Müceddid-i Elf-i Sâni'den (radıyallahü teâlâ anh)
dinlediği bir ma'rifeti açıklamaktadır.
NOT:
Kadı Muhammed Zahid Käbili'nin oğlu Mirek İbadullah'a.
El hamdü lillahi rabbil-â̊lemin vessalâtü vesselâmű a'lâ
seyyidil-mürselin. Muhammedin ve âlihi ecmain. Resûlullah (sallallahü
teâlâ aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "İlmi ile amel etmeyen âlime ilmi
şahidlik edecektir." Ulema-i kirâm buyuruyorlar ki: İlmi ile amel
etmeyen âlim câhil gibidir. Hazreti İşan'ımız bu ma'nada çok
düşündüler. Nihayet Allahü teâlâ onlara gösterdi ki, bu hüküm
ilmi, hâ̊le dönüşmeyen içindir. Ama eğer ilmi Allahü teâlânın fadlı
ve ihsânı ile hâ̊le dönüşmüş ise, o ilim ona, ya'nî aleyhine
şahidlik etmeyecektir, o ilimle amel etmemiş olsa da. Bitti.
Bu fakir bu mevzuda derim ki: İlmin şâhid ve aleyhinde şahid olmaması
demek, onunla amel etmeyen âlim için iki muahaze vardır, biri amel etmeme
muahazesi, biri de ilmin muahazesidir demektir.
Ya'ni bildiği halde yapmadı demektir. İlmin hâle değişmesinden sonra
ise, ilmi muahaze kalkar. Amelin terkinden muahaze ise, Hak teâlânın
takdirine kalmıştır. İsterse afv eder, dilerse muahaze eder (sorgular].
Biraz daha açıklarsak deriz ki, â̈riften velâyete kavuşmadan önce sâ̊dir
olan günahlar, ma'rifete kavuştuktan sonra, umulur ki silinirler, yok
edilirler. O günahlar mezâlim ve kul hakkı cinsinden olsalar dahi. Zira
mutlak İslâm, önceki yapılanları keser atar. Ma'rifet-i billah olan
hakîkî İslâm da mezalimi ve kul haklarını mahv eder. Eğer böyle
olmasaydı, bir şeyin hakikatinin ve kemâ̊linin o şeyin mutlak olmasından
farkı olmazdı. Eğer â̈riften, ma'rifetten sonra -büyük günâh sâdir
olmaz ya- küçük günah sâ̊dir olsa, umulur ki, onunla muahaze edilmez.
Bu, günâhda ısrar edenleri de içine alır, ma'nâsında değildir. Bu
mulhid ve zındıklık mezhebidir. Allah onları rezil ve rüsva eylesin. Şu
ma'nâdadır ki, ârifi hemen ikaz ederler de, tevbe ve istiğfâr eder ve
tedârikine koyulur ma'nâsındadır.
Yukarıda İslâm-ı hakîkî, mezâlimi ve kul haklarını da yok eder dedik.
Zira ki Hak sübhânehü ve teâlâ mutlak mâliktir ve kulların kalbleri
iki parmağı arasındadır. Dilediği gibi değiştirir. İşte o kullara,
umulur ki, bedel olarak, ata ve ihsân edip, hak sahibi olan kulları râzı
eder ve o hak aradan kalkar.
Fâide: İlmin hâle değişmesinin ma'nâsı şu da olabilir ki, ma'rifetten
önce ilmin alınması edille-i şer'iyyeden ve istidlâl yoluyla olduğu
gibi, ma'rifete kavuştuktan sonra o ilimler keşif yoluyla ve Hak
sübhânehüden telakki ile olur. Allah yolunda olanlara selâm olsun.