bölük bölük yürüdü

 5 Sahrâ-yı cünûnun Mecnûn’larını

 Cemâl-i Leylâ’nın meftûnlarını

 Âşüfte üftâde mahzûnlarını

 Dilşâd eden LUTFÎ pîrler var idi

 11’li hece vezni

 603

 1 Söyle ey Cibrîl-i cân yâr-i vefâdâra meni

 Şerh edegör hâlimi dîde-i bîdâre meni

 479

Meni ol serv-i revân saldı cünûn sahrâsına

 Korkaram kardaş ede Mansûr-i berdâre meni

 Sahrâ-yı sevdâsını bâd-ı sabâ-veş gezerem

 Göremem gül yüzünü eyledi âvâre meni

 Kulu kurbânı olam söyle sitem-kâre bugün

 Dilerem kurbân ede ru’yet-i dîdâre meni

 5 Öyle cânsûz ciğer-dûz âhıma rahm ederek

 Şânına şâyân olan vâsıl ede yâre meni

 Bu kadar firkat odu yakdı ciğergâhımızı

 Bahr-i eltâfı ile yakmaya bu nâre meni

 LUTFİYÂ kâr-i kadîm dilber-i dilbâzîlere

 Eyleye nazlı niyâz kılmaya bî-çâre meni

 Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lün

 604

 1 Biz bezm-i elest nûş edicek bâde-i nâbı

 Müftî o zemân münkir idi sekr-i şerâbı

 Mînâ-yı elest nûr-i hidâyet ile devrân

 Etdikçe vâiz gözler idi zevk-ı kebâbı

 Mekteb-i arefde okunur ilm-i ledünnî

 Metn-i dile bak sen de okursun bu kitâbı

 Zâhidâ kuru dil ile ülfet ne revâdır

 Kerkes tabîat lâşe-hâr ister mi gülâbı

 5 Meyhâneye var LUTFİYÂ sermestleri bir gör

 Şürrâh-ı aref herbiri gönlünde kitâbı

 Mef ‘û lü / Me fâ ‘î lü / Me fâ ‘î lü / Fe ‘û lün

 605

 1 Dest-gîrin rahmet-i Rahmân ola her dü-cihân

 Hâfız ismine emânet eyleye Mevlâ seni

 480

Yâr-i gārın zikr-i Mevlâ olmalı zâhir nihân

 Dâr-ı hidâyetde kıla Zât-ı Teâlâ seni

 Ahmed ü Mahmûd  Muhammed Mustafâ’dır reh-nümâ

 Tenvîr ede dü-cihânda nûr-i tecellâ seni

 Kande varsan feyz-i Hak nûr-i Muhammed yârdır

 Feyz-i Rabbânî eder hem a‘lâdan a‘lâ seni

 5 Bâğ-ı dildir gül-gülistân-ı muhabbet Yûsuf’um

 Şübhe yokdur kabûl eder dergâh-ı Mevlâ seni

 Kıl tevekkül Hazret-i Mevlâ’ya sen ey nûr-i dil

 Huzûr-i Hazretlerinde ede bî-pervâ seni

 Dut şerîat dâmenin bırakma elden dem-be-dem

 Zikr-i Mevlâ yâr-i gārın eyleye deryâ seni

 Yüz yere koy LUTFÎ-veş eyle Hudâ’ya ilticâ

 Hak sever nazlı niyâzı rütbe-i ulyâ seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 606

 1 Bir tükenmez derde saldı âfet-i devrân beni

 Kays-veş etdi cihânda dillere destân beni

 İhtiyârsız âteş aldı bu vücûdum dem-be-dem

 Mahveder cûd-i vücûdum kıldı nâristân beni

 Ol kemân-ebrû sanem bir seng-dildir n’eyleyim

 Kan ile yuğurdu bağrım etdi gülistân beni

 Kâkül-i gülberlerinden bûy-i anber neşrolur

 Bâde-i la‘l-i lebiyle eyledi mestân beni

 5 LUTFİYÂ dârü’l-emân bir dâr-ı Mansûr’dur bize

 Dağladı yakdı derûnum kıldı dâğıstân beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 607

 1 Sâkî bugün meyhânede ebrû-kemân dilberleri

 Mey-keş edüp demhânede zî-zevk olup gülberleri

 481

Sâzendelerin sâzının sûzişli sözleri güzel

 Nağme-şinâs mestânenin pervâz eder şehperleri

 Mey-nûş olan bir nev-civân meyhâneye olur revân

 Bu mey ile mîr-i zemân feth eylemiş Hayber’leri

 Mey bahrine daldırsalar perdeleri kaldırsalar

 Peymâneler doldursalar şâhlar verirler serleri

 5 Mey dolarsa câm-ı hüdâ nây-ı aref verir sadâ

 Cânân eder ol dem nidâ görünür dîdâr dürleri

 Ummân-ı himmet meydedir feyz-i muhabbet neydedir

 Hayât-ı bâkî Hay’dedir Hayder eder Kanber’leri

 Şem-‘i muhabbet yağını bul yak gönül çerâğını

 Sor sâkînin durağını berâber al rehberleri

 LUTFÎ pîr-i mugānı bul meyhânede mu‘tekif ol

 İlm-i aref sır rıy la dol mâmûr eyle minberleri

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 608

 1 Bâd-i hazân esdi bâğlar bozuldu

 Gülistânda katmer güller mi kaldı

 Şecerler kırıldı bârlar üzüldü

 El atacak dahî dallar mı kaldı

 Bir sel aldı sahrâları bürüdü

 Ağaçlar kurudu kökler çürüdü

 Erler yüreğinde yağlar eridi

 Hasb-i hâl edecek kāller mi kaldı

 Bozuldu dünyânın bâğ u bostânı

 Zâğ-ı siyeh yakdı bu gülistânı

 Bülbüller okusun derdli destânı

 Elvân nakış keşmir şallar mı kaldı

 Er olan eridi yağ gibi gitdi

 Şîr-i nerler zîr-i türabda yitdi

 Serviler yerinde muğaylân bitdi

 Petekler söndüler ballar mı kaldı

 482

5 Ebnâ-yı zemânın gaflet serinde

 Oynarlar gülerler yerli yerinde

 Seâdet hidâyet binde birinde

 Helâki fark eder haller mi kaldı

 Er olan çekildi çıkdı aradan

 Herbiri mahvoldu gitdi sıradan

 Gazab etdi âlemleri yaradan

 Mübtelâ olmamış iller mi kal dı

 Dillerde kalmamış hidâyet nûru

 İslâm’ın kalmamış kalbde sürûru

 Kurbân olur İslâm bulsa kubûru

 LUTFÎ Hak söyleyen diller mi kaldı

 11’li hece vezni

 609

 1 Dilber-i gülber isterem ruhleri ahmer olmalı

 Fâtih-i Hayber isterem yanında Kanber olmalı

 Sahn-ı sînesi nûr ola cîm-i cemâli hûr ola

 Güneş gibi fehûr ola öylece dilber olmalı

 Mahvola dilde derd ü gam kal‘ ola hem cünûd-i gam

 Ma‘dûm ola hudûd-i gam mîr-i muzaffer olmalı

 Hayrân ola kemâline şems ü kamer cemâline

 Reşk ede hatt u hâline âşık-ı şehper olmalı

 5 Nazlı nezâketli baka dillere âteş bıraka

 Âteşi cângâhı yaka emîr-i kişver olmalı

 La‘l-i lebi câm-ı celî meşrebi ola cilveli

 Gerdende hâli müncelî zülüfler ejder olmalı

 LUTFÎ letâfetli güzel intihâb-ı rûz-i ezel

 Vasf edemez anı gazel Sa‘dî gibi er olmalı

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 483

610

 1 Derd-i derûnuma enbâz olanın

 Serv-i kāmetleri dâl oldu gitdi

 Meydân-ı gamımda serbâz olanın

 Billûr gerdenleri al oldu git di

 Derdim deryâları emvâce saldı

 Belâ-yı girdâbı âteşler aldı

 Şems ü kamer encüm hayretde kaldı

 İskender Rüstem’ler kāl oldu gitdi

 Yıkılsın feleğin çarhı çenberi

 Al kana buladı nice şehperi

 Hani feth eyleyen bâb-ı Hayber’i

 Bu derdin elinden dâl oldu gitdi

 Dağlansun âteşe ka‘r-i derûnum

 Rîze rîze pârelensün berûnum

 Evlâd-ı Hayder’dir derd-i füzûnum

 Namları dillerde kāl oldu gitdi

 5 LUTFÎ âlem yandı oldu perîşân

 Erenler mahvoldu kalmadı zî-şân

 Meğer ki Allah’dan erişe bir şân

 Yoksa cihân böyle hâl oldu gitdi

 11’li hece vezni

 611

 1 Sefînem gark oldu derd deryâsına

 Sahrâ-yı sînemi sel aldı gitdi

 Hasret-keş olmuşdur dil Leylâ’sına

 Bülbül-tek zârımı gül aldı gitdi

 Kûy-i cânânıma varayım derdim

 Bir zemân zevk safâ süreyim derdim

 Dîdâr-ı dildârı göreyim derdim

 Nevbetim elimden el aldı gitdi

 484

Sahrâ-yı sîneme dağlar çekilmiş

 Dâl olmuş kāmetim kaddim bükülmüş

 Yâr yolunda nice ömrüm sökülmüş

 Gönlümü zülfünden tel aldı gitdi

 Yârelerim sıra sıra sînemde

 Kan ağlar gözlerim dâimâ nemde

 Âşıklar demişler devr-i kadîmde

 Aklımı ruhleri âl aldı gitdi

 5 Bu derd derûnumu her dem yâreler

 Rakîb gaddâr ciğerlerim pâreler

 Ne felekdir benim bahtım kâreler

 Bâğ u bostânımı sel aldı gitdi

 LUTFİYÂ ağlama Hudâ Kerîm’dir

 Derdlinin derdine Allah Alîm’dir

 Sende derd var ise Mevlâ Hakîm’dir

 Sabr-i bî-pâyânım Nîl aldı getdi

 11’li hece vezni

 612

 1 Zâr u giryân olan ehl-i îmâne

 Dest-gîr olacak bir ferd mi kaldı

 Derd elinden dâde gelmiş emâne

 Bir hakîm-i hâzık üstâd mı kaldı

 Uryân giryân yetîm etfâl-i müslim

 Fakîrler çekerler azâb-ı elîm

 Rahm edecek var mı bir kalb-i selîm

 Derûn-i merhamet mûtâd mı kaldı

 Nice cânlar açlarından öldüler

 Niceler feryâde dâde geldiler

 Ganîler nefsine meşgûl oldular

 Allah içün kula imdâd mı kaldı

 Arayanlar cândan emr-i Hudâ’yı

 Yâd ederler elbet rûz-i cezâyı

 Kesbedenler dilde nûr-i hüdâyı

 Mezar taşlarında bir âd mı kaldı

 485

5 Yine iyiler vardır yüzlerde birler

 Ekserî simsiyâh civânlar pîrler

 Kavl-i mücerredde İslâmız derler

 Hakk’a ibâdetde dilşâd mı kaldı

 Ilgıt ılgıt akar kanlar cânlardan

 Ayrıldı gitdiler nâm u şânlardan

 Belâ nüzûl eder âsumânlardan

 Recâya yüz dutmuş ibâd mı kaldı

 LUTFİYÂ var ise sende hidâyet

 Kalbinde var ise nûr-i dirâyet

 Bu seâdet zevâl buldu nihâyet

 Yerlere düşmemiş şimşâd mı kaldı

 11’li hece vezni

 613

 1 Meyhâne-i vahdetde mestâne döner sâkî

 Şem‘a-i muhabbetde pervâne döner sâkî

 Dol muş ayağı elde zevkı bulunur dilde

 Bu bezm-i mey ü mülde rindâne döner sâkî

 Dil zevrak-ı zevk olmuş deryâsına hem dalmış

 Sâkî yine zevk almış zevkāne döner sâkî

 Bezm içre safâ bulmuş meydân-ı muhabbetde

 Cân câm-ı mey-i vahdet şâdâne döner sâkî

 5 Târik-i sivâ olmuş lezzet-i rûhu bulmuş

 Feyz-i Hak ile dolmuş handâne döner sâkî

 Ders alur men arefden LUTFÎ al bu şerefden

 İrşâd ol her tarefden irfâne döner sâkî

 Mef ‘û lü / Me fâ‘ î lün / Mef ‘û lü / Me fâ‘ î lün

 614

 1 Pîr oldun ey dede merhamet bu yur

 Peyk-i ecel geldi kapuyu basdı

 Ne lâzımdır bize nefsine duyur

 Bugün dünyâ bizden peyvendi kesdi

 486

Bir merhamet buyur evlâd ıyâle

 Sen ölende ismin gelsün hayâle

 Feyz-i Fâtiha ile dolsun piyâle

 Ömrün tamam ecel yelleri esdi

 Amândır küsdürme sakın bir ferdi

 Artırma başına belâyı derdi

 Hazret-i Hak sever bir halîm merdi

 Ecel melekleri kapuyu basdı

 LUTFİYÂ dünyâdan göçmek gerekdir

 Ecel şerbetini içmek gerekdir

 Korkulu bir geçit geçmek gerekdir

 Ecel cân mülkine eyledi kasdı

 11’li hece vezni

 615

 1 Haremgâh-ı visâlin mahremidir Gavs-i Geylânî

 O bezm-i âşinâlar a’zamıdır Gavs-i Geylânî

 Mukarrebler meyânında yücedir himmet ü şânı

 Gürûh-i evliyânın ekremidir Gavs-i Geylânî

 Ser-i tâc-ı seâdeti yed-i kudretle yapılmış

 Uluvv-i şân-ı âlî-şân demidir Gavs-i Geylânî

 Ona ihsân edüp kuvvet-i kudsî hârikulâde

 Nebîler serverinin hem-demidir Gavs-i Geylânî

 5 O zât-ı zü’l-fezâil berk urur nûr-i muhabbetle

 Cemâl-i bâ-kemâlin bil cîmidir Gavs-i Geylânî

 O rûhâniyyeti anın nebîler sırrına vâkıf

 Ol ism-i pâk-i Ahmed’in mîmidir Gavs-i Geylânî

 Der-i dergâhına LUTFÎ ola kurbân bu âlemde

 Muhabbet verdinin dilde nemidir Gavs-i Geylânî

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 487

616

 1 Bir nazar eyleyin devr-i zemâne

 Kârbân-ı İslâm çekildi gitdi

 Hak yardım eylesün ehl-i îmâne

 Hep ricâl-i kirâm çekildi gitdi

 Ehl-i tevhîd bugün ne garîb kaldı

 Derde şifâ veren ne tabîb kaldı

 Hilm ü hayâ ile ne edîb kaldı

 Ulemâ-yı ızâm çekildi gitdi

 Mü’min ü muvahhid az az bulunur

 Şer-‘i şerîf  bâzan süâl olunur

 Gâhı gâh fetvâdan haber alınur

 Kemâl ü ihtirâm çekildi gitdi

 Hani yüzü nurlu ümmet-i Ahmed

 Meyânda munkatı‘ şer-‘i Muhammed

 Zâtında Sabûr’dur Allahü Ehad

 Bu dinden intizâm çekildi gitdi

 5 Vallahi açıkdır tevbe kapısı

 Bu kâinât bütün Hakk’ın yapısı

 Afv olunur günâhların hepisi

 Tevbeye ihtimâm çekildi gitdi

 İttibâ-ı hevâ aldı derûnu

 Tarîk-ı şeyâtîn dutdu berûnu

 Doldurdu karnına kanı irini

 Fark-ı helâl harâm çekildi gitdi

 Kal‘ oldu kalblerden envâr-ı îmân

 Kesildi dillerden rızâ-yı Rahmân

 İylik tarafına görünmez gümân

 Salât ile selâm çekildi gitdi

 Nisâlar ricâle emîr oldular

 Ricâl gibi meydânlara doldular

 Şeyâtînin ocağını kurdular

 Hak yoluna devâm çekildi gitdi

 488

LUTFÎ gaflet  ile karardı âlem

 Bahr-i gafletdedir ebnâ-yı âdem

 Artmada şekāvet hayfâ dem-â-dem

 Sıyâm ile kıyâm çekildi gitdi

 11’li hece vezni

 617

 1 Bize rahm eyle âlemler penâhi

 Kerem kıl pâdişâhlar pâdişâhı

 Gazabın katredir bahr-i keremden

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bizi halk eyledin ketm ü ademden

 Edüp ehl-i îmân lutf u keremden

 Muhammed ümmetinden muhteremden

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Ne devlet ki Muhammed ümmetinden

 Bizi kıldın o zâtın milletinden

 Seâdet bulduğumuz devletinden

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bizi tekrîm edüp tâc-ı kerâmet

 Başımızda seâdete alâmet

 Verüp ahsen-i takvîmle kıyâfet

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 5 Bizi kābil edüp yâ Rab hitâba

 Hem isti‘dâdımız fehm-i kitâba

 Seni bilmek içün geldik şitâba

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bizi Kur’ân ile kıldın münevver

 Şerîat-i Muhammed’le mutahher

 Îmân İslâm ile edüp muzaffer

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Hediyye-i Hudâ’dır ihtidâmız

 Ezelden dildedir hubb-i Hudâ’mız

 Muhammed Mustafâ’dır muktedâmız

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 489

Kerem-kâni keremin bî-nihâyet

 Dileriz rûz u şeb bâkî hidâyet

 İnâyet eyle Allah’ım inâyet

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Nice LUTFÎ gibi kemter gedâlar

 Der-i dergâhına eyler recâlar

 Keremine sezâdır mültecâlar

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Fe ‘û lün

 618

 1 Heyûlân nûr-i Hudâ şems-i seâdet ebedî

 Ey hidâyet güneşi nâşir-i feyz-i Samedî

 Yevm-i mahşerde olan enbiyânın müstenedi

 Ehl-i tevhîd olanın rûz-i cezâ mûtemedi

 Sendedir ümmet-i merhûmenin afvi senedi

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 Dür-i deryâ-yı seâdet sana kıymet mi yeter

 Mihr-i vâlâ-yı hidâyet sana himmet mi yeter

 Kerem-i Zât-ı Kerîm devlete devlet mi yeter

 “Rahmeten li’l-âlemîn” Ahmed’e hurmet mi yeter

 Memdûh-i Hazret-i Hak sana muhabbet mi yeter

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 Kütüb-i münzelesinde seni medh etdi Hudâ

 Kendi nûrun kabz edüp Habîb’im ol dedi Hudâ

 Habîb-i Kibriyâ’sın âleme doldu bu nidâ

 Server-i enbiyâ ser-defter-i dîvân-ı hüdâ

 Neyyir-i a‘zam-ı eflâk-i şefâ‘at mededâ

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 Muktedâ eyledi Hak Mescid-i Aksâ’da seni

 Enbiyâ zümresine Leyle-i Esrâ’da seni

 Zikr edüp Hazret-i Hak mele-i a‘lâda seni

 Mihmân eyledi Hudâ sadr-ı “ev ednâ”da seni

 Gösterüp melekûte rutbe-i ulyâda seni

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 490

5 Ey kerem-şân keremin bahrine kenâr mı olur

 Keremin sahrâsı âlemde nihâyet mi bulur

 Sarf olsa bahr-i kerem katresi noksân mı olur

 Şevket-i şefâ‘atin mecma-‘i mahşeri alur

 Enbiyâ ümem ile hep Livâ-i hamd’e gelür

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 Senden istirhâm eder bây u gedâ her dü-serâ

 Keremin mâden-i dergâh-ı kadîm-i fukarâ

 Dâim istimdâd eder cân ile senden küberâ

 Vücûdun mevcûduna oldu bu cerâ mâ-cerâ

 Sebeb-i hilkat-i mahlûk-ı Hudâ nûr-i verâ

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 “Kābe kav sey ni ev ednâ”da o dem Zât-ı Celîl

 “Üdnü minî” tâcını verdi sana nûr-i Cemîl

 O tâc oldu hidâyet zümresine şem-‘i sebîl

 Denilir mi sana ümmet olana zâd-ı kalîl

 Keremin gözlemede LUTFÎ kulun abd-i alîl

 Meded ey kāfile-sâlâr-ı rusül huz bi-yedî

 Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lün

 619

 1 Pây-mâl oldukda elbet şer-‘i şerîf gülleri

 Irk-ı âdemden akar mutlak gider kan selleri

 Bu Kitâbullah eğer baş üzre tâc izzet ile

 Olmasa elden gider tenlerde cân bülbülleri

 Ger meyân-ı ehl-i îmânda değersiz görseler

 Emr-i fetvâyı yıkulur hânümânın çölleri

 Yâ eğer ki emr-i şer‘î söyleyen tahkîr ola

 Kahr-i Kahhâr kahreder ağzında kurur dilleri

 5 Yâ Kelâmullah’ı tebdîl etmeğe sa‘y edeler

 Gayretullah gösterir hâtıra gelmez halleri

 LUTFİYÂ sen ebsem ol geldi celâlin nevbeti

 Şîr-i kudret pençesi kırar nice bin belleri

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 491

620

 1 Esb-i nefse râkib olma pâreler birgün seni

 Emîn olma tîğ-ı ağyâr yâreler birgün seni

 Devr edüp ebnâ-yı âdem şâh gedâ olur türâb

 Kat-‘ı re’sin kāsıdânı âreler birgün seni

 Boş yorulma Rüstem ü Zâl’ler zevâle erdiler

 Şübhe var mı hâm türâbe saralar birgün seni

 Nâz ile perverdigânın âkıbet mevtin arar

 Ka‘r-i kabrin hâbgâh-veş çâreler bir gün seni

 5 LUTFİYÂ bu derde çâre gayr-i mahlûkdur velî

 Hazret-i Mevlâ’ya dön gaffâreler birgün seni

Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 621

 1 Bülbüller ağlasun feryâd eylesün

 Güller gitdi gülzârına yetişdi

 Sünbülleri sabâ irşâd eylesün

 Bâd-ı hazân şikârına yetişdi

 Allı güllü varakları soldurdu

 Lâle yanakları kabre doldurdu

 Şîr-i ner-veş erenleri öldürdü

 Bu ibtilâ hezârına yetişdi

 Derd-i derûn taşdı ummâne döndü

 Bâr-ı gîrân kāf-ı kāmete bindi

 Bir emengâh var mı zarf-ı rûh söndü

 Oldu adem diyârına yetişdi

 LUTFİYÂ kamer-i himmet gurûbda

 Ehl-i îmân bütün bahr-i kürûbda

 Kanı gayret kalmamışdır kulûbda

 Ahyâr olan mezârına yetişdi

 11’li hece vezni

 492

622

 1 Sensin Habîb-i Kibriyâ

 Nenni Muhammed’im neni

 Arş u ferşe verdin zıyâ

 Nenni Muhammed’im nenni

 “Rahmeten li’l-âlemîn”sin

 Şeref-i Arş-ı berîn’sin

 Dü-âlemlerin nûrusun

 Nenni Muhammed’im nenni

 Resûl-i Kibriyâ sensin

 Sultân-ı enbiyâ sensin

 Rehber-i evliyâ sensin

 Nenni Muhammed’im nenni

 Âlemler güldü açıldı

 Cihâna rahmet saçıldı

 Yeşil hulleler biçildi

 Nenni Muhammed’im nenni

 Dünyâyı teşrîf eyledin

 Her köşeyi nûr eyledin

 Halkı feyzinle toyladın

 Nenni Muhammed’im nenni

 10 Nûrdan harîre sardılar

 Nûr-i hüdâyi gördüler

 Gehvâresine koydular

 Nenni Muhammed’im nenni

 Âlemlere şems-i safâ

 Nâmın Muhammed Mustafâ

 Güneş gibi dârü’ş-şifâ

 Nenni Muhammed’im nenni

 5 Âmîne Hâtun annesi

 Havvâ anadır dâyesi

 Meryem ana pervânesi

 Nenni Muhammed’im nenni

 Sidre’den indi Cebrâîl

 Cemâline olmuş mâil

 Dergehinde olmuş sâil

 Nenni Muhammed’im nenni

 Melekler semâdan indi

 Yer yüzü nûrunla doldu

 Kâinât hep şeref buldu

 Nenni Muhammed’im nenni

 8’li hece vezni

 Nûrunla doldu Arş ü ferş

 Cemâline kurbân güneş

 Kamer gibi yüzün güleş

 Nenni Muhammed’im nenni

 Enbiyâların hâtemi

 Dü-cihânın muhteremi

 Âleme Hakk’ın keremi

 Nenni Muhammed’im nenni

 Sensin Hudâ’nın rahmeti

 Hakk’ın bâb-ı merhameti

 Kıl bizlere şefâ‘ati

 Nenni Muhammed’im nenni

 LUTFÎ kulun rû-ber-zemîn

 Ümîdi kavîdir emîn

 Kıl şefâ‘at nûr-i mübîn

 Nenni Muhammed’im nenni

 623

 1 Top-ı dilden çıkdı gülle-i âhım

 Mâh-ı münevveri deldi de geçdi

 Andan pertev edüp çeşm-i siyâhım

 Hurşîd-i hâveri deldi de geçdi

 493

Çenber-i eflâki etdi bî-karâr

 Kal‘a-i Hayber’i yıkdı âşikâr

 Sedd-i İskender’i kıldı târ u mâr

 Kāf-ı mücevheri deldi de geçdi

 LUTFÎ bu âhından titredi âlem

 Kıyâmet mi kopdu yoksa Muharrem

 Zâr u zâr inledi gülzâr-ı İrem

 Burc-i sîm ü zeri deldi de geçdi

 11’li hece vezni

 624

 1 Bahr-i lutfundan ey kerem-kâni

 Bir katre ihsân etsen olmaz mı

 Şems-i keremden Zât-ı Sübhânî

 Bir zerre ihsân etsen olmaz mı

 Ummân-ı rahmet mevc urur dâim

 Kudretin ile mevcûdât kāim

 Leyl-i gafletde olmuşuz nâim

 Bir kerre yakazân etsen olmaz mı

 Kādir u Kayyûm kudretin göster

 Bu a‘mâ gözler heybetin ister

 Keç-revânlara mehâbet-güster

 Gözleri hayrân etsen olmaz mı

 Zulmet ü zillet leylinde kaldık

 Etdiğimizi cümlemiz bulduk

 Yâ Rabbi bütün kahr ile dolduk

 Âzâde fermân etsen olmaz mı

 5 Rahmetin sâbık Zât-ı Sübhânî

 Âleme vâsi‘ rahm-i Rahmânî

 Arş’dan a‘lâdır feyz-i Rabbânî

 Şem-‘i fürûzân etsen olmaz mı

 LUTFÎ yüz dutar der-i dergâhe

 Döndürmüş sadrın doğru bu râhe

 Bahş eyle bizi Hakk’a âgâhe

 Mihr-i dirahşân etsen olmaz mı

 10’lu hece vezni

 494

625

 1 İlâhî bu kadar besdir kerem eyle kerem-kâni

 Erişdir kalblerimize füyûzât-ı Samedânî

 İlâhî ümmet-i Mahmûd Muhammed bizleriz ammâ

 Hidâyet nûru ile et münevver ehl-i îmânı

 İlâhî bir Kerîm’sin ki keremin bahrine nisbet

 Bulunmaz halk-ı âlemde kurulmuş Arş’ın erkânı

 İlâhî nûr-i Kur’ân’dan çerâğımız fürûzân et

 Yarın rûz-i kıyâmetde şefî‘ eyle o Furkān’ı

 5 İlâhî Ahmed ü Mahmûd Muhammed Mustafâ’yı sen

 Şefîu’l-müznibîn kıldın dü-âlemde o sultânı

 İlâhî bu kadar eşrâr meyânında bizi hıfz et

 Siyâh-rû eyleme yâ Rab Habîb’in hurmet-i şânı

 İlâhî var mıdır senden diğer bir Kādir u Kayyûm

 Ki yokdur gayri bir senden ede bu derde dermânı

 Der-i dergâhına karşu gedâlar ilticâ eyler

 Gedâsız dergehin yâ Rab olur mu şöhret ü şânı

 MUHAMMED LUTFÎ’ye yâ Rab eğer bir katre-i rahmet

 Keremin bahrine nisbet eder mi katre noksânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 626

 1 Bir havâr eyleyin ilden illere

 Gönül ravzasından civânım gitdi

 Bir âteş-i cânsûz düşdü dillere

 La‘l ü mercân ebrû-kemânım gitdi

 Gülistân-ı dilden güller döküldü

 Yâr yolunda yandım kaddim büküldü

 Sahrâ-yı sîneme âteş ekildi

 Güneş-veş server-i hûbânım gitdi

 495

Meyân-ı kāmetde zerrîn kemeri

 Güzeller içinde kudret kameri

 Bahr-i meârifde hikmet güheri

 Şeb-i vuslat mâh-i tâbânım gitdi

 Gitdi o yâr ile ülfetin çâğı

 Gülbe-i vuslatın söndü çerâğı

 Âteş almış gönül yokdur durâğı

 Taht-ı dilden mîr-i dîvânım gitdi

 5 Yıkıldı eflâkin gönül kubbesi

 Yıkıldı kalmadı zerre habbesi

 Âteş düşdü yandı felek cübbesi

 Seâdet bahş eder zemânım gitdi

 Dağlasun dilleri dâğ-ı derûnum

 Derûnumda yanar nâr-ı füzûnum

 Şîr-i kahrın pençesinde zebûnum

 Vâveylâdır dâru’l-emânım gitdi

 Gülşen serâları düşman bürüdü

 Kılınçlar kırıldı kollar çürüdü

 Erler yüreğinde yağlar eridi

 Derdim azdı elden dermânım gitdi

 LUTFİYÂ sen kesme ümîd Hudâ’dan

 Ayırma gönlünü nûr-i hüdâ’dan

 “Lâ taknetû” gelür yine sadâdan

 Sen zannetme rahm-i Rahmân’ım gitdi

 11’li hece vezni

 Not:Müellif Hazretleri, çok sevdiği birinin Erzurum’dan baş

ka bir yere tâyini sebebiyle ayrılışından duyduğu üzüntüyü bu

şekilde terennüm etmişlerdir. Ne var ki bilâhare bu insanın

istikāmetten ayrıldığını öğrenen Müellif Hazretleri bu duruma

çok üzülmüş ve bu gazelin bir daha huzûrunda okunmasına

izin vermemiştir.

 627

 1 O bezm-i dil-güşâde devr eyledikçe sâkî

 Gamdan olur âzâde verdikçe bâde sâkî

 496

Câm-ı mey-i muhabbet verir rûha hidâyet

 Nâzil olunca rahmet artar dil iştiyâkı

 Ol dem bizi yâd edin rûhumu dilşâd edin

 Gönlümü âbâd edin ref‘ edin iftirâkı

 Ey nûr-i dil kerem kıl mâsivâyı adem kıl

 Enzârı ber-kadem kıl yakın eyle ırâkı

 5 Gül vere bu gülistân bâr vere dilde bostân

Nağme ura neyistân LUTFÎ bula Burâk’ı

 Müs tef ‘i lün / Fe ‘û lün / Müs tef ‘i lün / Fe ‘û lün

 628

 1 Dîn-i mübîn-i Ahmed’i

 Şer-‘i şerîf-i sermedî

 Tasdîk eden Muhammed’i

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Îmân ile İslâm-ı dîn

 Olmuş bize habl-i metîn

 Hakk’ı bilen ayne’l-yakîn

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Havf-ı Hudâ’yı kâr eden

 Gönlünde hikmet var eden

 Aşkı özünde yâr eden

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Aşkdan olunca bir eser

 Mâsivâdan gönül keser

 Cânân iline yol keser

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 5 Nûr-i Hudâ’yı aşk görür

 Âşıkı zevk-ı aşk bürür

 Kalbinde nûr-i aşk durur

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Boşdur bu dünyâ teşvîşi

 Terk eden olur er kişi

 Mest-i müdâm olan kişi

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Dil kâbesi astârını

 Dutan görür esrârını

 Dilde bulan dildârını

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Esrâr-ı tevhîdi duyan

 Şer-‘i Muhammed’e uyan

 Yârini görmese ayân

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Aşka erenler her zemân

 Erince buldular emân

 Aşk ehline budur nişân

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 10 Dildârı dilde bulmasa

 Cânânı cânda olmasa

 Yâri yanında bilmese

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 497

Feyz-i muhabbet-i Hudâ

 Âşıkdan olur mu cüdâ

 Hak yoluna olur fedâ

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 Âlemlerin rahmetine

 LUTFÎ’ye merhametine

 Kâmillerin himmetine

 Ağlar gözü gülmez yüzü

 629

 1 Bahr-i irfândır dilâ ehl-i dilin dilhânesi

 Dürr-i şehvârdan doludur anların vîrânesi

 Mey-i mânâ kuvveti erbâb-ı kalbin sohbeti

 Neşreder lübb-i muhabbet mest olur bî-gânesi

 Kenz-i irfândır derûnu derd ile deryâ olan

 Nûr-i tevhîd şem‘inin anlar olur pervânesi

 Kim kemâlât ehline peyrev ola elbet olur

 Zî-seâdet âkıbet merdâneler merdânesi

 5 Şehperi zer-dûz olur âşıkların vakt-i seher

 Yâr ile hem-dem olanın nûr dolar cânhânesi

 Bezm-i vahdet sırrının cemiyyetinde cân veren

 Ol olur kişver-i dilde tahtının şâhânesi

 LUTFİYÂ bir mîr-i meydân bulmak ister ve’s-selâm

 Âkıl ola bir nazarla âlemin dîvânesi

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 630

 1 Ey kemân-ebrû görürsün âh ü feryâdım beni

 Nâr-ı hasretinde yakdı zâr-ı mûtâdım beni

 Al giyüp elvân-nakış dilbâz-ı dildâr mihr-veş

 Seyr-i sevdâ sahrâsına atdı üstâdım beni

 Bir kemân-bâz cilve-endâz zülf-i yelbâz nev-civân

 Bend edüp îcâd-ı aşka tarz-ı îcâdım beni

 498

Bir ka mer-tal‘at güneş-veş aldı aklım âl ile

 Sevdâ-yı zülfüne saldı baht-ı is‘âdım beni

 5 LUTFİYÂ dârü’l-emân Mansûr-veş dârdır bize

 Şâd eder yâr derdi ile dil-i nâ-şâdım beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 631

 1 Şerâb-ı vahdet içmeğe

 Besdir gönül meyhânesi

 Kayd-ı sivâdan geçmeğe

 Besdir gönül meyhânesi

 Merdâneler meydânına

 Âriflerin irfânına

 Âşıkların rindânına

 Besdir gönül meyhânesi

 Gönüllerin gülistânı

 Ehl-i dillerin bostânı

 Âşıkların dâsitânı

 Besdir gönül meyhânesi

 Sâliklerin seyrângâhı

 Âşıkların niyâzgâhı

 Nazlıların cilvegâhı

 Besdir gönül meyhânesi

 5 Mürîdlerin murâdına

 Emîrlerin îrâdına

 Dervîşlerin evrâdına

 Besdir gönül meyhânesi

 Dervîşlerin dermânına

 Uluların fermânına

 Erbâb-ı kalb ummânına

 Besdir gönül meyhânesi

 Mücâhidlerin nusreti

 Ehl-i seâdet devleti

 Ârifânın cân kıymeti

 Besdir gönül meyhânesi

 İnd-i Hudâ’da mûteber

 Kitâbullah’da var haber

 Mürg-i rûha olan şehper

 Besdir gönül meyhânesi

 Saîdlere seâdetdir

 Sâliklere selâmetdir

 LUTFÎ Hak’dan inâyetdir

 Besdir gönül meyhânesi

 8’li hece vezni

 632

 1 Şems ü kamer hayrân olur görse gönül envârını

 Âşık mâşûkun âşikâr dilde görür dîdârını

 499

Mir’ât-ı dil bulsa safâ mey-i hüdâ verse şifâ

 Meyhânedir dâr-ı vefâ gör sâkînin devvârını

 Dilhâneyi tenvîr eder ekdâr-ı ezmân hep gider

 Verir şerâb-ı eynemâ seyret gönül gülzârını

 Cânân iline cân gider cânân ile cân zevk eder

 Seyr-i cemâli dilberin dilşâd eder nezzârını

 5 Kıyâm-ı serv-i kāmetin alâmeti kıyâmetin

 Âşıkları raksa salar gör gülberin etvârını

 Şems-i şerâfet ruhleri mihr ü mâhe vermiş zıyâ

 Dürdâne-veş nûr halları gerdende gör ızhârını

 Zülf-i siyeh ebrû-kemân bir tâze gül-nev-reste şân

 Vermiş cihâna LUTFİYÂ kaldır gözün astârını

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 633

 1 Gönül nûr-i hidâyetle okur esrâr-ı eşyâyı

 Aref dersin alan tâlib görür dilde dilârâyı

 Hidâyet hurşîdi doğsa muhabbet emtârı yağsa

 Bulur gülşen-i tevhîdde gönül mihr-i mücellâyı

 Tecellîhâne-i Mevlâ gönüldür Leyle-i Esrâ

 Cemâl-i Hazret-i cânân atar perde-i vâlâyı

 O dem dil bula dildârı unuda nâm-ı ağyârı

 Görüne şâhid-i kudsî ede tâlîm-i esmâyı

 5 MUHAMMED LUTFÎ’ye Mevlâ vere bir zevk-ı rûhânî

 Erişe feyz-i Rabbânî ede hal bu muammâyı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 634

 1 Ekser-i erbâb-ı kalbin nazm iledir ülfeti

 Feth olur kenz-i meârif şi‘re eyle dikkati

 500

Nazm ile esrâr-ı tevhîd neşr olur dilden dile

 Kesbi pek sür‘at bulur evzâne eyle rağbeti

 Metn-i ilm-i hikmet olmuşdur bu eş‘âr aç gözün

 Nûr-i cân feyz-i îmândır Mesnevî’nin sohbeti

 Nice Enverî vü Sa‘dî dahî Firdevsî gibi

 Gün gibi gösterdiler şi‘r ile ilm-i hikmeti

 5 Mey-i mânâ-yı hidâyet câmıdır Mollâ-yı Rûm

 Kâbetullah-i hakîkat vâcib oldu hurmeti

 Tâlib-i dîdâr-ı Mevlâ aşkı rehber eylemiş

 Şi‘r ise mir’ât-ı aşkdır aşka eyle himmeti

 LUTFİYÂ ilm-i ledünnî kesb ile hâsıl değil

 Lutf ede Bârî Teâlâ aça bâb-ı rahmeti

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 635

 1 Bu gaflet perdesin kaldır gözünden seyret eşyâyı

 Kemâlât ehline peyrev olan anlar bu mânâyı

 Dilâ erbâb-ı diller sohbeti feyz-i İlâhî’dir

 O sohbet halleder nokta-i dilde her muammâyı

 Kelâm-ı evliyâ ilhâm ile nâzil olur kalbe

 Gerek şi‘ri gerek nesri açar nehr-i tecellâyı

 Dürer-i şi‘ri ârifân düzerler rişte-i câne

 Gürûh-i evliyâ söyler güzel şi‘r-i dilârâyı

 5 Ederdi nusreti Hassân’e nazm ü şi‘ride Cibrîl

 O gün müftî idi Cibrîl verir idi bu fetvâyı

 MUHAMMED LUTFÎ’ye lutfet velîler sohbetin bulsun

 Bilelim ey Hudâvendâ kemâhî sırr-ı eşyâyı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 636

 1 Öyle bir dildâre dil ver eyleye dilşâd seni

 Öyle bir dâmânı dut ki ede ber-murâd seni

 501

Öyle bir yâr ile  yâr ol yâr ola her dü-serâ

 Hurşîd-âsâ her zemânda eyleye irşâd seni

 Herkesin gönlü gülüne şebnem ol vakt-i seher

 Halk ede Bârî Teâlâ abdine imdâd seni

 Bir temâşâgâhdır dünyâ serâser kıl nazar

 Âzâd eyle zîr-i desti Hak ede âzâd seni

 5 Gel güzel kesme nazar dergâh-ı Mevlâ’dan bugün

 LUTFİYÂ bu mâh-ı rahmetdir ede dilşâd seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 637

 1 Bir dilber-i tannâz bir nazar-endâz

 Servi-veş serime bir sâye saldı

 Bir sabâ-yı yelbâz kamer-i mümtâz

 Âl ile aklımı başımdan aldı

 Güller kurban gül yüzünün âlıne

 Sabâ kurbân kâküllerin teline

 Şems ü kamer kurbân hikmet gülüne

 Cîm-i cemâline hayretde kal dı

 Geysûleri Hindistân’e kıymetdir

 Gerdende halları Sîn’de şevketdir

 Ru’yet-i dîdârı câna cennetdir

 Âşıkları bahr-i belâya saldı

 Gören gözler geçer elbette cândan

 Gören ayrılır mı nazlı civândan

 Hûrîler görseler dâr-ı cinândan

 Felekde kamerin aklını çaldı

 5 Gözler görmemişdir böyle levendi

 Seyretmemiş seher böyle bülendi

 Âteşdendir âşıkların kemendi

 Bu âteş LUTFİYÂ âlemi aldı

 11’li hece vezni

 502

638

 1 Gülbe-i vahdetin şem‘adânları

 Bir bir yere düşdü çerâğlar söndü

 Bu ümmetin bugün ledün-dânları

 Seferleri dâr-ı Kerîm’e döndü

 Sirâc-ı ümmetî emr etdi Ahmed

 Ulemâ-yı ümmet dedi Muhammed

 Âlimlerle gitdi devlet-i sermed

 Vallahi seâdet serâyı yandı

 Kamer-i kubbe-i seâdet selâm

 Alâmet-i îmân eldeki a‘lâm

 Livâ-i İslâm’dır meyânda selâm

 Selâm gitdi İslâm kana boyandı

 “Mevtü’l-âlim mevtü’l-âlem” buyurdu

 Fahr-i âlem ümmetine duyurdu

 Ümmet ulemâdan yüzün çevirdi

 Adl-i Hudâ âsumâne dayandı

 5 İlm ü ulemâdan kesildi rağbet

 Emr-i şerîate kalur mı hurmet

 Herkes hevâsının yoluna himmet

 LUTFİYÂ devlet-i şeytân uyandı

 11’li hece vezni

 639

 1 Ey mü’minler gelin hakkı söyleyin

 Namazsız niyâzsız İslâm olur mu

 Gökden inen kitabları dinleyin

 Salâtsız zekâtsız İslâm olur mu

 Îmân İslâm eğer sende var ise

 Kalbin îmân ile eğer yâr ise

 Tevhîd tasdîk dilde ber-karâr ise

 Namazsız niyâzsız İslâm olur mu

 Hakk’ı tesbîh eder döner felekler

 Tevhîd eder dâim suda semekler

 Namaz ile kabûl olur dilekler

 Salâtsız zekâtsız İslâm olur mu

 503

Namaz dînin direğidir nûrudur

 Sefîne-i dîni namaz yürüdür

 Cümle ibâdetin namaz pîridir

 Namazsız niyâzsız İslâm olur mu

 5 Zekât farz-ı a‘zam emr eder Kur’ân

 Kabûl olmaz namaz zekâtsız bir an

 Âdem’den Hâtem’e emr eder Rahmân

 Salâtsız zekâtsız İslâm olur mu

 Malı verdi âlemleri yaradan

 Emretdi vâcibi farzı sıradan

 Kırkda birdir zekât çıkmaz aradan

 Namazsız niyâzsız İslâm olur mu

 Kırkda bir kuruşu verin fakîre

 Nâil olun yarın mülk-i kebîre

 Râzı olun bugün emr-i Kadîr’e

 Salâtsız zekâtsız İslâm olur mu

 İslâm olan dutar Kitab emrini

 Cân u dilden bilir dînin kadrini

 Seyr eder dünyânın görür devrini

 Namazsız niyâzsız İslâm olur mu

 Nice yüz bin pâdişâhlar kabri var

 Ölüm vardır güneşlerden âşikâr

 LUTFİYÂ emr etmiş ol Perverdigâr

 Salâtsız zekâtsız İslâm olur mu

 11’li hece vezni

 640

 1 Sen Mevlâ’yı sevende Mevlâ seni sevmez mi

 Rızâsına ivende rızâsını vermez mi

 Sen Hakk’ın kapusunda cânlar fedâ eylesen

 Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi

 Şer-‘i Şerîf yolunda havf-i Hudâ dilinde

 Ehlullahın hâlinde Allah hâlin sormaz mı

 Vâriyyetin mahv edüp Kur’ân yolunda gidüp

 Yâr ile yârân olsan yârin yâver olmaz mı

 504

5 Derd ile cângâhında âteş yansa âhında

 Âh u feryâdlar etsen derden dermân vermez mi

 Cânın cânân ilinde cânân cânın dilinde

 Yârelensen yolunda yaran merhem urmaz mı

 LUTFÎ’ye lutf-i Mevlâ rahm eyleye Teâlâ

 Allah deyu çağırsan Kerîm kerem kılmaz mı

 14’lü hece vezni

 641

 1 Sen Mevlâ’yı sevende Mevlâ seni sevmez mi

 Rızâsına ivende senden râzı olmaz mı

 Sen Hakk’ın kapusunda cânlar fedâ eylesen

 Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi

 Vâriyyetin mahveyle esmâullahı söyle

 Bu cânı kurbân eyle Mevlâ kabûl etmez mi

 Şer-‘i şerîf yolunda Peygamber’in hâlinde

 Allah desen dilinde bin kez hâlin sormaz mı

 5 Derd ile cângâhından cânân diye çağırsan

 Derden dermân ederler yaran merhem urmaz mı

 Sular gibi çağlasan Ya‘kûb gibi ağlasan

 Ciğergâhın dağlasan ahvâlini sormaz mı

 Derde dermândır bu derd derdliyi sever Samed

 Dermândır derde Ehad fazlı seni bulmaz mı

 Büyük nîmetdir îmân bize Allah’dan ihsân

 Bu tevhîdin kıymeti cennetleri almaz mı

 LUTFİYÂ yâri gözle cân u gönülden sızla

 Dergâha dönder yüzün duân kabûl olmaz mı

 14’lü hece vezni

 642

 1 Bir dîde-i fettân dilber-i dildâr

 Bir bakışla aldı ihtiyârımı

 Taht-ı melâhatde kurulmuş hünkâr

 Târ u mâr eyledi âr u vârımı

 505

Gülistân-ı kudret güneş cemâli

 Mecma-‘i mehâsin kamer misâli

 Dilberler içinde yoktur emsâli

Mecnûn-veş mahvetdi îtibârımı

 Bir meşrebi nazlı zarf-ı zarâfet

 Bir mahbûb-i mümtâz şân u şerâfet

 Gözler görmemişdir hûrî kıyâfet

 Görünce götürdü iktidârımı

 Emsâli bulunmaz bir mîr-i kallâş

 Âşık ölür deyu eyler mi telâş

 Ham-gerden dest-beste gözümde kan yaş

 Gece gündüz alur intizârımı

 5 LUTFÎ’ye lutfeyle nazlı civânım

 Sana kurbân olsun rûh-i revânım

 Senden gayri var mı dârü’l-emânım

 Hâk-i pâyen hasr et iftihârımı

 11’li hece vezni

 643

 1 Devlet oldur dâreyinde ser-firâz etsün seni

 Kalb odur vakt-i seher ehl-i niyâz etsün seni

 Dîn odur ki göstere dîdâr-ı Hakk’ı âkıbet

 Hem meyân-ı evliyâda imtiyâz etsün seni

 Mal odur cennât-ı Firdevs’de sana olsun refîk

 Esb odur râh-ı sıratda tîz cevâz etsün seni

 Evlâd  oldur gülşen-i dilde ola bülbül sana

 Dilber oldur ru’yetiyle şevk-bâz etsün seni

 5 Mey odur  meydân-ı hubb-i mâsivâdan kat‘ede

 Bâde oldur bâl-ı vahdetden nüvâz etsün seni

 Şerbet oldur ki şerîat şerh edüpdür âleme

 Tâbi-‘i fermân-ı Hak ol i‘tizâz etsün seni

 İlm ü irfândan garaz bir sırr-ı tevhîd zevkıdir

 Bir ciğer-sûz âh ile bülend-âvâz etsün seni

 506

Zînet oldur hil‘at-i mânevî giysün rûh-i pâk

 Âsitân-ı ârifânda zer-şirâz etsün seni

 LUTFİYÂ dârü’l-emân mahviyyet olmuş ve’s-selâm

 Tâlib-i nûr-i hüdâ ol nûr-dirâz etsün seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 644

 1 Burc-i dilden atıcak mihr-i muhabbet şafakı

 Görünür gün gibi cân gözlerine nûr tabakı

 Dili dildârına bahş cânını cânâne fedâ

 Eden elbette olur mîr-i zemân merd-i takî

 Ru’yet-i cennet-i cân kevser-i firdevs değeri

 Tıfl-ı dile okudur ilm-i ledünnî sebakı

 Ey kerem-şân bu reviş nûr-i tecellâ-yı Hudâ

 Ola bahşîş-i ezel bu gül-i kudret arakı

 5 Mecma-‘i bahr-i mehâsin zîver-i vech-i kamer

 Kütüb-i nûr-i cemâl fetvâsının müttefakı

 Zîr-i zülfün o levendin alıcak bâd-i sabâ

 Reşk eder müşg-i Tâtâr anber-i sârâ refakı

 Dilberin gülberidir kenz-i füyûzât-ı atâ

 LUTFİYÂ âl-ı ruhi defter-i hikmet varakı

 Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lün

 645

 1 Nûr-i ayn-i Muhammed’dir

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 Dürr-i deryâ-yı Ahmed’dir

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 Ese dullah-ı gālib’dir

 Rızâullah-ı tâlibdir

 Hubb-i sivâdan tâibdir

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 Erenlerin merdânesi

 Bahr-i irfân dürdânesi

 Şem-‘i hüdâ pervânesi

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 Bezm-i seâdet çerâğı

 Mihr-i hidâyet durağı

 Lübb-i risâlet kırağı

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 507

5 Aliyyü’l a‘lâ harfidir

 Hasen Huseyin zarfidir

 Cemâl-i cânân zülfüdür

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 Gül-i gülbün-i hüdâdır

 Ezelde şîr-i Hudâ’dır

 Hakk’ın yolunda fedâdır

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 8’li hece vezni

 Velâyet gül-gülistânı

 İlm-i vahdet debistânı

 Ali’dir cedd-i Geylânî

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 LUTFÎ sür yerlere yüzler

 Bu yolda olsun bu gözler

 Kev ser’in başında gözler

 Şâh-ı merdân Hayder Ali

 646

 1 Takdîr edenler bu dînin kıymet-i vâlâsını

 Hayderâne şehsüvârdır kim görüp pervâsını

 Cân atar serden geçer elbet gider cânâneye

 Lâ-cerem Mecnûn olan bir gün bulur Leylâ’sını

 Âlem-i ilm-i ledünnî şâhının sır kâtibi

 Levh-i dilde nakş edüpdür dersinin imlâsını

 Bâd-ı serser-veş gider bu âh u feryâdım menim

 Bî-murâd dil bulmayınca rutbe-i ulyâsını

 5 Derd olup ummân-ı bî-pâyân dutup dil tâkını

 Kangı İskender gezüpdür ka‘ri yok deryâsını

 LUTFİYÂ dârü’l-mihan zarf-ı belâdır bu cihân

 Bir gül içün ağladır bin bülbül-i şeydâsını

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 647

 1 Ey ümmet-i Muhammed’ler

 Edin Hakk’a muhabbetler

 Olun ashâb-ı himmetler

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 508

 Bu ümmet zarf-ı hüdâdır

 Âşık-ı nûr-i Hudâ’dır

 Hak yoluna cân fedâdır

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

Mü’minin dilde îmânı

 Gönülde hubb-i Rahmânî

 Allah’ın büyük ihsânı

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 Nûr-i Muhammed Mustafâ

 Kalbe dola vere safâ

 Mü’min eyler ahde vefâ

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 5 İstersiz Hak’dan cennâtı

 Kat‘ edesiz makāmâtı

 Erişe Hak inâyâtı

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 Îmân İslâm mevcûd ola

 Küfr ü dalâl mefkûd ola

 Dest-gîrin mâbûd ola

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 8’li hece vez ni

 Kerem-kâni Allah’ımız

 Nûr-i Resûlu’llah’ımız

 Ele gire dil-hâhımız

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 Hak yolu güneşden ayân

 Kur’ân anı etmiş beyân

 Kerem-i Kerîm’e dayan

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 Âdem’den Hâtem’e kadar

 Dîn-i İslâm nûrdur gider

 Dü-cihânda görme keder

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 10 LUTFÎ Allah sevdâsına

 Düş Rahmetin deryâsına

 Gir cennet-i a‘lâsına

 Allah içün lillâh içün

 Dutun fermân-ı Kur’ân’ı

 648

 1 Nîm-nigâhın dilberâ vîrâne kıldı gönlümü

 İştiyâkın âteşi sûzâne kıldı gönlümü

 Halların hindûlerin zarf-ı mey-i vahdet güzel

 Seyr edince herbirin peymâne kıldı gönlümü

 Âr u vârım ihtiyârım îtibârım kalmadı

 Husn-i rûyin âfet-i dîvâne kıldı gönlümü

 Ey kemân-ebrû tîr-i müjgânların cângâhımı

 Düzleyüp incû-teki dürdâne kıldı gönlümü

 5 Ben senin kurbânınam ey şûh u şengim gel yetiş

 Bilmezem ki şem‘ine pervâne kıldı gönlümü

 509

Târ-ı zülfün târ u mâr etdi dil-i pür-derdimi

 Kays-veş sahrâ-nişîn giryâne kıldı gönlümü

 Âh âteş-i yârdan doldu vücûdum rahm kıl

 LUTFÎ’ye eyle kerem odhâne kıldı gönlümü

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 649

 1 Ey Kerem-kâni vücûdun

 Rahmet-i Rahmân değil mi

 Vücûdundaki o cûdun

 Ummân-ı ihsân değil mi

 Kemâhî vasfında vassâf

 Hazret-i Kur’ân nûr-i sâf

 Melekûtde olan asnâf

 Cemâlan hayrân değil mi

 La‘l-i lebin kevser-i cân

 Her kelâmın dür ü mercân

 Âşıklar eyler heyecân

 Cânları kurbân değil mi

 İlm-i hikmetdir fi‘âlin

 Arş’a şerefdir ni‘âlin

 Keşfolunsa ruh-i âlin

 Hurşîd-i rahşân değil mi

 5 Seni vasf edince “Yâsîn”

 Cemâlin şems-i mehâsin

 Sırr-ı Sûre-i “Tâhâ”sın

 Beyân-ı “Furkān” değil mi

 Kāmetin kāf-ı seâdet

 Vücûdun mihr-i hidâyet

 Şevket ü şânın şefâ‘at

 Gün gibi ayân değil mi

 Der-i dergehinde Cibrîl

 Derbân olmuş ey nûr-i dil

 LUTFÎ bir ahkar-ı sâil

 Muhtâc perîşân değil mi

 8’li hece vezni

 650

 1 Müştâk-ı dîdârım derd-i derûnum

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 Alışdı derûnum yandı berûnum

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 Server-i enbiyâ Ahmed-i Muhtâr

 Muhıbb-i Muhammed olur bahtiyâr

 Âşık muhıbbini kılar ihtiyâr

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 510

Dâmâd-ı Peygamber Hayder-i Kerrâr

 Fâtih-i Hayber’dir sâhib-Zülfikār

 Hasen-i Müctebâ emîr-i ebrâr

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 Server-i evliyâ şâh-ı şehâdet

 Kamer-i hidâyet mihr-i seâdet

 Kanlı kanlı kıldı Hakk’a ibâdet

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 5 LUTFÎ kurbân olsun Âl-i abâ’ya

 Te’sîr eder âhım bâd-ı sabâya

 Nazlı niyâzımı koyma hebâya

 Lutfeyle sultânım ağlatma beni

 11’li hece vezni

 651

 1 Ey keremler kâni Hazret-i Allah

 Ahmed-i Muhtâr’e bağışla bizi

 Merhametin hakkı amân yâ Gaffâr

 Hayder-i Kerrâr’e bağışla bizi

 Serdâr-ı evliyâ Sıddîk-ı Ekber

 Yâr-ı gār eyledi Zât-ı Peygamber

 Ömerü’l-Fârûk’dur İslâm’a rehber

 Osmân-ı zi’n-nûr’e bağışla bizi

 Hasen-i Müctebâ sultân-ı ebrâr

 Huseyn-i Kerbelâ zâtında dildâr

 Zeyne’l-Âbidîn’dir hâzin-i esrâr

 Muhammed Bâkır’a bağışla bizi

 Evlâd-ı Resûl’ün hurmeti yâ Rab

 Ulemâ-yı dînin kıymeti yâ Rab

 Evliyâullahın himmeti yâ Rab

 Efrâd-ı ahyâra bağışla bizi

 5 LUTFÎ’ye erişe ihsân-ı Mevlâ

 İslâm’ı afvede Bârî Teâlâ

 Kalbimize dola nûr-i tecellâ

 Tevhîd-i esrâra bağışla bizi

 11’li hece vezni

 511

652

 1 Devlet oldur dâreyinde bahtiyâr etsün seni

 Feyz-i Hak nûr-i muhabbet müşg-bâr etsün seni

 Nûr-i Mevlâ’dan mürekkebdir Habîb-i Kibriyâ

 Kasr-ı muallâsına Allah civâr etsün seni

 Bu denî dünyâ ise şâhları etmiş pây-mâl

 Ravza-i bâkî içinde zü’l-karâr etsün seni

 Rabt-ı kalbeyle veliyyullahe bul râh-i hüdâ

 Dergeh-i Mevlâ’dır anlar zer-‘ıyâr etsün seni

 5 Her ne eyler ise Rahmân merhamet şerbetidir

 Âsitân-ı bâb-ı rızâya gubâr etsün seni

 LUTFİYÂ endîşe etme erham Allah’dır bize

 Hakk’a teslîm ol gönülden dürr-i bâr etsün seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 653

 1 Sadâ-yı nây-ı vahdet dâimâ eyler beyânâtı

 Yaratdı Hâlik-ı âlem ademden bu kâinâtı

 Basîret nûruna mâlik olan göz câm-ı irfândır

 Bu eşyâ mazhar-ı esmâ müsemmânın hidâyâtı

 Erişse dîde-i dilde görür kudret-i Mevlâ’yı

 Doğar her zerreden bir şems bu eşyâ vahdet âyâtı

 Tecellîgâh-ı Mevlâ’dır gönül her ferdde mevcûddur

 Bu bahr-i hikmete gir bak bulunmaz hiç nihâyâtı

 5 Bütün ef‘âli hikmetdir Hudâ’nın kahri rahmetdir

 Eder ashâb-ı tevhîde lutf-i zarf-ı beliyyâtı

 Belâlar bal olur evliyâsına Hazret-i Hakk’ın

 Bu kahr içinde eltâf-ı belâ ola bidâyâtı

 Hudâ sevgili abdini eder mübtelâ derdine

 O derd LUTFÎ ne devletdir eder tekmîl makāmâtı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 512

654

 1 Ramazân’dır bi-emrillâh bu dînin gül-gülistânı

 Okunur Hazret-i Kur’ân verir bâr bâğ u bostânı

 Muhammed ümmeti mü’min muvahhidler olur şâdân

 Ramazân’dır bu İslâmın gönüllerde nûristânı

 Cenâb-ı zü’l-Celâl Allah anı Kur’ân’da vasfetmiş

 Kerem-kâni Kerîm Allah açup ebvâb-ı ihsânı

 Ramazân’dır füyûzât-ı İlâhî’nin karârgâhı

 Kulûb-i ehl-i îmâne erişir feyz-i Rabbânî

 5 O ki îmân ile sâbit-kademdir hakkā mü’mindir

 Yüzünde görünür elbet güneş-veş nûr-i Rahmânî

 Ramazân nûr-i vahdet mihrine kuvvet verir cânâ

 Eder zarf-ı fütûhât-ı İlâhî ehl-i îmânı

 Ramazân’da hayâ eyler Hudâ’nın emrine münkād

 Edeb ile dutar savmı görür gönlünde irfânı

 Muhammed Mustafâ nûr-i İlâhî’den mürekkebdir

 Kitâbullah ile ümmet bulur elbet o sultânı

 Ramazân bâb-ı dergâh-ı İlâhî’dir niyâz eyle

 Alırsın afvine fermân edersin derde dermânı

 10 Ramazân’da kerem nehri olur cârî bi-emrillâh

 Ramazân şehr-i gufrândır Hudâ’nın emr ü fermânı

 MUHAMMED LUTFÎ’ye lutfet amân ey Hâlik-ı âlem

 Bu mevcûdun vücûdu zerre-i cûdun kerem-kâni 

Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 655

 1 .............................................................

 .............................................................

 Meğer kendi kereminden hidâyet eyleye Allah

 Kulûb-i ehl-i îmâne dutalar bâb-ı Rahmân’ı

 513

Kabûl ede hidâyet nûru ile dergeh-i vâlâ

 Basîret dîdesi ile göreler nûr-i irfânı

 Erişe rahmet-i Rahmân bulalar derdlere dermân

 Edeler cânların kurbân alalar ıtka fermânı

 5 Düşeler râh-i Kur’ân’e itâat ola Rahmân’e

 Döne yüzler kerem-kâne göreler Hak’dan ihsânı

 Cenâb-ı zü’l-kerem Allah bize erhamdır ol vallah

 Sever bizi Teâlallah dutulsa emr-i Kur’ân’ı

 Bizi halk eyledi İslâm îmânı eyledi ikrâm

 Eder dâim bize in‘âm Kerîm’dir Zât-ı Sübhânî

 Bizim peygamberimizdir kamu âlemlere rahmet

 Odur bir ummân-ı himmet odur enbiyâ sultânı

 Bu ümmet-i Muhammed’e kerem ede Kerîm Allah

 MUHAMMED LUTFÎ’ye lutf-i İlâhî erişe hani

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 656

 1 Ey Kerîm kerem kıl merhamet buyur

 Ol ism-i Gaffâr’e bağışla bizi

 Yâ Rab muhabbetin kalblere duyur

 Ahmed-i Muhtâr’e bağışla bizi

 Sevgili Habîb’in sevgili yâri

 Yolunda sarf etdi o kadar vârı

 Dünyâda seyr etdi o nûr dîdârı

 Sıddîk-ı Ekber’e bağışla bizi

 Hak yolunda cânın fedâ eyleyen

 Hakk’ı hak bilerek hakkı söyleyen

 Bahr-i adâlete dalup boylayan

 Hazret-i Ömer’e bağışla bizi

 Nûr-i Kur’ân ile münevver olan

 Feyz-i irfân ile müzeyyen olan

 Nûr-i Osmân gibi mübeyyen olan

 Hidâyet-pervere bağışla bizi

 514

5 Bahr-i şecâ‘atde dürr-i hidâyet

 Kemâl-i velâyet buldu nihâyet

 Meddâh olsa Hassân etmez kifâyet

 Hayder-i Kerrâr’e bağışla bizi

 Hasen-i Müctebâ nûr-i hüdâdır

 Huseyn-i Kerbelâ şâh-ı hecâdır

 Zeyne’l-Âbidîn’se dârü’ş-şifâdır

 Sultân-ı ebrâre bağışla bizi

 Şeyhu’l-meşâyihdir pîr-i Geylânî

 Câmiu’l-kemâlât Hakk’ın ihsâni

 Şeb-i Mîrâc Muhammed’in kurbâni

 Ol Zât-ı Kerîm’e bağışla bizi

 LUTFÎ kurbân olsun bunlara her an

 Bu ümmete sâhib gönder bu zemân

 Mazlûmlar ederler amân el-amân

 Esrâr-ı tevhîde bağışla bizi

 11’li hece vezni

 657

 1 Deli seller dereleri târ u mâr

 Eyledi taş ağaç feryâde geldi

 Sahrâlar içinde kalmadı şikâr

 Bu âfet-i devrân ziyâde geldi

 Yıkdı vîrân etdi köşk ü serâyı

 Karartdı hurşîd-i âlem-ârâyı

 Âteşe bırakdı urdu yarayı

 Leşker-i derd ü gam piyâde geldi

 Çal dı çâr-tarafa etdi perîşân

 Mürüvvet etmedi bu âteş-feşân

 Görmedim bir murâdına ulaşan

 Bu dâr-ı belâya üftâde geldi

 Devr-i felek urdu sûz ü güdâzı

 Ciğergâhe etdi te’sîr-i râzı

 Dinlemedi dilde nâz u niyâzı

 Cevr ü cefâsını mûtâde geldi

 515

5 Merhamet yok gözlerimin kanına

 Âteş düşsün bu gaddârın cânına

 Bây u gedâ bırakmıyor yanına

 Belâ-yı âsumân âmâde geldi

 Perîşân eyledi devr-i kameri

 Beline bağladı zulüm kemeri

 Bin âdem öldürse etmez kederi

 Gûya emîrinden irâde geldi

 Analardan kuzuları ayırdı

 Bu derd-i firkati câne duyurdu

 LUTFÎ emr-i kader böyle buyurdu

 Yanar âteş gibi sahrâda geldi

 11’li hece vezni

 658

 1 Ey ihvân-ı îmân bu ahvâl ile

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Şerîate bakın bu ahvâl ile

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Zü’l-Celâl bizleri halk etdi İslâm

 Îmânı irfânı eyledi ikrâm

 Ümmet-i Muhammed ne oldu encâm

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Cenâb-ı Mevlâ’dan ne büyük ihsân

 Nâzil oldu bize Hazret-i Kur’ân

 Fermân-ı Kur’ân’e eyledik ısyân

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Rûz-i ezel verdik veliyy-i ahdi

 Kabûl etdik o dem takvâyı zühdi

 Emr-i şerîatde etmedik cehdi

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 5 Bu va‘d-i ahd ile geldik dünyâya

 Tâbi‘ olduk bugün hubb-i sivâya

 Rağbet eylemedik ahde vefâya

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 516

Kitâba sünnete yok bizde rağbet

 Cenâb-ı Mevlâ’ya var mı muhabbet

 Hevâ-yı nefsinde tâbi-‘i şehvet

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Namaz ise mü’minlerin mîrâcı

 Fermân-ı Kur’ân’da râh-ı minhâcı

 Gülbe-i dillerde söndü sirâcı

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 İslâm’ın İslâm’a merhameti yok

 Sa‘y-i şerîatde meveddeti yok

 Sırr-ı süveydâda hakîkati yok

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Nisâlar yüzünde hayâ kalmadı

 Vücûh-i ricâlde hayâ kalmadı

 Âhirete zâd ü nevâ kalmadı

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 10 İçerler su gibi âb-ı harâmı

 Günâh-ı kebâir maksûd merâmı

 Zemmederler ehlullah-ı kirâmı

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Kör olmuş dîdeler kalbler dutulmuş

 Deryâ-yı şehvete nefis atılmış

 Îmân İslâm bu dünyâya satılmış

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 Mevlâ nâsır ola ehl-i îmâne

 Kendi idhâl ede dâr-ı cinâne

 LUTFİYÂ sen bir bak devr-i zemâne

 Aceb Allah bizi kabûl eder mi

 11’li hece vezni

 659

 1 Bâğ-ı hidâyetin hayıf bâğ-bânı

 Cennetde ravza-i Rıdvân’e gitdi

 Dâr-ı seâdetin bu dem derbânı

Dergâh-ı Kerîm’e ihsâne gitdi

 517

Gülistân-ı dilden döküldü güller

 Gülbe-i hasretde ağlar bülbüller

 Seherlerde kan yaş döker sünbüller

 Kudret katmerleri hazâne gitdi

 Serây-ı servet-i seâdetimiz

 Sebeb-i hidâyet şerâfetimiz

 Dergâh-ı Mevlâ’ya dehâletimiz

 Rehberi rahmet-i Rahmân’e gitdi

 Ulemâ-yı ümmet necm-i hüdâdır

 Ashâb-ı îmânın rûhu fedâdır

 Bu nûru görmeyen Hak’dan cüdâdır

 Ehl-i İslâm Hakk’a kurbâne gitdi

 5 Seâdet-mend idi tâlib-i Rahmân

 Muhabbet yolunda ederdi devrân

 Kabûl etdi anı dergâh-ı Deyyân

 LUTFİYÂ civâr-ı sultâne gitdi

 11’li hece vezni

 660

 1 Bâğ-ı vahdetde açılur ilm-i hikmet gülleri

 Zevk ile tevhîd okurlar bu gülün bülbülleri

 Halka-i tevhîde nâzil rahmet-i Rahmân olur

 Bu seâdet sahrâsının raks eder sünbülleri

 Her seher zâkir olanlar feyz-i Mevlâ’dan alur

 İklîm-i kalbe dolar akar hidâyet selleri

 Gül-gülistân-ı muhabbet gülbe-i gönlündedir

 Verd-i ahmerler açarlar bu şecerin dalleri

 5 Şâh-ı evreng-i velâyet Hayder-i Kerrâr’dır

 Ehl-i hâle mâlûm ancak ehl-i hâlin hâlleri

 LUTFİYÂ meydân-ı âlem şehsüvârsız kalmamış

 Her zemân meydân eder bu Hayder’in düldülleri

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 518

661

 1 Emîrâne kurmuş semâver özün

 Âşıkāne söyler söylerse sözün

 Mürşidâne bakar açınca gözün

 Dervîşâne benzer çayın camları

 Merd-i zemân gibi meydâne girmiş

 Şecâ‘ati derûnunu doldurmuş

 Semâver aşk ile aklın kaldırmış

 Ferzâneye benzer çayın camları

 Erbâb-ı nazardan bir nazar almış

 Bahr-i aşka dalmış gevherler bulmuş

 Halâvet-i câmlar gönül doldurmuş

 Güldâneye benzer çayın camları

 Sızlar derûnundan bin niyâz eyler

 Huzûr-i kalb ile münâcât söyler

 Bahr-i muhabbeti semâver boylar

 Âşıkāne benzer çayın camları

 5 Bezm-i muhabbetde bâzârı kurmuş

 Cân u dilden yanmış cânânı görmüş

 Semâver gönülden sivâyı sürmüş

 Sâlikâne benzer çayın camları

 Kerem-i Kerîm’den ıtkına fermân

 Almışdır Hudâ’dan bulmuşdur emân

 Semâverde şem-‘i tevhîd fürûzân

 Pervâneye benzer çayın camları

 Bezm-i muhabbetden almış berâtı

 Nefy ü isbât etmiş geçmiş Sırât’ı

 Semâverde vardır aşk vâridâtı

 Ârifâne benzer çayın camları

 Semâver ezelden derde boyanmış

 Allah Allah demiş derûnu yanmış

 Nûr-i îmân ile Hakk’a dayanmış

 Dilhâneye benzer çayın camları

 Semâver serinde bir sevdâsı var

 Derûn-i gönlünde bir Leylâ’sı var

 Cümle mahlûkātın bir Mevlâ’sı var

 Muhlisâne benzer çayın camları

 519

10 Yanar döner candan bir âteşi var

 Nûr-i aşkı dilde olmuş bahtiyâr

 Semâver bir devlet etmiş ıhtiyâr

 Bahtiyâre benzer çayın camları

 Zâkirler zikirden fâriğ olunca

 Harâret-i zikir kalbe dolunca

 Demli çaylar nûr semâver gelince

 Cânhâneye benzer çayın camları

 Seâdet tâcıdır başında demlik

 Bezm-i semâverde olur mu gamlık

 Sezâdır şehzâde yapsa huddemlik

 Emîrâne benzer çayın camları

 Demlikdedir feyz-i envâr-ı Yezdân

 Böyle karâr vermiş erkân-ı irfân

 Hindistân harâcı demliğe şâyân

 Şeh-dâneye benzer çayın camları

 Semâver sultan-veş ser-tâcı demlik

 Bezm-i muhabbetin sirâcı demlik

 Tiryâkî derdinin ilâcı demlik

 Demhâneye benzer çayın camları

 15 Demlikden devr olur feyz-i âşıkān

 Devr-i zemânede miftâh-ı derbân

 Safâlar bahşeder misl-i gülistân

 Güldâneye benzer çayın camları

 Demliğe efendim eyle ihtirâm

 Bezm-i muhabbetde halleder merâm

 Zîrâ emreyledi ricâl-i kirâm

 Dürdâneye benzer çayın camları

 Semâver merkez-i muhabbet olmuş

 Meyân-ı uşşakda meydânı almış

 LUTFİYÂ kenarsız deryâya dalmış

 Ehl-i  hâle benzer çayın camları

 11’li hece vezni

 662

 1 İhtiyârım hâricinde sevkeder sevdan beni

 Tarîk-ı terk-i edebe zevk u şevk her ân beni

 520

Ben senin kurbânınam kurbân olayım ben sana

 Pençe-i kahrine almış âfet-i devrân be ni

 Perde-i aynimi ferş-i râh ider dim yoksa ki

 Perlerim yakdı bırakdı âteş-i sûzân beni

 Ey kemân-ebrû kerem kıl târ-ı zülfün telleri

 Bahş eder bûy-i nesîme kabûl et sultân beni

 5 Bu MUHAMMED LUTFÎ’yi bahş et Muhammed ismine

 Ben sana kurbân olayım kabûl et kurbân beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 663

 1 Her dü-cihân nûr-i dil rahmet-i Rahman seni

 Gark ede bahr-i kerem setr ede Sübhan seni

 Nûr-i hidâyet doğa burc-i gönülde güzel

 Lutf-i Hudâ erişe şâd ede ihsan seni

 Cümleten ahbâbların ile bulasın kerem

 Zü’l-keremullahîden hıfz ede Mennan seni

 Dergâhına Hak kabûl eyleye ihvânımız

 Cân u gönülden seve ihvân-ı îman seni

 5 Her dü-serâ LUTFİYÂ dest-gîrin Hak ola

 Derd-i derûne şifâ araya derman seni

 Müf te ‘i lün / Fâ ‘i lün / Müf te ‘i lün / Fâ ‘i lün

 664

 1 Ezel mestânesi sermest olur dâim çeker âhı

 Yanar aşk âteşine odlanır her dem ci ğergâhı

 Akar gözlerinin yaşı cânân yoluna kor başı

 Verir cânı geçer serden budur âşıkların râhı

 O meyhâne-i vahdetde Muhammed’dir olan sâkî

 Habîbullah bize teslîm edüp gitdi bu dergâhı

 Zıyâfethâne-i rahmet muhabbetdir yüce devlet

 Seâdet ehli zî-himmet olur bulur haremgâhı

 521

5 MUHAMMED LUTFÎ’nin dest-gîri ola Resûlullah

 Dü-âlemde anı memnûn u mesrûr ede Allah’ı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 665

 1 Yine bu derd-i derûnum

 Beni nâr-i zâre saldı

 Âteş aldı berûnum

 Zîrâ hicr-i yâre saldı

 Cân göze görünmez oldu

 Dîdeler kan ile doldu

 Bedenim gül gibi soldu

 Bülbülümü hâre saldı

 Her şâm u seher sabâya

 Yalvarırım zü’l-vefâya

 Götüre bezm-i safâya

 Gayri bir diyâre saldı

 5 Lutfî ne güzel gazeldir

 O da bahşîş-i ezeldir

 Muînim ki Lem-ye zel’dir

 Meni hubb-i yâre saldı

 Gerden-i sîmîn-berinden

 Ölürüm geçmem yârimden

 Geçerim bütün varımdan

 Dili tel-i dâre saldı

 8’li hece vezni

 LUTFÎ ne güzel yârin var

 Derûn-i dilde zârın var

 Âlem-i aşkda vârın var

 Seni hubb-i yâre saldı

 666

 1 Bir âteş-i cânsûz derûnumda ki yandı

 Ol derd ile bu dîdelerim kāne boyandı

 Çâr-kûşe-i âlem doludur zulm ü şekāvet

 Bu zulm ise cân u ciğerim Arş’a dayandı

 Kande görünür râh-i rehâ mü’mine cânâ

 Emvâc-ı bahr-veş ne aceb fitne uyandı

 Tebşîr ede dil-hasteleri var yine Lokmân

 Allah’a dö nen ehl-i îmân halkdan usandı

 5 Üftâdelere nâsır olacak yine Hak’dır

 Allah’a tevekkül eden elbette kazandı

 Hallâk-ı Hakîm’e dayanan mahzûn olur mu

 Allah’dan eden kendini bil yandı da yandı

 522

Ey nûr-i basar Hazret-i Allah içün olsun

 Allah’a dayan LUTFİYÂ iş Hakk’a dayandı

 Mef ‘û lü / Me fâ ‘î lü / Me fâ ‘î lü / Fe ‘û lün

 667

 1 Bir nazarla dilrubâlar lâlezâr eyler beni

 Lâle-veş âteş-i hasret dâğ-dâr eyler beni

 Zülf-i Leylâ telleri mecnûnları berdâr eder

 Dâr-ı zülf-i gül‘izârın müşg-bâr eyler beni

 Âfet-i devrân olan dilberlere kılma nazar

 Ey gönül bilmez misin ki târ u mâr eyler beni

 Bir kamer-veş dilberin devrinde devrân eylerem

 Mübtelâlar meyânında nâmdâr eyler beni

 5 Derd-mendânı felek hâk ile yeksân eylemiş

 Sevdâsında bu sanem şîre şikâr eyler beni

 Telleri geysûlerin âşıkları derbend eder

 Dilrubâlar dergehinde bî-karâr eyler beni

 LUTFİYÂ dilberlerin sûzi cinândır âşıka

 Basdığı yerler ise müşgîn-gubâr eyler beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 668

 1 Dilersin Hazret-i Hak’dan bulasın lutf u ihsânı

 Gönül ravzasına cânâ erişe feyz-i Rabbânî

 Gözet herbir umûrunda bugün fermân-ı Kur’ân’ı

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Fakîre merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Adâlet merhamet insâf gerekdir ehl-i îmâne

 Mürüvvet et kıyâs-ı nefs ile zulmetme insâne

 Revâ mı zulm ile dâhil olasın nâr-ı hırmâne

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Zaîfe merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 523

Cenâb-ı zü’l-Celâl Allah seni halk eyledi yokdan

 Aman mahlûkunu ağlatma havf eyle utan Hak’dan

 Kemâl-i kudreti seyret bugün enfüs ü âfâkdan

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Fakîre merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Düşerse destine abd-i Hudâ’ya merhamet eyle

 Düşün rûz-i kıyâmeti güzel insân gibi söyle

 Gece gündüz Hudâ’dan kork anı evlâd gibi besle

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Zaîfe merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 5 Yetîmi ağladan elbet olur nârullahe dâhil

 Zaîfi sızlatan mutlak cehennemde olur sâil

 Erişir mazlûmun âhı der-i dergâhe yok hâil

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Fakîre merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Fakîrler bâr-ı girân bir belâya mübtelâ olmuş

 Fakîrlik bir cehennemdir bu nârı dünyâda bulmuş

 Zelîl olmuş hakîr olmuş bugün ki kapuna gelmiş

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Zaîfe merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Fakîrin âhının okuna vallahi siper olmaz

 Kişi eylediği zulmü cihânda sanma ki bulmaz

 Muhakkak intikām eyler Hudâ hak kimseye kalmaz

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Fakîre merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Hisâb görmek yola urmak zemânında adâlet et

 Bütün âlemleri halk eyleyenden kork mürüvvet et

 Gözetme nefsini Allah içün ana şefâ‘at et

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Zaîfe merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Dilersin cennet-i firdevs-i a‘lâda Muhammed’i

 Güzel dut gözle hâtırı bugün ümmet-i Ahmed’i

 Gerekdir LUTFİYÂ bunda bulasın bâkî devleti

 Aman zulmetme bir ferde yitirme rahm-i Rahmân’ı

 Fakîre merhamet eyle kerem ede kerem-kâni

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 524

669

 1 Kesâfet perdesin kaldır gözünden seyr et eşyâyı

 Kemâlât ehline peyrev olan anlar bu mânâyı

 Bak ilhâm-ı İlâhî’den dolan dil kenz-i hikmetdir

 Anı bul halleder ilm-i ledünle her muammâyı

 Gehî eş‘âr ile şerh u beyân eyler şühûdâtı

 Gehî sohbet ile açar o mihr-i âlem-ârâyı

 Kelâm-ı evliyâya tâzîm etmek vâcib olmuşdur

 Kütübhâne-i arefde teharrî et bu fetvâyı

 5 Şiirde nâsır-ı Hassân olandır Hazret-i Cibrîl

 Bedir’de vasf ederdi nazm ile kadr-i muallâyı

 Şiir mey-i muhabbet câmıdır zevk ehline LUTFÎ

 Bilenler pek severler cân u dilden feyz-i Mevlâ’yı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 670

 1 Hâdise-i devr-i zemân

 Besdir gönül endîşesi

 Fitneleri âhir zemân

 Besdir gönül endîşesi

 Şer-‘i şerîfden kaçdılar

 Bid‘at yoluna düşdüler

 Kānûn u nizâm açdılar

 Besdir gönül endîşesi

 Âr u nâmûs gitdi gider

 İlm ile hilmi kim n’ider

 Günden güne yevme’l-beter

 Besdir gönül endîşesi

 Doldu cihâna şor u şer

 Kâr u zarar bilmez beşer

 Ehl-i fesâd dizden eşer

 Besdir gönül endîşesi

 5 Günden güne işler azar

 Ederler rişveti bâzâr

 Kimler okur kimler yazar

 Besdir gönül endîşesi

 Ekser ulemâ-yı zemân

 Terk etdi meslekin hemân

 Dünyâ içün oldu revân

 Besdir gönül endîşesi

 Hakîmâne kin dutdular

 Serfürû edüp gitdiler

 Hubb-i riyâset etdiler

 Besdir gönül endîşesi

 Mürşid mürîdin kesreti

 Gitdi tarîkın rağbeti

 Dünyâya vermiş himmeti

 Besdir gönül endîşesi

 525

Kendinde cehli bâkîdir

 İlm-i tasavvuf okudur

 İpliği yok bez dokudur

 Besdir gönül endîşesi

 10 Yüzbin koyun bir kurd içün

 Yüzbin kuzu bir kürd içün

 Bir habbe yok bir merd içün

 Besdir gönül endîşesi

 Cümle fakîri ezdiler

 Cild-i fakîri üzdüler

 Büryânı şişe dizdiler

 Besdir gönül endîşesi

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 Gitdi nisâlardan hayâ

 Kalmadı dillerde zıyâ

 Âbidlerin işi riyâ

 Besdir gönül endîşesi

 İmdi bu ümmet der-cihân

 Gerek diye yâ Müsteân

 Sen ver bize tekmîl îmân

 Besdir gönül endîşesi

 LUTFÎ sı ğın Allah’a sen

 Dâimâ ol lillâhe sen

 Dil bağla gel Allah’a sen

 Besdir gönül endîşesi

 671

 1 Bizi halk eyledin ketm ü ademden

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Edüp ehl-i îmân lutf u keremden

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bizim peygamberimiz Mustafâ’dır

 İmâmımız Aliyyü’l-Mürtezâ’dır

 Yedimizde şerîat muktedâdır

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bizi Ahmed-i Muhtâr’e edüp yâr

 Ne keremdir bize ey Ganî Settâr

 Bizi irşâd eder ebrâr u ahyâr

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Kitâbullah elimizde hüdâdır

 Ramazân bahr-i rahmet-i Hudâ’dır

 Bütün mü’min Hudâ’sına fedâdır

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 5 Ramazân’da gelür Hak’dan nidâlar

 Kerîm’dir Rabb’ınız edin ricâlar

 Ramazân’da kabûldür ilticâlar

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 526

Huzûr ile dutun dergâhe yüzler

 Kerîm’in keremi bizleri gözler

 Ramazân’da ağ olur kara yüzler

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Ramazân’da doğar mihr-i hidâyet

 Ramazân’da bulur rahmet nihâyet

 Ramazân’dır bugün bize beşâret

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Ramazân’da açılur bâb-ı rahmet

 Ramazân’da bulanlar buldu devlet

 Hudâ sâimlere eyler muhabbet

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Ramazân’da olur Hak’dan tecellî

 Tecelliyle bulur kullar tesellî

 Gönüller feyz-i Hak’la mütesellî

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 10 Ramazân’da alanlar aldı meydân

 Dağılur dillere envâr-ı irfân

 Olur mağfûr bu mâhda ehl-i îmân

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Ramazân’da bulur İslâm şerâfet

 Ramazân’da eden mü’min sehâvet

 Bulur kadrince nâil-i şerâfet

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Sahîler medh olur yüz dört kitâbda

 Bahîllerdir kalan taht-ı‘itâbda

 Sahîlerdir mukaddem hûb hitâbda

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Kerem-i Kerîm’i dilersin ey cân

 Yetîmler başına dök dürr ü mercân

 Sahîler cânına düşer heyecân

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Bu ihsânlar ki eylersin bugün sen

 Kıyâmetde edersin bir düğün sen

 Görürsün Hak’dan ihsanlar o gün sen

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 527

15 Bilirsin Leyle-i Kadr’in ne kadri

 Beyân etdi Kitâb-ı Hak o bedri

 Gerekdir sâimin açıla sadrı

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Yü zün koy LUTFÎ yerlere niyâz et

 Dayan bir Allah’a sûz-i dirâz et

 Yine sen merhamet kânına nâz et

 Sana binlerce hamd olsun İlâhî

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Fe ‘û lün

 672

 1 Semiyy-i fahr-i âlemsin buhûr-i feyz-i Rabbânî

 Muhammed ismine mazhar künûz-i Zât-ı Sübhânî

 Seni medhetmeğe diller ne mümkindir ale’l-icmâl

 Teâlâllah zehî devlet latîf-i lutf-i Rabbânî

 Vücûd-i Zât-ı Akdes bezm-i vahdet şem‘ine hikmet

 Gürûh-i kudsiyânda âlî-şândır şöhret ü şânı

 Mehâsinle şikâr etdin gönüller mürgini dâme

 Seâdet-mend olan buldu seninle râh-i Rahmân’ı

 5 Meârif bahri ger kılsa temevvüc gark olur âlem

 Eyâ mir’ât-ı Rabbânî ki sensin Yûsuf-i sânî

 Kemâlât-ı velâyâtın çü sensin hâtemi cânâ

 Münevver neyyir-i a‘zam zemanda pîr-i Şîrvânî

 Kamer-i sırr-ı hikmet kubbe-i sahn-ı reşâdetde

 MUHAMMED LUTFÎ’ye lutfet olan dâim kerem şâni

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 673

 1 Rişte-i câne düzen dildeki dürdâneleri

 Meydân-ı meyde gören dâima merdâneleri

 Sahn-ı meyhânede peymâne-keşân mestler ile

 Bırakır mı acebâ eldeki dürdâneleri

 528

Zevk-ı mey bâkî hayat bahşedicek rûha o dem

 Kâbe-veş tâif olur şevk ile meyhâneleri

 Sâkî sermest-i ser-endâz kerem-rû ne şeref

 Muğbeçe tâze güzel zülfünde zer-şâneleri

 5 LUTFİYÂ böyle ganîmet kadîmî elde iken

 Reşke sal kadrini bil celb ede mestâneleri

 Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lâ tün / Fe ‘i lün

 674

 1 Bahr-i seâdetde dürr-i hidâyet

 Bulmak ister isen oku Kur’ân’ı

 Şehr-i şerâfetde dâr-ı selâmet

 Bulmak ister isen zikret Rahmân’ı

 Hâlik-ı âlemdir Hazret-i Allah

 Cibrîl-i Emîn’dir bevvâb-ı dergâh

 Seni gözler dergâh vallahi her gâh

 Kerem ister isen kesb et irfânı

 Muvahhidi tavâf eder melekler

 Tevhîd ile kabûl olur dilekler

 Tasdîk ile kuvvet alur bilekler

 Kuvvet ister isen hıfzet îmânı

 Yârin ister isen ağyâre bakma

 Kârin ister isen bed-kâre bakma

 Hayrın ister isen eşrâre bakma

 Dermân ister isen bul bir Lokmân’ı

 5 LUTFİYÂ daldırma derin deryâya

 Süvâr ol zevrak-ı hubb-i Mevlâ’ya

 İntizâr sarf eyle rûy-i bedr-âya

 Cemâl ister isen bul bir cânânı

 11’ li hece vezni

 675

 1 Dilersin rahmet-i Rahmân’ı cânâ

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 Kerem-i Kerîm’den ihsânı cânâ

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 529

Sular gibi yüzün yerlere koy ak

 Tevâzu‘ incisin gerdânına tak

 Kullara kurban ol bu kibri bırak

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 Peder ü mâderen eyle merhamet

 Hilm ü sabır güzel bir büyük devlet

 Bağla hil‘at içün kemer-i himmet

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 Şân u şöhret içün aman özenme

 Enzâr-ı nâs içün sakın bezenme

 Urefânın nefretini kazanma

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 5 Dilersin kalbini olsun ürûşân

 Elbisen toz eyle başın perîşân

 Erbâb-ı kemâle budur bir nişân

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 LUTFİYÂ ten-perver olma ziyândır

 Râh-i rahmet güneşlerden ayândır

 Bu nasîhat kadîmîden beyândır

 Bu dâr-ı dünyâda incitme cânı

 11’ li hece vezni

 676

 1 Nûrullahdan mürekkebdir Muhammed

 Feyzullahdan müeddebdir Muhammed

 İndallahda mukarrebdir Muhammed

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 Ümmet-i Muhammed zâir-i Ahmed

 Oldular kāsıd-ı kabr-i Muhammed

 Ne keremler etdi Allahü’s-Samed

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 Ravza-i Muhammed âlem-ârâdır

 Arş ile ferş Muhammed’e garrâdır

 Muhammed sultân-ı her dü-serâdır

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 530

Arş u ferş ravzadan alur envârı

 Âlem-i melekût eyler ezkârı

 Muhammed’e salevâtın esrârı

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 5 Muhammed meddâhı yüz dört kitâbdır

 Kur’ân ancak Muhammed’e hitâbdır

 Bahr-i Muhammed’de Arş bir hubâbdır

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 Medîne-i Münevvere’ye ümmet

 Doldular buldular Allah’dan rahmet

 Ne seâdet Muhammed’e muhabbet

 Yâ Rab Muhammed’e bağışla bizi

 Yüzü yerde LUTFÎ eyler niyâzı

 Senden özge yokdur bir çâre-sâzı

 Yâ Rab delîl eyle bir ehl-i nâzı

 Âl-i Muhammed’e bağışla bizi

 11’li hece vezni

 677

 1 Kerbelâ’da bârgâh-ı âl-i Zehrâ hikmeti

 Kurdular ki buldular Arş’dan yüce bir devleti

 Ehl-i eflâk erâzîyi cümleten seyrân edüp

 Gördüler ki bu tarafdandır Hudâ’nın rahmeti

 İns ü cân eşyâ-yı âlem bahr-i hayretde zebûn

 Tîğ-ı a‘dâdan çıkar Hakk’ın büyük merhameti

 Şimr-i zi’l-cevşen Yezîd’in emrine münkād olup

 Kerbelâ ashâbının Allah iledir ülfeti

 5 Ol Huseyn’in zât-ı pâki şeb-i Muhtâr-ı Hudâ

 Hazret-i Yahyâ edüp anı bu cilve rif‘ati

 Âl ü evlâd-ı Resûl’i teşne-leb dûçâr edüp

 Ol Yezîd lânet-mekân çeksün dü-âlem zahmeti

 LUTFİYÂ Âl-i abâ Çihâr-ı yâr’e buğz eden

 Vallah anlara ezeldendir Hudâ’nın lâneti

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 531

678

 1 Nûr-i Kur’ân feyz-i Rahmân dil-güşâd etsün seni

 Hubb-i Mevlâ nutk-ı eşyâ zevk-yâb etsün seni

 Sâkî-i bezm-i ezel vermiş şerâb-ı eynemâ

 Mey-i vahdet neş’esi gamdan âzâd etsün seni

 Mekteb-i ilm-i ledünnî nâşir-i ders-i aref

 Men aref dershânesinde ber-mûrad etsün seni

 Câm-ı şerbet-i şerîat var olan bîdâr olur

 Nûr-i irfân ile dol ki ol âbâd etsün seni

 5 Dâreyinde dest-gîrin Hazret-i Allah ola

 LUTFİYÂ lutf-i Hudâ dinde imâd etsün se ni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 679

 1 .............................................................

 .............................................................

 Bir sühan-senc-i hüner-mend ârif-i cevher-şinâs

 Rişte-i şi‘rim dutar destinde tâze gül gibi

 Ehl-i dil olmaz ise ya kim olur hurşîd-i nâs

 Güllere zevk bahşeder vakt-i seher bülbül gibi

 Bahr-i vahdetden alur emtâr-ı hikmet yağdırır

 Hadravât-ı kalbi tecdîd eyleye mey mül gibi

 5 İhtiyârsız şerh eder metn-i derûnum şerhini

 Sîne-i sâfında esrâr sallanır sünbül gibi

 LUTFİYÂ yak mihr-i vahdetden muhabbet şem‘ini

 Bu muhabbet fer verir Hayder’lere düldül gibi

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 680

 1 Basîret ehli ol nûr-i basar seyr eyle ekvânı

 Bu nakkāş nice nakşı eylemiş hikmetle bu eyvânı

 532

Yakışmış nakşı menkûşe bu ser lâyık bu ser-pûşe

 Yerindedir bu serhôşa yolunda fi‘l-i Rabbânî

 Giderse bülbülân zâğ-ı siyâhın menzilesine

 Kemâl-i iştiyâk ile ederse terk gülistânı

 Yıkar kâşânelerin bâğbân gül-i gülistândan

 Ederler zâğ ile pervâz o menzilde cevelânı

 5 Erişür fâsid ü sâdık ne ise maksûd u matlab

 Gerek deyr ü gerek Kâbe neyi diler bulur anı

 Kemâl-i akle mâlik bir necâbetlü selîm tab‘a

 İçirmek LUTFİYÂ olmaz hayâtında irin kanı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 681

 1 Dilrubâlar derdi dilde nâtüvân eyler beni

 Zevk-ı sevdâ derûnumda nev-civân eyler beni

 Kûy-i cânân cennet-i Me’vâ’dan elzemdir bana

 Âsitân-ı dergehe âb-ı revân eyler beni

 Derd-i deryâ-yı muhabbet zevrakım gark eyledi

 Dem-be-dem ka‘rine emvâcı revân eyler beni

 Pâre pâre olsam o meydân-ı cevlângâhde

 Bu seâdet rehberi mîr-i dîvân eyler beni

 5 Mey-i mânâ-yı hidâyetden alur dil zevkıni

 Men aref meyhânesi hikmet-beyân eyler beni

 Bezm-i vahdetde şerâb-ı eynemâdan LUTFÎ’ye

 Olsa ikrâm-ı Hudâ mihr-i ayân eyler beni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 682

 1 Seâdet-mend olan efrâd-ı İslâm

 Okur hem okudur ders-i Kur’ân’ı

 Her kim ister ise Allah’dan ikrâm

 Okur hem okudur ders-i Kur’ân’ı

 533

Nâzil olur Arş-ı a‘lâ’dan rahmet

 Cenâb-ı zü’l-Celâl eder merhamet

 Her kim diler ise bâkî bir devlet

 Okur hem okudur ders-i Kur’ân’ı

 Her kim okudursa sıbyâne Kur’ân

 Müftî müderrisler hep ona kurbân

 Her kim ister ise rahmet-i Rahmân

 Okur hem okudur ders-i Kur’ân’ı

 Göklerde melekler suda semekler

 Yerde karıncalar diler dilekler

 Hâcesine duâ eder melekler

 Okur hem okudur ders-i Kur’ân’ı

 5 Âlem-i melekût istiğfâr eyler

 Rabbü’l-âlemîn’den merhamet diler

 Kur’ân okuyanı afveyle derler

 Okur okutdurur LUTFÎ Kur’ân’ı

 11’ li hece vezni

 683

 1 Kopdu bugün kıyâmet

 Yer yüzü alkan oldu

 Görülmemiş alâmet

 Kandan bir tûfân oldu

 İslâm hânümânıyla

 Kurtulmaz bir cânıyla

 Herkesin öz kanıyla

 Saçları elvân oldu

Lâle yanak gül yüzler

 Gonce dehân dür sözler

 Hançerlendikçe sızlar

 Bedenleri kan oldu

 Yavrular ağladıkça

 Ciğerler dağladıkça

 Hançerler bağladıkça

 Cesed de bî-cân oldu

 534

 5 İslâm sızlar Hudâ’ya

 Arş sallanur sadâya

 Dağlar gelür nidâya

 İslâm perîşân oldu

 Deste deste gül yüzler

 Döküldü kara gözler

 Kana boyandı yerler

 Taşları mercân oldu

 Yiğitler baltalanmış

 Öz kanına boyanmış

 Körpe kuzular yanmış

 Âteşde büryân oldu

 Kanlı bâzâr kuruldu

 Boyunları buruldu

 Kan harmanı görüldü

 Gören âdem kan oldu

Ağladılar felekler

 Eyler duâ melekler

 Kabûl olmaz dilekler

 Göz yaşı ummân oldu

 7 ’ li hece vezni

 10 LUTFÎ fi‘l-i Hudâ’da

 Noksan mı ya irâde

 Te’sîr yok bu sadâde

 Âdem ki hayvân oldu

 684

 1 Rûy-i zemîni seyret alkanlara boyandı

Feryâd u âh-ı İslâm Arş’a kadar dayandı

 Haşre kadar bu derde yansın âdem olanlar

 Felekde hep melekler bu derdimize yandı

 Ebrû-kemân civânlar hâk üzre yeksân oldu

 Günden güzel gül yüzler odlar içinde kaldı

 Pîr ü civân o günde kanlar döker gözünden

 Nev-resteler güzeller kızıl kana boyandı

 5 A‘dâ-i ehl-i İslâm bugünde kandı kandan

 Kāfdan kāfa bu dünyâ alkanlara boyandı

 Başdan başa bu fitne âteşlenüp alışdı

 Yâ Rab ne sönmez oldu yandıkça yandı yandı

 Amâmeler açıldı âlemler oldu gül renk

 Tîğ-i a‘dâ bu kandan kandıkça kana kandı

 Baltaları çalarak hep kolları usandı

 Ura ura kâfirler kılınçları üşendi

 Câmilere haçları kâfirler o gün asdı

 Çok köyleri kâfirler bütün berâber basdı

 10 Nice cânlar tenine kılınçlarını çaldı

 Anaların yanında yavrularını kesdi

 Dört kâfir oldu kasab bölük bölük düşürdü

 Yiğitlerin kanına parmaklarını bandı

 İslâm erişmeseydi bir ferd kalır mıydı ya

 Lutf-i Hudâ erişdi orduları dayandı

 535

LUTFÎ bu derd değerli bir âh çeküp derûndan

 Sızıltı çıkdı Arş’a ehl-i kubûr uyandı

 Müs tef ‘i lün / Fe ‘û lün / Müs tef ‘i lün / Fe ‘û lün

 685

 1 Târ-ı zülfün gönlümü tenvîr eder hurşîd gibi

 Pertev-i nûr-i cemâlin dildedir Cemşîd gibi

 Dâver-i devrâne minnet eylemem cânâ bugün

 Şâd u hurrem-hâtırım bir bende-i nûr-dîd gibi

 Server-i mestâne sordum zevk-ı dilden bir haber

 Dedi hasret âteşinde yak dili sen Şît gibi

 Âsitân-ı dergeh-i dildâre yüz koy kıl niyâz

 Her seher serv-i bülend-veş serfürû ol bîd gibi

 5 LUTFİYÂ dâr-ı bekāda devlet istersen eğer

 Baş açık yalın ayak dergâhde sızlan sıyd gibi

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 686

 1 Ârifâne yazdım bu dâsitânı

 Dervîşlere olur Hakk’ın ihsânı

 Dervîş olan olur tarîk-ı Hak’da

 Emr-i şerîatin olur kurbânı

 Dervîşândır bahr-i aşkın dürleri

 Dervîşândır yerin göğün nûrları

 Dervîşândır gülşen eden Tûr’ları

 Dervîşâne mahsûs sem-‘i Hakkānî

 Ubûdiyyet içün hâlis niyyeti

 Erbâb-ı irfâne eyler hizmeti

 Hak yolunda Hakk’a bağlar himmeti

 Bırakmaz dâmen-i pîr-i pîrânı

 Zümre-i dervîşân lübb-i Âdem’dir

 Ezelden mazhar-ı sırr-ı Hâtem’dir

 Zevk-ı derûn ile Mesîhâ demdir

 Bahşederler mürde dillere cânı

 536

5 Dervîşân olup ebdâl ü aktâb

 Dervîşândır Hakk’a ehabb-i ahbâb

 Bahr-i tevhîd üzre emsâl-i hubâb

 Cezb olur mahveder nâm u nişânı

 Mahzen-i hikmetdir nutk-ı dervîşân

 Nefesi kimyâdır vechi nûr-efşân

 Hakkā dervîşâne bu dürür nişân

 Gelür vücûdundan bûy-i Rahmânî

 Dervîşlerin gönül gözü mücellâ

 Esrâr-ı mukaddes kadr-i muallâ

 Kalbi sırrı rûhu nefsi müzekkâ

 Olmuş zikr ederek ism-i Sübhân’ı

 Ezelden olmuşlar sâhib-velâyet

 Destûrları vardır ilâ-nihâyet

 Câm-ı muhabbetdir zarf-ı hidâyet

 Neşrederler halka feyz-i Rabbânî

 Edeb bir tâcdır nûr-i Hudâ’dır

 İlhâm ile dervîşâne atâdır

 Tarîk-ı dervîşân râh-i hüdâdır

 Dervîş olan görür mihr-i irfânı

 10 Dilde ders-i aref okur dervîşân

 Keşf olur sırrına esrâr-ı Kur’ân

 Ârif-i Hak olur ilm-i ledündân

 Olur mârifetin bahr ü ummânı

 Kıtmîr-i Ashâb-ı Kehf dervîşâne

 Eyledi muhabbet erdi emâne

 Tarîk budur LUTFÎ düşme gümâne

 Sığın bir Allah’a gözle emânı

 11’ li hece vezni

 687

 1 Gül-gülistân-ı muhabbet ehl-i diller sohbeti

 Hâmil-i esrâr-ı hikmet şi‘re eyler rağbeti

 Nice bin Hassân-ı sânî Tûsî Firdevsî gibi

 Şi‘r ile meclis-i irfân içre aldı kıymeti

 537

Men aref dershânesinde şâirân muhtâr olur

 Şi‘r ile şerh eylemişler metn-i sırr-ı vahdeti

 Emtâr-ı hikmet yağınca gülbün-i dil gül açar

 Gül-gülistân-ı meârif şi‘re verir şöhreti

 5 LUTFİYÂ feyz-i İlâhî merkezidir şâirân

 Âşık-ı Mevlâ hidâyet ehline kıl hurmeti

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 688

 1 Bu ibretgâhîde cânâ güzelce seyr et eşyâyı

 Gönül mir’âtını tenvîr edüp gör sen de Leylâ’yı

 Bu âlem ser-te-ser hikmet kitâbıdır nazar-dâr ol

 Nice şürrâh olur eşyâ güneş-veş cûd-i Mevlâ’yı

 Cihân bir zarf-ı esrâr-ı İlâhî’dir gözün varsa

 Görürsün hurşîd-âsâ keşf olunmuş her muammâyı

 Ubûdiyyetden özge kurb-i Hakk’a bir sebeb yokdur

 Gürûh-i evliyâya lâhık olan gördü a‘lâyı

 5 Aman ey nûr-i aynim nûr-i irfândan beîd olma

 Gönülde gün gibi mutlak görürsün sen dilârâyı

 Eğer tevfîk-ı Mevlâ LUTFİYÂ yâr olsa bir ferde

 Erişir feyz-i Rabbânî bulur nûr-i tecellâyı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 689

 1 .............................................................

 .............................................................

 Sahrâ-yı “kābe kavseyn ev ednâ” serîrine

 Dâ‘vet edüp Teâlâ  Habîb’i Muhammed’i

 Sultan ede cinânda Hak mülk-i kebîrine

 Lîvâü‘l-hamd’i ile tabîbi Muhammed’i

 538

Şeref ü şân u şevket Habîb-i Kibriyâ’de

 Şöhret-şiâr edüpdür kıymet-i Muhammed’i

 5 Hitâb-ı “üd nü minnî” beyân etdi kıymetle

 Mecme-‘i enbiyâda hatîbi Muhammed’i

 Hil‘at-i levlâk ile müzeyyen etdi Mevlâ

 Câmi-i kütüb oldu kitâb-ı Muhammedî

 Serây-ı lî-meallah Leyle-i Esrâ’sında

 Cibrîl’e oldu pişrev şitâb-ı Muhammedî

 Deryâ-yı ilm-i hikmet doldurdu mevc-i rahmet

 Nûr-i mârifetiyle hubâb-ı Muhammedî

 Sâkî-i rûz-i elest saîdlere dağıtdı

 İçen buldu hidâyet şerâb-ı Muhammedî

 10 Kevser-i cennet-i cân hubb-i Muhammed ey cân

 Dillerde dürr ü mercân hitâb-ı Muhammedî

 Ey nûr-i dil hidâyet diler isen seâdet

 Habîb-i Kibriyâ bil Cenâb-ı Muhammed’i

 Her dem derine derbân olan LUTFİYÂ kurbân

 Tevhîd iledir ancak bevvâb-ı Muhammedî

 14’lü hece vezni

 690

 1 Görürsün bülbülü gülzâr içinde

 Eder feryâd görünce gül‘izârı

 Yanar cân u cesedi nâr içinde

 Görünce gül‘izârında gubârı

 Seherde gösterir cemâli güller

 Eser bâd-ı sabâ raks ede daller

 Vere bülbüllere zevk-ı zülâller

 Ederler gülzâr içinde karârı

 Seherlerde güzel gonce-i hamrâ

 Gül-i handân gülistânda dilârâ

 Bûy-i gül bülbüle anber-i sârâ

 Dolar bülbül ile gülün civârı

 539

Gülistân-ı melâhatde olan gül

 Dağıdır bülbül olana mey ü mül

 Verir zevk bülbülâna devr-i sünbül

 Görür gülzâr içinde nûr dîdârı

 5 Olan gülzâre âşık hâre bakmaz

 Yâre dildâdeler ağyâre bakmaz

 Diyâr-ı gülzârı bülbül bırakmaz

 Seherlerde eder zâr-ı hezârı

 Okur evrâk-ı gülde ders-i hikmet

 Eder dâim gülistâne muhabbet

 Dolar can gözüne nûr-i hidâyet

 Güle bülbül olan aldı şikârı

 Gülün âşıkıdır bülbüller ey cân

 Görünmez gözlerine dürr ü mercân

 Gele cezbe düşe câne heyecân

 Meyânda LUTFÎ ede âh ü zârı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Fe ‘û lün

 691

 1 Yine can gözleri cânâ eder seyrân o cânânı

 Açar perde cemâlinden görürse sende irfânı

 Ramazan’dır hidâyet güllerinin âb-ı hayvânı

 Açar gonceleri bu mâh bu dînin gül-gülistânı

 Salâtullah selâmullah Muhammed Mustafâ’sına

 Okur bu ümmet-i Mahmûd bulurlar feyz-i Rabbânî

 Ramazan bahr-i rahmet-i İlâhî’dir bu ümmete

 Ramazan’a eden hurmet bulur rahmet-i Rahmân’ı

 5 Ramazan mü’minin mir’ât-ı tevhîdi cilâsıdır

 Olanlar hâmil-i tevhîd bulurlar dâr-ı cinânı

 Dilersin Hazret-i Hakk’ın rızâsını edebdâr ol

 Edeb hayâ ile bulur bulanlar kurb-i Sübhân’ı

 Şefâ‘at kubbesinde neyyir-i a‘zam Muhammed’dir

 Kıyâmetde dutar destin görürsün bu Ramazân’ı

 540

Ramazan’da muvahhidler münâcât eyler Allah’a

 Şeyâtîn keyd ü mekrinden selâmet ola îmânı

 Okunur Hazret-i Kur’ân dağılur rahmet-i Rahmân

 Bu ümmet rahmete şâyân olur dutarsa fermânı

 10 Namaz nûr-i îmân olmuş savum rûha hayat vermiş

 Zekâtdır sed eden yarın bize ebvâb-ı nîrânı

 MUHAMMED LUTFÎ’yi Mevlâ kerem bahrine gark ede

 Erişe rahmet-i Rahmân bula derdine dermânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 692

 1 Ramazan’dır yine güller açar diller gülistânı

 O sahrâ-yı gönüllerde bezedir bâğ u bostânı

 Ramazan’dır doğar dile yine nûr-i hidâyetler

 Münevver eyleye kûşe-i dillerde şebistânı

 Ramazan’dır gelür sâimlere Feyyâz-ı Mutlak’dan

 Füyûzât-ı İlâhî dil olur Hakk’ın nûristânı

 Ramazan’da sâime zü’l-Kerem lutf u kerem eyler

 Bu ümmet-i Muhammed’e okurlar afv-i destânı

 5 MUHAMMED LUTFÎ’yi yâ Rab cüdâ kılma bu rahmetden

Ramazan’da bu ümmete keremin kameristânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 693

 1 Seâdet-mend olup cânâ gözet dergâh-ı Mevlâ’yı

 Doğar burc-i hidâyetden görürsün mihr-i vâlâyı

 Gözünde nûr-i ibret var gönülde nûr-i hikmet var

 Bütün eşyâ müderrisdir oku ilm-i muammâyı

 Güneş gibi mücellâdır gözünde mârifet nûru

 O nûru bahşeder tevhîd durup seyret bu eşyâyı

 541

Kitâb-ı sırr-ı vah detdir bu eşyâda olan eşkâl

 Bu mevcûd mûcide dâldir münevver kıl süveydâyı

 5 Bu kâinât mükevvini eder isbât dahî Kur’ân

 Bütün eşyâdan azher gör kerem-i Hak Teâlâ’yı

 Nice bir Kādir ü Kayyûm verir erzâk bu mahlûka

 Eğer kâfir eğer İslâm yiyerler rızk-ı a‘lâyı

 Yarın rûz-i kıyâmetde verir herkese lâyıkın

 Muhammed ümmeti LUTFÎ bulur evvelce me’vâyı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 694

 1 Ramazân’da açar güller bu dînin gül-gülistânı

 Ramazân’da verir bârı diyânet bâğ u bostânı

 Ramazân’da eder ihsân Teâlâ şânühû ekber

 Ramazân’dır bu ümmete hidâyetin nûristânı

 Ramazân’da açılur bâb-ı rahmet feyz-i Feyyâz’dan

 Döker ümmet-i Muhammed bulur rahmet-i Rahmân’ı

 Ramazân’a eden hurmet iki cihân bulur devlet

 Görür cennet-i Me’vâ’nın yücedir köşk ü eyvânı

 5 Mey-i vahdet muhabbet-i İlâhî neşrolur bu mâh

 Doğar burc-i hidâyetden kamer-i feyz-i Rabbânî

 Görünür Leyle-i Kadr’in muallâ kıymet ü kadri

 Eder mü’minleri mansûr kereminden kerem-kâni

 MUHAMMED LUTFÎ’yi yâ Rab ayırma bahr-i rahmetden

 Ramazân’da dutar âlemleri merhamet ummânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 695

 1 Burc-i merhametden mihr-i rahmeti

 Gösterir gözlere merhamet kâni

 Her kimde var ise îmân devleti

 Cennet-i a‘lâda olur mekânı

 542

Kerem-i Kerîm’e nihâyet mi var

 Kerem eder her dem o Perverdigâr

 Keremullah güneş gibi âşikâr

 Kesilmez İslâm’dan feyz-i Rabbânî

 Muvahhid tevhîdde sâbit olunca

 Nûr-i tevhîd kalblerine dolunca

 Sırr-ı tevhîd kemâlini bulunca

 Berk urur dillerde nûr-i Rahmânî

 Ol zemân erişir kerem-i Kerîm

 Nâzil olur o dem rahmet-i Rahîm

 İnâyetler eder ihsân-ı Kadîm

 Sen seyret nicedir lutfun ummânı

 5 Rahmet-i Rahmân’ı müştakdır bize

 Rahmetin güneşi görünür göze

 İnşâd eyle LUTFİYÂ sen bu söze

 Bâb-ı merhameti açar derbânı

 11’li hece vezni

 696

 1 Gark ede her dü-dîdem

 Bahr-i hidâyet seni

 Mevlâ’ya dön dem-be-dem

 Bula seâdet seni

 Gülbe-i dil nûr ola

 Hak ile huzûr ola

 Dîn ile mesrûr ola

 Ala halâvet seni

 Tevhîde eyle devâm

 Rızâ-yı Hak’dır merâm

 Îmân ile kıl kıyâm

 Bula şerâfet seni

 Huzûr ile kıl namâz

 Eyle Hudâ’ya niyâz

 Çâre eder çâre-sâz

 Dilde dirâyet seni

 Müf te ‘i lün / Fâ ‘i lün

 5 İbret ile kıl nazar

 Hak ile eyle güzer

 Bu hevâdan kıl hazer

 Ede selâmet seni

 Dâimâ Kur’ân’a bak

 Verdiği fermâna bak

 Rahmet-i Rahmân’a bak

 Ala inâyet seni

 Sözümüzü kıl kabûl

 Olmayasın sen melûl

 Cennete eyle vüsûl

 Bula şefâ‘at seni

 LUTFÎ’ye lutf-i Hudâ

 Eyleye nûr-i hüdâ

 Kur’ân’a et iktidâ

 Ala şefâ‘at seni

 543

697

 1 Çâr-taraf çâr-per ile pervâze kılma himmeti

 Kesret-i emvâl içün boş yere çekme mihneti

 Cüz-i ihtiyâr ile bir cüz-i kesbi ihtiyâr

 Eyle emr etdi Teâlâ emre kıl itâati

 Emrine fermân-ber ol sen rızk içün çekme elem

 Artıramazsın muhakkak taksîm olan kısmeti

 Bahre düşsen taksîminden fazla bir yudum su yok

 Her ne kadar cem edersen dünyâda çok serveti

 5 Bir güzergâhdır cihân şâh u gedâya kalmadı

 İbret ile kıl nazar âleme al bir ibreti

 Bu kitâb-ı kâinât bin ilm ü hikmet bahseder

 LUTFİYÂ nûr-i basîretle oku bu hikmeti

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 698

 1 Vücûd-i Zât-ı Ahmed’dir dü-kevneyn gül-gülistânı

 Kameristân-ı rahmetdir bezetmiş bâğ u bostânı

 Bütün dünyâ ve mâ-fîhâ anın indinde ma‘dûmdur

 Bırakmış Arş ile ferşe uluvv-i şöhret ü şânı

 O bir memdûh-i Mevlâ’dır o bir kadr-i muallâdır

 O ravza-i tecellâdır nübüvvetin nûristânı

 Bütün Cibrîl’leri hayretde koymuşdur kemâlâtı

 O cûd-i nûr vücûdundan gelürdi bûy-i Rahmânî

 5 Bu LUTFÎ kemterin yâ Rab koyar yüz yerlere sızlar

 Amân Allah amân Allah amândır dilde destânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 544

699

 1 Velîler serveri Sıddîk-ı Ekber

 Severdi Sıddîk’ı Allah ü Peygamber

 Adâlet güneşi Hazret-i Ömer

 Nûr-i Kur’ân ile Osman münevver

 Şecâ‘atde Alî güneşden ezher

 Biz severiz Çâr-i yâr-i velîyi

 Ebû Bekir Ömer Osmân Alî’yi

 Sevenler Sıddîk’ı Hakkā velîdir

 Cehennem nârından ol zât emîndir

 Ömer bu İslâm’a nûr-i mübîndir

 Bu dîn-i İslâm’a Osman muîndir

 Alî velâyetde Arş-ı berîn’dir

 Biz severiz Çâr-i yâr-i velîyi

 Ebû Bekir Ömer Osmân Alî’yi

 Sıddîk’ı medh etdi Hazret-i Kur’ân

 Hazret-i Sıddîk’dir fâtih-i îmân

 Ömer’dir dergâh-ı Mevlâ’ya derbân

 Osmân’dır hakkıyla kâtib-i Kur’ân

 Livâdârdır Alî bâ-emr ü fermân

 Biz severiz Çâr-i yâr-i velîyi

 Ebû Bekir Ömer Osmân Alî’yi

 Çâr-i yâr’e kurbân ola cânımız

 Anları sevmekdir dîn îmânımız

 Bu ümmet içinde âlî-şânımız

 Mecme-‘i mahşerde nûr-feşânımız

 Evliyâ içinde nûr-efşânımız

 Biz severiz Çâr-i yâr-i velîyi

 Ebû Bekir Ömer Osmân Alî’yi

 5 Sahâbe-i güzîn necm-i seâdet

 Herbiri ferden-ferd nûr-i hidâyet

 LUTFÎ sahâbeye eden muhabbet

 Dâreyinde elbet etmez nedâmet

 Îtikād-ı ehl-i îmân temâmet

 Biz severiz Çâr-i yâr-i velîyi

 Ebû Bekir Ömer Osmân Alî’yi

 11’ li hece vezni

 545

700

 1 Başdan başa seyret halk-ı cihânı

 Mâlûm ola âşikâre nihânı

 Ne renge boyanmış efrâd-ı zemân

 Bir kerre keşfeyle devr-i zemânı

 Ulemâ sulehâ çekildi gitdi

 Herbiri merâm-ı maksûda yitdi

 Ay dutuldu günün zıyâsı bitdi

 Bulamazsın bir duracak mekânı

 Bir gör ne âlemdir ebnâ-yı beşer

 Ekserîsi biri birinden eşer

 Bakar bize bugün kâfirler şaşar

 İslâm’lar gezdirir tâze nisvânı

 Nûrunu nâr etmiş küfür kemendin

 Boynuna bırakmış kolalı bendin

 Alafrangada beğenmiş kendin

 Küfr ile doldurmuş İslâmistân’ı

 5 Erkekleri ırak olmuş rahmetden

 Dişileri münezzehdir iffetden

 Şerîati bırakmışlar zimmetden

 Muktedâ etmişler nefs ü şeytânı

 Humar hamir meydânları doldurmuş

 Fi‘l-i zinâ yüzlerini güldürmüş

 Envâ-ı ısyânı şeytân buldurmuş

 Bu rezâlet doldurmuşdur meydânı

 Nisâlarda zerre hayâ bulunmaz

 Nisâsız işretsiz meclis olunmaz

 İş karışmış bugün önü alınmaz

 Meğer ki erişe kahr-i Sübhânî

 Mescidlere bugün necâset doldu

 Er olan erenler peyderpey öldü

 Bu dîn-i İslâm’ın gülleri soldu

 Görün ne gösterir hukm-i Rabbânî

 546

Uryan avretleri iftihâr ile

 Gezdirir berâber îtibâr ile

 Gösterir her yerin iştihâr ile

 Aslâ kabûl etmez emr-i Kur’ân’ı

 10 Bu kadar bunları seyreder bu nâs

 Bu nâsdan kurulmuş elbet bu esâs

 Bunlar cemâatdir kumandan vesvâs

 Taşlarda mevcutdur küfr ü tuğyânı

 Zikr-i lisân bugün deyyûs teresdir

 Cümlesi fâsıkdır şehvet-perestdir

 Fi‘l-i fücûr husret oğlu merestdir

 Tâmîr eylemişler dâr-ı husrânı

 İki para etmez bir ferd-i leîm

 Âmir-i mahlûka olmuşdur ta‘yîn

 Küfr ü zulmet dolmuş bu rûy-i zemîn

 Bu halde bırakmaz Hakk’ın fermânı

 LUTFÎ gamdâr olma yakındır şafak

 Hak Kerîm’dir tebdîl olur bu siyâk

 İnşallah kahrolur efrâd-ı nifâk

 Munkatı‘ olur mu Hakk’ın ihsânı

 11’ li hece vezni

 701

 1 Ey nûr-i dîdem sabr edegör hikmet-i Bârî

 İkrâmlar eder kullarına sofra-i Bârî

 Görmez misin haddâdı döğer teymûri cândan

 Bir seyf-i mücellâ yapa altun ola hârı

 Debbâğlara bak cildi sürer yerlere dâim

 Bir şu‘le vere gözlere mesrûr ede cânı

 Hattât ise kırtâsını bak mühreler her ân

 Üstüne yaza göstere envâr-ı dîdârı

 5 Görmez misin üstâzı döğer tâlibi her dem

Maksûde ere LUTFÎ de ahz ede şikârı

 Mef ‘û lü / Me fâ ‘î lü / Me fâ ‘î lü / Fe ‘û lün

 547

702

 1 Ey nebîler serveri mülk-i melâhat dilberi

 Evliyâlar rehberi âhir zemân peygamberi

 Yâ Muhammed sen muhabbet tahtının sultânısın

 Kaldı Cibrîl Sid re’de sen dosta açınca peri

 Ey kerem-kâni kemâl-i lâ-mekânda sen yürü

 Tâc-ı Levlâk ile sultân mâmûr etdin minberi

 Ez-ezel tâ bâ-ebed memdûh-i Mevlâ’sın güzel

 Kenz-i sadrın sırr-ı tevhîd Cibrîl açdı gülberi

 5 Kim sana meddâh olur meddâhın Allah’dır senin

 Şâh-ı evreng-i risâlet nûr-i Mevlâ peykeri

 Nûr-i Hak Hayru’l-verâ fâzıl-terîn-i enbiyâ

 Bahr-i rahmetdir Muhammed enbiyâlar serveri

 “Rahmeten li’l-âlemîn”sin LUTFÎ koymuş yüz yere

 Kıl kerem eyle şefâ‘at ey nebîler rehberi

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ’i lâ tün / Fâ ‘i lün

 703

 1 Tecellîhâneyi menzil eder tevhîd-i Rabbânî

 Mutahher eyleyen kalbi konaklar ulu sultânı

 Cenâb-ı Hazret-i Bârî Teâlâ şânühû ekber

 Gönül derdine ibâdın eder bin dürlü dermânı

 Hudâ’nın aşkıle sâbit olan derd ehlidir dilde

 Bulur eltâfını Hakk’ın gönülde zevk-ı rûhânî

 Eğer feyz-i muhabbet ravza-i pâk-i Muhammed’den

 Ererse gark olur âlem Hudâ’nın bâb-ı ihsânı

 5 Gönül sırr-ı mukaddesdir nazargâh-ı İlâhî’dir

 Ezel mir’âtıdır Hakk’ın mahall-i sırr-ı Sübhânî

 Gönül âşıkıdır Hakk’ın ezelden tâ ebed aşkı

 Güneş gibi eder pertev dutuben râh-ı cânânı

 548

Gel ey LUTFÎ sivâdan geç sana feyz-i muhabbetden

 Gelür tekmîl eder tahkîk gönülde nûr-i îmânı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 704

 1 Ey nûr-i basar seyr edegör âb-ı revânı

 Yüz yere koyup yâr yoluna oldu revânî

 Çağlar gidiyor başını taşdan taşa çalar

 Elbette bulur git giderek âlî-dîvânı

 Çölden çöle sahrâlara geşt etdi o enhâr

 Devr etdi dem-â-dem o nehir göre ayânı

 Sahrâ-yı muhabbeti güzâr eyledi mecnûn

 Leylâ’yı gö ri cek demi kopardı şivânı

 5 Elbette döner pervâne-veş âşık-ı dilsûz

 Şem‘a-i cemâl âteşine yandı nihânı

 LUTFÎ gibi çâr-kûşe-i hayretde mi kalmış

 Elbette bu dem kalmadı kuvveti tüvânı

 Mef ‘û lü / Me fâ ‘î lü / Me fâ ‘î lü / Fe ‘û lün

 705

 1 Seherde bülbül-i vahdet eder ezkâr Teâlâ’yı

 O ezkârda okur hikmet açar müşkil muammâyı

 Edüp feryâd hemân söyler der-i dergâh-ı Mevlâ’da

 O dergâhe olan derbân kemâhî bilür eşyâyı

 O bir zât-ı muazzamdır mukarreb ind-i Mevlâ’da

 O bir dergâh-ı a‘zamdır alur a‘lâyı ednâyı

 Tecelligâh-ı Mevlâ’dır alur feyz-i Teâlâ’dan

 Dağıdır feyz-i Rabbânî açar rûy-i dilârâyı

 5 Kerîm ismine mazhardır kemâli günden ezherdir

 Bu LUTFÎ’yi kabûl ede vere rutbe-i ulyâyı

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 549

706

 1 Nûr-i dil Mansûr-nâm berdâre vermem ben seni

 Âteş-i âh ile yansam nâre vermem ben seni

 Âlemi var eyleyen Allah’a teslîm etmişem

 Ravza-i Rıdvân’daki gülzâre vermem ben seni

 İhtiyârım elde varken hâk-i pâyin bir menem

 Bahr-i zerde dâne-i şehvâre vermem ben seni

 LUTFİYÂ yârin yoluna ver vârın bul devleti

 Ey kerem-şân dilrubâ dür-bâre vermem ben seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 707

 1 Dervîşlerin gülzârı

 Nûr-i dîdâr-ı yârı

 Her rûz u şeb efkârı

 Nefy ü isbât ezkârı

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşlerdir ayn-i nûr

 Ne cennet ister ne hûr

 Olurlar ehl-i huzûr

 Zevk-ı dil eyler zuhûr

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşler âr eylemez

 Gayriyi yâr eylemez

 Meyl-i ağyâr eylemez

 Kendini var eylemez

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşlerin hevâsı

 Cennet-i aşk me’vâsı

 Her rûz u şeb fehvâsı

 Muhabbet-i Mevlâ’sı

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 550

 5 Dervîşlerin yüzünden

 Nûr dökülür gözünden

 Güller biter sözünden

 Neşrolur feyz özünden

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşin yanar cânı

 Muhabbet-i Rabbânî

 Gel ey cândan sultânı

 Meded pîr-i Geylânî

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşler ağlar gezer

 Fânî cihândan bezer

 Sırr-ı Sübhânî sezer

 Zikrin incisin düzer

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 Dervîşler ekrem olur

 İndallah mükrem olur

 Aşk ile hem-dem olur

 Esrâra mahrem olur

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

LUTFÎ’ye lutfede Hak

 Dervîşe ola mülhak

 Erişe tevfîk mutlak

 Aşkdır hidâyet-i halk

 Bülbüllerden sor zârı

 Pervânelerden nârı

 7’li hece vezni

 708

 1 Halk-ı âlem merhametle mihribân ister seni

 Bahş edüp bâkî hayât âb-ı revân ister seni

 Gün gibi gel yüzlere ur pertevinden dem-be-dem

 Su gibi emvâtı ihyâ râyegān ister seni

 Âsumân-veş katre-i emtârı inzâl etmede

 Hurmetinde dâimâ sâbit-revân ister seni

 Kendi nefsin gözedir çâr-çeşmile ehl-i zemân

 Zîr-i bâr-ı mihnetinde yâd-keşân ister seni

 5 Ârifâne kıl nazar mîzân ile ol nûr-i dil

 Ekserîsi her cihetle perîşân ister seni

 Dâimâ hurmet ü ikrâmın gören efrâd-ı nâs

 Bu mücerrebdir muhakkak der-zebân ister seni

 Zü’l-vefâ sadr-ı safâ nîmet-şinâs noksan değil

 LUTFİYÂ elbet bulunur âlî-şân ister seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 709

 1 Mahlûku halk eden Allah

 Kitâb göndermişdir vallah

 Dâim de amentü billâh

 Her amelin olsun lillâh

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Bilirsin ki Allah vardır

 İslâm’a îmânı yârdır

 Bu dünyâ fânî bir dârdır

 Âhiret dâr-ı karârdır

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 551

Tasdîk eyledin Kur’ân’ı

 Tevhîd eyledin Rahmân’ı

 Nâr-ı cahîme îmânı

 Vardır kıyâmet dîvânı

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Bilirsin harâm helâli

 Bilirsin sevâb vebâli

 Aman olma lâ-übâlî

 Terk eyle boş kıyl ü kāli

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 5 Bu dünyâ seni terk eder

 Devletin hep elden gider

 Ölüm birgün kabre güder

 Biri sürer biri yeder

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Ağ tüylerin nişân olur

 Ölümün kehkeşân olur

 Vücûdun perîşân olur

 Gözlerin hûn-feşân olur

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Adâlet et umûrunda

 Namazın kıl huzûrunda

 Şâkir-i din sudûrunda

 Râhat eyle kubûrunda

 Sa kın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Nisvâne merhamet eyle

 Anlara lutf ile söyle

 Etfâl ile de ol öyle

 Şerîatin yolu böyle

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 8’li hece vezni

 552

 Herkese münâsib emr et

 Lâyık olmayanı terk et

 Gücün yetdiğine emr et

 Resûlullah yoluna git

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 10 Ol fakîr ki yüzen bakar

 Gözlerinin yaşı akar

 Mü’min olan kalb mi yıkar

 Boynuna lânet mi takar

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Kimsenin gönlünü kırma

 Sakın harama el urma

 Bir ferdin aybını görme

 Günâh meclisinde durma

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Ziyânkâr adüvvullahdır

 Zâlimin hasmı Allah’dır

 İslâm hasbeten lillâhdır

 Bu emr-i Resûlullahdır

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 İhtiyâra eyle hurmet

 Sabîlere kıl merhamet

 Misâfire sarf et nîmet

 Allah’dan istersen rahmet

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

 Komşulara ha yır-hâh ol

 Ahvâllerinden âgâh ol

 İnsanlık eyle bir şâh ol

 LUTFÎ makbûl-i dergâh ol

 Sakın incitme bir cânı

 Yıkarsın Arş-ı Rahmân’ı

710

 1 Derd ehline müştâk olur

 Mevlâ’sının merhameti

 Üzerine nâzil olur

 Hazret-i Hakk’ın rahmeti

 Derd ehlini sever Hudâ

 Vakt-i kerem eyler edâ

 Kalbi dolar nûr-i hüdâ

 Zevk ile eyler ülfeti

 Birgün eder Rahmân’ımız

 Derdimize dermânımız

 Elbet gelür Lokmân’ımız

 Eyler devâya himmeti

 5 Mevlâ Kerîm’dir etme gam

 Mübtelâdır ibn-i Âdem

 Zikreyle Hakk’ı dem-be-dem

 Kıl Mevlâ’ya muhabbeti

 Derddir devâ mü’minlere

 Mevlâ’sına âmillere

 Yüz süregör zemînlere

 Hamd ü senâya hizmeti

 Müs tef i lün / Müs tef i lün

Mevlâ ile eyle bâzâr

 Merhameti hadden hezâr

 Elbet geçer bu rûzigâr

 LUTFÎ eyle münâcâtı

 711

 1 Semiyy-i fahr-i âlemsin vücûdun sun-‘i Yezdânî

 Vücûd-i pâkin ile kıldın âbâd bu gülistânı

 Seni medh etmeğe diller ne mümkindir ale’l-icmâl

 Teâlâllah zehî zât-ı latîfi lutf-i Rabbânî

 Meârif kânı şem-‘i bezm-i cânânsın kemâl ile

 Mehâmid sahn-ı meydânında sensin Husrev-i sânî

 Mehâsinle şikâr etdin gönüller mürgini dâme

 Mezâhirle merâsimle çü sensin Yûsuf-i sânî

 5 Meârif bahri ger kılsa temevvüc gark olur âlem

 O bahrin hem derûnunda çü sensin dürr-i galtânî

 Zebân-i hâl ile târih içün nazm-ı nisâr etdim

 Gamından geç çıkup dedi bu ebyât-ı dilistânî

 Kamer-i sırr-ı hikmet kubbe-i sahn-ı reşâdetde

 MUHAMMED LUTFÎ’ye lutfet amân ey şâh-ı Şirvânî

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün

 553

712

 1 Nûr-i hidâyetle ey Ganî Cebbâr

 Gülbe-i gönlümün sensin çerâğı

 Sen bizi afveyle Kādir ü Gaffâr

 Bahr-i merhametin yokdur kırâğı

 Ey Kādir ü Kayyûm Hazret-i Allah

 Dâim meftûhdur ebvâb-ı dergâh

 Hâlik-ı âlemsin sensin bir Allah

 Merhametin olmaz yakın ırâğı

 Sen bizi afveyle ey Perverdigâr

 Birliğin varlığın günden âşikâr

 Bûy-i tevhîd dilde olmuş müşg-bâr

 Dâr-ı tevhîd mü’minlerin durâğı

 Yâ Rab ihsân eyle nûr-i irfânı

 Gözümüz seyretsin şems-i îmânı

 Bulalım dü-âlem derde dermânı

 LUTFÎ nûr-i tevhîd yüzümüz âğı

 11’li hece vezni

 713

 1 Bir bâde doldur sâkıyâ bî-hûş ede mestâneyi

 Bir câm ile versün zıyâ tenvîr ede dilhâneyi

 Ey sâkî ver meyhânede sermest olan mey-keşlere

 Kâse-i mey-i ahmeri serhoş ede peymâneyi

 Sâkî cemâlin cîmini cân gözlerine göstere

 Âb-ı hidâyetden içer âkıl ede dîvâneyi

 Denn-i mey-i mânâya dal var bâde-i a‘lâdan al

 Kaldır basîret perdesin göster göze cânâneyi

 5 Bülbülleri gül dalına kondur seherlerde bu şeb

 Cennet ola cângâhımız mâmûr ede vîrâneyi

 Bül bül gülistân-ı dile nây ile ney vursun bile

 Görülmemiş bir dem ola LUTFÎ göre cânâneyi

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 554

714

 1 Ne devletdir gözüm nûri

 Ala dil rîh-i Rahmânî

 Seâdetdir dü-âlemde

 Cân ola cânân kurbâni

 Erişe rahmet-i Rahmân

 Kuluna eyleye ihsân

 Kabûl ede anı Mennân

 Ede gark feyz-i Rabbânî

 Anı cezbeyleye Mevlâ

 Hidâyet ede Teâlâ

 Görüne dergeh-i vâlâ

 Kerem-i Zât-ı Sübhânî

 5 Hudâ nâsır ola her gâh

 Kabûl ede sizi dergâh

 Dilerem Hazret-i Allah

 Ede her dürlü ihsâni

 Dola dil nûr-i vahdetle

 Seve Hakk’ı muhabbetle

 Gi de râhe hidâyetle

 Açıla kenz-i irfânî

 Me fâ‘ î lün / Me fâ ‘î lün

 Ola hâfız Teâlâllah

 Şefâ‘at-i Resûlullah

 Hem imdâd-ı veliyullah

 MUHAMMED LUTFÎ kurbâni

 715

 1 Der-i dergâh-ı İlâhî şâdümân eyler seni

 Ol kerem-şân sâkin-i dâru’l-emân eyler seni

 Yüz yere koy dergeh-i cânâne eyle ilticâ

 Vuslat-ı visâline âb-ı revân eyler seni

 Dergeh-i dildârdan kesme niyâzın nûr-i dil

 Meyân-ı merdân-ı dilde âlî-şân eyler seni

 Kevser-i ilm-i ledünnîdir muhabbet her zemân

 Bezm-i vahdet şerâbında hâdimân eyler seni

 5 Zevk-ı dil nûr-i hidâyet âşıkıdır ârifân

 LUTFİYÂ esrâr-ı tevhîd nûr-feşân eyler seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 716

 1 Zikr-i Hak her dü-serâ âlî makām eyler seni

 Hubb-i Hak ey nûr-i dil vefk-ı merâm eyler seni

 555

Dâimâ dîdâr-ı dildâr dilde musavver ise

 Nazar-ı merhametiyle nîk-nâm eyler seni

 Yâre yâr ol cân ile ağyâre kılma iltifât

 Bu hidâyet dâhil-i bezm-i kirâm eyler seni

 Hazret-i Mevlâ seni da‘vet eder dîdârına

 Fazlı ile nâil-i dârü’s-selâm eyler seni

 5 LUTFİYÂ Hak’dan hidâyet kıl temennî dâimâ

 Sıdkıle nazlı niyâzın hoş-be-kâm eyler seni

 Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lâ tün / Fâ ‘i lün

 717

 1 Gönlün güzel ey nûr-i dil mürg-i hidâyet lânesi

 Tevhîd-i Bârî perver-i bahr-i hüdâ dürdânesi

 Gülşen-i vahdet gülleri ilm-i aref bülbülleri

 Sermest-i mey-i mânevî şem-‘i hüdâ pervânesi

 Meyhânede dem-bâz olan devrân eder pervâne-veş

 Serây-ı sadrında olur mestânenin meyhânesi

 Bâd-ı sabâ vakt-i seher eyler tavâf gülberleri

 Gerden-i dilberler olur geysûlerin kâşânesi

 5 Olmaz sanem-rûler gibi dilkeş cihânda bir güneş

 Ol dilberin dildâdesi âteş dolar dilhânesi

 Mukassim-i bezm-i ezel etmiş bu taksîmi bize

 Cennet-i cân-ı câvidân bu sâkînin demhânesi

 LUTFÎ kamer-veş dilberân âteş olur âşıklara

 Mansûr’ların dâre çeker hallarının her dânesi

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 718

 1 Hudâ’nın nûr-i pâkinden cihâna muktedâ geldi

 Cemî-‘i enbiyânın serveridir Müctebâ geldi

 556

Evelce her asırda bir nebî gelmiş idi ihsân

 Anın çün Nûh neciyyullah Mûsâ-yı zü’l-asâ geldi

 Şifâ buldu elinden hasta kör alacalık illet

 Dahî ölüleri dirilten o sâhib-hayâ geldi

 O bir Îsâ bin-i Meryem anı Hak eyledi tebcîl

 Zuhûr etdi ana İncîl beşikde Hak sadâ geldi

 5 Nice böyle nebî gelmesini Hak kılsa da evvel

 Hele sâhib-seâdet cümleden fevkâ’l-ulâ geldi

 Habîb nâmıyla tahsîs eyledi ism-i muallâsın

 Bu nâm ile fakat Ahmed Muhammed Mustafâ geldi

 LUTFİYÂ nûr-i mahzından Hudâ halk eylemek üzre

 Ne geldiyse cihâna cümlesi ayn-i şifâ geldi

 Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ‘ î lün / Me fâ ‘î lün

 719

 1 Ey dilrubâlar bu kadar esîr-i dâm etdiz bizi

 Cevr ü cefâlar çekdirip vefk-ı merâm etdiz bizi

 Çekdiz çevirdiz her taref derd ü belâ verdiz bize

 Kahr ile  edüp  pây-mâl dehre benâm etdiz bizi

 Gelmedi mi âyâ bize merhametinden nevbeti

 Böyle felâketler ile müşgîn hitâm etdiz bizi

 Her ne kadar kahr u sitem etsen de senden dönmezem

 Senden taraf ey nûr-i dil her subh u şâm etdiz bizi

 5 LUTFÎ der-i dergâhına kurbân ola ey dilrubâ

 Te’dîb ü terbiyet ile kurb-i kirâm etdiz bizi

 Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün / Müs tef ‘i lün

 557

720

 1 Hurşîd-i muhabbet dile doğunca

 Sen seyr eyle o dem bahr-i ummânı

 Kamer-i hidâyet kemâl bulunca

 Açılur ebvâb-ı feyz-i Rabbânî

 Gülistân-ı gönül güller açınca

 Seherde gonceler bâde içince

 Eşgāl-i mâsivâ elden göçünce

 Hâsıl olur kurbiyyet-i Rahmânî

 Dilde yanar hidâyetin çerâğı

 Bahr-i seâdetin yokdur kırağı

 Bahr-i muhabbetin olmaz ferâğı

 Leyl ü nehâr eyler zevk-ı rûhânî

 Ehl-i aşkın olur himmeti âlî

 Muhabbet-i Mevlâ dilde nevâli

 Sermest-i serbâzın yokdur süâli

 Âlem-i ademde alur meydânı

 5 Kurbân olur der-i dergâh-i yâre

 Sular gibi akar gider diyâre

 Meyl eylemez LUTFÎ dâr u diyâre

 Bırakır gönlünden şöhret ü şânı

 11’li hece vezni

 721

 1 Sahîler okurlar dâim Kur’ân’ı

 Bulurlar gönlünde nûr-i îmânı

 Olurlar derd ile havf ü recâde

 İlticâ eylerler rahm-i Rahmân’ı

 Bahîller severler mâl-i dünyâyı

 Unutmuşlar zât-ı pâk-i Mevlâ’yı

 Atmışlar dünyâya meyl-i sevdâyı

 Hâtırlarında yok havf-i Rabbânî

 Sahîlerin vardır âlî himmeti

 Başlarında sehâvetin devleti

 Sahîye âşıkdır Hakk’ın rahmeti

 Sahîlerdir açan bâb-ı cinânı

 558

Sevilmez bahîlin bir harekâtı

 Yetimlere vermez mâlin zekâtı

 Fakîre miskîne yok merhameti

 Dutmuştur tarîk-ı bâb-ı nîrânı

 5 Sahîler gözlerler ibâdullahı

 İhsânla bulurlar rızâullahı

 Sahîler açarlar dergâhullahı

 Sahîlerdir Hak yolunun kurbânı

 Bahîller fakîri miskîni görmez

 Uryânın yetîmin hâtırın sormaz

 Kullardan utanup borcunu vermez

 Sâil olan vallah sevmez ihsânı

 Sahîlerdir nûr-i şem‘adân elde

 Habîbullah olmuş nâmları dilde

 Seâdet kemeri sehâvet belde

 Cennet-i a’lâda eder devrânı

 Bahîllerdir kalan yâbân-ı çölde

 Adüvvullah olmuş nâmları dilde

 Şekāvet kemeri bağlamış belde

 Hayâsı yok söyler her hezeyânı

 Îmândan sehâvet alur kuvveti

 Emr-i şerîate eyler dikkati

 Tarîk-ı İslâm’a gâyet hurmeti

 İki cihân sahî bulur emânı

 10 Âlim olsa âdem bilse Mevlâ’yı

 Cân u dilden sevse Hak Teâlâ’yı

 Zât-ı Muhammed’e verse sevdâyı

 Fedâ eder bütün mâl ile cânı

 Sahîlerdir kurb-i Mevlâ’ya karîb

 Sahîlerdir ind-i Mevlâ’da habîb

 Sehâvetdir herbir derdlere tabîb

 Âlim sahî olsa sen gör sultânı

 Âlim bahîl olsa ednâ-yı nâsdır

 Sehâvetli âlim dîne esâsdır

 Sahî âlim sanma nâsa kıyâsdır

 Merhametli âlim alur meydânı

 559

LUTFİYÂ var ise sadrında himmet

 Kurbân ol İslâm’a eyle merhamet

 Rahmet bulur elbet eyleyen hizmet

 Hizmet eden elbet alur dermânı

 11’li hece vezni

 722

 1 Yerlerde göklerde her ne ki vârın

 Seni zikr ü tesbîh eder İlâhî

Ne kimseden doğdun ne de doğurdun

 Şerîksiz nazîrsiz birsin İlâhî

 Ne evvelin vardır ne de âhirin

Bir şeye benzemez yokdur nazîrin

 Elde delîl "küllü şey"’in kadîr" 'in

 Hâzır nâzır hem Hakîm’sin İlâhî

 Hidâyet sendedir keremler kâni

Zîrâ sen halketdin âteşle cânı

 Nice millet bilmez râh-i Rahmân’ı

 Rahîm sensin Rahmân sensin İlâhî

 Zemâna mekâna değilsin muhtâc

 Dermânsız derdlere eylersin ilâc

 Namazı mü’mine eyledin mîrâc

 Bizden bize sensin yakîn İlâhî

5 Yâ Rab îmânımı erdir kemâle

 İlticâ eylerem izz ü Celâl’e

 Lâyık et rû’yet-i nûr-i Cemâl’e

 Bu LUTFÎ’ye Rahîm sensin İlâhî