Münacât  

 

Bismillâhi varlığın açıcısı.

 

Ve'l-hamdü lillâhi her varlığın mazharıdır.

Lâ ilâhe illâllahü vahdehü lâ şerîke leh. Allah'tan başka ma'bûd yoktur. Ortağı, benzeri yoktur. Allahü ekber! İş O'ndan başlar ve yine O'na döner. Ve sübhânallahi! O'ndan başka meşhûd, O'nun gibi bir başka ma'bûd yoktur. Birdir, tektir, O'nun bir ve var olduğunu gösteren âyet ve işaretler her şeyde vardır. O, idrakten münezzehdir. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azim. Her hayrın O'nunla inmesini, her zararın O'nunla gitmesini, bütün kapalı yolların O'nunla açılmasını ümîd ederim. Biz O'nun içiniz ve O'na dönücüyüz. Umulan, düşünülen ve hakikî maksat O Allah'tır. İlham, anlayış ve cömertlik O'ndandır. O'ndan olanlarda beğenmemezlik, kavga ve inat yoktur. İçi ehâdiyyet, dışı vahdâniyyetledir. O'nunla hiçbir şey yoktur; şey ise hakikatte yoktur. Evvel, Âhır, Zâhir ve Bâtın O'dur. O her şeyi bilicidir; olmadan ve olduktan sonra. Kendini medheden O'dur. Hamd eden ve hamd edilen O'dur. Zâtı bir, isim ve sıfatları birdir. Cüzileri ve küllîleri bilicidir. Belki mevcûd yalnız O'dur.

Yâ Rabbi, bu hazinenin kapılarını bana aç! Bu rumuzların hakikatlerini bana bildir. Beni huzurunda bulundur. Yalnız Sana döneyim. Seninle olup, kendimi görmeyeyim. Tecellînin zuhuru ile bütün sıfatlarımı mahveyle, Senden başkasına dönen yüzüm olmasın. Müşâhedem yalnız Sana olsun.

Yâ Rabbi, bana ra'fet ve inâyet nazarıyla nazar eyle. Her şeyden beni koru, Senin müşâhedene bir şey perde çekmesin. Yalnız Seni müşâhede edeyim. Ey her şeyin yed-i kudretinde olduğu, tecellinle huşû üzere olayım. Ey her şeyin Kendisine döndüğü! Ey Kendini, Kendinden başkası hakkıyla bilmeyen! Ey mutlak var olan! Ey arzuların üstünde cömert olan! Ey Mevlâm! Sen bana benden evlâsın. Seni nasıl maksat edinmeyeyim! Halbuki Sen kasd ve niyetlerin ötesisin. Seni nasıl isteyeyim, istek ise uzaklığın kendisidir. Yakın ve hâzır olan aranır mı? Sen bâtınsın, bilinemezsin, Seni nasıl bileyim? Sen Zâhir'sin, her şeyde bilinirsin, Seni nasıl bilmeyeyim? Ehâdiyyette varlığım olmayınca, Seni nasıl tevhîd edeyim? Seni nasıl tevhîd etmeyeyim ki; tevhîd kulluğun sırrıdır. Sübhâneke lâ ilâhe illâ ente (Senden başka ilâh yoktur). Senden başka bir yoktur. Sen Sensin. Senden başka ilâh yoktur. Ey işi müphem eden, sırrı gizleyen ve hayrete düşüren! O'ndan başka ilâh olmayan.

Yâ Rabbi, Senden ehâdiyyet sırrının keşfini istiyorum. Hakikî kul olmamı ve rubûbiyyetini idrak etmemi diliyorum. Ben, Seninle var olan, sonra olmayım ve yokum. Sen ise varsın, bâkisin; hayysın, kayyûmsun, kadimsin, ezelisin, âlimsin ve malûmsun.

Ey Kendini, Kendinden başkası hakkıyla bilemeyen Allah'ım! Senden, kendimden Sana kaçmamı istiyorum. Senin için toparlanmamı diliyorum. Tâ ki varlığım, müşâhedem için perde olmasın. Ey Maksûdum! Ey Ma'bûdum! Seni bulursam, bir şey kaybetmiş olmam. Seni bilirsem, bildiğim şey olmaz. Seni müşâhede edince, Sende fani olunca, Senle beka bulunca ve müşâhedem Sen olunca bir kaybım olmaz. Senden başka ilâh yoktur. Şâhid ve meşhûd Sensin! Ey Karîb ve ey Mucîb!

Ey Rabb'im, ey her şeyi duyan! Bana Seni duyur. Ey her şeyi gören! Beni Senle baktır. Ey Âlim, bana Senden öğret. Ey Hayy, beni zikrin ile ihyâ et. Ey Mürid, beni kudretinle irâdemden kurtar. Arş ve zât hazineni bana aç. Beni sıfatlarının nurları altında bulundur. Sübhâneke! Ey bana şah damarımdan daha yakın olan. Ey Fe'âlün limâ yürîd (dilediğini yapan!) Seninle vücûdumu yok et. Vücudum Senle olunca yok demektir. Yokluğum Senle olup, beni varlığım düşüncesinden ayır. Dağınıklığımı Sende yok olmakla topla. Senden başka ilâh yoktur. Ey Ehâd, ey Sâmed! Vücûd Senle, secdeler Sanadır. Benden Sana sığınırım. Kendimden yok olmamı Senden istiyorum.

Yâ Rabbi, beni ehâdiyyet denizinin derinliklerine daldır. Ferdaniyyet sultanının kuvvetiyle beni kuvvetlendir, geniş rahmet fezana yükseleyim.

Yâ Rabbi, Sen zâtınla kâimsin. Fiilinle ve sıfatlarınla zâhirsin. Vâhid-i Ehâd Sensin; inandım. Ezelisin, ebedisin. Seninle, başkası yoktur. Sende fani olmamı, Senle beka bulmamı istiyorum. Yâ Rabbi, beni huzurunda gaybet, varlığında fani kıl. Beni Senden kesen her şeyden kes. Benden kurtarıp Senle meşgul eyle. Senden alıkoyan her şeyden beni koru. Yâ Rabbi, Senin Varlığın haktır. Ben ise yokum. Senin bekân zâtınla, benimki arazladır. Bu yoka ihsanda bulun da, yok gibi olayım. Sen ise hep aynısın. Zevâl bulmazsın.

Yâ Rabbi, her gaybda Bâtın Sensin. Her açıkta Zâhir Sensin. Sana nasıl münâcât edeyim, Münâcî Sensin? Nasıl nida edeyim, Münâdî Sensin? Senden başkasını düşünmekten beni koru. Başkası yok, ben varım, ben de yokum, yalnız Sen varsın. Sübhâneke.

Yâ Rabbi, taat Sana fayda vermez, isyan Sana zarar vermez. Kalplerin melekûtu ve alınlar yed-i kudretindedir. Her şey O'na dönücüdür. Sırrımı, vahdâniyyetinin sırrıyla takdîs eyle. Rubûbiyyet cemalinin şarabıyla ruhumu sarhoş eyle. Aklımı ledünnî ilminle süsle, kalbimi hazretinin nûruyla nûrlandır, beni kötü huylarımın derekelerinden çıkar. Velîm ve Mevlâm Sensin, ölüm ve dirim Seninledir.

Yâ Rabbi, beni bütün mahlûkatından gaybet! Âlemdeki işlerinin tasarrufatı şühûduyla muhafaza eyle. Yâ Rabbi, Seni tevessül eyledim. Senden istedim. Senden başkasına rağbet etmedim. Senden, Senden başkasını istemem. Senden, Senden başkasını talep etmem. Senden başka ilâh yoktur. Yâ Rabbi, her şanda beni Senle bulundur. Basîret gözümü tevhîd fezasına aç. Her şeyin kıyâmını Seninle müşâhede ediyorum. Bakışımı her şeyden çevir. Ey fazl ve cûd sahibi.

Yâ Rabbi, içimi ve dışımı, ağyâr pisliğinden temizle! Eşyanın hakikatini bana bildir. Hazretine yakınlığa engel olan her şeyden beni kurtar. Düşünce defterimden, a'yânın eşkâlini sil ve ona yakınlık sırrını yaz. Tabiî ve beşerî zulmetlerimi, Zâtının nûrunun tecellisi ile gider. Yâ Âlimen bizâtis-sudûr. Yâ Rabbi, varlığımdaki benliğin fenâsını, şühûdumun kalmasını Senden istiyorum. Yâ Mevcûd! Ey Maksûdum ve ey Ma'bûdum! Yâ Hû! Yâ men Hû, Hû! Ey, Kendinden başka olmayan yâ Evvel, yâ Âhir, yâ Bâtın. Sübhâneke lâ ilâhe illâ entel Vâhid-ül Ehâd, ül-Ferd-us-Samed. Yâ Kerîm, birahmetike yâ Erhamerrahimîn. Kitabı bitirdim.

Nazm:
1. Hakkı'ya ölmez oğuldur bu kitap,
Andırır hayır ile ânı bî-hesap.

2. Kim bunu okursa, merd-i kâr olur,
Kim ki fehm eyler o berhordâr olur.

3. Bu kitabı okuyanı, yazanı,
Mârifet hazînesiyle bay et yâ Ganî.

1. Ey Hakkı! Bu kitap hiç ölmeyecek bir oğul sayılır. Seni hayır ile defalarca andırır.

2. Bu kitabı okuyan işinde yiğit olur. Onu anlayan ise mutlaka ondan faydalanmış olur.

3. Ey ulu Allah'ım! Bu kitabı okuyanı ve yazanı, Sen'i bilmelerinin hazinesiyle zenginleştir.

Bu kitabın telîf târihi 1170 H. / M. 1756'dır.

(Âlimlere din ilmini ikrâm eden, ârifleri hakkalyakîn ile şereflendiren Râkîlerin büyüğü, Rabbü'l-âlemîn'in huzurunda en büyük şefaatçi olan Peygamberimiz Muhammed Mustafâ'ya salât ü selâm olsun.)

Ümmî ile âmil, büyük âlim, fazîlet ve olgunluklar sahibi, hakîkat sahibi âlimlerin başlarının tâcı, âşıkların yol göstericisi, kâmillerin kutbu, vâsılların gavsı, emirleri yapan, yasaklardan kaçınan, her canlıya şefkatli olan, her yerde ârif-i billah diye anılan zamanının kutbu ve gavs-ı azamı bulunan Hazret-i Şeyh İsmâil-i Tilloî Fakirullah halîfesi, Şeyh İbrahim Hakkı hazretlerinin (rahmetullahi aleyhimâ) Mârifetnâme adlı eseri burada bitti.

İbrahim Hakkı hazretlerinin bir din kardeşine yazdığı Arabî mektubun tercemesi:

Mektubuma Allahü Teâlâ'nın ism-i şerifiyle başlıyorum. Her hamd O'nun içindir. Sevdiği, seçtiği kullarına salât ü selâm olsun. Ey din kardeşim! Allahü Teâlâ seni azîz eylesin! Allahü Teâlâ'nın ikramıyla mektubunuz geldi. İçindekiler anlaşıldı. Allah'ın izni ile suallerinize cevap verdim ve bu mektubu yazdım. Bununla, Allah için olan sevgimi tarafınıza gönderdim. Allahü Teâlâ'nın iradesiyle elinize geçtiğinde, Allahü Teâlâ'dan, katında ve katınızda bu vasiyetlerin makbul olmasını yalvar. Allahü Teâlâ'nın tevfîkiyle bunlarla amel edersen, Ehlullah zümresine girersin.

Allah sevgisini tadabilmen için ilk vasiyetim Allah'tan korkmandır. Yine vasiyet ederim ki, Allahü Teâlâ'nın sana kâfî gelmesi için, O'na tevekkül eyle. Azîm ve ihtiyardan kurtulman için her işini Allahü Teâlâ'ya ısmarlamanı vasiyet ederim. Allahü Teâlâ'nın takdirine uymayan tedbirden kurtulmanı öğütlerim. Muhalefetten kurtulup rızasına kavuşman için teslim ve rızayı tavsiye ederim. Hayvanî sıfatlardan kurtulman ve iyi sıfatlarla sıfatlanabilmen için insanların eziyetlerine iyi sabretmeyi vasiyet ederim. Kızmayınız. Allah'ın kullarına aff ile muamele ediniz. Böylece Allahü Teâlâ'nın affının zevkini bulunuz. Ayıpları örtünüz, her mahlûka şefkatli olunuz ki, Allahü Teâlâ da sizin ayıbınızı örtsün ve size merhamet eylesin. Allahü Teâlâ'ya yönelmekten ve O'nunla huzurda olmaktan sizi alıkoyan Allah'ı unutmuş kimselerden uzak olunuz. Her hâlde, sırf Allah için sıdk ve hâlis niyet üzere olunuz ki, nefsin arzularına bakmayasınız. Hakk'ın nazarından düşmemek için, halka nazarı kesiniz. Sözde, işte, zahirde, bâtında Habîbullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) uyunuz. Uyunuz ki, Allah sizi sevsin. Uyunuz ki, size hidayet versin.

Kalp hâllerini açmayınız, örtünüz. Muhabbet sırlarını gizli tutunuz. Rabb'ini tanımayan ve istemeyen herkesten Allahü Teâlâ'nın hududunu koruyunuz.

Tevbe ediniz, Allah'a dönünüz. Allahü Teâlâ'dan alıkoyan her şeyden yüz çeviriniz ki, Hakk'ı her şeyle, her şeyi Hak ile bulaşasınız. Allahü Teâlâ'dan gayrı olan her şeyi bırakınız ki, kesrette vahdeti, vahdette kesreti göresiniz, mahlûkunu sevmekle, Allahü Teâlâ'yı sevmek arasını birleştiresiniz. Halka edep ile muamele ediniz. Nefsin arzularını, zevklerini terk ediniz, kalbi onlardan Allahü Teâlâ'ya sefer ettiriniz, görünüşte seferde olmasanız bile... Vaktinizi Allahü Teâlâ ile saf eyleyiniz.

Az yeyiniz, az uyuyunuz, az konuşunuz ki, ilham lezzetini, üns tadını tadasınız. Lâ ilâhe illallah kelimesinin zikrine kalp ile devam ediniz ki, Allahü Teâlâ'nın vahdâniyyeti nûruyla kalbiniz nûrlansın ve bu nur kâinat sahîfelerine aks etsin. Allahü Teâlâ'nın nûruyla vahdet-i vücûd göresiniz. Böylece hakîkî fakirlik devletine ve fenâfillah saadetine kavuşursunuz. Allahü Teâlâ'dan başkasını mülahazada hatıra ve düşünceleri yok ediniz ki, sizinle Allahü Teâlâ arasında perde kalmasın ve kalbiniz Beytullah olsun. Zikrullah ile kalp aynasını parlatınız ki, içine bakınca Allahü Teâlâ ile beraber olmak sırrı zahir olsun. Rabb'ini sana senden yakın bulursan, O'na yakın olanlardan olursun. Nefsini ve Rabb'ini Allah ile bilirsin. Mârifetullah hazinesini mülk edinin ve saadete erişin. Allahü Teâlâ'nın seçkin kullarına karışın.

Kendinden yüz çevir Allah'a dön ki, kendini unutasın. Muhabbetullah'ta bütün varlığını mahveyle ki, lütfüyle seni Kendine çeksin. Senin kulağın ve gözün O olsun. O zaman Allah ile işitir, O'nunla görüşürsün. Kendinden fani olursun. Allahü Teâlâ ile bekâ bulursun. Artık gözetlemen, beklemen kalmaz. Senden dışarıya ihtiyaç duymazsın. Allahü Teâlâ ile meşgul olmak, Allahü Teâlâ'dan gayrisi değildir. Böylece Allah'tan başkasına ihtiyacın kalmaz.

Sırrın daima Allahü Teâlâ'nın vahdâniyyetiyle olsun. Hattâ kalbine, hiçbir zaman, O'ndan başkası gelmesin, özellikle görünen işler. İşlerin hepsini Allah'tan gör. Vermek, vermemek, zarar, fayda, eziyet, elem, hediye, in'am ve bunlar gibi insanlardan meydana gelen işleri hep O'ndan bil. Bir nimete kavuşunca, Allahü Teâlâ'ya ve görünüşte O'nu sana vermeye âlet olana şükür ve teşekkür et. Elem ve eziyet görünce, bunları Allahü Teâlâ'nın adlinden bil ve vasıta olan kişiyi azarlama. Çünkü sen her hâlde Allahü Teâlâ'nın huzurundan ve O'ndan başkasını unutmuşsun.

Bu vasiyetlerin özetini tavsiye ederim. O da, her şeyi bırakmak, Allahü Teâlâ'nın zikri yanında nefsini ve hevasını unutmaktır. Kalpte Allah'tan başkası kalmasın. Hayvanî nefsini öldür ve kalbini Allah ile ihya et. İşte bunu yaparsan Allahü Teâlâ'nın velî, sevgili kulu olursun. Âriflerden biri buyurur ki: Kalbinde Allahü Teâlâ olanın her iki dünyada yardımcısı Allah'tır. Kalbinde Allah'tan başkası olanın, o şey, iki dünyada düşmanıdır.

Ey din kardeşim! Ey Allah için olan kardeşim! Allahü Teâlâ'yı bir an unutma ki, kalbinde O'ndan başkasını bulmayasın ve hep O'nu bilesin. Evvel Allah'tır, Âhir Allah'tır, Zâhir Allah'tır, Bâtın Allah'tır, Hayy Allah'tır, Bâkî Allah'tır. Bu mektup Allah yolunda din kardeşin Fakirullah'ın müridi, Hakirullah'ın oğlu İbrahim Hakkı (rahimehümullah) tarafından yazılmıştır.

Beyt:
Şifâ-yı sadr-ı mü'min'dir vasiyetnâme-i Hakkı,
Kabul eden bulur daim huzur-u hazret-i Hakk'ı.

Hakkı'nın vasiyetnamesi, mü'minlerin gönlüne şifadır. O'nu gönlüne kabul edenler daima Allah'ın huzuruna erişir.

Melikü'l-Vehhâb olan Allahü Teâlâ'nın yardımıyla kitap bitti.

Bu Mârifetnâme baskısının başına, Bedir Yayınevi tarafından açıklayıcı ve tanıtıcı mahiyette çeşitli araştırmalar; mukaddime, takriz, takdim, tenbih vs. başlıklarıyla faydalı ilaveler yapılmış olup, bunların listesi, eserin baş tarafında verilmiş bulunmaktadır.