|
İbâdetlerin en güzeli namazdır. Zâyi edilmemelidir. Kurtulma ümidi namazdadır. Bu dünya amel yeri, ahiret de mükâfat yeri olduğundan; burada yararlı amelleri yapmak yerinde olur. İbâdetlerin en güzeli dinin direği namazdır ve mü’minlerin de mi’racıdır. Şartlarından, erkânından, sünnetlerinden, edeplerinden her birinin uygun ve lâyık olduğu şekilde yerine getirilmesi için, onu edâ ederken tam bir özen göstermek ve dikkatli olmak gerekir. İtminan, ta'dil-i erkân ve devam hususları abartılmalı ve eksiksiz yerine getirilmelidir. Zira, insanların çoğu, itminanı ve ta'dil-i erkânı zayi ederek namazlarını boşa götürmektedirler. Böyle yapanlar hakkında çok sert emir ve şiddetli tehdit gelmiştir. [Ta'dili Erkân: Şartları düzgün yapmak, şartlarda adâlet, anlamına gelir. Namazla ilgili bir terim olarak; rükûnların (farzların) hakkını vermek, itminan halinde bulunmak, hareketlerden sonra durmak yahut kalkma-eğilme eylemlerini birbirinden ayıracak şekilde iki hareket arasında sâkin bulunmak. İtminan: Her rükûnda âzaların sükûnet bulması. Rükûnların birbirine eklenmemesi, aralarında sâkin durularak rükûnların birbirinden ayrılması.] Namaz sağlam olduğu ve mükemmele ulaştığı zaman, kurtuluş ümid edilir. Zira, (bu direkle) din ayakta durmuş olur. Mü’min için mi'rac da, tamama ermiş olur. Bir şiir:
Şeker yemesi
gerekir ehl-i safranın; [İnsan vücudunda ahlât-ı erbaa adıyla bilinen ve “kan, safrâ, sevdâ ve balgam”dan oluşan dört salgı mevcuttur. Bu salgılar vücutta belli oranlarda bulunduğu zaman insanlar sıhhattedirler. Bu salgılardan herhangi birinin artması veya azalması ile bu oran bozulur ve hasta olurlar. Bu beytte de zâhiri mânâsıyla: “Şeker, sevda salgısının oranını bozsa da, safrayı dengelemesi için yenmelidir” denilmektedir. Asıl mânâsına gelince: “Nefse çok ağır gelse de, engeller çok fazla olsa da namaz eksiksiz ve dosdoğru kılınmalıdır.” denilmektedir. En iyi bilen Sübhan Allah'tır.] |