İçindekiler


YETMİŞ YEDİNCİ MEKTUP

Mevlana Halid (kaddesallahu sırrahulaziz) bu mektubu; müridi, eski dostu, ilim tahsilindeki arkadaşı allame, muhakkik mevlamız Şeyh Abdurrahman Ruzbehani’ye virdini değiştirme talebi üzerine cevap olarak yazmıştır.

Hamd Allah’a mahsustur. O bize kafidir. Selam Allah’ın seçtiği kulları üzerine olsun. Gönderdiğiniz mektupla müşerref olduk. Mektubunuzda arz ve talep ettiğiniz hususun gerçeklemesi için dua ettik.

Nefy ü ispat zikrine izin verilmesi, o virdi çekebilecek makama ulaşmaya veya büyük Hazretlerin (kaddesallahu sırrahulaziz) birisinin işaretine bağlıdır. Sizlere teveccüh ve iltifatımıza gelince bazı vakitlerde gerçekleşeceğiini ümid ederim.

Mektup yazarken dikkat edilecek en mühim edep, müridin hallerini ve ulaştığı şeyleri az veya çok açıkça beyan etmelidir. Bu tarikatın azı da çoktur. Şu şiiri söyleyen bunu ne güzel ifade etmiştir:

Senin azın da bana kafidir

Hiç senden olana az mı denilir

Zikrin şeklini değiştirme talebinde bulunmak tarikat ehlinin bilinen adetlerinden değildir.

Kardeşin ve kardeşim Şeyh Ali’ye bakarak emredilmediğin meselelerle uğraşmaktan sakın, sonra azımsanmayacak faidelerden uzaklaşırsın. Büyük şeylerle uğraşmak çoğu sefer zarar getirir. Halbuki mürid bu zararın farkında değildir. Cenab-ı Hakk’ın: “Sevmediğiniz Bir şey sizin için daha hayırlı, hoşunuza giden Bir şey de hakkınızda şer olabilr. (Bakara 216) mealindeki ayet-i celilesi bu konuda kesin nastır.

Fakir ve hakir anladığım kadarıyla kalbinizin halleriyle nefy ü isbatı gerektirmiyor. Sizler de buna ulaştığınıza dalalet eden bir şey yazmamışsınız. Bu durumda eski vazifenize devam edin. İhlas ve itikattan kaynaklanan bir zan ile tarikat ehlinin adet ve kurallarını terketmenin kötülüğünü sadece havas olanlar değil avam tabakaları da idrak eder.

Kelamın sonu sizlere selam.