MEVZUU:
a) "Ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılacaktır" manasına
gelen hadis-i şerifi üzerine sorulan suale cevaptır.
b) Erbab-ı Fakrin derecesi.
NOT:
İmam-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Molla İbrahim'e yazmıştır.
***
Bilinmesi yerinde olur ki;
Resulullah (ﷺ) Efendimizin:
– "Ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılacaktır... Onların hepsi ateştedir; biri müstesna..."
Hadis-i şerifi ile anlatılan zümrelerin ateşe girmelerinden, orada bir müddet kalmaları murad edilmiştir.
Sonsuz olarak orada kalıp azap görecekleri mânâsına gelmez. Zira, böyle bir şey, imana münafi olup küffara mahsustur.
Bu babda netice söz şu ki:
– Onların ateşe girmelerine sebep olan kötü itikadları olduğuna göre; zaruri olarak hepsi oraya girecektir. İtikadlarının habâseti (kötülüğü) nisbetinde orada azap göreceklerdir.
Amma, müstesna tutulan fırka böyle değildir. Bunların itikadı, cehennem azabından necat bulmayı muciptir; felah bulmalarına sebeptir. Lâkin, bunlardan bazıları kötü amel irtikab eder de, tevbe veya şefaatle affa uğramaz ise, câizdir ki, günahı kadar ateşte azap oluna. Böylece, cehenneme duhulü de tahakkuk ede...
Lâkin, sair fırkalar hakkında cehennem ateşine girmek, bütün fertlerine şamildir; isterse orada daimi kalmak olmasın.
Fırka-i naciyede ise, bu mânâ, onların bazı masiyet irtikab eden kimselerine mahsustur.
Üstte anlatılan hadis-i şerifte:
– "Hepsi..."(Küllühum)"
Tabiri, bu beyana işarettir. Nitekim, bu mânâ gizli değildir.
Bu bid'atçı fırkalar, ehl-i kıbleden olmaları dolayısı ile; dinen zaruri olan işleri inkâr etmedikleri süre, kendilerini tekfir etmeye cür'et yerinde değildir. Tevatüren sabit olan şer'i hükümleri reddetmedikleri, zaruri olarak, dini işlerden geldikleri bilinen şeyleri kabul ettikleri takdirde, onlar kâfir görülmezler. Bu mânâda, ulema şöyle dedi:
– Bir meselede, küfrü gerektiren doksan dokuz yön olsa da, bir yönde küfrü nefyetse; yerinde olur ki, bu küfrü nefyeden yön tutula... Küfürle hüküm verilmeye...
En iyisini Sübhan Allah bilir ve en sağlamı onun kelâmıdır.
***
Şunun da bilinmesi yerinde olur ki;
– "Bu ümmetin fukarası, zenginlerden yarım gün evvel cennete gireceklerdir..."
Hadis-i şerifinde geçen:
– "Yarım gün..."
Mânâsı ki, bundan murad; dünya senelerinden beş yüz senedir. Zira, Allah katında bir gün, bin senedir. Bu mânâda, bir âyeti kerime şöyledir:
– "Rabbin katında bir gün, sene saydıklarınızdan bin sene gibidir." (22/47)
Anlattığımız mânâya da şahittir.
Bu müddetin takdiri de şânı büyük Allah'ın ilmine bırakılmıştır. Orada; ne gece, ne gündüz, ne sene, ne de ay vardır. Yani bilinen mânâda..
Bu hadis-i şerifte geçen:
– "Fakir..."
Tabirinden murad ise, o sabırlı fakirdir ki, şeriat hükümlerine tutunur; şeriatın yasak ettiği şeylerden dahi kaçınır.
Fakrin dereceleri ve mertebeleri vardır ki; onların bazısı bazısından üstündür. Onun en yüksek mertebesi ise, fena makamında tasavvur edilir. Ki bu fena makamında, Sübhan Hakkın gayrı muzmahil ve mütelaşi (yok) olup unutulmuştur.
Bir kimse, fakrin bütün mertebelerini câmi olur (kendisinde bulundurur) ise, bazısında tahakkuk edip bazısında tahakkuk etmeyenden daha faziletlidir.
Bir kimsede, fena ile fakrin zahiri de var ise o kimse, zahiri fakr olmayıp kendisinde yalnız fena olandan daha faziletlidir.
Bu mânâları anla..