Cenab-ı Allah CC bizleri onun bereketiyle şereflendirsin; Mevlana Halid (kaddesallahu
sırrahulaziz) bu mektubu Bağdat’taki halifelerin önderi, halifesi Şeyh
Muhammed Cedid’e göndermiştir.
Miskin ve fakir kuldan, gözbebeği Molla Muhammed Cedid’edir. Allah CC
kendisini kusurlu fiillerden ve kötü hasletlerden korusun.
Hizmetçimiz Esad ibni Naib Efendi -Allah Tebareke ve Teala onu bela ve
musibetlerden korusun- ihlası hakkında yazdıkların onun ihlasının bazı
alametleridir. Yazdıklarınızdan fazla bilmediklerin var. Sen O’nun rızasını
kazanmaya çalış. Ben O’nun razı olduğundan razı olur, gazaplandığından
gazaplanırım.
Vezir Davud Paşa Hazretlerinin güzel muamelelerinden dolayı, bütün
muhlislerimiz hatta Bağdat ahalisinin kendisine karşı kuvvetli ihlasa sahip
olduklarını yazmışsınız. Sizin yazdığınız ihlas, diğer memleketlerdeki huzur
ve tevazu ehlinden hediye edilen makbul duaların ve güzel medh ü senaların
yanında büyük denizlere karşı bir damla su gibidir. Hatta birçok zeki ve
anlayış sahibi kimseler; Ebu Naib Efendi’den zahir olduğunu söylerler.
Hacı Muhammed’in ihlasını beyan etmişsiniz. Onun ihlası aşikardır. İzaha
gerek yoktur.
Genel olarak Süveydi ailesi, özellikle Molla Muhammed Emin ve Molla Esad
mektup yazarak “Molla Muhammed Said’in yanına gelmek üzere sefere çıkmak
istediğini onların kendisine mani olarak medresede kalıp ilim okutmasını ve
tarikatı yaymakla meşgul olmasını emrettiklerini” bildirdiler. Bu konuda
isabet etmişler. Muhammed Said’in çoluk çocuğunu terkedip buraya gelmesine
razı olmam. Batın aleminde yakınlık ve uzaklığın bir olduğunu o yakinen
biliyordur. Yakınlık ve uzaklık arasında hiçbir fark yoktur. Dolayısıyla
buraya kadar yorulmakta hiçbir faydası olmaz. Kendisi ilim, amel, akşam ve
yatsı arasında ve tan yeri ağarmasından güneş doğuncaya kadarki zamanı taat
ve ibadetle ihya etsin.
Teheccüd namazı kılsın.
Kendisine hatme-i hacegan yaptırmaya ve başarabilirse Kuran-ı Kerim hatmini
indirmeye izin verdim. Benden talep ettiği hususa gelince, o konuda izin
vermiyorum. Vakti geldiğinde onun da gerçekleşeceğini zannediyorum.
Muhlis dostlarımızın mektuplarına kendi yazımla yazamamış veya hiç cevap
vermemiş olmam onlardan uzaklaştığım veya unuttuğum zannıyla yorumlanmasın.
Daha önce yazmış olduğum gibi bir kuşun yavrusuna duyduğu şevk ve arzudan
daha fazla onlara muhabbet besliyorum. Hatta onları gençliğimin ilk
çağlarından daha çok arzuluyorum. Ancak yanımda mektup yazacak kimse yok.
Şam’daki dostlarım benim huyumu bilmiyorlar. Ayrıca Allah’a hamd ve sena
olsun din işleriyle çok fazla meşgul olmamdan boş vaktim olmuyor.
Onlardan ricam beni afv edip, hoş görmeleri, kalbi muhabbet, gıyapta yapılan
dua ve cenaplarına yazabildiğim kadarıyla yetinmeleri.
Genel olarak bütün muhiplerimize ve özellikle sana sünnet-i seniyyeye ittiba,
nefsani arzu ve isteklerini terk etmeyi, meşrebini geniş tutmayı, tarikat
ihvanının sürçmelerini görmemeyi ve onları affetmeyi, fani olan dünyanın
zahiri güzelliklerinden kalben uzaklaşmayı, varlığını terk etmeyi, bütün
gücünü Allah CC’a taat ve ibadetle sarfetmeyi ahde vefa göstermeyi, var olan
ile kanaat etmeyi, şuhudu tahsil etmek için çok çalışmayı tavsiye ediyorum.