MEVZUU:

Halkın ezasına tahammül etmeye teşvik.

NOT:

İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Şeyh Muhibbüllah Mankpuri'ye yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm, Allah'ın Resulüne. Sizlere dahi dualarımı bildiririm.

Seyyid Mir Muhibbüllah kardeşimden gelen mübarek mektubun ulaştığını bildirmek isterim.

Çokça ferah ve sürür getirdi.

Mutlaka, halkın ezasına dayanmak gerek. Akrabaların cefasından kaçmak olmaz. Allahu Teâlâ, Habibine emrederek şöyle buyurdu:

– "Resullerden ulü'l-azim olanların sabrettiği gibi sabreyle... Onlara (azab için) acele etme." (46/35)

Bu makamın sükûnetindeki tuz, bu eza ve cefadır. Halbuki, siz bu tuzdan kaçmak istiyorsunuz.

Evet, şekere alışan tuza takat getiremez. Ne yapalım?

Bir şiir:

Hiç doğru değil, aşıktan naz gelmesi;
Olunca sevilen âlem sevgilisi...

***

Yine o mektuba yazmışsınız ki:

– İcazet olursa, İlâhabad'da bir yer bulayım.

Bir yer gösteriniz ki, oraya gidesiniz ve halkın ifrat derecedeki cefasından kurtulasınız. Amma bu, ruhsat yoludur. Azimet yolu ise, ezaya sabır ve tahammüldür.

***

Sizin de malumunuz olduğu üzere, bugünlerde Fakir'e zaaf geldi. Bunun için cümleleri kısa kestik.

Vesselâm.