MEVZUU:
Rüya tabiri.
NOT:
İmâm-ı Rabbanî Hz. bu mektubu, Hâce Cemaleddin Hüseyin'e yazmıştır.
***
Allah'a hamd olsun. Onun Resulüne dahi salât ve selâm. Sizlere de dualar ederim.
Pek değerli oğlumun malumu olsun ki, göndermiş olduğu mübarek mektup ulaştı.
Maddî ve manevî birliği, sıhhat ve afiyet haberini tazammun ettiğinden; ferah ve sürûr verdi.
***
Tabirini talep ederek yazdığın rüya şöyle:
– Bir gün ben abdest alıyordum. Bana baygınlık geldi; düşmüşüm. Ruh bedenimden çıkmış gibi bir hale geldim. Ayıldığım zaman, güneş gibi parlayan bir nur gördüm. Gayet lâtif olarak beni kapladı. Tıpkı bir şahıs sevdiğini görünce, onun cemalinin şuâlarında kaybolduğu gibi. Bu durumda ondan yana ne bir nâm kalır; ne de nişan.
Oğluma açık bir şekilde malum olsun ki;
İnsan, meşhur olan yedi latifeden mürekkeptir. Her latifenin de kendine has bir muamelesi vardır. Ona mahsus olan haller ve vecidler vardır.
Oğlumun halleri ve zevkleri şu anda kalb latifesine taalluk etmektedir; kalb latifesi telvinatı ile mütelevvin (halleri ile hallenmiş - boyaları ile boyanmış) bulunmaktadır. Şu anda da bu kuvvetli varidat ruhunun latifesine gelmiş ve onu tasarrufu altına almıştır. Zira:
– "Bir karyeye melikler gerince, orayı ifsad edip, aziz ehlini zelil ederler." (27/34)
Âyet-i kerimesindeki mânâ sarihtir.
İdrakin ve şuûrun menşei olan ruh mağlup olunca, o zamanın hasılatı baygınlık olur. Bu vakitte sana ait muamele dahi, ruh latifesine taalluk eder.
Bugünkü halkada bir nevi imdad ve muâvenet vâki oldu. Yani bu nisbetin tekmili hakkında. Bunun tesiri dahi müşahede edildi. Şu da malum oldu ki, o tesir için bir vüs'at (genişlik) hasıl oldu... Amma henüz o, sirâyet sadedindedir. Allahu Teâlâ onun itmamını (tamamlanmasını) nasip eylesin.
***
Yazdığın ikinci rüyaya gelelim. Yazmışsın ki:
– Gördüm ki, Süreyya Yıldızı ile Benat-ı naaş (Büyükayı yıldız kümesi) evimde karşılaştı.
Bu rüyanın tâbiri de, birinci rüyanın tâbirine uyar. Şunun için ki: Kalb nisbeti ile, ruh nisbeti bir araya gelmiştir. Yani yıldızlardan anlatılan iki kısmın karşılaşması ile... Şöyle ki:
Süreyya Yıldızı'nda yıldızların intizâmı vardır; bunun için de kalbe uygun düşer. Benat-ı naaşta dahi, intişar (yayılma) vardır. Bu da ruha münasiptir.
İkinci rüyanın, birinci rüyadan sonra zuhura gelmesi sahihtir ve iki nisbetin içtimaına (toplanmasına) delildir. Önce zuhur etmiş olsa dahi yine sahihtir. Zira, nisbet hasıl olur amma, zuhur olmaz...
Bu durumda, sana önce o nisbetin husulü gösterilmiş; sonra da ikinci rüya ile zuhura gelmiş.
Doğruyu en iyi bilen Sübhan Allah'tır.
Bir âyet-i kerime meali:
– "Sübhansın (Allah'ım), senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur." (2/32)