|
DİVAN-I HAZRETİ ÜFTADE
1328
Yayına Hazırlayan Faruk Yücel
[(Docplayer sitesinden alınarak; hatalar düzeltilmiş, eksikler giderilmiş ve Bursa ve Mihrişah nüshaları ile karşılaştırılarak web için düzenlenmiştir. Semerkand Yayınevi baskısından yararlanılmıştır. Dr. N. AKSU)]
(Rakamlara tıklayarak, ilgili bölümün Osmanlı Alfabesiyle yazılmış metnine ulaşabilirsiniz.)
HAZRETİ ÜFTADE’NİN KISACA TERCÜME-İ HALLERİ (1)
Celvetiye Tarikatının pirlerinden bir büyük mürşittir. İrfanlarının büyüklüğünün gerçekliğine hakikat yolunda yürüyüş ve tarikat hâllerine dair söyledikleri, irşatta halifesi olan Hazreti Hüdai tarafından toplanıp düzenlenen (Vakıat) ismindeki büyük eser adil bir şahittir.
Arapça ibareli büyük bir ciltten ibaret olan bu büyük eserin bir nüshası âcizane tarafımdan Bursa’daki Camii Kebir Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı tercüme olunmuştur. Bir nüshası da (Beyazıt) Camii Şerifi içindeki kütüphanede vardır.
Bir Hutbe mecmuasıyla tasavvufa dair ilahilerini ihtiva eden Divançeleri de vardır. Vefatları (Nurullah Madacaa) terkibinin ebcet hesabıyla delaleti olan (988) tarihindedir. Mübarek mezarları Hisar dâhilinde Yerkapı (Bab-ı zemin) mahallesinde camii şerif yanındaki türbelerindedir. Mürşitleri olup Bursa da Üç Kuzular altında metfun olan Hızır Dedenin vefatından sonra Şeyh-i Ekber Hazretlerinin ruhaniyetlerinden istifade ettikleri (Vakıat) (2) isimli eserin muhtevasından anlaşılmaktadır.
Camii Kebir hakkında inşad buyurdukları:
[Ya Camiul Kebir ve ya Mecmu-ul Kibar / Tuba limen yazuruke filleyli vennehar]
manidar beyit hat sanatı cihetiyle de adı geçen mabedi süsleyen levhalar arasında müşahede olunmaktadır. Yüce hâlleri Hûsameddin Bursevî’nin tertibi olan Menakibname ile diğer bir başka Menakibnamede ve İsmail Hakkı merhumun (Silsile Name-i Celveti) isimli eserde zikredilmektedir. ------------------------------------------------------ (2) Arabiyyü’l-ibare büyük bir ciltten ibaret olan bu eser-i âliyenin bir nüshası taraf-ı âcizanemden Bursa’daki Camii Kebir Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı cüz-iyesi tercüme olunmuştur, bir nüshası da (Beyazıt)Camii Şerifi derunundaki kütüphanede vardır.
Arifane
ilahilerinden; (3) [Yine düş gönül yârin cemali şem’ine] ve [Aslını bilen kişi etmez bu ellerde karar]
mısralarıyla başlayan iki ilahileri ve tercüme-i hali, Melami Şeyhlerinden Selanikli Ali Örfî Efendi tarafından şerh edilmiştir. (Müstakim zade)nin;
[Düştü dile kalmadan Tarihi irtihal-i Üftade]
ile mübarek türbelerinin duvarında kazılı olan;
[Düştü ıskat ya ile tarih / Geçti Bursa’nın kutbu]
mısraları ölüm tarihlerini işaret etmektedir. Hazreti Üftade’nin sanduka-i şeriflerinde yazılı olan Hazreti Aziz Mahmut Hüdayi’e ait olan methiye:
Bağı aşkın andelîbi Hazreti Üftadedir Dertli âşıkların tabibi Hazreti Üftadedir
Vasıl-ı kâmil odur tevhidi zata şüphesiz Gösteren rah-ı hüdayı Hazreti Üftadedir
Eyleyen ruhundan istimdad erişir matluba Halleden her müşkülatı Hazreti Üftade’dir
Mürşidi-i âli dilersen damen-i pâkini tut Dost ilinin rehnüması Hazreti Üftade’dir.
Sıdk ile kul ol Hüdayî eşiğinde daima Bil hakikat kutbu’l-aktab Hazreti Üftadedir
Celvetiye Tarikatı âliye pirlerinden Muhammed Muhyiddin Efendi hazretlerinin İlahiler Divanıdır (4)
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hakk'a âşık olanlar Zikrullahdan kaçar mı Ârif olan gevherin Yok yerlere saçar mı
Gelsin mârifet alan Yokdur sözümde yalan Emmâreye kul olan Hayrı şerri seçer mi
Gerçek bu söz yârenler Gördüm demez görenler Kerâmete erenler Gizli sırrın açar mı
Sen bir kuru servisin Hemân şöyle durursun Sen bir palaz yavrusun Kuş kanatsız uçar mı
Üftâde yanıp tüter Bülbüller gibi öter Dervişlere taş atan İman ile göçer mi
***
‘Hû’ durur kuvvetleri taliplerin Refrefidir her zaman âşıkların
Dost yolunun menzilin kat’ etmeye Kuvvetidir daima ariflerin
Can u dilden Hû demeklik her zaman Derdinin dermanıdır sadıkların
Hû dese bir kere hem ehl-i safa Debreşur hep canları vâsılların
Ka’r-ı kalbe erişince zikri Hû Mahvolur varlıkları sairlerin
Hû demek ile hakikat keşfolur Seyri budur her zaman rasihlerin
Zikr-i Hû’yu vird edin Üftade sen Tâ bilesin sırrını sairlerin
***
Hû’durur cezbeleri dervişlerin Hû’durur izzetleri dervişlerin
Hû’durur sermayesi dervişlerin Hû demek evradıdır dervişlerin
Hû ile cümle merâtib kat’ olur Rehberidir Hû demek dervişlerin
Görünür dost yolunun kapıları Çevre yanı nur olur dervişlerin
Masivaya bakmadan olur halâs Gönlü gözü açılır dervişlerin
Dost cemalin görmeye kabil olur Vasıl olur sırları dervişlerin
Derdine derman dilersen Üfdade sen Hizmetin et Hû diyen dervişlerin
***
Diler isen gönül yâri Ki daim eyle gel zârı Fena’ya irgürüp vârı Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Ki kanlı yaş akıt gözden (5) Hararetler çıka sözden Deme sizdendürür bizden Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Gele aşk sana yar ola Dağıklarını hep dere Seni dost yoluna süre Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Seni ilte feleklere Buluşasın meleklere Erişesin dileklere Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Geçesin âlem-i ferşi Dahi kürsi ile arşı Gele muştucular karşı Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Ala senliğini senden Geçesin can ile tenden Tecelliler gele andan Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Geçesin eğri bakmaktan Gönül gayriye akmaktan İçesin safî ırmaktan Degil "ya Hû ve ya men Hû"
Dilersen vuslatın yârin Ey Üftade bula canın Gözüne görne cananın Degil "ya Hû ve ya men Hû"
***
Saladur ümmete Hakk'ın habibi Kamu dertlilerin her dem tabibi Bu ümmetin kıyamette şefi’i Onun doğduğu ay geldi beşaret
Cihanı nûr ile etti münevver Kamu canlar anın ile muattar Ki Allah’ın habibi ol mutahhar Onun doğduğu ay geldi beşaret
Nebiler serveri şahı Muhammed Velayet şehrinin mahı Muhammed Maarif kânının dürrü Muhammed Onun doğduğu ay geldi beşaret
Şeriat tahtının sultanı Ahmed Tarikat bahrinin ummanı Ahmed Hakikat dürrünün sarrafı Ahmed Onun doğduğu ay geldi beşaret
Hakk'ın sevdiği abd’ı Mustafa’dır (6) Vücudu âleme ayn-ı safadır Hakk'ın lûtfundan ümmete atâdır Onun doğduğu ay geldi beşaret
Ebu Bekr u Ömer Osman u Haydar Eden müminlere bunları rehber Ki miraç sahibi mihrab u minber Onun doğduğu ay geldi beşaret
Dü âlem halkının zevk u sefası Habibidir Hakk'ın hem Mustafa’sı Gönül âleminin nuru ziyası Onun doğduğu ay geldi beşaret
Demiştir hak ona "lev lake lev lak" Sen olmasan yaratmaz idim eflak Ki söyleşen anun ile taş u hâk Onun doğduğu ay geldi beşaret
Delil olan gazalarda guzata Şefi’ olan kıyamette usâta Sebep olan gönüllerde hayata Onun doğduğu ay geldi beşaret
Edin ona salât ile selamı Okutun mevlidin her subh u şamı Nebiler ruhûnun kudsi imamı Onun doğduğu ay geldi beşaret
Garip Üftade’nin canı dayağı Hakk'ın vuslatıdır daim durağı Ki İslam şehrinin yanmış çerağı Onun doğduğu ay geldi beşaret
***
Erden Hakk'a ermek gerek Erenleri bulmak gerek Bulmaz isen sen onları Can u dilden sevmek gerek
Sevenler buldu anları Erişti Hakk'a canları Bütün oldu imanları Can u dilden sevmek gerek
İzle daim izlerini İşit güzel sözlerini Gördüm dersen yüzlerini Can u dilden sevmek gerek
Yüzlerini her kim gördü Gönül iklimine erdi Maksudunu anda buldu Can u dilden sevmek gerek
Derviş ü derdmend Üftade Hak yolunda olmuş geda Muradını vere Huda Can u dilden sevmek gerek
***
Ver canını dost yoluna (7) Vermeyüben n’etsen gerek Ger canını verir isen Sırrın ile gitsen gerek
Can u tenin yüktür sana Her zerresi dağdan büyük Ger bu yükü atmaz isen Çok çok bela çeksen gerek
Gayet yakındır dediler Dost yolunu bunda bu gün Ger yarına kalır isen Çok intizar çeksen gerek
Âşıkların bil âdetin Kendilerin yok eylemek Ger yok edersen sen seni Baki hayat bulsan gerek
Söyle büyüklük yolunu Ey derdmend Üftade sen Her kim tutarsa bu yolu Tizden Hakk'a ermek gerek
***
Saladur dostlara tevhide gelsin Hakk'ın lûtfunu tevhidinde bulsun Gönül âlemleri nur ile dolsun Saladur mümine tevhide gelsin
Ki ehlidir olar Hakk'ı görenler Menazilde kemaline erenler Dahi saliklere rehber olanlar Saladur mümine tevhide gelsin
Gelin bahrine tevhidin girelim Ne yollar var durur anda görelim Hakk'ın rızasını anda bulalım Saladur mümine tevhide gelsin
Bilenlerin budur daim kelamı Erişir zakire Hakk'ın selamı Anar zakirleri Allah müdami Saladur mümine tevhide gelsin
Bulıcak tevhidin nurunu zâkir Olur can u gönülden Hakk'a şâkir Cemalini gösterir Allah kâdir Saladur mümine tevhide gelsin
Erer vuslat makamına şühûdu Kılar zatına Hakk'ın çok sücudu Dalar nur bahrine anın vücudu Saladur mümine tevhide gelsin
Garip Üftade’nin budur muradı (8) Kılavuz ola Hakk'ın görklü adı Ki dost ola Hakk'a biliş ü yâdı Saladur mümine tevhide gelsin
***
Seherde bülbülü gördüm iniler Kamu dertlilerin derdin yeniler İşitenler esirgeyip dediler Zihi şuride vü biçare bülbül
Meğer dimağına irmiş hevası Erişmiş canına gülün sefası Ki sanmış derdinin oldur devası Zihi şuride vü biçare bülbül
Firak odu erişmiş idicâne Gazeller okur iken yane yane Kokusundan erişti gülistana Zihi şuride vü biçare bülbül
Yitirmiş aklını bûy’undan anın Mecali kalmamış cisminde canın Ki urmuş terkini cümle cihanın Zihi şuride vü biçare bülbül
Araştırdı gezip bahçe bucağın Bulamadı gülün kızıl ve ağın Yitirmiş vuslatın bilmez ne çağın Zihi şuride vü biçare bülbül
Bu dert ile gülün geçti zamanı Firak od’una bu kez yandı canı Alındı mestliği dindi figanı Zihi şuride vü biçare bülbül
İşit Üftade’nin bülbül sözünü Ki izle ehl-i irfanın izini Dilersen kim göresin dost yüzünü Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde bülbülün gördüm durağın Gülün tekkesine dikmiş çerağın Güle can vermeye etmiş merağın Zihi şuride vü biçare bülbül
Yitirmiş aklını kendini bilmez Gülün devri geçince aklı gelmez Hakk'a âşık olanlar hergiz ölmez Zihi şuride vü biçare bülbül
Gülün benzi sarardı gülmez oldu (9) Kokusu bülbüle erişmez oldu Gülistana kimesne gelmez oldu Zihi şuride vü biçare bülbül
Ki bülbülün başına geldi aklı Göremeyip gülü etrafa baktı Firak oduna yanıp taşra çıktı Zihi şuride vü biçare bülbül
Bu derd ile gezerken berr ü bahri Çeker iken bela vü derd ü kahrı Gülün bûyu idi gönlünde fikri Zihi şuride vü biçare bülbül
Dedi bir ehl-i Hak geç fani gülden Fenasın bilmedin mi sen ezelden Vefa gelmez imiş fani güzelden Zihi şuride vü biçare bülbül
Garip Üftade’nin budur duası Erişe cennette Hakk'ın atâsı Gönüllere dola nur u ziyası Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde bülbülün gördüm figanın Gülün mest eylemiş kokusu canın Yitirmiş kendini bilmez mekânın Zihi şuride vü biçare bülbül
Akar gözlerinin yaşıyla kanı Ki gark olmuş gülün bûyine canı Unutmuş zâhir ü bâtın cihanı Zihi şuride vü biçare bülbül
Görenler der yazık bu derdmende Uçar iken havada zinde zinde Giriftar eylemiş canını bende Zihi şuride vü biçare bülbül
Meğer canı erişmiş vasl-ı yâre Bulunmuş derdine bin türlü çare Gelemez ayruk ol can bu diyara Zihi şuride vü biçare bülbül
Gülün bûyunda mahvolmuş vücudu Geçip gülden Hakk'a kılmış sücudu Budur âşıkların daim şuhûdu Zihi şuride vü biçare bülbül
Gül olmuş bülbüle bu kere âşık (10) Demiş ey bülbül-i şuride sadık Cemalin eylesin hak sana layık Zihi şuride vü biçare bülbül
Sözü Üftade’nin can bülbülüdür Gülistan dediği vuslat ilidir Süren âşıkları kudret elidir Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde bülbülün gördüm yatağın Gülün sâyesine kurmuş otağın Umar yâre vere cânı metâın Zihi şuride vü biçare bülbül
Kokusundan gülün mestane düşmüş Firak ü hasret odu başdan aşmış Ki cûş edip gönül deryası taşmış Zihi şuride vü biçare bülbül
Gehi ağlar gehi ebyata başlar Gehi mecnun olup başını taşlar Gehi dağlar gezip sahrada kışlar Zihi şuride vü biçare bülbül
Gehî hâmûş olup gayrıya bakmaz Ki gülden gayrıya hiç gönlü akmaz Giruben halvete taşraya çıkmaz Zihi şuride vü biçare bülbül
Atar dürlü belaya kendüzünü Bilemez nedürür kend'özünü Muradı bu ki göre dost yüzünü Zihi şuride vü biçare bülbül
Sanır bu resm ile erer visale Yüreğin eyleyüben pare pare Buluşmamış meğer bir ehl-i hale Zihi şuride vü biçare bülbül
İşit Üftade’nin bülbül sözünü Gülün bûyinde mahveyler özünü Dilersen kim göresin dost yüzünü Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde bülbülü gördüm iniler Gazeller okuyup kendiyi eğler İşiten âşıkın canını dağlar Zihi şuride vü biçare bülbül
Dedim ey bülbül-i şuride hayran (11) Neçe bir çağırıp eylersin efgan Bu hal ile visale olmaz imkân Zihi şuride vü biçare bülbül
Bu nağmelerini koy-gil aradan İşit nedir hadisi Mustafa’dan Yitir varlığını ağ u karadan Zihi şuride vü biçare bülbül
Fena iklimine sür-gil Burak’ı Dilersen kalmaya canda firakı Odurur ehl-i tevhidin durağı Zihi şuride vü biçare bülbül
O menzilde görünmez cism ile can Ne derya görünür anda ne umman Olur âşıkların derdine derman Zihi şuride vü biçare bülbül
Ne müddei kalır anda ne da'va Ne arzu bulunur anda ne sevda Ne suğra denilir anda ne Kübra Zihi şuride vü biçare bülbül
Garip Üftade’nin budur kelamı Göremez hiç kimesne ol makamı Erişmeyince Allah’ın selamı Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde bülbülü gördüm geceden Uçar vuslat makamında yüceden Açılmış maniler okur heceden Zihi şuride vü biçare bülbül
Dedim ey bülbül-i şuride âşık Bu menzile erişmek sana layık Yolunda maşukun oldundu sadık Zihi şuride vü biçare bülbül
Cevaba kalmamış asla mecali Ne firkat bilir anda ne visali Budur âşıkların ahir meali Zihi şuride vü biçare bülbül
Erişti bülbüle yokluk fenadan Görünmez masiva ağu karadan Heman halin bilir ancak Yaradan Zihi şuride vü biçare bülbül
Hakikat bahrine dalmış vücudu Kemaline eriştirmiş sücudu Budur âşıkların daim şühûdu Zihi şuride vü biçare bülbül
Hakikat canıdır bülbül havada (12) Ne dağlardadır onlar ne ovada Ne gül vardır ne diken ol arada Zihi şuride vü biçare bülbül
Garip Üftade’ye düşmez bu sözler Meğer ariflerin izini izler Bunu görmeye Allah vere gözler Zihi şuride vü biçare bülbül
***
Seherde başladı temcide bülbül Muradı bu işide medhini gül
Güle sabaha değin etti senayı Ki gark oldu gülün bûyine canı
Güle dedi visalin eyle ihsan Edeyim yoluna canımı kurban
Dedi yok yere etme yakanı çâk Gider bûy’um solar rengim olur hâk
Halas et masivadan kalbini pâk Hicab olmaya sana hergiz eflâk
Geçesin rengu bûy’a iltifattan Giyesin hilati hoş meskenetten
Garip Üftade’nin budur duası Gönül gayra bakıp olmaya asi
***
Ey yarenler haber verin bana ol Rabbi a'lâdan Kerem edip haber verin bana ol âli Mevla’dan
Ki zirâ bir zaman idi onunla aşina idim Hitap ermiş idi cana dahi ol yüce Mevlâ’dan
Ki şimdi firkate düştüm gelip bu âlemi cisme Gece gündüz yanarım kim çıkam bu hâl-i ednadan
Varam bir hal-i alaya erişem anda Mevla’ya Tekarrüb buluban ey dost çıkam bu dâr-ı dünyadan
Bulam Hakk'ın rızasını cemalinin ziyasını Vücûdum nura gark olup geçe esmâ-i hüsnâdan
Erişe birliğe fikrim ki dâim ol ola zikrim Yitirem kendimi her dem geçem suğrâ vü kübrâdan
Erişe Hakk'ın ihsanı açıla sırrı Sübhanî Ere Üftade’nin cânı haber duya müsemmâdan
***
Ey yarenler ilim andım Ne yerden geldiğim bildim Gönüldenmiş benim yolum Hidâyet eyleye Allah
Gönüldür kapısı onun Açılsa şâd olur canın Ki toprak olmadan tenin Hidayet eyleye Allah
Gidevüz ol yolu tutup Sülûk edenlere yetip Kamu varlıkları satıp Hidayet eyleye Allah
Erişevüz erenlere Hakikate varanlara Hakk'a gönül verenlere Hidayet eyleye Allah
Kanatlar bite uçmağa Yedi deryayı geçmeğe Eyü yavuzu seçmeğe Hidayet eyleye Allah
Gelip gitmek tamam ola Gönül maksudunu bula Kamu dostlar ile bile Hidayet eyleye Allah
Garip Üftade bîçâre Ki hicr ile yürek yâre Cihanda şöyle âvâre Hidayet eyleye Allah
***
Gece gündüz edelim zâr u efgân Hidayet eyleye Allah u Rahmân Kılavuzdur bize hem ehli irfan Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Gönülden olalım Allah’a âşık Tarikatta olalım Hakk'a sadık Cemalin görmeğe eyleye layık Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Keremden ilete dârü'l-Celâle (14) Meratib erişe cümle kemale Ede gözlerimiz layık cemale Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Nebilerle velilerle buluşup Ki ellerin öpüp anda görüşüp Cemali keşfine cümle erişüp Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Cemâli seyrinin ere safâsı Ziyâde erişe Allah atâsı Tecelli eyleye Hakk'ın bekâsı Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Rızâsıyla ede bize ziyafet Ki firkatler olup cümle selamet Diye razı mısız benden tamâmet Hidayet eyleye Allah u Rahmân
Garip Üftade’ye Hakk'ın habibi Şefi’ olmak ola haktan nasibi Ki oldur firkatin canda tabibi Hidayet eyleye Allah u Rahmân
***
Diler isen gönül yâri Ki dâim eylegil zârî Fenâya irgürüp varı Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Anın aşkı gele ere Dağıklarını hep dere Seni dost iline süre Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Seni ilte feleklere Buluşasın meleklere Erişesin dileklere Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Geçesin âlem-i ferşi Dahi Kürsi ile Arş’ı Gele muştucular karşı Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Geçesin eğri bakmaktan Gönül gayriye akmaktan İçesin sâfi ırmaktan Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Ala senliğini senden Geçesin cân ile tenden Tecelliler gele andan Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Aradan mahvola varlık Gönülde kalmaya darlık Ola ma’şuk ile dostluk Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Maârifle gönül dola Geri bu illere gele Kamu yârenlerle bile Degil “yâ hû ve yâ men hû”
Ey Üftâde seni sende O yâre eylegil bende Demegil bundadur anda Degil “yâ hû ve yâ men hû”
***
Firakın odunı duyalı canım Bela vü dert ile geçti zamanım Kerem edüp eyâ mürvetli hânım Bizi bu dert ile firkatte koma
Ezelden zevkin ermiş idi câna Ki gelmeden dahi biz bu cihâna Yitirdik zevkimiz erdi ziyâna Bizi bu dert ile firkatte koma
Nebilerden işitmiştim kelâmın Erişmiştir bize Senin selamın Velilerden işittik yine nâmın Bizi bu dert ile firkatte koma
Keremden eyledin va’de cemalin Umar âşıkların geri selamın Gönül yapmağ imiş senin kemalin Bizi bu dert ile firkatte koma
Açıver gözlerimizden hicabı Okuyalım cemalinden kitabı Budur âşıkların daim hitabı Bizi bu dert ile firkatte koma
Cemalin şevki tutmuştur cihanı Düşenler derdine bulurlar anı Budur saliklerin daim figanı Bizi bu dert ile firkatte koma
Dilersen derdmend Üftade yarin Şuhûd ede cemalini bu cânın Gece gündüz bunu desin lisanın Bizi bu dert ile firkatte koma
***
Tutalım Hakk'ın emrini Edelim dilde zikrini Dahi gönülde fikrini Cemalin eyleye ihsan
Ki daim diyelim Allah Gönülden eyleyelim âh Keremler eyleye Allah Cemalin eyleye ihsan
Gönül sahrası açıla Hakikât nuru seçile Şarab-ı aşkın içile Cemalin eyleye ihsan
Görünmez ola gayriler Ki sıhhat bula sayrılar Açıla cümle ma’niler Cemalin eyleye ihsan
Bekâ bağışlana daim Temaşada olup kaim Belalardan olup salim Cemalin eyleye ihsan
Hakikat bahrine dalıp (15) Cevahir gencini bulup Gönül visaline erip Cemalin eyleye ihsan
Garip Üftade’nin fikri Ki daim budurur zikri Ki cümle erişe şükrü Cemalin eyleye ihsan
***
Gelin yaran bu gün bunda bulalım zevk-i imanı Ere rahmeti Allah’ın bulavuz şekl-i insanı
Tarikata dürüşelim gece gündüz olup kaim Kabul eyleye ol Settar idüben bize ikramı
Sevelim can ile Hakk'ı ki yolunda olup kaim Tulû' eyleye canlarda erişe bize irfanı
Gönülden sürelim gayrı inayet eyleye Allah Selamet bula gayriden erişe Hakk'ın ihsanı
Ere canımıza irfan hakikate olup arif (13) Vara vuslat makamına geçüben cümle ekvânı
Hakikat bahrine dalıp vücudun anda mahvedip Fenafillâh makamında tamam eyleye seyranı
Garip Üftade’nin şevki cemali görmeden zevki Kamu âşıklara Mevla keremden ede ihsanı
***
Ey dostlarım dürüşelim bugün Allah’ı anmağa İnayet eyleye ol dost bizi komaya yanmağa
Tabiata ede meyli muhabbet erişe nefse Ere ruhumuza aşkı kerem yağmuru yağmaya
Ere canlar gülistana ki yani vasl-ı canana Ki bahr-ı nura gark olup kenar olmaya çıkmaya
Görüne ruh-i enbiya o deryanın yücesinde Ki nurdan tahtlar üstünde cemâl-i dosta bakmaya
Göyer âşıklara anlar bulalar cümle sadıklar Göreler dost cemalini ebed ol halde kalmağa
İzin verile bakmağa gönül başlaya akmağa Gide nurani perdeler yol ola Hakk'ı bulmağa
Adın Üftade ey derviş dürüş Allah’a yaz u kış İnayet eyleye Allah düşen elleri almağa
***
Ey dostlarım tanman bana aslımdan ayrı düşmüşem Vatanımı terk eyleyip aslımdan ayrı düşmüşem
Dostlar ile zevkte iken uşşâk ile şevkte iken Gönderdiler bu âleme aslımdan ayrı düşmüşüm
"Hubbu’l-vatan minel iman" dedi Resul-i Müstean Bunadurur işareti aslımdan ayrı düşmüşem
Yolun dahi gösterdiler buyurdular geri gidem Kuvvet bulamadım n'idem aslımdan ayrı düşmüşem
Gaflet bürüdü canımı bulamadım sultanımı Sultanım ala elimi aslımdan ayrı düşmüşem
Geri umarım aslımı terk eyleyip hep varımı Hak'tan umarım lûtfunu aslımdan ayrı düşmüşüm
Üftade miskin derdmend gurbette kalmışam medet Rahmeyle ya Ferd ü Samed aslımdan ayrı düşmüşüm
***
Ey acep bilsem nedir bu derdime derman olan On sekiz bin âleme hükmeyleyip sultan olan
Ol bana benden yakın iken beni mahcup eden Hasret oduna yakıp görünmeyip pinhan olan
Gönlümü yağmalayıp aklım alıp mecnun eden Sırrıma te'sir edip bu canıma canan olan
Benliğimdir beni bu derde giriftar eyleyen Kapıları bağlayıp yol vermeyip zindan olan
Her kim ölmezden önidin öldü ise tâ ebed Oldurur Hak yoluna canın verip kurban olan
Gördü ol matlubunu erişüben maksuduna (16) Ayrılıktan kurtulup içi dışı insan olan
Ben demekten fariğ ol ey derdmend Üftade sen Ben diyendir ayrılıkta kaluben hayvan olan
***
Ey acep bir gün ola görem mi ki mabudumu Zari zari inleyüp bulam mı ki maksudumu
Firkat odu baştan aştı vaslını eyle medet Her zamanda isteyip bulam mı ki mevdudumu
Derdime derman olan valsındurur heman senin Yâreme merhem olup bulam mı ki mahbubumu
Bir gün ola mı ki erip hûb cemâlini görem Nura mustağrak olup görem mi ki ma'şûkumu
Gece gündüz hasretinden âh u efgân eyleyip Vasıl olam mı acep bulubeni matlubumu
N’olur ol kuldan ki göremez ol sultanını Perdelerden kurtulup görem mi ki mezkûrumu
Derdmend Üftade’nin bakma yüzü karasına Gece gündüz yâd eder görem mi ki mabudumu
***
Ey acep bir gün erişem mi cemalin nuruna Can kelamın işitip varam mı vuslat Tur’una
Hub cemalini görüp ol şem’a pervane gibi Bâl ü per yakubeni düşem mi aşkın narına
Gece gündüz can u dil hasrette kaldı bîkarar Cism ile can bir olup erişe mi dildârına
Kim cemalin temâşâsına müstağrak olup Hem hakikat keşfolup erem mi ben esrarına
Bu vücudum mülkünü ölmezden ögden yok edip Haşrolup canlar ile varam mı vuslat kânına
Yedi deryayı geçip nûşedüben ab-ı hayat Vuslatı meydanının varam mı bir hânına
Bu garip Üftade n'eylesin bu za'fiyyet ile Nûr-ı Ahmet yardım ede ol zaîfin cânına
***
Hak yolunun talipleri (17) Cemalinin sadıkları Visalinin râgıpları Dost iline iltin bizi
Gönderdiler bunda beni İnilerim dünü günü Bulduğuma soram anı Dost iline iltin bizi
Ey enbiya ey evliya Ey etkiya ey asfiya Ey dervişân ehl-i safâ Dost iline iltin bizi
Yerler dahi gökler dahi Dağlar dahi taşlar dahi Sular dahi yeller dahi Dost iline iltin bizi
Cennet dahi ni'met dahi Hûri dahi ğılman dahi Varlığına olan delil Dost iline iltin bizi
Ey ulema-i âmilan Ey suleha-i sâlihan Ey fukara-i kânian Dost iline iltin bizi
Cümle cihan yoldur ana Geçmek gerek andan sona Yollar çıkınca bir yana Dost iline iltin bizi
Üftade miskin derdmend Ya Vahid ü Ferd ü Ehad Erişe lütfûnden meded Dost iline iltin bizi
***
Ey hakikat erenleri Dost elinin serverleri Taliplerin rehberleri Dosttan haber verin bana
Düştü yüreğime firak Dostumdan oldum ben ırak Edemedim hergiz yarak Dosttan haber verin bana
Hicran içinde kalmışam Derd ü gam ile dolmuşam Çok gussalara dalmışam Dosttan haber verin bana
Bulamayan bunda anı (18) Şâd olmaz anın hiç canı Benlikten alsın ol beni Dosttan haber verin bana
Anın ile bulam anı Terk eylerim cân u teni Yol açıvere ol Ganî Dosttan haber verin bana
Varam visaline erem Güzel cemalini görem Dağıklarımı hep derem Dosttan haber verin bana
Miskin fakîr Üftade’yi İçi dışı pür-yâreyi Terk etmeyin biçâreyi Dosttan haber verin bana
***
Dost elinin âşıkları hak yolunun sadıkları Dertlilerin hâzıkları dost eline yol kandedir
Derdi yüreğim dağladı bu gözlerim kan ağladı Nefsim yolumu bağladı dost eline yol kandedir
Sabr u kararım kalmadı canım visalim bulmadı Gözüm cemalin görmedi dost eline yol kandedir
Bir menzile vardı yolum hiç nesneye ermez elim Ayıruban geldi ölüm dost eline yol kandedir
Bir kâmile bir gün erem dost ilini ondan soram Sadâkatle yolun görem dost eline yol kandedir
Miskin fakir Üftade’yi zevkinle eylegil diri Ölünce söyleye dili dost eline yol kandedir
***
Firkatin dermanı vuslattır hemin Ermeyenler vuslata olmaz emin
Ya ilahi vuslatın eyle atâ Gönlümüzde vuslatın olsun mekin
Cümle âlem türlü türlü lûtf umar Aşıkın arzusu vuslattır hemin
Ayrılıktan âşıkın gönlü melûl Şâd et anı vaslın ile ya muin
Vuslatındır kîmyâsı firkatin Firkati vuslata döndür ey Metin
Bu tenezzül perdesin gözden gider Mahvolup gitsin aradan ey Mübîn
Bu garip Üftade’yi lütfü kereminden şâd et Rahm edip irgür visale ey Muîn
***
Firkatin dermânı vuslattır hemân Ermeyenler vuslata bulmaz emân
Ya ilahi vuslatın eyle atâ Gönlümüzü sevgin eylesin mekân
Cümle âlem türlü türlü lütf umar Âşıkın arzusu sensin bi-gümân
Firkatinle âşıkın gönlü melûl Şâd et anı vaslın ile fi'l-cinan
Vuslatındır kimyası firkatin Fırsatı vuslata döndür bir zaman
Mahvolup gitsin aradan masiva Ne tenim kalsın ara yerde ne can
Derdmend Üftade’nin aç kalbini Lûtf edip imanına vergil ayan
***
Âşıklara edin salâ (19) Oruç ayı geldi yine Rahmet denizi cûş edip Âlemlere doldu yine
Kur'ân'da Allah övdüğü Cümle nebîler sevdiği Ümmete Allah verdiği Oruç ayı geldi yine
Cümle aya sultân olan Dertlilere dermân olan Hak'tan bize ihsân olan Oruç ayı geldi yine
Hakk'ın atâsın getiren Zulmetleri hep götüren Cânlarda irfân bitiren Oruç ayı geldi yine
Saliklere kuvvet olan Âriflere izzet olan Mü'minlere cennet olan Oruç ayı geldi yine
Aydın eden gönülleri Mesrûr edin mü'minleri Ma'mur edin mescitleri Oruç ayı geldi yine
Üftade’nin cânı sever Oruç ayın dâim över Dost eline edin sefer Oruç ayı geldi yine
***
Şükür Allah’a ey dostlar Eriştik oruç ayına Ki mü'mine hidayettir Eriştik oruç ayına
Günahlarını hep silker Anadan doğma olursun Seni dost iline ilter Eriştik oruç ayına
Latif eyler vücûdunu Gönül âyinesin açar Şeyâtîn yanına gelmez Eriştik oruç ayına
Güzel hilâlini gördük Sevindiler kudûmüne Şükürler ettiler Hakk'a Eriştik oruç ayına
Umarız ol Ganî Allah Cemalin göstere bize Senâlar idevüz Hakk'a Eriştik oruç ayına
Habibi hürmetine Hak (20) Bize verdi oruç ayın Gördük lûtfunu Allahın Eriştik oruç ayına
Garip Üftade’ye yâ Râb Cemi’ ehl-i iman ile Orucun nurunu vergil Eriştik oruç ayına.
***
Salâdur mü'mine gelsin Teravih sünnetin kılsın Orucun kadrini bilsin Cemâlin isteyip Hak'tan
Dürüşüp tâate daim Gecelerde olup kâim Olup gündüzlerin sâim Cemâlin isteyip Hak'tan
Cemalidir murat olan Ki Kur’an da müfâd olan Bu âşıklar ki şâd olan Cemâlin isteyip Hak'tan
Oruç yoldur cemaline Erişince kemaline Nazar eyle meâline Cemâlin isteyip Hak'tan
Gözet adabını savmın Bağışlana kamu cürmün Geçir tesbih ile yevmin Cemâlin isteyip Hak'tan
Oruç rahmetdürür Hak'tan Verilmiştir bize çoktan Yakın gel bakma ıraktan Cemâlin isteyip Hak'tan
Garip Üftade’nin derdi Cemalin istemek virdi Bu yolda muntazır durdu Cemâlin isteyip Hak'tan
***
Ey dostlarım ağlaşalım Oruç ayı gitti yine Hasret ile inleşelim Oruç ayı gitti yine
Bir nur idi Hak'tan gelip Gönüllere nuru dolup Sadıkların elin alıp Oruç ayı gitti yine
Zalimlerin yollarını (21) Kesmiş idi ellerini Yıkmış idi illerini Oruç ayı gitti yine
Vermiş idi cana safa Etmiş idi ahde vefa Olmuş idi derde şifa Oruç ayı gitti yine
Lezzet veren teravihe İşrak eden mesabihe İzzet veren mesacide Oruç ayı gitti yine
Te'sirdürür Hak'tan gelen Âşıklara zahir olan Gönlümüze nuru dolan Oruç ayı gitti yine
Üftade’yi şâd eyleyen Mü'minleri yâd eyleyen Kaygudan azad eyleyen Oruç ayı gitti yine
***
Ey aşıkan ey sadıkan Gel gidelim dosttan yana Dostun cemalin görmeye Bir gün ola bizi ana
Cümle resul ü enbiya Hem âşık u sahib-liva Dertlilere ere deva Bir gün ola bizi ana
Destur ola ol illere Sevgi düşe gönüllere Dostun cemalin görmeğe Bir gün ola bizi ana
Kur’an'ında va’d eyledi Âşıkları hep toyladı Cemaline yol eyledi Bir gün ola bizi ana
Âşıklara vuslat olan Mü'minlere kurbet olan Sadıklara izzet olan Bir gün ola bizi ana
Dost ilinin erenleri Zikrile dolu dilleri Hak'tandurur haberleri Bir gün ola bizi ana
Üftade düşmüş firkate İrgüre Allah vuslata Mü'minler ile izzete Bir gün ola bizi ana
***
Ey aşıkan ey sadıkan İsterseniz düşten haber Bak kim vücudun şehrine Gayriye kılmagil nazar
Ta kim acayip göresin Maksudu sende bulasın Bir ulu bahre dalasın Bulmayasın anda kenar
Bir olasın ol bir ile Var olasın ol var ile Kalmayasın ağyar ile (22) Bulmayasın andan eser
Her yanadan gele nida "Ya tâlibi" menem Hudâ Bakgil cemalinden yana Yoktur sana ayruk sefer
Ey Üftade matlup sana Hâsıldurur önden sona Vasıldurur cümle ana Budur hakikatten haber
***
Gönül ayrı değilsin sen O yarın sen visalinden Nice bir zarı kılarsın Anın her dem firakından
Meğer sever senin yarın İşitip ah ile zarın Anın içün inilersin daim Budur anın rızasından
Hicabım kalmadı her giz Bikülli ref' olup benlik Bu gün mestâneveş geldim İçip vahdet şarâbından
İçenler vahdetin hamrin Salâdır anlara gelsin Girip sahrâ-yı vahdetde İçip dostun zülâlinden
Ne gam Üftade sana bes Erişti vuslat-ı mahbûb Sunuldu cür’a-yı vahdet Anın lûtfu atâsından
***
Yuyalı gönlümü aşkın girü nam u nişanımdan Taşar taşra düşer oldu haber sırr-ı nihanımdan
Ol aldı çün beni benden götürdü perdeyi candan Hemân divân-ı aşk oldu okunan cism-i canımdan
Bana istediğim benden yakın imiş bu hod zahir Nedendir nale vü zarım benim ol mihribanımdan
Şunu kim görmedi gözler beyan eylemedi sözler Gönülden geçmeyen yüzler göründü gülistanımdan (23)
Olaydın vâlih ü hayrân vicdan kalaydın mest ü ser-gerdân Ne ad koya idin ne şan bilip esma-i hüsnadan
Benim gibi kamu âşık olaydı yoluna sadık Eğer zahid eğer fasık duyaydı bu lisanımdan
Ben ol sarraf-ı miskem kim cevahir gencini buldum Hakikat bahrine daldım alan alsın dükânımdan
Ne gam Üftade ya sana erişti vuslat-ı mahbub Sunuldu cur’a-i vahdet anın lütf u atâsından
***
İlahi dilerim senden visalin Kerem edip bize göster cemalin Yakubdur bizi nâr-ı firakın Kerîmâ Rahîmâ Medet bu derde derman eyle Mevla
Firakın oduna nisbet behey can Ki bir zerredürür bu nâr-ı nirân Döyemez ki ki zaiftür buna insan Kerîmâ Rahîmâ Medet bu derde derman eyle Mevla
Etibbâ bulmadı bu derde derman Ki sendendir bunun derdine derman Kerem edip ayâ sultan u Sübhan Kerîmâ Rahîmâ Medet bu derde derman eyle Mevla
Garibim gurbete düştüm ilimdenden Zaifim nesne gelmez hiç elimden Meğer bu söz gele dâim dilden Kerîmâ Rahîmâ Medet bu derde derman eyle Mevla
Ey Üftade dilersen vasl-ı yâri Yere çal şîşe-i nâmusu u ârı Firak oduna derman eyle Bârî Kerîmâ Rahîmâ Medet bu derde derman eyle Mevla
***
Bilmek istersen gönül sırrı nihanından haber (24) Götürüp yüzden hicabı gayriye kılma nazar
Feyz-i Rabbanî erişip nur-ı Yezdânî gele Görüne ma'şuk cemâli buluben andan eser
Erişesin bir hayata ki içip ab-ı hayat Denile olgil müebbed "leyse min mevtin hazer"
Nûr-ı ma'şuk ol kadar vüs’at vere sana gönül Cümle mahlûkat edineler seni daim makar
Kalmaya gönlünde ey Üftade hergiz ızdırap Zira maksûd hâsıl ola duyuben andan eser
***
Yine düş oldu gönül yârin cemali şem’ine Götürüp yüzden nikabı gark olup envarına
Nice yıllar muntazır olmuş iken görem deyu Nagehan kıldı tecelli vasıl oldu yârine
İçüben mahbûb elinden cam-ı vahdetten şarap Vakıf oldu çün "ene'l-hak" sırrının esrarına
"Kâb-e kavseyn" ma'nisin anlayuben fehmeyledi Kâni' olmadı anınla erdi "ev ednâ"sına
Kalmadı Üftade'nin gönlünde asla ızdırap Zira matlubu buluban erdi ol Mevla'sına
***
Görmez isem cemalini Güzel adın işideyim Ermez isem visâline Güzel adın işideyim
Bir gün görem cemalini Seyreyleyim kemalini Kesb eyleyem visâlini Güzel adın işideyim
Erem visâle şevk ile Görem cemalin zevk ile Cümle âşıklarla bile Güzel adın işideyim
Güzel adın rehber bize Aşkın dahi server bize Cümle adın ezber bize Güzel adın işideyim
Ne dilde kim ola zikrin (25) Erişe gönle fikrin Ede daim senin şükrün Güzel adın işideyim
Gönül bulur cilâsını Dahi Hakk'ın rızâsını Cemalinin safâsını Güzel adın işideyim
Üftade’nin budur yolu Hak yoluna dedi belî Zikr eyleye dâim dili Güzel adın işiteyim
***
Ey dost seni nice bulam Güzel cemalini görem Visaline bir gün erem Reddetme kapından bizi
Derdin beni yakıpdurur Gönlüm sana akıpdurur Varlık beni yıkıpdurur Reddetme kapından bizi
Aşkın erişe canıma Kuvvet vere imanıma Ere hayat bu tenime Reddetme kapından beni
Kudretten algil elimiz Zikr eylesin bu dilimiz Irzâna varsın yolumuz Reddetme kapından bizi
Seyrim erişe zatına Kuvvet ola imanıma İhsan ola seyranıma Reddetme kapından bizi
Bâtında bulmuştuk seni Terk eyleyip can u teni Lûtf edüben eyâ Gani Reddetme kapından bizi
Derdi budur Üftade’nin Mahvola nurundan senin Budur safâsı çün canın Reddetme kapından bizi
***
Gel beri ey gönlümün şehrinde seyran eyleyen Daima âşıkları ser-mest u hayran eyleyen
Kurbetinden dûr edip bu ellere salan beni Çâr unsurdan mürekkep şekl-i insan eyleyen
İsteyin daim beni deyü haberler gönderen (26) Bu hevada gezdirip üryan ü püryan eyleyen
Sen zamanlardan münezzehsin sana yoktur mekân Kande bulsunlar seni kendüyi pinhân eyleyen
Derdinin te'siridir bu gönlümün görmek seni Yoksa kim görür seni bu derdi ihsan eyleyen
Yanuben kül olmasın âşıklara rahm eyleyip Perde-i envarla bunları handan eyleyen
Ger dilersen vasıl olmak derdmend Üftade sen Kendini yoğ eylegil kalsun hemân var eyleyen
***
Gel beru ey gönlümün sahnında seyran eyleyen Zerrece bir katreyi aşk ile umman eyleyen
On sekiz bin âleme sığmaz iken bu aşk ile Bir haber birle ana dünyayı zindan eyleyen
Canıma vermiş iken bir kez hitabın zevkini Düşürüp bu âleme hem zar u giryan eyleyen
Varlığımdır zerre zerre sed olan yolun bana Al elim kurtar bu sedden lûtf u ihsan eyleyen
Ehl-i irfan dediler sen çıkmayınca aradan Bilemezsin kimdürür kendüyi pinhan eyleyen
Varmayınca şehr-i kalbe anda halvet eyleyip Göremezsin kimdürür sırrında seyran eyleyen
Bilmek istersen nazar kıl sırrına Üftade sen Ta bilesin kimdürür be derde tîmâr eyleyen
***
Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen
Kurbetinden dûr edip bu ellere salan beni Va'de-i ferdâ ile bu gönlümü şad eyleyen
Gönlümü yağmalayıp aklım alıp Mecnun eden Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen
Zahir iken gün gibi âşıklara sırrın senin Perde-i envar ile bunları irşad eyleyen
Ta cemalin görmeye layık ola âşıkların Can gözün açmağ ile âşıkları yâd eyleyen
Firkatin te'sirini âşıklara zindan edip Vuslatın ihsan edip bunları azad eyleyen
Gönlünü Üftade’nin sevginle irşad eylegil Sevgini âşıkların canlarına zâd eyleyen
***
Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad eyleyen On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen
Gece gündüz aşk oduna ciğerim püryan olup Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen
Hasret odu yüreğimi yakuben kül eyledi Daima zevki ile gönlümü abad eyleyen
Aşıkın bu gözleri giryan olup yandı tamam Cümlesin hayran edip aşkında bünyad eyleyen
Geceler ta subha dek zari kılıp eylerdi ah Ta nasip ola deyü gönlünü irşad eyleyen
Dembedem ferya edip âşıklara edip salâ Va'desidir bunları şevk ile abad eyleyen
Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed Göstere ol hûb cemalin gönlümüz şadeyleyen
***
Gel beri ey gönlümün derdine tımar eyleyen Ta ezelden canımı aşk ile bimar eyleyen
Vuslatındır derdine derman olan âşıkların Ey cemalin görmeyi uşşaka ikrar eyleyen
Olmasa idi cemalin va'desi âşıklara Kim karar ederdi bunda âşıkı zar eyleyen
Canlarını inleten bunda senin zikrindürür Zikr içinde canlarını gark-ı envar eyleyen
Gördüler âyinede bunlar cemalin nurunu Anladılar kimdürür yoğ eyleyip var eyleyen
Bağrı başlı gözü yaşlı ciğeri delik delik On sekiz bin âlemi âşıklara dar eyleyen
Derdmend Üftade’nin budur muradı ta ebed (27) Gönlünü uyaruben eşyayı izhar eyleyen
***
N’oldun inlersin gönül bir bi-bedel yârin mi var On sekiz bin âleme hükmedici hânın mı var
Ölmeyince ârife keşfetmez hergiz cemali Hem-çü İsmail kurban etmeye canın mı var
Gece gündüz kendini atmak dilersin ateşe Od’a yanmaz hem-çü İbrahim acep tenin mi var
Bir nazarda yoğ eder cümle cihanın varını Ol cemale döyücü bir sırrı pinhanın mı var
Aşiyan-ı asla varmak mı dilersin ey gönül Ruh-i Kutsi'den erişmiş per ile bâlin mi var
Anda varmaktan nedir bilsem muradın ben senin "Len terânî"de dokunmuş bağrına yârin mi var
Ne acep remz eyledin ey derdmend Üftade sen Nur-ı Hakk'a vâsıl olmuş zerrece halin mi var
***
N’oldun ağlarsın gönül bir bî-bedel yarin mi var Zari zari inlemekten özge hiç kârın mı var
Nar-ı aşka kendüyi atmak dilersin her nefes Od’a yanmaz kim Halilullah gibi tenin mi var
Canımı verem deyi arzu edersin daima Ruh-ı İsmail’e benzer kim acep canın mı var
Gözü yaşlı bağrı başlı ciğeri delik delik Kim belaya döyücü Eyyûb gibi sabrın mı var
Masivadan geçüben dost iline azmetmeğe Ruh-ı Kutsiden erişmiş per ile bâlin mi var
Râz ı şeb arzu edersin dost cemalin görmeğe Sırr-ı Ahmed’den erişmiş çeşmine nûrun mu var
Ne acep cür'et edersin sözlere Üftade sen Nûr-ı Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var
***
N’oldun inlersin gönül aslını mı yâd eyledin Ayrılığın zikr edüp dert ile feryat eyledin
Ehl-i irfandan haber mi duydu canın bir nefes Ol sebepten gece gündüz işini zâr eyledin
Dost elinden yohsa bir bûy mu erişti canına Har-ı dünyadan geçip arzû-yı gülzar eyledin
Bir nazar mı vaki' oldu sırrına ol yardan Can u baş terkini urup kendini yoğ eyledin
Ya cemali pertevinden bir şua m'erdi sana Sırrını faş edübeni yerini dâr eyledin
Nur-ı vahdetinden eğer bir nur olursa aşikâr Bilmiş ol ey derdmend işlerini sağ eyledin
Demegil bu sözleri ey derdmend Üftade sen Ehl-i hali kendüzünden cümle bizâr eyledin
***
Remz-i uşşakı duyalı kalmadı sabr u karar Masivadan göz yumup bu canım eyledi firar
Firkatini sezeli arzu-yi vuslat eyledim Elim ermez n'ideyim eyleyeyim çok âh-uzâr
Bir gün ola rahm edip da'vet ede ben kulunu (28) Gel beru ey derdmend cananı eylegil nisar
Vermeyince canını görmeye yokdurur mecâl Ta ezelden âşıka böyle sunuldu ihtiyar
Verir isen canını sen gözlerin açıverem Perdelerden geçesin derdine edeler tımar
Yok der isen da'viyi ko bulamazsın vaslımı Kuru ârzâ eyleme sen sana etdik i'tibâr
Diler isen yârini ey derdmend Üftade sen Kendini mahveylegil yokluğu eyle aşikâr
***
Aslını bilen kişi etmez bu yerlerde karar Anın içün masivadan bu gönül eyler firar
Şol gönül kim yâd ede bunda iken o aslını Tiz erişür menzile olubeni aşka süvar
Bulur ol maksudunu erişip ma'buduna Ayrılıktan kurtulur vaslını edüben aşikâr
Yok eder kendüzüni komaz vücudundan nişan Zira varlık perde olur vuslat olmaz aşikâr
Her ki bu menzile ilter ise kendi özünü Bulmaz ol kendüyi ararsa dahi leylü nehar
Gark olup deryâsına tevhidin ol sahib-kemal Çok cevahir çıkarıp taliplere eyler nisar
Katreni deryaya atgıl derdmend Üftade sen Ta ki umman oluban dertler buluna bî-şümar
***
Ya ilahi zikrin ile ver gönüllere cila Görüne tevhid içinde Hub cemalin ey Huda
Rehber eyle zikrini olsun vesile zatına Zikr içinde erdiler cümle erenler hep sana
Canımıza zikrin ile ver hayat-ı câvidân Kim fenadan kurtulup zikrin ile bulsun beka
Götürüp gözden cemali açıla envar-ı zat Nuruna gark eylegil âşıklarını ey Huda
Kim cemalin va'desidir bunlara veren sükût Anın içün daima hamd ile ederler sena
Muntazırdırlar bu gün güzel cemalin görmeye Bundan özge yokdurur arzuları önden sana
Derdmend Üftade’nin gönlünü kurtar gayriden Tâ cemalin nuruna vasıl olup bula safa
***
Derdimin dermanı sensin gayriden yoktur deva Âşık olan kimseler gayriye bakmaklık hata
Ne bakarlar dertlerine ne umar bunlar devâ Bunların maksudu sensin ey Kerim Zü'l-atâ
İstemezler ağyar gelmek hatırına bunların Çün cemalin görmek oldu yârelerine şifa
On sekiz bin âleme ger malik olsalar bular Zerrece gelmez olurlarsa cemalinden cüda
Gönlünü kes gayriden ey derdmend Üftade sen Can kulağına erişe âlemi gaybdan nida
***
Derdimin dermanı sensin yüce sultanım meded Canımın cananı sensin yüce sultanım meded
Gurbete düştüm ilimden firkat odu yaktı âh Vaslını eyle müyesser yüce sultanım meded
Elim ermez bir kadem varmağa yoluna senin Al elim kurtar bu derdden yüce sultanım meded
Firkat oduyla ciğer büryan olup yandı tamam Yanmağa kalmadı takat yüce sultanım meded
Enbiyanın izzetine evliyanın hürmetine (29) Cümle âşıklar dilinden yüce sultanım meded
On sekiz bin âleme bir kerre kılursan nazar Cümle maksûda erişür yüce sultanım meded
Derdmend Üftade’nin budur muradı dâimâ Hûb cemalin görmek ister yüce sultanım meded
***
Dost cemalin görmeğe müştak olan zikr eylesin Canını pervâne-veş şem’a uran zikr eylesin
Dost cemâlinin yolu zâkirlerin zikridürür Ol cemâlin nûruna ersem diyen zikr eylesin
Hak yoluna sâdık olan cânını vermek gerek Cânını vermekliğe lâyık olan zikr eylesin
Cân u dilden zâkir olan erer ol mezkûruna Zikr içinde kendüyi yoğ eyleyen zikr eylesin
Zâkir olan zikr ederse Hak da anı zikr eder Her ki diler Hak anı zikr eyleye zikr eylesin
Her ki diler zikr eder Allahu Kudûsü's-Selâm Şeksiz ol sultânı buldu şevk eden zikr eylesin
Derdmend Üftade’nin budur murâdı dâimâ Gayriyi terk eyleyip dosta bakan zikr eylesin
***
Sevenler zâtın Allah’ın Gelin zikredelim Hakk'ı Erişe göklere âhın Gelin zikredelim Hakk'ı
Gülistanına varalım Hakk'ın zikrini sürelim Ne var gönülde görelim Gelin zikredelim Hakk'ı
Gönülden yollar açıla Hakk'ın rahmeti saçıla Şarab-ı Kevser içile Gelin zikredelim Hakk'ı
Hakk'ın zikrindedir yolu Bezen zikri ile dili Budur âşıkların hali Gelin zikredelim Hakk'ı
Cemalinin delilidir Nebilerin sebilidir Velilerin halilidir Gelin zikredelim Hakk'ı
Demiştir beni ananı Anarım ben dahi anı Erişip vaslıma canı Gelin zikredelim Hakk'ı
Garip Üftade’nin derdi Ki daim zikr ola virdi Erenler zikr ile erdi Gelin zikredelim Hakk'ı
***
Şükür Allah’a ey dostlar (30) Bugün zikr eyledik Hakk'ı Ki birledik anın zâtın Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Güzel güzel dedik Allah Dilimize kolay geldi Kabul eyleye ol sultan Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Elimizden gelen oldur Ki tevhid idevüz daim Gönülden adını anıp Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Edenler Hâlik’ın zikrin Ki anları sever Allah Melekler de bile eder Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Dileriz daim Allah’tan Gire kalbimize nuru Gönül levhine yazıla Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Gönüllerde bozulmayıp Ölür iken ola sabit Delil ola cemaline Bugün zikr eyledik Hakk'ı
Dürüş cehd eyle Üftade Açıla bağlı kapılar Seçile cümle ma'nalar Bugün zikr eyledik Hakk'ı
***
Göster cemalin nurunu Şevk eylesin âşıkların Kes gayriden gönüllerin Zevk eylesin âşıkların
Aç gözlerinin perdesin Gark eylegil envarına Göster cemalin yolunu Azmeylesin âşıkların
Bahr-i muhite gark olup Ummana sal canlarını Umman içinde kendüyi Yoğ eylesin âşıkların
Görmeye kim kâdirdurur Senin cemalin nûrunu Sensin yine seni bilen Sabr eylesin âşıkların
Döymedi dağlar nuruna Yanubanı mahvoldular Yanubanı kül olmağı Daim diler âşıkların
Olan cemaline hicap Varlığıdır dervişlerin Bunların al varlığını (31) Bulsun fena âşıkların
Her kes diler senden seni Üftade’nin umar canı Lütf edübeni yâ Gâni Görsün yüzün âşıkların
***
Yürür iken sağ u salim Yarağun eylegil daim Hakk'ın zikrine ol kaim Dilersen Hak cemalini
Çalış beş vakt namâzına Ki bakma kış u yazına Erişesin niyâzına Dilersen Hak cemalini
Gözet yılda orucunu Ki pâk eyle vücûdunu Hakk'a eyle sücûdunu Dilersen Hak cemalini
Var ise kudretin hacc et Beriyye yolunu geç git Gönülde niyyetin berk et Dilersen Hak cemalini
Medine şehrini özle Resul'ün nûrunu gözle Anın sünnetini izle Dilersen Hak cemalini
Gözet Üftade yolunu Ki öğret zikre dilini Duaya kaldır elini Dilersen Hak cemalini
***
Yürürken kendi halimde Onulmaz derde düş oldum Gezerken il ü şarımda Onulmaz derde düş oldum
Kamu bildiklerim şaştı Visalim firkate düştü Cemi'-i dostlarım kaçtı Onulmaz derde düş oldum
Yolum arşa erişmişken Ululara yetişmişken Meleklere karışmışken Onulmaz derde düş oldum
Çok ettim ah ile zarı Ki yok ettim kamu varı Umar edem görem yârı Onulmaz derde düş oldum
Tedarik etmeye aklım (32) Erişmez oldu hiç fikrim Dilimde budurur zikrim Onulmaz derde düş oldum
Kamu ariflere sordum Bilir var mı benim derdim Cevap vermediler gördüm Onulmaz derde düş oldum
Garip Üftade bu derdi Gönülde saklasan yeğdi Sana senden cevap değdi Onulmaz derde düş oldum
***
İlahi yari kıl bana ki senden gayri yarım yok Ne yüzle varayım sana günahtan gayrı kârım yok
Gönül yâd etti Sübhan'ı gözüm yaşı ile kanı Komuşam baş ile canı bu yolda ihtiyarım yok
Yine bir menzile erdim nedamet bahrine daldım Hayal-i aşka düş oldum saba gibi kararım yok
Ne dervişem feragatte ne tac u taht-ı devletde Bu fani dar-ı gurbette garip oldum anarım yok
Benim âsi yüzü kara garip Üftade bîçâre Tutuşmuşam ki bir nara yanımca bir yanarım yok
***
Ya ilahi düştüğüm yerde koma kaldır beni Nice demdir ağlarım bir demde de güldür beni
Vaslının sevdasına verdim bütün ben varımı Müflis ü biçareyem nûrun ile doldur beni
Padişahım şol zamanki da'vet edersin beni Zatın ile kıl tecelli ba'dehû öldür beni
Bir kerem kâni Hudâ'sın ya Kerim ü ya Rahim Rahmet ü gufranının deryasına daldır beni
Bahr-ı hayrette gezer Üftade'yem yar ol bana Rüzgârım kıl muvafık vaslına irgür beni
***
Hayf benim bunca geçen ömrüme Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş Hû deyince safâ verir gönlüme Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
Derviş olan giyer hırka tâc ile Bahsim yoktur kimse ile öc ile Gel derviş ol demem sana güc ile Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
Dervişler bulunca abâ biçerler Aşk şarâbın kana kana içerler Ebu Bekir Ali böyle geçerler Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
Derviş giyer ayağına na'lîni Yürür cennette salını salını Allah bilir her dervişin halini Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
Dervişlerin kadrini biz bileydik Gece gündüz dervişlerle olurduk Arayıp da Mevla'mızı bulurduk Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
Dervişin biri Bayezîd-i Bist3am Dervişlikle buldu derdine derman Tâc u tahtın kodu İbrahim Edhem Dervîşlik ne güzel sultânlık imiş
TEMMET Bİ AVNİLLAH
LÜGATÇE
-A-
abâ : ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise âbad : mâmur, şen, bayındır abd : kul, köle âb-ı hayât : (hayat suyu) içene ebedî hayat bağışlayan efsânevî su acâib : Şaşırtacak ve hayret verici şeyler ağ : beyaz, ak ağyâr : yabancılar, başkalar, eller ahad : (ehad) tek, bir andelîb : bülbül arabiyyü’l-ibare : arapça asfiyâ : samîmî, saf, içi temiz, tuttuğu yol doğru olanlar aşiyan : Kuş yuvası; ikâmetgâh, ev, mesken atâ : bağışlama, bahşiş âyâ : ey ! (şüphe ve tereddüt bildiren edât; hayret ve taaccüb, soru ile beraber ümid ifâde eder) acabâ ? âyine : ayna ayn-ı sefa : göz sefası, göz zevki ayruk : başka, gayri
-B-
ba'dehû : (badehu) ondan sonra bahr : deniz; büyük göl veya nehir bâl ü per : kol ve kanat bâtın : iç, dâhilî; gizli, içyüz; sır, esrar; aslı ve zâtı itibarı ile gizli belî (belâ ) : evet berr ü bahr : kara ve deniz bes : kâfi, yeter, yetişir beşaret : müjde, sevindirici haber, hayırlı haber bezen : bezeyin, süsleyin bîçare : çaresiz, zavallı, şaşkın bî-güman : şeksiz, şüphesiz bihî : iyilik, üstünlük bile : beraber bîmâr : hasta bî-şümar : hadsiz, sayısız, pek çok; hesapsız, sayısız bîzar : bıkmış, usanmış, fütur getirmiş bû (bûy) : koku bulucak : bulunca bünyad : temel, esas; yapı, binâ
-C-
can u dilden : can ve gönülden cavidan : daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi cemal : yüz güzelliği, fertteki güzellik cinan :cennetler cur’a : tek yudum, bir içimlik, bir yudumluk cûş : coşmak, kaynamak, taşmak cüda : ayrı, ayrı düşmüş, ayrılmış
-Ç-
çâk : yarık, çatlak, yırtmaç çâr : dört (cihâr) çerağ : Yağ kandili, lamba, mum çün : gibi, zira, çünki, madem ki
-D-
dâmen : etek, kenar, taraf, zeyl; elbise veya dağ eteği dâr-ı dünya : bu dünya memleketi, dünya; dâr-ı fenâ dâr-ül-celâl : yücelik yeri dayak : dayanak, destek debreşur : depreşir; titrer derdmend : tasalı, kaygılı, dertli. dildar : kalbi hükmü altında tutan; sevgili, mâşuk dûçar : yakalanmış, çatmış, mübtelâ dûr : uzak, ırak dü âlem : iki âlem ( dünya ve ahiret ) dürr : inci dürüşmek : beraberce dürülmek, katlanmak; gayret sarfetmek düş oldu : düştü düş olmak : uğrama, düşme, rastlama
-E-
ebed : sonu olmayan gelecek zaman ebyat : beyitler, şiir ednâ : pek aşağı, en alçak. edna : pek aşağı, en alçak; pek az, pek cüz'i efgan : ıztırap ile haykırma, bağırıp çağırma; inleme, bağırışma efham : (Fahim. den) Çok büyük, pek büyük. eflâk : felekler, kâinat ehl-i hâl : hâlden anlayıp, duruma göre idâre eden; ilâhi tecellilere ve mânevi feyze mazhar olan ekvan : âlemler, mahluklar; varlıklar, oluşlar envar : nurlar erden : erkenden erişevüz : erişiriz erşed : Doğru yola diğerlerinden daha yakın olan. esma-ül hüsna : Allah'ın isimleri; Cenab-ı Hakk'ın güzel isim ve sıfatları etibba : tabibler, tıb ilmini bilenler, doktorlar etkıya : çok takvâ sâhibi olanlar, takiler eyu : iyi
-F-
fariğ : vazgeçmiş, çekilmiş; rahat, asude fâsık : Allah'ın emirlerine aykırı hareket eden, günahkâr faş : meydana çıkma, duyulma, açığa vurma, dile verme fena : (beka'nın zıddı) yokluk, yok olma fena : erime, yok olma ferd : tek, bir, yekta; eşi, benzeri olmayan ferda : yarın ferş : yer, yeryüzü firak : ayrılık, ayrılmak; hicran fukarai kanian : kanaat sahibi fakirler
-G-
gâni : zengin, kimseye muhtaç olmayan gark : batmak, suda boğulmak geçüben : geçerek geda : fakir, kimsesiz, dilenci genc : hazine, define ger : eğer, şayet gidevüz : gideriz gılman : Cennet'te hizmet gören delikanlılar giriftar : tutulmuş, yakalanmış, esir; düşkün, uğramış, tutkun giruben : girerek giryan : gözyaşı döken, ağlayan görklü : güzel, gösterişli, mübarek, mukaddes; temiz, iyi gussa : keder, tasa; gam. guzat : gaziler
-H-
hâk : toprak halâs : kurtulma, kurtuluş halık : yaratan halil : samimi dost, sâdık dost halvet : yalnızlık, tek başına kalmak, tenhaya çekilme hamr : ekşi, şarap; içki olup sarhoşluk veren şey hâzık : mehâretli, işinin ehli, mütehassıs (hekim) hem-çü : onun gibi. hergiz : aslâ, kat'iyyen; hiçbir suretle hidayet : doğruluk, İslâmlık; Hakk'ı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek hil'at : makam sahiplerinin beğendiği ve takdir ettiği zevata giydirdiği kıymetli, süslü elbise; kaftan hod : kendi, bizzat, özü; hattâ, zâten hûb : (hub) hoş, güzel, iyi hubbu’l- vatan minel iman : Vatan sevgisi imandandır hûri : Cennet kızı
-İ-
ihtiyar : seçme, tercih etme; istediği gibi hareket edebilme, hür irade ikrar : açıktan söylemek; kabul ve tasdik etmek ilâhiyat : ilâhiler, dinî ve İlâhî fikirleri havi şiirler. inşad : şiir okuma; şiiri kaidesine uygun ahenk ile okuma irfan : bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemal irmiş : ermiş, ulaşmış irşad : doğru yolu göstermek; gafletten uyandırıp hidâyet yolunu göstermek irtihal : dünyadan âhirete göç, vefat, ölüm istimdad : medet ve yardım istemek işrak : güneş doğmak; ışıklandırmak, parlatmak. izhar : açığa vurma, meydana çıkarma, göstermek izzet : değer, kıymet; yücelik, ululuk; kuvvet, kudret; hürmet, saygı; ikram, îzâz
-K-
kab-ı kavseyn : imkân ve vücub ortasında bir makam; iki yay uzaklığı mesafesi kâdir : gücü yeten kâim : ayakta duran, vaktini ibadetle geçiren kamu : hep, bütün, tamamen kân : Bir şeyin menbaı, kaynak. kande : nerde ka'r : derinlik, dip kat' : kesme, ayırma; geçme, yol alma kevn : varlık, var olmak, vücud, âlem, kâinat, mevcudiyet. kim dürür : kimdir kimesne : hiç kimse kurbet : yakınlık kutbu’l-aktab : kutupların kutbu kübra : büyük, daha büyük, en büyük
-L-
lâmekân : yeri ve mekânı olmayan, mekândan münezzeh (Allah) leyl ü nehar : gece ve gündüz liva : bayrak, sancak; Hz. Peygambere (A.S.M.) âit sancak
-M-
mahbûb : (mahbub) muhabbet edilen, sevilen mahcub : utanan, utangaç; perdeli, örtülü, kapalı mahkûk : halkolunmuş, sert bir şey üzerine kazılmış. makarr : karar edilen, durulan yer, karargâh; oturulan yer ma'mur : (mamur) harab olmayan, sağlam ve bakımlı, bayındır, abadan masivâ : Allahtan başka bütün varlıklar; dünyâ ile ilgili olan şeyler matlub : (matlab) istek, istenilen şey meded : (medet) inayet, yardım, imdad, eman. medfun : defnedilmiş, gömülmüş mefad : fayda vermek mekîn : temkinli; nüfuz ve iktidar sahibi; yerleşmiş, oturmuş, sâkin, muhkem. mekr : hile, düzen, aldatma melamiyye : sofiye mesleklerinden biri melûl: usanmış, bıkmış, bezmiş, mahzun menakıp : (menkıbe) meşhur kimselerin ahvâline dair hayat hikâyesi; kıssa, hikâye menazil : menziller, inecek yollar, duraklar, konak yerleri menem : benim merâtib : mertebeler, basamaklar, kademeler, dereceler merkad : uyku yeri, yatacak yer; mezar, kabir mesabih : lâmbalar, fenerler, siraclar mesacid : mescidler, namazgâhlar mesrur : Sevinçli, sürurlu, meserretli meşayih : şeyhler mev'ud : söz verilmiş, vaadedilmiş; vâdeli mezkûr : zikri geçen, zikredilmiş mihriban : (mihrban) merhamet ve şefkat sahibi; muhabbetli, sevimli, yumuşak huylu ve güler yüzlü muallâk : asılmış, asılı. muattar : Itırlı, güzel kokulu. muîn : yardımcı, iane eden muntazır: bekleyen, gözleyen; birisinin gelmesini bekleyen mutahhar : Temiz, pâk, kudsi, pâklanmış. mübîn : açık, vâzıh, âşikâr; ayân kılan, beyan ve izah eden; dilediğine doğru yolu gösteren müdâmî : dâimî. müebbed : (müebbet) ebedî, dâimî; sonsuz; ömrün sonuna kadar müflis: iflas etmiş, parasız kalmış münkad : inkiyad eden, boyun eğen, muti olan, itaat eden müsemma : isimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan müstağrak : gark olmuş, dalmış, batmış, kendinden geçmiş. müstean : (Avn. dan) Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen. müsteban : vâzıh, âşikâr, beyanı açık olarak anlaşılan, açıklanmış. müşkilat : (müşkülat) zorluklar, güçlükler, çetinlikler müştak : şevkli, arzulu, özleyen müteallik : alâkalı, bir yere bağlı, bir şeye mensub müyesser : kolaylıkla olan, kolay gelen, âsân olan, nasib
-N-
nâgehan : ansızın, birdenbire nâle : inleme, inleyiş, inilti, feryat, figan nâr : ateş, cehennem nihan : gizli, saklı; bulunmayan, mevcut olmayan; sır. nik : iyi, hoş, güzel nikab : yüz örtüsü, peçe, perde nirân : ateşler, nârlar nisar : saçmak, dağıtmak; i'ta etmek, vermek nûş : içen, içici
-O-
od : ateş oldukta : olunca
-Ö-
ögden : önden, önceden
-P-
pâk : temiz, saf, katıksız; hep, tamam, mübarek, kudsi per ile bal : kanat ile kol pertev : (Pertav) ziya, ışık pinhan : gizli , saklı, hafi, mahfi püryan : tandırda susuz pişirilen kebap
-R-
ragıb : isteyen, rağbet eden. rah : (Reh) yol, tarz, usûl, meslek râsih : sağlam, temeli kuvvetli; bilgisi (din bilgisi) çok geniş olan refref : manevi binek rehnümâ : yol gösteren, kılavuz remz : işaret, işaretle anlatmak; güç anlaşılır; gizli ve kapalı söyleme rihlet : geçmek, göç etmek, göçmek, ölmek ruz u şeb : gündüz ve gece
-S-
safâ' : gönül şenliği, eğlence; duru olmak, itmi'nan ve meserret üzere olmak sâim : oruç tutan, oruçlu saladur : haber sal (emir) salmak : (haber) göndermek, yollamak, sevk etmek, ulaştırmak samed : her şey kendine muhtaç olup, kendisi hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan sarraf : sarf eden; para işleri ile uğraşan; cevherci, kuyumcu avm : oruç sâye : gölge; himaye, sahip çıkma, koruma; muavenet, yardım sena : medihle tarif; medhetmek, övmek ser : baş, kafa sergerdan : başı dönmüş, şaşkın; hayran. server : reis, baş; seyyid settar : Allah'ın sıfatlarından: kullarının kusurlarını, ayıplarını setreden, örten sîret : iç, hâl, tavır, gidiş, ahlâk subh u şâm : sabah ve akşam suğra : daha küçük, en küçük. suleha-i salihan : salihlerin salihleri suzî : yanma ile, tutuşma ile ilgili sücud : secdeler, secde edenler sülûk : bir gruba girme, bir yolu takib etme, bir tarikata bağlanma süvar : ata binmiş, binici
-Ş-
şad : sevinçli, ferahlı, memnun, mesrur, şen, bahtiyar şahbaz : iri ve beyaz doğan kuşu; çevik ve becerikli; yiğit, şanlı, kahraman şâkir : şükreden şar : şehir şefi' : şefaatçı, suçların affı için yardım eden şek : şüphe, tereddüt şem' : mum, ışık şûrîde : karışık, perişan; âşık, tutkun, şühud : şâhidler, görme, şahid olma, müşahede etme, var olma, görünme, görünür olma
-T-
taat : ibadet etmek, Allah'ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek, itaat etmek. takarrüb : yakınlaşmak, yaklaşmak; zamanı gelmek tâlib : isteyen, istekli; talebe, öğrenci temaşa : hoşlanarak bakmak, seyretmek; seyre çıkmak, gezmek; ibretle bakmak temcid : Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğünü bildirmek, tazim ve sena etmek tenezzül : inme, düşme tevhid : (vahdet'ten) birleme; Allah'ın bir tek olduğunu, ondan başka ilâh olmadığını kabul etme tımar : tedavi tınmak : önem vermek, ilgilenmek, dikkate almak
-U-
ulema-i âmilîn : ilmine ve bilgisine göre amel eden, ilmini tatbik eden âlimler umar : umulan, beklenen usât : âsîler, itaatsizler, zorbalar, günahkârlar
-Ü-
üryan : çıplak
-V-
vahid : yalnız, tek vâle : nâle, inilti, feryad vâsıl : erişmiş, muradına ermiş vasl : bir şeyi başka bir şeye ulaştırma, birleştirme; ulaşma, birleşme; kavuşma vefâ : ahdinde, sözünde durma; sevgi ve dostlukta sebat ve devam veş (-) : gibi mânâsına teşbih edatı, sonek; Mah-veş : ay gibi vird : günlük zikir, sık sık ve devamlı okunan dua; Kur'an-ı Kerim'den her gün okunması vazife bilinen kısım, bir cüz vüs’at : genişlik, bolluk
-Y-
ya men hu : yâ hu yeğ : daha iyi, üstün, müreccah yezdan : Cenab-ı Hak
-Z-
za'f : (zaaf) zayıflık, kuvvetsizlik. zahid : borç olan ibadetlerden, aslî vazifelerden başka dünya süs ve makamlarından feragat eden, sofi; müttaki zâhir : görünen, âşikâr olan; açık, belli, meydanda olan zâif : güçsüz, kuvveti az, kuvvetsiz, tâkatsız; gevşek, tembel zâkir : zikreden zâri : ağlayıp sızlama zehi (zihi) : şu, bu zü-l atâ : bağış ve ikram sahibi zülal : saf, berrak, tatlı, hafif, güzel, soğuk su
DİVAN-I HAZRETİ ÜFTADE
TABİİ BURSALI MEHMET TAHİR
İSTANBUL-NECM-İ İSTİKBAL MATBAASI
1328
HÛLASAEN TERCÜME-İ HALLERİ
Piran-ı tarikat-ı Celvetiyeden bir
mürşid-i efham olup Bursalıdır. Tahkik-i irfanlarına sülûk-i hakikat ve ahvali
tarikata müteallik kelimat-ı Aliyelerini cami olan ve halife i erşedleri
Hazreti Hüdaî tarafından cem ve tertip olunan (Vakıat) (2) ismindeki eser-i âli şahid-i adildir. Bir Hûtbe mecmuasıyla mutasavvıfane ilahiyatını cami
Divançeleri de vardır. Rihletleri (Nurullah Madacaa) terkibinin delaleti olan
(988) tarihinde merkad- ı mübarekleri Hisar dâhilinde Yerkapı(Bab-ı zemin)
mahallesinde camii şerifleri yanındaki türbelerindedir. Mürşitleri olup Bursa
da Üç Kuzular altında medfun olan Hızır Dedenin vefatından sonra Şeyh-i Ekber
Hazretlerinin ruhaniyetlerinden istifade buyurdukları (Vakıat) münderecatından
müstebandır. Camii Kebir hakkında inşad buyurdukları:
Ya
Camiul Kebir ve ya Mecmu-ul Kibar/Tuba limen yazuruke filleyli vennehar
beyt-i manidarları sanat-ı hat cihetiyle
de mabed-i mezkûru tezyin eden levhalar meyanında müşahede olunmaktadır. Ahvali
Aliyeleri Hûsameddin Bursevinin tertibi olan Menakibname ile diğer bir
Menakibname-i Mahsusda ve İsmail Hakkı merhûmun (Silsile Name-i Celveti)
lerinde mezkûrdur.
------------------------------------------------------ (2) Arabiyyü’l-ibare büyük bir ciltten
ibaret olan bu eser-i âliyenin bir nüshası taraf-ı âcizanemden Bursa’daki Camii Kebir
Kütüphanesine vakfedilmiştir. Bu eserin bir kısmı cüz-iyesi tercüme olunmuştur,
bir nüshası da (Beyazıt)Camii Şerifi derunundaki kütüphanede vardır.
(3)
İlahiyat-ı arifanelerinden:
Yine
düş gönül yârin cemali şem’ine ve
Aslını
bilen kişi etmez bu ellerde karar
mısralarıyla başlayan iki ilahileri tercüme-i hali meşayih-i
melamiyyeden Selanikli Ali Örfî Efendi tarafından şerh olunmuştur.
Düştü
dile kalmadan Tarihi irtihal-i Üftade
(Müstakim
zade)
Türbe-i mübarekeleri duvarında
mahkûk tarih:
Düştü
ıskat ya ile tarih / Geçti Bursa’nın kutbu
“Hazreti
Üftade’nin sanduka-i şeriflerinde muallâk olan” “Hazreti Aziz Mahmut Hüdayi’nin
methiyeleridir”
Bağı aşkın andelîbi Hazreti Üftadedir
Dertli âşıkların tabibi Hazreti Üftadedir
Vasıl-ı kâmil odur tevhidi zata şüphesiz
Gösteren rah-ı hüdayı Hazreti Üftadedir
Eyleyen ruHûndanistimdad erişir matluba
Halleden her
müşkülatı Hazreti Üftade’dir.
Mürşidi-i âli dilersen damen-i pâkinitut
Dost ilinin
rehnüması Hazreti Üftade’dir.
Sıdk ile kul ol Hüdayî eşiğinde daima Bil hakikat kutbu’l-aktab Hazreti Üftadedir
Piran-ı tarikatı âliye-i celvetiyeden Muhammed
Muhyiddin Efendi hazretlerinin divan-ı ilahiyatıdır.
‘Hû’ dur kuvvetleri taliplerin / Refrefidir her zaman
âşıkların Dost yolunun menzilin kat’ etmeye / Kuvvetidir
daima ariflerin Can u dilden Hûdemeklik her zaman / Derdinin
dermanıdır sadıkların Hû dese bir kere hem eh-li safa / Debreşur hep
canları vâsılların Ka’r-ı kalbe erişince zikri Hû/ Mahvolur varlıkları
sairlerin Hû demekle hakikat keşfolur / Sırrı budur her zaman
rasihlerin Zikr-i Hû’yu vird edin Üftade sen / Tâ bilesin sırrını
sairlerin
-----------
Hû’durur cezbeleri dervişlerin / Hû’durur izzetleri
dervişlerin Hû’durur sermayesi dervişlerin / Hû demek evradıdır
dervişlerin Hû ile cümle merâtib kat’ olur / Rehberidir Hû demek
dervişlerin Görünür dost yolunun kapıları / Çevre yanı nur olur
dervişlerin Masivaya bakmadan olur halâs / Gönlü gözü açılır
dervişlerin Dost cemalin görmeye kabil olur / Vasıl olur
sırları dervişlerin Derdine derman dilersen derd-mend-i Üfdade sen /
Hizmetin et Hû diyen dervişlerin
------------
Diler isen gönül yari / Ki
daim eyle gel zârı Fena’ya er görüp vârı / De gel ya Hû ve ya men Hû
(5)
Ki kanlı yaşı akıt gözden / Hararetle çıka sûzdan
Deme sizdendir bizden / De gel ya Hû ya men Hû
Gele aşk sana yar ola / Dağlarını hep dere
Seni dost yoluna süre / De gel ya Hû ya men Hû
Seni ilete feleklere / Buluşasın meleklere
Erişesin dileklere / De gel ya Hû ya men Hû
Geçesin âlem-i ferşi / Dahi kürsiile arşı
Gele muştucular karşı / De gel ya Hû ve ya men Hû
Ala senliğini senden / Geçesin can ile tenden
Tecelliler gele andan / De gel ya Hû ve ya men Hû
Geçesin eğri bakmaktan / Gönül gayriye akmaktan
İçesin saf ırmaktan / De gel ya Hû ve ya men Hû
Dilersen vuslatın yârin / Ey Üftade bula canın Gözüne
görüne canın / De gel ya Hû ve ya men Hû
………. Saladur ümmete
Hakk'ın habibi / Kamu dertlilerin her dem
tabibi Bu ümmetin kıyamette şefi’i / Onun doğduğu ay geldi
beşaret Cihanı nûr ile etti münevver / Kamu canlar anın ile
muattar Ki Allah’ın habibi ol mutahhar/ Onun doğduğu ay geldi
beşaret Nebiler serverişahı Muhammed / Velayet şehrinin mahı
Muhammed Maarif kânının dürrü Muhammed / Velayet şehrinin mahı
Muhammed Şeriat tahtının sultanı Ahmed / Tarikat bahrinin ummanı
Ahmed Hakikat-ı dürrünün sarrafı Ahmed / Tarikat bahrinin
ummanı Ahmed (6)
Hakk'ın sevdiği abd’ı Mustafa’dır / Vücudu âleme
ayn-ısefadır Hakk'ın lûtfundan ümmete atâdır / Şeriat tahtının sultanı
Ahmed Ebu Bekr u Ömer Osman ve Haydar / Eden müminlere bunları
rehber Ki miraç sahibi mihrap u minber / Nebiler serveri şahı
Muhammed Dü âlem halkının zevk u sefası / Habibidir
Hakk'ın hem
Mustafa’sı Gönül âleminin nuru ziyası / Maarif kânının dürrü
Muhammed Demiştir hak ona levlakelevlak / Sen olmasan yaratmaz
idim eflak Ki söyleşin onunla taş hem hâk / Velayet şehrinin mahı
Muhammed Delil olan gazalarda guzata / Şefi’ olan kıyamette
usâta Sebep olan gönüllerde hayata / Şeriat tahtının sultanı
Ahmed Edin ona salâtıyla selamı / Okutun mevlidin her subhu
şamı Nebiler ruhûnun kudsi imamı / Hakikat-ı dürrünün sarrafı
Ahmed Garip Üftade’nin canı dayağı /
Hakk'ın vuslatıdır daim
durağı Ki İslam şehrinin yanmış çerağı/ Tarikat bahrinin
ummanı Ahmed * Erden Hakk'a ermek gerek / Erenleri bulmak gerek
Bulmaz isen sen onları / Can u dilden sevmek gerek
Sevenler buldu anları / Erişti
Hakk'a canları
Bütün oldu imanları / Can u dilden sevmek gerek
İzle daim izlerini / İşit güzel sözlerini
Gördüm dersen yüzlerini / Can u dilden sevmek gerek
Derviş ve derdmend Üftade / Hak yolunda olmuş geda
Muradını vere Huda / Can u dilden sevmek gerek
*
(7)
Ver canını dost yoluna / Vermeyen n’etsin gerek
Ger canını verir isen / Sırrın ile gitsen gerek
Can u tenin yüktür sana / Her zerresi dağdan büyük
Ger bu yükü atmaz isen / Çok çok bela çeksen gerek
Gayet yakındır dediler / Dost yolunu bunda bu gün
Ger yarına kalır isen / Çok intizar çeksen gerek
Âşıkların bil âdetin / Kendilerin yok eylemek
Ger yok edersen sen seni / Baki hayat bulsan gerek
Söyle büyüklük yolunu / Ey derdmend Üftade sen
Her kim tutarsa bu yolu / Tez
Hakk'a ermek gerek
-------------
Saladur dostlara tevhide gelsin / Hak lûtfunu
tevhidinde bulsun Gönül âlemleri nur ile dolsun / Saladur mümine tevhide
gelsin Ki ehlidir Hakk'ı görenler / Menazilde kemaline erenler
Dahi saliklere rehber olanlar / Saladur mümine tevhide
gelsin Gelin bahrine tevhidin girelim / Ne yollar vardır anda
görelim Hakk'ın rızasında anda bulalım / Saladur mümine tevhide
gelsin Bilenlerin budur daim kelamı / Erişir zakire
Hakk'ın
selamı Anar zakirleri Allah müdami/ Saladur mümine tevhide
gelsin Bulucak tevhid nurunu zâkir/ Olur can u gönülden
Hakk'a şâkir Cemalin gösterir Allah kâdir / Saladur mümine tevhide gelsin Erer vuslat makamına şühûdu/ Kılar zatına
Hakk'ın çok
sücudu Dalar nur bahrine anın vücudu / Saladur mümine tevhide
gelsin
(8)
Garip Üftade’nin budur muradı / Kılavuz ola
Hakk'ın
görklü adı Ki dost ola
Hakk'a biliş ve yâdı / Saladur mümine
tevhide gelsin * Seherde bülbül gördüm iniler / Kamu dertlilerin derdin
yeniler İşitenler esirgeyip dediler / Zehişuridevü biçare
bülbül Meğer dimağına irmiş hevası / Erişmiş canına gülün
sefası Ki sanmış derdinin oldur devası / Zehişuridevü biçare
bülbül Firak odu erişmişti cana / Gazeller okur iken yana
yana Kokusundan erişti gülistana / Zehişuridevü biçare
bülbül Yitirmiş aklını bûy’undananın / Mecali kalmamış
cisminde canın Ki urmuş terkini cümle cihanın / Zehişuridevü biçare
bülbül Araştırdı gezip bahçe bucağın / Bulamadı gülün kızıl
ve ağın Yitirmiş vuslatın bilmez ne çağın / Zehişuridevü
biçare bülbül Bu dert ile gülün geçti zamanı / Firak od’unabu kez
yandı canı Alındı mestliği döktü figanı / Zehişuridevü biçare
bülbül İşit Üftade’nin bülbül sözünü / Ki izle ehli irfanın
izini Dilersen kim görmesin dost yüzünü / Zehişuridevü biçare
bülbül * Seherde bülbülün gördüm durağın / Gülün tekkesine
dikmiş çerağın Güle can vermeye etmiş merağın/ Zehişuridevü biçare
bülbül Yitirmiş aklını kendini bilmez / Gülün derdi geçince aklı gelmez
Hakk'a âşık olanlar hergiz ölmez / Zehişuridevü biçare bülbül
(9)
Gülün benzi sarardı gülmez oldu / Kokusu bülbüle
erişmez oldu Gülistana kimesne gelmez oldu / Zehişuridevü biçare
bülbül Ki bülbülün başına geldi aklı / Göremeyip gülü etrafa
baktı Firak oduna yanıp taşra çıktı / Zehişuridevü biçare
bülbül Bu derd ile gezerken berrü bahri / Çeker iken bela
vüderdü kahrı Gülün bu idi gönlünde fikri / Zehişuridevü biçare
bülbül Dedi bir ehli Hak geç fani gülden / Fenasın bilmedin mi
sen ezelden Vefa gelmez imiş fani güzelden / Zehişuridevü biçare
bülbül Garip Üftade’nin budur duası / Erişe cennette
Hakk'ın
atâsı Gönüllere dola nur u ziyası / Zehişuridevü biçare
bülbül * Seherde bülbülün gördüm figanın / Gülün mest eylemiş
kokusu canın Yitirmiş kendini bilmez mekânın / Zehişuridevü biçare
bülbül Akar gözlerinin yaşıyla kanı / Ki gark olmuş gülün
bûyine canı Unutmuş zâhir ü bâtın cihanı / Zehişuridevü biçare
bülbül Görenler der yazık bu derdmende/ Uçar iken havada zinde
zinde Giriftar eylemiş canını bende / Zehişuridevü biçare
bülbül Meğer canı erişmiş vas-ıl yâre / Bulunmuş derdine bin
türlü çare Gelemez ayrık ol can bu diyara / Zehişuridevü biçare
bülbül Gülün bûyunda mahvolmuş vücudu / Geçip gülden
Hakk'a
kılmış sücudu Budur âşıkların daim şuhûdu/ Zehişuridevü biçare bülbül
(10)
Gül olmuş bülbüle bu kere âşık / Demiş ey bülbül-işuride
sadık Cemalin eylesin hak sana layık / Zehişuridevü biçare
bülbül Sözü Üftade’nin can bülbülüdür / Gülistan dediği vuslat
ilidir Süren âşıkları kudret elidir / Zehişuridevü biçare
bülbül * Seherde bülbülün gördüm yatağın / Gülün sâyesine kurmuş
otağın Umarım ki vere canı metaın / Zehişuridevü biçare bülbül
Kokusundan gülün mestane düşmüş / Firak odu başından öte aşmış Ki cûş edip gönül deryası taşmış / Zehişuridevü biçare
bülbül Gehi ağlar gehi ebyata başlar / Gehi mecnun olup başını
taşlar Gehi dağlar gezip sahrada kışlar / Zehişuridevü biçare
bülbül Giruben halvete taşraya çıkmaz / Zehişuridevü biçare
bülbül Atar derd ü belaya kendisini / Bilemez nedir kendi
özünü Muradı bu ki göre dost yüzünü / Zehişuridevü biçare
bülbül Sanır bu resimle erer visale / Yüreğin eyleyüben pare
pare Bulaşmamış meğer bir ehl-i hale / Zehişuridevü biçare
bülbül İşit Üftade’nin bülbül sözünü / Gülün bûyinde mahveyler
özünü Dilersen kim görmesin dost yüzünü / Zehişuridevü biçare
bülbül * Seherde bülbülü gördüm iniler / Gazeller okuyup kendiyi
eğler İşiten âşıkın canını dağlar / Zehişuridevü biçare
bülbül (11 )
Dedim ey bülbül-i şuride vü hayran / Nice bir çağırıp
eylersin efgan Bu hal ile visale olmaz imkân / Zehişuridevü biçare
bülbül Bu nağmelerini koy-gil aradan / İşit nedir hadisi
Mustafa’dan Yetür varlığını ağ u karadan / Zehişuridevü biçare
bülbül Fena iklimine sür-gil Burak’ı / Dilersen canda kalmaya
firakı Ki olur ehl-i tevhidin durağı / Zehişuridevü biçare
bülbül O menzilde görünmez cismü can / Ne derya görünür anda
ne umman Olur, âşıkların derdine derman / Zehişuridevü biçare
bülbül Ne müddei kalır anda ne dava/ Ne arzu bulunur anda ne
sevda Ne suğra denilir anda ne kübra/ Zehişuridevü biçare
bülbül Garip Üftade’nin budur kelamı / Göremez hiç kimesne ol
makamı Erişmeyince Allah’ın selamı / Zehişuridevü biçare
bülbül * Seher bülbülünü gördüm gecede / Uçar vuslat makamında
yücede Açılmış maniler okur hecede / Zehişuridevü biçare
bülbül Dedim ey bülbüli şuride âşık / Bu menzile erişmek sana
ki layık Yolunda maşukun oldukta sadık / Zehişuridevü biçare
bülbül Cevaba kalmamış asla mecali / Ne firkat bilir anda ne
visali Budur âşıkların ahir meali / Zehişuridevü biçare bülbül
Erişti bülbüle yokluk fenadan / Görünmez masiva ağu
karadan Heman halin bilir ancak Yaradan / Zehişuridevü biçare
bülbül Hakikat bahrine dalmış vücudu / Kemaline eriştirmiş
sücudu Budur âşıkların daim şühûdu/ Zehişuridevü biçare bülbül
(12)
Hakikat canıdır bülbül havada / Ne dağlardadır onlar ne
ovada Ne taş vardır ne diken ol arada / Zehişuridevü biçare
bülbül Garip Üftade’ye düşmez bu sözler / Meğer ariflerin izini
izler Bunu görmeye Allah vere gözler / Zehi dost elinin
şahbazı bülbül -------- Seherde başladı temcide bülbül / Muradı bu işte medh-i
gül Güle sabaha değin etti senayı / Ki gark oldu gülün
bûyine canı Güle dedi visalin eyle ihsan / Edeyim yoluna canımı
kurban Dedi yok yere etme yakanı çâk/ Gider bûy’um solar rengim
olur hâk Halas et masivadan kalbinipâk/ Hicab olmaya sana her giz
eflâk Geçesin rengu bûy’a iltifattan / Giyesin hilati hoş
miskininden Garip Üftade’nin budur duası / Gönül gayra bakıp olmaya
asi -------- Ey yarenler haber verin bana ol rabbi alâdan/
Kerem edip haber verin bana ol âli Mevla’dan Ki bir zaman idi onunla aşina idim / Hitap ermişti cana
dahi yüce Mevla’dan Ki şimdi firkate düştüm gelip bu âlemi cisme / Gece
gündüz yanarım kim çıkam bu hali ednadan Varam bir hali alaya erişem anda Mevla’ya / Takarrüp
bularak ey dost çıkam bu dar-ıdünyadan Bulam Hakk'ın rızasını cemalinin ziyasını / Vücudum nura
gark olup geçe esma-i hüsnadan Erişe birliğe fikrim ki daim ol ola zikrim /
Yetürem kendimi her dem geçem suğra vü kübradan Erişe Hakk'ın ihsanı açıla sırrı sübhanı/ Ere Üftade’nin
canı haber duya müsemmadan Gelin yaran bu gün bunda bulam zevk-i imanı / Ere
rahmeti Allah’ın buluruz şekli insanı Tarikatta dürüşelim gece gündüz olup kaim / Kabul eyleye
ol Settaridüben bize ikramı Sevelim can ile
Hakk'ı yolunda olup kaim / Tulû eyleye
canlarda erişe bize irfanı Gönülden soralım gayrı inayet eyleye Allah / Selamet
bula gayriden erişe Hakk'ın ihsanı
-
(13)
Ere canımıza irfan hakikate olup arif / Vara vuslat
makamına geçüben cümle ekvanı Hakikat bahrine dalıp vücudum anda mahvedip /
Fenafillâh makamında tamam eyleye seyranı Garip Üftade’nin şevk-i cemali görmeden zevki / Kamu
âşıklara Mevla keremden
ede ihsanı * Ey yarenler ilim andım
/ Nerden geldiğimi bildim Gönüldenmiş benim yolum / Hidayet eyleye Allah
Gönüldür kapısı onun / Açılsa şad olur canın Ki toprak olmadan tenin / Hidayet eyleye Allah
Gidevüz ol yolu tutup / Sülûk edenlere yetip Kamu varlıkları satıp / Hidayet eyleye Allah
Erişevüz erenlere / Hakikate varanlara Hakk'a gönül verenlere / Hidayet eyleye Allah
Kanatlar bite uçmağa / Yedi deryayı geçmeğe Eyu yavuzu seçmeğe / Hidayet eyleye Allah
Gelip gitmek tamam ola / Gönül maksudunu bula Kamu dostlar ile bile / Hidayet eyleye Allah Garip Üftade biçâre / Ki hicriyle yürek yara Cihanda şöyle avare
/ Hidayet eyleye Allah * Gece ve gündüz edelim zar u efgan / Hidayet eyleye
Allah gufran Kılavuzdur bize hem ehli irfan / Hidayet eyleye Allah
gufran
Gönülden olalım Allah’a âşık / Tarikatta olam
Hakk'a
sadık Cemalin görmeğe eyleye layık / Hidayet eyleye Allah
gufran
(14)
Keremden ilete dar-ul celale / Meratip erişe cümle
kemale Ede gözlerimiz layık cemale / Hidayet eyleye Allah
gufran Nebilerle velilerle buluşup / Ki ellerin öpüp anda
görüşüp Cemali keşfine cümle erişip / Hidayet eyleye Allah
gufran Cemali sîretin ere sefası / Ziyade erişe
Hakk'ın atâsı
Tecelli eyleye
Hakk'ın bekası / Hidayet eyleye Allah
gufran Rızasıyla ede bize ziyafet / Ki firkatler gide cümle
selamet Diye razı mısız benden tamamet / Hidayet eyleye Allah
gufran Garip Üftade’ye
Hakk'ın habibi / Şefi’ olmak ola haktan
nasibi Ki oldur firkatin canda tabibi / Hidayet eyleye Allah
gufran
* Tutalım Hakk'ın emrini / Edelim dilde zikrini Dahi gönülde fikrini/ Cemalin eyleye ihsan
Ki daim diyelim Allah/ Gönülden eyleyelim ah Keremler eyleye Allah/ Cemalin eyleye ihsan
Gönül sahrası açıla/Hakk'ın nuru saçıla Şarab-ı aşkın içile/ Cemalin eyleye ihsan
Görünmez ola gayriler/ Ki sıhhat bula sızılar Açıla cümle ma’niler/ Cemalin eyleye ihsan
Beka bağışlana daim/ Temaşada olup kaim Belalardan olup salim / Cemalin eyleye ihsan
(15)
Hakikat bahrine dalıp / Cevahir
gencini bulup
Gönül visaline erip / Cemalin
eyleye ihsan
Garip Üftade’nin fikri / Ki daim
budur zikri
Ki cümle erişe şükre / Cemalin
eyleye ihsan
*
Ey dostlarım dürüşelim bugün Allah’ı
anmağa / İnayet eyleye Allah bizi komaya yanmağa
Tabiata ede meyli erişse nefse /
Ede ruhumuza aşkı kerem yağmuru yağmaya
Ere canlar gülistana ki yani vasl-ı
canana / Ki bahr-ı nura gark olup kenar olmaya çıkmaya
Görüne ruhu enbiya o deryanın
yücesinde / Ki nurdan tahtlar üstünde heman düşe bakmaya
O dem âşıkları anlar bulalar cümle
sadıklar / Göreler dost cemalini ebed ol halde kalmağa
İzin verile bakmağa gönül başlaya
akmağa / Gide nurani terlerde (?) yol
ola Hakk'ı bulmağa
Adın Üftade ey derviş duruş Allah’a
Yaz ve kış / İnayet eyleye Allah düşün elleri almağa *
Ey dostlarım tınman bana aslımdan ayrı düşmüşüm / Vatanımı
terk eyleyip aslımdan ayrı düşmüşüm
Dostlar ile zevkte iken uşşak ile
şevkte iken / Gönderdiler bu âleme aslımdan ayrı düşmüşüm
Hubbu’l- vatan minel iman dedi
resul-i müstean/ Bunadır işareti aslımdan ayrı düşmüşüm
Yolun dahi gösterdiler buyurdular
neye gidem/ Kuvvet bulamadım nidem aslımdan ayrı düşmüşüm
Gaflet bürüdü canımı bulamadım
sultanımı / Sultanım aslımdan ayrı düşmüşüm
Geri umarım aslımı terk eyleyip hep
varımı / Haktan umarım lûtfunu aslımdan ayrı düşmüşüm
Üftade miskin derdmend gurbette
kalmışım medet / Rahmeyle ya ferdu samed aslımdan ayrı düşmüşüm
*
Ey acep bilsem nedir budur derdime
derman olan / On sekiz bin âleme hükmeyleyip sultan olan
Ol bana benden yakın iken beni bu
yola mahcup eden / Hasret oduna yakıp görünmeyip nihan olan
Gönlümü yağmalayıp aklım alıp
mecnun eden / Sırrıma tesir edip bu canıma canan olan
Tembelliktir şüphesiz bu
dertlere dûçar eden / Kapıları bağlayıp yol vermeyip zindan olan
Her kim ölmezden evvel öldü ise bir
nefes / Oldurur Hak yoluna canan verip kurban olan (16)
Gör evvel matlubunu erişuben
maksuduna / Ayrılıktan kurtulur içi dışı insan olan
Ben demekten fariğ ol ey derdmend Üftadesen / Ben diyendir ayrılıkta kaluben hayvan olan
----------
Ey acep bir gün ola göremmi ki
mabudumu / Zarizari inleyip bulam mı ki maksudumu
Firkat odu baştan aşar vaslın ile /
Her zamanda isteyip bulam mı ki mev’udumu
Derdime derman olan vaslındır heman
senin / Yarama merhem olup bulam mı ki mahbubumu
Bir gün ol lâmekâne erip
Hakk'
cihanını görem/ Nura mustağrak olup görem mi ki maşukumu
Gece gündüz hasretinden
âh-u efgan eyleyip / Vasıl olammı acep buluben matlubumu
N’olur ol kuldan ki göremez
olsultanını / Perdelerden kurtulup görem mi ki mezkûrumu
Derdmend Üftade’nin bakma
yüzü karasına / Gece gündüz yâd ede görem mi ki mabudumu
--------
Ey acep bir gün erişem mi cemalin
nuruna / Can kelamın işitip varam mı vuslat Tur’una
Hub cemalini görüp ol şem’e pervane
gibi / Bâlüper yakuben düşem mi aşkın narına
Gece gündüz can u dil hakta kaldı
bi-karar / Cümle can bir olup erişem mi dildarıma
Kim cemalin seyrine müstağrak
olup bu gönül / Hem hakikat keşfolup erem mi ki esrarına
Bu vücudum mülkünü ölmezden
ögden yok edip / Haşrolup canlar ile varam mı vuslat kânına
Yedi deryayı geçip nûş eduben
ab-ı hayat / Vuslatı meydanının varam mı ber havanına (???)
Bu garip Üftade ne’tsin bu zaafla /
Nur-ı Ahmet yardım ede ol zaifin canına
--------
Dost elinin âşıkları hak yolunun
sadıkları / Dertlilerin hazıkları dost eline yol kandedir
Derdi yüreğim dağladı
bu gözlerim kan ağladı / Nefsim yolumu bağladı dost eline yol kandedir
Sabır u kararım kalmadı canım
visalim bulmadı / Gözüm cemalin görmedi dost eline yol kandedir
Bir menzile vardı yolum hiç nesneye
ermez elim ayuruben geldi ölüm dost eline yol kandedir
Bir kâmile bir gün erem dost ilini
ondan soram sadakatle yuvan(???) güdem dost eline yol
kandedir
Miskin fakir Üftade’yi zevkinle
kıla diri ölünce söyleye dili dost eline yol kandedir
(17)
Hak yolunun talipleri / Cemalinin sadıkları Visalinin ragıpları/ Dosttan haber verin bana
Gönderdiler bunda beni / İnilerim dünü günü Bulduğuma soram anı / Dosttan haber verin bana
Ey enbiya ey evliya / Ey etkiya ey asfiya
Ey derviş-i ehl-i fena / Dosttan haber verin bana
Yerler dahi gökler dahi / Dağlar dahi taşlar dahi
Sular dahi yeller dahi / Dosttan haber verin bana
Cennet dahi nimet dahi / Hûri dahi ğılman dahi Varlığına olan delil / Dosttan haber verin bana
Ey ulema-i âmilan/ Ey suleha-i salihan
Ey fukara-i kanian/ Dosttan haber verin bana
Cümle cihan yoldur ana / Geçmek gerek andan sona
Yollar çıkınca bir yana / Dosttan haber verin bana
Üftade miskin derdmend/ Ya vahid-u ferdi ahad
Erişe lûtfunden medet / Dosttan haber verin bana
Ey hakikat erenleri / Dost elinin serverleri
Taliplerin rehberleri / Dosttan haber verin bana
Düştü yüreğime firak / Dosttan oldum ben ırak
Edemedim hergizerzak/ Dosttan haber verin bana
Hicran içinde kalmışam/ Derdu gam ile dolmuşam
Çok gussalara dalmışam/ Dosttan haber verin bana
(18)
Bulamayan bunda anı / Şad olmaz anın hiç canı
Benlikten alsın ol beni / Dosttan haber verin bana
Anınla bulam anı / Terk eylerim canı u teni Yol açıvere ol gani / Dosttan haber verin bana
Varam visaline erem / Güzel cemalini görem
Tağıklarımı(?) hep derem / Dosttan haber verin bana
Miskin garip Üftade’yi / İçi dışı pür yareyi
Terk etmeyin biçareyi / Dosttan haber verin bana
* Firkatin dermanı vuslattır hemin/ Ermeyenler vuslata
olmaz emin Ya ilahi vuslatın eyle atâ/ Gönlümde vuslatın olsun
mekin Cümle âlem türlü türlü lûtf umar / Aşıkın arzusu
vuslattır hemin Ayrılıktan âşıkın gönlü melûl/ Şâd et anı vuslatınla
ol muin Vuslatındır kimyası firkatin / Firkati vuslata döndür
ey metin Bu tenezzül perdesin gözden gider / Mahvolup gitsin
aradan ey mübin Bu garip Üftade’yi lütfü keremden şad et / Rahmedip
erdir visale ey muin * Firkatin dermanı vuslattır heman/ Ermeyenler vuslata
bulmaz emân Ya ilahi vuslatın eyle atâ/ Gönlümüzü sevgin eylesin
mekân Cümle âlem türlü türlü lütf umar / Aşıkın arzusu
sensin bi-güman Firkatinle aşıkın gönlü melûl/ Şad et anı vaslın ile
fi-l cinan Vuslatındır kimyası firkatin / Fırsatı vuslata döndür
bir zaman Mahvolup gitsin aradan masiva/ Ne tenim kalsın ara
yerde ne can Derdmend Üftade’nin aç kalbini / Lûtfedip imanına
ver-gil ayan (19)
Âşıklara edin salât / Oruç ayı geldi yine Rahmet denizi cûş edip / Âlemlere doldu yine
Kuranda Allah andığı / Cümle neyler sevdiği Ümmete Allah verdiği / Oruç ayı geldi yine
Cümle aya sultan olan / Dertlilere derman olan
Haktan bize ihsan olan / Oruç ayı geldi yine
Dosttan atâsın getiren / Zulmetleri hep götüren
Canlarda irfan bitiren / Oruç ayı geldi yine
Saliklere kuvvet olan / Ariflere izzet olan
Müminlere cennet olan / Oruç ayı geldi yine
Aydın edin gönülleri / Mesrur edin müminleri
Mamur edin mescitleri / Oruç ayı geldi yine
Üftade’nin canı sever / Oruç ayın daim okur
Dost eline edin sefer / Oruç ayı geldi yine
* Şükür Allah’a dostlar / Eriştik oruç ayına Ki mümine hidayettir / Eriştik oruç ayına
Günahların hep silinir / Anadan doğma olursun
Seni dost eline verir / Eriştik oruç ayına
Güzel helalini gördük / Sevindiler kudümüne
Şükürler ettiler
Hakk'a / Eriştik oruç ayına
Umarız ol gani Allah / Cemalin göstere bize
Senalar ederiz
Hakk'a / Eriştik oruç ayına
(20)
Habibi hürmetine Hak / Bize verdi oruç ayın
Gördük lûtfunu Allahın/ Eriştik oruç ayına
Garip Üftade’yeYarab/ Cemi’ ehli iman ile Orucun nurunu
ver gil/Eriştik oruç ayına. * Saladur mümine gelsin / Teravih sünnetin kılsın
Orucun kadrini bilsin / Cemalin isteyip haktan
Duruşup taate daim / Gecelerde olup kâim Olup gündüzleri sâim/ Cemalin isteyip haktan
Cemalidir murat olan / Ki Kur’an da mefad olan
Bu âşıklar ki şad olan / Cemalin isteyip haktan
Oruç yoldur cemaline / Erişince kemaline
Nazar eyle mealine / Cemalin isteyip haktan
Gözet adabını savmın/ Bağışlana kamu cürmün
Geçer tesbihle yevmin / Cemalin isteyip haktan
Garip Üftade’nin derdi / Cemalin istemek virdi
Bu yolda muntazır derdi / Cemalin isteyip haktan * Ey dostlarım ağlaşalım / Oruç ayı gitti yine
Hasret edip inleşelim/ Oruç ayı gitti yine
Bir nur ede haktan gelip / Göklere nuru dolup
Sadıkların elin alıp / Oruç ayı gitti yine
(21)
Zalimlerin yollarını / Kesmiş idi ellerini Yıkmış idi illerini / Oruç ayı gitti yine
Vermişti cana safa / Etmiş idi ahde vefa Olmuş idi derde şifa / Oruç ayı gitti yine
Lezzet veren teravihe / İşrak eden mesabihe
İzzet veren mesacide/ Oruç ayı gitti yine
Tesir dürür haktan gelen / Âşıklara zahir olan Gönlünde nuru dolan / Oruç ayı gitti yine
Üftade’yi şad eyleyin / Müminleri yâd eyleyin
Kaygudan azad eyleyin / Oruç ayı gitti yine
* Ey aşıkan ey sadıkan gel gidelim dosttan yana / Dostun
cemalin görmeye bir gün ola bizi ana Cümle resul ü enbiya hem âşık ve sahib-iliva /
Dertlilere ire deva bir gün ola bizi ana Destur ola illere sevgi düşe gönüllere / Dostun cemalin
görmeğe bir gün ola bizi ana Kur’anda va’d eyledi âşıklara müjdeledi / Cemaline yol eyledi bir gün ola bizi ana
Âşıklara vuslat olan müminlere kurbet olan / Sadıklara
izzet olan bir gün ola bizi ana Dost ilinin erenleri zikrile dolu dilleri /
Haktandürür haberleri bir gün ola bizi ana Üftade düşmüş firkate ir görür Allah
vaslına / Müminler ile izzete bir gün ola bizi ana * Ey aşıkan ey sadıkan/ İsterseniz düşten haber
Bak kim vücudun şehrine / Gayriyekılmagil nazar
Ta kim acayip göresin / Maksudu sende bulasın
Bir ulu bahre
dalasın / Bulmayasın anda kenar Bir olasın ol
bir ile / Var olasın ol var ile
(22)
Kalmayasın ağyar ile
/ Bulmayasın andan eser Her yandan gele nida / Ya tâbimenem Huda
Bak gil cemalden yana / Yoktur sana ayruk sefer
Ey Üftade matlup sana / Hâsıldır önden sona
Vasıldır cümle ana / Budur hakikatten haber
* Gönül ayrı değilsin sen / O yarın sen visalinden
Nice bir zarı kılarsın / Anın her dem firakından
Kimi sever senin yarın / İşitip ah ile zarın
Anınçün inlesen daim / Budur anın rızasından
Hicabım kalmadı her giz / Begli(benden ?) ref olup
benlik Bu gün mestane-veş geldim / İçip vahdet şarabından
İçenler vahdetin hamrin/ Saladır anlara gelsin
Girip sahra vahdetinde / İçip dostun zülâlinden
Ne gam Üftade sana bes/ Erişti vuslat mahcup
Sonuldu cur’ayı vahdet / Anın lûtfu atâsından
Boyalı (Yuvalı ?) gönlümü aşkın / Geri nam ü nişanımdan
Taşar taşra düşer oldu / Haber sırr-ı nihanımdan
Ol aldı çün beni benden / Götürdü perdeyi candan
Hemen divan-ı aşk oldu / Okunan cismü candan
Bana istediğim benden / Yakın imiş bu hod zahir
Nedendir nalevü zarım / Benim ol mihribanımdan
Şunu kim görmedi gözler / Beyan eylemedi sözler
(23) Gönülden geçmeyen yüzler / Göründü gülistanımdan
Olaydın vale vicdan / Kalaydın mest ü sergerdan
Ne ad koyaydın ne nişan / Bilip esma-i hüsnadan
Benim gibi kamu âşık / Olaydı yoluna sadık
Eğer zahid eğer fasık/ Duyaydı bu lisanımdan
Ben ol sarraf-ı misk’im kim / Cevahir gencini buldum
Hakikat bahrine daldım / Alan alsın dükkânımdan
Ne gam Üftade ya sana / Erişti vuslata mahbub
Sunuldu cur’a-i vahdet / Ânın lütfu atâsından
* İlahi dilerim senden visalin / Kerem edip bize göster
cemalin Yakubdur bizi nâr-ı firakın / Kerimen ya rahima
Medet bu derde derman eyle Mevla Firakın oduna nisbet behey can / Ki bir zerredür rübu
nâr-ı nirân Doyamaz ki zayıftır buna insan / Kerimen ya rahima
Medet bu derde derman eyle Mevla Etibba bulmadı bu derde derman / Ki sendendir bunun
derdine derman Kerem edip ayâ sultan u sübhan/ Kerimen ya rahima
Medet bu derde derman eyle Mevla Garibim gurbete düştüm ölmeden / Zayıfım nesne gelmez
hiç elimden Meğer bu sözünle daim dilden / Kerimen ya rahima
Medet bu derde derman eyle Mevla Ey Üftade dilersen vasl-ı yar’i
/ Yere çal şişe-i namusu u ar’ı Firak od’una derman eyle yâr’i / Keriman ya rahima
Medet bu derde derman eyle Mevla
(24)
Bilmek istersen gönül sırrı
pinhanından haber / Götürüp yüzden hicabı gayriye kılma nazar
Feyzi rabbani erişip nur-ı Yezdanı
gele / Görüne maşuk hicabı buluben andan eser
Erişesin bir hayata ki içip ab-ı
hayat / Denile ol-gil müebbed leyse min mevtihazer
Nur-u maşuk ol kadar vüs’at vere
sana gönül / Cümle mahlûkat edinmişler anı daim makarr
Kalmaya gönülde ey Üftade hiçbir
ızdırap/ Zira maksut hâsıl ola duyuben andan eser
--------
Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad
eyleyen / On sekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen
Gece gündüz aşk oduna ciğerim
büryan olup / Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen
Hasret odu yüreğim yakuben kül
eyledi / Daima zevki ile gönlümde abad eyleyen
Aşıkın bu gözleri giryan olup yandı
tamam / Cümlesin hayran edip aşkın bünyad eyleyen
Geceler ta subha dek zari kılıp eylerdi ah / Ta nasip ola deyi gönlümü irşad
eyleyen
Dem bu dem feryat edip âşıklara
edip sala / Vadesidir bunları şevkiyle abad eyleyen
Derdmend Üftade’nin budur muradı ta
ebed/ Göstere ol Hub cemalin gönlümüz şad eyleyen
--------
Yine düş oldu gönül yârin cemali
şem’ine/ Götürüp yüzden nikabı gark olup envarına
Nice yıllar muntazır olmuşken
görem deyu/ Nagehan kıldı tecelli vasıl oldu yârine
İçip mahbup elinden cam-ı vahdetten
şarap / Vakıf oldu çün enelhak sırrının esrarına
Kab-ı kavseyn manisin
anlayuben fehmeyledi/ Kani olmadı anınla erdi ev ednasına
Kalmadı gönülde Üftade
asla ızdırap / Zira matlubu buluben erdi ol mevlasına
---------
Görmez isem cemalini / Güzel adın
işideyim
Ermez isem vaslına / Güzel adın
işideyim
Bir gün görem cemalini / Seyreyleyim kemalini
Kesp eyleyeyim visalini / Güzel
adın işideyim
Erem visale şevk ile / Görem
cemalin zevk ile
Cümle âşıklarla bile / Güzel adın
işideyim
Güzel adın rehber bize / Aşkın dahi
server bize
Cümle adın ezber bize / Güzel adın
işideyim
(25)
Ne dilde kim ola zikrin / Erişe gönle fikrin
Ede daim senin fikrin / Güzel adın işideyim
Gönül bulur cilasını / Dahi
Hakk'ın rızasını
Cemalinin sefasını / Güzel adın işideyim
Üftade’nin budur yolu / Hak yoluna dedi belî
Zikr eyleye daim dili / Güzel adın işiteyim ------- Ey dost seni nice bulam/ Güzel cemalini görem
Visale bir gün erem / Reddetme kapından bizi
Derdin beni yakıp durur / Gönlüm sana akıp durur
Varlık beni yıkıp durur / Reddetme kapından bizi
Aşkın erişe canıma / Kuvvet vere imanıma
Ere hayat bu tenime / Reddetme kapından beni
Kudretten al-gil elimiz / Zikreylesin bu dilimiz
Rızana varsın yolumuz / Reddetme kapından bizi
Seyrim erişe zatına
/ Kuvvet ola imanıma İhsan ola seyranıma / Reddetme kapından bizi
Bâtında bulmuştuk seni / Terk eyleyip can u teni
Lûtfeduben ya Gani / Reddetme kapından bizi
Derdi budur Üftade’nin/ Mahvola nurunda senin
Budur sefası çün canın / Reddetme kapından bizi
-------- Gel beri ey gönlümün şehrinde seyran eyleyen / Daima
âşıkları sermest u hayran eyleyen Firkatten dûr edip bu ellere salan beni / Çar unsurdan
mürekkep şekli insan eyleyen
(26)
İsteyen daim beni haberler gönderen
/ Bu havada gezdirip üryan ü püryan eyleyen
Sen mekânlardan münezzehsin sana
yoktur mekân / Kande bulsunlar seni kendini pinhan eyleyen
Derdinin teessürüdür bu gönlümün
görmek seni / Yoksa kim görür seni bu derdi ihsan eyleyen
Yakut gül olmasın âşıklara
rahmeyleyip/ Perde-i envarla bunları handan eyleyen
Ger dilersen vasıl olmak derdmend Üftade sen / Kendini mahveyle gel baki heman var eyleyen
-----------
Gel beru ey gönlümün sahnında
seyran eyleyen / Zerrece bir katreyi aşkınla umman eyleyen
On sekiz bin âleme
sığmaz iken bu aşkla / Bir haberi berr ile (haber verile ?) ana dünyayı zindan
eyleyen
Canıma vermişken bir kez hitabın
zevkini / Düşürüp bu âleme hem zar u giryan eyleyen
Varlığımdır zerre zerre seddolan
yolun bana / Al elim kurtar bu sedden lûtfu ihsan eyleyen
Ehli irfan dediler sen çıkmayınca
aradan / Bilemezsin kimdürür kendini pinhan eyleyen
Varmayınca şehr-i kıble anda halvet
eyleyip / Görürsün kimdürür sırrını seyran eyleyen
Bilmek istersen nazar kıl sır ile
Üftade sen / Ta bilesin kimdürür sırrını seyran eyleyen
----------
Gel beri ey gönlümün şehrini bünyad
eyleyen / Onsekiz bin âlemi emrine münkad eyleyen
Kurbetindendûr edip bu ellere salan
beni / Vade-i ferda ile bu gönlümü şad eyleyen
Gönlümü yağmalayıp aklım alıp
mecnun eden / Varlığım dağlarını kesmekte Ferhat eyleyen
Zahir iken gün gibi âşıklara sırrın
senin / Perde-i envarla bunları irşad eyleyen
Firkatin teessürünü âşıklara zindan
edip / Vuslatın ihsan edip bunları azad eyleyen
Ta cemalin görmeye layık ola
âşıkların / Can gözün açmağıyla âşıkları yâd eyleyen
Gönlünü Üftade’nin sevginle irşad
eyle kıl / Sevgini âşıkların canlarına zad eyleyen
----------
Gel beri ey gönlümün derdine tımar
eyleyen / Ta ezelden canımı aşkla bimar eyleyen
Vuslatındır derdine derman olan
âşıkların / Ey cemalin görmeyi uşşaka ikrar eyleyen
Olmasa idi cemalin vadesi âşıklara
/ Kim karar ederdi bunda âşıkı zar eyleyen
Canlarını inleten bunda senin
zikrindürür / Zikr içinde canlarını gark-ı envar eyleyen
Gördüler âyinede bunlar cemalin
nurunu / Anladılar kimdir yok eyleyip var eyleyen
Bağrı yanık gözü yaşlı ciğeri delik
delik / On sekiz bin âlemi âşıklara dar eyleyen
(27)
Derdmend Üftade’nin budur muradı ta
ebed/ Gönlünü oyâre ver eşyayı izhar eyleyen
---------
N’oldun inlersin gönül bir bi-bedel
yârın mı var / On sekiz bin âleme hükmedici hanın mı var
Ölmeyince âşıka keşfetmez
hergiz cemali / Hem-çü İsmail kurban etmeye canın mı var
Gece gündüz kendini atmak dilersin
ateşe / Od’a yanmaz hem-çü İbrahim acep tenin mi var
Bir nazarda yok eder cümle cihanın
varını / Ol cemale doyucu bir sırrı pinhanın mı var
Aşiyan-ı asla varmağa dilersin ey
gönül / Ruh-u kutsiden yetişmiş perile balın mı var
Anda varmaktan nedir bilsem
muradın ben senin / Ten türabından dokunmuş bağrına yarın mı var
Ne acep remz eyledin ey
derdmend Üftade sen / Nur-u Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var
---------
N’oldun inlersin gönül bir bî-bedel
yarın mı var / Zari zari inlemekten gayri hiç kârın mı var
Nar-ı aşka kendini atmak dilersen
her nefes / Od’a yanmaz kim Halilullah gibi tenin mi var
Canımı verem deyi arzu edersin
daima / Ruh-u İsmail’e benzer kim acep canın mı var
Gözü yaşlı bağrı yaşlı ciğeri delik
delik / Hem belaya doyucu Eyüp gibi sabrın mı var
Masivadan geçüben dost iline
azmetmeğe / Ruh-u kutsiden erişmiş çeşmine nurun mu var
Ruzuşeb arzu edersen
dost cemalin görmeğe / Sırr-ı Ahmed’den erişmiş çeşmine nurun mu var
Ne acep cüret edersin sözlere
Üftade sen / Nur-u Hakk'a vasıl olmuş zerrece halin mi var
----------
N’oldun inlersin gönül aslın mı yâd
eyledin / Ayrılığın zikredip dert ile feryat eyledin
Ehl-i irfandan haber mi duydu canın
bir nefes / Ol sebepten gece gündüz işini zar eyledin
Dost elinden yoksa bir bûmu erişti
canına / Har-ı dünyadan geçip arzuyu gülzar eyledin
Bir nazar mı vaki oldu sırrına ol
yardan / Can u baş terkini urup kendini yoğ eyledin
Ya cemali pertevinden bir şua mı
erdi sana / Sırrını faş edüben hem yerini dar eyledin
Nur-u vahdetinden eğer bir nur
olursa aşikâr / Bilmiş ol ey derdmend işlerini sağ eyledin
Deme bu sözleri ey derdmend Üftade
sen / Ehl-i hali ta gönülden cümle bizar eyledin
---------
Remz-iuşşakıduyalıdan kalmadı sabru
karar / Masivadan göz yumup bu canım eyledi firar
Firkatini sezeli arzu-i vuslat eyledim
/ Elim ermez nideyim çok âh-uzâr
(28)
Bir gün olur himmet edip davet
eduben kulu / Gel beru ey derdmend cananı eyle gel nisar
Vermeyince can ki görmeye yoktur
mecal / Ta ezelden aşıka böyle sunuldu ihtiyar
İrir isen canını sen gözlerin
açıverem/ Perdelerden geçesin derdine ireler tımar
Diler isen yârini ey derdmend Üftade
sen / Kendini mahveylegil yokluğu eyle aşikâr
--------
Aslını bilen kişi etmez bu yerlerde
karar / Onun çün masivadan bu gönül eyler firar
Şol gönül ki yâd ede bunda iken o
aslını / Tiz erişir menzile olup aşka süvar
Bulur ol maksudunu erişip mabuduna
/ Ayrılıktan kurtulur vaslını eyler aşikâr
Yok eder
kendisini komaz vücudunda nişan / Zira varlık perde olur vuslat olmaz aşikar
Herki bu menzile ile yitirse kendi
özünü / Bulmaz ol kendiyi ararsa dahi leylü nehar
Gark olup envarına tevhidin ol
sahib-i kemal / Çok cevahir çıkarıp taliplere eyler nisar
Katre ki deryaya
atkıl derdmend Üftade sen / Ta ki umman olu ben dertler buluna bî-şümar
---------
Ya ilahi zikrinle ver gönüllere
cila / Görüne tevhid
içindeHub cemalin ey Huda
Rehber eyle zikrini olsun vesile
zatına / Zikr içinde erdiler cümle erenler hep sana
Canımıza zikrin ile ver hayat-ı
cavidan/ Kim fenadan kurtulup zikrinle bulsun beka
Görünüp gözden cemali açıla envar-ı
zat / Nuruyla gark eyle kıl âşıklarını ey Huda
Kim cemalin vadesidir bunlara veren
sükût / Anın için daima hamd ile ederler sena
Muntazırdırlar bu günü güzel
cemalin görmeye / Bundan özge yoktur arzuları önden sana
Derdmend Üftade’nin
kurtar gayriden/ Ta cemalin nuruna vasıl olup bula sefa
--------
Derdimin dermanı sensin gayriden
yoktur deva / Âşık olan kimselere gayra bakmalık hata
Ne bakarlar dertlerine ne umar
bulur şifa / Bunların maksudu sensin ey kerim zü-l atâ
İstemez ağyar gelmek hatırına
bunların / Çün cemalin görmek oldu yaralarına şifa
On sekiz bin âleme ger malik
olsalar bunlar / Zerrece gelmez olurlarsa cemalinden cüda
Gönlünü bu gayriden ey
derdmend Üftade sen / Can kulağına erişe âlemi gaybdan nida
--------
Derdimin dermanı sensin yüce
sultanım medet / Canımın cananı sensin yüce sultanım medet
Gurbete düştü elinden firkat odu
yaktı ah / Vaslını eyle müyesser yüce sultanım medet
Elim ermez bir kadem varmağa yoluna
senin / Al elim kurtar bu dertten yüce sultanım medet
Firkat oduyla ciğer püryan olup
yandı tamam / Yanmağa kalmadı takat yüce sultanım medet
(29)
Enbiyanın gurbetine evliyanın
hürmetine / Cümle âşıklar dilinden yüce sultanım medet
On sekiz bin âleme bir kez kılar
isen nazar / Cümle maksuda erişir yüce sultanım medet
Derdmend Üftade’nin muradı daima /
Hub cemalin görmek ister yüce sultanım medet
*
Dost cemalin görmeğe müştak olan zikreylesin/ Canını pervane-veşşem’e uran zikreylesin
Hak yoluna sadık olan canını vermek
gerek / Canını vermekliğe layık olan zikreylesin
Can u dilden zakir olan erer ol
mezkûruna / Zikr içinde kendini yok eyleyen zikreylesin
Her ki diler zikr-i Huda ola her
demde gıda / Şeksiz ol sultanı buldu şevk eden zikreylesin
Derdmend Üftade’nin budur muradı
daima / Gayriyi terk eyleyip dosta bakan zikreylesin
*
Sevenler zatını Allah’ın / Gelin
zikredelim Hakk'ı
Erişe gönüllere ahın / Gelin
zikredelim Hakk'ı
Gülistana varalım / Hakk'ın zikrini soralım
Ne var gönülde görelim / Gelin
zikredelim Hakk'ı
Gönülden yollar açıla / Hakk'ın rahmeti saçıla
Şarabı Kevser içile / Gelin
zikredelim Hakk'ı
Hakk'ın zikrindedir yolu / Bezen zikr ile dili
Budur âşıkların hali / Gelin
zikredelim Hakk'ı
Cemalinin delilidir / Nebilerin sebilidir
Velilerin halilidir/ Gelin
zikredelim Hakk'ı
Demiştir beni ananı / Anarım ben dahi anı
Erişip vaslıma canı / Gelin zikredelim Hakk'ı
Garip Üftade’nin derdi / Ger daim zikr ola virdi
Erenler zikirle erdi /
Gelin zikir eldim Hakk'ı
(30)
Şükür Allah’a ey dostlar/ Bugün zikredelim
Hakk'ı
Güzel güzel dedik Allah / Dilimize kolay geldi
Kabul eyleye ol sultan / Bugün zikredelim
Hakk'ı
Elimizden gelen oldur / Ki tevhid ederiz daim Gönülden adını alıp / Bugün zikredelim
Hakk'ı
Edenler Halık’ın zikrin / Ki anları sever Allah
Melekler de bile erer / Bugün zikredelim
Hakk'ı
Dileriz daim Allah’tan / Gire kalbimize nuru
Gönüllerden bozulmaya / Olur iken ola sabit
Delil ola cemaline / Bugün zikredelim
Hakk'ı
Eya derviş Üftade / Açıla yağlı kapılar
Seçile cümle muinler / Bugün zikredelim
Hakk'ı
* Göster cemalin nurunu / Şevk eylesin âşıkların
Kes gayriden gönüllerin / Zevk eylesin âşıkların
Aç gözlerinin perdesin / Gark eyle gel envarına
Göster cemalin yolunu / Azmeylesin âşıkların
Bahri muhite gark olup / Ummana sal canlarını
Umman içinde kendini / Bûy eylesin âşıkların
Acep görmeye kim kadir / Senin cemalini
Sensin yine seni bilen / Sabreylesin âşıkların
Doymadı dağlar nuruna / Yanuben mahvoldular Yanuben kül olmağı/ Daim diler âşıkların
Olan cemaline hicap / Varlığıdır dervişlerin
(31)
Bunların al varlığın / Bulsun fena âşıkların
Her kes diler senden seni / Üftade’nin umar canı
Lütfedip ayağını / Görsün yüzünü âşıkların
* Yürürken sağ ve salim / Tedbirin eyle-gel daim
Hakk'ın zikrine ol kaim / Dilersen hak cemalini
Çalış beş vakit namazına / Ki bakma kış ve yazına
Erişesin niyazına
/ Dilersen dost cemalini Gözet dilde orucunu / Ki pak eyle vücudunu
Hakk'a eyle sücudunu / Dilersen dost cemalini
Var ise kudretin haccet / Beriye yolunu geç git
Gönülden niyetin terk et / Dilersen dost cemalini
Medine şehrini özle / Resulün yolunu gözle
Anın sünnetini izle / Dilersen dost cemalini
Gözet Üftade yolunu / Ki o gün zikre dilini
Duaya
kaldır elini / Dilersen hak cemalini
* Yürürken kendi halimde / Onulmaz derde düş oldum
Gezerken il ü şarımda / Onulmaz derde düş oldum
Kamu bildiklerim şaştı / Visalim firkatine düştü
Cemi dostlarım kaçtı / Onulmaz derde düş oldum
Yolum arşa erişmişken / Ululara yetişmişken
Meleklere katışmışken / Onulmaz derde düş oldum
Çok ettim ahla zarı / Ki yok edem kamu varı
Umar edem görem yâri / Onulmaz derde düş oldum (32)
Tedarik etmeye aklım / Erişmez oldu
hiç fikrim
Dilimde budur zikrim / Onulmaz
derde düş oldum
Kamu ariflere sordum / Bilir var mı
benim derdim
Cevap verme diye gördüm / Onulmaz
derde düş oldum
Garip Üftade bu derdi / Gönülde
saklasan yeğdi
Sana senden cevap değdi / Onulmaz
derde düş oldum
-----------
İlahi yari
kıl bana ki senden gayri yarım yok / Ne yüzle varayım sana günahtan gayrı kârım
yok
Ki gül yâd etti sübhanı gözüm yaş
ile kanı / Komuş baş ile canı bu yolda ihtiyarım yok
Yine bir menzile erdim
nedamet bahrine daldım / Hayal-i aşka düş oldum saba gibi kararım yok
Ne dervişim feragatte ne taç u
taht-ı devletde/ Bu fani dar-ı gurbette garip oldum anarım yok
Benim asi yüzü kara garip Üftade
biçare / Tutuşmuşum ki bir nara yanmaca bir niyazım yok
-----------
Ya ilahi düştüğüm yerde koma kaldır
beni / Nice demdir ağlarım bir demde de güldür beni
Vuslatın sevdasına verdim bütün ben
varımı / Müflis ve biçareyim nurun ile doldur beni
Padişahım şol zamanki davet edersin
beni / Zatın ile kıl tecelli badehû öldür beni
Bir kerem-i kân-i Hudasın ya kerim ü
ya rahim / Rahmet ü gufranının deryasına daldır beni
Bahr-ı hayrette gezer Üftadeyim yar
bana / Rüzgârım kıl muvafık vaslına er gör beni
-----------
Hayf benim bunca geçen ömrüme /
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
Derviş olan giyer hırka taçla /
Bahsim yoktur kimse ile öc ile
Gel derviş ol demem güçle /
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
Dervişler bulunca aba biçerler /
Aşk şarabın kana kana içerler
Ebu Bekir Ali böyle geçerler /
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
Derviş giyer ayağına nalını / Yürür
cennette salını salını
Allah bilir her dervişin halını /
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
Dervişlerin kadrini bir bileydin /
Gece gündüz dervişlerle olurdun
Arayıp Mevlamızı bulurdun /
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
Dervişin biri Bayezid Bestam/
Dervişlikle buldu derdine derman
Tacu tahtın kodu İbrahim Edhem/
Dervişlik ne güzel sultanlıkmış
TEMMET
Bİ AVNİLLAH
|