MEVZUU:
"Kullarım, sana benden sorarlarsa..." (2/186), mealine gelen ayet-i kerimenin tefsiri.
NOT:
İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Seyyid Muhammed Nu'man'a yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun... Onun seçmiş olduğu kullarına da selâm. Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
– "Kullarım, sana benden sorarlarsa, ben yakınım." (2/186)
Sübhan Hakkın yakınlığı, her ne kadar keyfiyeti ve misliyeti yok ise de; lâkin burada vehmin yeri vardır. Vehim kavramı ve hayal dairesi dışında kalan, Yüce Hakkın akrebiyetidir. (Yani pek çok yakınlığıdır)
Bu mânâdan ötürüdür ki, âlemin yakınlığı çoktur; amma alemin akrebiyeti, (pek yakınlığı) azdan da azdır.
Yakınlık nihayeti, ittihad husulüdür (birleşmenin hâsıl olmasıdır); isterse bu ittihat mücerred tevehhüm (soyut evham) olsun. Amma akrebiyet (pek yakınlık) ancak ittihadı da (birleşmeyi de) aştıktan sonradır.
Durum anlatıldığı gibidir; isterse akıl, yakınlık canibinde kendisine pek yakın olanı uzak görsün. Bu da, aklın görüş kusurundandır. Uzak görmeyi âdet edindiğinden, kendisine pek yakın olanı bulamaz.
Vesselâm.