MEVZUU:

Yüce Sultan Vacib Teâlâ'nın; zat, sıfat ve fiillerin akrebiyeti (pek yakınlığı) hakkında sorulan suale cevaptır.

NOT:

İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Seyyid Mir Muhammed Nu'man'a yazmıştır.

***

Rahman Rahim Allah'ın adı ile...

Allah'a hamd olsun. Selâm, onun seçmiş olduğu kullarına.

***

Mübarek mektup ulaştı.

Gerçekten çok meşakkat çekmişsiniz. Allahu Teâlâ, çalışmanızı şükrana lâyık eylesin.

Yüce Sultan Vacib Teâlâ'nın; zatından, sıfatından ve fiillerinden mükerrer olarak sorup açıklamasını istediniz. Onun beyanı için de pek ısrar ettiğinizden az miktar ondan anlatmayı istedik.

Bilesin ki,

Her şey ne olursa olsun; kendi mahiyeti ile o şeydir. O şeyin mahiyetinin sübutu için, bir yapıcının yapması asla lâzım değildir. Zira, bir şeyin, kendi nefsi için sübutu zaruridir. Bu mânâdan olarak, şöyle demişlerdir:

– Yapmak, mahiyetin kendinde sabit değildir; mahiyet dahi yapılmış değildir.

Yapma işi, ancak mahiyetin vücud ile ittisafı (vasıflanması) içindir.

Görmez misin ki, boyacının işi, ancak elbiseye renk aldırmaktır; elbiseyi elbise, rengi de renk yapmak değildir. Böyle bir şey muhaldir; zira hasıl olan bir şeyi tahsile benzer.

Anlatılan mânâdan anlaşılmış oldu ki, bir şeyin nefsinde yapma yoktur; ancak o şeyin vücud ittisafında vardır. Bu mânâdan da sabit oldu ki, bir şey, ancak mahiyeti ile bir şey olmaktadır.

Üstte anlatılan mânâ, keşfi nazarda bir şeyin zıllında ve aksinde yoktur. Zira, bir şeyin aksi ve zıllı, aksiyet ve mahiyet zılliyetleri ile aksi ve zıllı değildir; asıllarının mahiyeti iledir. Zira, zıllın mahiyeti yoktur. Onunla zuhura gelen ancak aslın mahiyeti olup, kendisini zıll ile zuhura getirmiştir.

Anlatılan manaya göre, asi olan, zılla kendisinden daha yakındır. Zira, zıll aslı ile zıll olup, kendi nefsi ile değil.

Alem, yüce Sultan Vacîb Teâlâ'nın zılâli ve akisleri olduğundan; fiiller de onların asılları olup zaruri olarak aleme alemin kendinden daha yakındır.

Aynı şekilde, fiiller dahi, şanı yüce Vacib'in sıfatlarının zılâlidir; aleme, alemden ve asıllarından daha yakındır. Alemin asılları fiiller olup aslın aslıdır.

Sıfatlarına gelince... Bütün asılların aslı olan Hazret-i Zat'ın zılâlidir. Bu mânâdan olarak hiç şüphe edilmeye ki, zat; aleme, alemden, fiillerden, vacibiyet sıfatlarından daha yakındır.

işte yüce Allah'ın akrebiyetinin (pek yakınlığının) beyanı budur; yazılması mümkün olduğu kadardır.

Akıllılar insafa geldikleri takdirde, muhtemel ki, bu mânâyı kabul ederler. Eğer kabul etmezlerse, gam çekmeye değmez. Zira, bahis dışıdırlar. Zira, bu beyana, akla yatan mukaddimeler derc edilmiştir.

Eğer bu mektubun mütalaasında Seyyid mir Şemseddin ile olursanız, yerinde olur.

***

Yazmışsınız ki,

– Mektubatın üçüncü cildini toplamaya başladık.

Dilediğiniz şekilde yapabilirsiniz. Zira, ehlullah bir şeyde yarar gördü mü, o şeyin mübarek olması muhtemeldir.

Bu işi, adı geçen Mir'e havale ederseniz, müteaddid nüshalar halinde yapsın; bir nüshasını da Serhend'e yollasın; asıllarını da saklasın; onlara ihtiyaç duyabilir.

***

Fakir, kalmanızla sefere çıkmanız için mütahayyir bulunmaktadır. Bu cihetten de sizinle mülakatı istemektedir.

Sefere çıkmanız için, dudaklarını oynatamıyor; aynı şekilde orada kalmanız için delâlete de güçlü değil. Şu korkudan ki, kalmanız, büyük bir topluluğun yararına olacak işleri kaçırmak olacaktır.

Şayet sefere çıkarsanız, Hâce Muhammed Paşim'i yollayınız. Bir müddet sohbette olup bazı ilimleri ve maarifi elde etsin. Kendisi, kabiliyetli bir genç görülmektedir.

Adı geçen sizin terbiyenizde büyümüş ve zevkinizi de anlamıştır. Bu bakımdan yerinde olur ki, bazı sorulan kendisine havale edesiniz; cevaplarını alıp size ulaştıra...

Vesselâm.