MEVZUU:

Kazaya rıza beyanıdır.

NOT:

İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Molla Bediüddin'e yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Selâm, onun seçmiş olduğu kullarına.

Asıl makbul kul odur ki, Mevlâ'sının işine razı olur. O kimse ki, nefsinin rızâsına tabidir; nefsinin kölesidir.

Eğer Mevlâ, kulun boğazının bıçakla kesilmesi emrini verecek olsa; kula düşer ki, bu emir vaktinde mesrur ve mütebessim ola... Mevlâ'sının bu fiiline nefsi için râzı olmalıdır. Hatta yerinde olur ki, onunla lezzet ala. Eğer bu fiilden dolayı onda bir sevimsizlik hâsıl olsa ve ondan yana gönlüne bir darlık gelse, o kimse, kulluk dairesinden uzaktır; Mevlâ'nın yakınlığından da tard edilmiştir; kovulmuştur.

Taun dahi, Sübhan Hakkın muradıdır; yerinde olur ki, bunu kul kendi nefsinin muradı bile... Bununla mesrur ve mütebessim ola... Yüzünü buruşturup dar gönüllü olmaya... Hatta yerinde olur ki, onunla mütelezziz ola... Zira o, Mahbub Zat'ın fiilidir. Kaldı ki, herkesin de yazılı bir eceli vardır. Bunda, ziyâde ve noksan ihtimali yoktur. Durum böyle olunca, ıstırabın manası nedir?

Netice mana şu ki: Beliyyeden afiyet talep edile... Onun kalkması için, Sübhan Hakka iltica edile... Bilhassa onun darlığına ve gazabına uğramaktan. Zira Allahu Teâla'nın rızası, kulunun duâsında ve dileğindedir. Bu mânâda şu âyet-i kerime vardır:

"Rabbiniz dedi ki:

– Bana dua edin ki, kabul edeyim." (40/60)

***

Mevlâna Abdürreşid geldi; o tarafın hallerinden beyanda bulundu. Allahu Teala, sizlere zâhir ve bâtın beliyyelerden yana âfiyet versin.