Mevlâna Halid (ks) bu mektubu; -Allah (c.c) kendisinden razı olsun- Bağdad
Seyyidlerinin başı Seyyid Abdül-Aziz el-Geylani Efendi’nin irşadına itina
gösterilmesi ve kerem sahibi olan dedelerinin yolunda yetiştirilmesi için
Bağdad’taki halifelerine göndermiştir.
Hamd Allah’a mahsustur. Ve bize kafidir. Salat ve selam Allah Tebareke ve
Teala’nın seçtiği kulları üzerine olsun.
Som altından daha safi, aziz ve muhlis olan Kadiriyye Postnişini Seyyid
Abdül Aziz’in bana ulaşan mektubu, şayet birinizin telkiniyle değil de,
kendi akıl ve zekasıyla yazılmış ise içindekiler benim hoşuma gitti ve
hayrette bıraktı.
İkinize de, kendisine çok teveccüh etmeyi emr ederim. Kendisi devamlı olarak
lafza-ı Celal ile arada sırada az bile olsa rabıta ile meşgul olsun. Allah
(c.c) dilerse, kendisi de bu nimete şükür ederse, fakir bizzat buradan
teveccüh edecektir. Bunun faydasını da görecektir.
Sonra kendisine rabıta da fena hali meydana gelirse veya bilinen tesiriyle
beraber, rabıta kendisinde zahir olursa (mürşidinin sureti görülürse)
veyahut hiçbir şey zahir olmadan rabıtadan dolayı kendisine yeni bir tesir
hasıl olursa ki bu üçüncüsü teveccüh kuvvetinin en aşağı mertebesidir; bir
gün sonra bile zahir olsa bunu garip görmeyin. Çünkü hakikatte tesir,
rabıtadan başka bir şeyden değildir. Bu söylediğimiz üç yoldan herhangi
birisi hasıl olduğu vakit, kendisi bana teveccüh etsin.
Kendisi için yaptığım istihare şöyle çıktı; Bilinen yolda varlığını yok
etmek için rabıtayı sabit kılacak sonra da dedesi Gavs-ı Azam’ın -Annem,
babam kendisine feda olsun.- ruhaniyetinden yardım isteyecektir.
Onun kerem sahibi selefinin adet ettikleri virdlere gelince; vird dersi
almak isteyenlere kalbi olanları veya dil ile olanları -kalbin dile uygun
olması şartıyla- telkin etsin.
Kendisi ise zikr-i kalbi ile meşguliyetini hiç terk etmesin, çok çalışsın ki
çok yücelsin. Kerem sahibi olan velilerin senetleriyle (silsilede ki
zatlar), Kadiri tarikatının silsilesini sonradan kendisine yazacağım. Bu
şekilde muameleyi kendisinden başka kimseye yapmadım. Yapılmasına da razı
değilim.
Ben bu şekilde muameleyi başkaları için de istedim fakat Cenab-ı Allah
Tebareke ve Teala ondan başkası için kabul etmedi. Sonra da kendisine
silsile ile birlikte Kadiri tarikatı aliyesinin bazı adabı gelecektir.
Bütün bu muameleler, onun Kadiri tarikatı aliyyesinin virdini kimseye
vermeye ehil olmadığını itiraf etmesinden ve sadık olmasından dolayıdır.
Şayet o sıdkını ve tevazuunu artırırsa, kendisine yapılan güzel muamele de
artar, yoksa artmaz. Kim bir iyi amel işlerse kendisi içindir, kim de bir
kötülük işlerse günahı yine kendisinedir. Sizler onun haberini bana iletin.
Hatta kendisi de tüm haberlerini saadetle bana bildirsin.
Seyyid bu muameleyi büyük bir nimet kabul edip, bu nimetin gerektirdiği
şekilde hareket etmelidir. Kendisine verilen nimetin hakkını yerine
getirmeye çalışmadığını gördüğünüzde bu mektupta ifade ettiğim hususları
kendisine açıklamayın. Onu bırakın istediği gibi yaşasın.
Gavs-ı Azam (ks) kerem sahibi olan evladından, tarikat için bana müracaat
edene bu şekilde davranmamı işaret etti arzusu bu yöndedir. Hayatta bulunan
çocuklarından bu muameleye tam layık ve ehil olabilecek birisini görmedim.
Eğer Seyyid Abdulaziz gayret edip bu meselenin hakkından gelirse dünya ve
ahiret saadetini kazanmış olur. Gayret etmezse de kendisi bilir.