MEVZUU:
a) Ertelemeyi ve tehir etmeyi engellemek.
b) Şeriata tabi olmaya teşvik..
O şeriatın sahibine salât ve selâm..
Bu münasebetle bazı hususların beyanı.
NOT: İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu Muhammed Şerif'e yazmıştır.
***
Ey Oğul,
Şu vakit, tam fırsat anlarıdır. Manen derlenip toparlanma sebepleri için kolaylıklar da var.. Bunlar, öyle şeylerdir ki, hemen elde edilmesi gerekir; hiç tehire gelmez..
Vakitlerin eşrefi olan gençlik çağını; amellerin en faziletli olanları için harcamalıdır. İşbu ameller, Mukaddes Yüce Hakkın ibadet ve taatıdır.
Şeriatın haram ettiği ve şüpheli gördüğü şeylerden kaçınarak; beş vakit namazını, cemaatle kılmaya devam etmek dahi, pek uygun düşer..
Nisab durumunun varlığı ile, zekât vermek dahi, İslâm dininin zaruri tuttuğu ibadetler arasında sayılır. Tam bir gönül rızası ile, bu zekatı edâ etmelidir; hatta bu zekâtı vermeyi canına minnet bilmelidir.
***
Allah-ü Teâlâ, kereminin kemali ile kullara; bir gün ve bir gecede (yirmi dört saatte) beş vakit namaz tayin etti.
Ticaret mallarından ve en'am-ı sâimeden (istifade edilen ehli çayır hayvanlarından), dörtte birinin onda biri (kırkta biri) kadar fakirlere zekât vermeyi de ayrıca tayin etti.
Sonra mubahlar meydanını da çok genişletti..
Yukarıda anlatılan mânâya göre:
a) Yirmi dört saatten bir saati Hakkın ibadeti ile geçirmeyip tembellik etmek;
b) Kırk sehimden (hisseden) birini, cimrilik ederek, fakirlere vermemek;
c) Geniş ve hiç bir şeye ihtiyaç bırakmayacak alanı olan mubah dairesinin dışına
çıkıp haramlara ve şüpheli işlere dalmak, doğrusu insafsızlığın son kertesidir..
***
Gençlik çağı, nefs-i emmarenin hükümran çağıdır; şeytanın kahramanlık çağıdır. Bu esnada yapılan az bir amele çok büyük ecir verilir.
Yarın erzel-i ömre (ömrün rezil kısmına) düşersin (yani yaşlanırsın). Kuvveler ve duygular zayıflar. Derlenip toparlanma sebebleri darmadağın olur. O zaman da; nedâmetten ve eseften başka bir şey hâsıl olmaz..
Yarına kalmayabilirsin.. O zaman da, tevbenin çeşidi sayılan nedâmet ve teessüf etmek dahi olmaz; bu fırsatı da kaçırırsın. Böyle olunca, ebedi azaba, sonsuz ikaba uğrayabilirsin.. Bu haberi: Sözünde hiç yalan yanlış bulunmayan Nebiyy-i Sadık haber verdi; âsileri önlerine çıkacak azaptan sakındırmak istedi. Ona, salâtların en faziletlisi, selâmların ekmeli..
Bu gençlik zamanında, Lâin Şeytan aldatmaca, kandırmaca ile gelir; Yüce Allah'ın keremini haber verip amelleri bıraktırmak ister. Yüce Allah'ın affına dayandırıp isyan ettirmeye kalkar..
Çok çok dikkat gerek..
***
Ayık olmalı ve bilinmeli ki:
Bu dünya mihnet ve belâ evidir. Dostlar ve düşmanlar bir arada yaşarlar. İşin ne olduğu bilinmez.. Allah-ü Teâlâ'nın rahmeti dahi her şeye şâmildir. Bu mânayı şu âyet-i kerime bize haber verdi:
– «... Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.» (7/156)
Amma, kıyamet günü gelince.. Orası her şeyin karşılığını bulacağı ceza evidir. Dostlar, düşmanlardan orada ayırd edilir. Bu mânâyı Allah-ü Teâlâ, bize şöyle haber verdi:– «Bugün ayrılınız ey mücrimler.» (36/59)
İşte o zaman, rahmet kur'ası, dostlar adına çıkar.. Düşmanlar ise, mutlak mahrum, muhakkak mel'un olurlar.. İşbu mânaya şu âyet-i kerime şehâdet eder:
– «Onu (rahmetimi) şu kimselere yazacağım: Muttaki, zekâtını veren.. Ve, şu kimselere ki: Âyetlerimize iman ederler..» (7/156)
Üstteki mânâdan da anlaşılacağı gibi, âhirette rahmet ve kerem ebrâr zümresine (iyilere) ve hayırlı Müslümanlara tahsis edilmiştir.
Evet..
Son nefesin iyi kapanması takdirine göre: Müslümanların mutlaka bu rahmetten nasipleri olacak ve aradan uzun bir zaman geçse dahi, cehennem azabından kurtulacaklardır..
Amma, bu kadar mâsiyet zulmetlerinin terakümünden iman nuru nasıl baki kalır (günah karanlıklarının birikmesinden imân nûru kalır mı?)..
Sübhan Allah'ın inzal buyurduğu hükümlere aldırış edilmeyince, dünyadan âhirete selâmetle nasıl gidilir?..
Ulema, üstte anlatılan mâna üzerine şöyle dedi:
– Küçük günahlara devam etmek, büyük günahları işlemeye götürür; büyük günahlara ısrarla devam etmek ise küfre.. Böyle bir şeyden Allah'a sığınmak lâzımdır..
Bu mânada bir şiir:
Az anlattım sana derdimi sebebi korkudur;
Sizi yormaktan, yoksa kalan kelâmım çoğudur..
***
Allah-ü Teâlâ, bizleri râzı olduğu işleri yapmaya muvaffak eylesin. Allah'ın Resulü Muhammed hürmetine.. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.
***
Anlatılmasını istediğimiz bir husus var. Şöyle ki:
Bu mektubu getiren Mevlâna İshak, bu Fakir'in ahbabı arasındadır. Eskiden beri komşuluk hakkı dahi var.. Yardıma ve muavenete ihtiyacı olursa, teveccüh yerinde olur.
Kitabet ve inşa (yazı san'atı) fenni üzerine ıttılaı vardır. Hatta, kendi haline göre, bu işte ihtisas sahibidir.. Vesselâm..