50. FIKRA:
Felâk ve Nâs Sureleri Kur'an'dandır
Mahdûm Şeyh Şerefüddîn
Münîrî, (Mektûbât)ında yazıyor ki, Mu’avvizeteyni
[Kul-e’ûzüleri] farz namâzlarında okumamalıdır. Zîrâ, Abdullah
ibni Mes’ûd “radıyallahü anh” bu iki surenin Kur’ân-ı Kerîm’den
olduğunda cumhûra muhâlefetle, Kur’ân’dan değillerdir
demektedir. O hâlde kat’î farz olan namâzlarda, bu iki sureyi
okumamalıdır. Bu fakîr de bunun için okumuyordum. Nihâyet bir
gün, bu fakîre gösterdiler ki, bu iki sure huzûr-i ilâhîye çıkıp
hazret-i Mahdûm’un kendilerini farz namâzlarında okumaktan men’
ettiklerinden şikâyet ediyorlar ve bizi Kur’ân’dan çıkardı”
diyorlar. O zamândan beri, onları okumamaktan vazgeçip, farz
namâzlarında okumağa başladım. Her ne zamân bu iki sureyi farz
namâzında okusam, acîb ve garîb haller müşâhede ediyorum.
Gerçekten şerî’at bilgilerine baş vurulduğunda, farz namâzında
bu iki sûrenin okunmaması hakkında bir sebep görülmüyor. Hattâ
mushafın içindekilerin hepsinin Kur’ân olduğu hakkındaki kesin
hükme şüphe bırakmamaktadır. Bununla berâber bu iki sûrenin,
namâzda zamm-ı sûre olarak mezhebde okunmamasının vâcib olması
zannîdir. [Zîrâ hanefî mezhebinde namâzda Fâtiha-i şerîfeyi ve
herhangi bir zamm-ı sûreyi okumak vâcib, kırâet ise farzdır.] O
hâlde, zannî de olsa, bu iki sure için, farzda okunmazlar demek,
farz-ı muhâl [ya’nî bir an bu sözü kabullensek bile] hiç bir
senede dayanmıyor. Çünki bunlar Fâtiha-i şerîfe üzerine zamm-ı
sûre olarak okunmaktadır. Böyle büyük ve uyulması gereken bir
şeyhin böyle bir söz söylemesine ne kadar şaşılsa yeridir.
Ves-salâtü ves-selâmü alâ Seyyid-il Beşer ve âlih-il et-hâr.