|
1.FEN/1.BAB | ||
DÖRDÜNCÜ FASIL
Cisimlerin miktarlarını, boyutlarını beyan eden geometrinin, astronomi
için önemli ve lüzumlu olan şekillerini kolay bir yöntem üzere dört
madde ile beyan eder.
Nokta, çizgi, yüzey ve cismin tariflerini; çizgi ve yüzeyin kısımlarını
ve özelliklerini özet olarak bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, geometriciler demişlerdir ki: Arazın
kısımlarından her nesne ki, ancak duyularla işareti kabul olup, hiçbir
cihetle bölünme kabul etmese, ona: Nokta derler ki, hakikatte yer tutup,
cüzü olmayan nesnedir. Bu nesne, çizginin son iki ucudur. Arazların
kısımlarından bir nesne ki, ancak duyularla işaretlenip ancak bir
cihetle bölünme kabul etse, ona: Çizgi derler ki, noktayla biten,
uzunluğu, genişliği ve derinliği olmayan bir nesnedir. arazların
kısımlarından her nesne ki, duyularla işareti kabil olup, iki cihetle
bölünme kabul etse, yani uzunluk ve genişlik yönünden bölünme kabul
etse, ona: Yüzey derler ki, o nesne uzunluk ve genişlikle olup, çizgiyle
biter. Arazlardan bir nesne ki, üç cihete göre bölünme kabul etse, yani
uzunluk, genişlik ve derinlik bakımından bölünmesi kabul olsa, ona:
Cisim derler ki, matematikte bahsolunan cisim bilgisidir. Çizgi, doğru
ile eğriye ayrılır. Doğru çizgi odur ki uzunluğu, mesafesi üzere farz
olunan noktalar toplamı birbirinin hizasında ola, yani bazı cüzleri
yüksek, bazı cüzleri alçak olmayıp, bir tarafı göze mukabil oldukta;
öteki tarafıyle ortasının ve diğer tarafının görünmesine bir engel
olmaya. Eğri çizgi, bunun tersi olup, uzunluk mesafesinin cüzleri
eğrilik üzere olup, bir tarafı göze mukabil oldukta; öteki tarafıyle
ortasının görünüşüne eğri parçalar engel ola. Doğru çizgiler dahi ya
paraleldir ya paralel değildir. Paralel çizgiler, düz olan iki ya fazla
çizgilerdir ki, birbirlerinden uzaklıkları, bütün cüzleri eşit oyup, iki
yanlarından doğruluk üzere sonsuza dek uzatılsalar, birbirlerine
kavuşmaları mümkün olmaz. Paralel olmayan çizgiler, doğru çizgilerin
tersidir. Yüzey ise, ya düzdür, ya değildir. Düz yüzey odur ki, bir
ucundan bir ucuna varıncaya dek o yüzey üzerinde farzolunan cüzlerinin
çizgileri birbirine karşılıklı ve paralel ola. Düz olmayan yüzey, bunun
tersidir ki, düz olmayan yüzeylerin bazısına değirmi deler. Kürenin dış
yüzeyinin yumruluğu gibi. Bunların yarımlarına: Yarım değirmi yumru ve
yarım değirmi bükey derler. Yüzeylerin paralelleri ve paralel
olmayanları; çizgilerin paralelleri ve paralel olmayanlarıyla
kıyaslanırsa, bilinir.
Üçgenlerin kısımlarını, dörtgenlerin çeşitlerini, çokgenlerin açı
kısımlarını, dairenin merkez ve çevresini, çap, kiriş, yay, pay ve
sinüsü özet olarak bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, geometriciler demişlerdir ki: Her yüzey ki, onu
bir çizgi veya ziyade çizgi kuşatır, ona: Yüzey şekli derler. Eğer
yüzeyi, üç çizgi kuşatırsa, ona: Üçgen derler. Bu dahi üç kısımdır.
Birisine: Eşkenar üçgen denir ki, her üç kenarı birbirine eşittir.
Birine: İkizkenar üçgen derler ki, ancak iki kenarı beraberdir. Birine:
Çeşitkenar üçgen derler ki, kenarlarının üçü dahi birbirinden farklıdır.
Eğer yüzeyi, dört çizgi kuşatırsa, dörtgen derler. Eğer beş çizgi
kuşatırsa, beşgen derler. Bu minval üzere on kenara varıncaya kadar
ongen derler. Eğer kenarları eşit olursa: Kare, beşgen, altıgen,
yedigen, sekizgen, dokuzgen, ongen derler. Ama üçgen ve dörtgen dahi
kısımlara ayrılırlar. Üçgende, dik açı bulundukta; dik üçgen, derler.
Geniş açı bulunduğu takdirde; geniş üçgen adı verirler. Geniş ve dar
açıların bulunduğu üçgen, dar açılı üçgendir. Aynen bunun gibi, dört
kenarı olan şeklin, dört kenarı eşit olursa ve dört dik açısı olursa,
ona: kare derler. Açıları dik olup, kenarları eşit olmayana: Dikdörtgen.
Bunun aksine ki, kenarları eşit olup, açıları dik olmayana: Eşkenar
dörtgen derler. Kenarları eşit olmayıp, açıları dahi dik olmasa, lakin
kenar ve açılarından karşılıklı ikisi eşit olsa, ona eşkenar dörtgen
derler. Bunların dışındakilere yamuk derler. Kenarları dörtten fazla
olan şekile: Çokgen dahi derler. Açı, iki çizgiyle kuşatılmış bir
yüzeydir ki, kenarları bir noktada birleşir ki o iki çizgi bitişik
olmaya. Açı iki kısım olup; birine: Doğu açı derler ki, bir noktada
bitişmeksizin uzayan iki çizginin arasında yumrusudur. Birine geometrik
cisim derler ki, bir veya daha faza yüzeyin kuşatmasından bir cisimde
meydana gelir. Mesela koninin üst açısı gibi. Doğru açı dahi üç
kısımdır. Birine: Dik açı derler ki, doğru bir çizginin üzerinde, kendi
benzeri dik bir çizgi olup, iki tarafında oluşan iki eşit açıların
biridir. Dik olan doğru çizgiye: Dikey derler. Bir kısmına: Dar açı
tabir ederler ki dik açıdan küçüktür. Bir kısmına dahi geniş açı derler
ki, dik açıdan büyüktür. Bu iki kısmın kenarları doğru olmak lazım
gelmez. Şekil bir uzamdır ki, bir eğri çizgi, düz bir yüzeyi bir yönüyle
kuşatır ki, yüzeyin içinde bir nokta farz olunsa, o noktadan çevreye
çekilen çizgilerin cümlesi eşit olur. Şimdi o çevrelenen yüzeye daire
derler. Onu çevreleyen eğri çizgiye, daire çizgisi ve değirmi çizgi
derler. O ortada var sayılan noktaya, dairenin merkezi derler. Merkezden
çevreye uzanan çizgilerin her birine, dairenin yarıçapı derler. Merkezi
geçip, her iki uca ulaşan doğru çizgiye -ki belirtilen yarıçaplardan her
ikisinin tamamıdır dairenin çapı derler. Bu çap ki, o daireyi iki eşit
parçaya bölüp, çapın tamamıyla çevrenin bir yarısını kuşatır ve o
daireyi iki parça edip, merkezi geçmeyen doğru çizgiye: Veter (kiriş)
denir ki, daireyi iki eşit parçaya bölmeyip, biri büyük ve biri küçük
olmak üzere iki kısma böler. Bu iki kısmın her birine: Parça adını
verirler ve çevrenin her parçasına kavs (yay) adı verirler. Kirişin
yarısına: Düz sinüs derler. Kirişin yarısından çıkıp, yayın yarısına
ulaşan dikeye: Sinüs eğrisi derler. Dairenin çapının yarısına: mutlak
sinüs derler, gaflet olunmaya.
Mücessem şekillerden, küp, silindir, koni, küre şekillerini; merkez ve
çevresini, kuşağını, kutbunu; eksen ve hareketini, dairelerle
dönencelerini, yavaş ve hızlı hareketlerini özet olarak bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, geometriciler demişlerdir ki: Her cisim ki, onu
bir veya daha fazla yüzey kuşatır, ona: Mücessem şekil derler. Eğer bir
cismi, altı eşit kare kuşatırsa, ona: Küp derer. Eğer iki eşit paralel
daire çevreleri arasını birleştiren düz yüzey ile bir cismi
kuşatırlarsa, o cisme: Silindir derler ki, o iki daire onun
tabanlarıdır. Merkezlerini birleştiren çizgi, o silindirin payıdır ki,
eğer bu pay o tabanlar üzerine dikey olursa, o: Dik silindirdir.
Değilse: Eğik silindir derler. Eğer bir daire, merkezden çam kozalağı
yüzeyi gibi dar bir noktaya yükselip, bir cismi kuşatırsa, ona: Koni
derler ki, o dairenin tabanıdır. Merkezden o noktaya çıkan çizgi, o
koninin payıdır. Eğer o pay taban üzere dikey olsa, o: Dik konidir.
Değilse eğik konidir. Bir şekil o şekilde olursa ki, onun ortasından bir
nokta farz olunup, o noktadan o cismin yüzeyine çekilen çizgilerin
cümlesi eşit olsa, o şekile: Küre ve o yüzeye: Kürenin çevresi ve
değirmi yüzey derler. O noktaya: Kürenin merkezi ve o çizgilere: Kürenin
çaplarının yarıları derler. Bu düz yüzey, bir küreyi iki parça
eyledikte; bir daire ortaya çıkar. Eğer o yüzey kürenin merkezini
geçerse, o daireye, büyük; ötekilerine küçük daire adı verilir. Kürenin
çevresinde her nokta ki farz olunur, bir devrini tamam ettikte; bir
daire çizer. Ancak iki karşılıklı nokta ki, onlara küre kutbu, hareket
kutbu dahi derler. Bir çap ki, iki kutbun arasını birleştirir, ona:
Eksen derler. Anlatılan dairelerden o daire ki, onun kutbu, kürenin
kutbunun aynısıdır. Merkezi, kürenin merkezinin aynıdır. Ona: Küre
kuşağı derler. O daire, iki kutbun arasını yarıya bölmekle, ona
paralellik eden bütün dairelerin en büyüğüdür. O daireler birbirinden
küçüktür ki, onlara: var sayılan devir noktaları denir. İki tarafta
bulunup, kuşağa oranla boyutları eşit olan her iki daire eşittir.
Kürenin iki kutbu, bu dairelerin dahi kutuplarıdır. o halde şüphe yoktur
ki bir küre, kendi yerinde hareketiyle merkezi üzere dönerse, onun
kuşağı üzerinde bulunan hareketi, hızlı olup, kuşağa paralel olan küçük
daireler üzerinde bulunan hareketi; kuşakta bulunan hareketine kıyasla
yavaştır. Kutuplarına yakın olan hareketi, kuşağına en yakın olan
hareketinden çok daha yavaştır. Kürenin tamamı kendi yerinde durup,
hareketi bu minval üzere iken hareketinin sürat ve yavaşlıkta farklılık
göstermesi tabii bir iştir.
Bu işin bizzat kendisine bağlı olan farklılığı, feleklerin hareketinde
sabit bir şekilde sürer. Feleğin hareketi, ya basittir veya muhteliftir.
Basit olan hareketi ki, ona:
Yüzeysel şekillerin ölçülerini, mücessem şekillerin miktarlarını ve
yüksekliği olan eşyanın yüksekliklerini bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, geometriciler demişlerdir ki: Bir yüzeyin
miktarı onun ölçümüdür. Yani bir şeklin ölçüm bilimi, onun yüzeyinin
miktarını bildirir. Dik açılı olan bir üçgenin ölçümü, dik açısını
kuşatan iki kenarının birini, öteki kenarın yarısına çarpmakla elde
edilir. Geniş açılı olan üçgenin ölçümü, bu açısından kirişine çıkan
dikeyi, kirişin yarısına çarpmakla veya aksiyle elde edilir. Açıları
eşit olan üçgen ölçümü, herhangi bir açısından kirişine çıkan dikeyi,
kirişin yarısına çarpmakla veya aksiyle elde edilir. Eşkenar olan
üçgenin ölçümü, bir kenarının karesinin dörtte birinin iki katını üçe
çarpmakla elde edilir. Dikdörtgenin ölçümü, bir kenarını, kendi yarısına
çarpmakla elde edilir. Eşkenar dikdörtgenin ölçümü, kenarlarından
birini, öteki kenarına çarpmakla elde edilir. Çok kenarın ölçümü, iki
çapından birinin yarısını, o çapının tamamına çarpmakla elde edilir.
Eşkenar olan çokgenlerin ölçümleri, çaplarının yarısını kenarlarını
toplamının yarısına çarpmakla elde edilir. Dairenin ölçümü, çevresine
bir ip tatbik edip, bunun yarısını, çapının yarısına çarpmakla elde
edilir. |