Mevlâna Halid (ks) bu mektubu, eskiden beri muhlisi ve samimi müridi tahkik
ehli, sahih ve zayıfı ayıran, Bağdat’ta Hanifilerin müftüsü Seyyid Es’ad
Sadreddin el-Haydari (ks)’ye göndermiştir. Allah (c.c) O’nun yüce sırlarını
mukaddes eylesin ve O’nun nurlarından üzerimize yağdırsın.
Allah-u Teala’ya hamd, Allah’ın (c.c) Resullerinin en şereflisine salat ve
selamdan sonra, meşhur ve mübarek vakitlerdeki kabul olması umulan
dualarımızla, alim, bilgin, meşhur, güzel ahlak ve temiz soy gibi iki şerefi
kendinde toplayan, fazilet ve edep gibi iki güzel huyu birleştiren,
fakirleri seven kerem sahibi, büyük efendim, Bağdat’ın müftüsü el-Hac
Muhammed Es’ad Efendi’ye selamlarımı sunarım.
Allah Sübhanehu ve Teala, onu velilerin nazar ve beraberliği ile
şereflendirip yüce Sadat-ı Kiram (ks)’ın hal ve yolunda daim eylesin.
Sevgi ve halis dostluğumun gereği olarak yazdığım bu mektubumla yapmak
istediğim sadık ve samimi muhabbetlerine bir teşekkür etmektir.
Önce şunu bildireyim: Bu fakir tüm dostlarıyla Şehrüzar’a ulaştı. Oradan
Baban hakimi Mahmud Paşa’nın Süleymaniye kadısını ve birkaç değerli
kimseleri yanımıza gönderip, hakkımızda daha önceden yapmış olduğu fiilinden
dolayı, kalbimizi almak için şehre çağıracağını işittik. Bu durumdan dolayı
bizde Sine’ye bağlı olan köyümüz Orman’a gittik. Sonra bildiğiniz gibi bazı
alimlerin onu bundan men ettiklerini ve onun da bu fikrinden caydığını haber
aldık. Allah Teala’ya hamd olsun. Böylece yapmak istedikleri müdafaa
zahmetinden ve onların elçileriyle konuşma zorluğundan kurtulduk.
Şimdi ise, fakirlerden bir cemaatle sufilik ve yokluk işleriyle meşgul
oluyoruz. Takat ve kuvvetimizin miktarınca sizlere salih dualarımızı ithaf
ediyoruz.
Sizlerden ricam, bazen bu fakiri, parlak sünnetin ittibaına muvaffak olması
için dualarınızla hatırlamanız ve karşılaşıncaya kadar da haberlerinizi
bizden kesmemenizdir.
Feleklerde hareketler devam ettiği müddetçe Allah (c.c)’ın selam, rahmet ve
bereketleri üzerinize olsun.