Mevlana Halid (k.s) bu mektubu kardeşi, halifesi Şeyh Mahmut Sahib için
göndermiş ve hakka yardım, hakikati ortaya koymak için gerçek din
alimlerinden tarikat ve irşadla ilgili konularda fetva istemiştir.
Not: Mevlana Halid (k.s) Süleymaniye’den Şam’a gittiğinde, yerine kardeşi
Şeyh Mahmut Sahib’i vekil bırakmıştı. Bunu fırsat bilen fitneciler, Şeyh
Mahmut Sahibin keramet ehli olmadığını iddia ederek fitne çıkarmışlar,
Mevlana Halid çıkan bu fitneyi ber taraf etmek için ulemadan fetva
istemiştir. Bu mektuplardan sonra fetva sorulan bir çok zat, bu vasıfların
sahibine intisap ederek, onun büyüklüğünü takdir etmişlerdir.
Hadis, tasavvuf, hüküm, fetva, tedris ve ahkam alanının ileri gelen alim ve
büyükleri –Allah Teâlâ onların ilimleri ve bereketleriyle insanlık alemini
faydalandırsın ve kendilerini Cennete Firdevs-i Alâya dahil etsin- şu vasıf
ve hallerini sayacağım zat hakkında ne hüküm verirler?…
O, itikaden Eş’ari, mezheb olarak Şafii, meşrebte Nakşibendi ve Kadiridir.
Peygamber Efendimizin (a.s) yüce sünnetine uymaya teşvik eder. Makbul
olmayan bütün bidatlardan etbaını sakındırır. Gücü yettiği kadar selef-i
salihinin izini takip eder. Dünya ve ehlinden yüz ve gönül çevirir. Dinini
yaşamada hiçbir kınayanın kınamasına aldırış etmez. Allah Teâlâ’yı kullarına
sevdirir ve onları kulluk yoluna sevkeder. İyiliği emredip, kötülükten
nehyeder. Güzel niyet ve ihlasla yanına gelenleri gaflet uykusundan
uyandırıp zikir ve fikirle şereflendirir. Batınında öyle bir manevi güç
vardır ki, Allah Teâlâ’nın yardımıyla müridlerin kalblerine ilahi aşk ve
cezbe ilka eder. Zulmet perdelerini kaldırır, Allahtan başkasının kalbe
girmesine mani olur veya onların tesirini aza indirir. Bütün bunların
yanında ehli olmayana açılmaması gereken daha bir çok hal ve işlere vesile
olur. İbadetleri huşu ile, farz namazları cemaat ile eda etmeyi, namazın
sünnetlerini, işrak, kuşluk, evvabin, teheccüd ibadetlerine devam edip az
uyuyup az yemeyi öğretir. Açık zikirden en az yetmiş kat faziletli olan
gizli zikre güzelce devam eden bu şahsa, geçmiş büyüklerin izi ve ameli
üzerinde Nakşi ve Kadiri tarikatlarının edeplerini öğretmek, insanları
sünnet-i seniyyeye uymaya teşvik etmek ve çirkin bidatlardan sakındırmak
için şeyhi (Mevlana Halid k.s.) tarafından izin verilmiştir.
Ey şeriat ve hakikat alimleri, şu vasıflarını saydığım zat hakkında ne
dersiniz?
Saydığım bu vasıflar zikri telkin, marifeti tarif ve kulları irşad için kafi
değil midir? Yoksa bütün bunlarla birlikte insanların meşayıh-ı kiramdan
istedikleri suda yürümek, havada uçmak, gaibden bir şeyler vermek gibi
harikulade işler ve hissi kerametler gösterilmesimi şarttır? Halbuki önceki
ve sonraki büyüklerin ve keşf ehlinin ittifakla bildirdiklerine göre keramet
gibi şeyler mürşidin irşadı için şart değildir. Onsuzda olur. Bu takdir de,
İslam ülkelerinin çoklarında bu değerli ve kıymetli vasıfları taşıyan
kimselerin az bulunduğu veya hiç bulunmadığı dikkate alınırsa, irşadın vacip
olduğu fikrine varılabilir mi? Veyahut, bilindiği gibi mendup mudur? Yahud
da mutlak olarak caiz midir? Müridlerin şahıslarına göre değişir mi?
Emr-i bil ma’ruf ve neyh-i anil münkerde olduğu gibi bazen vacip, bazen
mendup, bazen caiz, bazen mekruh ve bazan da haram mıdır? Hiç Batıni
tasarruf olmasa da irşad caiz midir? Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil
münkerin caiz olduğu gibi, şayet irşadın hakikatinde bazı şartlar koşulsa ve
bu şartlar bulunsa, irşad etmek yasak mı olur? Veyahut, zamanımızdaki
hakimlerin, hakimlik ve kadılık şartlarına sahip olmadıkları halde, şimdiki
şeyhlerde de, saydığımız vasıflar bulunmasa da irşad etmeleri caiz midir
veya değil midir? Allah’ın (c.c) ecrini kazanarak, bize açık ve doğru olarak
fetva veriniz. Alim ve vehhab olan Allah’ın rızasında başarınız devam etsin.