Mevlana Halid (ks) bu mektubu; kardeşi, halifesi Şeyh Mahmud Sahib el-Osmani
(ks)’ye Nakşibendi ve Kadiri tarikatlarında icazet olarak göndermiştir.
Hamd, sevdiklerinin letaiflerine ef’al, esma selbi ve subuti sıfatlarıyla,
keyfiyet ve kemiyetten münezzeh ve mukaddes olan zat-ı ehadiyyeti ile
tecelli eden Allah’a mahsustur.
Mevla (c.c) sevdiklerinin letaiflerini; alem-i halktan olan kötü
sıfatlardan, beşeri bulanıklıklardan tezkiye ve tasfiye etmiştir. Seçtiği
kulların ruhaniyyetini, aşkın ateşi ve tecelliyatının nurlarıyla, mutlak
vahdetin şuhudundaki cemalin müşahadesine çıkarmıştır.
Onlara kesretteki vahdeti, vahdetteki kesreti basiret gözüyle göstermiştir.
Kadim ve ezeli kelamında onlar hakkında şöyle buyurmuştur;
“Allah’ın veli kullarına korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar. Onlar o
kimselerdir ki dünyada iken iman ederek Allah’ın (azabından) korkarlardı.
Dünya ve ahire hayatında onlar müjdeler vardır.” (Yunus,62)
Ayrıca; “Kim ki Allah için kırk gün ibadetinde ihlaslı davranırsa hikmetli
sözler kalbinden çıkıp diline gelir.” (Münavi, Feyzu’l Kadir, VI,43,Had.
No:2542) hadis-i şerifini buyuranEfendimiz Mevlamız Hz. Muhammed’e (aleyhi
ekmeluttehaya) ve mahlukların en hayırlıları, halkı Allah’a çağıran,Ehadiyet
güneşinin ve Allah’a yakınlığın tanınmasına hidayet vesilesi olan al ve
ashabına salat ve selam olsun. İlimlerin en büyüğü ve Allah nezdinde en
şereflisinin batın ilmi olduğu bir hakikattir. İnsan bu ilimle çirkin ve
kötü sıfatlardan temizlenir. Kişinin kabiliyetine göre kurtarıcı ve güzel
ahlakla ölmeden evvel ölmesi bu ilim sayesindedir.
Şeriat ilminin, şeriat ağacından peyda olan tarikat dallarının yeşillenmesi,
marifet yapraklarıyla bezenmesi, hakikat-i Mahmudiyyenin mahbubiyetinin
meyvesinin hasıl olması batın ilmiyledir. “Her ilmin şerefi o ilmin
sayesinde bilinenlerin şerefinden kaynaklanır.” Sözü gerçekleşmiş bir
hakikattır.
Bu hak ve gerçek icazete bakanlar şunları bilsin: Öz kardeşim, güvenilir
kuvvetim, şerefli alim, fazıl, abid, mücahid, kamil, devamlı Allah’ı
murakabe eden, efendi, kalbimin sevinci, gözümün ferahı, Şeyh Mahmud Sahib
–(Allah (c.c) elini tutsun ve medediyle ona yardım eylesin)- benim yanımda
Tarikat-ı Aliye-i Nakşibendiye-i Müceddidiyede ve güvenilir kulb olan
Kadiriye Tarikatında-(Allah (c.c) her iki tarikatın yüce sırlarını mukaddes
eylesin)- seyr ü süluk yaptı. Neticede emir aleminden olan letaifleri Allah
zikriyle temizlendi. Allah’ın (c.c) efal, esma, selbive subuti sıfatlarının
tecelliyatının nurlarıyla ve keyfiyet ve kemiyetten münezzeh olan mukaddes
zatının tecelliyatıyla bu hal hasıl oldu. Kendisine ledün ilmiyle birlikte
batını ilim verildi.
Alem-i halktan olan dört unsurun letaifleri ve nefis latifesi, manevi
hastalıklardan ve beşeri bulanıklıklardan temizlendi. Tarikattaki makamların
mertebelerini tanıdı. Kendisine müridlere zikir telkin etmesine, irşad talep
edenlere süluk yaptırmaya, tarikattaki hatmelerin bütün çeşitlerini okumaya,
Kuran-ı Kerim’i, delail-i hayratı ve evradı okumaya icazet ve izin verdim.
Özellikle “Aliyyet’ül-Ektar ve Seyf’ül-Bettar fi’s-Salati’n Nebiyi ve’l
Muhtar” ismindeki virdimde de izin verdim.
Her şeyi ve edebiyle şeriat olan, kıyamet günündeki kurtuluşa, Mevlanın
rızasına nail olmaya ve yücelmeye vesile olan, şeriattaki azimetleri yerine
getirmekten ibaret olarak kabul edilen tarikatın usul ve kurallarına
muhalefet etmediği müddetçe yukarıda adı geçen hususlarda izinlidir.
Kendisine, devamlı Allah-u Teala’ya dalmaktan ve taattaki tembellikten yüz
çevirmek, aldatma yeri olan dünyadan uzak kalmak şartıyla izin verdim. Onun
reddi benim reddim, onun kabulü benim kabulümdür. Onun eli benim elimdir,
mededi benim mededimdir.
Kendisine vücudunu nefyederek ibadet ve taatlarda bütün gücünü harcamayı,
verdiği sözleri yerine getirmeyi, elinde olanla kanaat etmeyi, bütün mühim
işlerinde mahbub ve müheymin olan Allah (c.c)’a tam tevekkülle parlak, yüce
fırka-i naciye olduğuna ittifak edilen,ehl-i hakkın görüşlerine göre
akaidini düzeltmeyi, sıkıca sahabe-i kiramın hidayetine tutunmayı, onların
aralarında meydana gelen kavga ve ihtilaflara dalmaktan sakınmayı ve
sahabe-i kiramın ümmetin hidayet rehberleri olmalarından ve Kitab ile
sünneti bize nakletmelerinden dolayı haklarında hüs-ü zan etmeyi tavsiye
ederim. İrşad ehli gördüğü kişileri seyr-ü süluka tabi tutarak, rütbe ve
makamları tanıttıktan sonra istediği ve dilediği yerde icazet vermek için
kendisine izin ve icazet verdim.
Hakikatte şeyhlerin icazetleri ebedi bir nimet ve saltanatı kalıcı olan bir
devlettir. Kim onların emrine imtisal ederse hidayet bulur, kim onlara
muhalefet ederse dalalete gider, helak olur.
Cenab-ı Allah kendisine Tevfik ihsan eylesin, onu Şeyhlere (ks) ihtilaf
etmekten muhafaza eylesin.muttaki kimselere imam, taliplere faydalı nur
kılsın. Kendisinden ricam;bu fakir abd-i acize hidayet yolunda tam muvaffak
olmak ve hüsnü hatime ile ruhumu teslim etmem için duadan unutmamasıdır.