|
Bu dünya hayatında, hakikat yurdu olan ahiret ile münasebeti bulunan tek şey namazdır. Namazın bu üstün şânı, onda Kâbe'ye dönüldüğünden dolayıdır. Dünyaya dâir yükselişlerin sonu ve bu yükselişlerin meydana gelmesi, yaratılmışlarla ilgili hakîkatlerin en sonuna kadardır. İlâhi hakîkatlere dâir nasip ise âhirete mahsustur. İlâhi hakîkatlerden yana dünyada bir haz yoktur. Ama namaz hariç… Çün ki namaz, müminin mi'racıdır. Bu mi'racda, dünyadan âhirete bir çıkış vardır. Bu mi'racda, âhirette nasib olacak haz vardır. Sanıyorum ki, namazda bu devletin gerçekleşmesi, yani ilâhî hakîkatlere yükselme, namaz kılanın, namazda Kâbe'ye yönelmiş olmasından meydana gelmektedir. Çün ki Kâbe: İlâhi hakikatlerin göründüğü, ortaya çıktığı yerdir. Dünyada Kâbe, pek hayret verici bir varlıktır. Zira o; görünüşü ile dünyadan, ama hakîkati ile âhiretten sayılır. Onun vasıtası ile, namaz da bu dereceyi almıştır. Ki namaz: Sûreti ve hakîkati ile dünya ve âhireti toplayan, içinde bulunduran olmuştur. Şu hakîkat anlaşılmıştır ki: Namazın edâsı sırasında gerçekleşen hâl, namazın haricinde hâsıl olan bütün kemalâtın çok üstündedir. Çün ki kendisinde bir yükseklik bulunsa dahi, namazın dışındaki hâl, gölge dâiresindedir. Ama, namazdaki hâl böyle değildir; çün ki onun asıldan nasibi vardır. Dolayısıyla, namazdaki hâl ile namaz dışındaki hâl arasındaki fark, asılla gölge arasındaki fark kadardır. Şu da şâhid olunan bir durumdur ki: Allah'ın yardımı ile ölüm anında hâsıl olan hâl, namazdaki hâlin üstünde olacaktır. Çün ki ölüm, asıl olan âhiret hallerinin başlangıcı arasındadır. Âhirete yaklaşıldıkça, yaklaşma derecesine göre, daha tamam ve daha mükemmel olmak vardır. Çün ki burada sûret ortaya çıkmaktadır, orada ise; hakîkat. İkisi arasında o kadar çok fark var ki. Aynı şekilde, Allah'ın keremi ile, küçük berzahta (kabirde) hâsıl olacak hâl, ölüm vakti hâsıl olan hâlin üstündedir. Bu kıyasla, büyük berzahta (kıyamette, mahşer yerinde) gerçekleşen hâl de, küçük berzaha (kabire) kıyasla böyledir. Ki orada müşahede edilen, orada görülen, daha tam ve daha mükemmeldir. Bu konuda son söz şudur: Dünya âhiretin ekim yeridir. Dünyada, talep edileni (matlubu) aramak, nefsi boşuna yorup helak etmektir. Yahut, matlubdan başkasını matlub sanmaktır. Pek çokları anlatılan bu zanna kapılmışlar ve uyku ile, hayal ile tatmin olmuşlardır.
Eğer dünyada kendisinde asıldan
yana bir şey bulunan varsa; bu vatanda, aranılanın kokusunu veren varsa,
o da namazdır. |