Efendimiz'e (s.a.v) indirilen kitap, tüm semavî kitapların özetidir.

O'na verilen şeriat da tüm şeriatların özüdür.

Şu, karar kılınan bir mânâdır ki: Allah'ın Resûlü Muhammed, Allahu Teâlâ’nın isim ve sıfatlarının bütün kemalâtını kendisinde toplamıştır. Bütün enbiyânın özelliklerinin orta hal (itidal) üzere kendisinde ortaya çıktığı peygamberdir. Allahu Teâlâ O’na, salât ve selâm eylesin.

Kendisine indirilen kitap da; diğer peygamberlere indirilen kitapların tümünün özüdür, özetidir. Peygamberimize ve diğer peygamberlere salâtlar ve selâmlar.

Aynı şekilde, Resulûllah (s.a.v) Efendimiz'e verilen şeriat, evvelki şeriatların tümünün süzülmesiyle ortaya çıkan en değerli kısımlarından oluşmuştur. Bu hak şeriatın gerektirdiği ameller, sair şeriatların, hatta meleklerin amelleri arasından seçilmiş amellerdir. Allah'ın salât ve selâmı, Peygamberimize ve diğer peygamberlerin tümüne  olsun.

Meleklerden bazıları, rükû ile bazıları secde ile ve bazıları da kıyam ile emrolunmuştur.

Aynı şekilde, geçmiş ümmetlerden bazılarına sadece sabah namazı, bazılarına da başka bir namaz emredilmiştir.

İşte bu şeriat ile gelen emir; Mukarreb meleklerin (İlâhi huzurdaki Allah’a yakın meleklerin) ve geçmişte yaşayan ümmetlerin yaptığı ameller arasından seçilmiş öz amellerdir.

Bu şeriatı tasdik etmek, bütün şeriatları tasdik etmek demektir.

Bu şeriatın gerektirdiği ile amel etmek, bütün şeriatların gerektirdiği ile amel etmek sayılır.

Hiç şübhesiz bu şeriatı tasdik eden ümmet, bütün ümmetlerin de hayırlısıdır.

Bu şeriatı yalanlayan da, sâir şeriatların tümünü yalanlayıp, inkâr etmiş sayılır.

Şübhesiz bu şeriatın gereği ile amel etmeyi bırakmak, sair şeriatların gerektirdiği ile amel etmeyi bırakmak gibidir.

Aynı şekilde, Resulûllah (s.a.v) Efendimiz'i inkâr etmek, Allahu Teâlâ'nın bütün isimlerine ve sıfatlarına bağlı kemalâtın tümünü inkâr etmek sayılır. Onu tasdik etmek ise, tümünü tasdik etmek demektir.

Dolayısıyla; Resulûllah (s.a.v) Efendimiz'i inkâr eden ve onun şeriatını yalanlayanlar, tüm ümmetlerin içindeki en şerli kimselerdir. Bunun içindir ki, Allahu Teâlâ, şöyle buyurdu:

"ٱلأْعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا"

– «Küfür ve nifak cihetinden, Araplar daha şiddetlidir.» (Tevbe, 9/97)

Bir şiir:

Arabî Muhammed Efendisi iki cihânın;
Vay haline kapısında toprak olmayanın...