İçindekiler


ALTINCI MEKTUP

Mevlana Halid (k.s) bu mektubu kardeşi, halifesi Şeyh Mahmut Sahib için göndermiş ve hakka yardım, hakikati ortaya koymak için gerçek din alimlerinden tarikat ve irşadla ilgili konularda fetva istemiştir.

Not: Mevlana Halid (k.s) Süleymaniye’den Şam’a gittiğinde, yerine kardeşi Şeyh Mahmut Sahib’i vekil bırakmıştı. Bunu fırsat bilen fitneciler, Şeyh Mahmut Sahibin keramet ehli olmadığını iddia ederek fitne çıkarmışlar, Mevlana Halid çıkan bu fitneyi ber taraf etmek için ulemadan fetva istemiştir. Bu mektuplardan sonra fetva sorulan bir çok zat, bu vasıfların sahibine intisap ederek, onun büyüklüğünü takdir etmişlerdir.

Hadis, tasavvuf, hüküm, fetva, tedris ve ahkam alanının ileri gelen alim ve büyükleri –Allah Teâlâ onların ilimleri ve bereketleriyle insanlık alemini faydalandırsın ve kendilerini Cennete Firdevs-i Alâya dahil etsin- şu vasıf ve hallerini sayacağım zat hakkında ne hüküm verirler?…

O, itikaden Eş’ari, mezheb olarak Şafii, meşrebte Nakşibendi ve Kadiridir. Peygamber Efendimizin (a.s) yüce sünnetine uymaya teşvik eder. Makbul olmayan bütün bidatlardan etbaını sakındırır. Gücü yettiği kadar selef-i salihinin izini takip eder. Dünya ve ehlinden yüz ve gönül çevirir. Dinini yaşamada hiçbir kınayanın kınamasına aldırış etmez. Allah Teâlâ’yı kullarına sevdirir ve onları kulluk yoluna sevkeder. İyiliği emredip, kötülükten nehyeder. Güzel niyet ve ihlasla yanına gelenleri gaflet uykusundan uyandırıp zikir ve fikirle şereflendirir. Batınında öyle bir manevi güç vardır ki, Allah Teâlâ’nın yardımıyla müridlerin kalblerine ilahi aşk ve cezbe ilka eder. Zulmet perdelerini kaldırır, Allahtan başkasının kalbe girmesine mani olur veya onların tesirini aza indirir. Bütün bunların yanında ehli olmayana açılmaması gereken daha bir çok hal ve işlere vesile olur. İbadetleri huşu ile, farz namazları cemaat ile eda etmeyi, namazın sünnetlerini, işrak, kuşluk, evvabin, teheccüd ibadetlerine devam edip az uyuyup az yemeyi öğretir. Açık zikirden en az yetmiş kat faziletli olan gizli zikre güzelce devam eden bu şahsa, geçmiş büyüklerin izi ve ameli üzerinde Nakşi ve Kadiri tarikatlarının edeplerini öğretmek, insanları sünnet-i seniyyeye uymaya teşvik etmek ve çirkin bidatlardan sakındırmak için şeyhi (Mevlana Halid k.s.) tarafından izin verilmiştir.

Ey şeriat ve hakikat alimleri, şu vasıflarını saydığım zat hakkında ne dersiniz?

Saydığım bu vasıflar zikri telkin, marifeti tarif ve kulları irşad için kafi değil midir? Yoksa bütün bunlarla birlikte insanların meşayıh-ı kiramdan istedikleri suda yürümek, havada uçmak, gaibden bir şeyler vermek gibi harikulade işler ve hissi kerametler gösterilmesimi şarttır? Halbuki önceki ve sonraki büyüklerin ve keşf ehlinin ittifakla bildirdiklerine göre keramet gibi şeyler mürşidin irşadı için şart değildir. Onsuzda olur. Bu takdir de, İslam ülkelerinin çoklarında bu değerli ve kıymetli vasıfları taşıyan kimselerin az bulunduğu veya hiç bulunmadığı dikkate alınırsa, irşadın vacip olduğu fikrine varılabilir mi? Veyahut, bilindiği gibi mendup mudur? Yahud da mutlak olarak caiz midir? Müridlerin şahıslarına göre değişir mi?

Emr-i bil ma’ruf ve neyh-i anil münkerde olduğu gibi bazen vacip, bazen mendup, bazen caiz, bazen mekruh ve bazan da haram mıdır? Hiç Batıni tasarruf olmasa da irşad caiz midir? Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anil münkerin caiz olduğu gibi, şayet irşadın hakikatinde bazı şartlar koşulsa ve bu şartlar bulunsa, irşad etmek yasak mı olur? Veyahut, zamanımızdaki hakimlerin, hakimlik ve kadılık şartlarına sahip olmadıkları halde, şimdiki şeyhlerde de, saydığımız vasıflar bulunmasa da irşad etmeleri caiz midir veya değil midir? Allah’ın (c.c) ecrini kazanarak, bize açık ve doğru olarak fetva veriniz. Alim ve vehhab olan Allah’ın rızasında başarınız devam etsin.