ELLİÜÇÜNCÜ MEKTÛB

Bu mektup, yine Nakip yani Diyanet İşleri reisi Seyyid Şeyh Ferid’e yazılmıştır. Âlimlerin birbirleri ile birleşmemesinin ortalığı karıştıracağını bildirmektedir:

Allahü teâlâ sizi, mübarek babalarınızın yolundan ayırmasın! İşitiyoruz ki temiz kalbiniz Müslümanlığa elverişli olduğu için, dinini seven âlimlerden dördünü seçerek yanınızda bulunmalarını ve İslamiyet’in emirlerini bildirmelerini, böylece İslamiyet’e uymayan bir şeyin yapılmamasını arzu buyurmuşsunuz. Bu habere şükürler olsun! Müslümanlara bundan daha büyük ne müjde olur? Kalpleri yanık olanlara bundan daha tatlı ne haber olur? Fakir [yani İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”], bu hayırlı işin yaptırılması için yanınıza gelmek istemiş ve geleceğimi birkaç kere yazmıştım. Bunun için şimdi de bir şeyler yazmaktan kendimi tutamıyorum. Lütfen kusura bakmayınız! (Maksat sahibi olan, deli gibidir) demişlerdir. Size arz etmek istediğim en mühim şey şudur ki; din adamları içinde mevki, maaş arzusunda olmayan, yalnız İslamiyet’in yayılması ve yalnız İslamiyet’in kuvvetlenmesi için uğraşan hemen hemen yok gibi olmuştur.

Mevki almak, sandalye kapmak arzusu araya karışınca din adamlarından her biri ayrı yol tutup kendi üstünlüğünü göstermek ister. Birbirinin sözlerini beğenmez olurlar. Bu suretle gözünüze girmeye çalışırlar. Maalesef din işi ikinci derecede kalır. Geçen senelerde Müslümanların başına çöken her bela, din adamı geçinen kimseler tarafından geldi.

Müslümanlar, şimdi de böyle beladan korkmaktayız. Dinin ilerlemesi nerede? Yine yıkılmasından endişe duyuyoruz. Allahü teâlâ Müslümanları bu sahte din adamlarının şerrinden korusun! Dinini seven bir âlim bulup seçmeniz yetişir ve büyük bir nimet olur. Çünkü ahireti düşünen âlimin sözleri, yazıları; aklı, vicdanı olan herkesi yola getirir. Kalplere tesir eder. Fakat şimdi böyle bir âlim nerede? Bunu bulamazsanız diğerleri içinden zararı en az olanı bulmaya çalışınız. (Bir şeyin hepsi ele geçmezse, hepsini de elden kaçırmamalıdır) sözü meşhurdur.

Ne yazacağımı şaşırıyorum. İnsanların saadeti âlimlerin elinde olduğu gibi; insanları felakete, Cehennem'e sürükleyenler de din adamı şeklinde görünen din düşmanlarıdır. Din adamlarının iyisi, insanların en iyisidir. Dini dünya isteklerine alet eden, herkesin imanını bozan din adamı da dünyanın en kötüsüdür. İnsanların saadeti ve felaketi, doğru yola gelmesi ve yoldan çıkmaları din adamlarının elindedir. Büyüklerden biri şeytanı boş oturuyor görüp sebebini sormuş. Şeytan demiş ki: (Bu zamanın din adamları bizim işimizi görüyor. İnsanları yoldan çıkarmak için bize iş bırakmıyorlar).

Farsça beyit tercümesi:
Din adamı görünüp dünya toplayan kimse,
Kendi sapıtmış yolu, gayrıya nasıl göstere?

Bunun için çok düşünerek hareket ediniz! Fırsat elden çıkınca bir daha gelmez. Size fikir vermeye utanmam lazım idi; fakat bu mektubumu kıyamette kurtulmaya senet bilerek yazdım. Vesselam.


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi