Mektuplar

MEVZUU:

a) Velâyet-i Muhammediye başta olmak üzere, velayet dereceleri. O velayet sahibine salât-ü selâm ve saygılar.
b) Nakşibendî tarikatının medhi, sair tarikatlara nazaran üstünlük nisbeti. Allah-ü Teâlâ, bu yol ehlinin sırlarının kudsiyetini artırsın.

NOT: İMÂM-I RABBANÎ Hz. bu mektubu Hacı Musa'l - Kari'nin oğlu Muhammed Mekkî'ye yazmıştır.

***

Latif mektup, zâif nahif kula ulaştı.

Allah-ü Teâlâ, ecrinizi artırsın; işlerinizi kolay kılsın, özrünüzü kabul buyursun. Zeyğ-ı basardan mutahhar (gözün maddeye kaymasından yana temiz) olan Beşerin Efendisi hürmetine..

Ona ve onun âline salâtların en faziletlisi, selâmların en kemallisi olsun.

***

Ey kardeÅŸlerim,

Bilmiş olunuz; ehlullah katında:

– Fenâ.

Olarak anlatılan, ölümden evvelki ölüm gerçekleşmedikçe, mukaddes zata ulaşmak kolay olmaz. Hattâ, havaî enfüsî ilâhlara, (görünmeyen putlara) afakî sayılan batıl mabudlara ibadetten necat dahi mümkün olmaz. Keza, İslâm'ın hakikatına erilemeyeceği gibi; imanın kemale ermesi dahi kolay olmaz. Nerede kaldı ki: Tam abid kullar zümresine girilsin; evtad zatlar (rical ül gaybden olan büyük evliyaullah zatlar, mânevi direkler) derecesine erilsin.

Durum anlatıldığı gibi olmasına rağmen; bu fenâ hali, velayet mertebelerine atılan ilk adımdır ve işin başında hâsıl olan bir kemal derecesidir.

Anlatılan mana açısından bakılıp velayetin evveline göre âhiri; ilk derecesine göre de son derecesi kıyas edile..

Bu manada şu şiir ne kadar güzeldir:

Gör gül bahçemi, anla baharımı..

Åžu da bir baÅŸka ÅŸiir:

Bolluğu senenin, bellidir baharından..

***

Velayet makamlarının birbirinden üstün dereceleri vardır. Şundan belli olmuştur ki: Her peygamber basamağında, kendisine has bir velâyet makamı vardır.

Velayet derecelerinin en yüksek basamağındaysa.. Resulullah (ﷺ) efendimizin kademi vardır. Ona ve kardeşlerine salâvatın en tamamı saygıların en uğurlusu..

Bir tecelli-i zatî var ki orada: İsimler, sıfatlar, şüun ve itibarlar için; ne icab (isbat-olumluluk) yönü ile ne de selb (nefy-inkâr-olumsuzluk) yönü ile itibar vardır. İşte orası: Resulullah (ﷺ) efendimizin velâyetine mahsustur. İtibara ve vücuda bağlı itibar perdelerinin cümlesinin, ilim ve ayn olarak açılması ancak, bu makamda tahakkuk eder.

İşte, anlatılan zamandadır ki, vuslat açıktan hâsıl olur; gerçek olarak vecd hali tahakkuk eder; ama bir zan olarak değil..

Resulullah (ﷺ) efendimize tâbi olan kâmil zatlara; bu pek değerli makamdan nasib vardır. Ona salât ve selâm.

Üstte anlatılan mana icabı olarak, Resulullah (ﷺ) efendimize tâbi olmanız gerekir; şayet, bu büyük velayet makamını elde etmek için ve bu yüksek dereceyi tekmil için yönelmiş iseniz, size de oradan nasib gelir.

***

Pek çok meşâyih katında, üstte anlatılan zatî tecelli, BERKİ sayılır; Allah onlara rahmeti ile muamele eylesin.

– BERKİ.

Demenin manası şudur: Şanı büyük Yüce Hazret'e karşı perdeler, şimşek misali az bir zaman içinde açılır.. Bundan sonra, isimlerin ve sıfatların perdeleri gelir; Yüce Zat'ın nurlarını gizler.

İşbu mânâ icabıdır ki: Zati olan huzur, şimşek gibi çakıp geçer; ama gaybet-i zatiye (zata bağlı gizlilik veya özde kaybolmak) cidden çok kalır.

Nakşibendiye meşâyihi katında bu zatî huzur, daima vardır. Onlara göre: Geçip giden, gaybete tebdil olan huzura itibar yoktur. Allah-ü Teâlâ, onların sırlarının kudsiyetini artırsın.

Anlatılan büyük zatların kemal derecesi; bütün kemal derecelerinin üstündedir; nisbetimiz dahi, bütün nisbetlerin üstündedir. Nitekim, onların ibarelerinde şöyle gelmiştir:

– Bizim nisbetimiz, bütün nisbetlerin üstündedir.

Bu cümlede geçen:

– Nisbet.

Tabirinden murad, daimî zatî huzurdur,

***

Yukarıda anlatılandan daha hayret verici bir durum şudur: Bu büyük zatların tarikatında; nihayet, bidayet içindedir. Bu manada, Resulullâh'ın ashabının yolunu izlerler.. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin. Şöyle ki: Resulullâh'ın (ﷺ) ashabı, onunla yaptıkları ilk sohbette, işin sonunda erileceğe hemen ermişlerdir. İşbu mânâ, sonun ilke sığdırılmış olmasının manasıdır.

Resulullah (ﷺ) efendimizin velâyet makamı; cümle nebilerin ve resullerin makamlarından üstün olduğu gibi, anlatılan büyüklerin velayet makamları, cümle velîlerin makamından üstündür. Allahu Teâlâ, onların sırlarının kudsiyetini artırsın.

Nasıl anlatıldığı gibi olmasın ki; bunların velâyetleri: Sıddık-ı Ekber'e (r.a.) dayanmaktadır.

Evet, bu büyük meşâyihin bazı fertlerine, bu bağlılıktan bir nisbet ulaşır; ne var ki o: Sıddık-ı Ekber'den gelen bir nasiptir. Allah ondan razı olsun.

Nitekim, anlatılan mânânın devamı olarak, şu haberi Ebu Said verdi:

– Hazret-i Sıddık-ı Ekber'in (r.a.) cübbesi bana ulaştı. Bu cübbenin, adı geçen Ebu Said'e ulaşma haberi, Nefehat sahibi tarafından nakledilmiştir.

***

Bu Tarikat-ı Aliyye-i Nakşibendiye'ye has bazı kemalâtları açıklamaktan maksat: Talipleri bu yola teşviktir. Ne var ki, onun kemalâtını tam manası ile anlatmak bana göre değil.. Mevlevi –Mevlâna Celâleddin-i Rumî– Mesnevî'de şöyle dedi:

BoÅŸa gider onun ÅŸerhi cahillere;
Aşk gizlilik ister, düşmesin dillere..
Onları anlattım ki rağbet edile;
Yitirilip, dalınmaya hüzünlere..

Selâm size ve tüm hidâyete tâbi olanlara..


Sağ Ok Hakîkat Kitâbevi Tercümesi