MEVZUU:
"O'nun misli gibi bir şey yoktur" (42/11) Mealindeki âyet-i kerime ile şânı anlatılan Yüce Allah'a ibadetin, ne zaman müyesser olacağının beyanı.. Ve bu mevzûda bazı hususların beyanı..
NOT: İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Cebbarî Han'a yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun; selâm onun seçtiği kullara..
Bir şiir;
Bostur Allah'ın gayrına ibadet ettikleri;
Yazıklar olsun ona ki, batıldır seçtikleri..
***
– «Onun misli gibi bir şey yoktur.» (42/11)
Mealindeki âyet-i kerime ile beyan edilen Yüce Allah'a tam mânâsı ile ibadet etmek; ancak onun gayrı sayılanların bağından kurtulduktan sonra olabilir. Hem de tam mânâsı ile.. O kadar ki: Teveccüh kıblesinde zat-ı ahadiyetin gayrı kalmamalı..
Anlatılan halin doğruluğunu gösteren: Ni'metlendirmesinin ve elem vermesinin aynı mânâda görülmesidir. Hatta elemlenmek; kendisine göre nimete dalmaktan daha sevimli olmalı.. Bu makamın ilk husulünde böyle olmalı.. Sonunda iş, tefviz (her şeyi Yüce Hakka ısmarlamak mânâsını alırsa., o zaman, kendisine her ne gelir ve her ne ulaşırsa., pek yerinde ve pek münasip olur.
Temenni ve çekinme menşei olan ibadet, aslında nefsin ibadetidir zira, ibadetten maksad nefsin necatının veya sürura kavuşmasının hâsıl olmasıdır..
Bu mânâda bir şiir:
Ey dost, madem nefsinle fitnede devamlısın;
Senden gelen muhabbet davasında yalancısın..
***
Üstte anlatılan teveccüh devletinin husulü: Mutlak Fenâ halini bulmaya kalmıştır.
Ve., bu teveccüh: Zati mahabbetin bir neticesidir. Aynı zamanda. Muhammedi mânâda has Velâyetin zuhuruna bir mukaddimedir. O Velâyetin esas sahibine salât, selâm ve tahiyyat.
Bu büyük nimetin husulü, kemal mânâda, Resulûllah (ﷺ) efendimizin şeriatına tabi olmaya bağlıdır. Ona ve âline tam salât ve tam tahiyyat..
***
Allah-ü Teâlâ'nın, nübüvvet yolu ile kendisine ihsan eylediği her peygamberin şeriatı; onun Velâyeti ile bir münasebettir. Zira Velâyette teveccüh tam mânâsı ile Hakka dönüktür. Allah'ın izni ile nübüvvet makamına indiği zaman, bu Velâyet nuru ile iner.. Böylece, halka teveccüh mânâsı ile kemal makamını alır.. Nübüvvet makamının kemalât husulüne sebeb dahi anlatılan nurdur. Anlatılan ma'nâ icabı olarak, şöyle denmiştir:
– Nebinin Velâyet derecesi, nübüvvetinden daha faziletlidir.
Her nebinin şeriatı, Velâyet derecesi ile bir münasebet olduğunda hiç bir şüphe yoktur. Bu şeriata ittiba ise., anlatılan Velâyete ulaştırmaktadır.
Burada şöyle bir soru sorulabilir:
– Resulûllah (ﷺ) efendimizin şeriatına tabi olanlardan bazısı var ki, kendisine Velâyetten yana hiç bir nasip yoktur. Belki de o, bir başka peygamberin basamağındadır; nasibi onun Velâyetinden gelir..
Bu soruya şöyle cevap verilir:
– Resulûllah (ﷺ) efendimizin şeriatı, bütün şeriatları câmidir.
Kendisine indirilen kitab ise., bütün semavî kitaplara şümulü vardır.
Durum üstte anlatıldığı gibi olunca; bu şeriata tabi olmak, bütün şeriatlara tabi olmakla birdir.
Anlatılan mânâ çerçevesinde; bir kimsenin, peygamberlerden biri ile bir münasebeti olunca, onun Velâyet derecesinden nasib alır. Ama, kendi istidadına göre., bunda da hiç bir mahzur yoktur. Hatta derim ki:
– Resulûllah (ﷺ) efendimizin Velâyeti, bütün peygamberlerin Velâyetlerini ihtiva etmiştir. Bu mânâda, o Velâyetlerden birine ulaşmak, Resulûllah (ﷺ) efendimize has Velâyet cüzlerinden birine ulaşmaktır.
O Velâyet derecesine ulaşmamak, Resulûllah (ﷺ) efendimize kemâl mânâda ittiba edememektendir. Kusurların da kendine göre dereceleri vardır. Bunun için de, Velâyet derecelerinde değişiklik meydana gelmektedir. Tam mânâda bir ittiba hâsıl olsaydı; anlatılan has Velâyete ulaşmak mümkün olurdu.
Burada edilecek asıl itiraz; diğer peygamberlerin şeriatına tabi olan kimselere, Velâyet-i Muhammediye hâsıl olursa edilir.. Yoksa., itiraz olmaz.. Yani: Resulûllah S.A efendimizin şeriatına uyup da, diğerlerinin Velâyetinden nasib alan için bir itiraz yoktur.
***Bize nimetler verip sırat-ı müstakime ve din-i kavîme (hak dine) hidayet eden Allah'a hamd olsun. Burada anlatılan:
– Sırat-ı Müstakim..
Bu, metin tarikattan ibarettir. Açık belli beyan edilen şeriattan ibarettir. Bu mânâya, şu âyeti kerime pek güzel bir delildir:
– «Gerçekten sen, resullerdensin; sırat-ı müstakim üzeresin..» (36/3)
***
Noksan sıfatlardan münezzeh Allah, bize ve size tam mânâsı ile, Resulûllah (ﷺ) efendimizin şeriatına tabi olmayı nasib eylesin. Ona tabi olan kâmil zatlar, büyük velîler hürmetine.. Allah hepsinden razı olsun. Âmin!.
Bu duâ mektubunun hamili, o tarafa doğru yollandı. Onun bu yolculuğu; muhabbet zincirini, bazı cümlelerin yazılması ile harekete getirmeye sebeb oldu.
Selâm size.. Allah'ın rahmeti üzerinize olsun..