Mevlana Halid (k.s) bu mektubu Medinetü’s-Selam olan Bağdad’ın halifeler
(k.s)’ine göndermiştir.
Yardımı yalnız O’ndan talep ederiz. Hamd Allah’a mahsustur. Selam Allah
Teala’nın seçtiği kulların üzerine olsun. Kendi nefsinin helakına çalışan,
bugünün işiyle meşgul olmakla, yarının cezasından, dünkü günahından gafil
kalan kul Halid (k.s)’den, mahdumları Seyyid Abdul-Gafur, eş-Şeyh Muhammed
el-Cedid ve Musa el-Ceburi’ye.. Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üstünüze
olsun.
Sizlere, sünnet-i seniyeye sıkı yapışmayı, cahiliyye adetlerinden ve çirkin
bidatlerden yüz çevirmenizi, sufilerin şatahatlarına aldanmamanızı, avam
tabakasından karışık kişilerden uzaklaşmayı, vezir, emir veya paşa yanında
bulunarak, onlarla sohbeti terk etmenizi, kuvvetli ve sıkı bir şekilde emir
ve tavsiye ederim. Zira onlara ricada bulunmanız sizleri sonuçta kötüleyecek
ayıpları ortaya çıkarır. İki zararlı şeyden birini yapmak zorunda
kalırsanız, zararı az olanı yapmak lazımdır.
Mutlu o kimsedir ki başkalarından vaaz dinler, ibret alır. Zannetmeyiniz ki
Müslüman kardeşlerinin ihtiyacını temin etmek en büyük ibadetlerdendir. Bu
doğrudur ama din kardeşlerine hizmetten daha önemli hizmet olmadığı zaman
geçerlidir.
Padişahlara, emirlere, kumandanlara ve onların yardımcılarına katılmayın.
Sohbetlerinde bulunmayın. Onlara iltifat etmeyin. Çünkü sizler onları ıslah
edecek kuvvete sahip kişiler değilsiniz. Onlar zalim kişilerdir. Biz salih
kişileriz diye böbürlenip onların gıybetini yapmayınız ve onlara sövmeyiniz.
Onlara sövmek ve gıybetini yapmak, kendini beğenmek ve cahillikten
dolayıdır. Az veya çok bizde zalim olmayan hiçbir kimse yoktur. Ancak emir
sahibi kişilere yardımcılarına, tevfik ve ıslah ile dua etmeye ihtimam
ediniz. Taberani; Mucemü’l-Kebir ve Mucemu’l-Vasitin de Peygamber Efendimiz
(aleyhi ekmeluttehaya)’den
“İmamlara sövmeyiniz. Onların iyiliğine dua ediniz. Çünkü gerçekte onların
iyiliği sizlerin yararınadır.” Hadis-i şerifini rivayet etmiştir.
Bundan sonra, idarecilerden ve onların yardımcılarından hiç kimseyi tarikata
almayın. Yine, şehvetlere dalmış, dünya lezzetleriyle lezzetlenen
tüccarlardan, ilimlerini insanların yanında şeref kazanmaya ve dünya malını
toplamaya vesile kılan ilim talebelerinden, boşta durup, işsizliğinden
dolayı tarikata dayananları, tarikata almayınız.
Salih olmak ve müridlik adıyla kendi ağırlıklarını, insanların boyunlarına
yükleyen kişileri ve dünyanın herhangi bir rütbe ve mevkisi eline geçince
kaplan gibi ona sıçrayan ve değil bir mürid, bir halife dahi onlarla
karşılaştırıldığında öfkelenen kimseleri de tarikata almayınız.
Halifelikten dolayı şöhret ve para kazananları görüp,şöhret ve para kazanmak
için halifelik sevdasına tutulanları da tarikata almayın. Biliniz ki benim
yanımda en sevimliniz kendisine tabi olanların içinde dünya ehli az, yükü
hafif olan, fıkıh ve hadis ile en fazla meşgul olanınızdır. Bazı hadislerde:
“Bir kişinin sultana yaklaşması fazla olursa, Allah Teala’dan da uzaklığı
fazla olur. Kendisine tabi olanlar çoğalırsa, şeytanlar da çoğalır. Malı
çoğalırsa, hesabı da zorlaşır.” Şeklinde buyurulmuştur.
Durum böyle olunca, bu saydığım kişiler ile cemaatınızı çoğaltmaya meyliniz,
tamah, şöhret ve şeref sevgisini artırır. Din verip, karşılığında dünyayı
almaya sebep olabilir. Bu niyetlerin hepsinin fesada götürücü zararlı
oldukları açıktır. Beyan etmeye ihtiyaç yoktur.
Şeytan sizi kandırmasın. Halifeliğin faydası, cezbeyi temin ve kalpleri
ıslah ile ümmete fayda ulaştırmak içindir. Etbaınız çok olmadığı takdirde
(Kuran-ı Kerim’in) hatminin kolay olmayacağı düşüncesi sizleri aldatmasın.
Ben sizlere sadık talebeler bıraktım. Onlar da yukarda saydığımız kötü
sıfatlar yoktur. Bunlar az olsa da bir tanesi, diğer tembellerin
binlercesinden daha güzeldir. Kuran-ı Kerim’in hatmi için ise, otuz kadar
mürid kafidir. Bunu ihlas ehli komşularla da yapmak mümkün olabilir. Şayet
müyesser olmazsa da, Allah Teala ve Tekaddes, hiçbir nefise kendi takatından
fazlasını yüklemez.
Kadınlar teveccüh için Ubeydullah el-Haydari Efendi’nin evine sık gitmeyi
bıraksınlar. Sonra bu iş tarikattan çıkmasına sebep olabilir. Bu işi
isteyerek yaptığından dolayı da büyük bir düşüş kaydeder. Bu tarikatın
sadatları oyuncak değildir. Ubeydullah bu işi yapabiliyorsa üzerinde hilafet
olduğu için yapabiliyor. Kendisi bütün halifelerden daha kıdemli olduğunu
zannediyor ki bu yanlıştır.
Tarikata girdikten sonra dünyaya meyledenle, tarikata girmeden dünya ehli
olup bizi seven kimsenin durumu aynı olmaz. Bu tarikatın imamları değil
halifeleri, müridleri bile -mürşidine söz verdikten sonra hafif yüz
çevirmelerinden dolayı tarikattan- tard etmişlerdir. Reşahat kitabına
bakınız. Tarikatın piri Bahauddin Şah-ı Nakşibend (k.s) ve Hace Ubeydullah
el- Ahrar (k.s)’dan hac için izin isteyen veyahut bazı medreselerde ders
vermeyi kabul eden bazı müridlerin tarikattan kovulduğunu göreceksiniz.
Şayet siz benim söz ve vasiyetlerime muhalefet ederseniz benimle yaptığımız
ahdi bozmuş olursunuz. Bunun sonucunun nereye varacağını biliyorsunuz.