Cennet'e girmenin şartı; İslâm’ın beş şartının yerine getirilmesidir. En başta da namaz vardır.

– Kur'an âyetlerinin pek çoğunda, cennete girme vaadinin bağlı bulunduğu amel-i sâlihden bahsedilir. Bu sâlih ameller acaba, bütün ameller midir? Yoksa, o amellerden bazıları mıdır? Bu konuda çoktan beri tereddütte idim.

Şayet o âyetlerle kastedilen bütün ameller ise bunu yerine getirmek, cidden zordur. Çün ki, onu başarabilen azdır. Eğer bazı ameller ise, bu da meçhul olup, belirlenebilecek bir şey değildir.

Daha sonra, feyiz yoluyla hatırıma şöyle geldi: Her halde bu sâlih amellerden murad, İslâm'ın üzerine kurulduğu İslâm’ın beş şartıdır (Erkân-ı İslâmdır). Şayet bu beş esas kâmil olarak (eksiksiz) yerine getirilir ise zamanın kazancı, kurtuluş ve selâmet olur. Aslında bu beş şey, sâlih amellerdir ve kötülük ve günahlara engeldir. Allahu Teâlâ'nın buyurduğu;

"إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَاءِ وَٱلْمُنكَرِ"

– «... Namaz, edepsizlikten ve akla, şeriata uymayan şeylerden alır.» (Ankebut, 29/45)

Âyet-i kerimesi, bu mânânın şahididir. Anlatılan bu beş şeyi yapmak müyesser olunca, bunları yapmış olmakla şükür vazifesi de yerine getirilmiş olur. Şükrün yerine getirilmesiyle de, azaptan kurtuluş hâsıl olur. Bu mânâda bir âyet-i kerime:

"مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ"

– «Şayet iman edip şükre devam ederseniz. Allah size neden azap etsin?.» (Nîsa, 4/147)

Bu durumda, insana yakışan; bu beş erkânı yerine getirme hususunda son derecede çaba harcamaktır. Bilhassa, dinin direği olan namaz konusunda. İmkân nisbetinde, onun edeblerinden en alt derecede olanını dahi terk etmeye râzı olmamalıdır. Her kim, namazını tamam ederse İslâm'ın asıllarından büyük bir asla kavuşmuş olur. Kurtuluş yolunda sağlam bir ipe ulaşıp yapışmış olur. Büyük bir murada ermiş olur.

Bu yolda başarı ihsân eden Sübhan Hak'tır.