MEVZÛU:

"Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir. Allah katındakiler ise bâkîdir" [Nahl-96] âyetinin esrarından bahseder.

 

NOT:

Seyyid Mîrek Şeyh'e.

 

Allahü teâlâ bereketli zâtınızı lütûfları ile kaplayıp, ma'nevî cezbe ve vâridatlar ile yükseltsin. Mısra':

Söz nerden açılsa, dosttan bahsetmek daha iyidir.

Allahü teâlâ Nahl sûresi 96. âyetinde "Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir. Allah katındakiler ise bâkidır" buyuruyor. Bu mübarek âyet-i kerîme kurb mertebelerini içine almaktadır. Ehlullahın seyir ve sülûk reçetesidir. Ayetin başındaki ma [ne ki, o ki, her ne ki] kelimesi bütün nefy [olumsuz, yok] edilecek mertebeleri hâvidir. Bu âyetin taşıdığı ma'nâ ile hâllenmek, mâsivâdan [Allah'tan gayrisinden] nam ve nişânı kaldırıyor ve velâyetin en büyük rüknü [direği, esası) olan tam fenâya kavuşturuyor. Allah katındakiler ise bâkîdir, bütün isbât mertebelerini içine almaktadır ve fenâdan sonra hâsıl olacak bekâya işarettir. Bu da velâyetin ikinci rüknüdür.

Velâyet mertebelerindeki farklılık, sâliklerin bu iki rükne kavuşmada adımlarının farklı oluşlarına göredir. Bu iki rükünde ne kadar sağlam adım atılırsa, velâyetin kemâli de o kadar mükemmel olur. Her sâlik havsala ve istidadı mikdarınca, bu iki kemâli elde etmede, elini ve ayağını kullanır.

Hangi devlet ve saâdet sahibidir ki, bu âyet-i kerîmenin sır denizine dalacak ve oradaki nefis cevherlerden tam pay alacak ve iki kemâle kavuşacak. Nefy [Lâ] mertebelerini aşıp, isbâtın [illa] yüksek mertebelerinden hisse alacak. Beyt:

Gayb perdesi ardında mutluluklar,

Dur bakalım, kime nasib olurlar.

Allahü teâlâ bizim gibi fakîrlere bu bildirilenlere inanmak nasib etsin ve bu lezzet ve zevklerden bir parça tattırsın. Bin-nebiyyi ve âlihil-emcâd aleyhi ve aleyhim aleyhimüs-salavâtü vet-teslîmât vet-tehiyyât vel-berakât.