Mevlâna Halid (kaddesallahu sırrahulaziz) bu mektubu Bağdat’taki iki
halifesine göndermiştir.
Seyyidim Abdulgafur ve Muhammed el Cedid’e selam ederim. Bu mektubu getiren
kimse ehlinden uzak ve garip birisidir. Ailesi Yemen’de olup Basra üzerinden
yanlarına gitmek istiyor. Yardım edebilecek kimselere bu konuda mektup
yazın.
Sizlere Muhammed Said’in durumunu bildiriyorum. O, Abdulgafur’a itaat etmeye
riayet etmemiştir. Bu konuda vesvese ve şikayet dolu bir çok mektup yazarak
halifelerimi ve müridlerimi rahatsız etmiştir. Kendisine mektup veya başka
bir şekilde bana müracaat etmemesini söyleyin. Müridlerden veya mürid
olmayanlardan hiç kimseyi bana ricacı olarak vasıta kılmasın.
Sizlere tekrar söylüyorum. Gerek izin konusunda gerek icazet konusunda,
gerek kabul edilme konusunda ve diğer konularda onunla ilgilenmek
Abdulgafur’un vazifesidir. Ben Abdulgafur’u, kerim nesebinden başka
hiçbir şey için sevmiyorum. Bununla beraber kendisinin tarikat adabına bağlı
olduğunu da biliyorum. Dolayısıyla onun hakkında hiçbir şikayetçi kabul
etmem.
Bundan önceki kendi el yazımla yazmış olduğum gibi Muhammed Said’in iznini
halifem Abdulgafur’u razı etmesine ve emrine imtisal etmesine bağladım.
Kendisine Abdulgafur’un evliliğe hazırlık dönemi müddetince geçici olarak
izin vermiştim. Tekkenin işlerinin ve hatme-i haceganın devam etmesinde
yardımcı olmasını emretmiştim. Bağımsız bir şeyh olarak mutlak irşad için
izin vermedim. Nasıl olur da o mektupla Bağdat’ın doğusunda ve batısında
iftiharla “filan beni halife kılmıştır. Fakat Abdulgafur ve diğerleri hased
ediyorlar.” diyebilir.
İnsanlardan mektup alıp göndermiş. Halifelerimi kötüleyerek nefs-i emmare ve
hased sahibi olarak nitelemiş. Her ne hali varsa Abdulgafur’dan başkasını
kendisine şeyh edinmesin. Kesinlikle bana müracaat etmesin. Abdulgafur’un
şeyhliğinden razı olmuyorsa kendisine izin verilmediğini bilsin. Nefsinden
başkasını suçlamasın. Bununla beraber Abdulgafur’un da kusurlu ve
anlayışının kıt olduğunu biliyorum.