|
2.FEN/3.BAB | ||
ÜÇÜNCÜ FASIL
Karın ve bel adalelerini, tenasül uzuvlarının, ayak ve ayak parmaklarının
adaleleri keyfiyetini; bunların hareketlerini ve faydalarını yedi madde ile
açıklar.
Bel adalelerini bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki anatomi bilginleri demişlerdir ki: Beli hareket ettiren
adalelerin bazısı, onu, ön tarafa ve bazısı arka tarafa eğer ve büker. Belin
diğer hareketleri dahi bu iki hareketten hâsıl olur.
Beli, ön tarafa eğen adaleler iki çifttir. Bir çifti üst tarafta konulmuştur. O,
boynun ucunun hareket ettiren adalelerden bilinmiştir. Bu çift, yemek borusunun
iki tarafından geçip, alt tarafı, göğsün üstteki omurlarından beş omura bitişip,
üst tarafı boyun ve başa gelmiştir. Bunun ikisi dahi göğsün onuncu ve onbirinci
omurlarından çıkıp, aşağıya inip, beli ön tarafa ziyadece eğik eder. Beli arka
tarafa eğik ve bükük eden iki adaledir ki, onlara, belin iki adalesi derler. Her
biri yirmi üç adaleden meydana gelmiştir. Zira ki bu iki adalenin her birine,
birinci omurdan gayri, er bir omurdan birer adale gelmiştir. Şu halde bu
adalelerin hepsi, itidal üzere uzasalar, beli düz olarak tutarlar. Eğer ifrat
ile uzasalar, beli arka tarafına eğik ve bükük ederler. Eğer sadece bir tarafta
olan adaleler hareket edip, uzasalar, bel o zamanda öbür tarafa eğiklik ve
bükülür. Bu ad geçen adaleler, belin diğer normal hareketlerine kafî
gelmişlerdir. Zira ki belin her semtine eğilip, bükülmesinde, ön ve arka
hareketlerine uyumu bulunmuştur.
Karın adalelerini bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki, anatomi bilginleri demişlerdir ki: Karın adaleleri
sekiz adaledir ki, nice faydaları müşterektir. Bir faydası mesanede bulunan
fazla idrarı ve rahimde bulunan cenini tutma ve korumaya yardım etmektir.
Bi faydası dahi diyaframa destek olup, kuvvet verip yel ve kabızla dolu oldukta,
yardımcı olmaktır. Bir faydası dahi mideyi ve bağırsakları sıcaklıkları ile
ısıtmaktır. Şu halde o sekiz adaleden bir çift düz adale hançere kıkırdağı
yanından düz olarak inip, lifi kasığa varıncaya dek uzunlamasına uzamış olup,
etrafını kasık üzerine yaymıştır. Bu çiftin cevheri, başlangıcından sonuna dek
ettendir. İki adale dahi, karın üzerinde uzanmış olan perdenin üzerinden çıkıp,
o uzamış iki adale ile enlemesine dik açılar üzere kesişip, aşağıya gitmiştir.
İki çift adalesi dahi bu adalelerin kıvrımı üzere dik olup, her biri bir
tarafta, sağ ve solda bulunmuştur. Her çifti iki adaledir ki eğeden kasığa dek,
koltuk altından hançere kıkırdağını dek çapraz olarak kesişip, iki adalenin iki
tarafı sağ ve soldan kasık yanında kavuşup; öbür ikisinin iki tarafı dahi
hançere yanında kavuşmuştur. Bu ikisi her taraftan iki geniş adalenin et cüzleri
üzerine konulmuştur. Bu iki çift adalenin dahi cevherleri, ta düz adaleye perde
gibi geniş kirişlerle temas edinceye dek ettendir. Bu iki çift, geniş adale
üzerine konulan iki uzun adale üzerine konulmuştur. Bu dahi Allah'ın sanatı
bilinmiştir.
Tenasül adalelerini bildirir.
Ey aziz, malûm olsun ki, anatomi bilginleri demişlerdir ki: Erkekler içi iki
husye adaleleri dört bulunmuştur. Onları korumak ve kaldırmak için
yaratılmıştır. Ta ki husyeler aşağı sarkmayı, gevşeklikle aşağı inmeyip,
çarpmalardan yumurtalar korunmuş olsun. Şu halde onun her biri için bir çift
adale tayin olunmuştur. O yumurtalar sert olup, tabiatları sıcak bulunduğu için,
dumanından erkeklerin yüzünde sakal bitmiştir. Zira ki, yumurtası olmayanın veya
sıcak olmayanın sakalı olmaz. Yumurtalar koparılsa, sakalı varsa dökülür,
kalmaz. Ama kadınlar için onlara bir çift adale yeter. Zira ki onların iki
husyesi, erkeklerinki gibi dışarıda asılı değildir, içerde yapışıktır. Şu halde
her bir husye için bir adale tayin olunmuştur. Ama rahimin ağzı üzerinde ir
adale vardır ki, onun lifi oldukça geniş olup rahmi ve ağzını tümde kuşatmıştır.
Bu adalenin bir faydası, hayza dek rahmin ağzını sağlam kavrayıp, rahim kanını
onda hapsetmektir. Hayz zamanı olduğunda gevşemektir. Ta ki toplanmış kandan
rahim boşalsın ve temizlensin. Bir faydası dahi cima anında gevşemektir. Ta ki
rahmin ağzı açılıp, nutfeyi çekip, içine alsın. Sonra rahmin ağzını yine sağlam
bağlayıp, cenini korumaktır. Ta ki doğum zamanı gelsin. Bundan sonra oldukça
gevşek ve yaygın olmaktır. Ta ki doğum mümkün olsun.
Mesane ağzı üzerinde bir adale vardır ki, onun dahi lifi enli olup, mesaneyi ve
ağzını kuşatmıştır. Bu adalenin faydası, idrar vaktine dek idrarı hapsetmektir.
Kaçan idrar dökmek istense, bu adale gevşeyip, karın adaleleri dahi mesaneyi
sıkıp, itme kuvvetinin yardımıyle idrar ondan çıkar, akar.
Zekeri hareket ettiren adale iki çifttir ki, bir çifti kasık kemiğinden bitip,
zekerin iki yanından geçmiştir. Vakta ki bunlar gevşek olurlar, idrar yolu
açılıp, genişlik bulur. O zaman ondan idrar ve meni kolaylıkla akar. Bir çifti
yine kasık kemiğinden bitip, zekerin kökünde kıvrımlarla bitişmiştir. Şu hale
bunun ikisi beraber uzasa, âlet düz olarak yayılır.
Eğer yürekten şehvet rüzgârı gelip, zekerde olan damarlara dolduysa, âlet kıvama
gelir. Eğer şiddetle dolduysa, âlet büyük ve sert olup, kasık tarafına eğik
olur. Eğer bu uzama adı edilen çift adalenin birine ârız olduysa, âlet öbür
tarafa meyl ile yayılır.
Makat adaleleri dörttür ki, biri onun çıkışı etrafını tutmuştur. etine gayet
karışması gereklidir. Bu adale, kesenin ipi gibi makatın etrafına toplama ve
büzme ile kapamış ve düğümlemiştir. Menfezde kalan fazlalığı sıkma ve indirme
ile atmıştır. Onda bir adale daha konulmuştur ki, sözü edilen adalenin üzerinde
yani makatın içinde olup, bacak tarafında zekerin köküne bitişip; kadınlarda
fercin etrafını kuşatmıştır. Bu iki adalenin üzerinde bir çift adale vardır ki,
makatın etini kaldırıp, içeriye çekmek içindir. Bunun gevşemesi ile makat
dışarıya çıkar bulunmuştur. Bu adalelerin hepsi şekil verici ve hakîm olan
Allah'ın icadı bilinmiştir.
Oyluk adalelerini ve hareketlerini bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki: Anatomi bilginleri demişlerdir ki: Oyluğu hareket
ettiren adalelerin büyüğü onun mafsalını yayan ve açan adalelerdir. Sonra onu
kapayan adalelerdir. Zira ki, işlerin en önemlisi oyluğun yayılması ve
kavranmasıdır. Yayılma ile ayağa kalkma hasıl olduğundan yayılma kavramadan daha
önemlidir. Bundan sonra oylukları birbirine yaklaştıran büyük adalelerdir. Sonra
oyluğu arka tarafına eğik eden adaleler büyüktür.
Oyluk mafsalını yayan adalelerin en büyüğü, bedende olan adalelerin hepsinden
daha büyüktür. Bu bir adaledir ki, kuyruk sokumu kemiği ve kasık kemiğini
kuşatıp, oyluğun arka ve iç taraflarına bitişik olup, diz kapağına dek
ulaşmıştır. Bunun liflerinin başlangıç yerleri muhtelif olduğundan türlü işleri
dahi muhtelif olmuştur. Zira ki, bazı lifinin başlangıcı kasık kemiğinin
altından olup, oyluğu iç tarafa meylettirerek, yaymıştır. Bazı lifinin bitiş
yeri bunun bir miktar üstünden olup, oyluğu ancak üst tarafa kaldırmıştır. Bazı
lifinin bitiş yeri bunun az üstünden olup, oylu iç tarafa imale ile kaldırmıştır
Bazı lifinin bitiş yeri kuyruk sokumu kemiğinden olup, oyluğu düz olarak yayar.
Bir adalesi, kuyruk sokumu mafsalını önünden yana kuşatıp, oyluğu yine düz
olarak yaymıştır. Bir adalesi kuyruk sokumu mafsalını arkadan yana kuşatmıştır
ki, üç enli kirişi ve iki ucu vardır Bu üç kirişin bitiş yerleri leğen
kemiğinden,oyluk kemiğinden ve kuyruk sokumundandır ki, o makat yanında olan
büyüktür. Bu üç kirişten ikisi ettendir, birisi zardandır. İki ucu oyluğun
tepesinden öbür cüz'üne bitişiktir. Şu halde bu adale eğer, bir tarafı ile
çekerse, oyluğu kendine meyl ile yayar. Eğer iki tarafı ile çekerse, oyluğu düz
olarak yayar. Bir adalenin bitiş yeri leğen kemiğinin bütün yüzeyinden olup,
büyük çıkıntının üst semtine bitişip, bir miktar ön tarafta uzadıkça; oyluğu içe
doğru eğerek yayar. Bunun benzerleri adaleler önce küçük çıkıntının altına
bitişip, ondan inip, evvelki adalenin işini görürler. Bu adalenin farkı budur
ki, bunun yayılması az ve eğilmesi çoktur. Çıkış yeri leğen kemiğinin dış
altındadır. Bir adalesi dahi oyluk kemiğinin altından arka tarafına eğik bitip,
oyluğu o tarafa az bir meyil ile ve iç tarafa çok meyil ile yayar.
Oyluk mafsalını kavrayan adalenin biri, oyluğu iç tarafına az meyil ile kavrar
Bu bir düz adaledir ki, leğen kemiğinden bitip, ondan inip, iki kirişinin biri
metin kemiğinin sonuna, biri küçük çıkıntıya bitişmiştir.
Bir adalesi kasık kemiğinden bitip, küçük çıkıntının alına bitişmiştir. Bir
adalesi dahi, bu ikinci adalenin tarafına kıvrım üzere uzayıp, büyük çıkıntıdan
bir cüz gibi olmuştur. Dördüncü adalesi leğen kemiğinden dikilen dik nesneden
çıkıp, oyluğu kavrayarak baldırı dahi çekmiştir.
Oyluğu iç tarafa eğen adalelerin bazısı yayma ve kavrama bahsinde açıklanmıştır.
Bu tür hareket ettirmenin bir hususi adalesi vardır ki, kasık kemiğinden bitip,
oldukça yuvarlak olup, dize ulaşmıştır. Oyluğu dış tarafa eğen iki özel adaledir
ki, bitiş yerleri enli kemiktendir Oyluğu arka tarafa eğen yine iki adaledir ki,
biri kasık kemiğinin dış tarafından ve biri iç tarafından çıkıp, birbirine
kavuşma ile kıvrımlı olup, büyük çıkıntının sonu yakınında olan çukur yerde etle
karışmıştır. Bunların hangisi çekerse, oyluk az yayılma ile onun tarafına meyl
eder. Eğer ikisi birlik çekerlerse, oyluk düz olarak arka tarafına eğik olur.
Bütün bunları ibretle düşünen kimse Allah Teâlâ'nın şaşırtıcı sanatını bilir.
Diz mafsalı adalelerini ve hareketlerini bildirir.
Ey aziz malum olsun ki, anatomi bilginleri demişlerdir ki: Diz mafsalını hareket
ettiren adalelerin üçü oyluk önünde konulmuştur. Bunlar oylukta bulunan
adalelerin en büyüğü ve en nefisi bulunmuştur. İşleri yaymak bilinmiştir. Bu üç
adalenin biri iki kat gibi görünmüştür. Bunun iki ucu vardır ki, biri büyük
çıkıntıdan ve biri oyluk önünden bitmiştir. Ve bu iki ucun biri etten olup,
kiriş olmadan diz kapağı kemiğine bitişmiştir. Öbür ucu zardan olup, oyluğun iç
tarafında son bulmuştur. Kalan iki adalenin birisi oyluğu kavrayan adaleler ile
açıklanmıştır ki, leğen kemiğinden olan köprüden çıktığı bilinmiştir. İkincisi,
dış çıkıntıdan bitip, diz kapağı kemiğini kuşatarak, altında olan cüzlere
metanet vermek için gitmiştir.
Ondan baldır kemiğine yetip, dizi yayma ile baldırı uzatmıştır. Bir yayıcı
adalesi kasık kemiği bitişiğinden çıkıp, oyluğun iç tarafından kıvrım üzere inip
gitmiştir. Baldır kemiğinin üstünden olan çukura yetmiştir.
Baldırı, iç tarafına eğime yayıp, bir diğer adale oyluk kemiğinden yetmiştir.
Dış taraftan oyluk üzere inip, sözü edilen adalenin mukabiline yetmiştir. Odan
geçip, derin yere gitmiştir. Baldırı dış tarafına eğim ile yaymıştır. Eğer bu
ikisi bereler yaysalar, baldırın yayılması düz olur.
Baldırı kavrayan adalelerde biri, bir ince ve uzun adaledir ki, leğen
kemiğinden, kasık kemiğinden bitmiştir. Yayıcı iç adalenin bitiş yerine leğen
kemiği ortasında bulunan köprüye yakın gitmiştir. Odan dizin iki tarafına kıvrım
üzere girip, ondan giren dışa gelmiştir. Diz altı çukurunda son bulup, ona
yapışmıştır. Bununla baldır, üst tarafa çekilip, ayağı, ucuna doğru
meyillendirmiştir. Üç adalesi dahi vardır ki, biri içte, biri dışta ve biri
ortada bulunmuştur. Dıştaki ile ortadaki, ayağı dış tarafına eğim ile
kavramıştır. Ama içtekinin bitiş yeri oyluk kemiği tabanından olup, kıvrım ile
oyluğun gerisine geçip, ta iç tarafta baldırda olan oyuğa varıp, ona
bitişmiştir. Onun rengi, yeşile yakın gelmiştir. Dıştaki ile ortadakinin bitiş
yerleri, yine oyluk kemiğinin tabanından olup, ondan yetmiştir. Lakin bunun
ikisi çukur cüze bitişmede, dıştan yana meyl etmiştir. Diz mafsalında gömülmüş
bir adale vardır ki, ortadakinin yardımına yetmiştir? Şu halde bu sanatları
seyreden hayrete gitmiştir.
Kendine gelip acayip hikmet seyretmiştir. Bedeni tanımakla, kendini tanımaya
yetmiştir.
Ayak mafsalını hareket ettiren adaleleri bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki, anatomi bilginleri demişlerdir ki: Ayak mafsalını
hareket ettiren adalelerin bazısı, ayağı üst tarafına kaldırır. Bazısı aşağıya
kaldırır. Ayağı aldıranlarda bir büyük adale vardır ki ayağın iç önünde konulup,
ayakucunun dış cüzünden bitip, başparmak tarafına geçme ile baldıra meyilli
gitmiştir. Başparmağın köküne yakın yere bitişip, ayağı kaldırmıştır. Bir adale
yine dış ucundan bitip, ondan bir kiriş yetmiştir. Küçük parmağa yakın yere
bitişip, ayağı kaldırmıştır. Özellikle birinci adale buna mutabık olunca, ikisi
birlik ayağı düz olarak kaldırmıştır.
Ayağı aşağıya indiren adalelerin bir çifti, oyluk ucundan bitip, sonra bitişip,
ayağın öbür içine meyledip, et yolmuştur. Onlardan bir büyük kiriş bitip, topuk
kemiğine bitişmiştir. Topuk kirişi nâmıyle şöhret bulmuştur.
Şu halde bu kiriş, topuğu dış tarafına kıvrımlı çekici olmuştur. Ta ki ayak, yer
üzerinde sâbit olsun. Buna bir adale yardımcı olmuştur ki, rengi patlıcanî
olmuştur. Dış uçtan bitip, kiriş göndermeksizin et olduğu halde kendi inip,
topuk arkasına birinci adalenin birleştiği yerin üstünde bitişmiştir. Eğer bu
iki adaleye veya kirişlerine bir âfet ârız olsa, ayak kötürüm olur. Bir adale
dahi topuk ucunu içinden bitip, aşağıya gidip, iki kiriş ayrılmıştır ki, biri
başparmak önünde bilek altına bitişmiştir. Şu halde bu kirişle ayak, aşağı
düşmüş ve toplanmıştır. İkinci kiriş, birinci kirişi geçip, başparmağın evvelki
mafsalına gidip, onu iç tarafa kıvrımlı yaymıştır. Oyluğun dış ucundan bir adale
bitip, bu iki adalenin birine yetmiştir. Sonra baldırın içini geçtikte; yine
ondan ayrı gitmiştir.
Kirişi, ayağın aşağısına geçip, ayağın içine yayılan adale gibi bu dahi ayağın
altına tamamıyle yayılıp, kuşatmıştır. Ta ki el ayasında bulunan faydalar, ayak
tabanında da bulunsun. Bu sanatlarda nice hikmetler bilinsin. Allah'ın
kudretinden nice ibretler alınsın. Sâni ve hakîm olan Allah münezzehtir,
denilsin. Her ayıp ve noksandan tenzih ve takdis olunsun. Şanının azametine huşu
ile hudu' kılınsın.
Ayak parmaklarının adalelerini bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki, anatomi bilginleri demişlerdir ki: Ayak parmaklarını
hareket ettiren adalelerden çoğu, kavrayıcı adalelerdir.
Onların biri topuğun dış ucundan bitip, onun üzerinde uzama ve inme ile
gitmiştir. Bir kiriş göndermiştir ki, iki kirişe bölünüp, ortası ile küçük
parmağı kavramıştır. Bir adale dahi budan küçük olup, baldır gerisinden gelip,
ayak sırtına bir kiriş göndermiştir ki, yine iki kirişe bölünüp, orta parmak ile
küçük parmağı kavramaya gitmiştir. Bundan sonra bu iki kısmın her birinden birer
kiriş ayrılıp, öbüründen ayrılan kirişe bitişip, ikisi bir kiriş oldukta;
başparmağa gelip, onu kavramıştır. Üçüncü adale ki, yukarıda geçmiştir. O, iç
topuğun dış tarafından bitmiştir, iki topuğun arasından aşağıya inmiştir. Bir
cüzünü, ayağı kavramak için göndermiştir.
Öbür cüzünü başparmağı kavramak ve hareket ettirmek için onun evvelki boğumuna
indirmiştir. Bunlar baldır kemiği üzerine konulup, parmakları kavramak ve
hareket ettirmek için kılınmıştır.
Ayak topuğunda konulan adalelerden, on adale, beş parmağa gelip, her birine sağ
ve soldan bitişik bulunmuştur. Şu halde eğer ikisi birlik hareket ederlerse,
parmağı düz olarak kavrarlar. Eğer biri yalnız hareket ederse, kedi tarafına
eğimle kavrar. Dört adale bilek üzerinde konulup, her biri bir parmağa bitişip,
onu kavramıştır. İki adale dahi başparmak ile küçük parmağa has olup, onları
kavramaya yetmiştir. Ayağı kavrayan adalelerin çokluğunda hikmet budur ki:
Parmakların hepsine sağlamlık ve kuvvet vermiştir. Ta ki oturmada ve kalkmada
bedenin ağırlığına metanetleriyle mukavemet edeler. Yürüme durumunda iyi
gidişle, düzen üzere gideler. Ayak parmaklarının adalelerinden beş adale, ayağın
üstünde konulmuştur. Ta ki parmakları dış tarafa eğeler. Beş adale dahi ayak
altında konulup, her biri, iç yarıktan kendine yakın olan parmağa gidip, onu iç
tarafa eğmiştir. O halde, insan edeninde bulunan dörtyüzyirmi adet iradî ve ihtiyarî hareketlerin tamam ve kemaline vâsıta olan adalelerin hepsi açıklandığı üzere tamam, beşyüz otuz adet adaleye ulaşmıştır. (Yaratıcı ve şekil verici olan Allah münezzehtir.) Bu ne sanattır ki bu şaşırtıcı tertip üzere, böyle nizam bulmuştur. Hakka ki, bunu düşünen akıllı kimse çok ibret almıştır. Bu sanattan sanatkârını bilmiştir. (Ey Allah'ımız! Bizi işlerini düşünenlerden kıl. Vücudunun cüzlerini senin nimetlerinden görenlerden kıl. Nimetlerine şükredenlerden kıl. Seni isimlerinle zikreden, sıfatlarınla tanıyan, kazâna rıza gösteren, bütün durumlarda senin rızanı isteyen kimselerden ki. Sübhanallahi ve bi hamdihi Sübhanallahü'l-azim.)
|