MEVZUU:

a) Kalbin ve nefsin Fenâsı.
b) Husuli ve huzuri ilmin zevali.

NOT:

İmâm-ı Rabbânî Hz. bu mektubu, Fakir Muhammed Haşim Keşmiri'ye yazmıştır.

***

Fenâ, Sunan Hakkın masivasını unutmaktan ibarettir. Yüce Hakkın masivası ise, iki kısımdır:

a) Afaki...
b) Enfüsi...

Afaki olanları unutmak, afaka nisbet edilen husuli ilimlerin zevalinden ibarettir.

Enfüsi olanları unutmak ise, enfüse nisbet edilen huzuri ilimlerin zevalinden ibarettir.

Zira, husuli ilim afaka taalluk eder; huzuri ilim ise, enfüse taalluk eder.

Husuli ilmin zevali mutlaktır; isterse zor olsun. Zira o, evliyânın nasibidir. Huzuri ilmin zevaline gelince, cidden pek zordur. Zira o, evliyâdan pek kâmil olanların nasibidir. O kadar ki, bunun olmasına cevaz vermek, hatta tasavvur etmek; akıl erbabının pek çoğu katında muhaldir. Şu kanaatlardan ötürü ki:

– İdrak edilenin, idrak edenin yanında olmayışı, safsatadır.

Zira, onlara göre, bir şeyin kendi özünde hazır olması zaruri bir mânâdır. Yine onlara göre göz açıp kapayacak kadar az bir zaman için olsa dahi, huzuri ilmin zevali caiz değildir. Bu ilmin mutlak zevali şöyle dursun; hem de hiçbir şekilde geri dönmeyecek mânâda...

Husuli ilme bağlanan birinci olarak anlatılan unutmak; kalbin Fenâ bulmasına taalluk etmektedir.

Huzuri ilme nisbet edilen ikinci olarak anlatılan unutmak ise, nefsin Fenâ bulmasını gerektirir. Ki bu, daha tamam ve ekmeldir. Bu yerde, Fenânın hakikati ise budur. Birinci Fenâ buna nisbetle suret ve ona zıll gibidir.

Zira, husuli ilim, hakikatta, huzuri ilmin zıllıdır. Onun Fenâsı dahi, zaruri olarak, bunun zıllının Fenâsı olur.

İş bu Fenânın husulü iledir ki, nefsin, itminan makamında istikrar bulur; Sübhan Hak'tan razı olur. Yüce Hakkın dahi rızasına kavuşmuş olur.

Bekâ ve rücu'dan sonra; tekmil ve irşad makamı ona taalluk eder. Dört tabiat unsurları ile de, cihad ve gaza kendisine müyesser olur. Bu tabiat unsurları muhtelif olup, beden erkânı sayılır. Bunlardan her biri, diğerinin iktiza etmediği şeyi iktiza eder; diğerinin hilâfına, bir başka şeyi ister. '

Burada elde edilmesi gereken devlet, letaiften birine dahi müyesser değildir.

Halbuki o itminana varan nefsin, kendi siyaseti ile ateş unsurundan neş'et eden iblisi enaniyeti ıslah eder.

Şehvet ve gazap kuvvesine ve behaimin ve hayvanatın da müşterek olduğu kötü sıfatlara onun iyi terbiyesi ile itidale gelir.

Sübhanellah... Letaifin şerri, onun hayrı olur. Bu mânâda, Resulullah (ﷺ) Efendimiz şöyle buyurdu:

– "Fakih (nefsin terbiyesinde inceliklere vakıf) olurlarsa, cahiliyet devrinde hayırlınız, İslâm dinine girdikten sonra da hayırlınızdır."

***

BİR TENBİH

Masivanın unutulmasına alâmet odur ki, kalbde onun huzuru olmaya...

Alimin kendisine olan huzuri ilmin zevaline alâmet ise, şudur: Aynı ve eseri olarak, alimin tamamen yok olmasıdır. Böyle olması gerekir ki, ilmin ve malumun, ondan zeval bulduğu tasavvur edile... Zira o yerde, ilim ve malum, alimin kendisidir. Alimin kendisi zeval bulmadıkça, ilim ve malum ondan zeval bulmaz.

Birinci fenâ, afakın fenâsıdır.

İkinci fenâ ise, enfüsün fenâsı olup, fenânın hakikatidir.