MEVZUU:

Namazda tazarru (yakarış), zikir, Kur'an okumak ve kunutu (kıraeti, dolayısıyla kıyamı) uzatmanın faydaları.

NOT:

İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Seyyid Mir Muhammed Nu'man'a yazmıştır.

***

Allah'a hamd olsun. Selâm olsun onun seçmiş olduğu kullarına... Maden-i siyâdet (seyyidlik kaynağı, madeni) kardeşimden gelen mektup ulaştı. Sürûr getirdi. Şöyle yazmışsın:

– Duâ, tazarru, Hazret-i Hakka devamlı iltica, zikir mi daha faziletlidir; yoksa bütününe karışık, zikir mi?. Derim ki:

– Mutlak zikir gerek. Her ne şey ki onunla içtima eder; o devlettir. Vüsul medarını zikir üzerine va'z etmişlerdir. Onun gayrı şeyler ise.. onun semereleri ve neticeleridir.

***

Sormuşsunuz ki:

– Şu üç şeyin hangisi daha faziletlidir:

a) Nefy ve isbat (Lâ ilahe illallah)..
b) Kur'an okumak..
c) Kunutu uzatarak namaz kılmak..

Bilesin ki,

Nefy ve isbat, namazın şartı olan abdest gibidir. Abdest olmadığı takdirde, namaza başlamak, sahih olmaz.

Aynı şekilde farzlar, vacipler ve sünnetler hariç olmak üzere; nefy ve isbat muamelesi tamam olmadıkça, her amel malâyani (faydasız, boş işler) kısmına dahildir.

Yerinde olur ki, öncelikle maraz izale edile (hastalık giderile)... Bu izale işi de, nefy ve isbata bağlıdır. Bundan sonra, ibadet ve başka hasenat ile iştigal edilir. Ki bunlar bedene yararlı gıda gibidir. Marazın zevalinden (hastalığın iyileşmesinden) önce alınan her gıda, fasit ve müfsittir (bozuk ve bozucudur).

Bir mısra:

Her ne alırsa illetli, olur illet.

Bu muamelenin tamam olduğunun taayyünü (meydana çıkması) gerekmez.. Zira, o haletin kendisi tamam olduğunu söyler.

***

Yazmışsınız ki:

– Üçüncü cilt kimin ismine tescil edilecek?

Zahir o ki, Fakir daha önce yazmıştım: O sizin isminize tescil edilecek. Şu andaki mektubunuzun cevabında da söz yine budur. Ona sizden daha değerli ve haklı kim var ki? Şöyle demek mümkündür:

– Kalbin meyli, daima zatınızadır.

Egre'de oturmanızın manası malum değildir. Her ne kadar civarda olsa dahi, madem ki mülakattan hali (yüz yüze görüşmeden uzak) durumdadır; itibardan düşüktür.

Fakir için orada oturmanız yerinde değil. Fakir'i, Erhamü'r-Rahimin'e ısmarlayıp vatana teveccüh ediniz. Böylece, oradaki müştakları da mesrur kılınız (iştiyak duyanları sevindiriniz).

Eğer kalbinizde, orada kalmanın bir diğer yüzü var ise, o başka iştir.

Muhammed Emin'in validesi, ismet ve iffete sahip olmakla muvaffak olsun. Rüyasını yazdığı uzun mektubu mütalaa ettim. Her ne kadar onda, ürkütücü ve keder verici şeyler olsa da, lâkin o hayırdır. Sonunda, onlardan her birinin hayra çevrilme ümidi vardır. Bu gibi rüyalara dikkat etmelidir. Kusurları dahi, tevbe istiğfarla telâfiye çalışmalıdır.

Bilmeli ki: Dünya metaı, onun fani müzahrefatı hiçbir şeydir. Akıllı olan ona meftun ve mübtelâ olmaz. (Dünya malının, onun daima değişen ve yok olan ziynetlerinin, dışı süslü içi pis şeylerinin hiç bir değeri yoktur. Akıllı olan onun fitne ve belasına düşmez.)

Ahiret halleri, göz önünde tutulmalı ve zikirle meşgul olmalıdır.

Neden dolayı zikirde tam bir lezzet husulü ve nazarda eşyanın zuhuru gerekli olsun? Zira böyle şeyler oyun ve oyalanmaya dahildir. Elbette, her ne kadar zikirde meşakkat bulunur ise.. o miktar daha faziletli ve daha faydalı olur.

Beş vakit namazları edâ ettikten sonra, vakitleri şânı yüce Allah'ın zikri ile mâmur eylemek gerek. Zikir lezzeti ile muattal (atıl, boş) olmak değil.

Ona düşer ki, hizmetiniz için rızanızı almayı bir ganimet bile. Size de düşer ki, ona rıfk ile muamele ederek tarafınıza cezb edesiniz;

Vesselâm.