Klavyenizdeki Ctrl ve F tuşlarına birlikte basın ve açılan kutucuğa aradığınız kelimeyi yazın. Veya aşağıya doğru arayın.

 

SÖZLÜK

 

acapce: Şaşılacak biçimde

adâvet: Düşmanlık

adem: Yokluk

adû: Düşman

adunûzdûr: Düşmanınızdır

afdal: En faziletli

agah: Uyanık, dikkatli

ağyar: Dost olmayanlar

ahad: Tek

akalim: İklimler

akallem: Çok azim

aksa: En son, nihâyet

akval: Sözler

ala: Yüksek, en yüksek

alayık: İlgiler, ilişkiler

alem-i ervah: Ruhlar alemi

alem-i lahut: Îlahî âlem

allah-u âlem: Allah en iyi bilir

allahu's samed: Allah hiçbir şeye muhtaç değildir

amentu: İman esâsları (İmanın altı şartı)

anı: Onu

ansâr: Yardımcılar

arham: Daha merhametli

âsan: Kolay

ashâb: Peygamberimizin arkadaşları

asir: Zor

atâ: Verilmiş

avâlim: Alemler

avni: Yardım

ayan: Açık, seçik

ayne'l yakîn: Gözle görür derecede veya görerek inanma

azhar: En açık

azimet: Takva, daha faziletli olanı tercih, takva

bac: Haraç, vergi

bahr: Deniz

bahil: Cimri

bais-i seyr-i vusul: Vuslat seyrinin sebebi

bark uliser: Parlar

basar: Görmek

bast: Feyz-i Îlahinin gelmesi

batın: İç, gizli

beka: Ahiret, sonra

bend: Bağlama, edebilik takınma

bendeler: Köleler

bed-idelüm: Başlayalım

beşaret: Müjde

beyan: Açıklama

beyt-i Rahman: Kâbe

bîçün: Zamansız (Allah kastediliyor)

bihamdillah: Allah'a hamd olsun

bihûş: Kendinden geçme

bilâd: Beldeler, şehirler

bilâ harf: Harfsiz

bilâ misli: Benzersiz

bilâ savt: Sessiz

bî nihâyet: Sosuz

buğz-ı fillah: Allah için kızmak

bular: Bunlar

burhan: Delil

canib: Kenar, taraf

cari: Cereyan eden, akan

cerh-i ta'dil: Yanlış veya doğrusunu araştırmak

cife: Leş, hayvan ölüsü

cinân: Cennetler, bahçeler

cism: Vücut

cûd: Dağ cömertlik

cûlûs: Oturma

cûriâ: Yudum

çâket: Yırt

çarh-ı eflak: Feleğin çarkı

dahledersin: Karışırsın

dalâlet: Sapıklık

danik: Dirhemin altıda biri

dehir, dehr: Zaman, dünya

dekayık: Încelikler

delâil: Deliller

derun-u razını: İçinin sırrını

dilşâd: Gönül sevinci

düşmen: Düşman

dürlü: Türlü

ebrâr: İyiİer

Ebu Mansur: İtikadda imamımız (bu büyük Türk alimi hicri 333'te vefat etmiştir.)

eclâ: En güzel, en parlak

ediserdir: Edecektir

efal: Fiiller

ehâk: En doğrusu, en haklısı

ekvân: Dünya, kâinat

ela: Dikkat

el-fakru fahri: Fakirlik iftiharımdır

emmâre: Emredici, zorlayıcı

emûvac: Dalgalar

enfa: En faydalı

enhâr: Nehirler

envâr: Nurlar

erfâ: En yüksek

esnâ: En güzel övgü

evâmir: Emirler

evlâ: Daha önce, daha hayırlı

evrâd: Muntazam yapılan zikir, günlük vird

evsâf: Vasıflar

efsâne: Dilleri düşmüş

ezellim: Çok hakirim

fakirullah: Allah'ın fakiri

fakr: Fakirlik

faris: Farsça, Acemce

fefhem: Bil, anla

fehmi: Bilgili, anlayışlı

fellah: Zenci

fenâ: Yok olmak, fani olmak

fenâ fillah: Allah'ta yok olma

fenâ olub: Yok olup

ferâset: Anlayışlılık

feryâd-ı res: Feryâd edenin yardımına koşan

fesâhat: Güzel ve düzgün konuşma

feth-i bâb: Kapı açma

fezkûrullah: Allah'ı zikrediniz

fezkûrunî: Beni zikrediniz (Bakara 152)

fiili: Fiillere ait olan, eylem olarak

firak, Firkat: Ayrılık, pratik

fusûl: Fasıllar, bölümler

fuzlâ: Faziletli

gâh: Bazan

gedâ: Köle

gehi: Bazen

ger: Eğer

gevher: Cevher

gaffar: Çok affeden

garim: Alacaklı, rakip

gına: Usanç, bıkkınlık

ğar: Mağara

ğûfran: Bağışlama

habib: Sevgili

hadd-i payan: Son, nihayet

hâdîm: Hizmetçi

hadis: Peygamberimizin sözü

hâfî: Gizli

hâi1: Engel

hakke'l yakin: Gerçekliğinde hiç şüphe olmayan

hâk-i pay: Ayağının toprağı, basılan yer

hakikat: Şeriat ve tarikatten sonra gelen, gerçeklik

hal: Oluş, keyfiyet

halayık: Yaratıklar

halleyle: Çöz

harık-ı Ade: Harikulade

hasbî: Karşılıksız

hassa: Hususiyet

haşa vü kella: Asla, hiçbir vakit

hatem: Sonuncu, yüzük

hatm et: Sona erdir

havf: Korku

hayyet: Dirilt

hazer kıl: Kork

hergâh: Her zaman

hergiz: Asla

heva: Nefis, heves

hışm: Kızgınlık

hîcâb: Perde, engel

hidâyet: Doğru yola girme

himmet-i ala ricalin: Himmeti yüksek kişilerin

hubb-i fillah: Allah için sevmek

hüccet: Delil

hüdâ: Allah

hüvel Hakk: Hak o'dur

hüvellah: O Allah

huvellahu ehad: O Allah birdir

ırak: Uzak

ırza: Razı etmek

ibn: Oğul

ibram: Zorlama

idiser: Eder

idman: Devamlı çalışmak

ifâ: Yerine getirmek

ifnâ: Tüketme

ifşa: Yaymak

ihâfe: Korkutmak

ihraç: Çıkarma

ihsan: Bağış

ihtida: Doğru yolu bulmak

ihtirak: Yanma

ihtiraz: Sakınma, korunma

ihvân: Kardeşler

ihya: Diriltme

ikab: Ceza verme

ikdam: Devamlı çalışmak

ikrar: Söylemek

iktida: Uymak

iktidar: Güç

ilahi: Ey Allah'ım

ilim: Allaha götüren bilgi

ilkâ: Atma

ilmel-yakın: Bilgiyle kesin inanma

imla: Yazmak

inâbet: Bir mürşide başvurarak tarikata girmek

inayet: lütuf

infak: Allah yolunda harcama

iradet: Dilemek

irsal: Göndermek

istikamet: Doğru yol

işrak: Aydınlatmak

i'ta: Verme

ityan: Getirme

iykan: Kesin, kati

izafet: Bağ, ilgj

kâbz: Amelsizlik, feyz-i manevinin kesilişi

kadem: Ayak

kadim: Eski

kail: Söyleyen, razı olan.

kaim: Makamına oturan

kâl: Söz

kalil: Az

kâmil: Olgun

kanı: Hani

kaani: Kanaâtkar

katil: Öldürme

katre: Damla

kavl-i kün: Ol sözü

kavl: Söz

kelam: Söz

kelam aksa: Uzaklardan gelen kelâm, Kur'an

kelb: Köpek

kella: Asla

kelim: Konuşan

kemter: Daha aşağı, değersiz

kenduzini: Kendisini

kenz-i esrar-ı hakayık: Gerçek sırların hazinesi

kenz: Hazine

kerremnâ: Biz mükerrem kıldık

kesif: Katı, çok

kesbi: Kendi kazancı

kesir: Çok

kevakib: Yıldızlar

kevn: Kâinat

kezalik: Böylece

kıldı kaim: Yaşattı, ayakta tuttu

kibrit-i ahmer: Simya ilminde toprağı altın yapmaya yarayan madde, tasavvufi manada mürşid.

kîl-i kâl: Dedikodu

kudret: Gücü yetmek

kulûb: Kalpler

kus: Davul

küffâr: Kâfirler

küfüv: Denk

küşade: Açılmış

la taknatû: Ümit kesmeyin

lem yezel: Baki, kalıcı, Allah kastediliyor

len terani: Beni göremezsin

levn: Renk

lika: Görme

lillah: Allah için

lisan-ı Türki: Türkçe

lüb: Öz

maâda: Gayrı

maâni: Manalar

maâsi: Günahlar

mâbud: Allah

mah: Ay

mahfi: Gizli

makala: Söz

mansıb: Makam

manzum: Şiir

masiva: Dünya ve içindekiler. Allahtan başka her şey masivadır.

masivallah: Allah'tan ğayrıları

meğer: Belki

memât: Ölüm

men aref: "Kim nefsini bilirse rabbini de bilir" Hadis-i Şerif

mensur: Düz yazı

meram: Maksad

mercu: Umulan

merğup: Rağbet edilen

merzuk: Rızıklandırma

mesâlik: Yollar

mestan: Sarhoş, kendinden geçenler

mevsuf: Vasıflanmış

mezâhir: Görünürde

mezîd et: Artır, fazlalaştır

muciz: Aciz bırakan, mucize

mudara: Yüze gülme

mudğa: Bir parça et

muğis: Yardım eden

muhib: Sevgi duyan

muin: Yardımcı

mukabil: Karşı

mukaddem: Önde olan

mukarin: Yakın olmak

mukarreb: Yakın

mukarrer: Devamlı

musannif: Yazar

mutabık: Uyan

mûtad: Alışılmış

mutahhar: Temiz

mûtmain: Kalbi doymuş

muvafık: Uygun

müberra: Beri kılınmış, aklanmış

mübtedi: Yeni başlayan

müçtehid: Büyük din bilgini

müdam: Devamlı

müeddeb: Edepli

mü'minâtı: Mü'min kadınlar

mürde: Ölü

mürsel: Peygamber

nadim: Pişman

nâfi: Faydalı

nakıs: Noksanlık

nakla: Naklen

nan: Ekmek

nazır: Bakan

nazir: Benzer

necat: Kurtuluş

nefhetti: Üfledi

nevâfil: Nâfileler

nevahi: Yasaklananlar

nevalin: Nasibin

niem: Nimetler

nisbet: Bağlılık

nisyan: Unutma

nittiğini: Ne ettiğini

nöker: Kul, köle

nush-i pend: Öğüt, nasihat

nusuh: Öğütler

nutuk: Konuşma

odunda: Ateşinde

olîserdir: Olacaktır

payan: Nihâyet

penah: Sığınma yeri

pend: Öğüt

pes: Sonra

rah: Yol

re'fet: Merhamet

remz: Rumuz, işaret

ricâl: Kişiler

riyâ: Gösteriş

sahavet: Cömertlik

sahi: Cömert

sail: Soran

sair Bilad: Diğer memleketler

saiy, sa'y: Çalışma

sakil: Ağır

salât: Namaz, duâ, istiğfar, rahmet 

sâlik: Tasavvuf yolcusu, giden, yürüyen

savab: Doğrusu

say ederse: Çalışırsa

sebkat: Öne geçme

selb: Înkar

selim: Sağlam, kusursuz doğru

semi’: Duymak

ser-mezheb: Baş mezheb

setr et: Ört, gizle

seyf: Kılıç

seyyah: Gezgin

seyyid: Efendi

silk: YoI

sîva: Allah'tan başka her şey

Sultan Mecid: Osmanlı Padişahlarından, (saltanat dönemi 1839-1861)

suy-ı hayat: Hayat suyu (ab-ı hayat)

sûz: Ateş

sücûd: Secdeler

sürûr: Sevinç

şafi: Şifa veren

şah-ı alem: Peygamberimiz

şakî: Habis, günahkâr

şefi: Şefaatçi

şem'a: Mum

şerh: Açıklama

şerî: Şeriat

şerik: Ortak

tâharrük: Hareket ettirme

tahayyür: Şaşırma

tahir: Temiz

tâhkik: Gerçek olarak

takrir: Yazmak

takvir: Ağırlaşmak

talib-i ezkâr: Zikirleri isteyen

tana: Şaşkın

tasdik: Doğruluğunu kabul etme

tashih: Düzeltme

tathir: Temizleme

tavassut: Vasıta olmak

tâzim: Hürmet

tâzir: Ceza verme

teenni: Acele etmemek

tefhim: Anlama

tafvîz: Allah'a havale etmek

tehaküm: Düşünmeye dalma

tekâsul: Tembellik

tekellûm: Konuşma

tekmil: Tamamlanmış, olgunlaşmış

tekvin: Yaratmak

tekye: Tekke

temessûk: Sarılma

temkin: Huzura kavuşma, ağır davranmak, dikkati olmak

tertila: Kur'an okumak

teskin: Yatıştırmak

teşviş: Karıştırma

tevcih: Mana verme

tevfik: Muvaffak olmak

tevhid: La İlahe İllallah Muhammedün Resulullah

tevil: Yorum

tûba: Ne mutlu

tulû: Doğmak

Tur: Hz. Musa'ya vahyin geldiği dağın adı

ukbâ: Ahiret

ukde: Düğüm

ulum: İlimler

umur: İşler

usûl: Metod, usül, yol

ülfet: Dostluk

varidat: İçe doğan şeyler

vassaf: Özellikleri sayıp döken, vasfeden

vecd: Kendinden geçerek aşka dalma

veled: Çocuk

veli: Fakat

vezîr: Padişahtan sonra gelen idareci

vus-i: Gücü

yaran: Dostlar

yederler: Götürürler

yekbar: Bütün, bir defada

zâif: Zayıf

zat: Öz, kendisi

zelil: Hor, hakir

zenbimizi: Günahımızı

zün-nureyn: Îki nur sahibi. Hazreti Osman (r.a.)

zühd: Kendini ibadete verme

zinhâr·: Sakın