Hazret-i Mevlânâ ve Aşk

Hazırlayan: Dr. Necati Aksu
Mesnevî-i Ma'nevî, Dîvân-ı Kebîr ve Rubâîler'den İlâhî Aşk Üzerine Seçilmiş Beyitler

Takdim

Bismillâhirrahmânirrahîm

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'ya mahsustur. Salât ve selâm, Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa'ya (sallallâhu aleyhi ve sellem), âline, ashâbına ve kıyamete kadar O'nun izinden giden bütün mü'minlerin üzerine olsun.

Bu sayfada, Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin (kuddise sirruhû), başta Mesnevî-i Ma'nevî olmak üzere eserlerinden, ilâhî aşkı konu edinen seçilmiş beyitler bir araya getirilmiştir.

Her beyitte;

verilecektir.
Mümkün olduğu kadar güvenilir neşirlere dayanılacak, Hazret-i Mevlânâ'ya ait olmayan meşhur internet sözlerine yer verilmeyecektir.

Hakikî aşk, yalnızca okunarak öğrenilen bir bilgi değil; yaşanarak idrak edilen ilâhî bir hâldir. Bu çalışma, Hazret-i Mevlânâ'nın işaret ettiği o hakikatten bir nebze istifade edebilmek niyetiyle hazırlanmıştır.

Tevfîk Allah Teâlâ'dandır.

İçindekiler

I. Aşkın Mahiyeti

Bu bölümde Hazret-i Mevlânâ'nın aşkın mahiyetini, akıl ile tam olarak kavranamayacağını ve ilâhî sırların anahtarı olduğunu anlattığı Mesnevî-i Ma'nevî'nin Birinci Defteri'nden seçilmiş beyitler yer almaktadır. Aşkın tarifi, aklın sınırları ve ilâhî hakikate ulaştıran yönü bu beyitlerde veciz bir üslûpla ifade edilmektedir.

Âşığın Derdi Başka Dertlere Benzemez

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 110. Beyit

Farsça Aslı

علت عاشق ز علتها جداست
عشق اصطرلاب اسرار خداست

Okunuşu

'İllet-i 'âşık zi 'illet-hâ cüdâst
'Işk usturlâb-ı esrâr-ı Hudâst

Türkçe Tercümesi

Âşığın derdi, bütün dertlerden ayrıdır;
Çünkü aşk, Allah'ın sırlarını gösteren bir usturlaptır.

English Translation

The lover's sorrow is unlike any other,
For love is the astrolabe of the mysteries of Allah.

Şerhi

Burada "illet", hastalık ve dert mânâsındadır. Mevlânâ Hazretleri, hakikî âşığın derdinin dünya ehlinin dertlerine benzemediğini ifade eder. Onun derdi, Hakk'a kavuşma hasretidir. "Usturlap", gök cisimlerinin yerini belirlemeye yarayan eski bir astronomi âletidir. Mevlânâ, aşkı bu âlete benzeterek, ilâhî sırların akıl ile değil, aşk ile idrak edilebileceğini anlatmaktadır.

Aşk Sonunda Hakikate Götürür

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 111. Beyit

Farsça Aslı

عاشقی گر زین سر و گر زان سر است
عاقبت ما را بدان سر رهبر است

Okunuşu

'Âşıkî ger zîn ser ü ger zân ser est
'Âkıbet mâ-râ bedân ser rehber est

Türkçe Tercümesi

Âşıklık ister bu taraftan olsun, ister o taraftan;
Sonunda bizi o hakikate götüren rehber yine odur.

English Translation

Whether love begins from this side or from the other,
In the end, it is love that leads us to the Ultimate Truth.

Şerhi

Mevlânâ Hazretleri, aşkın başlangıçta mecâzî veya dünyevî görünse bile, hakikî aşka dönüştüğünde insanı Hakk'a ulaştırabilecek bir vesile olabileceğine işaret eder. Tasavvuf geleneğinde, mecâzî aşkın hakikî aşka köprü olabileceği kabul edilmiştir. Ancak maksat, sevgide takılı kalmak değil; sevgiyi, Allah Teâlâ'ya ulaştıran bir rehber hâline getirmektir.

Aşkın Tarifi Yapılamaz

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 112. Beyit

Farsça Aslı

هر چه گویم عشق را شرح و بیان
چون به عشق آیم خجل گردم از آن

Okunuşu

Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çûn be 'ışk âyem hacil gerdem ez ân

Türkçe Tercümesi

Aşkı anlatmak için ne söylersem söyleyeyim;
Hakikî aşka gelince, söylediklerimden mahcup olurum.

English Translation

Whatever I may say in trying to describe love,
When I encounter True Love itself, I am ashamed of my words.

Şerhi

Mevlânâ Hazretleri, ilâhî aşkın tarif edilemeyecek kadar yüce bir hakikat olduğunu ifade etmektedir. İnsan, aşk hakkında çok konuşabilir. Fakat aşkı gerçekten tattığında, önceden söylediği bütün sözlerin o hakikati anlatmakta yetersiz kaldığını anlar. Bu sebeple tasavvuf büyükleri, hakikî aşkın kelimelerden çok, hâl ile anlaşılacağını ifade etmişlerdir.

Aşk, Dilden Daha Açık Anlatır

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 113. Beyit

Farsça Aslı

گرچه تفسیر زبان روشنگر است
لیک عشق بی‌زبان روشن‌تر است

Okunuşu

Gerçi tefsîr-i zebân rûşenger est
Lîk 'ışk bî-zebân rûşenter est

Türkçe Tercümesi

Her ne kadar dilin açıklaması aydınlatıcı ise de,
Dilsiz olan aşk çok daha aydınlatıcıdır.

English Translation

Though the tongue may offer illuminating explanations,
Silent love is far more eloquent than speech.

Şerhi

İnsan dili birçok hakikati ifade edebilir; fakat ilâhî aşkın dili söz değildir. Aşk, bazen tek bir bakışla, bir hâl ile veya gönülde meydana gelen bir tecellî ile, sayfalar dolusu açıklamadan daha tesirli olur. Mevlânâ Hazretleri, hakikatin yalnızca konuşularak değil, yaşanarak idrak edileceğini ifade etmektedir.

Kalem Aşkı Yazarken Âciz Kalır

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter• 114. Beyit

Farsça Aslı

چون قلم اندر نوشتن می‌شتافت
چون به عشق آمد قلم بر خود شکافت

Okunuşu

Çûn kalem ender neveşten mî-şitâft
Çûn be 'ışk âmed kalem ber hod şekâft

Türkçe Tercümesi

Kalem yazmaya koşup gidiyordu;
Fakat konu aşka gelince kırıldı, yazamaz hâle geldi.

English Translation

The pen hastened eagerly to write;
But when it came to love, it broke and could write no more.

Şerhi

Kalem, ilmin ve yazının sembolüdür. Mevlânâ Hazretleri, ilim ve kalemin birçok hakikati yazabildiğini; fakat ilâhî aşkın mahiyetini ifade etmekte yetersiz kaldığını sembolik bir dille anlatmaktadır. Aşkın hakikati kalemle değil, kalple idrak edilir.

Kalem de Kâğıt da Âciz Kalır

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 115. Beyit

Farsça Aslı

چون سخن در وصف این حالت رسید
هم قلم بشکست و هم کاغذ درید

Okunuşu

Çûn sühan der vasf-ı în hâlet resid
Hem kalem bişkest ü hem kâğız derîd

Türkçe Tercümesi

Söz, bu hâlin vasfına gelince,
Hem kalem kırıldı hem de kâğıt yırtıldı.

English Translation

When words attempted to describe this mystery,
The pen was shattered, and even the paper was torn apart.

Şerhi

Mevlânâ Hazretleri, ilâhî aşkın hakikatini anlatmanın imkânsızlığını güçlü bir temsil ile ifade etmektedir. Kalemin kırılması ve kâğıdın yırtılması, yazının ve ifadenin aşk karşısındaki aczini sembolize eder. Hakikî aşk, yazıya sığmayacak kadar engin bir mânevî tecrübedir.

Aşkı ve Âşıklığı Yine Aşk Anlatır

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 116. Beyit

Farsça Aslı

عقل در شرحش چو خر در گل بخفت
شرح عشق و عاشقی هم عشق گفت

Okunuşu

'Akl der şerhaş çü har der gil behuft
Şerh-i 'ışk u 'âşıkî hem 'ışk goft

Türkçe Tercümesi

Akıl, aşkı açıklamaya çalışırken çamura saplanmış eşek gibi âciz kalır.
Aşkı ve âşıklığı yine ancak aşk anlatabilir.

English Translation

Reason, striving to explain love, Remains as helpless as a donkey trapped in the mud.
Only love itself can truly speak of love and the lover.

Şerhi

Mevlânâ Hazretleri burada aklı küçümsememektedir. Aklın kendi sahasında büyük bir nimet olduğunu; ancak ilâhî aşkın sonsuz hakikatini kuşatmada yetersiz kaldığını ifade eder. Aşk, aklın ulaştığı bir bilgi değil; kalbin yaşadığı bir hâl ve tecrübedir. Bu sebeple aşkın en doğru şârihi yine aşkın kendisidir.

Güneşin Delili Yine Güneştir

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 117. Beyit

Farsça Aslı

آفتاب آمد دلیل آفتاب
گر دلیلت باید از وی رو متاب

Okunuşu

Âfitâb âmed delîl-i âfitâb
Ger delîlet bâyed ez vey rû metâb

Türkçe Tercümesi

Güneşin delili yine güneştir.
Eğer delil istiyorsan, ondan yüz çevirme.

English Translation

The proof of the sun is none other than the sun itself.
If you seek proof, do not turn your face away from it.

Şerhi

Mevlânâ Hazretleri, ilâhî hakikatlerin en büyük delilinin yine bizzat o hakikatler olduğunu ifade etmektedir. Nasıl güneşi görmek için başka bir ışığa ihtiyaç yoksa, ilâhî aşk da kendisini yaşayan gönülde apaçık bir şekilde tecellî eder. Bu sebeple hakikî aşk, sadece aklî delillerle değil; yaşanarak, tecrübe edilerek anlaşılır. Bu beyit, bir önceki "Aşkı ve âşıklığı yine aşk anlatır." sözünün tabiî devamı mahiyetindedir.

II. Aşkın Ateşi

Bu bölümde, ilâhî aşkın gönülden Allah Teâlâ'dan başka her türlü bağlılığı uzaklaştıran, insanı arındıran ve hakikate ulaştıran yakıcı gücü anlatılmaktadır. Hazret-i Mevlânâ, aşkı yok eden değil; benliği, kibri ve mâsivâyı ortadan kaldıran ilâhî bir ateş olarak tasvir etmektedir.

Aşk, Sevgiliden Başka Her Şeyi Yakar

Mesnevî-i Ma'nevî • Beşinci Defter • 588. Beyit

Farsça Aslı

عشق آن شعله‌ست کو چون بر فروخت
هر چه جز معشوق باقی جمله سوخت

Okunuşu

'Işk ân şu'le-est kû çûn ber-furûht
Her çi cüz ma'şûk bâkî cümle sûht

Türkçe Tercümesi

Aşk öyle bir alevdir ki, parlayınca
Sevgiliden başka kalan her şeyi yakıp kül eder.

English Translation

Love is such a blazing fire that, once it is kindled,
It burns away everything except the Beloved.

Şerhi

Burada "ma'şûk", tasavvufî mânâda Hak Teâlâ'yı ifade eder. İlâhî aşk gönülde hâkim olduğunda, Allah sevgisine engel olan benlik, kibir, dünya tutkusu ve mâsivâ birer birer ortadan kalkar. Mevlânâ'nın "ateş" benzetmesi, yok edici değil; arındırıcı ve hakikate ulaştırıcı bir mânevî dönüşümü anlatmaktadır.

Lâ Kılıcı

Mesnevî-i Ma'nevî • Beşinci Defter • 589. Beyit

Farsça Aslı

تیغ لا در قتل غیر حق براند
در نگر زان پس که بعد لا چه ماند

Okunuşu

Tîğ-i lâ der katl-i gayr-i Hak berând
Der niger zân pes ki ba'd lâ çi mâned

Türkçe Tercümesi

"Lâ" kılıcı, Hak'tan başka olan her şeyi ortadan kaldırır.
Düşün ki "Lâ"dan sonra geriye ne kalır?

English Translation

The sword of "Lā" ("There is no...") removes all that is other than God.
Reflect, then—what remains after "Lā"?

Şerhi

Buradaki "Lâ", Kelime-i Tevhîd'in ilk kısmı olan "Lâ ilâhe illallah" ifadesindeki "Lâ"dır. Mevlânâ Hazretleri, ilâhî aşkın gönülde Allah Teâlâ'dan başka her türlü bağı ve ilgiyi ortadan kaldırdığını sembolik bir dille anlatmaktadır. Böylece gönül, yalnızca Hakk'a yönelmiş olur.

Aşk, Şirki Yakan Büyük Ateştir

Mesnevî-i Ma'nevî • Beşinci Defter • 590. Beyit

Farsça Aslı

ماند الا الله باقی جمله رفت
شاد باش ای عشق شرکت‌سوز زفت

Okunuşu

Mâned illâllâh, bâkî cümle reft
Şâd bâş ey 'ışk, şirket-sûz-ı zeft

Türkçe Tercümesi

Geriye yalnız "Allah" kaldı; diğerlerinin hepsi yok olup gitti.
Ey şirki yakıp yok eden yüce aşk! Sen kutlusun.

English Translation

Only Allah remains; all else passes into nothingness.
O blessed Love, that burns away every trace of idolatry!

Şerhi

Bir önceki beyitte geçen "Lâ"nın ardından burada "İllallah" hakikati ortaya çıkar. İlâhî aşk, gönülde Allah Teâlâ'dan başka her şeyi silip süpürür. Böylece kulun kalbinde yalnızca Hak sevgisi kalır. Mevlânâ'nın "şirket-sûz" (şirki yakan) ifadesi, aşkın tevhîdi kuvvetlendiren mânevî tesirini anlatmaktadır.

III. Aşkın Yücelten Kudreti

Hazret-i Mevlânâ'ya göre ilâhî aşk, insanı nefsin kayıtlarından kurtaran, gönlü arındıran ve hakikate doğru yükselten ilâhî bir kudrettir. Aşk, kulu bulunduğu hâlden daha yüce bir mânevî mertebeye ulaştırır; gönül aynasını parlatır ve Hakk'ın tecellîlerine hazır hâle getirir. Bu bölümde, Mesnevî-i Ma'nevî'de aşkın insanı yücelten kudretini anlatan seçilmiş beyitler yer almaktadır.

 

Aşk, Ruhun Kanadıdır

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 31. Beyit

Farsça Aslı

گر نباشد عشق را پروای او
او چو مرغی ماند بی‌پر وای او

Okunuşu

Ger nebâşed 'ışk-râ pervâ-yı û
Û çü murğî mâned bî-per, vây-i û

Türkçe Tercümesi

Eğer onda aşkın himmeti ve kanadı bulunmazsa,
O, kanatsız kalmış bir kuş gibidir; yazık ona!

English Translation

Whoever is not granted the wings and strength of love
Is like a bird left without wings—alas for such a soul

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, aşkı insanı mânevî âlemlere yükselten bir kanat olarak tasvir etmektedir. Nasıl kuş kanatsız uçamazsa, insan da ilâhî aşk olmadan hakikat yolunda yükselemez. Buradaki "kanat", gönlü Hakk'a yönelten mânevî kuvveti ifade eder. Aşk, sadece bir duygu değil; insanı olgunlaştıran ve Allah Teâlâ'ya yaklaştıran ilâhî bir cevherdir.

Aşk, Hakikatin Açığa Çıkmasını İster

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 32. Beyit

Farsça Aslı

عشق خواهد کاین سخن بیرون بود
آینه غماز نبود چون بود

Okunuşu

'Işk hâhed k'în suhan bîrûn buved
Âyîne gammâz ne-bûd çûn buved

Türkçe Tercümesi

Aşk, bu sözün açığa çıkmasını ister.
Ayna sır saklayabilir mi? Elbette gördüğünü yansıtır.

English Translation

Love longs to reveal this secret.
Can a mirror conceal what it has seen? It only reflects.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, ilâhî aşkın hakikati gizli bırakmadığını ifade eder. Gönülde doğan hakikat nurları, aşkın tesiriyle dile ve hâle yansır. Nitekim temiz bir ayna karşısındaki sureti gizleyemediği gibi, ilâhî aşk da gönülde tecellî eden hakikati açığa çıkarır. Burada "ayna", arınmış kalbi; "gammaz" ise gördüğünü eksiksiz yansıtan aynanın tabiatını temsil etmektedir.

Gönül Aynasının Parlatılması

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 33. Beyit

Farsça Aslı

آینه‌‌ت دانی چرا غماز نیست
زانکه زنگار از رخش ممتاز نیست

Okunuşu

Âyîne't dânî çirâ gammâz nîst?
Z'ân ki zengâr ez ruhaş mumtâz nîst.

Türkçe Tercümesi

Aynanın niçin hakikati gösteremediğini bilir misin?
Çünkü yüzündeki pas ve kir henüz giderilmiş değildir.

English Translation

Do you know why the mirror cannot reveal the Truth?
Because the rust upon its face has not yet been cleansed.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ burada gönlü aynaya benzetmektedir. Ayna, üzerindeki pas temizlenmedikçe karşısındaki hakikati olduğu gibi yansıtamaz. İnsan gönlü de nefsin arzuları, gaflet ve günahların meydana getirdiği paslardan arındıkça ilâhî hakikatlerin tecellîlerine mazhar olur. İlâhî aşk, işte bu pası silen ve gönül aynasını parlatan en büyük kuvvettir.

IV. Aşk ve Vuslat

Hazret-i Mevlânâ'ya göre ilâhî aşkın en büyük meyvesi, kulun Hakk'a yakınlık kazanması ve mânevî vuslata ermesidir. Ayrılık ateşiyle olgunlaşan gönül, aşkın rehberliğinde sevgiliye yönelir; hicretten huzura, hasretten kavuşmaya doğru yol alır. Bu bölümde, Mesnevî-i Ma'nevî'de ilâhî aşkla Hakk'a kavuşma özlemini anlatan seçilmiş beyitler yer almaktadır.

Ney'in Ayrılık Feryadı

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 1. Beyit

Farsça Aslı

بشنو از نی چون حکایت می‌کند
وز جدایی‌ها شکایت می‌کند

Okunuşu

Bişnev ez ney çûn hikâyet mî-koned
Vez cüdâyîhâ şikâyet mî-koned

Türkçe Tercümesi

Dinle neyden; nasıl hikâye ediyor,
Ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor.

English Translation

Listen to the reed flute and hear its tale,
How it laments the pain of separation.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî'sine ayrılığın feryadıyla başlamaktadır. Ney, kamışlıktan koparıldığı için inler; bu hâl, insan ruhunun ezelî vatanından ayrılışını ve Hak'ka kavuşma özlemini temsil eder. Tasavvuf ehline göre bu ayrılık, ilâhî vuslat arzusunun başlangıcıdır. Bu sebeple Mesnevî'nin ilk beyti, ilâhî aşkın ve hakikî vuslat hasretinin en veciz ifadelerinden biri kabul edilmiştir.

Asıl Vatanın Hasreti

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 4. Beyit

Farsça Aslı

هر کسی کو دور ماند از اصل خویش
باز جوید روزگار وصل خویش

Okunuşu

Her kesî kû dûr mând ez asl-i hîş
Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-i hîş

Türkçe Tercümesi

Aslından uzak kalan herkes,
Yine kendi vuslat günlerini arar.

English Translation

Everyone who has been separated from the Source
Longs for the day of reunion.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, insanın yaratılışındaki en derin arzunun aslına dönmek olduğunu ifade etmektedir. Ruh, ilâhî âlemden bu dünyaya gönderildiği için içinde daima hakikî yurduna kavuşma hasreti taşır. Dünya sevgileri çoğu zaman bu derin özlemin gölgesidir. Gerçek vuslat ise kulun Allahü Teâlâ'ya yönelmesi ve O'nun rızâsına erişmesidir.

Sevgiliyi Arayan Her Ses

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 6. Beyit

Farsça Aslı

سینه خواهم شرحه شرحه از فراق
تا بگویم شرح درد اشتیاق

Okunuşu

Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk

Türkçe Tercümesi

Ayrılık acısıyla parça parça olmuş bir gönül isterim ki,
İştiyak derdini ona anlatabileyim.

English Translation

I seek a heart torn apart by the pain of separation,
So that I may confide to it the anguish of longing.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ'ya göre ilâhî aşkın hakikati, onu tatmayanlara anlatılamaz. Ayrılık acısını yaşamayan bir gönül, vuslatın kıymetini de tam olarak kavrayamaz. Bu sebeple, aşk yolunun sırları ancak hasret ateşiyle olgunlaşmış gönüllere açılır. Buradaki "iştiyak", kulun Allahü Teâlâ'ya kavuşma arzusunu ve O'na yakın olma özlemini ifade etmektedir.

Vuslatta Zaman Kaybolur

Mesnevî-i Ma'nevî • Altıncı Defter • 2674. Beyit

Farsça Aslı

یک دم هجران بر عاشق چو سال
وصل سالی متصل پیشش خیال

Okunuşu

Yek dem-i hicrân ber 'âşık çü sâl
Vasl-i sâlî muttasıl pîşeș hayâl

Türkçe Tercümesi

Âşığa bir anlık ayrılık, bir yıl gibi gelir.
Kesintisiz bir yıllık vuslat ise ona bir an gibi geçer.

English Translation

To the lover, a single moment of separation feels like a year;
Yet a whole year of uninterrupted union passes like a single moment.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, ilâhî aşkta zamanın sıradan ölçülerle değerlendirilemeyeceğini ifade etmektedir. Ayrılık, âşığın gönlünde zamanı uzatır; kısa bir an bile yıllar kadar ağır gelir. Buna karşılık, sevgiliyle yaşanan vuslatta zaman âdeta silinir; uzun yıllar bile bir an gibi geçiverir. Çünkü ilâhî aşkın hâkim olduğu gönülde zaman, saatlerle değil, muhabbetin derecesiyle ölçülür.

Gönül Ateşi

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 15. Beyit

Farsça Aslı

آتش است این بانگ نای و نیست باد
هر که این آتش ندارد نیست باد

Okunuşu

Âteş est în bâng-i nây u nîst bâd
Her ki în âteş nedâred nîst bâd

Türkçe Tercümesi

Neyden yükselen bu ses, bir nefes değil; ateştir.
Bu ateşe sahip olmayan kimse, yok olsun!

English Translation

What rises from the reed flute is not merely breath—it is fire.
Whoever carries not this fire within, let him remain lifeless.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, neyin sesini sıradan bir ezgi olarak değil, ilâhî aşkın yakıcı ateşi olarak tasvir eder. Bu ateş, insanı nefsin bağlarından kurtarıp hakikî sevgiliye yönelten aşk ateşidir. Tasavvuf ehline göre burada kastedilen ateş, kalbi Allah sevgisiyle dirilten ve kulu vuslata hazırlayan mânevî cezbedir. Böyle bir aşkı tatmayan gönül ise hakikî hayatın lezzetinden mahrum kalır.

V. Aşk ve Fenâ

Hazret-i Mevlânâ'ya göre ilâhî aşk, insanı yalnızca Allahü Teâlâ'ya yaklaştırmakla kalmaz; nefsin, benliğin ve mâsivânın kayıtlarından da kurtarır. Hakikî aşkın ateşi gönülde parladığında, Allah sevgisinden başka her şey silinir. Tasavvufta bu hâl fenâ olarak ifade edilir. Fenâ, kulun kendi varlığını mutlak anlamda yok sayması değil; benliğini Allahü Teâlâ'nın rızâsı karşısında eritmesi, bütün sevgilerini O'nun sevgisinde toplamasıdır.

Aşkın Yakıcı Ateşi

Mesnevî-i Ma'nevî • Birinci Defter • 18. Beyit

Farsça Aslı

عشق آن شعله‌ست کو چون برفروخت
هر چه جز معشوق باقی جمله سوخت

Okunuşu

'Işk ân şu'le-est kû çûn ber-fürûht
Her çi cüz ma'şûk bâkî cümle sûht

Türkçe Tercümesi

Aşk öyle bir alevdir ki, parlayıp tutuşunca;
Sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar.

English Translation

Love is such a flame that, once it bursts into blaze,
It consumes everything except the Beloved.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, hakikî aşkın gönülde Allah sevgisinden başka bütün bağlılıkları yakıp eriten ilâhî bir ateş olduğunu ifade etmektedir. Burada yakılan şey, eşya değil; kalbi Hak'tan uzaklaştıran nefsânî arzular, dünyevî bağlar ve mâsivâdır. Tasavvufta bu arınma hâli fenâ olarak adlandırılır. Fenâ, kulun benliğini Allahü Teâlâ'nın rızâsında eritmesi ve bütün varlığıyla O'na yönelmesidir. Böylece gönül, yalnız Hak sevgisinin tecellî ettiği bir ayna hâline gelir.
Bu sebeple Mevlânâ'ya göre hakikî aşk, sadece duygusal bir sevgi değil; kulun Allah'tan başka bütün bağlılıklarını yakıp yok eden ilâhî bir tecellîdir. Aşk ateşiyle eriyen benlik, sonunda yalnız Hakk'ın rızâsını arayan saf bir gönle dönüşür. İşte tasavvufta buna fenâ denilir.

VI. Dîvân-ı Kebîr'den Aşk Beyitleri

Hazret-i Mevlânâ'nın ilâhî aşkı en coşkun ve en derin şekilde dile getirdiği eserlerinden biri Dîvân-ı Kebîr'dir. Bu gazellerde aşk, yalnızca bir duygu değil; kulu Hakk'a ulaştıran ilâhî bir sır, mânevî bir cezbe ve sonsuz bir vuslat arzusudur. Mesnevî'de daha çok hikmet ve irşad dili hâkimken, Dîvân-ı Kebîr'de aşk, vecd ve cezbe hâlinde dile gelir. Bu bölümde, Dîvân-ı Kebîr'den ilâhî aşkı en veciz, en derin ve en güçlü şekilde ifade eden seçilmiş beyitler yer almaktadır.

Aşkla Yeniden Diriliş

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

مرده بدم زنده شدم گریه بدم خنده شدم
دولت عشق آمد و من دولت پاینده شدم

Okunuşu

Mürde bodem zinde şodem, girye bodem hende şodem.
Dovlet-i 'ışk âmed-o men dovlet-i pâyende şodem.

Türkçe Tercümesi

Ölüydüm, dirildim; ağlayıştım, gülüş oldum.
Aşk devleti geldi; durup duran, geçip gitmeyen bir saadete eriştim.

English Translation

I was dead, then I came to life; I was weeping, then I became laughter.
The kingdom of Divine Love came to me, and I entered an everlasting state of blessedness.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, ilâhî aşkın insanı mânen yeniden dirilten dönüştürücü kudretini dile getirmektedir. Buradaki ölüm ve diriliş, bedenin değil; nefsin karanlığından kurtulup kalbin Allahü Teâlâ'nın muhabbetiyle hayat bulmasının remzidir. Hakikî aşkın gelişiyle hüzün yerini sürûra, fanî ve geçici hâller ise kalıcı mânevî saadete bırakır. Tasavvuf ehlinin "Ölmeden önce ölünüz." hikmetine uygun olarak kul, benliğinden sıyrıldıkça ilâhî aşkın feyziyle hakikî hayata kavuşur.

Aşk Ateşi

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

ما آتش عشقیم که در موم رسیدیم
چون شمع به پروانه مظلوم رسیدیم

Okunuşu

Mâ âteş-ı ışkıym ki der mûm resîdîm
Çün şem’ be pervâne-i mezlûm resîdîm

Türkçe Tercümesi

Biz aşk ateşiyiz; muma ulaştık,
Zulüm çeken pervaneyi yakıp yandırmak için mum gibi çıkageldik.

English Translation

We are the fire of Divine Love. We came to the candle,
Like a flame itself, to burn away the moth that suffers in separation.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, ilâhî aşkı arındıran ve dönüştüren bir ateş olarak tasvir etmektedir. Mum, hakikatin nurunu; pervane ise bu nur uğruna kendini fedâ eden âşığı temsil eder. Gerçek aşk, benliği yakıp yok eden bir felâket değil; insanı nefsin karanlığından kurtararak Hakk'ın nuruna ulaştıran ilâhî bir tecellîdir. Tasavvufta pervanenin muma yönelişi, kulun bütün varlığıyla Allah sevgisine yönelmesini ve bu uğurda benliğinden vazgeçmesini ifade eden en güzel remizlerden biridir.

Cemâlullah Arzusu

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

گفت او که نه این خواهم و نه آن خواهم
من فاش و عیان روی رحمان خواهم
گر هفت دریا آتش شود من غوطه زنم
در وی به امید روی جانان خواهم

Okunuşu

Goft û ki: Ne în hâhem ü ne ân hâhem,
Men fâş u ayân rûy-i Rahmân hâhem.
Ger heft deryâ âteş şeved, men gavta zenem,
Der vey be ümîd-i rûy-i Cânân hâhem.

Türkçe Tercümesi

O dedi ki: Ne bunu istiyorum, ne onu;
Apaçık Allah'ın cemâlini istiyorum.
Yedi deniz ateş olsa,
O'na kavuşmak için dalar geçerim.

English Translation

I desire neither this nor that;
I seek only the unveiled Vision of Allah.
Even if the seven seas were filled with fire,
I would plunge into them to reach Him.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, hakikî âşığın gayesinin ne dünya nimetleri ne de cennet mükâfatı olduğunu; tek arzusunun Allahü Teâlâ'nın cemâline kavuşmak olduğunu ifade etmektedir. İlâhî aşk, kulun gönlünde öyle bir iştiyak meydana getirir ki, bu uğurda karşılaşacağı hiçbir sıkıntı ve fedakârlık ona ağır gelmez. "Yedi deniz ateş olsa..." teşbihi, Hak yolunda her türlü meşakkati seve seve göze alan aşkın sonsuz kuvvetini dile getirmektedir.

Vuslatın Hakikati

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

ای عقل حیران شو مگو
نی وصل جوی و نی فراق
آن کو همیشه حاضر است
وصال و فراق او متصور نیست

Okunuşu

Ey akl, hayrân şev, megû:
Ne vuslat cûy u ne firâk.
Ân ki hemîşe hâzır est,
Visâl u firâk-ı û mutasavver nîst.

Türkçe Tercümesi

Ey akıl, hayran ol!
Ne vuslat ara ne hicran.
Daima hazır olanla
Buluşmak da ayrılmak da düşünülemez.

English Translation

O intellect, stand in wonder! Seek neither union nor separation.
How can one speak of meeting or parting with the One who is always Present?

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, bu beyitte aklın kavramakta zorlandığı büyük bir hakikati dile getirmektedir. Allahü Teâlâ kuluna şah damarından daha yakındır. Bu sebeple hakikî vuslat, uzak bir sevgiliye ulaşmak değil; O'nun daima hazır ve nâzır olduğunu idrak etmektir. Ayrılık ise Hak'tan uzaklaşmak değil, kulun gaflet sebebiyle bu yakınlığı fark edememesidir. İlâhî aşk, gaflet perdelerini kaldırarak kulu bu daimî huzurun şuuruna ulaştırır.

Didâr Özlemi

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

بنمای رخ مپوش ز ما
ای مه معروف هفت چرخ
ما زمره عاشقانیم
به سودای روی تو از راه دور آمدیم

Okunuşu

Bünmây ruh, me-pûş zi mâ,
Ey meh-i ma'rûf-i heft çerh.
Mâ zümre-i 'âşıkânîm;
Be sevdâ-yı rûy-i to ez râh-ı dûr âmedîm.

Türkçe Tercümesi

Yüzünü göster, gizleme bizden;
Ey Ay gibi, yedi göğün de tanıdığı dilber.
Biz bir bölük âşıklarız;
Seni görmek hevesine düştük de upuzak bir yoldan geldik.

English Translation

Reveal Your Face and hide it not from us,
O Beloved, whose beauty is known even to the seven heavens like the radiant moon.
We are a band of lovers,
Who have journeyed from afar, longing only for the joy of beholding You.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, insanın ezelî yolculuğunu ilâhî aşk diliyle ifade etmektedir. Hak dostlarının en büyük arzusu, Allahü Teâlâ'nın rızâsına ve cemâline kavuşmaktır. "Uzak yoldan geldik" ifadesi, insan ruhunun ezelden başlayıp dünya hayatı boyunca devam eden mânevî seyrini remzetmektedir. Hakikî âşık, bütün ömrünü bu büyük vuslatın hazırlığı olarak görür ve gönlünde yalnız Hakk'ın didârına kavuşma iştiyakını taşır.

Gönlün Arınması

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

چارهٔ آب تیره اندر جو رفتن است
چارهٔ خوی بد بدیدن روی دوست

Okunuşu

Çâre-i âb-ı tîre ender cû reften est,
Çâre-i hûy-i bed, bedîden-i rûy-i dost.

Türkçe Tercümesi

Bulanmış, kokmuş suyun çaresi, tekrar ırmağa karışmaktır.
Kötü huyun çaresi ise tekrar sevgilinin yüzünü görmektir.

English Translation

The remedy for stagnant and foul water is to rejoin the flowing river.
So too, the remedy for an evil disposition is to behold once again the Face of the Beloved.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ, gönlün arınmasını tabiatta görülen sade fakat derin bir misalle açıklamaktadır. Durgun su nasıl akarsuya kavuşunca temizlenirse, insan kalbi de ilâhî feyizden uzak kaldığında kirlenir; Allahü Teâlâ'nın muhabbeti ve zikriyle yeniden hayat bulur. Buradaki "sevgilinin yüzü", hakikî mânâda Allahü Teâlâ'nın cemâline yönelmeyi ve O'nun rızâsını kazanmayı ifade eden tasavvufî bir remizdir. İlâhî aşk, kalpteki kötü huyları temizleyen en güçlü mânevî iksirdir.

İlâhî Aşkın Şarabı

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

می من آتش عشق است و ساقی رحمان
ای جان چو هیزم این آتش نیستی زیستن بر تو حرام باد

Okunuşu

Mey-i men âteş-i 'ışk est ü sâkî Rahmân.
Ey cân! Çü hîzem în âteş nîstî, zîsten ber to harâm bâd.

Türkçe Tercümesi

Benim şarabım aşk ateşidir; hem de Allah'ın elinden sunulmaktadır.
Canım, böyle bir ateşe odun olmuyorsan, yaşamak sana haram olsun.

English Translation

My wine is the fire of Divine Love, poured directly from the hand of Allah.
O my soul, if you do not become fuel for such a fire, what value can life truly have?

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, tasavvuf edebiyatında sıkça kullanılan "şarap" remzini ilâhî aşkın mânevî sarhoşluğu için kullanmaktadır. Burada kastedilen, maddî bir içki değil; kulu benliğinden kurtarıp Allahü Teâlâ'nın muhabbetiyle dolduran ilâhî cezbedir. "Aşk ateşi" ise nefsi yakıp temizleyen mânevî terbiyeyi ifade eder. Hakikî âşık, bu ateşte yanmayı bir felâket değil, Allah'a yakınlaşmanın en büyük nimeti olarak görür.

Aşkın İki Âlemi Aşan Kudreti

Dîvân-ı Kebîr (Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî)

Farsça Aslı

دو عالم همچو برف بگداختی
ز آتش عشق که چون دوزخ است
گر عصای موسی اژدهای عشق بودی
همه هستی را فرو بلعیدی

Okunuşu

Dû 'âlem çü berf bigüdâhtî
Z' âteş-i 'ışk ki çün dûzah est.
Ger 'asâ-yı Mûsâ ejdehâ-yı 'ışk bûdî,
Heme hestî-râ fürû bel'îdî.

Türkçe Tercümesi

İki âlem de, cehenneme benzeyen aşk ateşiyle kar gibi eriyiverirdi.
Mûsâ'nın elindeki asa aşk ejderhası olsaydı, bütün varlığı yutup tüketirdi.

English Translation

Both worlds would melt like snow before the fire of Divine Love, which resembles Hell in its consuming power.
Had Moses' staff become the dragon of Love, it would have swallowed all existence.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu beyitte, ilâhî aşkın her şeyi kuşatan sonsuz kudretini son derece güçlü teşbihlerle anlatmaktadır. Aşk ateşi, kulu Allahü Teâlâ'dan uzaklaştıran bütün bağları eritip yok edecek kadar kuvvetlidir. Mûsâ aleyhisselâmın asasının ejderhaya dönüşmesi mucizesine yapılan telmihle, ilâhî aşkın bütün fanî varlığı içine alan ve geriye yalnız Hakk'ın rızâsını bırakan tesiri ifade edilmektedir. Böylece âşık, mâsivâdan sıyrılarak yalnız Allahü Teâlâ'ya yönelir.

VII. Rubâîlerden Seçmeler

Hazret-i Mevlânâ'nın rubâîleri, ilâhî aşkı kısa fakat son derece veciz ifadelerle dile getiren hikmet incileridir. Bu rubâîlerde aşk; bazen Allah'a duyulan sonsuz iştiyak, bazen nefsin arınması, bazen de kulun benliğinden sıyrılarak hakikate yönelişi olarak anlatılır. Bu bölümde, ilâhî aşkı en güzel şekilde ifade eden seçilmiş rubâîlerden örnekler yer almaktadır.

Peygamberimizin Yolu Aşktır

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

عشقست طریق و راه پیغمبر ما
ما زادهٔ عشق و عشق شد مادر ما
ای مادر ما نهفته در چادر ما
پنهان شده از طبیعت کافر ما

Okunuşu

'Işkest tarîk u râh-ı Peygamber-i mâ
Mâ zâde-i 'ışk u 'ışk şod mâder-i mâ
Ey mâder-i mâ nihüfte der çâder-i mâ
Penhân şode ez tabî'at-i kâfir-i mâ

Türkçe Tercümesi

Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur.
Biz aşkın çocuğuyuz, aşk da bizim annemiz.
Ey çadırımızın altında gizlenmiş olan annemiz!
Sen bizim kâfir tabiatımız yüzünden saklandın!

English Translation

The path of our Prophet is the path of Divine Love.
We are the children of Love, and Love is our mother.
O our mother, hidden beneath the shelter of our tent!
You have veiled Yourself because of our unbelieving nature.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde, İslâm'ın özünün Allah ve Resûlü'nün muhabbeti üzerine kurulu olduğunu veciz bir şekilde ifade etmektedir. "Peygamberimizin yolu aşk yoludur." sözüyle, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin getirdiği hak dinin kuru bir şekilden ibaret olmayıp, Allahü Teâlâ'ya sevgi, teslimiyet ve ihlâsla yönelmeyi esas aldığını anlatmaktadır. "Aşkın annemiz olması" ise insan ruhunun ilâhî muhabbetle beslenip olgunlaşmasını remzeder. Son mısrada geçen "kâfir tabiat" ifadesi, imansızlığı değil; nefsin, gafletin ve Hak'tan uzaklaştıran kötü sıfatların sembolik ifadesidir. Kul bu perdelerden arındıkça, ilâhî aşkın rahmet ve feyzi gönlünde daha açık şekilde tecellî eder.

Aşk Ezelden Ebede

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

عشق از ازلست و تا ابد خواهد بود
جویندهٔ عشق بیعدد خواهد بود
فردا که قیامت آشکارا گردد
هر دل که نه عاشق است رد خواهد بود

Okunuşu

'Işk ez ezelest ü tâ ebed hâhed bûd
Cûyende-i 'ışk bî-'aded hâhed bûd
Ferdâ ki kıyâmet âşikârâ gerded
Her dil ki ne 'âşık est, red hâhed bûd

Türkçe Tercümesi

Aşk ezeldendir ve ebede kadar yaşayacaktır.
Onu arayanların sayısı da belirsiz olacaktır.
Yarın kıyamet günü açıklanınca;
Âşık olmayanlar oradan geri çevrilecektir.

English Translation

Love is from pre-eternity and shall endure through eternity.
Those who seek it are beyond all counting.
When all truths are revealed on the Day of Resurrection,
Those who have not become lovers will be turned away.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde, ilâhî aşkın zamanla kayıtlı olmadığını ifade etmektedir. Aşk, ezelî hakikatin kalpteki tecellîsidir; başlangıcı ve sonu yoktur. Bu sebeple Hak yolunun yolcuları her devirde bulunmuş, kıyamete kadar da bulunacaktır. Son mısrada geçen "âşık olmayanlar" ifadesi, Allahü Teâlâ'yı ve Resûlünü samimiyetle sevmeyen, kalbini ilâhî muhabbete açmayan kimselere işaret eder. Buradaki aşk, nefsânî bir duygu değil; imanı kemâle erdiren, kulu Allahü Teâlâ'nın rızâsına ulaştıran mânevî muhabbettir.

Ey Aşk! Ne Hoşsun

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

ای عشق خوشی چه خوش که از خوش خوشتر
آتش به من اندر زن کاتش خوشتر
هر شش جهت از عشق خوش‌آباد شدست
با این همه بیرون شدن از شش خوشتر

Okunuşu

Ey 'ışk! Hoşî, çi hoş ki ez hoş hoşter.
Âteş be men ender zen k'âteş hoşter.
Her şeş cihet ez 'ışk hoş-âbâd şodest;
Bâ în heme bîrûn şoden ez şeş hoşter.

Türkçe Tercümesi

Ey aşk! Ne hoşsun, ne hoşsun sen! Hoştan daha hoşsun!
Bana ateş verdin; ama o ateş de pek hoş.
Altı yön de aşktan bir saadet yuvasına döndü.
Bütün bunlarla beraber şu altı yönün dışında kalmak daha hoş.

English Translation

O Love! How beautiful You are—more beautiful than all beauty!
You have kindled a fire within me, yet even that fire is sweet.
Through Love, the six directions have become a dwelling of bliss.
Yet sweeter still is to pass beyond all six directions.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde ilâhî aşkın hem yakıcı hem de sonsuz lezzet veren hakikatini dile getirmektedir. Aşkın ateşi, nefsi yakan fakat ruhu dirilten ilâhî bir tecellîdir. Bu sebeple âşık, çektiği mânevî ıstıraptan bile şikâyet etmez; çünkü o ateş, Allahü Teâlâ'ya yakınlaşmanın vesilesidir. Son iki mısrada geçen "altı yön", bütün maddî âlemi ve mekânla sınırlı varlık düzenini temsil eder. Hakikî aşk ise kulu bu kayıtların ötesine taşıyarak, yalnız Allahü Teâlâ'nın huzurunda bulunma şuuruna ulaştırır. Böylece âşık için en büyük saadet, dünya ve âhiret nimetlerinden de öte, ilâhî yakınlığa ermektir.

Aşk Hastalığının Devâsı

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

رفتم به طبیب گفتم ای بینائی
افتادهٔ عشق را چه می‌فرمایی
ترک صفت و محو وجودم فرمود
یعنی که ز هر چه هست بیرون آئی

Okunuşu

Reftem be tabîb goftem ey bînâyî
Üftâde-i 'ışk-râ çi mî-fermâyî
Terk-i sıfat u mahv-i vücûdem fermûd
Ya'nî ki zi her çi hest bîrûn âyî

Türkçe Tercümesi

Hekime gittim, sordum:
"Aşk hastalığına tutulmuş zavallıya ne buyurursun, ey keskin görüşlü üstad?"
Bana dedi ki: "Sıfatlarından geç, varlığını yok et!"
Yani neyin varsa hepsini dışarı at.

English Translation

I went to the physician and asked:
"What remedy do you prescribe for the poor soul afflicted with the illness of Divine Love, O wise master of keen insight?"
He replied, "Let go of your attributes and annihilate your ego."
In other words, cast away everything you imagine to be your own.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde, ilâhî aşkın devâsının yine aşkın kendisi olduğunu veciz bir üslupla anlatmaktadır. Hekimin tavsiyesi olan "Sıfatlarından geç, varlığını yok et." sözü, tasavvuftaki fenâ makamına işaret eder. Burada kastedilen, insanın gerçek varlığını ortadan kaldırması değil; nefsine ait kibir, benlik, enâniyet ve sahiplenme duygularından sıyrılmasıdır. Kul, benliğinin perdelerinden kurtuldukça Allahü Teâlâ'nın rahmet ve muhabbetine daha açık hâle gelir. Böylece aşk hastalığı, insanı helâke götüren bir dert değil; onu Hakk'a yaklaştıran ilâhî bir şifaya dönüşür.

Aşk Sonsuz Bir Denizdir

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

عشق از بنه بی‌بنست و بحریست عظیم
دریای معلق است و اسرار قدیم
جانها همه غرقه‌اند در بحر مقیم
یک قطره از او امید و باقی همه بیم

Okunuşu

'Işk ez bene bî-bünest ü bahrîst 'azîm
Deryâ-yı mu'allak est ü esrâr-ı kadîm
Cânhâ heme garka-end der bahr-i mukîm
Yek katre ez û ümîd ü bâkî heme bîm

Türkçe Tercümesi

Aşk, ucu bucağı bulunmaz derin ve ulu bir denizdir.
Başlangıcı bilinmeyen sırlarla dolu bir deryadır O.
Canlar, onda hep boğulmuş bir hâldedir.
Onun bir damlasında ümit, üst tarafında ise daima korku vardır.

English Translation

Love is a vast and boundless ocean without shore or end.
It is a sea filled with mysteries whose beginning no one knows.
Souls are forever immersed and lost within it.
In a single drop of that ocean there is hope, while above it remains a holy awe and reverent fear.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde ilâhî aşkı, sınırı ve sonu bulunmayan engin bir denize benzetmektedir. Bu deniz, Allahü Teâlâ'nın sonsuz rahmetini, marifetini ve muhabbetini remzeder. Hakikî âşık, bu denize daldıkça kendi benliğini unutup ilâhî yakınlığın huzurunu tadar. Son mısrada geçen ümit ve korku ise tasavvufta recâ ve havf olarak bilinen iki temel mânevî hâle işaret eder. Mümin, Allahü Teâlâ'nın rahmetinden ümidini hiçbir zaman kesmez; bununla beraber O'nun azametini ve hesabını da daima hatırında tutar. İşte ilâhî aşk, bu iki hâli dengede tutarak kulu kemâle ulaştırır.

Aşkın İksiri

Rubâîler • Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Farsça Aslı

عشقست که کیمیای شرقست در او
ابریست که صد هزار برقست در او
در باطن من ز فرّ او دریائیست
کاین جملهٔ کاینات غرقست در او

Okunuşu

'Işk est ki kîmiyâ-yı Şark est der û,
Ebrîst ki sad hezâr berk est der û.
Der bâtın-ı men zi ferr-i û deryâyîst,
K'în cümle-i kâinât gark est der û.

Türkçe Tercümesi

Aşk öyle bir iksirdir ki içinde şark kimyası vardır.
O, öyle bir buluttur ki içinde yüz bin yıldırım gizlidir.
Aşkın gücünden içimde öyle bir deniz var ki,
Bütün bu cihan varlıkları onda boğulmuş gibidir.

English Translation

Love is such an elixir that it contains the supreme alchemy of the East.
It is a cloud within which a hundred thousand flashes of lightning are concealed.
Through the power of Divine Love, there is such an ocean within me
that all the beings of this world seem as though they were drowned in it.

Şerhi

Hazret-i Mevlânâ bu rubâîde ilâhî aşkı, değersiz olanı kıymetli hâle getiren bir iksire benzetmektedir. Tasavvuf geleneğinde "kimya", insanın mânevî dönüşümünü ifade eden güçlü bir remizdir. İlâhî aşk, nefsin karanlığını nurlandırır; kibri tevâzuya, gafleti marifete ve dünya bağlılığını Allahü Teâlâ'nın muhabbetine dönüştürür. Bulut ve yıldırım teşbihleri ise aşkın hem rahmet hem de heybet yönünü göstermektedir. Son mısrada anlatılan engin deniz, âşığın gönlünde tecellî eden ilâhî muhabbetin sonsuzluğunu ifade eder. Böyle bir gönülde artık fanî dünyanın bütün cazibesi küçülür; kulun nazarı yalnız Allahü Teâlâ'nın rızâsına yönelir.

Kaynakça