MEVZUU:
Hallerin tevarüdü (ardarda gelmesi) beyanındadır.
NOT:
İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu, Nur Tenari'ye (veya Nehari'ye) yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun. Onun seçmiş olduğu kullarına selâm.
***
Sonra...
Mübarek mektup geldi; ona yazılanlar da anlaşıldı. Yani: Hallerin tevarüdü (ardarda gelmesi) mânâsında.
Bilesin ki,
Sübhan Hak, bu âlemin dâhili olmadığı gibi, harici dahi değildir. Bunun gibi, âlemden ayrılmış olmadığı gibi, onunla birleşmiş dahi değildir.
Sübhan Hak mevcuttur. Lâkin, bütün bu sıfatlar, yani duhul, huruç, ittisal, infisal (girme, çıkma, birleşme, ayrılma) o Sübhan Zat'tan alınmıştır. Yerinde olur ki: Sübhan Hak, bu dört sıfattan hali olarak taleb edile. Ve bu sıfatların haricinde buluna. Bu sıfatlardan bir renk karışmış olsa dahi, zılâle ve misale taalluktan (gölge ve misalle alakadan) başka hasıl olan bir şey yoktur. Yerinde olur ki: Sübhan Hak, keyfiyeti ve misliyeti olmayan, zılliyet tozundan dahi münezzeh bir sıfatla taleb edile. Bu mertebede dahi, keyfiyeti olmayan bir ittisal (birleşme) hasıl ola.
Anlatılan bu devlet, bir sohbetin neticesi olur; konuşmakla ve yazmakla hâsıl olmaz. Yazılmış olsa dahi kim anlayıp idrak edebilir ki?
Şevkle, zevkle vazifeye devam etmek yerinde olur. Mülakat zamanına kadar da hallerin yazılması gerekir.
Vesselâm.