|
3.FEN/2.BAB | ||
|
|
İKİNCİ FASIL
Az uyumayı, Kuranı Kerim ve hadis-i kudsî ile bildirir. Ey aziz! Allahü Teâlâ kullarına inâyet edip, gafletten huzuruna çağırıp, geceleri ihyâ etmenin faziletini herkese duyurmuştur. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de Al-i İmrân sûresi on yedinci âyetinde: «O muttakiler, şehvetleri terk edip, tâat ve musibete sabr edicilerdir. Söz, hareket ve niyetlerinde sâdık, Allahü Teâlâ'ya itaatkârdırlar. Allah yolunda mallarını, hakkı olanlara verirler. Kabul zamanı olan seher vaktinde istiğfar eder ve namaz kılarlar». Furkan sûresi altmış dördüncü âyetinde: «Onlar, Rableri için secde ve kıyamla [yâni namazla] gecelerler», Müzzemmil sûresinde: «Ey kilim bürünmüş (yahut ey peygamberlik yükünü yüklenmiş) Habîbim, gece kalk, namaz kıl. O gecede az uyu, Kur'ân-ı Kerîm'i, harflerini belli ederek oku». İsrâ sûresi yetmiş dokuzuncu âyetinde: «Gecenin bazı vaktinde uyanıp, senin için, farziyyet ve faziletine ziyâde olarak, namaz kıl. Tâ ki Rabb'ın (c.c.) seni kıyâmette Makam-ı Mahmûd'a getirsin», buyuruyor. Nitekim buyurmuştur: Kulum beni bulursun, gece karanlığında, Kendine daha yakın, ara bulursun beni. Hadis i kudside buyurdu ki: «Ey Âdemoğlu, çok uyumakla kalbinin parlamasını nasıl istersin? Uykuyu kabre bırak ve kalbinin nurunu az uykuda ara ve geceleri ibâdetle geçir. Beni sevdiğini söyleyip de, gece olduğunda, benden yüz çevirip uyuyan yalancıdır». Bir kâmil demiştir ki, Arabi beyt (tercümedir): Sevenin şaşarım uyumasına, Sevene her uyku haramdır dostum. Nazm: 1. Uyuma sen bir gece ey meh-lika Tâ sana yüz gösterse genc-i bekâ. 2. Dil güneşinden gece çün germ ola, Bu iki çeşmin aça ol tûtiyâ. 3. Bir gece sabr eyle, yere koyma baş, Mürg-i saâdet kona tâ başına. 4. Gündüz olur kesb ü gece aşk-ı yâr, Âşık eder her gece zikr-i Hüdâ. 5. Halk varıp uykuya düşler görür. Bulmuş uyanık kerem-i Kibriyâ. 6. Hak dedi Dâvûd'a, benim âşıkım, Gece uyumaz bana eyler senâ. 7. Âşık olur tâlib-i halvet ki tâ, Göstere dildâre dilinden rızâ. 8. Hâb-ı girân teşneye mümkün değil, Uyuşa düşte görür ol ayn-ı mâ. 9. HAKKI erer her gece Hakkdan hitâb, Kalk vü teveccüh bana kıl bul hedâ.
1. Ey ay alınlı, bir gece olsun uyuma tâ ki ebedîlik hazinesi sana yüz göstersin. 2. Gece, gönül güneşiyle hararet bulsun da o sürme, her iki gözünü de açsın. 3. Bir gece sabredip yere baş koyma (uyuma). Tâ ki başına saâdet kuşu konsun. 4. Gündüz rızkını, gece Sevgili'nin aşkını kazanırsın. Âşık ise her gece Hûda'yı zikreder. 5. Halk uykuya varıp düşler görürken uyanık olan, Allah'ın lütuf ve keremine kavuşur. 6. Allah Dâvûd'a (a.s.) dedi ki: «Benim âşığım, gece uyumayıp Bana övgülerde bulunur». 7. Âşık, gönlünden sevgiliye rızâ göstermesi için halvet ister. 8. Susuz kişinin derin uyku uyuması mümkün değildir. Çünkü rüyasında devamlı su görür. 9. Ey Hakkı! Her gece Allah' dan, «Kalk ve bana yönelip kurtuluş bul!» nidası bana erişir. Gece uyanık olmayı ve ibâdetle geçirmeyi hadîs-i şerîflerle bildirir. Ey aziz! Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.) ümmetine şefkatle, gece kalkıp ibâdet etmeyi teşvik edip, her gece gelen Hakk'ın nidasını duyurmuştur. Nitekim müteşâbih hadis-i şeriflerinde buyurmuştur: «Her gece, gecenin ikinci yarısı oldukta, Hakk Teâlâ semâ-yı dünyaya nuzûl edip buyurur ki: Bana dua edenin duasını kabul ederim, isteyene veririm, istiğfar edeni mağfiret ederim». Yine buyurdu: «Her gecenin ilk üçte biri geçtiği zaman Hakk Teâlâ'nın rahmeti dünyaya inip, sabah oluncaya kadar der ki: İsteyen yok mudur vereyim; duâ eden yok mu kabul edeyim; İstiğfar eden yok mu, mağfiret edeyim». Yine buyurdu: «Gecenin üçüncü kısmında, Hakk Teâlâ semâ-yı dünyaya der ki: Duâ edenin duâsını kabul ederim, isteyene veririm.» Beyt (tercümedir): Nidâ edip gece ervaha der O nûru'n-nûr, Bana teveccüh eden can, bulur gönülde huzur. Yine buyurdu: «İki gözüm uyur, fakat kalbim uyumaz». Beyt (tercümedir): Sağ yanı üzre yatardı kıbleye istikbâl edip, Her nefeste açılırdı, ona bin gizli kapu. Yine buyurdu: «Sabah açıldığı vakit uyumak, rızka mânidir. Üzüntüleri toplayıcıdır». Habib-i Ekrem'in (s.a.v.) müezzini Bilal-i Habeşî (r.a.) Hazretleri her gece, seher vaktinde şu beyitleri okurdu (tercümedir): Uyanın uyanın, ey uyuyanlar, Sabah, gece askerini yeniyor.
Ey uyuyan kalk, uykundan uyan, Yoksa gece seni mağlûb ediyor.
Ey uykuya dalıp, sessiz uyuyan, Sen uyuyorsun, Rabbin uyumuyor.
Rabb'in seni kapısına çağırıyor, İntikam değil, kalk, sen de af dile.
Salli alâ Seyyidinâ Mustafâ, Ahmedün el-hâdi aleyhisselâm. Nazm: 1. Cihanı aşkla şûr eyle ba'de nısfi'l-leyl, Zaman-ı bezm-i huzur eyle ba'de nısfi'l-leyl, 2. Çü mâhitâb-ı şeb eyler şarâb-ı aşk-ı tahûr, Piyâlesin leb-i hür eyle ba'de nısfi'l-leyl. 3. Şarâb-ı aşk içer kalbi saf olan geceler. Uyan, gönülde sürür eyle ba'de nısfi'l-leyl. 4. Şarâb-ı vahdeti seyreyle, mâhitâb ise şeb, Zulâm ise dahi nûr eyle ba'de nısfi'l-leyl. 5. Burak-ı ehl-i dil olmuş çü rûşenâ-yı mâh, Urûc-ı rûhu zarûr eyle ba'de nısfi'l-leyl. 6. Bu hâk i pâk-i zemin, pür şarâb-ı vahdettir, Anı şarâb-ı tahûr eyle ba'de nısfi'l-leyl. 7. Uyuma şeb, nazar eyle cihâna ey HAKKI, Cemâl i aşk ı zuhûr eyle ba'de nısfi'l-leyl.
1. Gece yarısından sonra cihânı aşk ile çoraklaştır. Gece yarısının sonrasını, huzûr bezminde geçen zaman eyle. 2. Mademki gecenin parlak mehtabı temiz aşk şarabının görüntüsünü verir, Öyleyse sen de gece yarısından sonra, onun kadehini hûrilerin dudağı eyle. 3. Kalbi saf olanlar, gece boyunca aşk şarâbı içer. Uyan da gece yarısından sonra gönlünü sevinçle doldur. 4. Gece, mehtaplı ise, aşk şarâbını seyret. Eğer karanlık ise gece yarısından sonra uyanık kalıp onu nur eyle. 5. Mademki mehtâbın parlayışı, gönül ehli kişilerin Burak'ı olmuştur. Öyleyse gece yarısından sonra rûh yükselişini zarurî hâle getir. 6. Yerin bu temiz toprağı baştan sona vahdet şarâbıyla doludur. Gece yarısından sonra sen onu temiz içki eyle. 7. Ey Hakkı! Geceleri uyuma da cihâna bir bak. Gece yarısından sonra ise zuhur aşkının güzelliğini gör. Az uyumayı, gece kalkmayı, kıymetli uykuyu ve âvamın gafletini bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, az uyumak, Allahü Teâlâ'ya yönelmede ihtimamdır. Zira avamın uykusu gaflet ve kendinde olmamaktır. Gaflet ise, gönülde zulmettir. Marifet talibinin gece uyuması yasaktır. Çünkü onun matlûbu hiç uyumaz, Kayyûmdur. Arabi şiir (tercümedir): Bırak uykuyu, uyku, faziletleri yıkar. Yemek ve uyku ile, razı olma dünyâda. Gece uyanık dur ve yükseklikleri iste. Ortalık kararınca, yönel mahbûbdan yana. Arifin uykusu, müşahede ve murakabedir. Rûhlar ile görüşme ve buluşmadır. Sevdikleri ile bir araya gelme, özlediklerine kavuşmadır. Gece uykusuzluğu âşıklara nimettir. Uyku elemden istirahattır. Gece uykusuzluğu iki hayatın biridir. Açlık ve uykusuzlukla gönül diridir. Gece ibâdet, ibâdetlerin esasıdır. Gece yarısından sonra uyanık olmak saâdet alâmetidir. Zikrullah ile geceyi geçirmek iyi kulların ibâdeti ve has kulların âdetidir. Gece zikredip uyumamak, şevk sahiplerinin işinin esası, âşıkların saâdetidir. Gece uyumayıp zikretmek evliyânın şiârı, âsfiyânın işidir. İnsanların ganimeti, abdalların fırsatıdır. Seçkin kulların bahar çeşmesi, mukarreblerin bahçesidir. Ariflerin hediyesi, kâmillerin definesidir. Nazım 1. Çün gelir şeb vakt i halvet-gâh olur, Kıble-i uşşâk vech-i mâh olur. 2. Hâbı koy mehtâb iken ey meh perest Mâhdan agâh ona hem-râh olur. 3. Uyku bahrında kamu halk olsa lâ, Uykusuzlar vakti illallah olur. 4. Aşık eder arzu gece halvetin. Kim ona şeb vuslat-ı nâgâh olur. 5. Dâne-i can cism ile çün kâhdir, Cism uyursa, dânesi bî-kâh olur. 6. Kulların şeb kil ü kâli gark olup Vakt-i ilhâmât-i şahinşâh olur. 7. Şeb nüzul eyler çü sultan tahtına. Cümle söz HAKKI ol dem kütâh olur.
1. Gece geldiğinde, halvet zamanı olur. Âşıkların kıblesi, ayın yüzü olur. 2. Ey aya tapan! Gece mehtablı iken uyumayı bırak. Mehtap uyanık olanlara yol arkadaşlığı eder. 3. Bütün yaratıklar uyku denizinde kaybolsa da Uykusuzların zamanı Allah ile geçer. 4. Âşık, gece halvetini arzular, Ki bir gece ona aniden vuslat erişiverir. 5. Beden buğdayı, bu cisim ile bir saman yığınıdır. Beden uyursa taneler samandan arınır. 6. Gece, kulların dedikodusu boğulup gider de Sultanlar sultanının ilham vakti gelir. 7. Sultan tahtına mademki geceleri oturur, İşte ey Hakkı, o an bütün sözler kısacık olur, konuşulmaz. Uykuyu azaltan gece kalkmanın faziletini ve faydalarını bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, saadet sermayemiz gecelerdir. İnsanlardan ayrı durmamız, dost ile beraber bulunmamız gecelerdir. Gece âşıkların dert ortağıdır. Gece ariflerin sırdaşıdır. Gece âşıkların derdi artar. Gece, âriflerin başı dartar. Gece, kâmilin parlak gündüzüdür. Kalp semâsına güneşi indirir. Her gece o güneş doğar. Lâkin insanları uyku denizi kaplar. Her seherde, her murad hâsıldır. O vakit, kör gibi uyumak müşkildir. Seher vakti mübârek saattir. O saatte uyanık olan saadet ehlidir. Seher vakti âşıklar uyumazlar. Ariflerin gönlünden uzağa gitmezler. Seher vaktinde rahmet kapıları açılır. O zaman uyanık olanın rûhu zevk, hatırı safa bulur. Nazm: 1. Ehl i aşkın didesi bidâr olur vakt-i seher Cân-ı ehl i dil dolu esrar olur vakt-i seher. 2. Şehr-i dil bî-kesret nâ-cins tenhâdır gece Bezm-i can bi-zahmet-i ağyâr olur vakt i seher. 3. Kaldırır dildâr yüzünden nikabın vakt-i subh Onu seyr eyler ol kim hüşyâr olur vakt-i seher. 4. Ölü kalb uyku içre gafil devlet-i bidârdan Ârif-i agâha devlet yâr olur vakt-i seher. 5. Pertev-i hurşid-i vech-i dilbere müştak olan Ehl-i hâlin gönlü pür envâr olur vakt-i seher. 6. Hak nida eder, yok mu isteyen her nîm-i şeb Kim ne isterse o berhurdar olun vakt i seher. 7. Bâb-ı ihsân-ı Hüdâ feth olmak istersen sana Dil kapusun beklemek hoş kâr olur vakt-i seher. 8. Ol ki ekl ü şurb olur işi gece gündüz hemân Uyku lâzımdır ona bîmâr olur vakt-i seher. 9. HAKKI, bîdâr ol, seher vaktinde, tenbel olma Uyumak, insana ayb u âr olur vakt-i seher.
1. Âşıkların gözü seher vakti açılır. Gönül ehlinin canı, seher vakti sırlarla dolar. 2. Gönül şehri geceleri yalnız ve tenha olur. Seher vaktinde ise can bezmi, başkalarının zahmetinden arınır. 3. Sevgili, sabah vakti yüzündeki örtüyü kaldırır. Seher vakti akıllı (uyanık) olanlar ancak onu seyredebilir. 4. Ölü kalpler, uyanıklık devletinden uyku içre gafildir. Uyanık arife ise seher vakti iyi talih eşlik eder. 5. Sevgilinin yüzündeki güneş aydınlığına susamış olan Hâl ehlinin gönlü seher vakti nûrlarla dolar. 6. Allah her gece yarısı «Yok mu isteyen!» diye nida eyler. O anda kim ne isterse seher vakti isteğine kavuşur. 7. Sana Allah'ın bağış kapısının açılmasını istiyorsan Seher vakti gönül kapısını beklemek iyi bir kazançtır. 8. İşi, gece gündüz yemek içmek olan kişiye Uyku da lâzım olduğundan o kişi seher vakti hasta gibi yatar. 9. Ey Hakkı! Seher vaktinde uyanık ol, tembellik etme. Seher vakti uyumak insana ayıp ve âr olmuştur. Az uyumanın iyi haslet olduğunu bildirir. Ey aziz! Evliyâullahın en üstünü Sıddîk-i Ekber (r.a.) hazretleri her gece, yatsı namazından sonra bir iki saat kadar, hâne halkıyla sohbet ederdi. Sonra çoluk çocuğu yatınca, kendi kalkıp, abdestini yenilerdi ve iki rek'at nafile kılıp seccade üzerinde oturup, huşû' ve hudû' ile murakabeye giderdi. Sabaha bir saat kalıncaya kadar devam eder, sonra mübarek başını kaldırıp bir kere, ah ederdi. O anda mübarek ağzından öyle bir nûr zahir olurdu ki, şuasından evinin içi aydınlanır, duvarı çamurunda olan saman görünürdü. Sonra kalkıp on rek'at teheccüd ve üç rek'at vitir namazı kılıp çoluk çocuğunu uyandırırdı. Sabah olunca sabah namazının sünnetini kılıp câmiye giderdi. Bir kimse bir câriye almıştı. Yatsıdan sonra onunla yalnız kaldığında ve ona, «Yatağı döşe de yatayım», dediğinde cariyesi: «Ey efendim, senin bir Mevlân var mıdır?», diye sordu. Efendisi, «Evet, ben de bir kulum, benim de bir Mevlâm [efendim] vardır», dedi. O zaman cariyesi, «Senin Mevlân uyur mu?», dedi. Efendisi, «Benim Mevlâm Hayy ve Kayyûmdur. Aslâ uyumaz», dedi. O zaman câriye serzenerek efendisine, «Ya sen hiç utanmaz mısın ki, hiç uyumayan Mevlâ huzurunda yatıp uyursun», dedi. Bu nükte efendisinin kalbine tesir edip, gece ibâdetini kendine âdet edindi. Yaşadığı müddetçe yatağa girmeyip, uyumayıp evliyâ mertebesine kavuştu. Zira evliya , üç hasletle gitmiştir. Çok acıktığı zaman yemek yer ve az yer. Çok uyku bastırdığı zaman uyur ve az uyur. Gerektiği zaman konuşur ve az konuşur. Uykusu çok olanın rûhu hasta, işi zordur. Nazm: 1. Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde, Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde. 2. Bak hey'et-i âlemde, bu hikmetleri seyr et, Bul sâni'ini. ol ana hayran gecelerde. 3. Çün gündüz olursun nice ağyar ile gâfil, Koy gafleti dildârdan utan gecelerde. 4. Gafletle uyumak ne revâ abd-ı fakire. Şefkatle nidâ eyleye Rahman gecelerde. 5. Cümle geceyi uyuma, Kayyûm'u seversen. Tâ hayy olasın Hayy ile, ey cân gecelerde. 6. Âşıklar uyumaz gece, hem sen uyuma kim. Gönlün gözüne görüne, cânân gecelerde. 7. Dil beyt-i Hüdâdır, onu pak eyle sivâdan, Kasrına nüzûl eyler, ol sultan gecelerde. 8. Az ye, az uyu, hayrete var, fâni ol andan. Bul cân-ı beka, ol ana mihmân gecelerde. 9. Allah için ol halka mukârin gece gündüz, Ey HAKKI, nihân aşk adına yan gecelerde.
1. Ey göz! Uyku da neymiş, gel gecelerde uyanık ol. Geceler boyu yıldızların yürüyüşlerini izle. 2. Bak da bu kâinattaki hikmetleri seyret. Sonra Yaratıcını bul da gecelerde ona hayrân ol. 3. Niceye dek gündüzlerde başkalarıyla gafillik çekersin. Gafleti bırak da gecelerde sevgiliden utan. 4. Fakir bir kulun, gaflet ile uyumak nesine gerek. Oysa Allah gecelerde şefkat ile, «Yok mu isteyen!» diye nida etmektedir. 5. Allah'ını seversen bütün geceyi uyuyarak geçirme. Ey can! Tâ ki gecelerde Diri olan Allah ile dirilesin. 6. Âşıklar geceleri uyumaz. Sen de uyuma ki, Sevgili gönül gözüne görünsün. 7. Gönül, Allah evidir. Onu başka şeylerden arıt. O sultan, kasrına ancak geceleri iner. 8. Az ye, az uyu, ve hayrete varıp O'nda yok ol. Böylece ebedî can bulup gecelerde O'na misafir ol. 9. Allah için ey Hakkı! Halka gece gündüz yakın ol ama, Yine de gecelerde gizli aşk ateşine yan. Uykunun mezmûm, çok olduğunda zararlı olduğunu bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, gaflet uykusu mezmûmdur, kötüdür. Gevşeklik ve durgunluk verir. Zira avamın uykusu, bedenin ataletidir. Ömrü zâyi edicidir. Nitekim Allahü Teâlâ, En'âm sûresi altmışıncı âyetinde, «Allah, gece hislerinizi tamamen alarak, sizi ölü gibi eder», buyurup, uykunun ölümün kardeşi olduğunu duyurmuştur. Hakk'tan uzak olan ehl-i hasrettir. Hasret ehline uyku bir musibettir. Arif ise, Hakk'ın huzûrundadır. Huzûr, sahiplerine uyku, teveccüh ve lezzettir. Huzûrdan alıkoyan gaflet, târd, uzaklık ve pişmanlıktır. Hüsran, cehalet ve melâmeti getirir. İlim ve hikmetten mahrum olmaya alâmettir. Zira arifin lezzeti huzûr-i izzettir. Hayatı muhabbettir. Allahü Teâlâ'yı sevmenin alâmeti üçtür. Gece uyumayıp ibâdet etmek, güzel ve faydalı konuşmak ve Allahü Teâlâ'ya hamd ü senadır. Demek ki, gece uykusu, Hakk'tan yüz dönmek ve vebâldir. Uyku lezzetli bir nimet olsa idi, elbette Cennette de bulunurdu. Halbuki Cennette bulunmaz. O hâlde uyku bastırmayınca, ona iltifat ve itibar olunmaz. Zira onunla kemâl elde edilmez. Nazm: 1. Aziz başın için gece yâr için uyuma, Uğurla leyli felekden şikâr için uyuma. 2. Çün uyudun nice bin gece hazz-ı nefs için Bir iki şeb ne olur yâr-ı gâr için uyuma. 3. Lâtif yâr ki, her göz uyumaz onun ile. Huzûr edip geceler ol nigâr için uyuma. 4. Helâl olur mu, ağır uyku hasta sahibine, Terahhum eyle bu kalb i efkâr için uyuma. 5. Hüdâ demiş ki, benim âşığım gece uyumaz, Hayâ edersen, her şeb ü âr için uyuma. 6. İşitmedin mi, gece kâm alır kamu uşşak. Bu aşk ı pâdişâh-ı kâm-kâr için uyuma. 7. Binlerce kez dedim HAKKI Hakk'a gel geceler, Yok olduğun bilesin tâ o var için uyuma.
1. Aziz başın için o sevgili hürmetine gece uyuma. Felekten bir gece çal ve avlanmak için uyuma. 2. Nefsinin zevki için nice binlerce geceler uyudun. Ne olur bir iki gece de o mağara dostu için uyuma. 3. Aslâ uyumayan o güzel Sevgili ile huzûr edip Geceler boyu o Sevgili hürmetine uyuma. 4. Ağır uyku, hasta sahibine hiç helâl olur mu? Merhamet et, bu üzüntü dolu gönül için uyuma. 5. Allah demiş ki: «Benim âşığım gece uyumaz». Eğer gecelerden utanırsan, o âr için olsun uyuma. 6. Bütün âşıkların geceleri esenlik bulduğunu işitmedin mi? Öyleyse bu esenlikle dolu Padişahın aşkı için olsun uyuma. 7. Ey Hakkı! Binlerce kerre dedim ki: «Geceleri Hakk'a gel». O Var için uyuma da yok olduğunu anlayasın. Az uyku, kalbe cilâ, basiret ehlinin gözüne sürmedir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, mücâhedesiz müşahede olmaz. Zira mücâhede etmeyen müşahede bulmaz. Gönül gözü açılmaz. Ama mücâhede eden için, müşahede hazır olur. İstesin veya istemesin müşahedeyi bulur. O hâlde müşâhede hâsıl oluncaya kadar mücâhede lâzımdır. Mücâhedeyi isteyen, açlıkla, gece uykusuna devam eder. Zira mücâhede eden marifet tâlibi, az yemek ve az uyumakla, bedeninde unsurların cüzlerinden hâsıl olan dört karışım eriyip, az kalır. Allahü Teâlâ'yı zikr ile bedeninin kısımları letâfet buldukta, gönlü unsurlar perdesinden uzak ve beden örtüsünden âri olur. Uyuduğu zaman, berzah âlemine varıp, rahat bulduğu gibi, uyanık iken de hem berzâha ve hem melekûta muttali' olup, rahat ve saâdet bulur. Demek ki, orta derecede uyku, bedenin rahatı olduğu gibi, canın da rahatı olur. Nitekim Hak Teâlâ, Nebe' sûresi dokuzuncu âyetinde, «Uykunuzu, bedeninize rahatlık kıldık», buyurdu. Ama mârifet yolcuları, başlangıçta uyku ve rahatı terkedip, gece karanlığında, canın aynı hayatını müşahede ederler. Nazm: 1. Sulh salâh oldu bu kavgâ-yı şeb, Oldu üç sahra bize deryâ-yı şeb. 2. İstemez hâbı, kaçar gafletten, Eylese bu dîde temâşâ-yı şeb. 3. Çok dil-i pür-nûr u nice can-ı pâk. Oldu kamu bende-i Mevlâ-yı şeb. 4. Gündüz olur gerçi bu sevda-yı kâr. Başka safadır dile sevdâ-yı şeb. 5. Bağladı şeb desti çü her kârdan, Hakkı eder subha deh ihyâ-yı şeb.
1. Bu gece kavgası sulh ile güzelce sonuçlandı. Böylece üç sahra bize gece denizi oldu. 2. Eğer bu göz, geceyi seyretse, artık uyku istemez ve gafletten kaçar. 3. Nice nurlu gönüller ve temiz canlar hepten gecelerin Mevlâ'sının bendesi oldu. 4. Gerçi gündüzleri iş-güç sevdası vardır ama, gece sevdasını iste ki o bambaşka bir mutluluktur. 5. Gece her işten elini bağladığı için Hakkı da sabaha kadar geceyi ihyâ eder durur. Uykunun sır ve faydalarını bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, insan ruhu, âlem-i ulviden bu âlem-i süflîye garib gelmiştir. Hayvanî ruhun işlerini yürütmek ile meşguldür. Onun faydalarını celb ve mazarratını def için, ona taallûk ve bedene teveccüh kılmıştır. O yüzden bu dar cihanda mahbus kalmıştır. İşte bu cisme uyku gelince, o ulvi ruh, kendi âlemine gidip iki türlü fayda bulmuştur. Birinci fayda: Bu şekâ âleminde olan gurbet zahmetlerinden, tamamıyla rahat bulup, bedenin işlerini yürütmekten kurtulmuştur. O lika âleminde ruhlarla görüşerek zevk ve huzur edip, mebde' ve meâdı sohbetine gidip, vatanında emin ve mesrur olmuştur. İkinci fayda: Ulvî rûh, kendi vatanına varıp, akl-ı evvelden bazı sırlara muttali' oldukta, berzah âleminde mahbus olduysa da, ondan vasıta ile çok mânâlar elde etmiştir ki, âlem-i şehâdette olan misalleriyle vuzûh bulmuştur. Rüya tâbirinin sırrı şöyledir ki, geçmiş işleri ikaz ve gelecek hâlleri müjdeleme sâdık rüyâ ile malûm olmuştur. Uyuyanın ruhu berzâhdan geçip, akl-ı külle mukabil gelince, vasıtasız olarak müşahede edip, ilhamlar almıştır. Uykusu, uyanıklığı gibi olup, murakabe ile mükâşefe denizine dalmıştır. Demek ki insanın bedeni bir prangaya benziyor. Uyku hâlinde rûh ondan kurtulup, başka yerlere gider. Böylece bu cihetler, yâni altı yönlü madde âleminden başka yere ve bu âlemden içeri bir başka âlem olduğunu görür. O zaman oradan geldiğini anlar. Yine ölüm zamanında o âleme gidecektir. Oradan bu aşağı âleme meyl etmeyip, o yüksek vatana muhabbet eder. Ona yükselmek ve aslına dönmek için müteveccih ve muterakkib olur. Mücâhede ile müşâhede edip, mârifetullah mertebesini bulur. Böylece muhabbetullah devletine nâil olur. Uykusu hâlinde, belki ölümü vaktinde bile, berzah âleminde kalmayıp, melekût içine girip gelir. Üns ve saadet huzûru ona müyesser olur. Fârisî rübâi (tercümedir) : Ey şaşkın gönül, dosta candan yol vardır, Ey yok olan, gizli ve aşikâr yol vardır, Altı yön kapansa da hiç endişen olmasın. Hilkatinin içinden o cânâna yol vardır. Bir kâmil, kendisini ziyaret edenlerin çokluğundan üzüldükte, «Ey dostlarım, izninizle bir saat kadar vahdete varayım», derdi. Yatıp hırkasını başına çekip uyurdu. Zira basiret gözü açılan kâmilin cismi uyur. Rûhu kendi âlemine döner. Hazretin huzurunda huşû' ve hudû' eder, mebde ve meâdı olan akl-ı külle gider. Nazm: 1. Bu kesif içre çün o rûh-ı lâtif Kıldı bir lâhza hoşça hâb-ı hafif. 2. Bâd-pâr-ı hayâle oldu süvâr Gayb sahralarında kıldı şikâr. 3. Dîdesin yumdu bu cihândan o can Açtı hüsn-i nikabını cânân. 4. Beli cânân yüzüne, cân gözünü Açamaz yummayan cihân gözünü. 5. Yine cânında buldu cânânı Yine tahtında gördü sultanı. 6. Vasf olunmaz cemâl ile gördü Gerçi hayâl gözüyle gördü. 7. Kalb-i ârifde zâhir oldu o nûr Kıldı evvelki sûretiyle zuhûr.
1. Bu yoğun beden içinde o tüy gibi rûh bir an güzelce hafif bir uykuya daldı. 2. Hayâlin ayağına çevik atına bindi ve gayb sahralarında avlandı. 3. O can bu dünyadan hemen göz yumdu ve sevgili onun güzellik peçesini açtı. 4. Evet!.. Cihân gözünü yummayan kişi can gözünü cânân yüzüne açamaz. 5. Sonunda yine cânânını canında buldu, yine sultanını kendi tahtında gördü. 6. Güzellik ile anlatılamayacağını görünce, hayâl gözüyle görmeyi hatırladı. 7. Arifin kalbinde o nûr zâhir oldu da evvelki sûretiyle ortaya çıktı. Nazm: 1. Dön gece tâ rûz enîs-i cân, hayâl-i yâr idi. Gözlerim gerçi uyurdu, akl-ü dil hüşyâr idi. 2. Lezzet i güftâr-i cânâ, canda kalmıştır henüz Allah Allah ol ne şirin-leb şeker-güftâr idi. 3. Vah, gitti hatırımdan ne dedi düşte bana, Gerçi kârım tâ seher ol sözleri tekrâr idi. 4. Rûz çeşmimde şeb-i muzlimdir o ruhsarsız. Ey hoş geceler ki çeşm-i dilde ol ruhsâr idi. 5. Nevm-i ehl-i dil huzûr-ı hazret-i dildâr olur. Çünkü her dem arzusu dilde o dildâr idi. 6. Arifin çeşmi uyur, kalbi uyumaz aşkla. Kim ezelden aşk ona her hâlde yâr-ı gâr idi. 7. Hâb-ı hoş olsun helâl, ol göze ki düşte görür, Anı kim HAKKİ anınçün bir zaman bidâr idi.
1. Dün gece tâ sabaha dek sevgilinin hayâli can dostum idi. Gerçi gözlerim uykudaydı ama, aklım gönlüm uyanıktı. 2. Sevgilinin sözlerinin lezzeti henüz canımda durmaktadır. Allah Allah!.. O ne tatlı dudak, ne ballı sözler idi. 3. Gerçi işim tâ seher vaktine dek o sözleri tekrar etmekti ama, Yine de eyvah ki düşte bana söyledikleri aklımdan çıktı. 4. O sevgili yüzünü görmediğim müddetçe gündüzler gözümde kapkaranlıktır. Onlar ne hoş geceler idi ki, gönül gözümde o Sevgili vardı. 5. Gönül ehlinin uykusu, Sevgiliyle huzur bulduğu yerdir. Çünkü onun devamlı arzusu, gönlünde o Sevgilinin bulunmasıdır. 6. Arifin gözü uyur, kalbi aşk ile uyumaz. Herhalde aşk onunla ezelden beri arkadaş idi. 7. Hoş uyku helâl olsun o göze ki düşünde, Hakkı'nın daima uyanık olduğunu görür. Uykunun hakikatini, avâmın nefislerinin berzâhta kaldığını, seçilmişlerin rûhlarının melekûta çıktığını bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, uykunun hakikati, rutubetli gıdanın yürek damarlarına rehavet verip, onun buharı da yürek ile beyin arasında perde oldukta gönül beyin içinde anlama ve tasarruftan kalır. Karaciğer damarları ile bütün beden beslenip neşv ü nemâ bulur. Uyku ancak bedenin bu hâlinden ibarettir ki, herkeste olur. Rutubet ve gıda, uykuyu gerektirdiğindendir ki, çok su içmekle ağır uyku hâsıl olur. Balgamıyla gaflet ve unutkanlık artar. Demek ki, eğer uyuyanın, kalbi, nefsiyle bağlı ise, kendi kemâlini kazanmaya teveccühden muattal olur ve âlem-i berzâhda haps olup rüya hayâlleri ve bozuk şeylerle kalır. Eğer uyuyanın gönlü mücerred ise, berzâhdan geçip, âleminin içine gidip, huzur edip, aslâ uyumaz. Bedenin uykusu, böyle kalbi aslâ hareketsiz kılmaz. Bu teveccüh ve terakkiden bir nefes boş kalmaz. Demek ki uyku, hareketsizlik ve gaflettir. Rûhânî uyku hazretin huzurudur. Cahilin uykusu hazır ölümdür. Arifin uykusu, hâtırı açıcıdır. Avamın uykusu uzaklıktır. Seçilmişlerin uykusu tam teveccühdür. Nâkısın uykusu vakit öldürmektir. Kâmilin uykusu, tâatin özüdür. Gönül sahibi bir kâmil, tekkede on gün misafir kalıp, her gün on adam yemeğini yiyip, bütün gece uyuyup, bütün gün konuşurdu. Müridleri onun bu çok yemesinden, çok uyumasından ve çok konuşmasından nefret edip, tekke şeyhine şikâyet ettiklerinde, şeyh o misafire, evliyâ-yı kirâmın yolunun esası, az yemek, az uyumak ve az konuşmak iken, sen avâm gibi çok yiyor, çok uyuyor ve çok konuşuyorsun. Bu tekke ehline gelip ağır yük olmuşsun dedikte, o kâmil misâfir, bu sözden çok şaşıp, o şeyhe cevap verip, «Bizden şikâyet eden müridler marifet sahibi olsalardı, şikâyet yerine bize teşekkür ederlerdi. Zira biz yemek yemeyip nûr yeriz, uyumayıp huzura gideriz, boş konuşmayıp hikmet söyleriz», dedi. Bunun üzerine o şeyh insafla, kusurunu itiraf edip, o kâmili, o tekkede bulundurup, kendi ona mürid ve yardımcı olmuştur. Onun işaretiyle çok günler uykusuzluğa, açlığa ve susmaya devam etmiştir. Böylece o da, o hikmet nûrunu ve huzuru bulmuştur. Ama bu kemâle kavuşmayan âşık, çok yemek ve uyumakla zarar ve hüsranda kalmıştır. Nazım 1. Nim-i şeb aşk eyledi dilden yana vâfirce nâz Çok itâb etti dedi, âşıksan eyle hâbı az. 2. Biz seninle geceler tâ subha dek söz söyleriz. Sen ayağın eylemişsin yatak içinde dırâz. 3. Gündüzün gaflettesin bizden dahi, şeb hâbda, Yâ ne vakit eylersin ey âşık bize tatlı niyâz. 4. Sen bizi öyle ferâmüş eyledin güyâ ki sen, Bir daim döner değilsin aslına, gel etme nâz. 5. Nîm-i şeb kalk ağla derdimle teveccüh kıl bana. Tâ seni cezb eyleyem kütâh ola râh-ı dırâz. 6. Nevm gaflettir, âhî-i mevt olma aşkla yaşa, Dinle her şeb sözlerin ma'lûmun olsun cümle râz. 7. Hâzır ol her dem demimden bir hayât ı tâze bul. Gece HAKKI, hâbı az et, hâbı az et, hâbı az.
1. Gece yarısı aşk gönülden yana pek fazlaca nazlandı ve biraz da sitem ile «Âşıksan, uykuyu azalt», dedi 2. «Biz seninle geceler boyu tâ sabahlara dek sohbet ederken senin ayağını yatak içinde büzüp yatman olmaz», dedi. 3. Gündüz bizden yana gaflettesin, gece ise uykuya dalıyorsun, öyleyse ey âşık, ya bize ne zaman tatlı niyazlarda bulunacaksın. 4. Sen bizi öyle bir unutmuşsun ki sanki bir daha eski hâline (aslına) dönmeyecek gibisin. Gel artık fazla nazlanma. 5. Gece yarılarında kalkıp Benim derdimle ağla ve Bana yönel. Tâ ki seni kendime çekeyim ve uzun yollar kısalmış olsun. 6. Uyku gaflettir, ölüme kardeş olma da aşk ile yaşa. Her gece sözlerini dinle de bütün sırlar sana ma'lûm olsun. 7. Her an hazırlıklı ol ve her ânımdan taze bir hayat bul Ey Hakkı! Geceleri uykuyu azalt, uykuyu azalt, uykuyu azalt!.. Uyanıklığın kısımlarını hâl ve makamlarını bildirir. Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, gece uykusuzluğu az yemenin neticesidir. Zira midede gıda olmasa, uyku gelmez. Uykusuzluk iki kısımdır. Biri göz, diğeri kalp uykusuzluğudur. Kalp uykusuzluğu, müşahede talebi için gaflet uykularından uyanmadır. Göz uykusuzluğu, müşahede talebi için gönülde olan himmetin bekasına rağbettir. O Allahü Teâlâ'nın tevfikıdır. Zira göz uyuyunca, çoğunlukla kalbin ameli bâtıl olur. Göz uyudukta, gönül uyumayıp, ameli eskisi gibi kalırsa, o müşahede, önceki uykusuzluğun neticesidir. İşte bu uykusuzluğun faydası, kalp amelinin devamlılığıdır. Allah katında olan saklı yüksek mertebelere yükselmesidir. Uykusuzluğun mübtedilerde olan hâli, vakti değerlendirmektir, onarmaktır. Muhakkıklarda olan hâli, Rabbâni ahlâklanmanın çoğalmasıdır. O da inayetin esasıdır. Mübtediler onun, ne hâl olduğunu bilmezler. Uykusuzluğun makamı, Kayyûmluk makamıdır. Zira kâmil insan, Allahü Teâlâ'nın her ismini taşıyıcıdır. Uykusuzluğun bir özelliği de, kendi nefsini tanımayı doğurmasıdır. Bir sultanın bir hizmetçisi, «Ben sana âşıkım», diye arz-ı hâl eyledikte, o merhametli sultan o hizmetçisini yalnız bir odada bulundurup, «Sen burada beni gözet ki, bu gece yarısı olunca, ben bu odaya gelirim, bütün insanlardan gizlice sana misafir olurum», diye söz verdi. Onun üzerine hücre kapısını bağlayıp gitti. Gece yarısı olunca, sözünde duran sultan kapıyı açıp, kölesinin odasına girdi. Lakin o ekmeğin kulunu yatıp uyumuş bulduğu için, eteğini kesip, cebine ceviz meviz koyup gitti. Yâni çocukla oynamayı ona lâyık görüp geldiğini bildirmek istedi. Sabah oldukta o miskin uyanıp, eteğini kesilmiş, cebini dolmuş bulup, kerim sultanın geldiğini bilip, uyuduğuna pişman olmuştur. Ömrü oldukça her aziz misafirine uyku ve rahatını fedâ etmiştir. Böylece üns ve huzurdan nasibini almıştır. Nazm: 1. Sakın ey yâr-ı mihman-dar uyuma. Gelir dil beytine dil-dâr, uyuma. 2. Ko hâb-ı gafleti, şeb kalbe seyret, Nice zâhir olur esrar, uyuma. 3. Dilersen Hayy ü Kayyûmun rızâsın, Gece yalnız otur, sakın uyuma. 4. Edib tazyi-i evkat, uyusa kalk. Sen etme zayi', ol bidâr, uyuma. 5. Aşk gamı eylese, şeb kalbi meksûr. Gelir tahtına ol Cebbar, uyuma. 6. Gam-ı aşk olsa mihmân koma tenhâ, Ona ver HAKKI her ne var, uyuma.
1. Ey misafirperver yâr, sakın uyuma. Gönül evine sevgili geliverir, uyuma. 2. Gaflet uykusunu bırak ve gece olunca gönül ile birlik ol ki o zaman bak sana nice sırlar açılır, yeter ki uyuma. 3. Allah'ın rızâsını istiyorsan, geceleri yalnız ol, uyuma. 4. Eğer halk vaktini boşa harcayıp uyursa da sen zamanı tüketme, uyanık ol ve uyuma. 5. Eğer aşk üzüntüsü geceleyin kalbini incitirse de ne olur, çünkü uyumazsan o Cabbâr olan sultan, tahtına gelir, uyuma. 6. Aşk gamı sana misafir olursa onu yalnız bırakma. Ey Hakkı! Her neyin varsa ona ver, uyuma.
|