ALTMIŞBEŞİNCİ MEKTÛB

"Bu mektup, Han-ı Azam’a yazılmıştır. Müslümanlığın bugünkü hâline ve Müslümanların çektiği sıkıntılara teessüf etmektedir:

Allahü teâlâ kuvvetinizi artırsın. O’nun dinini yükseltmek için din düşmanları ile olan mücadelelerinizde yardımcınız olsun. Muhbir-i sadık “aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ” buyurdu ki: (İslamiyet garip, kimsesiz olarak başladı. Son zamanlarda, başladığı gibi garip olarak geri döner. Garip olan Müslümanlara müjdeler olsun!)

Bundan önceki hükûmet zamanında [Ekber Şah zamanında] Müslümanlar o kadar garip olmuştu ki kâfirler açıkça Müslümanlığı kötülüyor, Müslümanlarla alay ediyorlardı. Dinsizliklerini, ahlaksızlıklarını sıkılmadan açıklıyordu. Çarşıda, pazarda kâfirleri ve dinsizliği övüyorlardı. Müslümanların, Allahü teâlânın emirlerinden birçoklarını yapması [söylemesi ve yazması] yasak edilmişti. İbadet edenler, İslamiyet’e uyanlar ayıplanıyor ve kötüleniyordu.

Peri yanaklarını saklamış, şeytan naz ediyor,
Şaşırdım kaldım, hayretten aklım gidiyor.

Sübhanallah! Ya Rabbi, sana hamd ederim! (İslamiyet kılıcın altındadır) buyuruldu. Bu şerefli dinin parlaklığı hükûmet reislerine bağlı kılındı. Hâlbuki iş tersine dönmüş; devlet, hükûmet İslamiyet’i yıkmaya uğraşıyordu. Bu hâle yazıklar olsun, teessüfler olsun, pişmanlıklar olsun! Sizin mübarek varlığınızı Cenab-ı Hakk’ın büyük nimeti biliyoruz. Din düşmanlarının hücumları karşısında perişan olan müminleri kanadı altında koruyacak, sizden başka bir kahraman bilmiyoruz. Allahü teâlâ sevgili Peygamberi ve O’nun Ehl-i beyti “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât vettehıyyât ve’l-berekât” hürmetine kuvvetinizi artırsın! Yardımcınız olsun! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kimseye deli denmedikçe onun imanı tamam olmaz!)

Bu zamanda İslam sevgisinin, İslam gayretinin alameti olan bu cünun [delilik], sizin temiz ruhunuzda görülmektedir. Bu nimeti veren Allahü teâlâya hamd olsun! Bugün öyle bir gündür ki az bir hareket [bir söz, bir yazı] hemen kabul olunup pek çok sevap verilir. Ashab-ı Kehf’in “rh.a.im” bu kadar kıymet ve şöhret kazanmasının sebebi yalnız hicret etmeleri idi. Düşman saldırdığı zaman süvarilerin az bir hareketi çok kıymetli olur. Sulh zamanında pek ince, güç talimleri bu kıymeti alamaz.

Bugün sizin söz ile yaptığınız cihat, cihat-ı ekberdir. Size nasip olan bu nimetin kıymetini biliniz. Var kuvvetiniz ile din düşmanlarını rezil edip [İslamiyet’in emirlerinin yapılmasına, haramların çirkinliğinin, zararlarının anlaşılarak kaçınılmasına], hakkı söylemeye çalışınız! Bu söz ile [ve kalem ile] olan cihadı [top ile] kılıç ile olan cihattan daha kârlı biliniz! Bizim gibi eli yazmaz, dili söylemez zavallılar bu nimetten mahrumuz.

Nimete kavuşanlara, nimetler afiyet olsun,
Zavallı âşık da birkaç damla ile doysun!

Aranan hazinenin yolunu gösterdim sana,
Belki sen kavuşursun, biz varamadıksa da!

Hâce-i Ahrâr [Ubeydullah-ı Taşkendî] “kuddise sirruh” buyurdu ki: “Eğer şeyhlik yapsaydım, hiçbir şeyh bir yerde bir mürid bulamazdı. Fakat bana başka vazife verildi. O vazife de İslamiyet’i yaymak ve İslamiyet’i kuvvetlendirmektir.” Bunun için sultanlara [devlet reislerine, mebuslara] gidip nasihat verirdi. Tesirli sözleri ile hepsini doğru yola getirirdi. Onlar vasıtası ile İslamiyet’i yayardı. Allahü teâlâ büyüklerimize olan sevginiz ve saygınız hürmetine sözlerinize tesir ihsan etmiş, dine olan bağlılığınızı arkadaşlarınıza heybetli olarak göstermiştir. O hâlde hiç olmazsa Müslümanlar arasına yayılmış, adet hâline gelmiş olan kâfirlerin adetlerinin [bayramları, Noel geceleri, dansları, baloları, erkek-kadın bir arada oturmaları] Müslümanlar arasından kaldırılması için çalışmanızı; Müslüman evlatlarını kâfirlere mahsus olan bu gibi çirkin şeylerden korumanızı istirham ederim.

Allahü teâlâ bizim tarafımızdan ve bütün Müslümanlar tarafından size bol bol mükâfat versin! Bundan önceki hükûmet zamanında İslamiyet’e karşı açıkça düşmanlık vardı. Şimdi böyle düşmanlık, öyle kin ve inat görülmüyor. Bazı kusurlar varsa da inat ile değil, bilinmediği içindir. Bugün Müslümanlar da kâfirler gibi serbest konuşabilmekte, onlardaki hürriyete kavuşmaktadır. Kâfirlerin kazanmaması, eski kin ve düşmanlığın başımıza gelmemesi, Müslümanların zulüm ve işkenceye düşmemesi için dua edelim ve uyanalım. Din düşmanlarına fırsat vermeyelim.

İmanıma saldırdıklarından, söğüt yaprağı gibi titriyorum!

Allahü teâlâ bizi ve sizi Peygamberlerin efendisinin “aleyhi ve alâ âlihissalevât” yolundan ayırmasın! Fakir, ani bir yolculukla buraya geldim. Size haber vermeden, birkaç hatıra yazıp bırakmadan ve kalbinizdeki size karşı olan sevgiyi bildirmeden ayrılmak istemedim. Peygamberimiz “aleyhissalâtü vesselâm” buyurdu ki: (Bir kimse din kardeşini seviyorsa, sevdiğini ona bildirsin!) Size ve doğru yolda bulunanların hepsine selam olsun!


Abdulkadir Akçiçek Tercümesi