Tesbihat ve hikmeti.

Her farz namazının edâsından sonra, Ayete'l-Kürsi’yi (Bakara Sûresinin 255. ayetini) okumaya gayret etmelidir. Bu mânâda, bir hadis-i şerif şöyledir:

– "Her farz namazın sonunda bir kimse, Ayete'l-Kürsi’yi okursa, onun cennete girmesine ancak ölüm mânidir." (Yani o anda ölmemiş olması buna engeldir. Ölecek olmuş olsa cennete gider.)

Beş vakit namazın edâsından sonra, şu cümleleri de okumak gerek:

1) Otuz üç kere tenzih cümlesi okunmalıdır:

Sübhanallah... (Allah Sübhandır.) (Allah, bütün eksikliklerden beridir.)

2) Otuz üç kere tahmid cümlesi okunmalıdır:

Elhamdülillah... (Hamd Allah'a mahsustur.) (Her türlü övgü O’nadır, O'na mahsustur.)

3) Otuz üç kere tekbir cümlesi okunmalıdır:

Allahu Ekber... (Allah en büyüktür.) (Hiçbir şey O’nu kuşatamaz. Meselâ: Bilmek O’nu kuşatamaz. O tam olarak bilinemez. Tam olarak bilinmek, sınırlı olmayı gerektirir ki, sınırı olan da âlemlerin Rabbi Allah olamaz. Dolayısıyla O’nu bilmenin bir sınırı ve sonu yoktur.)

Bir defa da şu cümleyi okumak gerekir:

– Lâ ilâhe illellahü vahdehu lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l hamdü yuhyi ve yümiyt. Ve hüve alâ külli şey'in kadir... (Allah'tan başka ilâh yoktur. Tekdir, ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ona mahsustur. Öldürür ve diriltir. O, her şeye kadirdir -gücü her şeye yeter-.)

Böylece yüz adet tesbih tamamlanmış olur.

Resulûllah (s.a.v) Efendimiz'den nakledilen bu hadis-i şerifin emriyle; farz namazların edâsından sonra, toplamda bu yüz tesbih, tahmid, tekbir ve tehlili okumanın sırrı Fakir'in ilminde şudur (İmâm-ı Rabbâni Hz. Fakir ifâdesiyle, kendisini kastetmektedir):

1) Tesbih ve tekbir ile, namazın edâsı sırasında meydana gelen kusur ve eksikliği  gidermek.

2) İbâdete ve onu tam mânâsı ile yerine getirmeye lâyık olmadığını itiraf etmek.

3) Bu ibâdet, Allahu Teâlâ'nın başarı ihsan etmesiyle nasib olduğu için, hamd edilerek bu ni'metin şükrünü edâ etmek.

4) Sübhan Haktan başkasının ibâdet edilmeye hakkı olmadığını ve lâyık olmadığını bilmek.

Eğer namaz; şartlarına ve âdabına uygun olarak kılınır ve ardından, yukarıda anlatılan güzel kelimelerle eksiklikleri telâfi edilirse, bu ni’meti edâya muvaffak kıldığı için Allah'a şükredilirse ve O’ndan başkasının ibâdete hakkı olmadığı tefekkür edilirse; o zaman, o namazın Yüce Hakkın kabulüne lâyık olması, o namazı kılan kimsenin de, kurtulanlardan olması umulur.